[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  14-12-2025 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{   PDK Devrimci Bülten - Sayý 49 (5) }
| Devrimci Bülten
KÜRT ULUSAL SORUNUN ÇÖZÜMÜNDEN NEYÝ ANLAMAK NEYÝ ANLAMAMAK GEREKÝR (K. Erdem)

I-Giriþ


Büyük bir liberal propaganda AKP Hükümeti eliyle birden bire bütün toplumu etkisi altýna aldý. "Artýk kan dökülmesin", "Analar aðlamasýn ", "Artýk barýþ olsun" sloganlarý ile toplumun büyük çoðunluðu bu liberal politik yola kanalize edilmek istenmektedir.

Ýleri sürülen sloganlarý biçimsel olarak da olsa kabul etmemek elde deðil. Gerçekten de Kürt Ulusal sorununda barýþçýl bir çözümü en çok komünist ve devrimciler istemektedir. Ancak AKP hükümetinin liberal barýþ söylemini açtýðýmýzda ve gerçek içeriðini açýða çýkardýðýmýzda bunun Kürt Ulusal hareketine uzatýlmýþ bir havuç olduðunu ve onun tasfiyesini hedeflediðini hemen görürüz. Bu tasfiye hareketinde Türk liberal burjuva ve aydýnlarý ama ayný zamanda bazý Kürt liberal aydýnlarý da büyük bir gayretkeþlikle ve "ukalalýkla" AKP hükümetinin ardýnda sýralanmýþlardýr.

AKP'nin liberal reformlarý tek Ýþbirlikçi Tekelci Burjuvazi (ÝTB) içerisindeki milliyetçi ve militarist unsurlarý hedeflememekte ama ayný zamanda PKK'nýn tasfiyesini ve devrimci hareketin pasifize edilmesini de hedeflemektedir. Bu liberal reformlarý da ABD ve AB emperyalistlerinin yardýmý ve iþbirliði ile pratiðe geçirerek Türkiye'yi daha fazla bu emperyalistlerinin egemenliði altýna sokmak istemektedir.

AKP'nin liberal barýþ söyleminin altýnda Kürt ulusunun tarihsel haklarýnýn tasfiyesi ve onun boyunduruluk altýna alýnmasý yatmaktadýr. Bütün bu tasfiye hareketini de ABD'den Avrupa'ya ve Kuzey ve  Güney Kürdistan'a kadar olan geniþ bir coðrafyada hayata geçirmek istemektedir.

AKP'nin hayata geçirmek istediði liberal reformlar ulusal sorunda, "Kültürel Özerklik" diye bileceðimiz bir çerçeveye sahiptir. Özü itibariyle Türk þovenizmini deðiþik bir biçimde tekrar güçlendirmeyi ve yapýlandýrmayý öngörmekle birlikte, ulusal hareketi de pasifize etmeyi öngörmektedir.

Ulusal Kültürel Özerklik politikasý aslýnda Kürt liberal burjuvazisinin Kürt küçük-burjuvazisinden koparýlmasý için devreye konulmuþ bir politikadýr. Amacý Kürt liberal burjuvazisi ile Kürt küçük-burjuvazisinin politik ittifaklýk iliþkisini yoketmek ve böylece ulusal hareketin tasfiyesini geliþtirerek onun toplumsal ve tarihsel taleplerini T. C. devletinin liberal esnemesi ile ayný düzeye getirmektir.

ÝTB'nin bir kesimi (AKP), ulusal kültürel özerklik temelinde bazý reformlar yapýlmaksýzýn Kürt Ulusal hareketinin bölünemeyeceðini anlamýþtýr. Kürt liberal burjuvazisi politik yönden az çok tatmin edilmeden küçük-burjuvaziden kopmayacaðý anlaþýlmýþtýr. Onun için bu sýnýfýn ÝTB tarafýndan kazanýlmasý bu mümkün deðilse en azýndan tarafsýz hale getirilmesi içinden geçilen süreçte en önemli politik sorunlardan biri olarak ortaya çýkmýþtýr.

II-Liberalizm ve Kültürel Özerklik

Kürdistan'da küçük-burjuvazi ile iþbirlikçi Kürt burjuvazisi ve sömürgeci ÝTB arasýnda toplumsal ekonomik olarak yeralan bir orta burjuva sýnýf vardýr. Bu sýnýf sömürgeci ekonomik iliþkiler zemininde ortaya çýkmýþtýr ve hem sömürgeci sýnýflar ve onlarýn uluslararasý emperyalist dayanaklarý ile hem de Kürt halkýnýn geniþ kesimleri ile yoðun ekonomik iliþkilere sahiptir.

Kürt liberal burjuvazisinin Kürdistan'da politik uyanýþýnýn, Ulusal Kurtuluþ Hareketi'nin politik ve askeri olarak dorukta olduðu bir dönemde yani 1980'lerin sonu ve 1990'larýn baþýnda ortaya çýkmýþ olmasý tesadüf deðildir. Üstelik de SHP içerisinden çýkmasý ve geliþmesi de bu yönde oldukça anlamlýdýr. Bundan þu sonuç ortaya çýkar: Kürdistan'da bu sýnýf sömürgeci ekonomik ve politik iliþkiler temelinde ortaya çýkmýþtýr ve bu tarihsel temelin köklü bir altüst oluþunu istememektedir.

Bu sýnýf Kürdistan'da þu unsurlardan oluþur: küçük ve orta boy üretim  sahiplerinden, orta ölçekli ticari iþletmelerden, acentalardan, burjuvalaþmakta olan toprak aðalarýndan ve serbest meslek sahiplerinden vs. Kendiliðinden anlaþýlýr ki bu sýnýf sömürgeci iliþkilerin ürünüdür ve bu iliþkilere göbekten baðlýdýr ve belirli ölçülerde  bu iliþkilerin devamýndan yanadýr.

Bu sýnýfýn en büyük korkusu bu iliþkilerin radikal bir þekilde alt-üst olmasýdýr. Özellikle de Kürt ulusunun halk katmanlarý içerisinden geliþecek ve Kürdistan'ý sömürgeci iliþkilerden koparacak bir hareketten büyük rahatsýzlýk duymaktadýr. Böyle bir radikalleþmenin ortaya çýktýðý durumlarda bu sýnýf her zaman ortaya çýkarak hareketi "yumuþatmaya " çalýþmakta ve radikal taraflarýný törpülemek istemektedir.

Bu sýnýf politik olarak ortaya çýktýðý andan itibaren, ulusal kurtuluþ hareketi ona karþý bir politik tutum geliþtirme sorunu ile karþý karþýya kalmýþtýr. Ulusal kurtuluþ hareketi ona karþý dýþlayýcý olmaktan ziyade daha yumuþak bir politika izleyerek onunla ittifaklýk aramýþ ve kurmuþtur. Bu ulusal kurtuluþ hareketi açýsýndan doðru bir politikadýr. Çünkü bu sýnýf, sýnýfsal yapýsýndan dolayý özellikle Kürdistan'ýn kentlerinde etkindir ve ulusal hareket bu sýnýf aracýlýðý ile zayýf kaldýðý Kürdistan kentlerinde büyük bir politik nüfuz elde etmiþtir.

Ýkinci olarak bu sýnýf ile ittifaklýk, onun olumsuz eðilimlerinin dizginlenmesine de yardýmcý olmuþtur. Baþý boþ kalacak bir liberal hareket, sömürgeci güçler ile anlaþmanýn yollarýný arayarak ulusal hareketin tasfiyesine neden olabilir.

Kürt liberal burjuvazisi sýnýfsal konumundan dolayý ikili bir politika uygulamaktadýr. Bir yandan sömürgeci güçler ile yaygýn iliþkilere sahiptir ve bir yandan da ulusal kurtuluþ hareketi ile yaygýn iliþkilere sahiptir ve yeri geldiði zaman kendi sýnýfsal konumunu güçlendirmek ve payýný daha da geliþtirmek  için her iki tarafý da birbirine karþý kullanacak ve en  güçlünün yanýnda yer almaya çalýþacaktýr.

Þurasý kesindir ki, ulusal kurtuluþ hareketinin politik ve askeri olarak tasfiyesini gördüðü andan itibaren onun ile ittifaklýk iliþkisini çözecek ve sömürgeci güçlere daha çok yaklaþacaktýr. Ancak bunun tersi de doðrudur. Baðýmsýz bir Kürdistan ihtimalini gördüðü ve buna kanaat getirdiði andan itibaren de sömürgeciler ile olan  iliþkillerini de kopararak baðýmsýz Kürdistan özgülünde kendini daha da geliþtirmek isteyebilir. Bunun tarihte bir çok örneði mevcuttur.

Bugün içinden  geçtiðimiz süreçte Liberalizmin Kültürel Özerklik programý ayný zamanda sömürgeci güçler ile iliþkileri devam ettirmenin de programýdýr. Bu noktayý asla akýldan çýkarmamak gerekir.

Eðer Kürt liberal burjuvazisi þimdilik AKP'nin Kültürel Özerklik programýna mesafeli kalýyorsa, bunun nedeni, ulusal kurtuluþ hareketi içerisinde politik hegemonyanýn kendisinde olmamasýndan dolayýdýr.

III-Kültürel Özerklik Ve Burjuva Demokrasisi

Az yukarýda da belirttiðimiz gibi, AKP hükümetinin Kültürel Özerklik programý egemen politik iliþkilerin yani politik demokrasinin yeni bir biçime sokulmasýdýr ve  bu temelde gerek iç politikada gerekse de dýþ politikada yeni güç dengelerinin kurulmasýdýr da ayný zamanda. AKP'nin T. C. Devletini üzerine oturtmak istediði politik biçim burjuva demokrasisidir ve bunu gerçekleþtirme gücünün olup olmamasý baþka bir sorundur.

AKP burjuva demokrasisi aracýlýðý ile hem içeride politik sistemin üzerine oturduðu toplumsal temeli deðiþtirmek istemektedir hem de dýþ politikada yeni politik iliþki ve baðlar kurmak istemektedir. Ancak ne var ki çoðu zaman bu ikisi birbirine baðlý geliþmektedir ve birbirini koþullandýrmaktadýr.
Ýþte AKP'nin Türkiye'yi burjuva-demokratik bir biçime sokabilmesi için hem içeride hem dýþarýda yeni baðlaþýklar bulmasý gerekmektedir. Dýþarýda bu AB üyeliði etrafýnda elde edilecek olan ABD-AB emperyalistlerinin desteðidir. Ýçeride ise Türk ve Kürt liberal burjuvazisinin desteðidir. Bu olmaksýzýn bu politik dönüþümü gerçekleþtiremez. Ama bu baðlaþýklarýn gerçekleþebilmesi için TC devletinin burjuva-demokratik reformlar aracýlýðý ile bir politik dönüþüme uðramasý zorunludur. Ama bu reformlar devreye sokulduðu andan itibaren de milliyetçi ve muhafazakar politik çevrelerden büyük bir direniþ ile de karþýlaþmaktadýr.

Bu noktada çok ilginç bir çeliþki göze çarpmaktadýr: AKP'nin hedeflediði burjuva demokrasisi ile buna götürecek politik araçlar arasýnda bir çeliþki mevcuttur.

Liberalizm özünde burjuva demokrasisini öngörür ve onun ile bir politik baðlaþýklýk burjuva demokratik bir politik düzenin yerleþmesi ve sürdürülmesi  için zorunludur. Ancak Türkiye'nin mevcut politik sistemi bazý liberal reformlarý gerçekleþtirmek noktasýnda dahi esnememekte ve bu liberal reformlarda ýsrar edildiði taktirde ÝTB içerisinde keskin bir bölünmeye neden olmaktadýr. Ama liberal burjuvazinin kazanýlmasý Avrupa'dan Güney Kürdistan'a kadar olan bölgede yeni bir politik ve ekonomik düzenin kurulmasý açýsýndan zorunludur ve ABD-AB'nin bölge ve dünya politikalarý ile uyumlaþma noktasýnda da gereklidir.

Demek ki AKP'nin Türk ve Kürt liberal burjuvazisini liberal reformlar etrafýnda kazanma hedefi ne uluslararasý emperyalistlerinin dünya ve bölgeyi yeniden yapýlandýrma (ki doðal olarak kendilerine daha sýký baðlamadýr bu) hedeflerinden ne de ÝTB içerisindeki iktidar mücadelesini kendi lehine sonuca baðlama çabalarýndan baðýmsýzdýr.
 

IV-Liberalizm ve Uluslararasý Emperyalizm

Uluslararasý Emperyalizm çaðýnda liberalizm, bir kýsým emperyalistlerin (örneðin ABD ve müttefiklerinin) ekonomik, politik, askeri ve kültürel yayýlmacýlýðýný geliþtirmekte ve ona hizmet etmektedir. Farklý ekonomik geliþme aþamalarýna sahip olan emperyalist dünya ekonomisinde, liberal anlayýþ ve onun prensiplerinin uygulanmasý, doðal olarak en güçlü devletlerin iþine yaramaktadýr. Çünkü ekonomik, politik ve askeri olarak en güçlü olan devletler, liberal iþleyiþin sonucunda zayýflarýn konumunu daha da sarsmakta ve onlarý zamanla kendi nüfuzlarý altýna almaktadýrlar.
Liberalizm sürekli bir þekilde giderek tekelleþmenin boyutlarýnýn geliþmesine neden olur ve bunun sonucu olarak da bir avuç emperyalist devletin dünya çapýnda ekonomik, politik ve askeri tahakkümüne yol açar ki, Marksist literatürde bu Mali-Oligarþi olarak adlandýrýlýr.

Emperyalist dünya ekonomisi içerisine daha köklü ve derinlemesine yayýlan devletler ayný zamanda daha esnek bir politik sistem (burjuva demokrasisi) yaratma ve sürdürme olanaðýný da elde ederler. Bir kýsým emperyalist devletlerin burjuva-demokratik yapýlarýnýn istikrarý, dünya ekonomisi içerisindeki ekonomik güçlerinin sonucudur ve bu tarihsel temel tarafýndan desteklenmektedir. Onun için bu bir kýsým emperyalist, burjuva demokrasisinin ve buna hizmet eden liberalizmin þampiyonluðunu yapmaktadýrlar. Liberalizm bu emperyalist devletlerin tarihsel çýkarlarýna hizmet etmediði andan itibaren yani ekonomik ve politik yayýlmacýlýðý teþvik etmediði ve kamçýlamadýðý andan itibaren, bu devletlerin tekelci sermayeleri tarafýndan terkedilecekleri tartýþmasýzdýr.

Bugün uluslararasý emperyalist sistem içerisinde burjuva demokrasisi ve liberalizm Transatlantik Emperyalist Ýttifaký’nýn (TAEÝ), Rusya, Çin, Ýran, Kuzey Kore, Suriye, Ermenistan, Beyaz Rusya vs. gibi ülkeleri zayýflatmak ve çözmek için kullandýklarý bir tarihsel politik ve ekonomik kaldýraçtan baþka bir þey deðildir.

Burjuva demokrasisi ve liberalizmin nüfuz ettiði toplumlar, þu ya da bu þekilde TAEÝ’nin etki alaný içerisine çekilmekte ve onlarýn egemenlikleri altýna girmelerine neden olmaktadýr. Bu tarihsel alanýn bu emperyalist devletler tarafýndan tutulmuþ olmasý, onlarýn karþýsýnda olan devletleri, burjuva demokratik olmayan totaliter anlayýþ ve rejimlere doðru itmektedir.
Uluslararasý emperyalist sistem içerisinde, bütün burjuva sýnýflarýn çýkarlarý iç içe geçmiþtir ve burjuva sýnýflarýn küçük ve orta tabakalarý (bu orta tabakalardan Ýþbirlikçi tekelci sermayeyi (ÝTB) anlamak gerekir), kendi çýkarlarýný ancak büyük burjuvalara (uluslararasý tekellere) dayanarak koruyabilmektedirler.

AKP’yi ve bununla birlikte ÝTB’nin bir kýsmýný, Türk ve Kürt liberal burjuvazisi ile tarihsel bir politik uzlaþmaya iten ve buna destek veren TAEÝ’dir. Bu sonuncularý AKP’yi, kendi bölge ve dünya politikalarýna katký saðladýðý müddetçe destekleyeceklerdir.

AKP’nin liberal politik açýlýmlarý ayný zamanda dýþ politik desteðin sürdürülmesi ve bu temelde iç politikada yerinin saðlamlaþtýrýlmasýdýr. Ýç politikanýn dinamikleri dýþ destek tarafýndan güçlendirilmekte ve üretilmektedir. Bundan dolayý AKP’nin, ABD ve müttefiklerinin bölge ve dünya politikasýndaki çýkarlarýný az çok tatmin etmesi gerekmektedir ki, bu durum liberal politik açýlýmlar yapmayý gerektirmektedir. Bu liberal açýlýmlar ABD ve müttefiklerinin bölge ve dünya politikasýnda nüfuzlarýnýn artmasýna ve geliþmesine neden olarak, uluslararasý politik pozisyonlarýnýn saðlamlaþmasýna neden olmaktadýr.

Örneðin AKP’nin önüne yine ayný þekilde 1990’lý yýllarýn sonundaki hükümetlerin önüne Kürt sorununda liberal açýlýmlar yapmayý ve yine Ermenistan ile “normalleþme” politikasýný (ki bu politika ilk defa 1999 yýlýnda öngörüldü ve 1999 Kasým ayýnda B. Clinton’un da katýldýðý Ýstanbul’daki AGÝT zirvesinde imzalanmasý planlandý. Ancak Rus destekli Ekim 1999 Parlamento baskýný ve sekiz milletvekilinin öldürülmesi ki biri Meclis Baþkaný’ydý, bu sürecin rafa kaldýrýlmasýna neden oldu) koyan ABD ve AB’dir. Ermenistan ile “normalleþme” Güney Kafkasya’da ve özellikle Ermenistan’da Rus nüfuzunun yokedilmesini hedeflerken;Kürt sorununda liberal açýlýmlar, bir yandan Türkiye’nin AB’ye üyeliðini kolaylaþtýrarak “Batý”ya daha sýký baðlanmasýna neden olacaktý; diðer yandan da ABD-AB burjuva demokratik Türkiye’ye dayanarak Ýran, Irak, Suriye ve yine  Kafkasya ve Orta Asya’daki rejimlerin içten çözülmelerini saðlayacaklardý. Bugün ise bunlarla birlikte ABD’nin Irak’tan çekilmesi durumunda bölgenin TAEÝ çýkarlarý doðrultusunda istikrarýna ve eþanlý olarak Ýran’ýn kuþatýlmasýna yardým edecektir.

Bundan dolayý AKP’nin atmak istediði liberal politik adýmlar, TAEÝ’nin bölgede nüfuzunu geliþtirme politikasýndan ayrý deðildir ve tam tersine buna hizmet etmektedir vede zamanla emperyalistlerin çýkarlarý doðrultusunda bedeli yüksek politikalarý gündeme getirecektir.

Bu tür bedeli yüksek politikalar, emperyalistler arasýndaki çeliþkilerin, savaþ yoluyla (dolaylý da olsa) çözülmeye baþlamasý ile birlikte gündeme gelecektir, ki bu durumda buna angaje olmayan bir burjuva politik yapý kaçýnýlmaz bir þekilde kendi ipini de çekmiþ olacaktýr.


V-ÝTB Ýçerisindeki Ýktidar Mücadelesi ve "Kültürel Özerklik"

AKP’nin Kürt ulusal sorunundaki liberal “Kültürel Özerklik” politik taktiði hiç kuþkusuz ABD-AB desteklidir. Bu taktiðin içeride temel hedefi de, ordu ve Milliyetçi Cephe (MC) karþýsýnda toplumsal konumunu geliþtirme, güçlendirme ve onlarý toplumsal açýdan kuþatmadýr.

AKP’nin ordu ve MC’nin gücünü ulusal düzeyde kýrma ve tam iktidar olmasý, seçimlerde sürekli birinci parti çýkmasýna ve ezici üstünlüðüne baðlý olmakla birlikte, devlet kurumlarý içerisinde bu zaman zarfýnda kadrolaþmasýna baðlýdýr. Onun için “ulusal” çapta geliþmesini ve güçlenmesini önleyen en önemli faktör Kürt sorunu ve Kuzey Kürdistan’dýr. K. Kürdistan’da BDP’den sonra en güçlü parti AKP’dir. Burada da politik gücü arkasýna aldýðý andan itibaren, ordu ve MC karþýsýnda daha da güçlenecek ve onlarý tamamen alt etme imkanýna kavuþacaktýr.

Kürt ulusal sorununda bu politik adým, kendi içerisinde bir çok çeliþkiler içermektedir. Bundan dolayý baþarý þansý oldukça zayýftýr. Bu politika bir yandan ordunun ve MC’nin kuþatýlmasýný öngörürken ; diðer yandan da PKK’nýn politik ve askeri olarak tasfiyesini ve BDP’nin de zayýflatýlmasýný öngörmektedir. Bu üçünü ayný anda ve tek dýþ destek ile gerçekleþtirmek isteyen bir politik hareketin pek baþarý þansý yoktur.

Bunun nedeni Kürt ulusunun ve halkýnýn bu anlayýþý pek benimsememesidir. PKK’ya zorla boyun eðdirmek yine ayný þekilde BDP’yi içten bölerek zayýflatmak ve bu temelde K. Kürdistan’da hakimiyet kurmak, kýsa dönemli olarak baþarýlý olsa da, orta ve uzun vadede baþarýsýzlýða mahkumdur. Bunun nedeni dünya emperyalist politikasýnda giderek ortaya çýkan kutuplaþma ve yarýlmadýr. Bu durum PKK’nýn bitirilmesini imkansýz kýldýðý gibi, AKP’nin konjonktürel olarak almýþ olduðu dýþ desteði daha kýrýlgan hale getirmektedir.

Kýsacasý AKP’nin bu liberal politik taktiði, iktidarý tam ele geçirme mücadelesi doðrultusunda atýlan bir adýmdýr ve ordu ve MC’nin politik direncini kýrmaya yöneliktir. Bunu baþaramadýðý andan itibaren bu açýlým da duracaktýr. AKP’nin liberal politik adýmlar aracýlýðý ile liberal burjuvaziyi ve onunla birlikte de halkýn geniþ tabakalarýný kendi siyaseti etrafýnda toplama ve ordu ve MC’yi toplumsal olarak kuþatma taktiði, ÝTB içerisinde ortaya çýkan çeliþkilerin keskinleþmesinin sonucudur ve ÝTB’nin tarihsel yapýsýna temelden baðlýdýr. Bu taktikler iktidar mücadelesi etrafýnda geliþmektedir ve bu mücadeleye sýký sýkýya baðlýdýr.

Bu durum ayný zamanda ÝTB içerisinde uzun zamandan beri oluþan tarihsel blokun çatlamaya baþladýðýný da gösterir. Baþka makalelerde defalarca belirttiðim gibi, ÝTB’nin iç çeliþkilerinden dolayý (emperyalist dünya ekonomisinin ve politikasýnýn sonucudur) bu tarihsel blokun zayýflamasý ve daðýlmasý yani ÝTB içerisinde onun bütün katmanlarýnýn (küçük, orta ve büyük) oluþturmuþ olduðu güç blokunun daðýlmasý, devletin halk üzerindeki kontrolü ve denetiminin zayýflamasýna neden olacaktýr ki, orta vadede devrimci hareketin geliþmesine ve güçlenmesine neden olarak bir devrimci duruma yolaçacaktýr.

VI-Komünist Hareket ve “Kültürel Özerklik”

Bu noktada komünist hareket açýsýndan önemli bir sorun belirmektedir: Liberal bir program olan Kültürel Özerklik ve yine burjuva demokratik reformlar karþýsýnda komünist hareketin politik duruþu ne olmalýdýr?  AKP’nin bu politik adýmlarý, onun baðlý bulunduðu emperyalistlere içeride ve dýþarýda hizmet etmektedir, o zaman bu reformlara karþý mý çýkmak gerekir?

Bütün sorun gelip, burjuva demokrasisi karþýsýnda ideolojik ve politik baðýmsýzlýðýn nasýl korunmasý gerektiði sorununa baðlanýr. Komünist hareket devrimci talepler ile reformist talepler arasýndaki iliþkiyi doðru ele alýp çözümleyemediði sürece, politik olarak savrulmasý kaçýnýlmazdýr.

Bir Marksist reformlar için mücadele etmeksizin, komünist hareketin politik olarak geliþemeyeceðini ve halkýn geniþ tabakalarý içerisinde kök salamayacaðýný iyi bilir. Ama reformlar için mücadele etme, zamanla onlarýn amaçlanmasýna götürerek, reformizmin kapýlarýnýn ardýna kadar açýlmasýna da neden olabilir. Bu  noktada doðru politik orantýlarýn tutturulmasý önemlidir.

Komünist hareket devrimci talepler perspektifi temelinde reformlarý ele almalýdýr ve bu reformalarý devrimci taleplere baðlamasýný bilmelidir. Komünistler burjuva-demokratik reformlarýn kendisine karþý olamazlar. Tarihin geliþim seyri içerisinde bu burjuva demokratik reformlara yaslanmadan ve onlarýn üzerinden yükselmeden sosyalist devrim için kitleler eðitilemezler. Komünistler, burjuva-demokratik ve liberal reformalarýn kendisine deðil, onlarýn yetersizliðine vurgu yapmalý, emperyalistler ve onlarýn iþbirlikçileri tarafýndan  alçaltýlmasýna, içlerinin boþaltýlmasýna karþý mücadele etmelidirler.

Kim Kürtçenin ve yine diðer milliyetlerden olanlarýn serbestçe devlet ve özel televizyon ve radyolarda kullanýlmalarýna karþý olabilir? Yine kim Kürtçenin seçmeli ders olarak eðitim sistemine girmesine karþý olabilir?  Yine kim Kürtçe yer adlarýnýn iadesine karþý olabilir? Hiçbir devrimci buna karþý olmaz. Ama bu tür liberal reformlar sorunun temelini de ortadan kaldýrmaz ve yetersizdir. Ýþte eleþtiri ve teþhir bu yetersizliðe yönelmelidir. Yani burjuva-demokratik ve liberal reformlarýn biçimine deðil içeriðine karþý eleþtiriler ve teþhirler yöneltilmelidir. Bu ise emperyalist dünya ekonomisini ve siyasetinin teorik olarak doðru bir biçimde ortaya serilmesi ve teþhir edilmesi ile mümkündür.

Bugün emperyalistlerin elinde burjuva demokrasisi, tarihin gelmiþ geçmiþ en büyük ekonomik krizi ve bundan kaynaklanan yüzmilyonlarca insanýn sefaletine neden olmaktadýr. Yine emperyalistler arasýnda nüfuz ve paylaþým mücadelesi ve bunun sonucu olarak Afganistan’da, Irak’ta, Balkanlar’da, Kafkasya ve Orta Asya’da, Afrika’da, Avrupa’da ve Uzakdoðu Asya’da milyonlarca insanýn ölümüne neden olmakta/olmuþtur. Yine burjuva demokrasisi bütün insanlýðýn ortak sorunu olan doðanýn müthiþ tahribine katýlmýþtýr ve bunda baþý çekmektedir vs. bütün bunlar burjuva demokrasisinin eserleri deðilmidir?  Burjuva demokrasisi giderek tarihsel ve dünya çapýnda artýk üstesinden gelemeyeceði sorunlar yumaðýnýn içerisinde boðulmaya baþlamýþtýr.

Bugün burjuva demokrasisi TAEÝ’nin elinde, diðer emperyalist kampý zayýflatmanýn ve kuþatmanýn yani dolaylý emperyalist savaþý sürdürmenin politik aracý konumuna gelmiþtir. Burjuva demokrasisi kapitalizmin þafaðýnda burjuvazinin elinde feodal düzeni zayýflatan ve yýkan ilerici bir politik hareketken, çaðýmýzda, bir emperyalist grubun diðer emperyalist grubu altetmesine olanak saðlayan bir politik biçime bürünmüþtür ve bütün ilerici tarafýný kaybetmiþtir.

Komünist hareket eðer Kürt ulusal sorununda reformizmden sakýnmak istiyorsa, ulusal soruna yaklaþýmýný, ulusal bir sosyalist devrim perspektifi temelinde deðil, uluslararasý sosyalist devrim perspektifi ve bunun ulusal, bölgesel ve uluslararasý ihtiyaçlarý doðrultusunda ele almak zorundadýr. Bundan dolayý komünist hareket, Kürt ulusal sorununu dünya sosyalist devrimi ile baðlantýlý olarak ele almalý ve yaklaþmalýdýr.

Bugün emperyalistlerin ve onlarýn iþbirlikçilerinin Kürt ulusal sorununa yaklaþýmlarý, burjuva-demokratik bile deðildir. Bazý liberal reformlar ile Kürt ulusal hareketinin boðulmasý istenmekte ve bu noktada Kürt ulusunun kültürel içerikli reformlar ile yetinilmesi istenmektedir. Kürt ulusunun tarihsel ihtiyaçlarý, bu liberal reformlar ile tatmin edilemeyecek kadar yüksek ve kapsamlýdýr. Onun için Kürt ulusunun baðrýndaki devrimci ateþ bastýrýlsa da derinlerde yanmaya devam edecektir ve kendisine hep çýkýþ yolu arayacaktýr.

Emperyalistler ve onlarýn iþbirlikçileri, Kültürel Özerklik programý ile Kürt ulusunun baðýmsýzlýk çabalarýný boðarlarken, komünistler politik hak eþitliði temelinde, Kürt ulusunun baðýmsýzlýðýný ve ayrý devlet kurma hakkýný ve hatta Birleþik Kürdistan sloganýný benimsemelidirler.

AKP’nin kültürel reformlar temelinde “Türk ve Kürt kardeþliðini” ilan etmesi tek kelime ile sahtekarlýktýr. Çünkü “kardeþler” ayný politik haklara sahip deðildirler ve hatta “üvey kardeþ” bile deðildirler. Kürt ve Türk ulusunun gerçek anlamda kardeþ olabilmesi için “politik hak eþitsizliðinin” giderilmesi ve ayný politik haklara sahip olmasý gerekmektedir ki, bunun Kürt ulusunun ayrý bir devlet kurmasýndan baþka bir þekilde anlaþýlmasý milliyetçilik ve þovenizmden baþka bir þey deðildir.

Kürt ulusunun baðýmsýzlýðý ve Birleþik Kürdistan, sosyalist devrimler ile ittifak temelinde ele alýndýðý zaman, bunun emperyalist sistemi sarsan ve zayýflatan vede sosyalist devrimlerin geliþmesine yardým eden bir tarihsel rolünün olduðu kolayca görülecektir.

Onun için Kürt ulusal sorunun çözümünden, Kürt ulusunun baðýmsýzlýk hareketini, liberal kültürel özerklik programý ile boðma deðil, onun ayrýlýp baðýmsýz bir devlet kurmasý ve uluslar arasýnda varolan eþitsizliðin giderilmesi olarak anlaþýlmasý gerekir.

-------------------
(1) Bu baþlý baþýna baþka bir yazý konusudur ve bundan dolayý konuyu daðýtmamak için fazla ileri gitmiyorum


Devrimci Bülten Sayý 49, Devamý...  


|
_ _