[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 48 (5) }
| Devrimci BültenSOSYALÝST DEVRÝM VE ULUSLARARASI SERMAYE KARÞISINDA TUTUM SORUNU-2 (4)

Sovyet Hükümeti ve Sibirya
    
Bolþeviklerin  Rusya’da yapmýþ olduðu ekonomik ve politik hatalar, yeni baðýmsýzlýðýný kazanan cumhuriyetlerde olumsuz bir þekilde ortaya çýkýyordu.  Sovyet Hükümeti kendi çevresinde ortaya çýkan yeni hükümetleri, tarafsýz ve kendisine düþman olmayan bir politik düzlemde tutamýyordu.  Burada iktidara gelen burjuva hükümetler, Sovyet Hükümeti’ne karþý hemen düþmanca faaliyetlerin merkezi haline geliyorlardý. Bu da Rusya’nýn askeri kuþatýlmasýna neden oluyordu. Böylece bu yeni cumhuriyetlerin iç politikasýnda etkili olamayan komünistler, Kýzýl Ordu’nun müdahalesine bel baðlýyorlardý.
   
Peki neden bu böyle oluyordu?

Çünkü Bolþevikler Rusya’da yapmýþ olduklarý hatalarýn bedelini buralarda da ödüyorlardý. Bolþevik politikanýn en büyük hatasý, iktidarýn ele alýnmasý sýrasýnda saðlanan küçük-burjuvazinin tarafsýzlaþtýrýlmasý politikasýnýn içsavaþ süresince sürdürülememesi ve bu temelde  onun emperyalist  burjuvazi ve Rus büyük burjuvazisinden koparýlamamasýdýr.  Tam tersine yapýlan hatalar sonucunda, bu sýnýf, tarafsýzlýktan eski Çarlýk güçleri ve emperyalistler ile sýký  bir ittifaka doðru itilmiþtir. Bunun altýnda yatan en önemli neden ise Rusya’da yapýlan politik hatalardýr.
   
Rusya’dan ayrýlan yeni cumhuriyetlerde iktidara gelen burjuvalar çoðunlukla, Bolþeviklerin Rusya’da kanlý býçaklý olduðu sað SD’ler ve  sað Menþevikler’in buralardaki uzantýlarýydý.  Bu hareketler kýsa bir zaman sonra ya emperyalistlerin iþbirlikçisi durumuna geldiler ya da Bolþevikler ile büyük burjuvazi arasýnda kalarak ve her iki tarafla da kanlý býçaklý olarak iktidarý kaybettiler.  Ama bu noktada Bolþevikler’in hatalarý tayin edici bir yere sahiptir.
   
Ekim Devrimi’nde hemen sonra Sibirya’da (daha sonra Uzakdoðu Cumhuriyeti adýný aldý) olaylar þu þekilde geliþti:
“Ekim Devrimi’nden sonraki ilk altý ay (boyunca-KE) Sibirya’da bir iktidar boþluðu oldu. Sovyet Ýktidarý Sibirya’da yer yer kuruluyor ve kalýcý olmuyordu:Moskova ile ve sivil ya da askeri diðer yerel otoritelerle zaman zaman iliþkiye geçen yerel Sovyetler çoðu bölgelerde belli belirdiz bir denetim uyguluyorlardý. Bu belirsiz durum dýþ ülkelerin askeri harekatýyla sona erdi. 5 Nisan 1918’de Japon kuvvetleri, Japonlarýn can ve mal güvenliðini saðlamak bahanesiyle, Vladivostok’a çýkartma yaptý ve sonra da, Trans-Sibirya demiryolu boyunca Baykal gölüne kadar ilerledi. Mayýs 1918’de eski Çek savaþ esirlerinden meydana gelen ve Vladivostok’u terketmeleri Sovyet Hükümeti ile görüþme sonucu kararlaþtýrýlmýþ olan Çek alaylarý Batý Sibirya’da Bolþevikler ile karþýlaþtýlar ve mevzilerini korumak için düzenli bir askeri harekata giriþtiler. Ýtilaf Devletleri’nden de destek alarak Volga boyunca batýya ilerlediler ve böylece Sibirya’nýn tamamýný Sovyet iktidarýndan yalýtýp Doðu Avrupa Rusya’sýnýn bazý bölgelerini geçici olarak Sibirya’ya ilhak ettiler. Çekler kilit noktasý Samara’yý 8 Haziran 1918’de iþgal ettiler.
   
Bu þartlarda, doðu Avrupa ve Asya Rusya’sýnda çeþitli Bolþevik aleyhtarý “hükümetler” kurulmaya baþladý. Kurucu Meclis’in eski üyelerinden, tümü sosyalist, hemen hepsi Sað SD olan, ancak bir kaç Menþevik de içeren bir grup, Çek alayýnýn himayesinde Samara’da geçici bir hükümet kurdu.  Omsk’ta, Temmuz 1918’de burjuva nitelikli bir Sibirya Hükümeti oluþturuldu ve kuruluþunu takip eden dört ay boyunca batý Sibirya’da kýsmen bir otorite saðladý. Daha doðuda, Sibirya Kazaklarý’nýn atamaný Semenov, 1917 kýþý boyunca Harbin’de bir ordu kurdu ve Mart 1918’de Sibirya’ya yürüdü. Görünüþe göre, baþlangýçta Fransýz hükümetince desteklenmiþti.  Fakat, 1918 yazýnda Japon iþgal kuvvetleri gelince hemen onlarla anlaþtý ve onlarýn iþbirliði ile, Çita’ya yerleþti. Böylece, Trans-Baykal’ýn önemli bir kýsmýna egemen oluyordu.
   
Bu ayrý ayrý müdahaleleri tek bir Bolþevik aleyhtarý otorite kurarak takviye etmeyi amaçlayan ilk giriþim Eylül 1918’de Ufa konferansýnda gerçekleþti. Semenov, hiç þüphesiz Japon efendilerinin isteði üzerine, konferansý boykot etti. Fakat Omsk Sibirya hükümetinin, Samara hükümetinin, sözde milli Kazak, Türk-Tatar ve Baþkýrt hükümetlerinin, bazý Kazak askeri hükümetlerinin ve meþruluk dereceleri belirsiz bazý küçük çapta otoritelerin temsilcileri konferansa katýlmýþtý; konferans 23 Eylül 1918’de “geçici bir tüm Rusya hükümeti” kurulmasýný kararlaþtýrdý. Bir kurucu meclis toplanýncaya kadar hükümet, sað SD önder Avksentiyev’in baþkanlýðýnda beþ üyeden oluþan bir direktuar tarafýndan yönetilecekti.  Hükümet merkezi Omsk’tu. Bununla birlikte konferans, iç karartýcý haberlerin geldiði bir ortamda yapýlmýþtý. Toplantý devam ederken Sovyet Ordularý Kazan ve Simbirsk’i Çek’lerden geri aldý. Samara ise Ekim baþýnda düþtü. Yeni “tüm Rusya” hükümetinin otoritesi kýsa zamanda, sadece batý Sibirya ile sýnýrlandý ve iki aydan az sürdü. 18 Kasým 1918’de Vladivostok’tan henüz gelmiþ olan amiral Kolçak Ýngiltere’nin desteði ve silah zoruyla hükümeti devirerek “yüce komutan” ilan edildi. Bu giriþimin sonucu olarak, Samara hükümetinin artakalan üyelerinin çoðu Bolþevikler’le uzlaþtý.” 
(E. H. Carr, a.g.e. s.321-322)
Bu uzun alýntýyý yapmamýn nedeni okurun olaylarýn genel çerçevesini görmesi içindir. Çünkü az aþaðýda yazacaklarým, olaylarýn bu genel çerçevesi bilinmeden anlaþýlmaz.
   
Bu uzun alýntýda dikkatin çekilmesi gereken nokta, sað SD önder Avksentiyev’in baþkanlýðýnda kurulan geçici hükümetin, Ýngilizler tarafýndan desteklenen amiral Kolçak birlikleri tarafýndan devrilmesidir.  Çünkü burada çok açýk bir þekilde küçük-burjuvazi ile büyük burjuvazi arasýnda bir çeliþkinin olduðu görülmektedir, ki bu çeliþki düþmanca bir biçime bürünmüþtür.  Yani bu noktada Sibirya’da küçük-burjuvazi ile büyük burjuvazi arasýnda bir müttefiklik iliþkisinden bahsedemeyiz. Tam tersine birbirlerine düþman olan bir durum söz konusudur.
   
Ýktidarý ele geçiren Kolçak Sibirya’da faþist askeri bir diktatörlük kurmuþtur ve  oradaki halk örgütlenmesine büyük bir darbe vurmuþtur.  Avksentiyev’in burjuva-demokratik hükümetinin yerine çok daha gerici bir hükümet gelmiþtir ve bu durum Ukrayna’da yaþanan  duruma benzer bir durum ortaya çýkarmýþtýr. Sovyet Hükümeti bu sefer de Sibirya üzerinden güçlü bir ordunun tehditi altýna girmiþtir.
   
Bu noktada sorulmasý gereken soru þudur: Kolçak’ýn Avksentiyev hükümetinin üzerine gitmesine ve onu yýkmasýna neden olan durum nedir?
   
Burjuva-demokratik Avksentiyev hükümetinin devrilmesine neden olan durum, Rusya’da Bolþevikler ile  Sol ve Sað SD’ler arasýndaki iliþkilerin tam düþmanca bir düzeye çýkmasý (elbette Bolþevikler’in hatalarýndan dolayý) ve bu sonuncularýn Sovyet yasallýðýnýn dýþýna tam itilmeleridir. Kolçak ve Ýngilizler, Avksentiyev hükümetine bir müdahalede bulunulduðunda, Sovyet hükümetinin bu hükümete yardýma gelmeyeceðini biliyorlardý. Zaten Avksentiyev’in SD hükümeti Sovyet Hükümeti’nden de yardým isteyemezdi.  Çünkü Kolçak’ýn ordularýnýn bu hükümeti devirmek için harekete geçtiði sýrada, Rusya’da Bolþevikler ile SD’ler içsavaþ temelinde iktidar mücadelesine tutuþmuþlardý.  Demek ki Kolçak ve Ýngilizler’in Avksentiyev hükümetini devirme giriþimleri herhangi bir dönemde deðil, Bolþevikler ile SD’ler arasýndaki politik bölünmenin düþmanca bir düzeye ve geri dönülemez bir düzeye yükseldiði dönemde olmuþtur.
   
Ýþte bu durum çok önemli bir sonuç yaratýyordu: Sibirya’da koþullar bir proletarya yarý-proletaryanýn ittifakýndan oluþacak bir devrim için daha yetersizdi ama Kolçak birliklerinin durdurulmasý için tek sað ve sol SD’lerin Bolþevikler’den ayrý güçleri de yetersizdi ki zaten bu birliklerin ilerleyiþine direnemeden iktidarý kaybettiler.
   
Stratejik açýdan baktýðýmýz zaman, Sibirya’nýn küçük-burjuva bir hükümetten, emperyalistlere dayanan büyük burjuva ve tamamen gerici bir politik gücün eline geçmesi, Bolþevikler açýsýndan stratejik bir gerilemedir.  Çünkü Kýzýl Ordu’nun bu yöne doðru daha fazla seferber olmasýna ve bu temelde de Rus halkýnýn daha aðýr koþullar içerisine sürüklenmesine neden olmuþtur. Savaþ ise bürokratik zorun en son haddine kadar geliþtirilmesi demek olduðundan, parti ve devletin bürokratik bozulmasýný (diðer koþullar ile birlikte) hýzlandýrmýþtýr. Bundan dolayý stratejik bir gerilemedir. Çünkü parti ve devletin niteliðindeki bozulmanýn geliþmesine ve hýzlanmasýna neden olmuþtur.
   
Halbuki Kolçak’ýn ilerlemesi, Sibirya’da proletarya, yarý-proletraya ve küçük-burjuvazinin oluþturacaðý bir birleþik cepte temelinde pekala durdurulabilirdi.  Bolþevikler nasýl Aðustos 1917’de Kornilov’un Kerenski hükümetini devirmesini, proletarya, yarý-proletarya ve küçük-burjuvazinin ittifaký sayesinde bir kaç aylýðýna kurtardýlarsa bunu Sibirya’da da yapabilirlerdi.  Böylece hem devrim için tarihsel koþullarýn geliþmesi hýzlanýrdý hem de komünist hareket büyük kitleleri ve yarý-proletaryayý kazanmak için gerekli ikna gücüne sahip olurdu. Kolçak’ýn sonu da Kornilov’un sonuna benzerdi ve bu politik prestij Avksentiyev hükümetini daha fazla Sovyet hükümetine ve komünistlere baðlardý. Bu koþullarda Sovyet hükümetinin desteðini alan Sibirya hükümetine kimse saldýrmazdý ve ayný þekilde Sibirya hükümeti de Sovyet Rusya için bir düþman olmaktan belirli bir süre çýkardý.
   
Sibirya’daki küçük-burjuva hükümetin yýkýlmasý, Rusya’da Bolþevikler’in küçük-burjuvaziyi Sovyet yasallýðýnýn dýþýna itmesi ve böylece onlar ile düþman olmasýnýn sonucunda ortaya çýkmýþtýr. Sibirya’da bu olaylar olurken, sað ve sol SD’er Kulaklar ile birlikte Sovyet hükümeti’ne karþý, Savaþ Komünizm’den dolayý ayaklanma yapýyordu. Bu koþullar altýnda Sibirya’da Bolþevikler ile SD’ler nasýl uzlaþabilirlerdi?
   
Halbuki savaþ komünizmine sürüklenmeyi ortadan kaldýran ve Sað ve Sol SD’leri Sovyet Kongresi içerisinde tutmayý becerebilen bir politika, çevre ülkelere karþý  daha esnek bir politika uygulayabilirdi. Bu dönemde Rusya’da birbirine düþman olan ve içsavaþ temelinde sýký bir iktidar mücadelesine tutuþan Bolþevikler ve SD’ler ayný zamanda çevre ülkelerde de yani baðýmsýzlýðýný kazanan yeni cumhuriyetlerde de bu iktidar mücadelesini veriyorlardý. SD’ler bu çevre ülkelerdeki iktidarlarýný Rusya’da Bolþevikleri devirmek için kaldýraç noktasýna çevirmeye çalýþýyorlardý.  Ýþte bu durum karþýsýnda Bolþevikler de Kýzýl Ordu aracýlýðý ile buralara müdahale edip bu iktidarlarý yýkýyorlardý ve kendilerine baðlý sözde “sosyalist iktidar”lar kuruyorlardý.
   
Ama Kýzýl Ordu’nun bu her tarafa seferber edilmesi, bürokratik zorun daha fazla harekete geçirilmesine neden oluyordu.
   
Halbuki Sibirya’da Kolçak birlikleri, birleþik bir Bolþevik-SD politik cephesi tarafýndan kolaylýkla durdurulabilirdi. 1917 Aðustos’un da Rusya’da olduðu gibi. Çünkü Kolçak’ýn politik gücü aþýrý-sað yani faþist-milliyetçi politik tabana dayanýyordu. Kazanmasýnýn nedeni de halk hareketinin bölünmesiydi. Þayet bu politik cephe gerçekleþmiþ olsaydý, Kolçak birlikleri Sibirya’nýn uzak bir köþesine sürülürlerdi ve bundan dolayý da Sovyet Hükümeti Kolçak ordusu ile savaþmak zorunda kalmazdý.  Nasýl Alman emperyalizminin Ukrayna’nýn öte tarafýnda durdurulma imkaný vardýysa ayný þekilde Kolçak’ýn da Sibirya’nýn en uç kýsmýnda durdurulma olanaðý vardý. Bunu da Sibirya’daki küçük-burjuva hükümetin tarafsýzlaþtýrýlmasý temelinde yapmak mümkünken, Bolþevikler bunu yapamadýlar ve böylece Batý, Doðu, Güney ve Kuzey’den güçlü ordular tarafýndan kuþatýldýlar. Bu durumu bertaraf etmek için de Kýzýl Ordu’yu güçlendirmek ve bürokratik zoru geliþtirmek zorunda kaldýlar.
   
Bolþevikler’in Sibirya’da yapmýþ olduðu hatalarýn kaynaðý da yine Rusya’da yapýlan hatalarýn sonucudur yani Sovyet Rusya’nýn emperyalizm karþýsýndaki yanlýþ ekonomik ve politik konumlanmasýnýn sonucudur.
   
Ukrayna’da olduðu gibi Sibirya’da da Bolþevikler, bütün burjuva sýnýflarý ayný cephe hattýnda birleþtirdiler. Bundan dolayý da bu birleþik kampýn yenilmesi için de gerekli olan toplumsal çabalarýn ölçüsü  ve bunun Rus halký üzerinde yapmýþ olduðu basýnç da devasa boyutlara ve yer yer Bolþevik terörün ortaya çýkmasýna neden oldu.
   
Kolçak’ýn gücünün altýnda Ýngiliz ve Fransýzlar’ýn desteði yatýyordu.  Bolþevikler yabancý sermaye karþýsýnda doðru bir tutum belirleyebilselerdi, Ýngiliz ve  Fransýzlar’ý Kolçak’tan rahatlýkla tecrit edebilirlerdi. Yine ayný þekilde SD’leri Sovyet yasallýðýnýn içerisinde tutarak Sibirya’da tarafsýz bir hükümet kurmalarýný saðlayarak, Sibirya’yý Japon ve Kolçak birlikleri ile Sovyet Rusya arasýnda tampon bir bölgeye dönüþtürebilirlerdi.  Böylece Komünist Enternasyonal’in aðýrlýk merkezi de korunmuþ olurdu.
   
Kolçak’ýn iktidarý ele almasýndan önce baþarýlamayan politik cephe, Kolçak ve onun yerine geçen Denikin’in yenilmesinden sonra gerçekleþtirildi.  Denikin’in yenilmesinden sonra iktidar önce SD aðýrlýklý bir “Politik Merkez” denen bir hareketin eline geçti. Ciddi bir kitle desteði olmadýðý görülünce iktidarý bir Bolþevik “Askeri Devrimci Komite”ye devretti (22 Ocak 1920).  Bu komitenin yaptýðý ilk iþ, Ýþçi, Köylü ve Asker Sovyetleri  toplamak oldu.  Adý Uzakdoðu Baðýmsýz Demokratik Cumhuriyeti olan bir cumhuriyet 14 Mayýs 1920’de resmen kuruldu ve Sovyet Hükümeti tarafýndan da resmen tanýndý.
   
Sovyet Hükümeti’nin otoritesini Doðu Sibirya’ya kadar geniþletmesi kaçýnýlmaz olarak, onu, Uzakdoðu’nun bazý yerlerini Nisan 1918’de “Japonlarýn can ve mal güvenliðini saðlamak” bahanesi ile iþgal etmiþ olan Japon emperyalizmi ile karþý karþýya getirdi.
   
Ama Japon emperyalizmi karþýsýnda Sovyetler’in iþi daha kolaydý. Bunun nedeni Japon emperyalizmi içerisinde sivil ve asker kesim arasýnda iþgal topraklar noktasýnda politik anlaþmazlýk mevcuttu.  Siviller Anglo-Sakson emperyalistlerinin yani ABD ve Ýngiltere’nin Japonya’ya politik ve askeri baskýsýný arttiracaðýndan dolayý buralardan çekilmesini istiyorlardý. Bu noktada ABD ve Ýngiltere, Japon yayýlmacýlýðýný önlemek için, Sovyet Rusya’ya yakýn duruyorlardý. Önce Sovyet Hükümeti bu durumu anlamadý ama daha sonra ABD’de yapýlan diplomatik görüþmelerde bu durum su yüzüne çýkýnca Sovyet Rusya biraz rahatladý.
   
Uzakdoðu’da Japon iþgalinin son bulmasýna neden olan en önemli durum, emperyalistler arasýndaki çýkar çatýþmasý oldu. Bu somut durum dahi, Bolþevikler’in yabancý sermaye karþýsýnda yanlýþ bir stratejilerinin olduðunu göstermeye yeter. Þayet baþtan itibaren emperyalistlere ve yabancý sermayeye karþý  “saldýrý stratejisi” deðil, “savunma stratejisi” izlenseydi ve onlar ile taktik uzlaþma noktalarý bulunulsaydý, hem içsavaþ yýkýcý geçmeyecekti hem de Sovyet Hükümeti içten ve dýþtan kuþatýlmýþ olmayacaktý. Bolþevikler bu esnek politika sayesinde, emperyalistler arasýndaki çeliþkileri kendi leyhlerine sonuna kadar kullanma olanaðýna kavuþacaklardý.
   
Japon emperyalizminin Sibirya’nýn bazý bölgelerinde çekiþmesinin uzun sürmesinin nedeni, kendi ekonomik çýkarlarýný garanti altýna almak istemesinden kaynaklanýyordu. Halbuki daha önce yabancý sermaye karþýsýnda yapýlan hatalar olmasa Japon iþgalinin politik bir dayanaðý kalmayacaktý.  Ayrýca Japonya’nýn Ekim 1922 yýlýnda Sibirya’nýn bazý bölgelerinde çekilmesinin NEP’in baþlangýcýna tekabül etmesi de ilginçtir. Bolþevikler’in yabancý sermayeye karþý imtiyazlarý geniþletmeye baþladýklarý bir anda da Japonya’nýn iþgali son buldu.  Bu da ayrýca not edilmesi gereken bir nokta.
   
Uzakdoðu’da iktidarýn ele geçirilmesinden bir yýl sonra yapýlan seçimlerde (Ocak 1921) þu sonuçlar ortaya çýktý:
“Ocak 1921’de yapýlan Kurucu Meclis seçimlerinde, komünistlerle bir blok oluþturan “köylü kökenli” bir parti 180 temsilci, komünistler ise 92 temsilci çýkardý. Bu iki grup oylarýn üçte ikisini alýyordu. SD’ler ve Menþevikler 20 kadar temsilci çýkarmýþtý. Kurucu Meclis’te “kendi kaderini tayýn hakký ve tam özerklik” talebiyle boy gösteren Buryat-Moðollar 13 temsilciliði kazanmýþtý. ”
(E. H. Carr, a. g. e. s. 328)
Bu seçim sonuçlarýndan sonra köylüler ile “komünistler” yani Rusya’nýn Uzakdoðu’daki uzantýlarý bir koalisyon hükümeti kurdu. Ama bu hükümet Sovyet Rusya’ya göbekten baðlý bir hükümetti:
“SD’ler ve Menþevikler, köylüler ve komünistlerden oluþan hükümeti terör uygulamakla ve Rusya Komünist Partisi’nin Uzak Doðu bürosunun aleti olmakla suçluyorlardý; buna karþýlýk kendileri de Japonlar’dan para yardýmý almakla suçlanýyordu. 17 Nisan 1921’de kabul edilen anayasa burjuva-demokratik görünümü korumaktaydý. Çoðunluðu köylülerle komünistlerden meydana gelen bir hükümet kuruldu; bakanlar kurulu bu yönetime karþý sorumlu olacaktý; Moskova’ya karþý tam baðýmsýzlýk görünümü korundu.  Fakat Kolçak’a karþý Kýzýl Ordu’ya komuta etmiþ generallerden Bluçer, cumhuriyet ordusunun baþkomutaný oldu. Bu göreve, ileride Sovyetler Birliði’nin gözde generallerinden biri haline gelecek olan Uboreviç getirildi bir süre sonra. Siyasi yöneticilere ve sivil yönetime iliþkin hakikat ne olursa olsun, ordunun baþlangýçtan beri, doðrudan doðruya Moskova’nýn denetimi altýnda olduðundan þüphe etmek için hiçbir sebep yoktur. ”
(E. H. Carr, a. g. e. s. 328)
Japonlar Ekim 1922’de Uzakdoðu Cumhuriyeti’nin deniz bölgelerinden çekildi ve burada kurmuþ olduklarý kukla hükümet de devrildi ve böylece Uzakdoðu Cumhuriyeti’nin otoritesi Pasifik Okyanusu’na kadar geniþledi.  Ama bu cumhuriyet Sovyet Rusya’nýn “iþbirlikçileri” aracýlýðý ile yönetilen bir yeni-sömürgeydi.  Bu noktada E. H. Carr þunlarý yazarken hiç kuþkusuz haklýydý:
“10 Kasým 1920’de Kurucu Meclis, bir oylamayla, kendi varlýðýna son vererek RSFSC’ne katýldýðýný ilan etti. Eski Rus Ýmparatorluðu’nun dört bir yana daðýlmýþ unsurlarýnýn bir bütün içinde birleþmeleri yolunda yeni bir adýmdý bu. ”
(a. g. e. s. 332)
Rus sosyal-þovenizmi temelinde ve onlarýn iþbirlikçileri aracýlýðý ile yeni bir Rus emperyalizmi adým adým inþaa oluyordu.

Sovyet Hükümeti ve Transkafkasya

Kafkasya’da  Þubat Devrimi ile birlikte Çarlýk Ýmparatorluðu’nun býrakmýþ olduðu otorite boþluðunu Gürcü, Ermeni ve Azeriler’in  oluþturmuþ olduklarý Transkafkasya Meclisi doldurdu. Ekim Devrimi’nden sonra Sovyet Hükümeti bu meclise dayalý bir komiserlik kurarak, Sovyet Hükümeti ile bu bölge arasýndaki politik iliþkileri düzenledi:
“Yapýsý ve yönelimi bakýmýndan Gürcü aðýrlýklý bir kuruluþtu bu.  Baþkaný radikal Gürcü politikacý Gegeçkori idi ve Gürcü Menþevik önder Jordanya’nýn baþkanlýðýndaki yerel iþçi, Köylü ve Asker Temsilcileri “bölge merkezi” ile yan yana görev yapýyordu. Komiserlik baþlangýçta, bir hükümet kurmaya ya da Transkafkasya’nýn baðýmsýzlýðýný talep etmeye kalkýþmadý. “Transkafkasya devrimci demokrasisi” adýna 18 Kasým/1 Aralýk 1917’de yayýmladýðý ilk bildiride, “Rus devrimince ilan edilen milliyetlerin kayýtsýz þartsýz kendi kaderlerini tayýn hakký”ný dile getiriyor, fakat yalnýz Kurucu Meclis Petrograd’da toplantýya çaðrýlýncaya kadar otorite talebinde bulunuyordu.  Bununla birlikte komiserliðin bakýþ açýsý, esas itibariyle Bolþevik alehtarýydý; Kurucu Meclis’in daðýtýlmasýndan sonra, Rusya Sovyet Hükümeti’ni tanýmayý reddetmesi de, iddialarý ne olursa olsun, ona de facto bir baðýmsýzlýk statüsü veriyordu. ” ( E. H. Carr, a. g. e. s. 312)
Transkafkasya Cumhuriyetleri ile Sovyet Rusya arasýndaki iliþkiler Mayýs 1918’e doðru kopma noktasýna geldi. Bunun nedeni Sovyet Rusya’nýn buradaki cumhuriyetlere sormadan Türkiye ile yaptýðý ateþkes anlaþmasý ve Türkiye’ye býraktýðý bazý sýnýr illeridir.  Bunun üzerine Transkafkasya Cumhuriyetleri, 22 Nisan 1918’de tamamen Rusya’dan ayrýlma kararý aldýlar ve “Transkafkasya Baðýmsýz Federatif Cumhuriyeti”ni ilan ettiler.  Ama bu cumhuriyet içerisinde Ermeni, Gürcü ve Azeriler’in aralarýndaki çeliþkiler de çok güçlüydü:
“Gürcüler Batum’la ilgili Türk talebine karþý direnmek için ortaklarýnýn kayýtsýz þartsýz desteðini bekliyorlardý. Fakat Ermeniler’in Gürcüler’den þikayetleri, Türkler’den þikayet ettikleri kadar derindi; Azerbeycanlýlar ise yakýnlarý ve dindaþlarý Türkler’i hristiyan ortaklarýna yeðliyorlardý.  Cumhuriye içinde Gürcistan’ýn hakim bir rol oynamasýný Ermenistan da, Azebeycan da kýskanýyordu.  Bu üç ülkenin herbirinde milli anlaþmazlýklar egemen parti---Gürcistan’da Menþevikler, Ermenistan’da Taþnaklar ve Azerbaycan’da Musavat (Eþitlik) partisi--- tarafýndan yaratýlýp körükleniyordu.  Ýþbirliði kýsa sürede sona erdi.  26 Mayýs 1918’de Transkafkasya meclisi, cumhuriyeti feshetmek için toplandý; ayný gün, bir Gürcü millet meclisi, baðýmsýz bir Gürcü cumhuriyeti ilan etti.  Ýki gün sonra baðýmsýz Ermeni ve Azerbaycan cumhuriyetleri ilan edildi. ”  (E. H. Carr, a. g. e. s. 313)
Önce Rusya’dan ayrýlan Kafkas Cumhuriyetleri daha sonra da kendi aralarýnda ayrýldýlar ve çok kýsa bir zaman sonra da Alman emperyalizmi ve Osmanlý Ýmparatorluðu ittifakkýnýn iþgaline uðradýlar.
   
Kafkasya’da ortaya çýkan durum Ukrayna’nýn bir benzeridir.  Nasýl Sovyet Rusya resmiyette kendisine baðlý olan bir cumhuriyeti adým adým önce kaybetti ve daha sonra da Alman emperyalizminin iþgali altýna soktuysa, burada da aynýsý oldu.
   
Sovyet Rusya resmiyette kendisine baðlý olan Transkafkasya Cumhuriyetleri’ni, aceleci bir þekilde ve onlara sormadan, onlarýn topraklarýný Osmanlý Ýmparatorluðu ve Alman emperyalizmine verdikten sonra ve onlarý böylece kaybettikten sonra, daha sonra da onlarýn bu devletlerin iþgali altýna girmesine neden olmuþtur.  Bunun en büyük nedeni Alman emperyalizminin Brest-Litovsk’ta Bolþevikler’i Osmanlý Ýmparatorluðu sýnýrýnda ateþkese zorlamasýydý.  Ukrayna cephesi üzerinden gelen Alman baskýsý, tek bu cephe üzerindeki etkileri ile sýnýrlý kalmýyordu.  Alman emperyalizmi Brest-Litovsk’ta Kafkasya ile ilgili olarak da taviz koparýyordu ve bu temelde Bolþevikler’den þunlarý istiyordu:
“Bu arada, 5/18 Aralýk 1917’de Türkler’le bir ateþkes imzalanmýþ ve Türk cephesindeki son Rus ordularý da daðýtýlmýþtý. Görüþmelerde Transkafkasya’nýn hiçbir rol oynamadýðý 2 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk anlaþmasý, Kars ve Batum Gürcü illeri ile, esas itibariyle Ermeniler’in yaþadýðý Ardahan’ýn Türkiye’ye býrakýlmasýný öngören bir madde içeriyordu. Anlaþma baþlýca Gürcü önderler tarafýndan þiddetle yerildi; Transkafkasya komiserliði ise haberi olmaksýzýn ve onayý alýnmadan, Transkafkasya illerinin  Türkiye’ye býrakýlmasýný resmen protesto etti. Türkiye 15 Nisan 1918’de Batum’u iþgal ederek yeni kazandýðý bu yerlere bir an önce sahip çýktý ve geniþletmek gibi bir niyet gösterdi. ” ( E. H. Carr, a. g. e. s. 312-313)
Bolþevikler’in Almanlar’ý durdurmak için verdiði bu tavizler ayný zamanda Transkafkasya cumhuriyetlerinin onun etki alanýndan çýkmasýna da neden oluyordu.  Eðer bu cumhuriyetler resmiyette Sovyet Rusya’dan kopmak istemiyorlardýysa, bunun nedeni, Rusya’nýn kendi sýnýrlarýný güvence altýna almalarý içindi.  Eðer Sovyet Rusya bunu yapamýyorsa onunla ayný federasyon içerisinde kalmanýn da bir anlamý kalmamýþtý artýk.
   
Böylece Sovyet Rusya, Ukrayna’da yapmýþ olduðu hatanýn bedelini ve bunun sonuçlarýný Kafkasya’da da ödüyordu.  Bolþevikler Brest-Litovsk’tan dolayý içeride Sol SD’leri kaybederken, Kafkasya’da da bu cumhuriyetleri kaybetti. Bütün bunlar, Ekim Devrimi’nin felç etmiþ olduðu ekonomik yaþamýn sorunlarýnýn, yoðunlaþýp politik süreci etkisi altýna almasýnýn sonuçlarýydý.
   
Sovyet Rusya baðlamýnda, tarihsel olaylarýn bu karmaþýk diyalektiði ilk bakýþta görülmez.  Bunun bir çok nedeni vardýr ama bütün bunlarý ilk bakýþta anlamamýza engel teþkil eden þey, bu olaylarý ölçebileceðimiz bir tarihsel ölçütümüzün olmayýþýdýr. Bu tarihsel ölçüt sorunu çözüldüðü andan itibaren, bu karmaþýk sorunlar yumaðý, iplik söküðü gibi kendiliðinden çözülür.  Bu tarihsel ölçüt de, bir sosyalist devrimin yabancý sermaye ya da emperyalist sermaye karþýsýndaki tutumu sorunu ile sýký sýkýya birbirine baðlýdýr.
   
Bütün bu analizlerden sonra þu sonuç ortaya çýkmaktadýr: Bolþevikler, devrimin ekonomi politikalarýnda yanlýþ yapmasalardý ve doðru politik orantýlarý tutturabilselerdi, zamansýz bir þekilde Ukrayna’nýn üzerine gitmemiþ olacaklardý ve Alman baskýsýný Ukrayna önlerinde durdurmuþ olacaklardý ve bunun Rusya’ya baskýsý da fazla olmayacaktý.  Böylece Kafkasya’da da bu cumhuriyetleri tatmin etmeyen bir ateþkes anlaþmasýný imzalamayarak, uzun süre sürüncemede býrakarak bu cumhuriyetlerin kendi politik etki alanýndan çýkmasýný da önlemiþ olacaktý.  

Burada iþin püf noktasý þudur ve bu noktayý asla akýldan çýkarmamak gerekir: Eðer Alman emperyalizmi ve Osmanlý Ýmparatorluðu birlikleri, Batý ve Güney Doðu’dan yani Ukrayna ve Kafkasya üzerinden ilerleyebildilerse ve Ukrayna’yý ve Kafkasya’yý iþgal edebildilerse, bu Sovyet Rusya ile Ukrayna ve Transkafkasya Cumhuriyetleri arasýndaki ittifak iliþkilerinin çözülmesinin sonucunda ortaya çýkmýþtýr ki bu çözülmenin en önemli nedeni Sovyet Rusya’nýn politik hatalarýdýr.

Bu müttefiklik iliþkisi çözülmeseydi, Almanya ve Osmanlý Ýmparatorluðu buralarý iþgal edemezlerdi.  Dikkat edilirse eðer hem Ukrayna’da hem Kafkasya’da hem de Sibirya’da, buralarýn kaybedilmesi ve Sovyet Rusya’nýn düþmanlarýnýn eline geçmesi, buradaki egemen yerel politik güçler ile Sovyet Rusya arasýndaki politik ve askeri iliþkilerin zayýflamasýnýn sonucunda ortaya çýkmýþtýr.  Sovyet Rusya ile bu bölgeler arasýnda politik iliþkiler zayýflamasaydý kesinlikle Almanya ve Osmanlý Ýmparatorluðu’nun buralarý iþgal etme güçleri yoktu, ki zaten 5-6 ay sonra bu devletler savaþý kaybederek içeride de iktidarý kaybettiler.  Bu durum dahi, bu müttefiklik iliþkisi çözülmeseydi sýkýþanýn gelecekte Sovyet Rusya ve müttefikleri deðil Almanya ve Osmanlý Ýmparatorluðu’nun olacaðýydý.

Bu noktada çýkan en önemli sonuç þudur: Sovyet Rusya’nýn zamaný stratejik bir þekilde yani istediði gibi kullanamamasýnýn altýnda, onun emperyalizm karþýsýnda yapmýþ olduðu hatalý tarihsel konumlanmadýr.
1918 yazýna gelindiðinde Kafkasya’da durum þuydu:
“Dolayýsýyla, 1918 yazýnda, Transkafkasya’nýn Almanya ile Türkiye arasýnda payedildiði ve Sovyet yönetiminde kalan istikrarsýz Baku þehri hariç, tümüyle Rusya’dan koptuðu görüldü. ”  (E. H. Carr, a. g. e. s. 315)

Üstelik bu durum Almanya’nýn ve Osmanlý Ýmparatorluðu’nun en kötü olduðu bir durumda yaþanýyordu. Çünkü bir kaç ay sonra bu devletler savaþý kaybettiler.  Sovyet Rusya bölgede o kadar etkisiz kalmýþtý ki, Almanya ve Osmanlý Ýmparatorluðu savaþý kaybedip buralardan çekilirken buradaki boþluðu dolduramadý:
“Ekim Devrimi’nden beri Transkafkasya politikasýnýn belirgin özelliði Rus iktidarýnýn yokluðuydu. Görünüþte bu boþluk, baðýmsýz yerel hükümetlerce, gerçekte ise önce Almanya ve Türkiye’nin, sonra da Ýngiltere’nin askeri gücüyle doldurulmuþtu. Büyük Britanya sonunda geri çekildiðinde Rus iktidarý onun yerini almaya hazýrdý.  Sovyet Hükümeti, yabancý kuvvetlerin kuklasý olduðu gerekçesiyle, üç Transkafkasya  cumhuriyetini boykot etmiþti.  Bu cumhuriyetler, þimdi de, kendi güçsüzlüklerinden ötürü yenik düþüyorlardý. 1920 Nisaný sonunda, Ýngiliz birliklerinin çekilirken iktidarda býraktýklarý, Ocak 1920’de Ýtilaf Devletleri’nce tanýnmýþ olan Azerbaycan hükümeti, Baku’da patlak veren bir komünist isyan sonucu büyük bir güçlükle karþýlaþmaksýzýn devrildi.  Baku devrimci proletaryasý ve Azerbaycan emekçi köylüleri adýna hareket eden “Bakü askeri devrimci komitesi” feshedilen hükümeti hain ilan ederek, “dünya emperyalizmine karþý birlikte mücadele uðruna kardeþçe bir ittifak” kurulmasý için Moskova’ya baþvurdu.  Bu yardým hýzla gelecekti.  Bir Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ilan edildi.  Kirov, Orjonikidze, Mikoyan---bir Rus, bir Gürcü, bir Ermeni--- Transkafkasya’da Sovyet iktidarýnýn temellerini atmak için geldiler. ” (E. H. Carr, a. g. e. s. 316)
Kafkasya’daki sözde “sosyalist devrimler” Kýzýl Ordu sayesinde gerçekleþtirildi.  Buradaki sözde “sosyalist hükümetler” halk desteðinden yoksunlardý ve iktidarlarýný Kýzýl Ordu’ya dayanarak sürdürüyorlardý.  Kaldý ki Ermenistan’a “sosyalist hükümet” açýktan dýþarýdan getirildi.  Bolþevik politikanýn buralarda kabul görmemesinin altýnda ekonomide yapmýþ olduklarý hatalarýn payý büyüktür. Örneðin bu durum Ermenistan’daki olaylarda çok açýktýr:
“…Kasým ayýnda, Türkler hemen hemen tam bir zafer kazanmýþken ve Ermenistan hükümeti daðýlma halindeyken Sovyet birlikleri kuzeydoðudan ilerlediler, beraberinde getirdikleri devrimci bir komite, baþkenti Erivan olan yeni bir Ermenistan Sosyalist Cumhuriyeti ilan etti. Yeniden kurulan Ermeni hükümet Moskova tarafýndan hemen tanýndý ve 2 Aralýk 1920’de Türkiye ile bir barýþ anlaþmasý imzalandý.  Kuþa çevrilmiþ bir Ermenistan bu iþten, baðýmsýz bir Sovyet Cumhuriyeti olarak çýktý.  Ancak rejimin yerleþmesi direniþ ile karþýlaþtý.  1921 yýlý Þubat ortasýnda halk Erivan’ý ve baþlýca diðer þehirleri ele geçirerek yeni yöneticilerine isyan etti. Ermeni bir Bolþevik tarihçiye göre, “kendi güçsüzlüðünü kabul eden” devrimci komite, “Sovyet Rusya’yý yardýma çaðýrdý ve kendisi küçük bir askeri birliðin koruyuculuðunda kaçarak Ermenistan’ýn kurtarýlmasýný, Kýzýl Ordu’ya býraktý. ”Ýsyanýn, resmi hububat talebinin aðýrlýðýndan kaynaklanmýþ olduðu belirtilmektedir. Düzenin tam olarak kurulmasý ancak Nisan baþlangýcýnda, NEP’in ilanýndan sonra, gerçekleþti. Bu isyanda, ekonomik ve milli hoþnutsuzluklarýn oynadýðý rollerin hangi aðýrlýkta olduðu konusunda ancak tahmin yütütülebilir. ”  (abç) (E. H. Carr, a. g. e. s. 318)
Bütün bunlarýn bir sosyalist devrim ile ne alakasý var.  Buralardaki sözde “sosyalist hükümetler” Kýzýl Ordu tarafýndan, bir güç tarafýndan zorla empoze ediliyordu ve  adýna da Sovyet rejimi deniliyordu. Bu metodlar düpe düz yeni bir sömürgecilik biçiminden baþka bir þey deðildi.  Sovyet Rusya’nýn buralara müdahalesi, kendi çýkarlarý doðrultusunda ama özellikle de güvenlik ve ekonomik çýkarlar temelinde þekilleniyordu.
   
Ermenistan’da ve Azerbaycan’da  olduðu gibi, Kýzýl Ordu tarafýndan zorla Sovyetleþtirme Gürcistan’da  da gerçekleþtirildi.  Rejim neredeyse sadece Kýzýl Ordu’nun gücüne dayanýyordu.  Lenin bu durumdan o kadar korktu ki, Menþevikler’in hükümete dahi alýnmasýný istedi. Bu durum Sovyet Rusya ile Kafkasya’daki cumhuriyetler arasýndaki iliþkilerin Enternasyonalist bir temelde deðil sömürgecilik temeline oturduðunun en iyi kanýtýdýr:
“…Sovyet ordularý ise sýnýr bölgelerinde yýðýnak yapmýþtý. Sovyet Ermenistaný Sovyet ve Gürcü Bolþevik kuvvetleri sýnýrý (Gürcü sýnýrýný—KE) geçtiler; iki gün sonra, Türkiye bir ültimatom vererek, Ardahan ve Artvin bölgelerinin iadesini istedi; bu istek yerine getirildi.  25 Þubat 1921’de Tiflis teslim oldu ve galipler bir Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ilan ettiler.  Türkistan’ýn çalkantýlý bölgelerini temizleme harekatý hariç, SSCB’ni oluþturacak bölgelerde Kýzýl Ordu’nun son harekatýydý bu ve dýþ düþmanla savaþ tehlikesinin bir kez daha ufukta görüneceði, yaklaþýk yirmi yýl sonrasýna kadar görülecek son zorla Sovyetleþtirme örneðini oluþturuyordu. Lenin’in bu konudaki olaðandýþý tedirginliði, Orjonikidze’ye yolladýðý 3 Mart 1921 tarihli mektubunda dile geliyordu: Lenin, “Gürcü aydýnlara ve küçük tüccarlara karþý bir taviz politikasý” önermekle kalmýyor, ayný zamanda, “Jordanya ve diðer Gürcü Menþevikler’le bir koalisyona gidilmesini de salýk veriyordu. ” (E. H. Carr, a. g. e. s. 320)
Kafkaslar’daki Sovyet politikasýnýn bir yeni-sömürgecilik politikasý olduðu, “komünist” sýfatýnýn ise bu yeni-sömürgeci  politikayý gizleyen ve cilalayan bir “incir yapraðý” olduðu çok kýsa bir zaman sonra açýkça ortaya çýktý. Kafkaslar’da Büyük Rus Þovenizmi’nin komünist kimliði altýna saklandýðýný 1922 yýlýnda bizzat Lenin’in kendisi itiraf etti ve bunu bir nevi tarihsel olarak tescil etti. Yine bundan bir yýl önce, Mart 1921’deki Onuncu Parti Kongresi, artýk saklanamayan ve ayyuka çýkan Büyük Rus Þovenizmini resmi olarak belirten ve kýnayan ilk Kongre oldu. Ama bütün bu tespitler gidiþatý hiçbir þekilde deðiþtirmedi.

Artýk Lenin’in baþýnda olduðu Rusya  SSCB biçiminde  yeni bir Sosyal-emperyalist ve eski Çarlýk sömürgeleri de yeni-sömürgeler haline gelmiþlerdi. Rus içsavaþýndaki bu deneyimi yani Kýzýl Ordu’ya dayanarak iþbirlikçi rejimler oluþturma politikasýný, Rus sosyal-emperyalizmi, Ýkinci Dünya Savaþý sýrasýnda ve sonrasýnda Orta ve Doðu Avrupa’da da daha sonra uyguladý.  Savaþ sonrasýnda Kýzýl Ordu’nun ilerlemiþ olduðu en ileri cephe hattý boyunca, Doðu Berlin’den Rusya’ya kadar olan yerlerde yeni-sömürgeler oluþturuldu.  Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda ortaya çýkan durum aslýnda Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda ve sonrasýnda ortaya çýkan durumun aslýnda tarihsel bir uzantýsýdýr.

Aslýnda Sovyet Rusya’daki sömürgecilik süreci, Enternasyonalizm’in bozulmasý ile RKP’nin oportünizme ve revizyonizme dönüþmesi ile iç içe geçen bir süreç olarak yaþanmýþtýr. Biz bu sömürgecilik sürecini mantýksal olarak BP’nin revizyonizme evrilmesinden ayrý inceledikse eðer, bu olaylarý ayrýþtýrmak ve analizi kolaylaþtýrmak içindi.

Ýþte bu noktadan itibaren, RKP ile III. Enternasyonal arasýndaki iliþkileri incelemek gerekir ve nasýl RKP’nin tek Rusya’daki sosyalist devrimin tarihsel temelini deðil ama dünya sosyalist devriminin de tarihsel temelini daralttýðýný ve yenilgiye götürdüðünü de incelemek gerekir.

(devam edecek)


Devrimci Bülten Sayý 48, Devamý...



|
_ _