[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRİMCİLER KOORDİNASYONU (PDK)  26-05-2024 ]
{ komunistdunya.org }
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazılar / Broşürler
   Açıklamalar
   Komünist Hareketten
   İlerici / Devrimci       Basından
   Kitap - Broşür PDF
   Sanat
   Görüşler

 Arşiv - Ara
   Arşiv
   Sitede Ara

 İletişim
   Bağlantılar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazılar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
EMPERYALİZM VE TÜRKİ...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayı 36 (1) }
| Devrimci Bülten
YEREL SEÇİMLER VE AKP FENOMENİ

    Yerel seçimler ile birlikte AKP fenomeni çok ilginç bir duruma bürünmeye başlamıştır.AKP yerel seçimlerde oylarını daha da yükselterek (3 Kasım seçimlerine oranla) ve belediyelerin de yüzde yetmişini alarak büyük bir güç elde etmiştir.
    Şimdi sorulması gereken soru şudur: AKP fenomenini ortaya çıkaran gerçek tarihsel nedenler nelerdir? Bu parti nasıl bir tarihsel eğilim üzerinde bulunmaktadır ve tarihsel açmazları ile birlikte gücünün sınırları nelerdir?
    AKP gibi bir partinin ortaya çıkması ve böyle bir güç elde etmesi çok özel koşulların bir ürünü olabilir.Bunun nedenini aşağıda kısaca ele almaya çalışacağız.Ancak yukarıdaki soruların cevabı hiçbir şekilde kestirme ve hazır bir cevap olamaz.Bunun nedeni,AKP fenomeninin ortaya çıkmasına neden olan koşulların uluslararası ve ulusal etkenlerin bileşkesinden kaynaklanmış olmasıdır.Bu uluslararası ve ulusal etkenler vede bunların karşılıklı etkileşimi ele alınmadan,sorunun doğru ele alınışı ve çözümü komünist hareket açısından mümkün değildir.
    Burjuva yazar ve ideologların “tepki oylarının toplandığı yer” olarak sorunu çözme anlayışı hem burjuva yüzeysel düşünce düzeyini göstermektedir  hem de onların kafa karışıklığının boyutlarını göstermektedir.Bu noktada sorulacak bir diğer soru da şudur: Peki “bu tepki oyları”  niçin şimdi bu partiyi seçmektedir?Bunun nedenleri nelerdir? Demek ki cevabın kendisi de bir çok soruya neden
olduğu için ve doyurucu olmadığı için yetersizdir.
    AKP fenomeninin daha iyi anlaşılması için,herşeyden önce onun toplumsal karakterinin iyi anlaşılması gerekir.AKP işbirlikçi tekelci burjuvazisinin (İTB),bütün toplumsal katmanlarını kucaklamak isteyen ve aynı anda hepsinin politik sözcülüğünü yapmak isteyen bir partidir.Diğer bir söylem ile İTB’nin kendi içerisindeki liberal partisidir.Ama tarihsel yeri itibariyle de İTB’nin orta katmanı içerisinde yeralmaktadır. Zaten İTB’nin sağ ve sol ucunu ancak bu orta katman içerisinden çıkan bir politik eğilim yapmaya çalışabilir.
    AKP,İTB’yi oluşturan bütün katmanların kararsız unsurlarının bir araya gelerek oluşturdukları ve İTB’nin bütün katmanlarını uzlaştırmak isteyen (bunlar arasındaki nesnel çelişkileri yok sayarak) bir partidir.Bundan dolayı ideolojik ve politik olarak net ve sağlam değildir.
    Ama sorunun anlaşılması için daha başka teorik unsurlar gerekmektedir.Örneğin İTB, bağımsız bir sınıf değildir ve ancak uluslararası tekelci burjuvaziye bağımlı ve onun sayesinde kendisini yeniden üretebilen bir sınıftır. Bundan dolayı da,uluslararası tekelci burjuvaların kendi aralarındaki çelişkileri de ulusal alanda ve bütün düzlemlerde (ideolojik,politik, ekonomik, askeri,bürokratik vs.) yansıtmakta ve üretmektedir.
    İhracata dönük sanayileşme ile birlikte,İTB içerisinde,üç ayrı ideolojik ve politik eğilim oluşmaya başladı.Bunları daha önceki sayılarda defalarca belirttik.Ama  burada kısaca bunları tekrarlamak konu açısından uygun olacaktır.Bu üç eğlimden birincisi,AB’ye girme yanlısı olan ve Avrupa tekelci sermayesi ile kaynaşmayı ve birleşmeyi savunun aynı şekilde burjuva-demokratik reformları benimseyen,İTB’nin küçük ve orta katmanlarıdır.İkincisi ise özünde  AB’ye karşı olan ve faşist devlet iktidarının devamından yana olan,AB’den ziyade ABD’ye daha çok kendisini yakın hisseden vede pantürkist bir eğilime sahip olan İTB’nin büyük katmanıdır.Üçüncüsü ise,bir kısım Avrupa tekelci burjuvazisi ile çıkarları iç içe geçen,panislamist bir temelde hareket eden ama 28 Şubat müdahalesinden sonra sürekli güç kaybeden ve büyük oranda arka plana itilen kesim.Bu kesim daha çok pantürkist kesime yakın durmaktadır.Birinciler karşısında ikincileri kendisine daha yakın bulmaktadır.
    İşin ilginç tarafı bu üç kesim arasında oluşmuş olan ve dengeli bir şekilde bugüne kadar getirilmiş olan bir ittifakın varolmasıdır.Bu ittifak,devletin çeşitli aygıtları içerisine yayılmış olan bir güç blokunun oluşmasına yolaçmıştır.Ama bu güç bloku içerisinde bir hegemonya mücadelesi de söz konusudur ve bu hegemonya mücadelesi dış dinamiklerin eğilimlerinin bir tür yansımasını oluşturmaktadır.AB ile ABD arasındaki ilişkilerin niteliği,kaçınılmaz bir şekilde güç blokundaki güçler dengesine  yansımakta ve etkilemektedir.Güç blokunda aslında temelde iki eğilim vardır :İTB’nin burjuva-demokratik eğilimi ve faşist pantürkist eğilimi.Panislamizm aslında bu ikincisine daha yakın durarak ona eklemlenmiştir vede arka plana itilmiş durumdadır.
    Az yukarıda da belirttiğimiz gibi,AKP,İTB’nin kendi içerisindeki liberal partisidir.Böyle bir partinin ortaya çıkışı ve kitleselleşmesi yani İTB’nin çeşitli köklü katmanları arasında kendisine büyük bir açması,herhangi bir dönemde de değil de ancak İTB’nin tarihsel gelişiminin belirli bir derecesinde ve uluslararası ve ulusal bazı koşulların kesişmesi ile mümkündür.Bu özel durum,bir denge durumu ve aynı zamanda da geçici bir durumdur.
    Bu noktayı biraz açmak gerekir.
    İTB içerisindeki güç blokunda göreceli bir denge sözkonusudur.Ne burjuva-demokratik eğilim faşist eğilimi tamamen bastırabilmekte ve onun üzerinde toplumsal hakimiyetini kurabilmekte ve iktidarı tamamen ele geçirebilmektetir.Ne de faşist pantürkist eğilim burjuva-demokratik eğilimi bastırabilmekte vede onun üzerinde hakimiyet kurabilmektedir.Bu iki eğilimin aynı zamanda ittifak durumunu sürdürmekten de çıkarı vardır.Bunun hem iç hem de dış nedenleri vardır.Uluslararası alanda,AB ile ABD arasındaki ittifakın ,zaman zaman sarsılsa da varolmasıdır.Bu durum ister istemez güç blokundaki ilişkilere yansımakta ve işbirlikçi unsurları hizaya getirmektedir.Bunların dışında Rus,Çin,İran tehditi vs. işbirlikçi unsurların birbirine daha yakın durmalarına neden  olmaktadır.Ulusal alanda ise,işçi sınıfının potansiyel tehditi ile birlikte Kürt ulusal kurtuluş hareketinin tehditinin varlığıdır.
    Ama geçmişteki örnekler(1),Avrupa ve ABD emperyalizmi arasındaki gerginliklerin ve sürtüşmelerin,güç bloku içerisine yansımasının,İTB’nin tarihsel hassas ve kırılgan yapısından dolayı daha şiddetli ve sancılı olduğunu göstermektedir.Uluslararası ve ulusal etkenler,güç blokundaki ittifakın sürdürülmesini zorlaştırmaya başladığı zaman ama ittifakın sürdürülmesi de nesnel bir zorunluluk olarak kendisini dayattığı zaman ve her iki eğilimden birisi de bu ittifakı koparmanın sorumluluğunu üzerine almadığı zaman,İTB’nin bütün katmanlarının geçici bir süre üzerinde anlaşmak zorunda olduğu bir durum oluşur.İşte bu durum AKP gibi politik eğilimlerin oluşmasına ve ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
    Ama bu fenomen aynı zamanda bazı genel eğilimlerin de bir göstergesi olmaktadır.Bu gösterge,İTB içerisinde,içten dışa doğru bir baskının oluştuğunu ve gerilimin giderek artmakta olduğunu vede “tarihsel kırılma noktası”nın da fazla uzak olmadığını belirtmektedir.Ama bu durum da başka bir durumun göstergesidir aynı zamanda: Emperyalistler arasında paylaşım ve nüfuz mücadelesinin kızışmakta olması.
    AKP’nin kadrolarının ve tabanının politik bileşeni dahi,bize,AKP’nin İTB’nin liberal partisi olduğunu göstermektedir.AKP kadroları ve tabanı, panislamist, pantürkist,sosyal-demokrat ve liberal (bu sonuncusu özellikle Kürdistan’da liberal DEHAP’ın tabanı üzerinde etkili olmuştur) eğilim gösteren tabanların bileşiminden oluşmaktadır.Tabanın politik biçimleri hiç kuşkusuz parti yönetimine ve örgütlenmesine de yansımakta ve buralara rengini vermektedir.
    AKP,İTB’nin bütün katmanlarının politik biçimlerini ve bu temelde de bu katmanların tabanlarını liberal bir tarzda harmanlarken,üzerinde yükseldiği kitlenin içerisinde barındırmış olduğu nesnel çelişkilerden dolayı,İTB’nin sağ ve sol kanatları arasında bir sarkaç gibi gidip gelmekte,zaman zaman yalpalamakta,kararsızlık geçirmekte ve pragmatist bir yöntem kullanarak,deneme-yanılma vede çeşitli katmanları bu yolla test etme yöntemini kullanmaktadır.
    Partinin sağlam bir sosyal temelinin olmaması ve nesnel-tarihsel olarak kendi içerisinde bölünmüş olan katmanların bütünü üzerine oturmuş olması,onu, uluslararası ve ulusal politikanın gerilim ortamları karşısında zayıf kılmaktadır.Onun görünürdeki nicel güçlülüğü ile nitel (tarihsel) güçsüzlüğü arasında aslında muazzam bir açı sözkonusudur.
    AKP’nin ortaya çıkışına neden olan iç ve dış etkenlerin ya da dinamiklerin zayıflaması veya değişmesi ile AKP içerisindeki çelişkilerin de bir ayrışma biçiminde olgunlaşması kaçınılmazdır.
    İşin ilginç tarafı bu haliyle AKP,ne AB’nin ne de ABD’nin işine yaramamaktadır.Her iki taraf da kendi paylaşımcı politikaları açısından bunu ummaktadırlar.Yani AKP aracılığıyla Türkiye’yi tam olarak kendilerine bağlamak istemektedirler.Ancak bu durum yani AKP’nin kendi işlerine yaramayan durumu kısa bir zaman sonra ortaya çıkacaktır.
    Bu partinin esneme derecesi bu kadardır.Kendi içerisindeki ideolojik-politik bölünmüşlüğü,onun daha fazla esnemesini imkansız kılmaktadır.Çünkü üzerinde yükseldiği tabanın kendisi,çok büyük gerilim ortamlarında uzlaşmaz türdendir. Özellikle de emperyalistler arası paylaşım savaşımının kızıştığı durumlarda...Parti politik konjonktüre göre sağa ve sola eğilim gösterdiği çeşitli sorunlarda yani yalpaladığı ve kararsızlık geçirdiği durumlarda (Örneğin Kıbrıs sorununda partinin milliyetçi tabanı huzursuz olmuştur.RT Erdoğan,Kıbrıs sorunundaki politik tutumlarının seçimlerde 5-6 puanlarının MHP’ye gitmesine neden olduğunu belirtmiştir.Ayrıca AB mevzuatı çerçevesinde Kürt sorununda yapılacak bazı reformlar İTB içerisindeki çelişkileri daha da keskinleştirecektir.) tabanın zıt eğilimleri birbirine köstek olmaya başlayacaktır.
    Unutulmaması gereken çok önemli bir nokta da,AKP politiksının görüş ufkunun,burjuva medyada koparılan yaygaranın aksine aslında dar olmasıdır.Zaten böyle çelişkili bir yapıya sahip olan bir politik yapının tersini sergilemesi tuhaf olur.AKP,bütün politik yatırımını AB’den müzakare tarihi alma ve tam üyelik beklentisi temelinde yapmıştır.Yani bütün politik geleceğini tam olarak emin olmadığı bir sürece yatırmıştır.Çeşitli siyasi partilerin,ordunun,bürokrasinin vs. daha fazla AKP’nin üzerine gitmemesi ve tavırları da bu beklenti temelinde şekillenmektedir.Ayrıca elde edilen oyların çoğunluğu da,AB üyeliği beklentisi temelinde ve AKP’nin bu politikanın öncülüğünü yapması sonucunda ortaya çıkmıştır.Ancak bu politikanın iflası yani AB’nin kısa bir dönemde (ki bunu açık açık Avrupalı diplomatlar söylemektedirler.) Türkiye’yi genişleme sürecine dahil etmemesi,AKP politikasının temelini dinamitlemeye yetecektir.Şu an ki nesnel gerçeklik,Türkiye’nin en az,15-20 yıl boyunca birliğin üyesi olamayacağını göstermektedir.Ama asıl sorun emperyalistler arası paylaşım savaşımının kızıştığı bir zamanda olayların nasıl bir biçim alacağıdır.Bu kadar uzun bir dönem,hiçbir iç karışıklık olmadan beklenebilir mi?Bu imkansız gibi bir şeydir.Bunun için son elli yıllık tarih oldukça öğreticidir.
    Sonuç olarak,yerel seçimlerde belediyelerin yüzde yetmişine yakınını kazanan AKP’nin tarihsel temeli çürüktür.AKP fenomeni,yukarıda da kısaca açıklamaya çalıştığımız gibi,çok özel koşulların ürünü olarak ortaya çıkmıştır.Bu özel koşulların temel yönü de,dünya politikasında her geçen gün biriken patlayıcı maddelerin neden olacağı olayların yönü ile de tezatlık oluşturmaktadır.

DEVRİMCİ BÜLTEN

(1)Bunun için bakınız DEVRİMCİ BÜLTEN sayı 34’deki  “Portekiz Devrimi ve Çıkarılması Gereken Dersler” adlı makaleye.

|
_ _