[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 47 (4) }
| Devrimci BültenPROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU’NUN ÝDEOLOJÝK EVRÝMÝ VE TARÝHSEL GERÇEKLÝÐÝ (I) (K. Salman)

I-Giriþ

Proleter Devrimciler Koordinasyonu (PDK)’nun tarihsel gerçekliði, onun ideolojik yapýsýna ve evrimine sýký sýkýya baðlýdýr. Komünist hareketin genel ve özel sorunlarý karþýsýndaki ideolojik ve politik tutumu onun tarihsel gerçekliðini ve karakterini ortaya koyar.
    
Ama günümüzde komünist hareketin görevleri, hedefleri, ve ideolojik yapýsýnda, özde olmasa da biçimde bir deðiþikliði, nesnel gerçeklik dayatmýþ bulunmaktadýr. Buna neden olan durum ise içinden geçmekte olduðumuz nesnel gerçekliðin yapýsýnda ortaya çýkan deðiþimdir. Dolayýsýyla ne eski mücadele biçimlerinin olduðu gibi alýnmasý ne de tamamen reddedilmesi doðru deðildir. Mücadelenin çeþitli biçimleri ve içerikleri arasýnda doðru diyalektik bir birliðin kurulmasý gerekir. Bazen eski mücadele biçimlerini yeni bir içerik ile doldurmak gerekebilir; bazen de eskilerin yerine tamamen yenisinin geçirilmesi gerekebilir.
    
Toplumsal bir hareket olarak Marksizm de tarihsel bir yapýya sahiptir. Bundan dolayý komünist hareketin tarihsel geliþim içerisinde kendisini sürekli olarak hareketin yeni biçimlerine uyarlamasý ve bu temelde evrensel ve yerel görevlerinin sorunlarýný her seferinde ele almasý ve doðru çözümlemesi zorunludur.
    
Komünist hareketin öncelikli görevi, hareketin en genel sorunlarýný kavramaktýr. Bu görev yerine getirilmeden genele baðlý bir þekilde ortaya çýkan özel sorunlarýn anlaþýlmasý ve teorik açýdan yerlerinin belirlenmesi, toplumsal hedeflerine doðru ilerletilmesi ve buna baðlý olarak mücadele araçlarýnýn ortaya çýkarýlýp sýnýf hareketinin hizmetine verilmesi beklenemez.
    
Komünist hareketler, kendilerini sadece kapitalist toplumun mevcut özel geliþme düzeyi ile sýnýrlayýp ve mantýk yürütemezler. Genel tarihsel eðilimle ve onun düþünce alanýndaki yansýmasýyla ve onun istikrarlý geliþmesini tetikleyen iç baðlantýlarýnýn mantýksal sürekliliði ile ilgilenirler. Hareketi doðru bir tarihsel ve toplumsal bir temele oturtmanýn yolu bu metoda baðlý kalmaktan geçer.

II- PDK Yarý-proleter Bir Politik Çevre Olarak Doðdu

Uzun bir tarihsel geçmiþi olan Türkiye Devrimci Hareketi (TDH)’ne genelde yol gösteren temel teorik ilkeler küçük-burjuva görüþler olmuþtur. TDH’nin literatüründe fazla bir yer tutmamýþ ve belirleyici bir düzeye ulaþmamýþ olan bilimsel komünizm sorunu, artýk öncelikli olarak somut koþullarýn (özellikle de evrensel düzeyde ortaya çýkan ekonomik ve politik fenomenler ) bir dayatmasý olarak ortaya  çýkmýþ bulunmaktadýr.
    
Komünizm tarihinde önemli bir yeri olan küçük-burjuva sosyalizminin , toplumsal geliþme sürecine iliþkin görevlerini yerine getirmesiyle, tarihsel açýdan proleter devrimci komünizme yakýn olan bir tarihsel zemini de hazýrlamýþ oluyor. Bundan dolayý geçmiþe eleþtirel yaklaþmak, onun geride býraktýðý olumlu mirasa gölge düþürmez.
    
TDH kendi içerisinde bir ideolojik ve politik geliþme sürecine, 1980’li yýllara doðru Maoculuðu reddederek girmiþ bulunuyordu. 12 Eylül askeri darbesiyle aðýr bir yenilgiye maruz kalmasý bu süreci yavaþlatmýþtýr. Hareketin sað kanadýný oluþturan eðilimler, tasfiyeciliðe ve reformizme doðru savrulma evrimine girerlerken, sol kanadýný temsil eden eðilimler, yeniden toparlanma çabasýna girdiler. Bu toparlanma her ne kadar eski radikal yapýlanmanýn genel prensiplerinden öteye geçmemiþse de, geçmiþin düþüncelerinden kýsmen kurtulunmasý ve ayrýþmalar sonucunda yeni çevrelerin ortaya çýkmasý baðlamýnda , komünizm sýnýrýna kadar gelip dayanmýþ olan ama bu yeni nitelik içerisine de daha tam olarak geçmemiþ olan yarý-proleter bir konuma sahip olan devrimci çevrelerin oluþmasýna yolaçtý.
    
Yarý-proleter örgütler doðalarý gereði, Marksist düþünceler ile küçük-burjuva düþünceleri bir arada iç içe savunurlar. Küçük-burjuva örgütlenmenin bu doruðu, týpký tarihsel sonuçlarýna yaklaþmýþ olan eski toplumun baðrýnda çiçek açan yeni toplumun nüvelerine benzemektedir. Ama bu olguyu, proleter-komünist örgütlenmelerle de birbirine karýþtýrmamak gerekir. Yarý-proleter örgütlenmeler özünde küçük-burjuva örgütlenmelerdir.
    
Yarý-proleter katmaný, proleterya ile özdeþleþtirmemek ve onun nesnel bir bileþeni olarak görmemek gerekir. Çünkü aksi taktirde politik alanda yanlýþ bir irade oluþturma gafletine düþülmesine neden olur. Kategorik açýdan  bu katman, hem küçük-burjuva hem de proleter görüþleri savunur ve komünizme ait olan kavramlarýn içeriðini küçük-burjuva bir içerik ile doldurur. Elbette bunu yaparken ayný zamanda  komünizmden esinlenmiþ  de  olmaktadýr.
    
PDK, 1995 yýlýnýn ortalarýnda, Devrimci Bülten adýný taþýyan  yayýn organý aracýlýðý ile kendi baðýmsýz varlýðýný kamuoyuna açýklamýþ oldu. Bu oluþum herhangi bir örgütün  saflarýnda yaþanan bir ayrýþma sonucunda ortaya çýkmadý. Kuþkusuz daha önce þu veya bu örgütün içerisinde çeþitli düzeylerde görev almýþ ve daha sonraki süreçte siyasi anlaþmazlýklar yüzünden ayrýlýp ve baðýmsýz kalmýþ vede arayýþ içerisinde olan bireylerin büyük bir rolü olmuþtur.

PDK da  yarý-proleter bir örgüt olarak doðdu ancak diðer yarý-proleter örgütlerden farklý olarak, devrimci hareketin sonuç olarak görüp algýladýðý ve programatik düzeyde savunduðu teorik görüþleri baþlangýç noktasý olarak önüne koydu. Görünüþte benzerlik arzetse de , konumlanma farklýlýðý ve  komünist hareketin ideolojik krizini araþtýrma ve aþma vede alternatif bir sonuca ulaþma noktasýnda diðer yarý-proleter örgütlerden ayrýþmaya baþladý. Ayrýca devrimci hareketin kendi tarihi ile cesurca yüzleþme ve ona eleþtirel yaklaþma noktasýnda da yine diðer yapýlardan da ayrýlýyordu.
 
Ýlk baþlarda böyle zor ve tarihi bir görevin üstesinden hemen geldiði söylenemez. Bilimsel komünizmin temel teorik ilkelerini sezgisel kavrama düzeyinden kurtulup, onun tam özüne inebilmek için yoðun bir zihinsel emeðe ve zamana ihtiyaç vardý. Bu ihtiyaç tek PDK için deðil, bütün yarý-proleter örgüt ve çevreler için de geçerliydi. Çünkü yarý-proleter örgütlenmelerin daha yüksek bir tarihsel düzeyde biçimlenebilmesi ancak teorik bir müdahale ve bunu takip edecek olan bir politik ilkeler bütünlüðü sayesinde mümkündür. Tarihsel açýdan böyle büyük bir adýmýn atýlmasý, hiç kuþkusuz Marx ve Engels’in yapýtlarýnýn titizlikle ele alýnmasý, kapitalist toplumun tarihsel çerçevesinin  doðru bir  biçimde belirlenmesi ve buna baðlý olarak Ekim Devrimi’nin bütünlüklü bir Marksist eleþtiriden  geçirilmesi gerektiði anlamýna geliyordu.

Yukarýda iþaret ettiðimiz temel konularý, PDK ile beraber diðer örgütlerde çalýþmalarýnýn merkezine koydular. Fakat diðer yarý-proleter örgütler, bu teorik çalýþmalarý geçmiþteki gibi devrimci demokrasinin nüanslarý üzerinde sürdürüp, bu eðilimin sýnýrlarý içerisinde ele alýp ve çözümlemeye çalýþtýlar.

III-PDK Yarý-proleter Hareketlerin Eleþtirisi Üzerinde Yükseldi

PDK, TDH’nin evriminde görülen sað ve sol ayrýþmanýn belirginleþmeye baþladýðý bir ortamda þekillenmeye baþladý. Küçük-burjuva örgütlenmelerin kendi içerisinde yaþamýþ olduðu en ileri düzeyi olumlu bir kazaným olarak görmesine raðmen, bu durumun komünizm için yeterli olmadýðýný öne çýkararak baðýmsýz örgütlenmeyi tercih etti.
    
PDK Uluslararasý Komünist Hareketi (UKH)’nin yenilgisinin ideolojik yetmezlikten kaynaklandýðýný 1997’nin sonlarýnda gündemine alarak bunun üzerine yoðunlaþmaya baþlamýþtýr.
    
PDK, en genel sorunlara dair ideolojik yetmezliðin nereden ve neden kaynaklandýðýný azami derecede kavramanýn izini sürerken, bununla hem kendi konumunu saðlamlaþtýrmayý hem de yarý-proleter örgütlenmeleri ideolojik ve politik olarak etkilemeyi düþünüyordu.
    
PDK sayýsal açýdan sýnýrlý bir kadro gücüyle hem TDH’yi  hem de UKH’yi birlikte eleþtirmeyi daha uygun görmüþtür. Marksizmin temel ve genel prensiplerinin tarihsel çerçevesini doðru bir þekilde belirledikten sonra, burjuvaziyi altederek iktidara gelmiþ olan komünist partilerin (ama özellikle de Rus Komünist Partisi’nin) bu çerçeve içerisindeki yerlerini belirlemiþ ve bunlarýn  olumlu ve olumsuz yanlarýný birbirinden ayýrmaya çalýþmýþtýr. Ýktidara gelmiþ olan komünist hareketler tarihsel açýdan en geliþmiþ vede politik hareketin en yüksek biçimlerini sunan hareketlerdir. Bu hareketlere dair durum deðerlendirilmeleri öncelikli hale getirilmezse, daha geliþmemiþ yerel hareketlerin eleþtirisinde verimlilik elde edilemez.
    
Politik mücadelenin karmaþýk aþamalarýný teorik açýdan doðru çözümleyebilmek için, Marksist ideolojinin zemini üzerinde, saðlam bir teorik duruþun elde edilmesi ve geçmiþin olumlu özelliklerine yeni bir içeriðin kazandýrýlmasý zorunludur ve gereklidir.
    
PDK, UKH üzerine yaptýðý derinlikli araþtýrmalar sayesinde, üzerinde taþýdýðý küçük-burjuva teorik etkileri görebilme ve bu temelde de aþabilme olanaðýný elde etti. Bu küçük-burjuva etkileri ya da anlayýþý aþabilmesi ve komünist bir aþamaya yükselmesi, özellikle Marx ve Engels’in eserlerini büyük bir dikkat  ve yoðun zihinsel emek sarfederek incelemenin sonucunda gerçekleþmiþtir. Marx ve Engels’i önce kendi eserlerinden öðrenme metodu, PDK’nýn ideolojik evriminde temel bir rol oynamýþtýr.

K. Erdem’in Notu:

K. Salman’ýn makalesinin bu noktasýnda araya girip, PDK’nýn ilk dönemlerini yaþamýþ biri olarak bu dönem  ile ilgi olarak kýsa bir açýklama yapmak istiyorum.

PDK 1994 yýlýnýn sonlarýnda ve 1995 yýlýnýn baþlarýnda, kendi içerisinde kabul ettiði bir kararla, komünist hareketin doðru bir tarihsel doðrultuda politik olarak þekillenebilmesi için varolan ideolojik sorunlarýn doðru bir biçimde çözümlenmesinin hareketin geliþiminde temel bir yere sahip olduðu kararýný aldý. Bu temelde teorik çalýþmalar yapýlacaktý ve bu çalýþmalarýn sonuçlarý bir teorik ve politik yayýn organýnda yayýnlanacaktý. Zaten bu temelde de Devrimci Bülten adýnda bir yayýn organý, 1995 yýlýnýn 1 Mayýs’ýnda yayýn hayatýna baþladý.
    
1995 ile 1997 yýllarý arasýnda yapýlan teorik çalýþmalarda giderek sezgisel bir biçimde, bütün teorik çalýþmalarýn ana halkasýnýn emperyalizm teorisi olduðu kavranýldý. Bütün diðer teorik sorunlarýn arka planýný bu sorunun oluþturduðu farkedildi. Emperyalizm teorisinin doðru ele alýnýþý ve çözülüþü olmadan ne  sosyalizm-komünizm sorunu ne proletarya diktatörlüðü sorunu ne devrimin karakteri ve proletaryanýn strateji ve taktikleri sorunu ne Ekim Devrimi’nin yenilgisi ne SSCB’nin tarihsel gerçekliði ne de Leninizm, Stalinizm , Troçkizm vs. gibi sorunlar doðru bir biçimde çözümlenebilirdi.
    
Ama emperyalizm teorisi sorunu da sýký sýkýya Marx’ýn Kapital’ini anlama sorununa baðlýydý ve eserin felsefi yapýsý çözümlenmeden yani diyalektik materyalizm anlaþýlmadan da eserin mantýk yapýsýnýn çözümlenmesinin de mümkün olmadýðý ortaya çýktý.
    
Ýþte 1996-1997 yýllarýnda, “topallayarak” diyebileceðimiz bir tarzda, Hegel diyalektiði (ama özellikle onun Mantýk Bilimi eserini de kapsayan) ile birlikte bir dizi felsefi çalýþma yapýldý. Bu çalýþmalarda  elde edilen felsefi veriler, özellikle de kapitalizmin tarihselliðinin kavranýlmasý açýsýndan verimli oldular. Bu noktada  þunu da belirtmek gerekir ki, bu dönemdeki felsefi çalýþmalarda elde edilen sonuçlar öyle ahým-þahým olmaktan uzaktý ve oldukça eksikti. Ama yine de bu elde edilen felsefi veriler, kapitalizmin tarihselliði noktasýnda bazý soyutlamalar yapýlmasýna da engel olmadý.
    
PDK’nýn o zamanlar kendisine sorduðu bazý basit sorularýn bir kaçý þuydu:
  • Madde kendisini olduðu gibi ortaya koymaz ve hareket maddenin varoluþ biçimidir. Yani madde kendisini hareket biçiminde ortaya koyar. Bu durum genel olarak bir toplum için de geçerlidir. Söz konusu olan burjuva toplum ise, bu burjuva toplumunun özel tarihsel biçimleri nelerdir?Marksizm, serbest rekabetçi kapitalizm ve klasik emperyalizm dönemlerini biliyor. Klasik emperyalizm ile Komünizm arasýnda kalan kapitalizmin bir üçüncü biçimi söz konusu olabilir mi?
  • Þayet kapitalizmin bir üçüncü biçimi söz konusu ise bunun temel çizgileri nelerdir?
  • Kapitalizmin tarihsel aþamalarý atlanabilir mi atlanamaz mý?
  • Tarihin merdivenleri üzerinde Ekim Devrimi ve Rus toplumunun yapýsý nereye tekabül ediyor?
  • Bolþevik önderler farkýndan olmadan tarihin bir aþamasýný atlama gafletine mi düþmüþlerdi?
  • Bir ülkenin özelde de Türkiye’nin toplumsal ekonomik ve politik yapýsý, onu koþullandýran emperyalist sistem kavranýlmadan anlaþýlabilir mi? vs.
Ýþte PDK’nýn 1995-1997 yýllarý arasýnda teorik çalýþmalarýna yol gösteren sorular ve bunlarýn yolaçtýðý teorik motivasyonlar bunlardý.

1998 yýlýna gelinceye kadar bu sorunlarda derinlemesine bir bilgi deðil ama genel bir çerçeve oluþmuþtu. 1995-1997 yýllarý arasý çeþitli noktalarda PDK’nýn savunduðu teorik görüþler kýsaca þu biçimdeydi:
  • Felsefede Marksist olmaktan ziyade daha çok eklektik ve dogmatik bir yapýya sahiptik. Diyalektik mantýk  çeþitli sorunlar açýsýndan yaratýcý bir þekilde kullanýlmaktan ziyade, daha çok o zamanki bilinç durumunun doðruluðunun ispatlanmasý için “iþkenceye” tabi tutuluyordu. Ama yine de teorik çalýþma yürüten bireyler eksikliðin farkýndaydý ve mutlaka bu eksikliðin giderilmesi gerektiðine inanýyorlardý.
  • Emperyalizm teorisinde Lenin’in emperyalizm teorisi ile yetinilmekteydi. Bu teori Marksist emperyalizm teorisinin doruðu olarak görülmekteydi ki bu teorinin yetersiz olduðu daha sonraki çalýþmalarda ortaya çýkmýþtýr. 
  • Devrimin karakteri noktasýnda demokratik devrim savunuluyordu. Bunun en önemli nedeni de küçük-burjuvazinin reformist deðil devrimci olduðu savýydý. Halbu ki uzun zamandan beri küçük-burjuvazi reformist bir niteliðe sahipti ve bütün sorun bunun bilince çýkarýlamamasýydý. 
  • Partinin inþaasý noktasýnda, TDH içerisindeki köklü oportünist ve revizyonist örgüt anlayýþýnýn etkisi altýndaydýk. Legal araçlar ile yasadýþý ve gizli bir komünist partisinin oluþturulmasý anlayýþýný (ki bugün dahi TDH’nin neredeyse tamamý bu görüþün etkisi altýndadýr ) savunuyorduk. Bu oportünist anlayýþý1998-1999 yýllarý arasýnda terkettik. 
  • Ulusal sorunda Kürdistan devrimci hareketinden etkilenmemizin bir sonucu olarak (ama özellikle de KAWA geleneðinden) baþtan itibaren Baðýmsýz Birleþik Demokratik Kürdistan’ý savunuyorduk. Bu ilkenin propagandasýný ise 1996 yýlýnda Devrimci Bülten’in 4. Sayýsýnýn baþyazýsýnda yaptýk. 
  • Yine bu yýllarda yani 1995-1997 arasý, sosyalizm-komünizm ve proletarya diktatörlüðü noktalarýnda “Stalinist” bir çizgideydik ve SSCB’yi 1917-1953 arasý sosyalist bir ülke olarak savunuyorduk.
Burada kýsaca özetlediðim durum, PDK’nýn çýkýþýnda savunduðu ideolojik görüþlerdi. Bugün gelinen noktada bir tek ulusal sorundaki yaklaþýmýmýz hariç, diðer bütün noktalardaki görüþlerimiz köklü bir deðiþikliðe uðramýþtýr.

Ýþte tam da burada bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: Bu yýllarda PDK platformunu oluþtururken savunduðumuz görüþler, bizim açýmýzdan  tamamlanmýþ ve partinin inþaasýnýn üzerine oturacaðý ilkeler bütünü olmaktan ziyade, üzerinde çalýþýlmasý ve geliþtirilmesi gereken bir çalýþma taslaðýydý. Düþünsel olarak zaman içerisinde, teorik çalýþmalarýmýzýn sonuçlarý temelinde de teorinin eskiyen ve yanlýþ yanlarýnýn atýlmasý ve  teorinin bu temelde tekrar kurulmasý gerektiðine inanýyorduk.

Teorik çalýþmalarýmýzda emperyalizm teorisini ana çalýþma halkasý olarak belirledik ve kavradýk ve bu ana halkadaki teorik ilerlemeye baðlý olarak teorinin diðer bileþenlerini ele almaya ve bu ölçüte baðlý olarak eleþtiriden geçirmeye çalýþtýk.


PDK, bir propaganda örgütü olarak doðduðu için, bu propagandanýn içeriði ve bu içeriðin komünist hareketin sorunlarýna vermiþ olduðu yanýtýn düzeyi onun toplumsal gerçekliðini ortaya koyar.
    
TDH’nin genel tarihsel geliþimi açýsýndan PDK, çok küçük bir oluþumu ifade ediyor olabilir. Ama bununla birlikte, oluþumundan itibaren devrimci geleneði eleþtirel bir biçimde sahiplenmesi çýðýr açýcý olmuþtur.
    
Devrimci örgütlerin yaptýðý eleþtiriler, konunun derinliklerini açýklamaya yetmiyordu. Olaylarýn dýþ yüzeyine takýlýp kalan ve onun özüne inmeyen bir düzeyde kalýyordu. Diðer yandan referans aldýklarý komünizm tarihini eleþtiri dýþý tutuyorlardý ya da açýða çýkmýþ olan hatalarý sadece reddetmekle yetiniyorlardý. Oysa Marksist eleþtiri herþeyi kapsamýna alan bir yöntemle olur ve hatalara neden olan arka plandaki maddi gerçekleri ortaya çýkarmaya çalýþýr.
    
Marksist eleþtirinin amacý, mevcut durumdaki olgunun içinde geleceði temsil eden eðilimi yakalayýp bilince çýkarma ve onu egemen kýlmanýn yolunu göstermektir. Bir baþka deyiþle, mevcut durumu yadsýmaya yatkýn gücü tespit edip öne çýkarmaktýr.
    
Ýþte PDK, devrimci hareketlerin eleþtirilerinde görülen bu mantýksal boþluðu doldurmak için, diyalektik bakýþ açýsýný somuta uyarlayarak, olgularýn niteliklerini, iç çeliþkilerini, birbirleriyle olan iliþkilerini ve geleceðin potansiyel unsurlarýný bulmaya çalýþmýþtýr. Eðer gelenekten geleceðe doðru gidilmek isteniyorsa, geleneðe körü körüne baðlý kalmamak ve doðru bir eleþtirel yönteme hakim olmak zorunludur.
    
PDK’nýn benimsediði Marksist eleþtirel görüþ baþlangýçta bir önsav niteliðindeydi. Henüz geniþ bir perspektife sahip olmayan bu durum, belirsizlik içinde kalan komünizmin temel sorunlarýna tam bir açýklýk getirmekten uzaktý. Böyle de olsa yakalamýþ olduðu doðru yaklaþým tarzýný mantýksal sonuçlarýna kadar götürme olanaðýný elde etmiþ oluyordu.
    
PDK, 1995-2000 arasý komünizmin temel teorik ilkeleri üzerinde yoðunlaþarak örgütlenme sürecinin birinci halkasýný dokuyan teorik-ideolojik geliþmeye aðýrlýk vermiþtir. Ýlk etapta komünizmin genel sorunlarýný kavrayamayan ve bu temelde bazý teorik sorunlarý belirli bir düzeyde çözümleyemeyen bir hareket, doðru toplumsal ve tarihsel zemine basýp yükselemez. Bu perspektife baðlý kalan PDK, üzerinde taþýdýðý zayýf halkalarý daha açýk bir þekilde görebildi. Böylece küçük-burjuva düþüncesine baðlý olarak cisimleþen zayýf halkalarý Marksist bir temelde aþmýþ oldu.
    
PDK, bir yarý-proleter örgütlü çevre olarak doðdu. Tarihsel açýdan bu küçük-burjuva sýnýrlar içerisinde kalan en üst aþamadýr. Felsefi-ideolojik anlamda komünizmin ana rahmine düþtüðü gebelik evresini ifade eder. PDK’nýn doðumu nicelikten niteliðe doðru bir seyir izleyerek geliþmiþ, komünizm ile küçük-burjuvazi arasýndaki teorik mücadelenin komünizm lehine dönüþmesi oranýnda ve onun belirleyiciliðinde geçmiþini aþýp yeni bir nitelik kazanmasý ile gerçeklik kazanmýþtýr. PDK evriminde görülen bu doðum 2000’li yýllarda gerçekleþmiþ ve somutluk kazanmýþtýr.
    
Zihinsel geliþmenin bu yeni evresi, geçmiþteki deney ve tecrübelerin, araþtýrma ve incelemelerin gelip toplandýðý mantýksal ilerlemenin tarihsel düzeyi olarak görülmelidir. Baþlangýçta bu kavrayýþýn göreli olarak geçmiþin kalýntýlarýný üzerinde taþýmasý, çocukluk evresinin doðallýðýna baðlanmalýdýr.  Marksizmin temel teorik ilkelerinin kavranmýþ olduðu bu yeni nitelik üzerindeki nicel gerilik, sýçramalý geliþmenin doðasýnda görülen kaçýnýlmaz bir olgudur. Bu olgu iki farklý niteliðin yani Marksizm ile küçük-burjuvazinin  yan yana yer aldýðý ve birinin diðerini derece derece yokettiði bir süreç olarak ele alýnmamalýdýr.
    
PDK komünist hareketin, bilimsel Marksizmi aðýrlýklý olarak kavrama temelinde doðacaðýný ve bu kavrayýþýn ise göreceli olduðunu, diðer toplumsal olgularda olduðu gibi, komünist hareketin doðuþunun da kendisini çevreleyen nesnel ve tarihsel koþullarca þekillendiðini belirtmektedir. PDK yarý-proleter geçmiþini daha yüksek  bir düzeyde kavradýðý Marksist teorinin niteliði ile aþarken, eskinin kalýntýlarýný üzerinde taþýyacaðýný ve yine hem ulusal hem de uluslararasý durumdan kaynaklanan olumlu ve olumsuz etkilerden dolayý bu sürecin uzayýp ya da kýsalacaðýný biliyordu.
    
Komünist hareket evriminin hangi aþamasýnda olursa olsun komünistlik olgusu ve bu olgunun denek taþý aynýdýr ve deðiþmez.
    
Komünist Manifesto’nun yanýnlanmasýndan sonra ama özellikle de Marx’ýn Weydemer’e yazdýðý ünlü mektubunda en özlü bir þekilde tanýmladýðý 1850’li yýllardan bu yana, komünistleri burjuva ve küçük-burjuva akýmlardan ayýran temel ayýraç proletarya diktatörlüðü sorunu olagelmiþtir. Bu sorun Marksist sýnýf mücadelesinin diðer temel bileþenleri arasýnda yeralmasýna karþýn, burjuva devlet karþýsýnda proleter devrimin en özlü ve bütünlüklü tutumunu yansýtýr.
    
Bir komünist hareketin niteliði, onun çocukluk evresi, çýkýþ koþullarý, kavrayýþýn göreceliði vb. gerekçelere dayandýrýlarak, küçük-burjuva bir çerçevede deðerlendirilemez. Ona niteliðini veren en temel teorik ve pratik kýstaslarla deðerlendirilir.
    
Adý üzerinde, çocuklýk evresi yani bir niteliðin somutlaþmýþ ifadesidir. Bu evreyi salt nicel geliþmelere dayandýrarak açýklamak diyalektiðin kaba bir tahrifatý, Marksizmi küçük-burjuva düþünceye uyarlamadýr. Çünkü burada yeni niteliðin yani komünizmin programatik ya da taktik sorunlarýný içeren kýsmi yanýlgýlar deðil, küçük-burjuva düþüncelerin komünist düþünceyi sarmaladýðý, ona ayakbaðý olduðu, kendi alanýnda tutmaya çalýþtýðý bir direnç söz konusudur.
    
Çocukluk evresindeki nicel gerilik, yeni nitelik karþýsýnda iki çizgi kavramýna denk düþmez. Çizgiye iliþkin bir ayrýlýkla, çizgi ayrýlýðý bir ve ayný þeyler deðildir. Bir ayrýlýðýn yani nicel geriliðin çizgiye iliþkin olmasý demek, geriliðin henüz çizginin kendisini bir bütün olarak sarmamasý, kendinden türeyen baþka düþüncelere yol açmamasý demektir.
    
Komünist örgüt ve partilerde egemen olan bir tek çizgidir. O da Marksizmdir. Burada program, strateji ve taktik sorunlarda, politik devrimci çalýþmanýn düzenlenmesinde, komünist hareketin uzak ve yakýn geçmiþinin deðerlendirilmesinde hiç bir düþünce ayrýlýðýnýn olmayacaðý anlamý çýkarýlmamalýdýr.
    
PDK, geçmiþin devrimci mücadelesini, politik bilince temel teþkil edecek bir bilgi ve tecrübe birikimi olarak görmüþtür. Bu baðlamda geçmiþin taþýdýðý teorik hata ve yanlýþlarýn ortaya çýkarýlmasýnda ne bir inkar ne de bir saygýsýzlýk sözkonusudur. Saygýsýzlýk, geçmiþin olumlu mirasý üzerinde durmadan kuru ajitasyon yapan tasfiyeci, reformist ve revizyonist akýmlarýn yanýlsamalý teori ve pratiðinde saklýdýr.

(devam edecek)


Devrimci Bülten Sayý 47, Devamý... 


|
_ _