[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRİMCİLER KOORDİNASYONU (PDK)  13-06-2024 ]
{ komunistdunya.org }
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazılar / Broşürler
   Açıklamalar
   Komünist Hareketten
   İlerici / Devrimci       Basından
   Kitap - Broşür PDF
   Sanat
   Görüşler

 Arşiv - Ara
   Arşiv
   Sitede Ara

 İletişim
   Bağlantılar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazılar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
EMPERYALİZM VE TÜRKİ...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayı 34 (1) }
| Devrimci Bülten
ULUSLARARASI SINIF VE İKTİDAR SAVAŞIMININ  EN SICAK ALANI: MEZOPOTAMYA


Uygarlığının beşiği olarak kabul edilen iki nehir arasındaki bölge, Mezopotamya, emperyalist büyük devletler ve onların bölgesel bağlaşıkları arasında paylaşım savaşımının sahnesi olmaya devam ediyor. Baas rejimi sonrası Irak, emperyalist büyük güçler ve  başlıca bölgesel gerici güçler arasında olduğu gibi, iç sınıfsal, ulusal, dinsel güçler arasında da sınıf ve iktidar savaşımının laboratuarı işlevini görüyor. Yalnızca toplumlarının egemen sınıflarını temsil eden devletler değil, aynı zamanda bu toplumların egemen kültürleri de çatışma halinde.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin başını çektiği emperyalist koalisyon, on yıllar süren Baas rejimi altında toplumsal yaşamın derinliklerine kök salmış ideolojik-kültürel ve politik yapıları askeri yollarla ve “emperyalist yukarıdan demokratik devrim” yoluyla değiştirme çalışmasını sürdürüyor.Yirmi beş kişilik kukla bir Irak Hükümet
 Konseyi (IHK)(1) atayarak Irak’ı yeniden yapılandırma çalışmasına demokratik görünüm kazandırmaya çalışıyor. IHK’nın bakanları atama ve görevden alma ve ulusal bütçeyi kontrol etme gibi yetkileri var. IHK, aylar süren iç anlaşmazlıklardan sonra, Eylül ayında 25 kişilik bir hükümet atadı. Genel olarak Irak’ın yeniden yapılandırılmasını, özel olarak da “demokrasiye geçiş”i denetlemekle görevlendirilen en yüksek sivil yönetici olan Paul Bremer’in (2) başında bulunduğu Geçici Koalisyon Otoritesi (GKO), hem kimlerin geçici yönetimde yer alacağına karar verme, hem de alınan kararlara ilişkin olarak veto yetkisine sahip. Görülüyor ki, Irak’ta politik iktidar IHK’nın değil, GKO’nun, yani işgal güçlerinin elinde.  
Fransa, Rusya ve Almanya gibi emperyalist devletler (ve doğaldır ki onların uluslararası şirketleri de) ve BM örgütü, Irak’ın politik ve ekonomik olarak yeniden yapılandırılması konusunda söz sahibi olmak isterlerken, ABD emperyalizmi, en azından önderlik söz konusu olduğunda, ortak istemiyor. ABD’nin hem bağlaşığı, hem de rakibi olan devletler, örneğin Fransa, Irak’ta ABD yönetiminin son bulmasını ve geçici bir Irak hükümeti kurulmasını istiyorlar. BM örgütü, özellikle de BM Güvenlik Konseyi, emperyalist akbabalar arasındaki uluslararası sınıf ve iktidar savaşımının uluslararası bir örgütsel aracı durumunda. ABD’nin hazırladığı ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nden geçirmek istediği yeni Irak karar tasarısı, IHK’yı, 15 Aralık 2003 tarihine dek, yeni bir anayasa yapılmasına ve  seçimlerin örgütlenmesine ilişkin olarak bir zaman çizelgesi saptamaya çağırıyor. Fransız, Alman ve Rus devletleri için kabul edilebilir kılmak için de, IHK’nın, geçiş döneminde, Irak devletinin egemenliğini temsil edeceği de eklenmiş karar tasarısına.
Avrupa Birliği, Irak konusunda politika birliğinden yoksun olduğunu bir kez daha gösterdi. Lüksembourg’da yapılan dışişleri bakanları toplantısında Irak’ın yeniden yapılandırılmasına mali katkı sorunu da ele alındı. Avrupa Komisyonu’nun 200 milyon dolarlık yardım önerisi dışında herhangi bir karar alınmadı. Toplantıda “Irak’ı parçalayanlar onu tamir etmek zorunda kalacaklardır” havasının egemen olduğu söyleniyor. 23 ve 24 Ekim tarihlerinde Madrid’de yapılacak olan Irak’ın yeniden inşasına katkıda bulunacaklar konferansının pek umut verici sonuçlar doğurmayacağı anlaşılıyor. Dünya Bankası’na göre Irak’ın yeniden inşası için dört yıl için 55 milyar dolar gerekiyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Irak’a silahlı kuvvetler göndermeye ilişkin hükümet tezkeresini kabul ederek, Türkiye Cumhuriyeti (TC) devletinin Irak’ta yürütülen uluslararası sınıf ve iktidar savaşımına askeri olarak katılacağını ilan etti. Emperyalist işgalin ve paylaşım ve nüfuz savaşımın aktif bir suç ortağı ve tarafı olduğunu da. Böylesi gerici bir kararın alınmasında ABD’nin baskısı ve rüşveti önemli bir rol oynamakla birlikte, her şeyden önce Türkiye kapitalistlerinin ve devletinin çıkarlarını  gerçekleştirmek amacı belirleyici oldu. Türkiye işbirlikçi kapitalist burjuvazisi ve Türk devleti Irak’ın  yeniden inşa yoluyla yağmalanmasından pay almak istiyorlar. TC, ayrıca, bölgedeki olası politik gelişmelerde belirleyici bölgesel bir güç olduğunu göstermek ve bunu kabul ettirmek istiyor.
Türk silahlı kuvvetleri, eğer Irak’ın işgalinde görev alacak olurlarsa, Güney Kürdistan dışında, merkezi Irak’ta konuşlandırılacaklar. Ancak, IHK, Irak’ta Türk askeri görmek istemiyor. Türk devleti ise “gelme, senin yardımına gereksinmem yok”, diyen  “ev sahibi”ne, evini düzene sokma konusunda ona yardımcı olmakta ısrar ediyor. TC açısından trajikomik bir durum var ortada. 14 Ekim 2003’te TC’nin Bağdat Büyükelçiliğine düzenlenen intihar saldırısı, Irak’ta Türk silahlı kuvvetlerinin istenmediğinin bir diğer kanıtı olmanın yanı sıra, Irak’a gönderilmeleri durumunda işgalci konumunda olacak olan Türk silahlı kuvvetlerini nelerin beklediğini de gösteriyor.
Irak’ta işler ABD’nin istediği gibi yürümüyor. Emperyalist işgale karşı direniş, silahsız ve silahlı savaşım biçimlerinde görülen çeşitlenme ve şiddetlenmeyle birlikte, sürüyor.  Her gün bir ya da birden fazla ABD askeri öldürülüyor. ABD hükümeti Irak’a 10.000 ek asker gönderme kararı aldı. Böylece Irak’taki ABD’li asker sayısı 140.000’e çıkacak. IHK’nin kadın ve Şii üyelerinden ve dışişleri uzmanı olan Aquila al-Hashimi  Eylül ayında öldürüldü. Yanı sıra, ABD’nin askeri varlığına ve Irak’ı yeniden yapılandırma çalışmalarına son zamanlarda “ılımlı” olarak yaklaşan ve IHK’yı koşullu olarak destekleyen ve IHK’nın atadığı hükümette temsil edilen Şii Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi (IİDYK)’nin önderi Ayatullah Muhammad Baqr al-Hakim, Ağustos ayında Necef’de düzenlenen bombalı saldırıda, 100’den fazla kişiyle birlikte, öldürüldü. Onun yerini alan kardeşi Abdel Aziz  IİDYK’nin IHK’deki tek temsilcisi. ABD’nin Irak’taki varlığına karşı çıkan Şiiler kendi hükümetlerini kurduklarını açıkladılar. Olaylar gösteriyor ki, uygarlığın beşiği Mezopotamya emperyalist işgalciler ve onların iç ve dış işbirlikçileri için bir bataklıktır.
Baas rejiminin yıkılması ve taraflar tarafından kabul edilebilir merkezi bir hükümetin kurulamaması, on yıllardır görece kontrol altında tutulan ulusal ve dinsel çelişki ve çatışmaların keskinleşmesi ve şiddetlenmesi için uygun sosyal ve politik ortamın oluşmasına yol açtı. Bizzat bu durumun kendisi Irak’ta merkezi bir yönetimin kurulmasını son derece güçleştiriyor. Yönetmekte güçlük çeken GKO, yıkılan Baas rejiminin alt düzey bürokratlarının yanı sıra, üst düzey bürokratları ve bakanlarına da iş önerisinde bulunuyor. Bağdat ve Basra’da Baas rejiminin binlerce polisi yeni polis gücüne alındı. IHK öylesine bir üye bileşimine sahip ki, taraflarca kabul edilebilir merkezi bir hükümetin kurulması çok zor görünüyor. Irak’ın, bölge devletlerinin de karışacağı bir iç savaşa sürüklenmesi büyük bir olasılık. Ayrı devletler olarak bölünmesi, en azından şimdilik, az bir olasılık olsa da, Irak’ın federasyon ya da konfederasyon biçiminde örgütlenmesi ciddi politik seçenekler arasındadır. Irak’ın gelecekteki politik örgütlenme biçimini, ABD ve Büyük Britanya başta gelmek üzere, büyük emperyalist devletlerin ve İran ve Türkiye gibi belirleyici bölgesel güçlerin politikalarının yanı sıra, özellikle iç güçlerin politik tercihleri ve savaşımları belirleyecektir.

DEVRİMCİ BÜLTEN
(1)Şii politik İslamcılar, Sünni politik İslamcılar, politik İslamcı olmayan Kürt partileri, Türkmenler, Asuriler, komünistler (siz revizyonistler okuyunuz), aşiret temsilcileri, ABD yanlıları , İngiliz yanlıları, İran yanlıları, Suudi Arabistan yanlıları, Türkiye yanlıları, vb. işte IHK üyelerinin ideolojik-politik kimliklerinin genel çizgileriyle bir özeti.

(2)Paul Bremer, ABD Dışişleri Bakanlığının karşı-terörizm bölümünün eski şeflerinden. Emekli olduktan sonra “Terörizm Üzerine Ulusal Komisyon”un eş-başkanı olarak atandı. İş yaşamına da atılan Bremer, eski Dışişleri Bakanlarından Henry Kissinger’in danışma şirketinin yönetimine yardımcı oldu. Irak’taki göreve atanmadan önce de risk yönetimi konusunda dünya çapında danışmanlık yapan bir şirketi yönetiyordu Savaştan hemen sonra emekli general Jay Garner’ın yerine eski bir diplomat ve dışişleri görevlisinin getirilmesi, diğer şeylerin yanı sıra, ABD’de devlet içi iktidar savaşımının bir göstergesi. Anlaşılıyor ki, Irak yalnızca emperyalist devletler, bölgesel büyük güçler ve iç politik güçler arasında sınıf ve iktidar savaşımına değil, aynı zamanda devletler-içi iktidar savaşımına da konu oluyor.
|
_ _