[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten- Sayý 50 (3) }
| Devrimci Bülten

SOSYALÝST DEVRÝM VE ULUSLARARASI SERMAYE KARÞISINDA TUTUM SORUNU (V) (II)

K.Erdem

7- « Savaþ Komünizmi », III. Enternasyonal’in Revizyonist Kuruluþu ve Avrupa ve Dünya Sosyalist Devriminin Yenilgisi (I)


Genel Kar Oranlarýnýn Dünya Çapýnda Eþitlenmesi ve Emperyalist Rekabet


Teorik analizimizi yukarýda söylenenlere bir somut biçim kazandýrarak geliþtirmeye çalýþalým.Çünkü þu ana kadar söylediklerimiz biraz soyut kalmakta ve onun için net olmaktan uzaktýr. Daha önce ayný konu ile ilgili olarak yazdýðým bir yazýdan biraz uzun bir alýntýyý buraya aktarmak istiyorum:

« Genel kar oranlarýnýn eþitlenmesine þimdi biraz daha yakýndan bakmaya çalýþalým.
Farklý üretim alanlarýnda bulunan eþit nicelikteki sermayeler farklý organik bileþimlere sahip olmalarýna karþýn niçin belli bir dönem sonunda eþit bir kar oraný elde ederler ve bu nasýl olur?
Kapitalist üretim eþitsiz bir þekilde geliþir. Bunun anlamý, kendi içerisinde çeþitli düzeylerde geliþim basamaklarý ya da dereceleri barýndýrmasýdýr. Genellikle bu dereceler kendisini üç biçimde dýþa vurur: Ortalama bir geliþim derecesi ve bu ortalamanýn biraz altýnda ve üstünde olan geliþme dereceleri. Böylece bu üç temel geliþme derecesi ve yine bunlarýn þu ya da bu biçimde etkisi altýnda bulunan ya da ona baðlý olan onlarca ya da yüzlerce ara dereceler, dünya ekonomisi içerisinde birbirine baðlanarak karmaþýk bir bütün oluþtururlar.  Marx bu eþitsizliði önemle vurgulamýþtýr ve zaten sorun da farklý üretkenlik düzeyleri olan sermayeler arasýndaki iliþkilerin oluþturmuþ olduðu genel toplumsal iliþkilerdir. Örneðin Marx pamuk sanayiinde varolan çeþitli üretim kategorilerini þöyle belirtmiþtir:
“... örneðin pamuk üretimindeki genel üretim koþullarý ve emeðin genel üretkenliði bu alandaki, pamuk üretimindeki ortalama üretim koþullarýdýr ve ortalama üretkenliktir. Bu nedenledir ki, örneðin bir yarda pamuðun (deðerini) belirleyen emek miktarý, onun içerdiði emek miktarý yani imalatçýsýnýn ona harcadýðý emek miktarý deðildir; tüm pamuk imalatçýlarýnýn Pazar için bir yarda pamuðu ürettiði ortalama emek miktarýdýr. Bireysel kapitalistlerin, örneðin pamuk üretimindeki kapitalistlerin üretim yaptýðý belirli koþullar kaçýnýlmaz olarak üç kategoriye ayrýlýr. (abç) Bazýlarý ortalama koþullarda üretim yaparlar, yani kendi üretim koþullarý, o alandaki genel üretim koþullarýyla çakýþýr. Ortalama koþullar, onlarýn fiili koþullarýdýr. Onlarýn emek üretkenliði ortalama düzeydedir. Onlarýn metalarýnýn bireysel deðeri, metalarýn genel deðeriyle çakýþýr. Örneðin bir yarda pamuðu 2 þilinden--- ortalama deðerinden--- satarlarsa, o zaman ürettikleri yardanýn in natura (ürün olarak-ç) temsil ettiði deðerden satmýþ olurlar. Bir ikinci kategori, ortalamadan daha iyi koþullarda üretir. Onlarýn metalarýnýn bireysel deðeri, genel deðerin altýndadýr. Metalarýný genel deðerden satarlarsa bireysel deðerinin üzerinde satmýþ olurlar. Son olarak, üçüncü bir kategori, ortalamanýn altýndaki üretim koþullarýnda üretim yaparlar.” (Marx, Artý-Deðer Teorileri, Kitap-II, s.190)

Tarihin eþitsiz geliþmesinin (ki hareketin genel yapýsýndaki eþitsizlikten kaynaklanýr) neden olduðu farklý üretkenlik düzeyleri ve bundan kaynaklanan farklý biçimlerdeki deðerler, bir bütünün parçalarý olarak iliþki içerisine girdikleri zaman, ayný zamanda bütünün genel yapýsý itibariyle de birbirleriyle oran iliþkisine de tabi olurlar. Farklý düzeylerdeki (niceliklerdeki) deðerlerin bir bütün oluþturabilmeleri ancak hepsinin bir ortalamasýnýn yaratýlmasý sonucunda olabilir. Çünkü en ileri ile en geri bir bütün içerisinde ancak bir ortalama aracýlýðýyla birbirine baðlanabilirler. Örneðin eksi sonsuz ancak sýfýr (0) aracýlýðýyla artý sonsuza baðlanabilir. Geçmiþ zaman ancak þimdiki zaman aracýlýðýyla gelecek zamana baðlanabilir. Ayný þekilde sermaye de kendi eþitsiz yapýsý içerisinde bir ortalama arar, onun için bazý üretim alanlarýnda bulunan sermayeler ortalama bir bileþime sahiptirler yani bunlarýn metalarýnýn deðerleri ile üretim-fiyatlarý birbiriyle aynýdýr ya da neredeyse aynýdýr. Bundan dolayý da bir tür aðýrlýk merkezi oluþtururlar:
“ Bazý üretim kollarýnda kullanýlan sermaye bizim, ‘ortalama’ ya da ‘vasat’ diye tanýmlayabileceðimiz bir bileþime sahiptir; yani bunlarýn bileþimi, toplam toplumsal sermayenin ortalamasý ile ayný, ya da neredeyse aynýdýr.
Bu üretim alanlarýnda üretim-fiyatý, üretilen metaýn deðerinin para olarak ifadesinin tamamen ya da neredeyse aynýdýr. Matematik bir sýnýra ulaþmanýn eðer baþka bir yolu olmasaydý, bu bir sýnýr olabilirdi. Rekabet, toplumsal sermayeyi çeþitli üretim alanlarý arasýnda öylesine taksim eder ki, her alandaki üretim-fiyatlarý, ortalama bileþime sahip bu alanlardaki üretim-fiyatlarýnýn modeline göre þekil alýr, yani bunlar= m + mk’, (maliyet-fiyatý artý, ortalama kar oraný ile maliyet-fiyatýnýn çarpýmýna eþit) olurlar. Ne var ki, bu ortalama kar oraný, kar ile artý-deðerin de ayný olduðu, ortalama bileþimli alanlarda, yüzde olarak gösterilen kardan baþka bir þey deðildir. Þu halde, bütün üretim alanlarýndaki kar oraný aynýdýr, çünkü, ortalama sermaye bileþimine sahip üretim alanlarýndaki ortalamaya göre eþitlenmiþtir.” (Marx, Kapital-III, s. 156)
Ortalama bileþene sahip sermaye adýndan da anlaþýlacaðý gibi iyi ve kötü üretim kategorileri arasýnda bulunmaktadýr. Þayet ortalama deðer en iyi ya da en kötü uçlardan birisi tarafýndan yapýlýrsa, o zaman bütünün yapýsýnda çok büyük bir deðiþme var demektir. O zaman bütünü oluþturan parçalar arasýnda bir kopma ve ayrýlma, bazýlarýnýn sistemden atýlmasý bazý yeni unsurlarýn da sisteme girmiþ olmasý söz konusudur. Aslýnda bu genellikle ilerleme temelinde yani ileriye doðru olur. Ortalamayý oluþturan deðerin yeni bir kapitalist üretim tarzý ya da biçimi ile ekseninin deðiþmesi, ortalamanýn üzerinde bulunan daha ileri düzeyde biçimlerin sisteme girmesi ve eski ortalamanýn altýnda bulunan biçimlerin de tarihsel olarak tasfiye olmalarý ya da sistemden atýlmalarý söz konusudur. Örneðin manüfaktür ve buharlý makine temelinde üretimde bulunan ve bir zamanlar ortalama üretkenlik düzeyini temsil eden sermayelerin, modern makineler kullanan sermayeler tarafýndan tasfiye edilmeleri gibi. Demek ki kapitalizmde ortalama bileþenli sermaye deðiþken bir biçime sahiptir ve kapitalizmin tarihsel geliþmesine paralel olarak da biçimi deðiþikliðe uðramaktadýr.

Sermayenin toplam yapýsý içerisinde hangi biçimin ortalamaya sahip olacaðý ancak çeþitli üretim kategorilerinin pazara yapacaðý baskýya ya da getireceði ürünün sayýsal oranýna baðlýdýr:

“Kategorilerden hangisinin ortalama deðer üzerinde belirleyici etki yapacaðý, kategorilerin sayýsal oranýna ya da oransal büyüklüðüne baðlýdýr. Sayýsal olarak orta kategori, ötekilere büyük ölçüde aðýr basarsa, (ortalama deðeri) o belirleyecektir. Eðer bu grup sayýca zayýfsa ve ortalama koþullarýn altýnda çalýþan grup sayýca güçlü ve baþatsa, o zaman bu alandaki ürünün genel deðerini o grup belirler; ama bu, sonuncu grupta en kötü konumda olan bireysel kapitalistin belirleyici olduðu anlamýna gelmez;hatta bu hiç olasý deðildir.” (Marx, Artý-Deðer Teorileri, s. 191)

Þimdi bu yukarýda açýklamaya çalýþtýðýmýz ilkeleri kapitalizmin belirli bir dönemine uygulamaya çalýþalým. Böylece somut bir örnek üzerinde konuyu daha iyi kavrama olanaðý bulacaðýz.

Az yukarýda da belirttiðimiz gibi ortalama bileþenli sermayeler deðiþkendirler ve bunlarýn biçimi çeþitli dönemlerde deðiþikliðe uðrarlar. Aslýnda kapitalizmin tarihsel geliþimi içerisinde her biçim içerisindeki katmanlar, sýrasý gelince belirli dönemler ortalama bileþimli sermayenin rolünü oynarlar. Rekabet, genel kar oranlarýný eþitlerken mevcut üretim tarzýný (yani bir biçim içerisindeki belirli bir katmanýn yapýsýný) genelleþtirir. Genel kar oranlarýnýn eþitlendiði dönemlerde, ortalama üretkenlik düzeyinin üzerinde bulunan ve en iyi üretken kategori, toplumsal üretkenliðin geliþmesi ölçüsünde, zamanla, ortalama üretkenlik düzeyine düþer. Yani kendisinden daha iyi olan ve teknik temeli bununla birlikte de deðiþen sermayesinin deðiþmeyen sermayesine oraný daha küçük olan bir katman ya da üretim kategorisi tarafýndan aþýlýr. Bu da hiç kuþkusuz sermayenin birikiminin ve geniþletilmiþ yeniden üretiminin ve kapitalizmin tarihsel olarak derinlemesine ve geniþlemesine geliþmesinin sonucudur.

Ama ortalama bileþenli sermayelerin biçiminin deðiþmesi, tarihte bazen çok karmaþýk durumlara yol açabilir. Örneðin birinci dünya savaþýna doðru giden süreçte, genel kar oranlarý, Klasik tekelin orta katmanýnýn kar oranýna göre þekil alýyordu.  Ondan daha iyi üretkenlik durumunda olan büyük katman ve ondan daha kötü üretkenlik düzeyine sahip olan küçük katman vardý. Genel kar oraný klasik tekelin orta katmanýnýn karýna göre þekil alýrken ( bu sermayenin metalarýnýn deðerleri ile üretim-fiyatý birbiriyle çakýþýr) , hiç kuþkusuz klasik tekelin büyük katmaný, kendi artý-deðerinden daha fazla bir artý-deðere yani artý-kara (ki bu artý-kar ortalamanýn altýnda bir üretkenliðe sahip olan klasik tekelin küçük katmanýnýn ürettiði ama gerçekleþtiremediði artý-deðerin bir kýsmýdýr) da el koyuyordu. Ama ikinci dünya savaþýna doðru, genel kar oranlarý uluslararasý çapta tekrar eþitlenme eðilimine 14 girerken, uluslararasý rekabet, ortalama üretkenliðin eksenini, klasik tekelin orta katmanýndan, büyük katmanýna kaydýrdý. Böylece tekelci sermaye içerisinde kar oranlarý klasik tekelin büyük katmanýnýn karýna göre þekil almaya baþladý. Bu durumda, klasik tekelin orta katmaný, ortalama üretkenliðin altýndaki kötü kategori durumuna gelirken, ortalama üretkenliðin üzerinde yeni bir teknik temelde ortaya çýkan Uluslararasý tekelin küçük katmaný en iyi üretim kategorisini oluþturuyordu. Kapitalizmin tarihsel geliþimi içerisinde sermayenin çeþitli biçimlerinin birbirlerine eklemlenme biçimlerini gözden kaçýrmamak gerekir. »
(K.Erdem,Devrimci Bülten,s.40)

GKO’nýn eþitlenmesi daha öncede belirttiðimiz gibi,sermayenin belirli bir üretim tarzýnýn geliþimi içerisinde belirli nir « an »ý oluþturur.Eþitlenme,GKO’nýn tedrici düþüþü ile beraber ilerlediði için , üretici güçler ile dünya pazarý arasýndaki orantýsýzlýðýn arttýðýný da gösterir.Kar oranlarýnýn düþmesinden dolayý (ki üretici güçlerin geliþmesinin ifadesidir) GKO’nýn eþitlenmesi, rekabeti kamçýlar ve politik rekabetin en geliþmiþ biçimi olarak savaþlara neden olur.Emperyalist savaþýn temelinde,kar oranlarýnýn eþitlenmesi ve bunun neden olduðu emperyalist rekabet vardýr.Emperyalist savaþýn amacý,düþen kar oranýný durdurmak ya da baþkasýnýn karlarýný, onlarýn zararýna kendi ekonomilerine aktarmaya çalýþarak yani yeni nüfuz ve pazar alanlarý elde ederek,kar oranýnýn düþüþüne dizginleyici etkide bulunmaktýr.
Burada bir noktanýn altýný özellikle çizmek gerekir.O da, GKO’nýn dünya çapýnda eþitlenmesinin,ayný sermaye niteliði içerisindeki yani sermayenin en büyük biçimi (emperyalist sermaye) içerisinde gerçekleþtiðini unutmamak gerekir.Emperyalist sermayenin kendi içerisindeki farklý katmanlarý (ki farklý organik bileþimlere sahiptirler) arasýndaki ayný nicelikteki sermayelerin kar oranlarýnýn eþitlenmesidir.Emperyalist sermaye dünya toplumsal sermayesinin merkezinde yeraldýðý  için ya da aðýrlýk merkezini olþturduðu için, onun altýndaki farklý nitelikteki sermayeler (iþbirlikçi tekelci sermaye ve onun altýnda bulunan daha küçük ölçekli sermayeler) emperyalist sermayedeki deðiþimlere kendilerini adapte ederler ve emperyalist sermayenin yörüngesinde bulunurlar vede onlara baðýmlýdýrlar.

Sermayenin bir biçiminin üretim tarzý giderek genelleþirken ve bu genelleþme eðilimi içerisinde GKO’nýn eþitlenmesine neden olurken ayný zamanda tekrar yeni bir üretim tarzýnýn da geliþmesine neden olur.Rekabet zaten üretici güçleri yeni üretim tarzý doðrultusunda geliþtirir ve ona ön ayak olur. Böylece  rekabetin baskýsýyla büyük sermayenin en üretken katmaný, gerek sermayenin merkezileþmesi yoluyla gerekse de organik bileþimindeki avantaj sayesinde piyasa fiyatlarýný kendi maliyet fiyatlarýna yaklaþtýrmasý sayesinde ve dünya pazarýna bu düþük fiyat düzeyinde meta sürerek talebi bu temelde kurarak yeni bir  piyasa deðeri oluþturur.Bunun sonucunda onun hemen altýnda bulunan ortalama bileþenli sermaye artý-deðerinin bir kýsmýný,onun hemen altýnda bulunan kötü üretkenliðe sahip olan sermayede artý-deðerinin büyük bir kýsmýný realize edemezler.Böylece bu kategoriye sahip olan ekonomiler büyük bir ekonomik krize sürüklenirler ve sosyal patlamalara açýk hale gelirler.

Bu noktada çok önemli bir sorun belirmektedir: Büyük sermayenin en büyük katmaný ekonomik rekabeti en uç sýnýrýna kadar zorlarken, kaçýnýlmaz olarak üstyapýda farklý politik demokrasileri (burjuva demokratik,sosyalist,faþist, bürokratik,totaliter vs.) ve onlarýn tarihsel ve toplumsal kapasitelerini de bir rekabete zorlar.Üretici güçlerin bu yeni geliþme düzeyine ayak uyduramayan politik demokrasiler bu süreç sonunda genellikle yokolurlar.Bu noktaya yine döneceðiz ama önce Çarlýk Rusya’sýný Marx’ýn teorisindeki yerine yerleþtirelim ve bu mantýk silsilesi içerisinde ne ifade ettiðine bakalým.Bu bize Ekim Devrimi’nin tarihselliðinin doðru bir teorik çerçevesini verecektir.

Genel Kar Oranlarýnýn Dünya Çapýnda Rekabet Yolu ile Eþitlenmesi ve Çarlýk Rusyasý


Çarlýk Rusyasý’nýn,kendisini kapitalist dünya sistemindeki yeni geliþmelere yani tekelci sermayenin oluþum süreçlerine adapte etme giriþimi, daha önceki  bölümlerde belirttiðimiz gibi ciddi olarak ilk defa 1897 yýlýnda yapýlan mali ve ekonomik reformlar aracýlýðýyladýr.Bu reform ile Rusya’nýn iþbirlikçi sermayesi yeni bir tarihsel döneme girmiþtir ve tekelci sermaye ile arasýndaki tarihsel farkýn daha da açýlmasýný önlemiþtir ama onun tarihsel düzeyine de çýkamamýþtýr.Rus büyük semayesi, Ýngiliz, Alman, Fransýz, Amerikan ve Japon semayesi gibi bir sermaye niteliðine sahip deðildi ve tarihin basamaklarýnda nitelik olarak hemen onun altýnda bulunuyordu.

Marx’ýn GKO’nýn eþitlenmesi ile ilgili bölümde oluþturmuþ olduðu tabloyu I. Dünya savaþý sýrasýndaki ekonomilere kabaca uygulayarak bu teoriyi daha da somutlaþtýrmaya çalýþalým.

Marx’ýn kitabýnda ilgili bölümde vermiþ olduðu tablonun aynýsýný ele alalým ve bu tablo üzerine çeþitli ülkeleri yerleþtirelim.Baþka bir deyiþle tablodaki her sermaye grubunun belirli bir üretkenlik düzeyine tekabül eden ülke ya da ülke gruplarýný temsil ettiðini düþünelim ve Marx’ýn tablosunu þöyle yorumlayalým:


 Sermayeler Artý-DeðerMetalarýn Deðeri
 Metalarýn Maliyet Fiyatý Metalarýn Fiyatý
(GSMH)(3)
Kâr Oraný
Fiyatýn Deðerden Sapmasý
 Ülkeler(2)
 I.60s+40d
(Harcanan s 51)(1)
40
131
 91 113% 22
-18
 Çin,Hindistan, Ýran vs.
II. 70s+30d
(Harcanan s 51)
 30111
 81 103% 22
-8
 Osmanlý Ýmparatorluðu, Ýspanya, Portekiz vs.
III.80s+20d
(Harcanan s 50)
 20 9070
92
 %22
 +2 Çarlýk Rusyasý, Avusturya-Macaristan Ýmparatorluðu vs.
IV.85s+15d
(harcanan s 40)
 15 7055
 77 %22 +7 Almanya, ABD, Ýtalya, Fransa, Japonya
V. 95s+5d
(Harcanan s 10)
5
20
15
 37 %22 +17 Ýngiltere

(1) Sermayeleri küçükten büyüðe doðru sýralamak için I ve III'ün yerini deðiþtirdim.
(2)Marx'ýn teorisini somutlaþtýrmak ve anlaþýlýr kýlmak için bu kolonu ben ekledim.
(3)GSMH notunu ben ekledim.

(Marx, Kapital cilt-III)

Bu tabloda, kar oranlarýnýn ortalama katmanýn kar oranlarýna göre þekillendiðine,I ve II’nin ortalamanýn altýnda kalan bir üretkenliðe ve IV ve V’in de ortalamanýn üstünde bir üretkenliðe sahip olduðuna dikkat ediniz. Bunun anlamý piyasa deðerlerini bu katman belirlemektedir yani dünya  piyasasýna sürülen meta kitlesinin büyük bir bölümünü bu katman üretektedir ve bu durumda  arz ve talep dengededir.Bu durumda piyasa fiyatlarý (üretim fiyatý) ortalama katmanýn piyasa deðerleri etrafýnda hareket ederler.

GKO’nýn, ortalama bileþenli sermayenin kar oranlarý etrafýnda eþitlenmeye baþlamasý,giderek dünya piyasasýnda rekabetin þiddetlenmeye baþladýðýnýn bir göstergesidir.Konunun ve tablonun daha iyi anlaþýlmasý için Metalarýn Fiyatý kolonunun ayný zamanda bir ülkenin ya da ülkeler grubunun Gayri Safi Milli Hasýlasýný (GSMH) gösteren rakamlar olduðunu sürekli akýlda tutmak gerekir.Bu noktada ortaya çýkan sonuç þudur:Kar oranlarý ortalama bileþenli sermayelerin kar oranlarýna göre eþitlenirken,I. ve II. kategoride yeralan ülkelerin ekonomileri GSMH’larýnýn % 16 (I) ve % 7,7’sini (II) kaybettikleri anlamýna gelir.Bu rakamlarýn somutta ne anlamlara geldiðinin anlaþýlmasý için günümüzde bir örnek vermek istiyorum.

Türkiye’de 2000 ve 2001 krizlerinde batan banka ve iþletmelerin o zamanki Türkiye ekonomisinin kabaca % 10’una tekabül ettiðini belirtirsek ve bunun Türkiye’nin sosyal ve politik yaþamýndaki etkilerini gözönüne getirirsek, I. ve II. kategorideki ülkelerin karlarýnýn %16 ve % 7’sini kaybetmeleri bu ülkelerin derin bir sosyal huzursuzluða sürüklenmeleri, yoðun iþsizlik, enflasyon, devalüasyon ve ülke borç stokunun yükselmesi ve mali baðýmlýlýðýn artmasý anlamýna geldiði açýktýr.

Yine bu durumda ortalama bileþenli bir sermayeye sahip olan ülkelerin durumlarý da pek parlak deðildir.Her ne kadar üretmiþ olduklarý artý-deðerlerin hepsini realize etmiþlerse de bu onlar için son tarihsel sýnýrdýr.Yani daha fazla büyümelerinin ve geliþmeleinin önü artýk kapanmýþtýr.Eðer rekabet IV. ve V. gruptaki sermayeler tarafýndan daha da þiddetlendirilirse (genellikle olan budur), I. ve II. gruptaki ülkelerin baþlarýna gelecek olanlar onlarýn da baþýna gelecektir ki rekabetin daha da þiddetlenmesi buna neden olur.
Teorik olarak GKO’nýn eþitlenmesi, emperyalist kamplarýn oluþumunu tamamlar ve bu iki kamp arasýndaki ekonomik ve politik mücadelenin daha da yoðunlaþmasýna yolaçarak savaþa doðru evrilmesine neden olur.Savaþ politik rekabetin en þiddetlenmiþ biçimi olduðu için rekabeti en son sýnýrýna kadar zorlar ve bu durumda en iyi üretkenliðe sahip olan ülke ya da ülkeler giderek dünya ekonomisinde ve siyasetinde aðýrlýðýný koymaya baþlarlar.

I.Dünya savaþýnýn öngününde Rusya o zamanki uluslararasý sistem içerisinde varolabilen en üst tarihsel düzeye ulaþmýþtý (bugün de Türkiye ayný durumdadýr) ve kendisini Ýngiltere,Fransa, Almanya,Ýtalya, ABD ve Japonya düzeyine yükseltebilmesinin bütün yollarý gerek uluslararasý sistemin yapýsý gerekse de Çarlýðýn mevcut politik yapýsý itibariyle kapanmýþtý. Savaþ Rusya’nýn bu durumunu çok kýsa bir zaman sonra açýða çýkardý.
Savaþýn uzamasý ve ihtiyaçlarý giderek Rus toplumunun üretkenlik yapýsýný aþan ve onun düzeyi ile uyuþmayan vede onun bütün orantýlarýný bozan bir düzeye çýkmaya baþladý.Savaþ teknolojik yoðunluklu aðýr sanayiyi ve onun üretimi olan mallarý önplana çýkardý ve Rusya gibi bu noktada zayýf ve geri ülkeleri giderek daha da baðýmlý hale getirdi.Gerekli olan savaþ malzemelerinin tedariki ve bunun için altýn ve döviz cinsinden sermaye gereksinimi borçlanma ihtiyacýný ve bu temelde mali baðýmlýlýðýn daha da geliþmesine yolaçtý.Öyle ki Çarlýk Hükümeti yýkýldýktan sonra yerine geçen Geçici Hükümet devletin gereksinimi için gerekli olan borç parayý Ýngiliz ve Fransýzlardan savaþa devam etme kararý temelinde ele alabildi.

O zaman rekabetin daha da þiddetlenmesini yani IV. ve V. gruptaki sermayelerin giderek dünya pazarýnda piyasa deðerlerini belirlemeye baþladýklarýný ve üretim fiyatlarýnýn da bunun etrafýnda oluþmaya baþladýðýný varsayalým.Zaten I.Dünya savaþý bu süreci hýzlandýrmýþtýr.

Genel Kar Oranlarýnýn Dünya Çapýnda Eþitsizlenme Eðilimi ve Ekim Devrimi


Marx’ýn yukarýdaki tablosunu, IV. ve V. gruptaki sermayelerin piyasa deðerlerini belirlediði þeklinde tekrar kuralým. Bu iki sermaye  grubunun ortalamasýnýn piyasa deðerlerini belirlediðini varsayalým.Zaten kar oranlarýnýn eþitlenmesini kaçýnýlmaz olarak bu durum izler ve bu bir zorunluluktur. Bu durumda bu iki sermayenin ortalamasý þöyle olur:

[(85s + 95s ) + (15d + 5d)]/2
(180s/2 + 20d)/2= 90s + 10d
Sömürünün % 100 olduðunu varsayarsak o zaman kar oraný:
90s + 10d + 10a= (90s + 10d)/10a = % 10

Bütün sermayelerin maliyet fiyatlarýna % 10’luk bir deðer eklediðimiz zaman her sermayenin üretmiþ olduklarý metalarýn üretim fiyatlarý aþaðýdaki gibi olur:

 Sermayeler Artý-DeðerMetalarýn Deðeri
 Metalarýn Maliyet Fiyatý Metalarýn Fiyatý
(GSMH)(3)
Kâr Oraný
Fiyatýn Deðerden Sapmasý
 Ülkeler(2)
 I.60s+40d
(Harcanan s 51)(1)
40
131
 91 101% 10
-30
 Çin,Hindistan, Ýran vs.
II. 70s+30d
(Harcanan s 51)
 30111
 81 91% 10
-20
 Osmanlý Ýmparatorluðu, Ýspanya, Portekiz vs.
III.80s+20d
(Harcanan s 50)
 20 9070
80
 %10
 -10 Çarlýk Rusyasý, Avusturya-Macaristan Ýmparatorluðu vs.
IV.85s+15d
(harcanan s 40)
 15 7055
 65 %10 -5 Almanya, ABD, Ýtalya, Fransa, Japonya
V. 95s+5d
(Harcanan s 10)
5
20
15
 25 %10 +5 Ýngiltere

Bu tablonun anlamý nedir?

Bu tabloya göre I. ve II. gruptaki ülkeler tamamen baðýmlý ve sömürge statüsüne düþmüþlerdir ve toplumun ekonomik yaþamýnýn örgütlenmesi emperyalist ülkelerin ekonomik desteði olmaksýzýn mümkün deðildir. III. gruptaki ülkeler, emperyalistlere güçlü bir mali baðýmlýlýða sahiptirler ve ülke ekonomisinin ayakta tutulmasý emperyalistlerden saðlanacak mali yardýmlara ve sermaye ithaline baðlýdýr.IV. gruptaki ülkeler ekonomilerinin geniþletilmiþ ölçekte yeniden üretimini az çok yapabilmektedirler ama ürettikleri artý-deðerlerin bir kýsmýný da tam olarak gerçekleþtiremezler.Bu ülke ekonomisinde bir huzursuzluða neden olur.Eðer bu ülkeler Almanya gibi savaþý kaybetmiþlerse, aðýr savaþ tazminatlarý ve pazarlarýn kaybedilmesinden dolayý aðýr bir ekonomik kriz içerisine sürüklenirler.Son gruptaki sermayeler ise dünya piyasasýndaki avantajlý konumunu devam ettirirler ve bu durum onlara dünya siyasetinde önemli bir liderlik rolü verir.

Ama burada çok önemli br sorun vardýr: GKO dünya çapýnda rekabet yolu ile eþitlenirken,bazý sermayelerin gerçekleþmeyen artý-deðerlerinin bir kýsmý daha iyi üretkenliðe sahip olan sermayelere akardý.Ama yukarýdaki tabloda böyle bir þey söz konusu deðil. IV. grubun -5’nin V. grubun + 5’ini oluþturduðunu varsayarsak, I,II ve III. gruplarýn gerçekleþmeyen artý-deðerlerinin toplamý 60’dýr ya da -60’dýr. Peki bu gerçekleþmeyen artý-deðerler nereye gitmiþtir?
Gerçekleþmeyen bu -60 artý-deðerin daðýlýmýnýn teorik olarakþöyle olmasý gerekir:

1-Ýflas eden sermayeler;
2-Savaþ harcamalarý gibi üretken olmayan sektörlere giden ve israf olan sermaye;
3-Fiktif sermayeye dönüþen bölüm yani toplumun gelecek yýllarda gelirinden ödenecek kýsým.
Bunlar sermayenin gelecek devir hareketinin (yani üretim tarzýnýn) sonucunda ortaya çýkacak olan artý-deðerlerden karþýlanacaðý için mevcut devir hareketinin dýþýnda kalýrlar ve onun için tabloda görünmezler.

Gerçekleþmeyen artý-deðerlerin anlamýný kýsaca þöyle özetleyebiliriz:

a- Yüksek cari açýklar ve ödemeler dengesinin bozulmasý sonucunda altýn ve dövize olan talebin artmasý.Bu ülkeler gerekli olan ödeme araçlarý için IV. ve V. gruptaki ülkelerin kapýsýný çalarlar.
b- Ticaret dengesinin bozulmasý ve ülke ekonomisi için gerekli sermayeye gereksinim ve bu gereksinimin IV. ve V. gruptaki ülkelerden ithal edilmesi zorunluluðu, bu ülkeler için gerekli mali ve ekonomik düzenlemelerin yapýlmasýný zorunlu hale getirir, ki bu düzenlemeler genellikle baðýmlýlýk iliþkilerini doðurur.
c-Bu temelde iþbirlikçi politik hareketler ortaya çýkar ve bu ortaklýðýn sözcülüðüne soyunurlar.

Tabloya bakýldýðý zaman Çarlýk Rusyasý’nýn bulunduðu III. kategorideki ülkelerin ekonomilerinin % 11’lik bir bölümünün yýkýma sürüklendiði görülmektedir.Bu durumda ülkenin geniþletilmiþ ölçekte yeniden üretimi, toplumun bir bütün olarak ihtiyaçlarýný karþýlamada yetersiz kalmýþ ve ülke bu sermaye açýðýný ithal etme yoluyla çözme seçeneði ile karþý karþýya kalmýþtýr.Savaþ sýrasýnda bu gerekli sermaye ithalini Rusya ancak Ýngiliz-Fransýz emperyalist blokundan yapabilirdi. Bu blokun, gerekli olan sermaye aktarýmýný çok doðal olarak savaþýn sürdürülmesine ve gereklerine baðlamalarý vede bunun daha fazla insan gücünün savaþ alanýna sürülmesi anlamýna geldiði için toplumun üretici güçleri müthiþ bir þekilde baský altýna alýnmýþtý ve bu baský belirli bir andan sonra dayanýlmaz hale geldi.

Savaþ alanýna sürülen insan gücü ve yine savaþa ayrýlan toplumsal sermaye, ülke ekonomisinin sanayii ve tarým gibi önemli sektörlerinden çekilip alýnýyordu ve bu insan ve sermaye kýtlýðý,belirli bir andan sonra halkýn ihtiyaçlarýnýn düzeyini karþýlayamaz hale geldi ve Çarlýðýn aðýr baskýcý politik yapýsý da kitlelerin huzursuzluðunu ve öfkesini daha da geliþtirdi.

Halbuki savaþýn hemen öngününde Çarlýk Rusya’sýnýn ekonomik göstergeleri olumlu görünüyordu ve bu çalýþmanýn baþýnda kýsaca bu duruma deðinmiþtik.

Ekim Devrimi,emperyalist dünya ekonomisindeki rekabetin,Rusya’nýn üretici güçlerini baský altýna almasýna ve düzeyini daha da düþürmesine karþý vermiþ olduðu tarihsel tepkinin bir ifadesinden baþka bir þey deðildir. Rusya’nýn üretici güçleri belirli bir tarihsel düzeyin altýna inemeyeceði için, kendi tarihsel düzeyine uygun bir politik biçimi bulmasý gerekiyordu.Ama bu politik biçime uluslararasý alanda tarihsel bir yer açmak için DÜNYA GÜÇ DENGESÝNÝ KÖKÜNDEN SARSACAK BÝR ÝDEOLOJÝK VE SÝYASAL HAREKETE ÝHTÝYAÇ VARDI. Ýþte komünist hareket Rus toplumuna ihtiyaç duyduðu bu aracý verdi. Ancak komünist hareket gibi evrensel bir akým emperyalistlerin politik düzeyini dünya ölçeðinde sarsabilir ve gerekli olan tarihsel alaný açabilirdi.Daha sonralarý faþizm de evrensel bir eðilim haline geldiði zaman ayný rolü oynadý. Ýþte Çarlýk Rusya’sýnýn en büyük tarihsel açmazý da buydu.Evrensel deðil yerel bir  tarihsel eðilime sahipti ve bu yerellik burjuva demokrasisi gibi evrensel bir eðilimin baskýsý altýnda kalmýþtý.

Toplumun ihtiyaç duyduðu bir anda Bolþeviklerin ona verdiði bu araç ya da kaldýraç, Bolþeviklerin güçlenmelerinin ve iktidara gelmelerinin de nedenini oluþturdu. O halde Ekim Devrimi, üretici güçlerin sosyalizm için olgunlaþmýþ olmasýnýn deðil , bizzat kapitalizmin iç hareket mekanizmalarýnýn bir ürünü olarak ortaya çýkmýþtýr.

Yeni Uluslararasý Düzen (Denge) ve Bolþevik Ýktidar


Komünistleri Rusya’da iktidara getiren ayný neden yani üretici güçlerin düzeyine uygun olarak gerekli olan tarihsel alanýn açýlmasý zorunluluðu yine ayný þekilde iktidarýn komünistlerin elleri arasýndan kayýp gitmesine neden oldu.Çünkü komünist iktidar kendisini üretici güçlerin düzeyine ve ihtiyaçlarýna tamamen uydurabilmede yetersiz kaldý ve bu yetersizlik toplumun tarihsel doðasýna aykýrý müdahalelere yolaçtý.Bunun sonucunda üretici güçler, kendisine olaylarýn karmaþýklýðý içerisinde yeni eðilimler aramaya baþladý ve çok kýsa bir zaman sonra bunu buldu da.

Bu daha önce de belirttiðimiz gibi Lenin’in hatalarý ile baþlayan ve Stalin kliði etrafýnda asýl temsilcilerini bulan ve ilk baþlarda yarý-proleter bir karaktere sahip olan ama iç ve dýþ ekonomik ve politik eðilimlerin baskýlarý ile küçük-burjuva dünya görüþüne evrilen bir bürokratik eðilimdi.Bu eðilimin hiç kuþkusuz babasý Lenin’di ama onun asýl ebesi Stalin oldu.

Konunun daha iyi anlaþýlmasý için bazý genel soyutlamalar yapmak gerekmektedir.

GKO’nýn dünya çapýnda eþitlenmesi,bir emperyalist dünya savaþýna neden olmuþ ve bu savaþ da rekabeti son sýnýrýna kadar zorladýðý için, en iyi üretkenliðe sahip ülkelerin ya da sermayelerin dünya ekonomisi içerisinde giderek piyasa deðerlerini belirlediði bir duruma yol açmýþtýr. Ýþte burada bütün mesele bu yeni piyasa deðerlerinin ne anlama geldiðini kavramaktýr. Bizce, en iyi üretkenliðe sahip emperyalist sermayenin piyasa deðerlerini belirlemesinden þunlarý anlamak gerekir:

a- Çok yoðun teknolojik ürünlerin tasarlanýp ve üretimine baþlanmasý.Öyle ki bazý sermaye gruplarý bu ürünleri geliþtiremezler dahi. IV. ve V. grubun piyasa deðerlerini belirlemesi demek ayný zamanda diðer sermaye gruplarýnýn onlarýn bazý ürünlerini üretememesi demektir.Çünkü bu sonuncularýn bu ürünlerin geliþtirilmesi ve üretilmesi için gerekli olan tarihsel sermaye birikimleri zayýftýr ve onun için bu ürünlerin düzeyine çýkmada yetersiz kalýrlar.Bu fark savaþ alanýnda cephelerin kaybedilmesine, nüfuz alanlarýnýn zayýflamasýna ve nihayetinde ekonominin gereksinimi olan pazarlarýn kaybedilmesi ile sonuçlanýr.Bu durum IV. ve V. gruba göre geri olan ülke ve sermaye gruplarýnýn toplumsal krizini arttýrýr ve onlarý IV. ve V. gruba daha baðýmlý hale getirir.

Direkt savaþlarýn olmadýðý ama nüfuz mücadelesinin dolaylý bir þekilde yaþandýðý durumlarda da sonuç aslýnda yine ayný olur ama baþka bir biçimde. Dolaylý bir nüfuz mücadelesinin sürdüðü durumlarda, IV. ve V. grularýn temsil ettiði toplumlar ile diðer sermaye gruplarýnýn (I,II ve III) temsil ettiði toplumlar arasýndaki geliþmiþlik farký oluþur ve bu fark giderek pazar alanlarýnýn ve nüfuz alanlarýnýn zayýflamasýna yolaçarak toplumun zamanla bir sosyal krize sürüklenmesine neden olur ve köklü politik deðiþikliklere yolaçar.
Sovyetler Birliði’nin çökmesi gibi.

b-Yoðun teknolojik ürünler,ayný zamanda ekonominin dinamik yapýsýnýn korunmasýna da yardýmcý olur ve iþsizlikten kaynaklanan huzursuzluðu zayýflatýr.Çünkü bu tür ürünlerin piyasasý genelde dünya piyasasý olduðu için ihracatýn artmasýna ve deðerli döviz ve madenlerin ülkeye yoðun bir biçimde akmasýna neden olur.Bu ürünler örneðin I. dünya savaþý sýrasýnda, uçak, denizaltý,muhabere sistemleri,motorlu ve mekanize araçlar vs.dir.Ýkinci dünya savaþý sýrasýnda yoðun teknolojik içerikli savaþ araçlarý ile birlikte Atom bombasý gibi silahlardý. Ýkinci Dünya savaþýndan sonra,uydu sistemleri ve nükleer teknolojiydi. Yine günümüzde ABD’nin geliþtirmekte olduðu Anti-Balistik Füze Kalkaný (ABFK) projesi de bu türdendir.

c-Yoðun teknolojik ürünlerin ihracatýnýn neden olduðu ihracat, ülkeye deðerli döviz ve madenlerin giriþine neden olduðu için,içeride mali piyasalarda bir rahatlamaya ve faizlerin düþmesine neden olarak, ekonominin diðer sektörlerinin rahatlamasýna ve maliyetlerinin düþmesine yardýmcý olarak rekabetçi yapýlarýnýn geliþmesine neden olur.Bu durum istihdamýn geliþmesine neden olarak,iþsizler ordusunun göreceli zayýflamasýna neden olarak ,içeride çeliþkilerin zayýflamasýna yolaçar.

d-Yoðun teknolojik ürünlerin üretimi ve bunun neden olduðu yan üretim kollarýnýn geliþmesi ve mali piyasalara olumlu etkisi, sermaye birikiminin boyutlarýný geliþtirir ve borç verilen para sermayenin miktarýný çoðaltýr. Bu durum dýþarýya açýlan kredi miktarýnýn geniþlemesine neden olarak mali baðýmlýlýðýn geliþmesini arttýrýr.IV. ve V. grubun dýþýndaki sermaye gruplarý, gerekli sermaye açýklarýný,birincilerden kredi yolu ile tedarik ederek kapatmaya çalýþýrlar.Çünkü dünya sermaye stoklarý bunlarýn ellerindedir.
Ýþte ancak tam da bu ekonomik temel üzerinde Ekim Devrimi’nin sorunlarý anlaþýlabilir.

Yukarýdaki tabloda, IV. ve V. sermaye gruplarýnýn piyasa deðerlerini belirlediði bir dünya ekonomisinde, Rusya’nýn da içinde bulunduðu III. gruptaki sermayelerin sermaye açýðýnýn -10 olduðunu görmekteyiz. Rusya bu -10’u ancak IV. ve V. gruptaki ülkelerden yani Ýngiltere-Fransa’dan (daha sonra bunlara ABD de eklendi) elde edebilirdi.Almanya,Japonya ve Ýtalya’nýn kendileri zaten derin bir ekonomik kriz ile karþý karþýyaydýlar.

Dünya savaþý Rusya’nýn bütün ekonomik ve politik orantýlarýný bozdu ve onu yüksek teknolojik ürünlere (özellikle de savaþ teknolojisi) daha baðýmlý hale getirdi.Bu ürünlerin ezici kýsmýný kendisi üretmediði için,onlarý ithal etmek zorunda kaldý.Bu ürünlerin ithalatý Rusya’nýn altýn rezervlerini erittiði gibi, vergilerin ve devalüasyonlarýn artmasýna vede borçlanmanýn geliþmesine nede oldu.Belirli bir andan sonra Çarlýk Rusya’sý geri dönüþü olmayan bir yola girdi: Emperyalistlerden uzak dursa ülke ekonomisi için gerekli olan borç parayý elde edemeyecek ve ülke ekonomisi yýkýma sürüklenecek,bu durumda halk ayaklanmasý kaçýnýlmaz hale gelecek; emperyalistler ile birlikte hareket etmeye devam ederse,savaþ alanýna sürekli asker sürmeye devam edecek ve huzursuzluk ayný þekilde geliþecek.Sonuçta bu ikincisi oldu ve Çarlýk 1917’nin baþýnda yýkýldý. Ama iþin ilginç tarafý, Çarlýðý yýkan neden iktidara gelen Geçici Hükümeti de yýktý.Ama daha da ilginci ayný nedenin Bolþevik iktidarý yýkmasýdýr.

Bu nokta anlaþýlmadan Ekim Devrimi’nin tarihsel doðasý,III. Enternasyonal’in yapýsý, « Savaþ Komünizmi », 1920’li yýllarýn sonlarýndaki « Kollektifleþtirme » politikasý ve uluslararasý faþist hareketin daha sonraki yýllarda yükselmesi ve burjuva demokrasisini belirli bir süre dengelemesi anlaþýlmaz.Çünkü saydýðýmýz bu son olaylar komünist hareketin tarihsel boþluðunun neden olduðu olaylardýr.

Rusya’da politik iktidarýn farklý sýnýf ve katmanlarýn eline geçmesi, Rus ekonomisinin temel sorununu deðiþtirmiyordu:Rus ekonomisinin geniþletilmiþ ölçekte yeniden üretimi için,emperyalist ülkelerden Rusya’ya düzenli olarak belirli bir sermaye miktarýnýn akmasý gerekiyordu.Bu sorun Rusya’daki bütün sýnýflarýn (proletarya da dahil)  ortak temel sorunuydu ve bu sorundan kaçýþ tarihsel açýdan mümkün deðildi.

Rusya’da iktidarýn gerek Çarlýðýn gerekse de Geçici Hükümet’in ellerinden kayýp gitmesine neden olan durum,bu hükümetlerin emperyalistlere fazla baðýmlý olmasýndan kaynaklanýyordu.Zaten Bolþeviklerin toplumsal ölçekte güçlenmelerinde savaþ karþýtý politikalarýnýn büyük payý vardý.Ama Bolþevikler, Çarlýðýn ve Geçici Hükümetin aþýrý baðýmlýlýklarýna baþka bir aþýrýlýkla karþýlýk verdiler: Rus ekonomisini emperyalist dünya ekonomisinden tamamen tecrit etmeye baþladýlar.

Bolþeviklerin katý « anti-emperyalist » politikalarý giderek Rusya’nýn kendisini gereli sermaye stoklarýndan tecrit etme politikasýna dönüþtü.Bolþevikler sorunun özünü kavramamýþlardý ve çok kýsa bir zaman sonra Rusya sermaye sýkýntýsýndan dolayý felç olunca, sorun yakýcý ve sert bir þekilde kendisini dayattý ve daha önceki bölümlerde belirttiðimiz olaylar meydana geldi.
Ýþte bu noktada bütün sorun,bir sosyalist devrim anýnda komünist politik iktidarýn,emperyalist sermaye karþýsýnda tutumu sorununa gelip dayanmaktadýr.

Bolþevikler bu noktada « Sol Komünist » bir tutum takýndýlar. III.Enternasyonal’de Lenin baþka ülkelerin komünist hareketlerini muhalefetteyken yapmýþ olduklarý « solculuk »tan dolayý eleþtiriyordu. Bu « Solculuðun » tehlikelerini ve komünist hareketin geliþimini nasýl baltaladýðýný ve kötürüm ettiðini onlara anlatýyordu.Ama iþin ilginç tarafý ayný solculuk hastalýðýna iktidarda Bolþevikler baþka bir sorun etrafýnda yakalanmýþlardý.
Lenin III.Enternasyonal’de muhalefetteki komünist örgüt ve partilere daha esnek taktikler geliþtirmeleri için çaðrýda bulunuyordu.Legal ve illegal mücadelenin birleþtirilmesi,parlamentodan yararlanýlmasý,sendikalarda ve demokratik kitle örgütlerinde çalýþýlmasýnýn önemi üzerinde duruyordu. Bu durum da genellikle þöyle açýklýyordu:Belirli bir süre düþman ile cepheden savaþmadan,yan yollarý kullanarak zaman kazanmaya çalýþmak ve tayin edici mücadele için güç biriktirmeye çalýþmak.

Ýþin ilginç tarafý diðer ülkelerin komünistlerine bunu öðütleyen Lenin,Sovyet Rusya’nýn emperyalistler karþýsýndaki tutumunda bunu uygulamýyordu.Halbu ki emperyalist sistem karþýsýnda bu tür bir esneklik,yan yollara sapma ve dolambaçlý yollar kullanma politikasý, en çok dünya sosyalist devrimi perspektifi temelinde hareket eden Bolþeviklere gerekliydi.

Bolþevikler,dünya çapýnda,burjuvazi ile proletarya arasýndaki ekonomik ve politk güç dengesini hesaba katmadan,daha dünya burjuvazisi dünya çapýnda egemen bir ekonomik ve politik güçken, dünya sosyalist devrimi için daha koþullar tam olgunlaþmamýþken, dünya burjuvazisine cepheden saldýrma hatasýna düþtü.

Bolþeviklerin cepheden saldýrý stratejisinin en önemli ayaklarýný,sermayenin varlýk temellerine yöneltmiþ olduklarý kamulaþtýrmalar, yabancý borçlarýn iptali ve dýþ ticaret tekelinin oluþturulmasý olan önlemler oluþturuyordu. Bu tür önlemler, emperyalist dünya ekonomisinin ve kapitalizmin tarihsel çerçevesinin yanlýþ analiz edilmesi sonucunda ortaya çýkan vede idealist bir felsefeden beslenen bir politikanýn sonucuydular. Çok kýsa bir zaman sonra bu idealist politikanýn sonuçlarý ortaya çýkmaya baþladý. Rus ekonomisini sermaye ihraçlarý yoluyla besleyen emperyalist sermayenin kesilmesi sonucunda ülke ekonomisi anýnda felç oldu ve sermaye sýkýntýsý ülke ekonomisinin temel sorunu olarak baþgösterdi. Sermaye birikimi sorunu ve bu sorunun uygulamýþ olduðu tarihsel baský, denebilir ki, Sovyet Rusya yýkýlana kadar, Sovyet yöneticilerinin peþini hiç býrakmadý.

Ekim devrimi ile emperyalist ülkelerdeki devrimler arasýndaki zaman dilimi uzamaya baþladýðý andan itibaren,Sovyet Rusya’nýn acil sermaye geksiniminden doðan sorunlarý da aðýrlaþtý ve Bolþevik Parti’yi bürokratik ve aþýrý müdahaleci vede aceleci bir eðilime sürükledi.

Bolþeviklerin emperyalist sermayeye zamansýz cepheden saldýrý politikasýnýn çok önemli iki olumsuz sonucu oldu:
1-Cepheden saldrý emperyalistlerin kendi aralarýndaki çeliþkilerinin belirli bir süre yumuþamasýna ve geri plana itilmesine neden oldu. Bu politikanýn en önemli sonucu, sosyal demokrasinin tarafsýzlýðýnýn ortadan kalkarak, emperyalist burjuvazinin yedeðine girmesidir. Halbu ki sosyal demokrasinin tarafsýzlýðý, Uluslararasý Komünist Hareket (UKH) açýsýndan, emperyalistlerin saflarýnýn bölünmesi baðlamýnda hayati önemdeydi.Kaldý ki,Bolþevik iktidar, belirli bir süre baðýmsýzlýðýný ve niteliðini, emperyalistler arasýnda manevra yaparak saðlayabilirdi ve bu temelde zaman kazanabilirdi. Sosyal demokrasinin cepheden saldýrý politikasý sonucunda, tarafsýzlýktan emperyalistlerin müttefiki durumuna itilmeleri, Bolþevik politikanýn yanlýþlýðýnýn Enternasyonal alanda en önemli birinci sonucudur. Bu sonuç, emperyalistlerin bütün burjuvaziyi « komünist » tehdit karþýsýnda baþarýlý bir þekilde birleþtirmesi sonucunu doðurmuþtur ancak emperyalistlerin bu politikasýnýn temellerini hazýrlayan da Bolþeviklerin yanlýþ politikalarý olmuþtur.
Onun için Tony Cliff, sosyal demokrasinin ihanetinden bahsederken ve suçu tek onlara yýkarken hatalýdýr.Sosyal demokrasinin ihaneti « Bolþevik hata »nýn üzerinden yükseldi.

2-Cepheden saldýrý politikasýnýn ikinci olumsuz sonucu ise, birici hatanýn kaçýnýlmaz sonucudur. Bolþeviklerin hatalarýnýn sonucunda emperyalistler Rusya’yý ekonomik ve politik olarak dünyadan tecrit ederlerken, Bolþevikler belirli bir zaman sonra, müttefikleri ile karþý karþýya gelmeye baþladýlar ve müttefiklerini kaybettiler. Bolþeviklerin kendi müttefikleri olan Sol Sosyalist Devrimciler (SSD) ile karþý karþýya gelmeleri ve korkunç bir içsavaþa sürüklenmeleri (ki bunun adýna « Savaþ Komünizmi » adýný verdiler), dýþ ekonomik ve politik tecritin kaçýnýlmaz sonucuydu.

Ýþte tam da bu noktada, içte ve dýþta rejim baský altýna aýndýðý bir sýrada ve Bolþevik Parti komünist kimliðini büyük bir oranda kaybettiði sýrada, Bolþevikler III. Enternasyonal’in kuruluþuna hýz verdiler.Rus ekonomisinin acil ihtiyaçlarýnýn karþýlanmasý ve rejimin güvenliðinin garanti altýna alýnmasý sorunu ön plana çýktýkça, Bolþeviklerin « zorlama » politikalarý da paralelinde geliþiyordu ve bürokratik araç ve metodlar ile destekleniyordu.

III.Enternasyonal kurulduðu zaman,bu Enternasyonal’in temelini ve omurgasýný oluþturan Bolþevik Parti, bürokratik ve revizyonist bir parti durumuna düþmüþtü. Yani III.Enternasyonal kuruluþundan beri revizyonist bir karaktere sahipti ve daha sonraki yýllarda bu oportünist-revizyonist eðilim daha da geliþti ve kurumsallaþtý.

Burada yeni bir durum ile karþý karþýyayýz.Ekim Devrimi’nden sonra vede özellikle III. Enternasyonal’in kuruluþundan sonra, Avrupa ve dünya komünist hareketi içerisinde yeni bir revizyonist eðilim geliþti ve güçlendi. Bu yeni revizyonizm, Lenin ve Bolþevik Parti’nin hatalarýnýn teorize edilmesi ile karakterize olup, Ekim Devrimi öncesi II. Enternasyonal’in revizyonizminden farklýdýr. Bu revizyonizm, özellikle Sovyetle Birliði ve III. Enternasyonal aracýlýðý ile dünyaya ihraç edilmeye çalýþýlmýþtýr ve bugün de komünist ve iþçi hareketi içerisinde derin köklere sahiptir.

Bolþevik Parti ve III. Enternasyonal aracýlýðý ile diðer ülkelerin komünist hareketleri içerisine nüfuz eden bu revizyonist ve bürokratik anlayýþ, diðer ülkelerin komünist hareketlerinin (belki kendi hallerine býrakýlsalardý daha olumlu bir geliþime sahip olacaklardý) doðal geliþim seyirlerini baltalamýþ ve onlarýn sosyal geliþimlerini,Rus ekonomisinin baskýsýnýn ihtiyaçlarý temelinde aceleci bir þekilde dar ve oportünist bir tarihsel temel üzerine oturtarak, gelecekte burjuvazi karþýsýnda alýnan yenilgilerin temel nedenini oluþturmuþtur. Özellikle Alman devriminin yenilgisinde III.Enternasyonal’in hatalarý stratejik bir yere sahiptir.

III.Enternasyonal’in bu durumuna ortaya koyduðumuz teorik çerçeve ve temel üzerinde kýsaca bakmaya çalýþalým.

(devam edecek)

|
_ _