[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRİMCİLER KOORDİNASYONU (PDK)  26-05-2024 ]
{ komunistdunya.org }
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazılar / Broşürler
   Açıklamalar
   Komünist Hareketten
   İlerici / Devrimci       Basından
   Kitap - Broşür PDF
   Sanat
   Görüşler

 Arşiv - Ara
   Arşiv
   Sitede Ara

 İletişim
   Bağlantılar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazılar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
EMPERYALİZM VE TÜRKİ...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayı 35 (4) }
| Devrimci Bülten
BÜYÜK SATRANÇ TAHTASI*

Thomas Gounet
    
Amerika Birleşik Devletleri, bugün hangi stratejiyle dünya hakimiyetini koruyabilir? Zbigniew Brzezinski, en son kitabı olan Büyük Satranç Tahtasında bu soruyu yanıtlamaya çalışmaktadır. 1977’den 1981’e kadar başkan Jimmy Carter’ın güvenlik danışmanlığını yapan yazar, uzman olarak Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’ne bağlıdır. Bundan dolayıdır ki, burada, Washington’dakilerin izledikleri politikaya ilişkin kimi varsayımları sağa sola  saçan bir amatör karşısında değiliz.
    Kitabını okuduğunuzda, Brzezinski’nin ne hakkında konuştuğunu bilen biri olduğunun hemen ayırtına varıyorsunuz. O, Birleşik Devletlerdeki hakim sınıfın anlayışını dile getiriyor. İşte, çalışmasının önemi tam da orada yatıyor: küresel iktidarını koruma konusunda Amerikan seçkinler katmanının ne düşündüğünün araştırılması.

    Kitabın on tezini kısaca özetliyoruz.
    
    Birinci tez. “Birleşik Devletler, 1991’den bu yana, tek gerçek dünya gücü oldu.”
    Dört kilit alanda (askeri, ekonomik, teknolojik ve kültürel) Birleşik Devletler hakimdir. Hiçbir başka ulus, küresel düzeyde onunla rekabet edebilecek durumda değildir. Almanya ve Japonya gibi belirli uluslar, şu ya da bu noktada, örneğin ekonomik düzeyde, onun rakibi olduklarını iddia edebilirler. Ama, dört kilit alanda birden değil. 1991’de Sovyetler Birliği’nde sosyalizmin çöküşünden bu yana, Birleşik Devletlerin bu gücü artık tartışma konusu değildir.

    İkinci tez. “Avrasya, üzerinde dünya hakimiyeti savaşımının yapıldığı satranç tahtası olmaya devam ediyor.”
    Avrasya kıtası Asya ile Avrupa arasında uzanır; bu sonuncusu, gerçekte, birincisinin batı uzantısından başka bir şey değildir. Zenginliklerin en büyük kısmı orada üretilir. Dünya nüfusunun %75’i orada yaşar ve dünya ölçeğinde gayri safi ulusal ürünün %60’ını sağlar. Bu kıtayı kontrol eden, dünyaya hakim olur.

    Üçüncü tez. “Amerika Avrasya’da hakem rolünü oynamaktadır ve hiçbir önemli sorun onun katılımı olmaksızın çözülemez ya da onun çıkarlarına aykırı bir çıkış yolu bulamaz.”
    Burada sorun, Birleşik Devletlerin Avrasya’da olmamasıdır. Bundan ötürü, bu bölgenin kontrolü için ekonomik, askeri, teknolojik ve kültürel alanlarda sahip oldukları dört temel güç aracını kullanmak zorundadırlar. Amerika bunu başarabilir; çünkü, “ne şans ki bu kıta (Avrasya) politik birliğini gerçekleştirebilmek için çok büyüktür.” Ama, dolaysız olarak varolmadığı için, Amerika, hakimiyetini dolaysız kontrol yoluyla uygulamak zorundadır; o bir oyuncuyu bir diğerine karşı kullanmak zorundadır. “Birleşik Devletler, büyük Avrasya satranç tahtası üzerinde,  araçlarını amaçları bakımından tam bir bilinç açıklığıyla kullanmak ve bunu sürekli olarak seçici ve dikkatli biçimde yapmak zorundadır.”

    Dördüncü tez. “En ivedi görev, hiçbir devletin ya da devletler gruplaşmasının, Birleşik Devletleri Avrasya’dan kovacak ya da onun hakem rolünü zayıflatacak olanağa sahip olmamasına dikkat etmektir.”
    Brzezinski, Birleşik Devletler için bu yönelimi çok açık olarak tanımlıyor: “Bize karşı dönebilecek hakim bir Avrasya gücünün gelişmesini nasıl engelleyebiliriz? Dünya hakimiyetini korumak isteyen bir Birleşik Devletler hangi temel sorunlarla karşı karşıyadır?” Ve ekler: “Bu kitap, Amerika için, Avrasya kıtasına ilişkin bütünleşmiş bir jeo-strateji geliştirmeyi amaçlamaktadır.”

    Beşinci tez. Bu stratejinin temel ilkesi, bölgesel güçlerin varlıklarını sürdürmelerini sağlamak yoluyla, düşmanca bir politik birliği engellemeyi içermektedir. Başka sözcüklerle, burada söz konusu olan, “Avrasya haritasında  varolan çoğulculuğu korumak ve sağlamlaştırmaktır.”
    Brzezinski, bu yönelimi daha da açık biçimde tanımlıyor: “Daha önceki büyük güçlerin katı terminolojisi üç zorlayıcı jeo-stratejik yasayı şöyle özetliyor:  vasalların (bağımlıların) komplo kurmalarını engelle ve güvenliklerini sağlayarak onları bağımlı durumda tut; korunan bağımlıların itaatkarlığını garanti altına al; barbarların saldırgan birlikler kurmalarını engelle.”

    Altıncı tez. Avrasya kıtasında beş stratejik oyuncu vardır: Almanya, Fransa, Rusya, Çin ve Hindistan.
    “Nüfuz ve güçlerini kendi sınırları dışında kullanmaya yeterli kapasite ve ulusal istence sahip olan devletler, en önde gelen jeo-stratejik oyunculardır.” Yukarıda sayılan beş ülke için durum böyledir. Büyük Britanya jeo-stratejik bir oyuncu değildir; çünkü, Büyük Britanya hükümeti, kendini kesinlikle Avrupa’dan uzakta tutmakta ve küresel olarak Amerikan politikasını desteklemektedir. Japonya da bugün böyle bir oyuncu değildir: o, bir yandan geçmişi yeniden anımsatmak istememektedir (Asya’nın Japonya tarafından işgali), diğer yandan da Amerikan hakimiyetini kabul etmektedir. Ama, diğer beş jeo-stratejik oyuncu Washington’un çıkarlarının aleyhine olabilecek projeler oluşturmuşlardır ve bunu gerçekleştirebilecek belirli bir kapasiteye sahiptirler. Birleşik Devletlerin amacı, bu ülkelerin bazılarına bölgesel rol tanıyarak, onların dünya ölçeğinde gerçek oyuncular ve Birleşik Devletlerin rakipleri durumuna gelmelerini  engellemek olacaktır.

    Yedinci tez.  Bu stratejinin merkezi düğümü, Avrasya’nın merkezinde hakim bir ulusun oluşmasını engellemektir.
    Bu kıta dört bölüme ayrılabilir: batı (Avrupa), doğu (Doğu-Asya), merkez (Rusya) ve güney (Ortadoğu). En stratejik nokta olan merkez, Doğu ve Batının birbirleriyle birleşmelerine ve fiili olarak bölgeyi kontrol etmelerine olanak tanır. Dahası, dünyanın bu parçasında bulunan ve ölmüş olan Sovyetler Birliği’nin bir sonucu olan bugünkü devletin sunduğu güvenlik azdır. Bundan dolayı, bu kıtanın kalbinde ortaya çıkacak düşman bir güç Washington için en büyük tehlikeyi oluşturmaktadır: “Merkezin batıyla ilişkilerini kopardığı ve kendi inisiyatifini geliştiren dinamik bir bütünün ortaya çıktığı ve ondan sonra güney üzerinde kontrol sağladığı ya da en önemli doğu ülkesiyle (Çin kastediliyor) pakt kurduğu zaman Amerika’nın Avrasya’daki konumu büyük ölçüde zayıflayacaktır. Bu nedenledir ki, Brzezinski, aynı zamanda, bugünkü Rusya’nın dağıtılması çağrısında bulunmaktadır. “Avrupa Rusya’sından, bir Sibirya cumhuriyetinden ve bir Uzakdoğu cumhuriyetinden oluşan daha açık bir Rusya konfederasyonu, Avrupa’yla, yeni Orta-Asya devletleri ve Doğu ile daha kolay ekonomik bağlar geliştirebilir. Bu üç bütünün her biri, Moskova’nın ağır bürokrasisi tarafından yüzyıllarca baskı altında tutulan kendi yaratıcı potansiyellerinden de yararlanabilir.”

    Sekizinci tez. Birleşik Devletler, Avrupa’da, Alman koruması ve Fransız desteği altında gerçekleşen Avrupa’nın genişlemesini desteklemelidir.
    Brzezinski, bu anlayışın temellerini ayrıntılı olarak tanımlıyor: “Bugün, Avrupa’nın yeni bir işlevi vardır. O, demokrasinin dünyanın bu bölümünün doğusuna doğru genişlemesi için bir sıçrama tahtasıdır.” Sorun, gerçekte, bu Birliği Birleşik Devletlerin lehine olacak bir  alet durumuna getirmektir. Ama, Fransa Avrupa’da hakim olduğu zaman bunun gerçekleşmemesi riski vardır; çünkü, Fransa bağımsız olma yönünde güçlü bir istence sahiptir ve Avrupa’yı bu anlamda yönlendirebilir. Bu nedenle, Avrupa’yı Almanya genişletmelidir. Ama, bunu tek başına yapabilecek denli güçlü olmadığından, Paris onu desteklemelidir. Bu birlik, Rusya hükümetinin çanına ot tıkamaksızın, Doğuya doğru olabildiğince genişlemelidir. Bugün öngörülen ülkelerin yanı sıra, Ukrayna da bu birliğin bir parçası olmalı. Birleşik bir Avrupa’nın kuruluşunda Almanya’ya böylesi bir merkezi rol vererek, Birleşik Devletler, Brzezinski’ye göre, bu ülkenin rolünü açıkça bölgesel düzeyle sınırlamaktadır: Avrasya kıtasının batı bölümünde hakim olmak. Böylece, Almanya’nın dünya hakimiyeti için çalışmasını engellemiş olacaklardır.

    Dokuzuncu tez. Çin ve Japonya’nın varolduğu batı (doğu olmalı-ç.n.) Asya, potansiyel olarak istikrarsızdır. Burada, Avrupa’dakine benzer bir örgüt yaratılmalı ve bunun temelini bu iki ülke oluşturmalıdır.
    Dünyanın bu bölümü en dinamik büyümeyi yaşamaktadır. Ama, bu, arzular da yaratmaktadır. Çin büyük bir bölgesel güç olmaktadır. Onun Rusya’yla işbirliği yapmasını engellemek gerekir; çünkü, o durumda, o, bu ittifakta hakim rol oynayabilir ve bu, Washington karşısında düşmanca bir tutumun alınmasına neden olabilir. Bu, Birleşik Devletler bakımından, ne pahasına olursa olsun engellenmelidir.

    Onuncu tez. Karadeniz’le Moğolistan arasında uzanan bölge Birleşik Devletlerin dünya hakimiyeti için en istikrarsız ve en tehlikeli bölgedir.
    Bir bütün olarak bu bölge, devasa petrol, gaz, altın ve diğer maden rezervlerine sahiptir. Bu durum, açgözlülüğü tahrik etmekte ve bu kaynaklar üzerinde kontrol sahibi olan devlete güç vermektedir. Dünyanın bu parçası, Rusya, Türkiye ve İran gibi bölgesel güçler için dayanak noktası olabilecek bir milliyetler kümesidir de. Brzezinski, Amerikan politikasını o durumda şöyle tanımlamaktadır: “Amerikanın en önde gelen çıkarı, tek başına hiçbir gücün bu jeo-politik alanda kontrol sahibi olmamasını garanti altına almayı içermektedir; dünya topluluğu bu bölgeye sınırsız ekonomik ve mali giriş hakkına sahip olmalıdır. Bu jeo-politik çoğulculuk, yalnızca, kara ve deniz taşımacılığı ve Akdeniz’le Oman Denizi arasındaki boru hatları şebekesi bu bölgeyi dünya ekonomisinin en önemli merkezlerine bağladığı zaman kalıcı bir gerçeklik olacaktır.” Bunun tamamen Rusya dışında gerçekleştiğini kaydetmek gerekir. Hiçbir yanlış anlamaya olanak vermemek için, Brzezinski şunu ekliyor: “Rusya’nın (bölgeye) giriş tekelini koruma çabalarına karşı direnmek gerekir; çünkü, bu, bölgesel istikrara zarar vermektedir.” Bu nedenle, o, keza, Türkiye’nin de Avrupa’ya katılmasını ve Birleşik Devletlerin İran’a karşı daha uzlaşıcı bir politika uygulamasını arzulamaktadır.

    Brzezinski’nin kitabı, dünya sahnesinde olanları kavramak ve Amerika’nın dünya hakimiyeti politikasına karşı savaşım yürütmek isteyenler için temel bir öneme sahiptir. Ama, bu yazarın söylediği her şey doğru olarak kabul edilmemeli.
    Öncelikle, hiçbir sınıf çözümlemesi yok. Ve, mantıklıdır bu. Zira, Brzezinski, hakim Amerikan sınıfının çıkarlarını temsil etmektedir ve bunun tek bir amacı vardır: Amerika’nın dünya hakimiyetinin sürüp gitmesini garanti altına almak. O, gezegenimizi bugüne dek yöneten Amerikan emperyalizminin stratejik amaçlarını betimlemektedir. Bundan dolayı, bu kitap oldukça ilginçtir. Brzezinski, devletlere bütün şeyler olarak bakmaktadır. Kapitalist ya da sosyalist sistemin hiçbir çıkarı yoktur. Her şey ulusal çıkar gözlüğünden görülmektedir.
    Bundan sonra, ekonomik çıkarlar, onun açısından, ikinci plana kaymaktadır. Ama, uzun erimde, zengin ülkeleri dünyanın paylaşılması savaşımına kışkırtacak olan  ekonomik gelişmelerdir. Almanya ve Japonya, Birleşik Devletlerin sadece geçici bağlaşıklarıdır. Bu iki ülkenin burjuvazisi, dünya hakimiyetine ulaşmak için, yavaş yavaş kendi stratejilerini geliştireceklerdir. Onları buna kapitalist ekonomik gelişme zorlamaktadır.
    Savaş, Brzezinski’nin söylediği gibi, “yalnızca yoksul halkların sahip olabilecekleri bir lüks; daha ayrıcılıklı olanların ise, onları öz imhaya götürebilecek olan teknolojik kapasiteleri ve kendi çıkarlarını savunma istençleri tarafından frenlendikleri” bir şey değildir. Emperyalistler, çıkarlarını gerçekleştirmek istedikleri ve diğer araçlar başarısızlığa uğradıkları zaman savaşa başvururlar. Birleşik Devletlerin Irak’a karşı saldırganlığı bunu göstermektedir. Bu emperyalist savaştır; ama, Brzezinski bu konuda tasalanmıyor.
    Savaş, kendilerine vurulan boyunduruktan kendilerini kurtarmaları için, yoksul ülkeler bakımından de ayrıcalıklı bir silahtır. O zaman, devrimci bir savaştan ya da bir ulusal kurtuluş savaşından söz ederiz. Brzezinski, ne pahasına olursa olsun,  bu sonuncusunu engellemek istiyor ve kitabı da buna karşı yazılmıştır.

* Bu yazı, Belçika’daki Marksist Çalışmalar Enstitüsü tarafından yayınlanan “Marksist Çalışmalar” kitap dizisinin 45.sayısında (Ocak-Mart 1999) yayımlanan yazının Felemenkçe’den çevirisidir. Önde gelen emperyalist ideologlardan Brzezinski’nin sözü edilen kitabı (“Büyük Satranç Tahtası, Amerika’nın Önceliği ve Onun Jeo-stratejik Gerekleri), diğer şeylerin yanı sıra, ABD emperyalizminin dünya egemenliği politikasına ve Avrasya’nın bu politikada oynadığı ve oynaması gerektiği düşünülen role ilişkin  sorunları ele alıyor.

|
_ _