 |
komunistdunya.org |
 |
|
 |
Son Yazýlar |
 |
|
|
 |
PDK Devrimci Bülten - Sayý 47 (2) |
 |
 |
RUSYA-GÜRCÝSTAN SAVAÞI: EMPERYALÝST YENÝDEN PAYLAÞIM MÜCADELESÝNDE ÖNEMLÝ BÝR ADIM (K.Erdem)
Gürcistan’ýn Güney Osetya’yý politik ve askeri olarak tekrar kendi kontrolüne almak için Aðustos ayýnýn baþlarýnda yapmýþ olduðu askeri harekata Rus emperyalizminin tepkisi oldukça þiddetli oldu. Gürcistan tek Güney Osetya’yý ve Abhazya’yý fiiliyatta kaybetmekle kalmadý ama ABD ve AB iþbirlikçisi M.Saakaþvili kendi iktidarýný bile zora soktu. Þimdi herkes doðal olarak þu soruyu sormaktadýr: Gürcistan’ý Güney Osetya’ya saldýrmasý için kim itti? Rusya’nýn bir provakasyonu muydu yoksa ABD’nin bir dürtüklemesi miydi? Bu sorunun cevabý oldukça önemlidir. Ama bu sorunun yanýtýný ise ancak bu savaþa tepki verenlerin tutumlarýndan ve emperyalist dünya siyasetinin genelinden çýkartabiliriz. Rusya-Gürcistan savaþýna genel bir perspektiften baktýðýmýzda, bu savaþýn, Rusya’nýn Gürcistan’ý kýþkýrtmasýndan ziyade, ABD’nin Rusya’yý kýþkýrtmasýnýn bir ürünü olduðunu ve bunda da Gürcistan’ý kullandýðýný görmekteyiz. Üstelik ABD planlý ve programlý bir þekilde hareket etmiþtir / etmektedir. Zaten ABD’nin Avrasya politikasý oldukça planlýdýr ve denebilir ki, rastlantýya pek fazla yer yoktur. ABD, Rusya ile gerilimi yükseltme politikasýný bilerek gündeme getirmiþtir. Bu politikanýn çok önemli uluslararasý politik hedefleri vardýr. ABD uzun zamandan beri (özellikle Sovyet blokunun çöküþünden sonra) Rusya ile taktik olarak “yakýnlaþma” ve “dostluk” iliþkileri yürüterek onun nüfuz alanlarýna sýzýyordu. Bu bir Rusya’yý uyutarak ya da aðzýna bir parmak bal çalarak onun politik ve askeri olarak kuþatýlmasý politikasýydý.Zaten bu amaçla da NATO-Rusya Konseyi oluþturuldu. Ama Rus emperyalizmi bu politikayý pek yemedi ve bu politika son dönemlerde bazý politik sorunlarda ABD’ye ayakbaðý oluþturmaya baþlamýþtýr. Rusya ile “yakýnlýk” ve “dostluk” politikasý, ABD’nin bazý çok önemli uluslararasý politik ve askeri adýmlar atmasýnýn önünde engel teþkil etmektedir artýk:
- Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne yerleþtirilmek istenen ve Füze Kalkaný Projesi’nin çok önemli bir ayaðýný oluþturan “Erken Uyarý Radar Sistemi”, Rusya ile “yakýnlýk” kurularak ve onun ile “dost” kalarak yerleþtiremez.”Dost” gördüðünüz bir ülkeye bu kadar düþmanca bir askeri önlemi almayý kimseye kabul ettiremezsiniz. Kaldý ki,Rusya bunu dostça deðil düþmanca bir adým olarak gördü.
- NATO geniþleme sorununda gündemine açýkça Ukrayna ve Gürcistan’ý almýþtýr. Zaten gelecek NATO zirvesinin en önemli gündem maddesi bu iki devletin üyeliði sorunudur.NATO kendisine katýlmak isteyen Ukrayna ve Gürcistan’ýn bu talebini geri çeviremez. Eðer bunu yaparsa, bu ülkelerdeki iþbirlikçilerini hayal kýrýklýðýna uðratýr ve Rus iþbirlikçileri güçlenerek Ukrayna ve Gürcistan’ý tekrar Transatlantik emperyalist ittifakýnýn etki alanýndan çýkarmasýna neden olabilir. Bu gerilim ortamý ile bu iki ülkenin NATO’ya alýnmasýna da bahane teþkil edilmiþtir.
- ABD bir uluslararasý politik gerilim ortamý yaratarak ve bu ortamdan yararlanarak,Rusya’nýn önemli bir müttefiði olan Ýran’a saldýrýnýn da altyapýsýný oluþturmaktadýr. ABD, Rusya ile gerilim politikasý aracýlýðý ile Birleþmiþ Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK)’ni de devre dýþý býrakmak istemektedir. BMGK’nin devre dýþý býrakýlmasý Afganistan ve Irak savaþýnda da olmuþtu ve þimdi de Ýran’a ya da Suriye’ye saldýrmada da devre dýþý býrakýlmak istenmektedir. Tabii bu sefer daha özel bir biçimde.
ABD ve müttefikleri, Rusya ile artýk “yakýnlýk” politikasý izleyerek ne Doðu ve Orta Avrupa’da ne Kafkasya’da ne Orta Asya’da ne de Ortadoðu’da ilerleyememektedirler. Özellikle de II. Dünya Savaþý’nýn ürünü olan BMGK artýk ABD için bir ayakbaðý haline gelmiþtir.ABD kendi uluslararasý çýkarlarýný daha çok kendi denetimi altýnda olan NATO aracýlýðý ile korumaya çalýþmaktadýr. Zaten NATO’nun operasyon alaný Avrupa’dan Akdeniz’e ve Karadeniz’e, oradan da Afganistan’a ve Irak’a kadar uzanmýþ durumdadýr.Bu son iki ülkede fiiliyatta Birleþmiþ Milletler devre dýþý kalmýþtýr.
ABD’nin Rusya ile uluslararasý düzeyde politik tansiyonu yükseltmek istemesinin hiç kuþkusuz baþka politik hedefleri de vardýr:
- ABD Baþkanlýk seçimlerinde Demokrat Parti adayý Barack Obama’yý daha da köþeye sýkýþtýrmak ve ABD kamuoyunu J.MacCain ve Cumhuriyetçi Parti lehine etkilemeye çalýþmak. Bu politik gerilimin zamanlamasýnýn hemen ABD seçimlerinden önce olmasý oldukça ilginçtir.
- Rusya’nýn direkt nüfuz alanlarýna müdahalede vereceði politik ve askeri tepkiyi ölçmek.Çünkü NATO Ukrayna ve Gürcistan’ýn üyeliðini muhtemelen kabul edecektir ki, Rusya bunu savaþ nedeni saymaktadýr.
- Rus hükümetinin giriþeceði bir savaþ sýrasýnda, Rus hükümeti ile muhalefeti arasýndaki çeliþkilerin durumunu anlamak.
- Daha büyük bir savaþ durumunda (Örneðin Ýran savaþý gibi), bölgede kendi müttefiði olarak gördüðü devletlerin (Türkiye,Gürcistan, Ukrayna, Fransa,Almanya,NATO ve AB üyesi diðer ülkeler vs.) müttefiklik kapasitelerini ölçmek.
Bütün bu analizleri bazý somut politik geliþmeler de desteklemektedir. Örneðin Rusya-Gürcistan savaþý sýrasýnda ABD alelacele Polonya ile, Rusya’nýn þiddetle karþý çýktýðý ve aslýnda kendisini hedef alan “Erken Uyarý Radar Sistemi” anlaþmasýný imzaladý. Zaten Çek Cumhuriyeti ile Temmuz ayýnýn baþlarýnda bu sistemin diðer ayaðýnýn anlaþmasýný imzalamýþtý. Yine son dönemlerde Ýran’ýn politik ve askeri tecritinin geliþtirilmeye çalýþýldýðý (özellikle de Suriye’nin diplomatik yollar ile Ýran’dan kopartýlma çabalarýnýn artmasý) gözlenmektedir ki, ABD ve müttefiklerinin (baþta Ýsrail olmak üzere) Ýran’a saldýrmanýn kararýný artýk verdikleri anlaþýlmaktadýr.Bu noktada anlaþýlan tek sorunlarý bu saldýrýyý uluslararasý alanda nasýl “pazarlayacaklarý” sorunudur ki son savaþ aracýlýðý ile ortaya çýkan Rusya ile gerilim politikasý buna da dert deva olacak görünmektedir.
ABD, Gürcistan aracýlýðý ile Kafkasya’da yapmýþ olduðu politik hamle ile aslýnda, bir yandan Kafkasya içlerine doðru giderek daha fazla yayýlmak istemektedir, öbür yandan da,Doðu ve Orta Avrupa’da, Orta Asya ve Ortadoðu’da uygulayacaðý politik ve askeri hamleleri gizlemekte ya da oralarda uygulayacaðý bu adýmlarýn uluslararasý haklýlýðýný oluþturmaya çalýþmaktadýr. Görünen odur ki, Kafkasya’daki savaþýn sorumluluðunu Rusya’nýn üzerine yýkarak ve onu uluslararasý alanda yýpratarak bunu elde etmiþ görünmektedir.
Bizim yaptýðýmýz bu politik analizleri uluslararasý alanda destekleyen baþka analizler de, bu savaþýn asýl nedeninin ABD’nin Gürcistan’ý kýþkýrtmasý olduðunu belirtmektedirler. Eski CÝA siyasi analizcisi Bill Christison’un yapmýþ olduðu politik deðerlendirmeler bazý eksiklikler içerse de doðru görünmektedir:
“Amerikan Merkezi Haberalma Teþkilatý’nýn (CÝA) eski siyasi analisti Bill Christison,Ýran merkezli Press TV muhabirinin Gürcistan’daki krizle ilgili sorularýný yanýtladý.
Washington’daki bir çok insanýn bu tür bir çatýþmayý desteklediðini öne süren Christison, bu yetkililerin,Beyaz Saray’ýn Ortadoðu ile Orta Asya’daki pozisyonunun deðiþmesi gerektiðine inandýðýný söyledi. Christison, “Gürcistan’ýn Güney Osetya’ya saldýrmak için Washington tarafýndan fiilen cesaretlendirilmiþ ve yeþil ýþýk almýþ olmasý yüksek bir ihtimal” dedi.” (Hürriyet Gazetesi, 18 Aðustos 2008)
B. Christison’un analizi özünde doðrudur. Gerçekten de ABD giderek Doðu Avrupa’da, Kafkasya’da, Orta Asya’da ve Ortadoðu’da daha saldýrgan bir politika izlenmesi gerektiði kanaatine varmýþtýr ve bunu da Gürcistan’ý provoke etme hamlesi ile gerçekleþtirmeye çalýþmaktadýr. B.Christison’un analizinde eksik olan Doðu Avrupa’yý iþin içine katmamýþ olmasýdýr. Polonya ve Çek Cumhuriyeti ile yapýlan anlaþmalar ve yine Ukrayna’nýn NATO‘ya üyeliðinin önünün açýlmasý çabalarý, ABD’nin Doðu Avrupa’da da politik pozisyonun deðiþmesi gerektiði anlayýþýný açýkça ortaya koymaktadýr.
Ama tam da bu noktada çözümlenmesi gereken çok önemli bir sorun bulunmaktadýr:Gürcistan ABD’nin ve müttefiklerinin bu çýkarlarý doðrultusunda yapmýþ olduðu katkýdan hiçbir þey almayacak mý? M.Saakaþvili ve iktidarý karþýlýksýz mý bu provakasyonu gerçekleþtirdiler? Elbette deðil. Muhtemelen ABD, Gürcistan’a bu siyasi gerilime olan katkýsýndan dolayý, ona NATO üyeliðinin önünü açacaktýr. Ayný durum Ukrayna için de geçerlidir. Bu politik gerilim ayný zamanda Gürcistan ve Ukrayna’nýn NATO’ya üyeliðinin de önünü açmýþtýr. Zaten Saakaþvili’nin bu kadar saldýrgan ve meydan okuyucu olmasý da bunu göstermektedir. Saakaþvili’nin çoktan beri Gürcistan’ý NATO güvenlik þemsiyesinin altýna almak istediði ve politik önceliðinin dýþ politikada bu olduðu bilinen bir durumdur. Çünkü aksi taktirde Gürcistan’da iktidarýný uzun süre koruyamaz. Savaþtan sonra Gürcistan’ýn NATO’ya alýnacaðýný gösteren bir çok somut politik geliþme yaþanmýþtýr. Örneðin Almanya Baþbakaný Angela Merkel’in ateþkesten hemen sonra Gürcistan’a yaptýðý destek ziyaretinde, Gürcistan’ýn NATO üyeliðinin hýzlanmasý gerektiðini ve bu savaþta Gürcistan’ýn Rusya karþýsýnda iyi bir “sýnav” verdiðini belirtmiþti. Yine Rusya-Gürcistan savaþý vesilesi ile Brüksel’de olaðanüstü toplanan NATO Dýþiþleri Toplantýsý’nda “ ‘NATO-Gürcistan Komisyonu’nun oluþturulacaðý, bu ülkenin NATO’ya üyelik sürecinde ittifakýn söz ve yükümlülüklerinin yerine getirileceði mesajý verildi” (Hürriyet Gazetesi, 20 Aðustos 2008) Bütün bu politik göstergeler, M.Saakaþvili’nin niçin Rusya’ya karþý saldýrgan ve kendi boyunu aþan meydan okumalarda bulunduðunu iyi izah etmektedir.Çünkü M.Saakaþvili ABD’nin ve NATO’nun kendi arkasýnda olduðunu ve NATO ittifakýnýn Rusya kýskacýný daha da geliþtirmek istediðini iyi bilmekte ve Rusya’yý provoke etmesinin karþýlýðýnýn da NATO üyeliði olacaðý kendisine önceden taahüt edilmiþtir.Yoksa tek baþýna böyle bir politika gütmesinin mümkün olmadýðýný kendisi de bilmektedir. Kafkasya’daki bütün bu politik geliþmeler,ABD’nin Avrasya politikasýndan baðýmsýz deðildir.Bunun dýþýnda bir politik yaklaþým yanlýþtýr. Uzun zamandan beri ABD emperyalizmi ve müttefikleri hem Rusya ve Çin’in etrafýný hem de onlarýn müttefikleri olan Ýran,Suriye ve Kuzey Kore gibi ülkelerin etrafýný kuþatmaktalar ve daha sonra da Irak örneðinde olduðu gibi devirmeye çalýþmaktadýrlar. Bu politikanýn uç noktasýnýn Çin’in politik daðýlmasý ve ABD önderliðinde Transatlantik emperyalist ittifakýnýn sömürü aðý içerisine çekilmesi olduðu ve yine Rusya’nýn da ekonomik ve politik olarak güçten düþürülüp emperyalist kapasitesinin yokedilerek bu Transatlantik emperyalist ittifakýnýn güdümüne girmesini saðlamak olduðu artýk politik bir sýr olmaktan çýkmýþtýr. Bu politika dünyanýn çok önemli bölgelerinde kaçýnýlmaz olarak bir nüfuz ve paylaþým mücadelesine dönüþmüþ ve savaþ biçimine bürünmüþtür.Bundan dolayý da emperyalistler, þimdilik direkt karþý karþýya gelmeseler de (bu onlarýn gelecekte direkt karþý karþýya gelmeyecekleri anlamýna gelmez hatta politik geliþmeler de giderek direkt karþý karþýya gelecekleri yönündedir), iþbirlikçileri aracýlýðýyla birbirleriyle savaþmaktadýrlar vede bundan dolayý da dolaylý bir emperyalist savaþ yürütmektedirler. Bütün bu politik olgulardan da anlaþýlacaðý gibi, Rusya-Gürcistan savaþýnýn uluslararasý emperyalist politikada önemli sonuçlarý olacaktýr ve bu savaþ emperyalist yeniden paylaþým mücadelesinde önemli bir adým oluþturmaktadýr. Denebilir ki, Rusya’nýn kendisi de uzun zamandan beri bir askeri güç gösterisi için böyle bir fýrsat bekliyordu ve onun için Güney Osetya ve Abhazya’da kýþkýrtýcý çalýþmalarda bulunuyordu. Bunun da hiç kuþkusuz doðruluk payý vardýr ancak Rusya’nýn tam olarak hesap edemediði, ABD’nin Gürcistan aracýlýðý ile bu bölgedeki politik sorunlarý, dünyanýn baþka bölgelerindeki sorunlara müdahalesinde yani “Avrasya Satranç Tahtasý”nda bir hamle olarak kullanacaðýdýr. Böyle bir politik hamleyi dünya çapýnda ancak ABD gibi bir emperyalist devlet yapabilirdi. Rus emperyalizmi ya ABD’nin Gürcistan aracýlýðý ile yaptýðý uluslararasý saldýrgan politik hamleyi tam olarak anlamadý ya da bunu anladý ama elinde þiddetli bir askeri karþýlýk verme dýþýnda baþka bir seçeneði yoktu. Zaten olaylara geniþ bir çerçevede baktýðýmýz zaman, Rusya’nýn elinde fazla bir seçeneðinin olmadýðýný görmekteyiz: Ya þimdi yaptýðý gibi sert bir askeri karþýlýk ya da Kosova’da yaptýðý gibi pasif bir direnme ve kýnama vede dolaylý tehdit diplomasisi. G.W.Bush’un ABD Baþkaný olmasýndan hemen sonra 11 Eylül saldýrýlarý ile baþlayan I.Gerilim döneminde, ABD ve müttefikleri, Afganistan ve Irak’ý iþgal ederek Ýran ve Suriye’yi kuþattýlar ve Ortadoðu’ya direkt ve fiili olarak yerleþtiler. Rusya-Gürcistan savaþý ile baþlayan II.Gerilim döneminde de Ýran ve Suriye’deki rejimlerin yýkýlýþýný,NATO ve Gürcistan’ýn NATO üyeliðini ve Polonya ile Çek Cumhuriyeti’ne “Erken Uyarý Radar Sistemi”ni yerleþtirmeyi gerçekleþtirerek tamamen Ortadoðu, Kafkasya, Orta Asya ve Doðu Avrupa’ya yerleþmek istiyorlar.
Rusya-Gürcistan savaþý öncesindeki uluslararasý politik durum çerçevesinde, Ýran ve Suriye rejimlerinin devrilmesi güç gözüküyordu. Ama bu uluslararasý gerilim politikasý, dünyanýn çok önemli bölgelerinde haydutça hareketlere bir uluslararasý politik zemin hazýrlayacak ve bu haydutça politikalarý hýzlandýracak ve kolaylaþtýracaktýr.
ABD’nin Avrasya’da planlý hareket ettiðinin en önemli göstergelerinden bir tanesi de Hindistan ile ittifak arayýþýdýr. Sovyet blokunun çöküþünden sonra ABD, SSCB’ye karþý 1970’lerin baþýnda Çin ile yaptýðý ittifak politikasýný adým adým çözmekte ve onun yerine Hindistan ile ittifaký koymak istemektedir. ABD’nin Çin’den diplomatik olarak uzaklaþmasý ve Hindistan’a yanaþmasý vede onun ile ittifak aramasý, dünya çapýnda ve tarihsel bir olaydýr vede Transatlantik emperyalist ittifakýnýn bu emperyalist savaþý kazanmasýnýn anahtarlarýndan birisini oluþturmaktadýr.
ABD geçen yýl Hindistan ile yaptýðý ve onun uluslararasý alanda meþru olmayan askeri nükleer çalýþmalarýný kabul ettiði anlaþma ile Hindistan’a bu ittifaklýk eðiliminde büyük bir politik ödünde bulunmuþtur. Ýran’ý askeri nükleer çalýþmalarýndan dolayý tehdit eden ABD, Hindistan ile uzlaþmýþ ve bunu kabul etmiþtir. Elbette böyle bir politika çok önemli bir uluslararasý stratejinin ürünü olabilir.
Zaman zaman dünya politikasýný germe zaman zaman da gevþetme politikasý aslýnda emperyalist dünya ekonomisi içerisinde önceden varsayýlmýþ bir durumdur. Emperyalist dünya ekonomisi de zaman zaman ekonomik krizler aracýlýðý ile gerilir ve bunu izleyen dönemlerde de bir gevþeme eðilimine girer. Bunun emperyalist politikaya yansýmasý kaçýnýlmazdýr. Ama ABD açýsýndan göze batan durum, bu gerilim ve gevþeme politikasýnýn belirli bir uluslararasý strateji temelinde yapýlýyor olmasýdýr. Bunu ise ancak dünya ekonomisi ve politikasý içerisine derinlemesine yayýlmýþ olan ABD gibi bir emperyalist devlet yapabilir.
ABD’nin uluslararasý emperyalist politikayý Gürcistan aracýlýðý ile germe politikasýna stratejik düzeyde yani uzun dönemli politik kazanýmlar temelinde baktýðýmýz zaman, bu noktada ABD’nin Rusya’ya göre daha kazançlý çýktýðýný görürüz. Rusya Gürcistan’da taktik bir kazaným elde etmiþtir ancak bu taktik baþarý stratejik hedefleri ile çeliþmektedir. Rusya ABD’nin provakasyonuna düþerek kendi politik, ekonomik ve askeri tecritini zamansýz olarak daha fazla geliþtirmiþtir.
Rusya-Gürcistan savaþýna kýsaca genel bir perspektiften baktýktan sonra þimdi de kýsaca bunun Türkiye’ye yansýmalarýna bakmaya çalýþalým.
ABD’nin Kafkaslarda bilerek devreye sokmuþ olduðu gerilim politikasýný Türkiye uzlaþma arayýþý ile aslýnda kösteklemektedir. Üstelik de tam bu anda Ýran Cumhurbaþkaný M.Ahmedinecad’ý da Türkiye’ye davet etmiþtir. Yani AKP hükümeti tek Ortadoðu’da ABD ile ters düþmekle kalmamýþ Kafkasya’da da ABD ile ters düþmeye baþlamýþtýr. Bütün bunlar AKP’nin uluslararasý politik geliþmeleri “doðru okuma” kabiliyetinin olmadýðýný gösterdiði gibi kendi hükümetinin politik ömrünü de her geçen gün kýsaltmaktadýr.
Türkiye’nin ABD’den baðýmsýz bir þekilde devreye sokmak istediði “Kafkas Ýttifaký ve Ýstikrar Paktý” politikasý, ABD’nin bölgesel ve küresel çýkarlarý ve politikalarý ile çeliþki oluþturmaktadýr. ABD Kafkasya’da Rusya’yý dýþlayan ve onun bölgede nüfuzunu azaltan NATO ittifakýný sokmak isterken, Türkiye’nin Rusya’nýn da içinde yeralacaðý ve somut bir politik hedefi olmayan bir bölgesel organizasyonu devreye sokmasý, olaylarýn geliþiminde pek fazla bir þey anlamadýðýný ve her iki tarafý da tatmin etmeye çalýþtýðý izlenimini vermektedir ki, ABD ve Rusya uluslararasý çapta her geçen gün karþýt kamplara doðru bölünmektedir vede bundan dolayý denge politikasýnýn temelleri de giderek yokolmaktadýr.
ABD, bölgede ve dünyada gerilim politikasýný devreye soktukça, Türkiye’nin denge politikasýnýn temelleri de giderek yokolmaktadýr. Bölgesel çeliþkilerin savaþ biçimine bürünmesi (özellikle de Ortadoðu ve Kafkasya’da) Türkiye’nin tarafsýz kalmasýný olanaksýzlaþtýrmaktadýr. Hiç kuþkusuz ABD, devreye sokmuþ olduðu bu politik gerilim sayesinde adým adým Ýran’a askeri müdahale sorununu gündeme getirecektir ve bu sorun Ýran’a komþu olan ülkeleri direkt etkileyecek unsurlarý içermektedir.
Ýran’a bir askeri müdahale sorununda Türkiye’nin tarafsýz kalmasý oldukça zordur. Hatta bazý provakatif hareketler onu sorunun içine çekmeye yetebilir. ABD Ýran’daki rejimi devirmeye çalýþýrken onun içindeki ulusal, etnik ve dini çeliþkileri kýþkýrmaya çalýþarak rejimi içten zayýf düþürmeye çalýþabilir. Bu noktada Azarbaycan’ýn daha milliyetçi bir çizgiye kaymasý ve Güney Azarbaycan (Þu an Ýran’ýn devlet sýnýrlarý içinde kalan) üzerinde hak iddia etmesi iki devlet arasýnda bir savaþ durumunun ortaya çýkmasý hiç de gözden ýrak tutulmamasý gerekn bir durumdur. Böyle bir durumda Türkiye’nin tarafsýzlýðý sona erer. Böylece Türkiye istemese de bölgedeki olaylarýn içine çekilebilir. Gürcistan’da bunu yapan ABD Azarbaycan’da bunu niçin yapmasýn?
Yine Türkiye’nin Ýran savaþýnda ABD’nin yanýna çekilmesine neden olacak en önemli sorun Kürt sorunudur. ABD, Türkiye’ye savaþýn dýþýnda kaldýðý taktirde bölgede bir Kürt devletini de kabul etmesi gerektiðini uygun bir dil ile belirtecektir. Türkiye savaþýn dýþýnda kalarak bölgede bir Kürt devletini kabul etmekle; savaþta taraf olarak Kürt devletinin oluþumunu durdurma seçeneði ile karþý karþýya kalacaktýr.
Politik olaylar giderek Azarbaycan’ýn ABD dýþ politikasýnda önemli bir yere sahip olacaðýný göstermektedir. Gürcistan ile Azarbaycan arasýndaki karasal baðlantý, Azarbaycan’ýn daha fazla ABD politikalarýna baðlanmasýný gerektirmektedir. Böylece Ýran’ýn kuþatýlmasý, Afganistan’dan baþlayarak, Azarbaycan ve Türkiye üzerinden geçerek Irak ile birlikte tamamlanmýþ olacaktýr. Böyle bir politik ve askeri kuþatma altýnda, Ýran’daki rejimin fazla dayanmasý zordur. Böylece ABD’nin bölge politikasýnýn çerçevesi, uluslararasý stratejisinin gereði olarak þekillenmektedir: Orta ve Doðu Avrupa’dan Kafkasya’ya, Orta Asya’ya ve Ortadoðu’ya kadar uzanan hat üzerinde kendine tam baðýmlý iþbirlikçi rejimler aracýlýðýyla ve bunlarýn karasal baðlanmalarý sayesinde birleþtirilmesi yoluyla politik, askeri ve ekonomik egemenlik kurmak. Bu bölgelerin birlik oluþturabilmeleri için baðlantý noktalarýnýn ele geçirilmeleri gerekir. Ýþte bundan sonraki politik ve askeri hamlelerin amacý ABD açýsýndan bu olacaktýr.
Bundan dolayý Türkiye ve Azarbaycan’ýn Ýran ve Suriye sorununda ABD açýsýndan önemli bir yeri olacaktýr vede kendi iþine gelmeyen ve kendi bölgesel politikalarýna uyum göstermeyen hükümetlerin (örneðin AKP gibi) devrilmesi ve daha saldýrgan ve iþbirlikçi politik biçimlerin yerlerine geçirilmeleri giderek daha çok öne çýkacak gibi görünmektedir.
Bütün bu olaylardan ortaya çýkan durum þudur: Bölgesel savaþlarýn birlikteliðinden giderek bir emperyalist dünya savaþý ortaya çýkmaktadýr. Ama emperyalist paylaþým savaþýnýn kendisi ne kadar kaçýnýlmaz ise ayný þekilde sonuçlarý da o kadar kaçýnýlmaz olacaktýr. Bu emperyalist savaþ, kaçýnýlmaz olarak dünya emperyalist politikasýnda zayýf halkalar yaratacak, bu zayýf halkalarda emperyalist zincirin kýrýlmasýnýn olanaklarýný yaratarak,sosyalist devrimlerin ortaya çýkmasýnýn tarihsel temellerinin geliþmesine neden olacaktýr.
Emperyalist ülkelerde,kapitalizmin üretici güçlerinin, komünizmin tarihsel sýnýrýna doðru ilerlediði bu süreçte, gelecekteki dünya sosyalist devrimi, Ekim Devrimi ve III.Enternasyonal dönemindeki baþarýsýzlýðý ve olumsuzluðu yaþamayacaktýr.
Tartýþmasýz bir þekilde yeni bir devrimci dönem açýlmaktadýr. Bu dönemde komünist hareketin görevi, ideolojik, politik, örgütsel ve askeri eksikliklerini ve yanlýþlýklarýný gidermek ve sosyalist iktidar savaþýný daha da geliþtirmek için bütün çabasýný yoðunlaþtýrmak olmalýdýr.
Devrimci Bülten Sayý 47, Devamý...
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|