 |
 AVRUPA BÝRLÝÐÝ VE GÖÇMEN ÝÞÇÝLER SORUNU
A.H.YALAZ
1 Mayýs 2004’ de 10 yeni devletin katýlýmýyla birlikte, Avrupa Birliði , nüfus bakýmýndan (450 milyon) dünyanýn en büyük kapitalist ekonomik bloðu durumuna geldi. Avrupa Birliði’ni, ‘Kuzey Amerika Serbest Ticaret Alaný’ (NAFTA) gibi diðer bölgesel ekonomik bloklardan ayýran en önemli özelliklerden biri onun, ayný zamanda politik bir birlik olmasýdýr. Avrupa Birliði, konumuz açýsýndan, bir baþka bakýmdan da kendine özgüdür. Onu oluþturan üye devletlerin yurttaþlarý Avrupa Birliði sýnýrlarý içinde serbest dolaþým ve yerleþme hakkýna sahiptir. Varolan durumuyla Avrupa Birliði, karakteri gereði büyük sermayenin, özellikle de büyük ulus-üstü kapitalist þirketlerin egemen ekonomik güç olduklarý ve onlarýn çýkarlarýný temsil eden kapitalist devletlerin “birliðidir”. Kapitalist geliþme sürecinde son derece ileri bir aþamayý temsil eden Avrupa Birliði, ayný zamanda Avrupa çapýnda birleþik bir komünist ve iþçi hareketinin, enternasyonalci sosyalist savaþýmýn geliþmesi için kimi nesnel ve öznel koþullarýn da oluþmasý demektir. Komünistlerin ve genel olarak kapitalizm karþýtlarýnýn istençleri dýþýnda ortaya çýkan bu durumdan komünist devrimci savaþým için yararlanmak ve sosyalist devrimi kýtasal düzeyde de örgütlemeye çalýþmak gerekir. Dünya sosyalist sisteminin bir parçasý olan sosyalist Avrupa Birliði’nden yana olan komünistler olarak, yalnýzca ilkesel karþý çýkýþla ve sosyalist karþý propagandayla yetinemeyeceðimiz bir tarihsel sürece tanýk oluyoruz. Bu sürecin içindeyiz. Sermayenin “Avrupa Birliðini” yýkarak yerine emeðin “Avrupa Birliðini” kurmak istiyorsak eðer, varolan durumdan hareket etmek zorundayýz. Kapitalist geliþme bizi böylesi bir durumla karþý karþýya býraktý. Yapýlmasý gereken varolan durumun teorik çözümlemesini yaparak gerekli olan ideolojik-teorik, politik ve örgütsel sonuçlarý çýkarmak ve ona göre davranmaktýr. Teorimiz verili durumu yansýtmalý ve ayný zamanda bu durumun nasýl deðiþtirilebileceðini ortaya koymalýdýr. Nesnel gerçeklik teoriye uygun düþecek biçimde kurgulanmaya çalýþýlmamalý; tam tersine teorimiz nesnel gerçekliði yansýtmalýdýr. Burada da felsefedeki yansýtýlan-yansýtan diyalektiði karþýsýnda buluyoruz kendimizi. Sorun, komünistlerin ve sýnýf bilinçli proletaryanýn kapitalist geliþme sürecinin bu son derece özel aþamasýnda hesaba katýlýr, etkin örgütlü özneler olup olamayacaklarýdýr. Farklý etnik kökenlerden iþçiler arasýnda var olan ya da ortaya çýkacak iþ rekabeti , etnik anlaþmazlýklar vb. kimi etmenlere karþýn, birçok etnik kökenden on milyonlarca iþçinin, ortak sýnýf örgütlerinde birleþmeleri ve kapitalist sisteme karþý ortak savaþým yürütmeleri için varolan durumdan en büyük ölçüde yararlanýlmalýdýr. Emek-gücünün hareketliliði sorununun ele alýnýþý bu bakýmdan özel bir önem taþýr. Bu yazýnýn ana görevi, tarihsel-toplumsal olarak ilerici bir olgu olan “modern zorunlu göç” sorununun genel teorik konuluþunu gerçekleþtirmektir. Kapitalist Avrupa Birliði düzeyinde göçmen iþçilik sorunu ve iþçi ve komünist hareketin durumunun ele alýnmasý baþka yazýlarýn konusu olacaktýr.
Tarihsel-Toplumsal Olarak Ýlerici Bir Olgu: “Modern Zorunlu Göç”1
Emek-gücünün dünya pazarýnda hareketi, baþka sözcüklerle göçmen iþçilik olgusu, çok yönlü irdelenmeyi ve tartýþmayý gerektiren bir konu. Emek-gücünün uluslararasý meta durumuna gelmesinin toplumsal-ekonomik nedenlerinden iþçiler arasýndaki rekabete, göçmen iþçilerin geldikleri ülkelerle iliþkilerinden bulunduklarý ve bir parçasýný oluþturduklarý toplumla iliþkilerine, onlarýn politik eðitimi ve politik örgütlenmesinden dünya sosyalist devrimi sürecinde taþýdýðý anlam ve öneme kadar... Uluslararasý iþçi sýnýfý hareketi ve dünya sosyalizmi uðruna savaþým açýsýndan büyük önem taþýyan göçmen iþçilik olgusunu bütün yönleriyle ve ayrýntýlý olarak incelemek bu yazýnýn çerçevesinin dýþýna çýkar. Bu nedenledir ki, sorun, asýl olarak, göçmen iþçilerin politik eðitimleri ve politik örgütlenmeleri bakýmýndan ele alýnacaktýr. Burada kendimizi kapitalizmde emek-gücü göçüyle sýnýrlamak durumundayýz. Kapitalizm öncesi göç hareketleri konu konumuz dýþýnda kalýyor. Kapitalizmin ortaya çýkýþ sürecinin ayný zamanda emek-gücünün meta durumuna geliþ süreci olduðu biliniyor. Kapitalist üretimin diyalektiði emek-gücünü (iþgücünü) "ulusal meta" olmaktan çýkardý, özellikle emperyalist-kapitalizm aþamasýnda, uluslararasý meta durumuna dönüþtürdü. Kapitalizm, ulusal pazarlarý tek bir dünya pazarýna dönüþtürmek yoluyla, yalnýzca maddi ürünleri deðil, kendi deðerinden daha büyük bir deðer yaratmaya yetenekli tek meta olan emek- gücünü de dünya pazarýnda dolaþýma soktu. Üretim güçlerinin nüfusa baskýsý, Marksýn kullandýðý ifade ile "modern zorunlu göç"e neden oldu. Bir meta olarak emek- gücü, fiyatýnýn, eþ deyiþle ücretin, dünya ortalamasýnýn üstünde olduðu ulusal pazarlara doðru aktý. Anlaþýlacaðý gibi, uluslararasý kapitalist ekonomik iþbölümü ne oranda geliþirse ,emek-gücü de o oranda uluslararasý ölçekte meta olma niteliðini güçlendirir. Üretim güçlerinin ulusal sýnýrlara sýðmayacak denli yüksek geliþme düzeyine ulaþtýðýnýn göstergelerinden biridir bu.
xxx
"Modern zorunlu göç"ün dünya proletarya diktatörlüðü ve dünya sosyalizmi uðruna savaþým bakýmýndan anlamý nedir? Ýyi midir, kötü müdür? Birçoðu tarafýndan garip karþýlanabilecek bir soru. Yurtlarýný terk etmek zorunda kalmýþ, sýla özlemi çeken,yaz tatilinin gelmesini dört gözle bekleyen insanlara sorulacak sorumudur bu, diye soranlar çýkacaktýr. Milliyetçi bilincin ya da milliyetçi ideolojinin etkilerinin sordurduðu böylesi bir soruya karþýn, bir komünistin, bir enternasyonalcinin bu soruya yanýtý "bütün sonuçlarýyla olmasa da iyidir" ya da genel olarak iyidir” olacaktýr, olmalýdýr. Evet, modern zorunlu göçün genel olarak ilerici bir niteliði, ilerici bir anlamý vardýr; çünkü, birçok ülkeden iþçileri, özellikle ileri kapitalist ülkelerde, fabrikalarda, madenlerde ,ulaþtýrma, haberleþme, vb. iþletmelerde birleþtirir. "Bütün ülkelerin iþçileri, birleþin” þiarýnýn gerçekleþmesinin özgün bir biçimidir bu. Ýþçi sýnýfý hareketinin özünde uluslararasý olan karakteri, iþçi göçü ile daha da güçlenir; dünya sosyalist devrimi ve dünya sosyalizmi uðruna savaþým ve proletarya enternasyonalizmi,daha önce tanýk olunmadýðý ölçüde, güç kazanýr. Üretim güçlerinin -insan da bir üretim gücüdür- ulusal sýnýrlarý aþýp uluslararasý üretim güçlerine, dünya ölçeðinde üretim güçlerine dönüþmeleri tarihsel olarak devasa bir ilerlemedir, dünya komünizmine doðru atýlmýþ büyük bir adýmdýr. Kim ki bunun devasa önem taþýyan ilerici karakterini anlamýyor ve "zavallý göçmen iþçiler" edebiyatý yapýyorsa ya gericidir, ya da burjuva milliyetçi ideolojinin ciddi olarak etkisi altýndadýr. Ýþçi sýnýfý hareketinin ve komünist hareketin özünde uluslararasý olan karakterini anlamamýþ demektir. Unutulmamalýdýr ki, kapitalist üretimin uluslararasý karakteri (bu üretim güçlerinin ve dolayýsýyla üretim iliþkilerinin uluslar arasý karakter kazandýðý anlamýna gelir) ve uluslararasý ekonomik iþbölümü ne oranda güçlenir ve geniþlerse, dünya kapitalizminin çöküþü ve dünya komünizminin zaferi o ölçüde yakýnlaþýr. Ýnsanlarý toplumsal-politik çevrelerini (yurtlarýný) terk etmeye zorlayan ekonomik nedenleri açýklamak, yürürlükte olan ekonomik sistemi eleþtirmek ve teþhir etmek anti-kapitalist bir görevdir. Ancak iþi ulusal dar görüþlülüðe, milliyetçiliðe vardýrmamak gerek. Üretici güçlerin ulusal sýnýrlarý aþmasý nasýl ki ekonomik hareket yasalarýnýn iþleyiþlerinin bir sonucu, bir zorunluluk ise, bu güçlerin öðelerinden olan emek-gücü sahiplerinin de ulusal sýnýrlarý aþmasý ve deðiþik uluslardan iþçilerle kaynaþmalarý da bir zorunluluktur. Üretim güçlerinin geliþmesini isteyip de devlet sýnýrlarýný, þu bir zamanlar olmayan ve gelecekte de ortadan kalkacak olan sýnýrlarý, aþmalarýna karþý çýkmak gericiliktir. "Modern zorunlu göç", ulusal sýnýrlarý aþmýþ kapitalizme karþý uluslararasý sýnýf savaþýmýnýn, anti-kapitalist savaþýmýn ayný fabrikalarda.madenlerde vb. yan yana çalýþarak, ayný sendikalarda ve ayný komünist partilerinde ve diker tür sýnýf örgütlerinde birlikte örgütlenerek yürütülmesi olanaðýný yaratýr. Yalnýzca dünya kapitalizmi koþullarýnda deðil, dünya sosyalizmi koþullarýnda da emek-gücü hareketine karþý çýkmak gericiliktir. Dünya proletarya diktatörlüðü sisteminde komünist topumun dünya ölçeðinde kuruluþu süreci "herkes kendi ülkesinde" sloganýyla ilerlemeyecektir. Dünya komünist toplumunun kuruluþu nerede gereksinim duyuyorsa, emek-gücü bilimsel bir ortak plan uyarýnca, oraya aktarýlacaktýr.Yaþamsal öneme sahip bir farkla ki, dünya sosyalizmi koþullarýnda emek-gücü meta karakterini yitirecektir. Bir meta olarak emek-gücünün dünya pazarýnda dolaþýmýnýn ilerici bir geliþme olduðu), deðiþik uluslardan proleterlerin enternasyonalci komünist eðitimi, örgütlenmesi ve savaþýmý için nesnel koþullarýn daha da olgunlaþmasýndan da anlaþýlýr olmalý. "Modern zorunlu göç", deðiþik uluslardan iþçilerin yalnýzca tek tek ülkelerde marksist-leninist komünist partisi dahil olmak üzere ortak sýnýf örgütlerinde birleþmeleri için nesnel koþullarý hazýrlamakla kalmaz, ayný zamanda bütün ülkelerin iþçi sýnýflarýnýn dünya ölçeðinde komünist örgütlenmelerinin, dünya komünist partisinin kurulmasýnýn nesnel ve öznel koþullarýnýn olgunlaþma surecini de hýzlandýrýr. Burada, kýsaca da olsa, göçmen iþçilerin bulunduklarý ülkelerde toplum tarafýndan özümlenmeleri üzerinde duralým. Deðiþik uluslardan iþçilerin kaynaþmalarý ya da göçmen iþçilerin, ulusal özelliklerini yitirerek bulunduklarý ülkelerdeki isçi sýnýfý içinde -onlar zaten bu sýnýfýn organik bir parçasýdýrlar- erimeleri, demokratik bir ortamda gerçeklemesi koþuluyla, ilerici bir nitelik taþýr. Aynen, demokratik bir ortamda, zorlamaya "dayanmayan toplumsal-politik koþullarda bir ulusun diðer bir ulus tarafýndan asimilasyonu (özümlenmesi) gibi. Bu, bütün uluslardan iþçilerin dünya ölçeðinde birleþik tek bir sýnýf oluþturmalarý yönünde, kapitalist sistem koþullarýnda ileriye doðrul atýlmýþ bir adýmdýr. Komünistler, iþçilerin ulusal özelliklerinin ne olursa olsun korunmasýndan yana olamazlar. Onlar, uluslarýn, ulusal sýnýrlarýn, bütün uluslardan iþçiler arasýnda varolan ulusal çitlerin ortadan kalkmasýný savunurlar. Onun içindir ki, zora dayanmamasý koþuluyla asimilasyona karþý çýkmak, ne tür gerekçe ve niyetle olursa olsun gericiliktir. Türkiye ve Kuzey Kürdistanlý komünistler, Türk ve Kürt iþçilerinin ulusal özelliklerinin korunmasý için çalýþmazlar, bunu görev edinmezler.Onlar en çok, göçmen iþçiler için, kapitalizm koþullarýnda olanaklý. olabilecek en geniþ demokratik haklar isteminde bulunurlar.
xxx
Göçmen iþçilerin, göçmen olmaktan kaynaklanan özgül sorunlarý ve özgül istemlerinin olduðu her türlü kuþkunun ötesindedir. Onlarýn politik eðitim ve politik örgütlenme sorunlarý ele alýnýrken özgül sorunlar ve özgül istemler her zaman için hesaba katýlmak zorundadýrlar. Ne var ki, bu sorunlar ve istemler, ayný devlet sýnýrlarý içinde bulunan bütün iþçilerin sýnýf savaþýmýnýn genel sorunlarý ve istemlerinden, genel çýkarlarýndan yalýtýlarak ele alýnamazlar; tam tersine onlara baðlý kýlýnmak zorundadýrlar. Tersi durumda bütün uluslardan iþçilerin ayný devlet sýnýrlarý içinde tek ve bölünmez bir sýnýf oluþturduklarý gerçeðine ve bu sýnýfýn genel çýkarlarýna zarar verilmiþ olunur. Ýþçiler arasýnda zaten varolan bölünme, güven eksikliði, rekabet, vb. gibi sýnýfýn savaþým ve örgütlenme yeteneklerinin özgürce geliþmesinin önündeki engeller güçlendirilir. Göçmen iþçilerin politik eðitimleri ve politik örgütlenmeleri, özgül sorunlar ve özgül istemler temelinde yapýlamaz. Batý-Avrupa’nýn ileri kapitalist ülkelerinde sosyalist devrim programýnýn demokratik istemleri arasýnda bulunmasý gereken istemler özel bir program durumuna getirilemezler. Öncelikle kavranmasý gereken odur ki, göçmen iþçiler, emek-güçlerini pazarladýklarý ve yaþadýklarý ülke sýnýrlarý içinde varolan iþçilerle ulusal farklýlýklara, devlet vatandaþlýðý farklýlýklarýna karþýn tek ve bölünmez bir sýnýf oluþtururlar. Onlar ayrý bir sýnýf ya da toplumsal bir katman oluþturmazlar; bulunduklarý ülkedeki sýnýfýn bir bölümüdürler, yoksa geldikleri ülkedeki sýnýfýn bir bölümü deðil. (Gerçi, örneðin Türkiye'den -bir devletin sýnýrlarýný anlatmak için kullanýyorum bu ismi- gelen iþçilerin büyük bir bölümü bakýmýndan garip bir çeliþki vardýr. Batý-Avrupa'da iþçi, Türkiye’de mülk sahibidir, küçük-burjuvadýr. Eðer geri dönerse yaþamýný iþçi olarak sürdürmek niyetinde deðildir. Ne var ki, toplumsal konumun belirlenmesinde geçimin nasýl saðlandýðý temel ölçüt olduðundan ve emek-gücünü satarak geçimini saðladýðýndan toplumsal konum bakýmýndan iþçidir. Bu durum geri döndüklerinde geçimlerini iþçi olarak saðlama düþüncesinde olmayan bugünün iþçilerini, emek-güçlerini sattýklarý ülkelerde sosyalizme kazanmanýn anlam ve önemini anlatýr sanýrým. Bugünün sýnýf kardeþinin yarýnýn, en iyi olasýlýkla müttefiki olmasý istenmiyorsa bulunulan ülkede elden gelenin azamisi yapýlmak zorundadýr.) Uzunca bir parantezden sonra devam edelim. Yukarýda açýklanan nesnel konumlarý nedeniyle, göçmen iþçiler, bulunduklarý ülkelerde burjuvazi-proletarya çeliþkisinin ikinci yönü içinde yer alýrlar. Onlar anti-kapitalist savaþýmýn ikincil unsurlarý ya da yedek güçleri deðil, kapitalist burjuvaziye karþý ekonomik ve politik sýnýf savaþýmýnýn öznesidirler, doðrudan yürütücüleridirler. Göçmen iþçiler, uluslararasý burjuvazinin öncelikle ulus ortaklýðý olan bölüðüyle deðil, emek-güçlerini sattýklarý, sömürüldükleri, politik olarak kapitalist egemenlik altýnda. tutulduklarý ülke burjuvazisi ile hesaplaþmak zorundadýrlar. Hele bu burjuvazi emperyalist burjuvazi ise, daha büyük bir anlam ve önem taþýr bu hesaplaþma- dünya gericiliðinin ana direðini “evinde” yýkmak. Burada göçmen iþçinin “kendi” burjuvazisi artýk ulus ortaklýðý olan burjuvazi deðil, emek-gücünü satýn alan, ama ulus ortaklýðý olmayan burjuvazidir. Örneðin, Almanya’da çalýþan bir Yunanlý iþçinin “kendi” burjuvazisi Alman tekelci burjuvazisidir. Paradoks gibi görünür; ama deðildir. Proletarya enternasyonalizminin gerekleri bakýmýndan, göçmen iþçiler, iþte bu yeni “kendi” burjuvazisi ile hesaplaþmak durumundadýrlar. Emperyalist zinciri bulunduklarý ülkelerde kýrmak enternasyonalci görevi ile karþý karþýyýdýrlar. Göçmen iþçilerin nesnel koþullarýndan anlaþýlmasý gereken odur ki, politik eðitim ve politik örgütlenme sorunlarý söz konusu olduðu sürece geldikleri ülkedeki deðil, bulunduklarý ülkedeki sýnýf savaþýmýnýn gerekleri karþýlanmak zorundadýr. Örneðin, Türk ve Kürt uluslarýndan ve ulusal azýnlýklardan Türkiyeli iþçilerin politik eðitim ve politik örgütlenmeleri Türkiye devrimi gerekleri bakýmýndan yapýlamaz. Ne tür gerekçe ile olursa olsun ("geri dönecekler", vb.) onlarý geldikleri ülkenin iþçi sýnýfýnýn bir bölümü olarak kabul etmek ve bu anlayýþla onlarý eðitme ve örgütleme çalýþmasý yapmak komünist-enternasyonalci bir çalýþma deðil, milliyetçi-bölücü bir çalýþmadýr. Ýþçi sýnýfýnýn bölünmüþlüðüne katkýda bulunmak, uluslararasý kapitalizme yardýmcý olmak demektir. Proleter enternasyonalci ruhtan yoksun böylesi milliyetçi bir politika en amansýz eleþtirileri hak eder. Unutulmamasý gereken bir nokta odur ki, göçmen iþçilerin ve onlarýn özgül sorunlarý ve özgül istemlerinin varlýðý, göçmen iþçilerin geldikleri ülkenin komünistleri için yurtdýþýný baþlý baþýna özel bir çalýþma alaný olarak kabul etmeyi gerekli kýlmaz. Ne özgül sorunlar ve özgül istemler, ne de ulus ve devlet vatandaþlýðý farklarý göçmen iþçilerin ayrý politik eðitimleri ve politik örgütlenmelerini gerektirir. Belirli bir devletin sýnýrlarý içinde bütün iþçiler sendikalardan komünist partisine kadar ayný sýnýf örgütlerinde örgütlenmelidirler. “Ýþçilerin vataný yoktur” þiarýnda iyi bir anlatýmýný bulan proletarya enternasyonalizmi ilkesi bunu emreder. Göçmen iþçilerin politik eðitimleri ve politik örgütlenmeleri çalýþmasýnda bir dizi güçlükle karþýlaþýlýr. Marksizm-Leninizm biliminin ilkelerinin yol göstericiliðinde bu tür sorunlarýn çözüm yollarý bulunur. Yeter ki, milliyetçi etkiler aþýlsýn. Yeter ki, iþin kolayýna (!) kaçýlmasýn. Göçmen iþçiler sorununda proleter enternasyonalci politika, onlarýn geldikleri ülke gerçekleri üzerine bilgilendirilmelerini ve oradaki iþçilerle enternasyonalci dayanýþmalarýnýn örgütlenmesini ne küçümser ne de dýþtalar. Bunlarý gerçekleþtirmenin yollarý vardýr; ama bunlardan biri bölücü, küçük-burjuva milliyetçi politik çalýþma olamaz. Göçmen iþçiler arasýnda komünist politik kitle çalýþmasý yapmasý gereken örgüt, ilgili ülkedeki komünist partisidir. Komünist parti ya da örgütlerin olmamasý ya da göçmen iþçileri örgütlemeye yanaþmamalarý, onlar arasýnda ayrý komünist politik örgütlenmeyi haklý çýkarmaz. Gelinen ülkede devrimi örgütlemek ve yönetmekle yükümlü olan bir komünist parti ya da örgüt, “ne yapalým baþka çare yok” kolaycýlýðýyla, örneðin, Türkiye'nin Ýstanbul’unda kitle çalýþmasý yapar gibi, Almanya’nýn Köln kentinde göçmen iþçileri kendi dar anlamda örgütlerinde örgütlemeye çalýþmaz. Varsayalým ki, bütün uluslardan komünistler böylesi bir politika kabul etti. Þöyle bir durumla karþýlaþýrýz: ayný fabrikada uluslara göre örgütlenmiþ ayrý fabrika hücreleri, ayrý fabrika komiteleri ve uluslara göre bölünmüþ görevler ve kitle çalýþmasý. Yani tam ve korkunç bir bölünmüþlük! Ýlgili komünist parti ve örgütlerin eleþtiri ve olumlu örnek ile doðru anlayýþlarý benimsemelerine çalýþmanýn yaný sýra, göçmen iþçilerin politik eðitimlerine ve politik örgütlenmelerine, asýl olarak bulunulan ülke devriminin programý temelinde, yardýmcý olmak yurtdýþý görevlerinden biri olarak kabul edilir. Çoðu kiþiye gerçekleþtirilmesi olanaksýz gibi gelir bu; ama soruna milliyetçi-grupçu bir ruhla deðil de, proleter enternasyonalci bir ruhla yaklaþýldýðýnda öyle olmadýðý. görülür. Zordur; ama olanaksýz deðildir. Bulunulan ülkelerde, ülke devrimi perspektifiyle göçmen iþçiler arasýnda komünist politik kitle çalýþmasý yapan ve göçmen iþçilerden oluþan özel örgütlenme biçimleri gerçekleþtirilebilir. Bunlar göçmen iþçileri sosyalist eðitim dernekleri, iþçi kulüpleri, iþçi dernekleri vb. biçimlerde örgütleyebilirler. Böylesi örgütlenmeler diðer uluslardan göçmen iþçiler ve yerli iþçilerle birlikte oluþturulmaya çalýþýlýr. Böylece, yoksa,komünist hareketin örgütlenme koþullarý olgunlaþtýrýlmaya çalýþýlýr; varsa, ilgisiz kalan ülke komünistleri göçmen iþçiler arasýnda çalýþmaya zorlanabilir. Burada vurgulamakta yarar var ki, komünist örgüt ya da parti kurma görevi yalnýzca ülke komünistlerinin ya da yerli iþçilerin deðil, göçmen iþçilerin ve ülkede özel olarak görevli olan komünistlerin de görevidir. Tersi bir görüþün, iþçi sýnýfý hareketi ve komünist hareketin özünde uluslararasý olan karakteri ve proletarya enternasyonalizmi ile ilgisi yoktur. Diðer ülkelerden komünistlerin burada yardýmcý bir rol üstlenmeleri bu anlayýþla çeliþkili deðildir. Göçmen iþçilerin politik eðitimleri ve politik örgütlenmeleri zordur. Ne var ki, kapitalizme karþý savaþýmda kolay olan bir iþ de yoktur!
(1)Bu bölüm, kimi dil düzeltmeleri yapýlmýþ durumuyla, ayný baþlýðý taþýyan 12 Þubat 1989 tarihli yazýnýn aynýsýdýr.
|
 |