 |
komunistdunya.org |
 |
|
 |
Son Yazýlar |
 |
|
|
 |
PDK Devrimci Bülten - Sayý 39 (2) |
 |
 |
BOLÞEVÝK-LENÝNÝST STRATEJÝ VE TAKTÝÐÝN BAZI SORUNLARI ÜZERÝNE (1) K. Erdem I Bugün herhangi bir ülkenin komünist hareketinin ileriye doðru sýçrayabilmesi ancak ve ancak Marksizmin evrensel ilkelerini doðru ele alabilmesi ve verili ülkenin somutluluðuna doðru bir þekilde uygulayabilmesiyle olanaklýdýr. Ancak bu noktada en büyük güçlük, evrensel ilkelerin nasýl ele alýnmasý ve yorumlanmasý gerektiðidir. Marksizm özünde devrimcidir yani her þeye eleþtirel yaklaþýr. Onun bu çok önemli özelliðini unutmak, onu ayný zamanda bir bilim olmaktan da çýkartmak demektir. Kendi tarihine karþý eleþtirel olmayan bir Marksizmin kendisini geliþtirme ve dünya iþçi sýnýfýnýn pratik ihtiyaçlarýna cevap verebilme özelliði olamaz. Bu noktada onun dogmatikleþmesi kaçýnýlmazdýr. Ýçinden geçtiðimiz süreçte, Bolþevik-Leninist strateji ve taktiðin tekrar ele alýnmasý ve bazý sorunlarýnýn belirlenerek doðru bir þekilde çözümlenmesi gerekmektedir. Ekim Devrimi süresince yer yer bilinçli bir komünist iradenin ürünü olan yer yer de rastlantýsal olarak ortaya çýkan özelliklerin, hangi tarihsel zorunluluðun baskýsý altýnda oluþtuklarýný bilince çýkartmak bugünkü komünist hareketin temel görevleri arasýndadýr. Ekim Devrimi’nin tarihsel eleþtirisi tam olarak yapýlmamýþtýr. III. Enternasyonal (1919-1923) döneminde de bunun tam olarak yapýlmasýný neredeyse imkansýz kýlan bazý tarihsel koþullar mevcuttu. Ama bugün Ekim Devrimi’nin tam bir tarihsel eleþtirisinin imkanlarý mevcuttur ve bu temelde de teori az çok bütünlüklü bir yapýya kavuþturularak komünist hareketin pratiðinin hizmetine verilebilir. II Bolþevik-Leninist strateji ve taktiðin bazý sorunlarý üzerine olan teorik çalýþmalarým, beni, çok ilginç bir görüþe doðru sürükledi. Bu noktada ilk tezim devrimin karakteri ve proletaryanýn strateji ve taktiði sorununda, Bolþevik-Leninist teorinin eksik ve zaaflý ve de hatta yer yer yanlýþ noktalarýnýn olduðudur. Teoride bazý eksikliklerin, zaaflarýn ve boþluklarýn olduðunu ileri sürüyorum. Bu eksiklikler, zaaflar ve de hatalar da bazý tarihsel koþullardan ve etkenlerden kaynaklanmaktaydý. Bunlardan ilki, Bolþevizmin II. Enternasyonal’in otoritesi altýnda ve onun etkisinin Avrupa iþçi hareketi içerisinde aðýrlýkta olduðu bir dönemde ortaya çýkmasýdýr. Onun için bu hareket, içerisinde döllenmiþ olduðu geleneðin etkilerini de taþýyordu ki, bu etkiler onun içerisinde de kendisini gösteriyordu. Güçlü bir Enternasyonal gelenek içerisinde çýkan bir hareketin ondan etkilenmemesi (olumlu ve olumsuz olarak) imkansýzdýr. Ýkinci olarak Bolþevizm, serbest rekabetçi kapitalizmin emperyalizme dönüþümü sýrasýnda ve bu sonuncusunun temel eðilimlerinin daha tam bilince çýkarýlmadýðý ama nesnel-tarihsel olarak belirli bir geliþme evresinde olduðu bir dönemde ortaya çýktý. Bu dönem ayný zamanda Marksist teori ile nesnel-tarihsel hareket arasýndaki açýnýn da muazzam derecede açýldýðý, teorinin biçimlerinin yeni nesnel toplumsal süreçlerin gerisinde kaldýðý ve bu süreçlerin yeni biçimlerinin iþleyiþlerini ve özelliklerini tam olarak yansýtamadýðýndan dolayý da II. Enternasyonal’in tam bir oportünizm ve revizyonizm bataðýna saplandýðý bir dönemdir. Bu tarihsel koþullar, Bolþevizmin oluþum ve biçimlenme dönemlerinde onun üzerinde bazý etkilerde bulundular. Bu sorunun tekrar ele alýnmasý ve çözümlenmesi gerekmektedir. Lenin’in bu noktadaki çözümlemeleri eksiklikler ve hatta yer yer yanlýþlýklar içermektedir. Bunlarýn ne olduðuna aþaðýda deðineceðim. Bilindiði gibi Rusya’da proletaryanýn strateji ve taktiði sorununu Bolþevikler 1905 devriminden az önce ve devrim sýrasýnda da Lenin’in “Ýki taktik” broþüründeki görüþleri ile çözmüþlerdi. Bu noktada Bolþevikler devrimin karakterini demokratik ve bu temelde de proletaryanýn baðlaþýðýný da köylülük olarak belirtmiþlerdi ve devrimin bütün sorunlarýnda da bu stratejik çizgiye sadýk kalmaya çalýþtýlar. Yani Çarlýk üzerindeki devrim Proletarya ve Köylülüðün Devrimci Demokratik Diktatörlüðü (PKDDD) olacaktý. PKDDD’nün 1905-1917 arasý nasýl savunulduðu ve bazý evrimlere nasýl uðradýðý aslýnda bugün Türkiye komünist hareketi tarafýndan pek az ya da hiç bilinmemektedir. Bu evrimi Devrimci Bülten’in 8. sayýsýnda kýsaca ele almaya çalýþmýþtým. Bolþevik Parti’deki Nisan 1917 krizi, uzun zamandan beri varolan ideolojik-teorik zaafýn kendisini gösterdiði ya da politik alanda bir kýrýlmaya neden olabilecek tarzda (iç ve dýþ olaylarýn etkisi sonucunda) hissedildiði bir tarihsel an olarak belirdi. Çünkü nesnel politik olaylarýn geliþimi ve bu geliþimin biçimleri ile teorinin öngördüðü ilkeler arasýndaki açý muazzam bir þekilde açýlmýþtý ve hatta partinin tarihsel yapýsýný tehdit ediyordu. Özellikle strateji ve taktik noktasýnda, teorideki eksik ve zaaflý durum, proletaryanýn partisinin ideolojik ve politik baðýmsýzlýðýný tehdit edecek düzeye ulaþmýþtý. Bolþevik-Leninist teorideki eksikliðin en büyük tarihsel sonuçlarýndan bir tanesi de , komünist partisinin küçük-burjuva partiler karþýsýnda bilinç ve örgütlülük düzeyinin düþük kalmasýna neden olmasýdýr. III. Enternasyonal’in II. Enternasyonal karþýsýndaki gecikmiþliðinin bir benzerini Rusya’da proletarya küçük-burjuvazi karþýsýnda yaþamýþtýr. Bütün Çarlýk Rusya’sýnýn tek bir homojen devlete indirgenmesi ve bu devletin yayýldýðý her yerde bütün sýnýflar arasý iliþkilerin ayný düzeyde deðerlendirilmesi;örneðin merkezi Rusya ile yani ezen ulusun bulunduðu yerdeki sýnýflar arasý iliþki ile ezilen ve sömürülen uluslarýn bulunduðu coðrafyadaki sýnýflar arasý iliþkilerin aynýlaþtýrýlmasý (bu fark Bolþevik teorinin ilk biçiminde yani PKDDD’de yoktur), proletaryanýn ideolojik ve politik etkisinin olmasý gereðinden daha dar kalmasýna neden olarak, iktidar mücadelesinde insiyatifin küçük-burjuva ve liberal sýnýflarýn eline geçmesine neden olmuþtur. III Bolþevik-Leninist strateji ve taktiðin bazý zaaflý ve eksik taraflarýna “Tarihsel Marksizm” adlý makalemde de deðinmiþtim. Orada þöyle yazmýþtým: “ Bolþevik strateji ve taktiðin nesnel temeli ya da proletaryanýn Rusya’da genel strateji ve taktiði, Lenin’in 1899 yýlýnda sürgünde kaleme aldýðý “Rusya’da Kapitalizmin Geliþmesi” adlý yapýtýndaki teorik analize dayanýyordu. Birinci Rus devriminden hemen sonra yazmýþ olduðu ikinci Önsöz’de Lenin þöyle yazýyordu: “Bu yapýtta, iktisadi bir araþtýrmaya ve istatistiklerin eleþtirel çözümlenmesine dayanarak sunulan, Rusyanýn toplumsal ve iktisadi düzeninin ve dolayýsýyla sýnýf yapýsýnýn tahlili, bugün, devrimin ilerlemesi içinde, bütün sýnýflarýn, açýk siyasi faaliyeti ile doðrulanmýþtýr. (abç)(...) “Ayrýca, devrim, þimdi, köylülüðün ikili durumunu ve ikili rolünü gitgide daha çok ortaya koymaktadýr. Bir yandan, angarya iktisadýnýn bir sürü kalýntýsý ve serfliðin her çeþit kalýntýsý ile birlikte, yoksul köylülünün görülmemiþ bir biçimde yoksullaþmasý, devrimci köylü hareketinin derin kaynaklarýný, bir yýðýn olarak köylülüðün devrimci niteliðinin derin köklerini tümüyle açýklýyor. Öte yandan da (...) onun içindeki mülk sahipliði ve proleterlik eðilimleri arasýndaki uzlaþmaz karþýtlýðý ortaya koyuyor. Yoksullaþmýþ küçük mülk sahibinin , karþý-devrimci burjuvazi ile devrimci proletarya arasýnda bocalamasý (...) “Bu iktisadi temelle(abç), Rusya’da devrim kuþkusuz, kaçýnýlmaz olarak bir burjuva devrimi olacaktýr. Bu marksist önerme, hiçbir þekilde çürütülemez. Bu, asla unutulmamalý. Her zaman Rus devriminin bütün iktisadi ve siyasi sorunlarýna uygulanmalýdýr. Ama, bu önermeyi uygulamasýný bilmek gerek. Farklý sýnýflarýn durumlarýný ve çýkarlarýnýnýn somut bir tahlili, þu ya da bu soruna uygulanan bu gerçeðin kesin anlamýný tanýmlamak için bir araç olmalýdýr. ”(Lenin, Rusya’da Kapitalizmin Geliþimi, s. 21-22, Sol Yayýnlarý. ) Bolþevik stratejide, tarihsel koþullar ile iliþkili olan bir eksiklik ya da boþluk sözkonusuydu. Bu eksiklik, devrimin geliþim seyri içerisinde kendini ortaya koydu ve parti içerisinde bir siyasal krize neden oldu. Rus devriminde ilginç bir durum ortaya çýktý. Burjuva demokrasisi siyasal iktidarý ele geçirmesine raðmen (Sað Sosyalist-Devrimciler ile Sað Menþevikler), burjuva-demokratik reformlarý (Kurucu Meclis’in toplanmasý, köylülere topraklarýn daðýtýlmasý, ezilen uluslara baðýmsýzlýk vb. ) gerçekleþtiremedi. Bunun nedeni ise emperyalizme olan baðýmlýlýðýn devam etmesiydi ve burjuva demokrasisi, Ýngiliz-Fransýz emperyalizmine baðýmlýlýðý ortadan kaldýrma iradesine sahip deðildi. Böylece burjuva-demokratik reformlar, sosyalist devrime baðýmlý bir þekilde ortaya çýkýyordu, ki bu reformlarýn en tutarlý temsilcisi ise yoksul köylülük olmuþtur. Þimdi sorulmasý gereken soru þudur: Niçin burjuva-demokratik reformlar, emperyalist sistemin dýþýna çýkmadan gerçekleþtirilememiþtir? - Lenin, ”Rusya’da Kapitalizmin Geliþimi” adlý eserini kaleme alýrken , Rus sermayesinin niteliði sorununu bir kenara býrakmýþtý. Daha çok dikkatini, Rusya’da kapitalizmin geliþemeyeceði tezlerini çürütme üzerine yoðunlaþtýrmýþtý. Giderek oluþmakta olan tekelci burjuvazi ile Rus iþbirlikçi sanayi burjuvazisi arasýndaki iliþkiyi görememiþti. Bunun nedeni emperyalizmin (bu dönemde emperyalizm üzerine tahliller yoktu. Hobson’un eseri ise 1902 yýlýnda yayýnlanmýþtý. ) belirtileri formülleþtirilecek derecede daha tam olarak geliþmemiþti. Rus kapitalizmi, Batý kapitalizminden baðýmsýz ve kendi iç dinamikleri temelinde geliþen bir tarihsel oluþum biçiminde ele alýnmýþtý. Halbuki, 1950’li yýllardan sonra, Rusya’nýn bu dönemi ile ilgili çalýþmalar yapan batýlý yazarlar ve tarihçiler, çok açýk bir þekilde, Rusya’nýn Avrupa emperyalizminden ihraç edilen sermaye sayesinde yine ayný þekilde kendi iç birikimlerini de kullanarak bir baðýmlý sanayileþme süreci yaþadýðýný göstermiþlerdir.
- Ýkinci olarak Rusya’ya yapýlan sermaye ihracý, diðer ülkelerden farklý olarak Rus sanayisine doðru olmuþ ve Rusya’da bir iþbirlikçi sanayi burjuvazisinin oluþmasýna neden olarak, buna baðýmlý orta tabakalar yaratmýþtýr. Böylece küçük ve orta burjuvazi, iþbirlikçi burjuvazi aracýlýðý ile Avrupa tekelci sermayesine baðlanmýþtýr. Rusya’da artý-deðer üretimine ve bunun sermayeleþtirilmesine tekelci sermayenin de katýlmasý, Rusya’daki burjuva sýnýflarýn tekelci sermaye karþýsýnda baðýmsýzlýklarýný yitirmelerine neden olmuþtur. Bundan dolayý burjuva demokrasisi ne savaþtan çýkmayý baþarabilmiþ ne de reformlarý gerçekleþtirebilmiþtir. Reformlarýn gerçekleþtirilmesi, Doðu cephesinin yýkýlmasý demek olacaðýndan, Ýngiliz-Fransýz emperyalistleri bunu kabul etmemiþlerdir. Böylece bu reformlarýn en tutarlý temsilcisinin yoksul köylülük olduðu ortaya çýkmýþtýr.
- Bolþevik formülasyonda proletarya ile “köylülüðün” DDD’nde bir eksiklik yine mevcuttu. O da, formülasyonun genel olarak bir köylülükten bahsetmesidir, ki Lenin bir çok defa köylülüðü bir çok tabakaya ayýrmýþtý. Yani Rusya’da yekpare bir köylülük söz konusu deðildi. Köylülük þu tabakalara ayrýlmýþtý:Zengin köylü, orta köylü, yoksul köylü ve proleter köylü. Ve bunlarýn hiçbirisi de demokrasinin dereceleri bakýmýndan ayný nitelikte deðillerdi. Yine Bolþeviklerin teorisindeki genel “köylülük” ile Rusya’daki köylülük arasýnda da bir fark söz konusuydu. Bu fark, Þubat 1917’den sonra çok açýk bir þekilde ortaya çýktý ve Bolþevikler “zengin köylülüðün” temsilcisinden (Sað Sosyalist-Devrimci), yoksul köylülüðün temsilcisi olan Sol Sosyalist-Devrimciler’e doðru deðnek büktüler.
- Bolþevikler, emperyalizm fenomeni ortaya çýktýktan sonra, Rusya’daki sosyal sýnýflarý, emperyalizmin Rusya’ya yansýma özellikleri içerisinde tekrar ele alýp incelemediler. Bu eksiklik, Bolþevik strateji ve taktiklerin doðru bir biçimde incelenmesi için mutlaka giderilmelidir.“ (Devrimci Bülten, sayý 30, sayfa 38-39-40)
IV Þubat 1917’deki kitle hareketi aslýnda bir devrim deðil bir reform hareketinden öteye gitmemiþtir. Bazý reformlar ile (örneðin politik özgürlüklerin elde edilmesi vs.) totaliter devlet, demokratik bir cumhuriyete dönüþmüþtür. Peki niçin Þubat bir devrim deðildi? Çar’ýn dýþýnda ve ona baðlý olan kabinenin (yani Çarlýk kabinesi) dýþýnda herkes yerinde kalmýþtýr. Ordunun baþýndaki generaller, devlet bürokrasisindeki önemli mevkiler, büyük kapitalist ve toprak aðalarý ve hatta Çarlýk politikasýnýn kendisi. Peki durum böyleyken devrim bunun neresinde? Rusya’da Þubat 1917’de gerçekleþen durumun aynýsý 25 Nisan 1974’te Portekiz’de aþaðý-yukarý yaþandý. Rusya’da bu tarihte gerçekleþen ne kadar bir devrim ise Portekiz’de yaþananlarda bu dönemde o kadar bir devrimdir. Rusya’da olduðu gibi Portekiz’de de devrim (kitle hareketinin burjuva demokrasisinin sýnýrlarýný zorlamasý olarak) sonra geldi. Ama Bolþevik teorideki en büyük zaaf, Þubat’ta Rusya’da yýkýlanýn yani Çarlýðýn toprak aðalarýnýn temsilcisi olduðu tezidir. Ýþte hatanýn kaynaðý burasýdýr. Þimdi bir kez daha þu soruyu sormak gerekir: Þubat’ta Rusya’da hangi sýnýfýn politikl iktidarý yýkýldý? Bu soruya Lenin’in cevabý bilinmektedir: “Tüm devlet makinesini (ordu, polis, bürokrasi) yöneten bir avuç toprak sahibi feodalden baþkasýný temsil etmeyen eski çarlýk iktidarý, yenilmiþ, ama iþi bitirilmemiþtir. Krallýk resmen kaldýrýlmamýþtýr. Romanovlar çetesi, kralcý entrikalarýný sürdürüyor. Toprak feodallerinin çok büyük mülkiyeti ortadan kaldýrýlmamýþtýr.” (Lenin, Nisan Tezleri, s. 33, Sol Yayýnlarý)(abç) Lenin’in teorisinde Çarlýk Ýktidarý feodal toprak aðalarýnýn iktidarýný temsil eder. Peki burjuvazinin iktidarýný ya da politik temsilciliðini Rusya’da kim temsil etmektedir? Lenin Mart 1917’de olaylarýn analizini yaparken þöyle yazmaktadýr: “Birinci aþama neyi kapsar? Devlet iktidarýnýn burjuvaziye geçmesini. (abç) Þubat-Mart1917 devriminden önce devlet iktidarý, Rusya’da, eski bir sýnýfa, baþýnda Nikola Romanov’un bulunduðu feodal toprak soylularýna aitti. (abç) Bu devrimden sonra, iktidar, baþka bir sýnýfa burjuvaziye ait bulunuyor. ” (Lenin, ag. e. s. 21) Lenin burada burjuvaziden bahsederken bu sýnýfýn politik temsilcisinin ayný zamanda KADET’ler (yani ANAYASAL PARTÝ) olduðunu belirtmektedir. Lenin’e göre politik iktidarýn Çarlýk’tan , birinci geçici hükümetin eline yani Kadet’lerin çoðunluðunu elinde bulundurduklarý hükümetin eline geçmesi ayný zamanda politik iktidarýn feodallerin politik temsilcilerinden burjuvazinin politik temsilcilerine geçiþ anlamýna gelmekteydi. ÝÞTE BU TAMAMEN YANLIÞTI. Çarlýðýn feodal toprak aðalarýnýn iktidarý ile özdeþleþtirilmesi Bolþevik-Leninist teorinin en büyük hatasýdýr. Bunun nedeni feodalizm döneminden kalma bir politik biçimin, 60-70 yýl süren bir dizi gerici reformlar aracýlýðýyla içeriðinin Rus iþbirlikçi tekelci burjuvazisinin toplumsal çýkarlarýyla doldurulmuþ olmasýdýr. Bolþevikler Çarlýðýn giderek Rus büyük burjuvazisinin bir politik örgütlenmesi durumuna gelmesini bir türlü göremediler ve bunu anlayamadýlar. Bunun nedeni , Çarlýðý hep feodalizm ile özdeþleþtirmeleri ve bu politik biçimin bir burjuva içerik ile doldurulmasýnýn imkansýz olduðu görüþüdür. Ama onlar Çarlýðýn bir tarihsel evrim geçirdiðini ve sonuç olarak da onun giderek Rus iþbirlikçi tekelci burjuvazisinin en büyük katmanýnýn bir politik biçimine dönüþtüðünü anlayamadýlar. Rusya’da olan aslýnda Almanya’da, Avusturya’da ve Ýngiltere’de olanlardan baþka bir þey deðildi. Almanya’da krallýk nasýl büyük tekelci Alman burjuvazisinin giderek bir biçimi haline geldiyse, ayný þekilde , Rusya’da da Çarlýk Rus iþbirlikçi tekelci burjuvazisinin giderek bir politik biçimine dönüþmüþtü. Çarlýðýn krallýk biçiminde, Rus iþbirlikçi sanayi burjuvazisi, nüfuz ve yayýlma alanýnýn bir biçimini bulmuþtu. Feodal bir döneme ait olan Çarlýk biçiminin içeriði derece derece tarihsel süreç içerisinde bu Rus burjuvazisi tarafýndan doldurulmuþtu. Nasýl Türkiye Cumhuriyeti kuruluþundan günümüze kadar biçimsel olarak varolmuþsa ancak içeriði zamanla deðiþikliðe uðramýþsa (örneðin giderek ulusal ticaret burjuvazisinin toplumsal egemenliðinin yerini Ýþbirlikçi tekelci burjuvazisi almýþtýr) Rusya’da da durum aynýydý. Þubat’ta Rusya’da yýkýlan Lenin’in iddia ettiði gibi feodal toprak aðalarýnýn iktidarý deðildi. Þubat’ta yýkýlan Rus iþbirlikçi sanayi burjuvazisinin büyük katmanýnýn iktidarý olan ve Çarlýk politik biçiminde kendisini biçimlendiren (bu da özellikle 1905’ten sonra geliþmiþtir) RUS PANSLAVÝST FAÞÝZMÝYDÝ. Bu Rusya’nýn “Pantürkizm”iydi. Çarlýðýn analizi noktasýnda bir kafa karaþýklýðý vardýr. Zaten o zamanlar parti içerisindeki kriz de bunu çok açýk bir þekilde göstermektedir. Troçki’nin 1924’te Alman devriminin yenilgisinden sonra o zamanki komünist kadrolarýn durumunu tasvir eden þu satýrlarý yerindedir ve ilginçtir: “Ancak henüz Ekim devrimi’nin taktik ve siyasal tablosunu sergileyememiþken, Bulgaristan ve Almanya olaylarýnýn analizini düþünmek dahi güçtür. Daha henüz ne yaptýðýmýzý ve nasýl yaptýðýmýzý tam olarak algýlayabilmiþ deðiliz (abç). Ekim’den sonra Avrupa’daki olaylarýn kendiliðinden büyük bir hýzla geliþeceðini ve bize Ekim derslerini teorik olarak özümseme vaktini dahi býrakmayacaðý sanýlýyordu. (...) “Komünist partilerinin örgütlenme süreci (“kitleler için mücadele”, ”birleþik cephe” vs. ) gerçek anlamýyla ancak 1921’in ortalarýnda baþlar. Ekim görevleri uzaklara gerilerken , Ekim’in incelenmesi de ikinci plana atýlýr. Geçtiðimiz yýl bizi tekrardan proleter devriminin görevleriyle karþý karþýya getirdi. Tüm dokümanlarý toplamak ve onlarý incelemeye baþlamak için zaman gelmiþtir. (...) “Tüm karþý-devrim dönemi 1905 deneyinin incelenmesiyle doluydu. Ancak muzaffer 1917 Devrimi’nin incelenmesi açýsýndan 1905 için yaptýðýmýzýn onda birini dahi gerçekleþtirmiþ deðiliz. Elbette ki, bir gericilik döneminde veya sürgünde yaþamýyoruz. Ne var ki bugün elimizdeki olanaklar ve güçler bu acýlý yýllara kýyaslanmayacak kadar çoktur. Partide ve tüm Enternasyonal’de Ekim Devriminin incelenmesini gündeme almak gerek. ”(abç) (L. Troçki, Ekim Dersleri, yazýn yayýncýlýk, s. 10-11) Bu satýrlarý Troçki 1924 Eylül’ünde yazmýþtýr. Bolþevik Parti Ekim devrimini yapmýþtýr ama devrim hem bilinçli bir iradenin ürünü olarak hem de biraz da sezgisel bir iradenin ürünü olarak cereyan etmiþtir. Devrim süresince proletaryanýn öncüsünün öngörüsü ile devrimin nesnel-tarihsel geliþiminin biçimleri arasýnda önemli sapmalar yani teorinin önceden kestiremediði ama devrimin nesnel geliþiminin zenginliðinin ya da pratik dayatmasýnýn öne çýkardýðý bir çok durum ortaya çýkmýþtýr. Onun için Bolþevik teori sürekli bir evrim halinde olmuþtur ve komünizmin bazý teorik sorunlarýnýn çözümünde de tarihsel koþullardan kaynaklanan eksiklikler sözkonusudur. Yani teorinin genel yapýsýndaki bazý boþluklarýn doldurulmasý da ancak kapitalizmin daha yüksek evrelerinde olabilirdi ki bu o zamanlar mümkün deðildi. V Örneðin Bolþevik teorinin öngöremediði ama tarihsel geliþimin zamanla dayattýðý sorunlardan bir-kaçý þöyledir: - Emperyalizm teorisi. Bolþevik parti ortaya çýktýðý zaman (1903) ama emperyalizm de bir tarihsel eðilim olarak ortaya çýkmýþ ve temel eðilimleri dünya toplumlarýný içine almýþ olduðu bir dönemde yani nesnel olarak etkisi bütün toplumsal organizmayý etkisine almýþken ama bu durum hesaba katýlmadan ya da daha bilince çýkarýlmadan, Rus proletaryasýnýn strateji ve taktiði hazýrlanýlmýþtýr. Elbette ki burada strateji ve taktikte bazý sorunlar ve boþluklar kaçýnýlmazdýr. Nesnel-tarihsel temeli tam olarak bilimsel bir þekilde kavranýlmadan oluþturulmuþ olan (1903-1905 arasý) strateji ve taktiðin eksikleri ve zaaflý durumu daha sonra devrimci bir durum anýnda (1917’de) bir kriz biçiminde kendisini dýþa vurmuþtur. 1917’ye kadar Bolþevik strateji ve taktik II. Enternasyonal’in etkilerini de taþýyordu. Emperyalizm ile iliþki halinde Rus toplumunun incelenmemesi, sýnýflar arasýndaki politik iliþkilerin doðru bir þekilde ortaya konmasýna engel teþkil etmiþtir. Rus kapitalizminin baðýmsýz bir biçimde geliþiminin varsayýlmasý, onun iþbirlikçi bir þekilde ihracata dönük bir sanayileþme yaþadýðýnýn tam olarak bilince çýkarýlamamasý Rus toplumunun analizinin eksik ele alýnmasýna neden olmuþtur. Bolþevik Parti’nin 1917’ye kadarki strateji ve taktiklerinin temelini Lenin’in 1899 yýlýnda yazmýþ olduðu “Rusya’da kapitalizmin geliþimi” kitabý oluþturmaktaydý ki bu kitap Rus toplumunun tam bir tarihsel çerçevesini vermekte eksiktir.
- Emperyalizm çaðýnda ulusal devrimlerin proleter devrimlerin yedeði olmasý. Bolþevik Parti II. Enternasyonal içerisinden geldiði için 1917’ye kadar, bir tek devletin sýnýrlarý içerisinde ezen ve ezilen ulus ayrýmý ve bundan kaynaklanan devrimin ayrý görev ve özellikleri olduðu ayrýmýný yapmýyordu. Lenin III. Enternasyonal’in II. Kongresi’ nde ulusal sorun ile ilgili yaptýðý konuþmada þöyle demiþtir:
“Birincisi bu tezlerin altýnda yatan ana fikir nedir? Bu fikir ezilen uluslar ile ezen uluslar arasýndaki ayrýmdýr. II. Enternasyonal’in ve burjuva demokrasisinin tersine biz bu ayrýma aðýrlýk tanýyoruz. ”(abç) (Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal, cilt-I, s. 204, MAYA Kitaplarý) Bolþevik teoride 1917’ye kadar, emperyalizm çaðýnda ulusal devrimlerin sosyalist devrimlerin (yani geliþmiþ ezen ülkelerdeki devrimler) bir yedeði olduðu ilkesi yoktu. Bu Ekim’in ortaya çýkarmýþ olduðu yeni bir durumdur. Daha önceki teori bunu öngörmüyordu. Bu da çok doðal çünkü emperyalizm teorisi Bolþeviklerin gündemine savaþ ile girdi ve bu ilke de emperyalizm teorisi ile iliþkili olarak ortaya çýktý. Bu ilkenin en büyük özelliði devrimin karakteri sorununa getirmiþ olduðu yeni boyuttur. Bu ilkeye göre, ezen ulusun proletaryasýnýn sosyalist devrimi ile ezilen ulusun ulusal kurtuluþ devrimi iç içe geçerek birbirini tamamlar. - Sovyetlerin ortaya çýkýþý. Rusya’da Sovyetler Bolþevik Parti’nin dýþýnda önce ortaya çýktýlar ve geliþtiler. Hatta Sovyetler ilk ortaya çýktýðý zaman (1905 devriminde) Bolþevikler Sovyetlere önce çekinceli ve ihtiyatlý yaklaþmýþlardý. Çünkü Sovyetler içerisinde çoðunluk küçük-burjuva partilerdeydi ve bu durum Sovyetlerin Bolþevik strateji doðrultusunda kullanýlmasýna engel teþkil ediyordu. Sovyetlerin tarihsel önemi, onun bütün proletaryayý birleþtiren tek örgüt olma durumu sonradan farkedildi.
- NEP’in ortaya çýkmasý. Daha önce öngörülmeyen ve iktidarýn ele geçirilmesi ile devrimin tarihsel pratik geliþiminin dayattaðý bir önlem. Bu zaten herkes tarafýndan bilinen bir durumdur.
VI Lenin III. Enternasyonal’in I. Kongresi’nde Bolþeviklerin devrim dönemindeki durumunu þöyle belirtmiþtir: “Biz kendi devrimimize teorik yoldan deðil pratik eylem ile ilerledik.” (Lenin, a. g. e. s. 65) Ama birde Bolþeviklerin hiç bilince çýkaramadýklarý, Çarlýðýn politik biçiminin Rus faþizminin örgütlenme biçimi olduðu sorunu vardýr. Faþizm emperyalizm döneminin ürünüdür. Faþizmin en büyük özelliði sanayi burjuvazisinin en büyük katmanýnýn terörcü diktatörlüðü olmasýdýr. Faþizm emperyalist ülkelerde yükseliþe geçmeden önce emperyalist toplumlardan daha az geliþmiþ toplumlarda önce iktidara gelmiþtir. Örneðin Osmanlý’da 1914-1918’de çok açýk olarak. Rusya’da 1850’lerden itibaren devlet önderliðindeki bir ithal ikameci sanayileþmenin ürünü olarak ama özellikle de 1905’ten sonra Panslavist biçimde örgütlenen Rus faþizmi olarak. (2) Bu Rus faþizmi olgusu da emperyalizm sorununa baðlýydý. Bu kavram emperyalizm analizinin içerisinde ancak çýkabileceði için Çarlýðýn tarihsel yeri tam olarak bilince çýkarýlamýyordu. Bolþeviklerin gözünde Çarlýk feodalizmin bir kalýntýsý olarak görülüyordu. Bu noktada faþizm üzerine kýsa da olsa bazý deðerlendirmelerde bulunmak istiyorum. Faþizm ilk defa ideolojik ve politik bir akým olarak, 1920’lý yýllarýn baþýnda Ýtalya’da ortaya çýkmadý. Faþizm ideolojik ve politik bir akým olarak ilk defa ondokuzuncu yüzyýlýn ikinci yarýsýndan itibaren ortaya çýktý. Özellikle de Fransa’daki III. Napolyon diktatörlüðü, ideolojik, politik ve örgütsel bakýmdan, 20. yüzyýldaki faþist diktatörlükler ile çok ilginç benzerlikler göstermektedir. Hatta daha faþizm kavramý Marksist literatüre girmeden önce, bir çok Marksist, faþizm kavramýný kullanmadan, bu tür politik eðilimleri ve diktatörlükleri “Bonapartist eðilimler” ve “Bonapartist Diktatörlük” kavramlarýyla ifade etmeye çalýþýyorlardý. Ama ilginçtir ki, faþizm kavramý Marksist-Leninist literatüre girdikten sonra, bu kavramlar giderek daha az kullanýlmaya ve hatta bazen hiç kullanýlmamaya baþlandý. Kýsacasý faþizm kavramý, Marksist literatüre girmeden önce bu tür politik eðilimler ve diktatörlükler baþka bir kavram ile ifade ediliyordu. Alman ve Ýtalyan faþizminin ideolojik kökenleri 19. yüzyýlýn sonlarý ile 20. yüzyýlýn baþlarýna rastlar. Önce ideolojik bir temelde ortaya çýkan bu faþist eðilimler, belli bir zamandan sonra propaganda örgütleri biçimine daha sonralarý da, özellikle de birinci dünya savaþýndan sonra, politik kitle partileri biçimine bürünmüþlerdir. Ýtalyan faþizminin hemen 1920’li yýllarýn baþlarýnda ortaya çýkýp, 1922’de de iktidara geldiðini iddia etmek oldukça gayri ciddi bir iddiadýr. Belirli bir ideolojik ve politik tarihsel birikim olmaksýzýn hiçbir hareket birden ortaya çýkýp, bir iki yýlda iktidara gelemez. Ýtalyan faþizminin de kökenleri 19. yüzyýlýn sonlarý ile 20. yüzyýlýn baþlarýna kadar uzanýr. Faþizm emperyalizm döneminin tarihsel ürünüdür. Emperyalist ülkelerde, tekelin en büyük katmanýnýn terörcü diktatörlüðüdür. Yarý-sömürge ya da modern sömürge ülkelerde de iþbirlikçi tekelci sanayi burjuvazisinin en büyük katmanýnýn terörcü diktatörlüðüdür. Faþizm sorununun baþka yönlerine baþka makalelerde deðineceðim. Kaldý ki bu makale bu sorunun ayrýntýlý ele alýnmasýna imkan vermemektedir. VII Uluslararasý devrimin önemli merkezlerinin (Almanya, Ýtalya, Avusturya) yenilmesine paralel olarak Rusya’da canlanan bürokratik eðilimin ideolojik-politik temsilcisi Stalin’in baþýnda bulunduðu klikti. Bu bürokrasinin en büyük özelliði, uluslararasý devrimin yenildiði andan itibaren yükseliþe geçmesi ve çok önemli teorik ve politik sorunlarda, Bolþevizmin doruðundan (1917-1923), önceki, yani Bolþevizmin evriminin daha düþük evrelerindeki biçimlere geri dönmesi, ki bu düþük evredeki biçimler de II. Enternasyonal’in etkilerini ve kalýntýlarýný taþýyordu. Böylece II. Enternasyonal, III. Enternasyonal içerisinde çok sinsi bir þekilde tekrar türedi. Bu türeme hiç kuþkusuz dünya devrim süreçlerine sýký sýkýya baðlýdýr. Yukarýda da belirttiðim gibi, Bolþevik teori, kendi içerisinde sürekli bir evrim halinde olmuþtur. devrimin pratik baskýsý altýnda Bolþevik teori, sürekli kendisini geliþtirmek zorunda kalmýþ, teorinin eksik ve aksayan yanlarý zaman içerisinde giderilmeye çalýþýlmýþtýr. Onun için Bolþevizmin ortaya çýktýðý dönem ile (1903-1905), onun doruk noktasý (1917-1923) dönemi arasýnda da bir fark oluþmuþtur. Ýþte Alman devriminin yenilmesiyle birlikte, Bolþevik Parti içerisinde, Stalin kliði etrafýnda, parti ve devlet bürokrasisinin ayrýcalýklý bir tabakasý (ki bu durumuyla yarý-proleter bir konuma sahipti), giderek Bolþevizmin ideolojik doruðundan, Bolþevizmin eski ideolojik biçimlerine doðru bir sapmaya girerek modern revizyonist bir yola saptý. Çünkü Bolþevizmin eski biçimleri II. Enternasyonal’in etkilerini taþýyordu. Bolþevizm II. Enternasyonal’in gömleðini býrakýp, III. Enternasyonal’in gömleðini bir çok zorlu ve uzun mücadelelerden sonra giydiði zaman, kendisine yeni bir tarihsel zemin de bulmuþtu. Bolþevizm ilk doðduðu zaman, aslýnda kendi içerisinde ilginç bir çeliþki taþýyordu. Bu çeliþki II. Enternasyonal’in oportünist etkileriyle, Marksist düþüncenin belirli bir derecede de olsa iç içe geçmesinden oluþuyordu. Ama bu çeliþkide belirleyici olan, sürekli geliþip büyüyen ve diðerinin ideolojik ve politik etkisini daraltan ve sonunda kesin bir kopuþ ile de onunla kopuþan Marksist düþünce ve politika olmuþtur. Bolþevizmin “saf Marksist” doðduðu iddiasý doðru deðildir. Bu noktada Türkiye Komünist Hareketi (TKH)’nin iki önemli eksikliði vardýr: - Bolþevizm incelendiði ve onlarýn deneyimleri kendi devrimimize aktarýldýðý zaman, Bolþevik teorinin doruðu (özellikle de 1917-1923 arasý oluþmuþtur) deðil, kendi içerisinde az çok eski zaaflarýndan arýnmýþ durumu deðil, önceki, yani zaaflý ve eski durumu hep gözönüne alýnmýþtýr.
- Bir diðeri ise Bolþeviklerin ve Lenin’in de bazý hatalarýnýn ve eksikliklerinin olabileceðini hesaba katmamalarýdýr. (3)
VIII Bu noktada çok önemli bir sorun beliriyor. Çarlýk iktidarý altýnda Rusya’da proletaryanýn strateji ve taktik çizgisinin genel hatlarý ne olmalýydý? Bu soruna burada genel ve kýsaca deðinecem ve de sorunun baþka yanlarýný (4) ise baþka bir makalede ele alacaðým. Öncelikle Rusya’da devrimin karakteri sorunu tartýþýlýrken Rusya’nýn yekpare bir ele alýnýþý dýþtalanmalýydý. (5) Bir tek devletin sýnýrlarý içerisinde ezen ulus içerisindeki sýnýflar arasý iliþkiler ile ezilen uluslar içerisindeki sýnýflar arasý politik iliþkiler ve bundan kaynaklanan devrimin kapsamý ve görevleri arasýndaki fark bilince çýkarýlmalýydý. Ezen ulus (Rusya) içerisinde sýnýflarýn ayrýþma durumu ile ezilen uluslar içerisindeki sýnýflarýn ayrýþma durumu ayný deðildi. Ezen ulus içerisinde ulusal baskýnýn olmamasýndan dolayý kapitalizmin geliþme durumu ile ezilen uluslar içerisinde ulusal baskýnýn varlýðýndan kaynaklanan kapitalizmin gecikmiþliði ya da zayýflýðý; ezen ve ezilen uluslarýn devrimlerinin kapsam ve görevlerinin farklýlýðýna yol açýyordu. Ama Bolþevik teori ilk baþlarda bu farký göremiyordu. Özellikle de 1917’ye kadar. Ama elbette ki, Ekim Devrimi’nden sonra bu durum emperyalizm teorisi ile iliþkili olarak daha mantýklý bir çerçeveye oturtuldu. Ancak 1905-1917 arasý teorinin eski biçimi bu noktalarý öngörmüyordu. Emperyalizm çaðýnda sosyalist devrim ile ulusal devrim arasýndaki iliþki yeni bir baðlama oturmuþtu. Buna göre ulusal devrimler sosyalist devrimlerin bir yedeði olarak artýk ortaya çýkýyorlardý. Bunun anlamý þuydu: Proletarya sosyalist devrimi sonuna kadar götürdüðü zaman ezilen ülkelerde ulusal devrimden çýkarý olan bütün toplumsal sýnýf ve katmanlar, ulusal baskýyý da ortadan kaldýrdýðý için bu sosyalist devrimi desteklemektedirler. Bu da çok doðal çünkü bu sosyalist devrim ulusal baskýyý uygulayan sýnýfý ortadan kaldýrmakta, böylece de ulusal devrimden çýkarý olan sýnýflarýn iþini kolaylaþtýrarak, toplumsal demokratik hedeflerinin gerçekleþmesine yardým etmektedir. Bu durum ister istemez uluslararasý düzlemde sosyalist devrim ile ulusal devrimin yakýnlaþmasýna neden olmaktadýr. Ekim Devrimi bunu çok açýk bir þekilde ortaya koymuþtur. Ama Ekim Devrimi’nin ortaya çýkarmýþ olduðu bu durum daha önceleri de geçerliydi. Yani emperyalizmin oluþumuyla birlikte (özellikle 1870’lerden itibaren) bu teorinin nesnel-tarihsel temeli, pratikte (1917’de) kanýtlanmadan önce de vardý. Yani Bolþevikler 1905’in baþlarýnda proletaryanýn strateji ve taktiklerini hazýrladýklarý zaman ve bu durumu hesaba katmadýklarý ya da katamadýklarý zaman teorilerinde bir eksiklik ve zaaf oluþmuþtu. Bu durum da daha sonra kendisini parti içerisinde bir kriz olarak ortaya koydu. Fazla uzatmadan konunun esasýna dönersek eðer, Çarlýk Rusya’sý altýnda proletaryanýn strateji ve taktiði þu olmalýydý: Ezen ulus olan Rusya’da (ezilen ve sömürülen uluslar bunlara dahil deðil), proletarya yarý-proletarya ile kendi hegemonyasýnda saðlam bir ittifak kurarak, küçük-burjuvaziyi tarafsýzlaþtýrarak ve de liberal burjuvaziyi de Rus iþbirlikçi tekelci burjuvazisinden tecrit ederek, Çarlýðýn ezdiði ve sömürdüðü uluslarýn ulusal devrimlerini de yedeðine alarak Çarlýk iktidarýný þiddet yoluyla yýkarak sosyalist devrimi gerçekleþtirmeliydi. Ekim devriminin de göstermiþ olduðu gibi, ulusal alanda baþlayan bu devrim, ezilen ve sömürülen ülkelerdeki ulusal devrimlerin sosyalist devrimlere dönüþmesini destekleyerek ve onlarla Sovyet biçimi altýnda sýký bir þekilde birleþerek geliþmeli; yarý-proletaryanýn yalpalamasýna son vererek onu tarafsýzlaþtýrmalý ve de emperyalist bir ülkedeki sosyalist devrim ile de birleþerek uluslararasý sosyalist devrimin bir parçasý olarak bütün burjuvazinin direniþini bastýrmalýydý. Bu strateji ve taktik anlayýþ 1903-1917 arasý Bolþevik Parti’nin temel çizgisi olmalýydý. Ancak böyle bir çizgi ile proletarya, küçük-burjuvazi ve liberal burjuvazi karþýsýnda Þubat’ta yaþamýþ olduðu bilinç ve örgütlenme derecesinin düþük kalmasýný önleyebilirdi. Bolþevikler P ve KDDD’de öngörülen taktikleri uygularken (özellikle de ezen ulus olan Rusya’da) , sürekli olarak, küçük-burjuva partilerden kopmamaya çalýþýyorlardý. Bundan dolayý da ileriye doðru olan hareketlerini de ister istemez sýnýrlamak zorunda kalýyorlardý. Bunu müttefiksiz kalmamak için yapýyorlardý. Ancak küçük-burjuvazi proletarya ile bir müttefiklik iliþkisine yanaþmýyordu. Bunu yaptýðý zaman proletarya politik baðýmsýzlýðýný kaybetme tehlikesi yaþýyordu. Özellikle de 1917’nin Mart’ýnda iþler neredeyse çýðrýndan çýktý. Bolþevik Parti’nin neredeyse küçük-burjuvaziye eklemlenmesi sözkonusuydu. Lenin’in Nisan müdahalesi buna son verdi. Rusya’da Çarlýðýn devrilmesinde dahi küçük-burjuvazi tereddüt etti. Bolþevikler ve bazý yarý-proleter örgütler kendiliðinden patlayan gösterileri ayaklanmaya çevirmeye çalýþýrlarken ama bunu da gerçekleþtirirken küçük-burjuvazi yalpalýyordu. Bunu da bir çok bahaneye sýðýnarak yapýyordu. Orhan Ýyiler «Bir Gün Bile Yaþamak» adlý kitabýnda, Þubat 1917 ayaklanmasýnda küçük-burjuvazinin yalpalamasýný iyi anlatmýþtýr: “Partiler de Viborg’lularýn kendi oluþturduklarý komiteyle kendi baþlarýna aldýklarý genel grev kararý nedeniyle bunalýma düþmüþlerdi. Kitlelere bolþeviklerden çok öncülük eden menþevikler en çok bunalýma düþen partiydi. Sosyalist-devrimciler genel greve karþý olduklarýný hemen duyurmuþlardý. Bu partinin özellikle liberal-burjuva kanadý, kendi denetiminden çýkacak bir giriþimi tümüyle kuþkuyla karþýladýðýný kendisiyle iþbirliði yapan ve Viborglular içinde daha aðýrlýklý olan menþeviklere hemen o gece duyuruverdi. Menþeviklerin bir bakýma iki gündür süren bunalýmlarý buradan kaynaklanýyordu. Partililer artýk kitleleri denetimlerinde tutmakta zorluk çekiyorlardý. Bunu parti üst yöneticilerine de sýk sýk bildiriyorlardý. Ama bu aþamada partilerin hemen hemen hepsi þöyle düþünüyordu:’Dýþ düþmana karþý savaþým vermekte olan Rusya’nýn þu aþamasýnda devrimci bir ihtilale hazýrlýklý olmasý olanaksýzdýr. Cephelerde yenilgiden yenilgiye sürüklenen generallerin öçlerini, içteki kýpýrdanmalardan, yarýmyamalak giriþimlerden vahþice çýkarmalarý beklenebilir. Bu nedenle hiç olmazsa savaþýn bu baharda belli olmasý beklenen yazgýsýnýn bitmesine dek herhangi bir giriþimden kesin olarak kaçýnmak gerekir. ’ Bu nedenle menþeviklerle Sosyalist-Devrimci Parti, kitlelerin bir giriþimde bulunmalarýný engelleyebilmek için ellerinden geleni yapýyorlardý. Ama denetimin artýk kendilerinden çýktýðýný gösteriyordu bir bakýma bu genel grev kararý. Sosyalist-devrimcilerin þimdiden yarýn olacaklardan ötürü menþevikleri sorumlu tutmaya baþladýklarý bile söyleniyordu. Tüm partiler 24 akþamý tam bir kargaþaya düþmüþlerdi. Kargaþaya düþmeyen tek yapý Viborglularýn bütünleþmiþ proleter birlikleriydi. ” (Orhan Ýyiler “Birgün Bile Yaþamak” s. 62-63, Ceylan Yayýnlarý) Küçük-burjuvazi Çarlýðýn yýkýlmasý ayaklanmasýna katýldý ama bunu devrimi durdurmak ve onun kapsamýný daraltmak için yaptý! IX Teorideki bu soruna olan yaklaþýmýmýn hiç kuþkusuz bir yöntemi vardýr. Bu yöntem Marx’ýn insan ile maymun anatomisini karþýlaþtýrýrken belirtmiþ olduðu yöntemdir. Yani hareketin yüksek biçimlerinin çözülmesi sayesinde ve tümdengelim yoluyla hareketin daha düþük evrelerinde beliren sorunlarýn çözülmesi yöntemidir. Zaten Marx sermayenin bilimsel eleþtirisi sayesinde geçmiþ toplumlarýn tekrar mantýksal bir þekilde ele alýnýp düzenlenmesi sorunuyla ilgileniyordu. Ýþte þu an tartýþtýðýmýz sorunda da durum aynýdýr. Ancak uluslararasý emperyalizmin devrimci eleþtirisi ve onun tarihsel ve mantýksal bir þekilde az çok doðru ortaya konulmasýdýr ki, kapitalizmin daha önceki evreleri içerisinde cereyan eden olaylarýn doðru bir þekilde ele alýnmasý ve deðerlendirilmesini olanaklý kýlmaktadýr. Bu çaðýn temel eðilimlerinin ve özelliklerinin tümdengelim yoluyla kapitalizmin daha düþük evrelerine baðlanmasý (bu baðlama ayný zaman da ayrýmdýr) ve böylece bir tarihsel ve mantýksal sürekliliðin elde edilmesi, bize, bu genel eðilim üzerinde, geçmiþ dönemdeki komünist öðelerin tarihsel pratiklerinin olumlu ve olumsuz yanlarýnýn bir görünümünü sunmaktadýr. Bu tek bilimsel yoldur. Bolþevik-Leninist teorinin bazý zaaflý ve hatalý taraflarýnýn gösterilmesi, onlarýn tarihsel büyüklüklerine ve komünizme giden yolda tarihsel olarak yapmýþ olduklarý katkýlara zerre kadar gölge düþürmez. Bu iki þeyi birbirine karýþtýrmamak gerekir. Devrimci Bülten Sayý 39 Devamý... (1) Bu makalenin ana gövdesini bir yoldaþa gönderdiðim mektup oluþturmaktadýr. Mektubun bazý yerlerini çýkararak ve bazý eklemeler yaparak yayýnlamayý uygun gördüm. Uzun zamandan beri bu nokta üzerine bir makale yazmayý düþünüyordum. Hatta «Tarihsel Marksizm» makalemde bu noktaya da deðinmiþtim. Ancak o günden bugüne kadar geçen zaman zarfýnda bu konuya deðinemedim. Daha sonra farkettim ki bu yoldaþa gönderdiðim mektup, bu noktadaki sorunlarýn ele alýnýp çözümlenmesinde bir giriþ olabilir. Bu makale bu tür teorik sorunlarýn ele alýnmasýnda bir tür giriþ olarak yorumlanmalýdýr. (2) Baþka ülkeler de incelenmelidir. Ýtalyan faþizminin en büyük özelliði ise ilk defa bir emperyalist ülkede iktidara gelmesini karakterize etmesidir. (3) Stalinist ve Troçkist modern revizyonist klikleri ile Marksizm arasýndaki farklýlýklarýn somut biçimlerini baþka bir makalede ele almaya çalýþacaðým. (4) Bu sorunda Lenin, Troçki ve Stalin’in nasýl bir ideolojik pozisyona sahip olduklarýný, aralarýnda ortak ve farklý taraflarýnýn neler olduðunu vede ayný zamanda bu noktadaki eksik ve hatalý noktalarýnýn neler olduðunu baþka bir makalede ele almayý düþünüyorum. (5) Rusya neresidir? Ukrayna mý? Polonya mý? Azarbeycan mý? Ermenistan mý? Kazakistan mý? Gürcistan mý? Letonya mý ? vs. Biz bugün Kuzey Kürdistan’a nasýl Türkiye diyemiyorsak, o zaman, «Çarlýk Rusyasý»ný da tek bir RUSYA’ya indirgeyemeyiz. Bir tek devletin sýnýrlarý içerisinde ezen ve ezilen ulus ayrýmýnýn yapýlmamasý II.Enternasyonal anlayýþýnýn kalýntýsýdýr. Zaten III.Enternasyonal bu ayrýmý sonradan vurgulamýþ ve belirginleþtirmiþtir.
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|