[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 39 (1) }
| Devrimci BültenÝÇÝNDEKÝLER
  • AB’de Politik Kriz
  • Bolþevik-Leninist Strateji ve Taktiðin Bazý Sorunlarý Üzerine
  • AB Sorununda ML Tutum
  • “Portekiz Devrimi ve Çýkarýlmasý Gereken Dersler” Broþürüne Önsöz
  • Politika ve Sanat
  • Avrupa BD Þiarý Üzerine (LENÝN)
AVRUPA BÝRLÝÐÝ’NDE POLÝTÝK KRÝZ


“Avrupa Anayasasýnýn Saptanmasý Ýçin Antlaþma” nýn (bundan sonra “Anayasa”) Fransa’da ve Hollanda’da yapýlan referandumlarda reddedilmesi Avrupa Birliði’nde (AB) politik bir depreme, aðýr bir politik krize neden oldu. Kapitalist-emperyalist bir proje olarak AB’nin, en azýndan politik birlik olarak, geleceði tehlikeye girdi. Her ikisi de Avrupa Birliði’nin öncellerinden olan ve 1952 yýlýnda kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluðu’nun kurucu devletlerinden olan Fransa ve Hollanda’da, sýrasýyla %55 ve %62’lik gibi oy oranlarýyla Avrupa Anayasasý’na “hayýr” çýkmasý, AB’nin hem politik ve hukuksal entegrasyon sürecine hem de ekonomik entegrasyon sürecine indirilmiþ aðýr bir darbe oldu. Her iki ülkedeki seçmenler, “hayýr” oyu kullananlarýn gerekçelerindeki büyük farklýlýklara karþýn, Avrupa Birliði’nin entegrasyon sürecine acý bir fren yaptýrdý.

Önde gelen Avrupalý burjuva politikacýlar, her iki ülkede de “hayýr” oyunun çýkmasýnýn Avrupa Birliði projesinin geliþimi hakkýnda soru iþaretleri olduðunu gösterdiðini (Fransa Devlet Baþkaný Jacques Chirac), Avrupa’nýn gelecekte gideceði yön bakýmýndan büyük sorunlar ortaya çýkardýðýný (Büyük Britanya Dýþiþleri Bakaný Jack Straw) vb. açýkladýlar. AB Dönem Baþkaný Lüksemburg Baþbakaný Jean-Claude Juncker, AB’nin artýk insanlarýn rüyalarýný süslemediðini ve insanlarýn AB’yi bugünkü durumuyla sevmediklerini açýkladý.

AB’nin önde gelen kimi politik temsilcileri, AB’nin 450 milyonu bulan nüfusunun yaklaþýk olarak %49’unun Anayasayý kabul etmiþ olmasýyla avunduklarý gibi, Anayasayý onaylama sürecinin sürdürülmesi gerektiðini de savunuyorlar. Jean-Claude Juncker’a göre, Fransa ve Hollanda’daki sonuçlardan sonra anayasa onay sürecinin sürdürülmesi, siyasi açýdan dürüst olmamasýna karþýn, demokratik açýdan gereklidir. Fransa ve Hollanda dýþýndaki devletlerde Anayasa referanduma sunulmadý, buna cesaret bile edilmedi ve Anayasa on ülkede parlamentolarda onaylandý.

Referandum, ayný zamanda, herhangi bir ülkedeki seçmen davranýþýnýn diðer ülkelerdeki seçmen davranýþlarý tarafýndan etkilenebileceðini de gösterdi. Fransa’da seçmen çoðunluðunun “hayýr” oyu kullanmasý Hollanda’da seçmen davranýþýný etkilemiþ görünüyor. Fransa’daki referanduma kadar %59 dolayýnda olan “hayýr” oyu Hollanda’da %62’yi buldu. Bu, diðer þeylerin yaný sýra, politik etki olgusunun ulus-devlet sýnýrlarýný aþan uluslararasý bir olgu olarak daha yakýndan incelenmesi gerektiðini de gösterdi. Avrupa Birliði’ne iliþkin sorunlar söz konusu olduðunda düþük ilgi ve Avrupa Parlamentosu seçimlerine düþük katýlým düzeyiyle dikkat çeken ve referandum geleneði olmayan Hollanda’da referanduma katýlým oranýnýn %62 olmasý son derece dikkat çekici bir olgu. (Fransa’da katýlma oraný %75 dolayýnda.) Hollanda yasalarýna göre referandumun politik karar alma sürecinde baðlayýcýlýðý yoktur ve parlamentonun Anayasayý onaylama yetkisi vardýr. Parlamentoda temsil edilen ve “evet” kampanyasý yürüten politik partiler, hem demokratik görünümü sürdürmek açýsýndan hem de halkýn tepkisinden çekindiklerinden, referandum yapýlmadan önce, “hayýr” sonucunun çýkmasý durumunda halkýn tercihine saygý duyacaklarýný ve parlamentodaki oylamada ona göre davranacaklarýný açýkladýlar.

Referandum sonuçlarý, ayný zamanda, burjuva politik partiler ve politikacýlarla seçmenler arasýnda politik temsil sorunu olduðunu da gösterdi. Ocak 2005’te Avrupa Parlamentosu’nda (AP) yapýlan oylamada, 137 ret oyuna karþý 500 dolayýnda oyla onaylanmasýna karþýn (AP’de 732 parlamenter vardýr), özellikle Fransa devleti gibi AB’nin önder devletlerinden olan bir devlette Anayasa’nýn reddedilmesi yalnýzca Fransa sýnýrlarýný deðil, AB sýnýrlarýný aþan uluslararasý politik bir etki yaptý ve yapmaya da devam edecektir. Hollanda parlamentosunda parlamenterlerin %85’i Anayasa’nýn kabul edilmesinden yana oy kullanýrken, oy kullanan seçmenlerin %62’sinin “hayýr” oyu kullanmasý, gerek ulusal düzeydeki parlamentolarýn gerekse Avrupa Parlamentosu’nun temsil yeteneklerinin, yani burjuva nitelikli temsili demokrasinin zayýflýðýnýn çarpýcý bir göstergesidir.

Referandum sonuçlarý kapitalist parlamenter demokrasiye de aðýr bir darbe oldu. Referandum, burjuva parti politikasýyla çeþitli toplumsal sýnýf ve katmanlardan oluþan seçmenler arasýndaki uzaklýðýn ortaya çýkmasý konusunda iyi bir politik araç oldu. Elli küsur yýldan bu yana süre gelen Avrupa entegrasyon sürecinde iþçi sýnýfýný ve diðer çalýþan sýnýf ve katmanlarý pek hesaba katmayan politik ve ekonomik iktidar sahipleri, özellikle de politik seçkinler katmaný, küstahlýklarýnýn da cezasýný çektiler. Politik seçkinler katmaný, küstahça bir kendine aþýrý güven duygusuyla, anayasayý büyük bir çoðunlukla kabul ettirebileceklerini varsaydýlar. Referandum sonucu gösterdi ki, sýradan Avrupalý kendi yaþamýný dolaysýz olarak ilgilendiren kararlarýn kendisine yakýn bir çevrede alýnmasý gerektiði eðilimindedir. Korkuya kapýlan politik otoriteler, kimi ülkelerde referandum örgütlemeye cesaret edemiyorlar. Domino etkisinden korkuyorlar. Örneðin, 1 Temmuz 2005’te AB dönem baþkanlýðýný üstlenecek olan Büyük Britanya hükümeti referandum örgütlemeyi süresiz olarak erteledi.

“Hayýr” sonucunu deðerlendirirken , Anayasaya karþý oy kullananlarýn ideolojik-politik eðilimleri ve karþý oy kullanma gerekçeleri bakýmýndan aþýrý politik bir iyimserliðe kapýlmamak gerekir. Her iki ülkede de halkoylamasýnda “hayýr” oyu kullananlarýn hem ideolojik-politik eðilimleri hem de gerekçeleri büyük bir çeþitlilik göstermektedir. Genel olarak “sol” eðilimli ve “sað” eðilimli olanlardan, bilinçli olarak komünist, sosyal-demokrat, küçük-burjuva sosyalisti, kökten dinci Hýristiyan, faþist politik eðilime sahip olanlara kadar geniþ bir politik yelpazede farklý gerekçelerle “hayýr” oyu kullanýldý. “Hayýr” sonucunun çýkmasýnda dýþ politika unsurlarýnýn yaný sýra iç politika unsurlarý da önemli rol oynadý. “Hayýr” oyu verenler halkoylamasýný kötü ekonomik durumdan sorumlu tuttuklarý hükümetlerle hesaplaþma fýrsatý olarak deðerlendirdiler. Seçmenler burjuva hükümetleri cezalandýrdýlar. Euro’nun ortak para birimi olarak kabul edilmesinin neden olduðu satýn alma gücünde düþüþ, artan iþsizlik, genel olarak “refah devletinin” planlý ve sistemli olarak yýkýma uðratýlmasý, on yýllarýn sýnýf savaþýmý sürecinde kazanýlmýþ haklarýn geri alýnmasý, özel olarak bütçe açýklarýný AB’nin saptadýðý sýnýrlar içinde tutma gereði nedeniyle toplumsal harcamalarda yapýlan kýsýntýlar vb. nedenlerle alýþýlan yaþam düzeyinin düþeceði kaygýsý, burjuva politikacýlarýn halký adeta hesaba katmayan seçkinci ve küstahça davranýþlarý, AB’nin hýzlý olarak geniþlediði ve örneðin, Hollanda devletinin büyük AB üyeleri lehine güç kaybýna uðrayacaðý ve AB bürokrasisinin aþýrý yetkilere sahip olacaðý düþünü, diðer AB ülkelerinden gelen ucuz iþgücü nedeniyle iþsiz kalma korkusu (yalnýzca kapitalistler deðil, iþçiler de kendi aralarýnda rekabet ederler), “Avrupa kültürü”nün temeli olarak kabul edilen Yahudi-Hýristiyan geleneðinin anayasada belirtilmemiþ olmasý, Türkiye gibi nüfus bakýmýndan büyük ve büyük çoðunluðu Ýslam dinine baðlý nüfusa sahip olan bir ülkenin AB üyesi olma olasýlýðý vb. nedenler halkoylamalarýnda “hayýr” oyu çýkmasýnda rol oynayan baþlýca etmenler olarak sayýlabilir. Vurgulanmalýdýr ki, “hayýr” oyu kullananlarýn büyük çoðunluðu kapitalist-emperyalist bir proje olarak AB’ye karþý olduklarýndan ya da sol politik eðilime sahip olduklarýndan dolayý yapmadýlar bunu. Özetlersek, yakýn ekonomik, sosyal ve politik çýkarlarýnýn zarar görebileceði kaygýsý, ulusal içe kapmayý da içeren,ulusalcýlýk, ulus devletlerin giderek artan sayýda yetkilerinin AB bürokrasisine aktarýlmasý ve politik iktidarýn Brüksel’de merkezileþmesi nedeniyle ulusal ve kültürel kimlik kaybýna uðrama korkusu, etno-merkezcilik gibi nedenlerle halkoylamasýna katýlanlarýn çoðunluðu “hayýr” oyu kullandýlar. Bugün kapitalist Avrupa Birliði’nin anayasasýna karþý olanlar, komünistleri dýþta tutacak olursak, verili bilinç durumunda, ayný gerekçelerle sosyalist bir Avrupa Birliði’nin anayasasýna da karþý oy kullanýrlar. Bu nedenledir ki, “hayýr” oyunun ifade ettiði bilincin niteliði doðru saptanmalý, bu bilincin asýl olarak burjuva bilinç olduðu gözden kaçýrýlmamalý ve halkçýlýða ve burjuva milliyetçiliðinin her türüne karþý uyanýk olunmalýdýr.

Aðýr bir politik kriz döneminden geçtiðine kuþku olmamasýna karþýn, AB’nin böylesi bir kriz durumu nedeniyle politik olarak çöktüðü ya da kýsa sürede çökeceði gibi bir saptamanýn yapýlmasý için henüz çok erken. 16-17 Haziran’da Brüksel’de yapýlacak AB zirvesinde devlet ve hükümet baþkanlarý aðýr kriz durumunu ve olasý çýkýþ yollarýný ele alacaklar. Kapitalist politikacýlar, AB’nin güncel politik krizini hafifletecek, onun vereceði zararý en aza indirecek, AB’nin varlýðýný tehdit edecek sonuçlara neden olmasýný engelleyecek çözümler bulabilecek kadar deneyimlidirler. Bunun için kimi politika araçlarý var ellerinde. Örneðin, varlýðý inkar edilmesine karþýn, anayasanýn reddedilmesi durumunda uygulamaya konulacaðý iddia edilen bir “B planýnýn” olduðu düþünülebilir ya da böylesi bir plan yapýlabilir. Anayasa metnine diyet yaptýrmak, kabul edilmesini önleyen öðelerinden onu arýndýrmak bir seçenek olabilir. Aþýrý kilolu bir anayasa yerine, AB içinde iþbirliðini daha iyi biçimde düzenlemek için en zorunlu anlaþmalarý içeren zayýflatýlmýþ bir anayasa metni hazýrlanabilir. Yürürlüðe girebilmesi için, anayasanýn 1 Kasým 2006 tarihine kadar ulusal parlamentolarda onaylanmasý gerekiyor. Tarihsel deneyim, ustalaþmýþ kapitalist politikacýlarýn ve yüksek bürokratlarýn, uygun politik ortamý hazýrlayýp yeni bir referandum örgütlemek de dahil, krizi atlatmak için bütün hünerlerini kullanacaklarýný gösteriyor. Ne var ki, 1 Kasým 2006’ya kadar zayýflatýlmýþ bir anayasanýn hazýrlanmasý ve bunun ulusal parlamentolarda onaylanmasý olanaksýzdýr.

Fransa ve Hollanda olmaksýzýn Anayasanýn yürürlüðe girmesi þansý yoktur. Avrupa Parlamentosunda sandalye sayýsýnýn saptanmasýný, Avrupa Komisyonunun örgütlenmesini, Bakanlar Konseyinde oy aðýrlýklarýnýn belirlenmesini, ortak bir Dýþiþleri Bakanlýðýnýn kurulmasýný vb. düzenleyen kimi anayasa hükümleri bütün üye devletlerin katýlýmýný gerektiriyor. 16-17 Haziran zirvesinde, diðer seçeneklerin yaný sýra, 2000 yýlýnda imzalanmýþ Nice Antlaþmasý’nýn içerdiði gibi, iç pazarýn iþlemesine zarar vermediði sürece, en az sekiz üye devletten oluþmak koþuluyla, devlet gruplarýnýn belli alanlarda varolan iþbirliðinden daha ileri gitmeleri yönünde karar ya da kararlar alýnabilir. Bu devletler, ”güçlendirilmiþ iþbirliði” adý altýnda AB Anayasasý’nýn içerdiði kimi hükümleri kabul edebilir ve uygulayabilirler.

16-17 Haziran zirvesinde ele alýnacak en önemli konulardan biri de genel olarak AB’nin geniþlemesi süreci, özel olarak da Türkiye’nin AB üyeliði konusu olacaktýr. Türkiye’nin AB üyeliði konusu, hem Fransa’da hem de Hollanda’da özellikle gerici ve ýrkçý politik güçlerin “hayýr” kampanyalarýnýn en önemli öðelerinden biri oldu. Fransa ve Hollanda’daki halkoylamasý sonuçlarý AB-Türkiye iliþkilerini daha hassas bir duruma getirdi. Türkiye’nin üye olmasýna karþý olan politik güçlerin elleri güçlendi. AB sözcüleri, genel olarak anayasanýn onay süreciyle, özel olarak da referandum sonuçlarýyla geniþleme sürecinin iliþkili olmadýðýný açýklamalarýna karþýn, bu iliþki, en azýndan her iki referandumun da gösterdiði gibi, AB’nin yetkili makamlarýnda olmasa bile “tabanda” kuruldu. Türkiye ile üyelik görüþmelerine baþlanmasý konusu, AB düzeyinde görüþ ayrýlýklarýna neden olan baþlýca konulardan biri. Kimi gerici politik partiler, örneðin Almanya’daki CDU/CSU ittifaký, Almanya’da referandum yapýlmamasýna karþýn, Türkiye ile AB arasýndaki üyelik görüþmelerine baþlanmasý konusunun gözden geçirilmesi isteminde bulundular. Hollanda Baþbakaný Balkenende ise, Türkiye ile üyelik görüþmeleriyle anayasanýn oylanmasý ve onaylanmasýnýn ayrý þeyler olduðunu vurguluyor. Benzeri yönde açýklamalar Ýtalyan ve Büyük Britanya hükümet sözcüleri tarafýndan da yapýldý. Referandum sonuçlarý karþýsýnda Türk devletinin dýþa yansýyan tutumu ise, sonuçlarýn AB-Türkiye iliþkileri bakýmýndan politik anlamýný küçümsemek oldu. T.C. Dýþiþleri Bakanlýðý, örneðin Fransa’da AB Anayasasý’na karþý olumsuz tutumu Fransa’nýn kendi iç dinamikleriyle ilgili bir konu olarak deðerlendirdiklerini açýkladý. Kimi “saðduyulu” burjuva politikacýlarý ve hükümetlerin tersi yönde açýklamalarýna karþýn þu saptanmalýdýr ki, 3 Ekim’de baþlayacak tam üyelik görüþmelerinden önce Türkiye’nin AB üyeliðine karþý olanlarýn eline önemli bir ek koz geçti: “Referandum sonuçlarý gösterdi ki, Avrupa’da halk Türkiye’nin AB üyeliðine karþýdýr.”

Referandum sonuçlarý AB’de yüksek ölçekte politik bir deprem anlamýna geliyor. AB’de iþler artýk eskisi gibi yürümeyecektir. AB’li politik otorite sahipleri artýk atlarýný doludizgin süremeyecekler, zaman gelecek attan düþecekler ve ufak tefek sýyrýklarla kurtulacaklar, zaman gelecek aðýr olan yaralarýný sarmak için zamana gereksinim duyacaklardýr ve AB belki de yoðun bakýma alýnacaktýr. Ne olursa olsun kesin olan bir þey var ki, AB politik karar alma süreçlerinde önemli deðiþiklikler yapmak zorunda kalacaktýr.

Aðýr bir darbe alan Avrupa’nýn politik entegrasyon sürecinin somut olarak hangi yönde ilerleyeceðini görmek için komünistlerin de zamana gereksinimi var. Ama edilgin biçimde beklemeyecek, süreci aktif olarak izleyecek, yaþayacak, çözümleyecek ve en azýndan düþünsel düzeyde, sürece müdahale edecek ve göreceðiz. Komünistler, istençleri dýþýnda oluþmuþ olan kapitalist bir Avrupa Birliði düzeyinde sosyalist savaþýmý örgütlemek ve kapitalist bir Avrupa Birliði yerine “Avrupa Sosyalist Cumhuriyetler Birliði” kurmak için üzerlerine düþen görevi en iyi biçimde yerine getirmeye çalýþmak zorundadýrlar.

DEVRÝMCÝ BÜLTEN

Devrimci Bülten Sayý 39 Devamý...
 

(1) “Avrupa Anayasasý” alýþýlagelen Anayasalara benzemeyen, asýl olarak varolan çeþitli antlaþmalarýn bir araya getirilmesinden oluþan ve bir takým yeni unsurlarý da (AB Dýþiþleri Bakanlýðý, bir tür Avrupa Devlet Baþkanlýðý benzeri kimi kurumlarýn oluþturulmasý gibi) içeren bir metindir. Buna bir þemsiye antlaþma da denilebilir.


|
_ _