 |
komunistdunya.org |
 |
|
 |
Son Yazýlar |
 |
|
|
 |
PDK Devrimci Bülten- Sayý 51 (4) |
 |
 |
 DEVLET ÝLE PKK ARASINDA UZLAÞMA OLABÝLÝR MÝ?
K.Erdem
I
Bölge devletlerinin PKK ile ilgili politikasý yeni uluslararasý konjonktür temelinde giderek farklý bir boyut almaktadýr. Arap dünyasýndaki halk ayaklanmalarýndan önce daha çok PKK'yi tasfiye etme üzerine kurulan politik ve askeri strateji þimdi daha çok onun politik hedeflerini mevcut sömürgeci devletlerin politik sistemi ve güvenliði ile uyumlu bir hale getirmeye evrilmektedir.Bu dönüþüm özellikle geçen yýlýn sonbaharýnda Ýran ile PJAK arasýnda yaþanan þiddetli çatýþmalardan sonra daha belirgin hale gelmiþtir.
Bölge devletlerinde ortaya çýkan bu politik dönüþümün anlamý açýktýr:Emperyalistler ve onlarýn bölgesel uzantýlarý olan devletler arasýndaki çeliþkilerin keskinleþmesi.
Emperyalist kamplaþmaya baðlý olarak bölge devletleri arasýnda çeliþkilerin keskinleþmesi ve politik sorunlarýn çözümünde þiddet unsurlarýnýn ön plana çýkmasý giderek bölge devletlerinin birbirlerini dengeleme eðilimlerini geliþtirmektedir. Bölge devletlerinin PKK'ye olan yaklaþýmlarýndaki deðiþikliðin altýnda, giderek kendi aralarýndaki düþmanlýðýn PKK'ye olan düþmanlýklarýndan daha aðýr basmasý yatmaktadýr. Bu durum emperyalist politikadaki yoðunlaþmanýn bir sonucu olup,bölge devletlerine yeni bir politik strateji dayatmakta ve bu temelde PKK ve Kürt sorununun ele alýnmasýnda yeni bir yaklaþýmý da getirmektedir.
II
2011'den önce AKP'nin PKK politikasý sözde komþular ile "sýfýr sorun" politikasý aracýlýðý ile iyi iliþkiler kurmak ve bu temelde Iran,Suriye,Güney Kürdistan Federe Hükümeti ile iþbirliðini geliþtirerek ve ABD ve Avrupa'nýn da desteðini saðlayarak önce PKK'yi kuþatmak sonra da tasfiye etmeye çalýþmaktý. AKP'nin bu stratejisine hem Ýran-Suriye hem de ABD ve Ýsrail farklý politik çýkarlardan dolayý isteksiz ve gönülsüz yaklaþýyorlardý.
Ýran ve Suriye PKK'nin tasfiyesinden sonra Türkiye'nin nasýl bir politik tutum alacaðýný kestirmiyorlardý. PKK ve Kürt sorununu belirli bir süre askeri araçlar ile öteleyen bir Türkiye, üstelik AB reformlarý ile de sürekli Batý'ya yaklaþan bir Türkiye yakýn gelecekte Ýran ve Suriye rejimleri için bir tehdit potansiyeli içermekteydi. Onun için Ýran ve Suriye PKK'nin üzerine gidilmesi noktasýnda fazla istekli olmadýlar.
Ayný durum bir baþka açýdan ABD ve Ýsrail için de geçerlidir. ABD,Ýsrail ve yine bazý Avrupa devletleri, PKK'nin belirli bir süre tasfiye edilmesinden sonra Türkiye'nin Ýran ve Suriye ile iliþkilerini daha da geliþtirmesi ve bu devletlerin politik izolasyondan kurtulmalarýný saðlamasý olasýlýðýný göz önünde bulunduruyorlardý . Bu ise Ýran'ýn süreçten daha güçlü çýkmasýna,nükleer silah elde ederek Ýsrail'i dengelemesine ve Batý emperyalistlerinin müttefikleri ile iliþkilerinin bozulmasýna neden olabilirdi.AKP'nin her iki tarafý da memnun etme çabasý bir politik belirsizliðe ve bu politik belirsizlik de PKK'nin manevra alanýnýn geniþlemesine neden olmuþtur.Yine bu dönemde hükümet ile ordu arasýndaki iktidar çekiþmesi ve görüþ ayrýlýðý da bu politik tutum belirsizliðinde önemli rol oynamýþtýr. Bu dönemde hükümet ordunun darbeci faaliyetleriyle uðraþýrken PKK'nin üzerine askeri olarak gitmek istememiþtir. Çünkü aksi taktirde iki hareketin kýskacý arasýnda kalmasý ve hükümetten düþmesi olasýydý.
AKP 2009'dan sonra güçlü bir þekilde Ýran,Suriye,Irak ve Güney Kürdistan eksenine dönmeye baþladý ve bu devletler ile ortak politika oluþturma arayýþýna girdi.Bunun nedeni ise ABD'de B. Obama'nýn seçilmesi ve ABD'nin Irak'tan çekilmesinin netleþmesi ve içeride Ergenekon Davasý aracýlýðýyla ordunun politik etkisinin azaltýlmasýydý.
Ama 2009'dan önce Türkiye'nin PKK politikasý ABD, Türkiye ve Irak arasýnda oluþturulan bir mekanizmaya baðlanmýþtý ve Türkiye bu mekanizma aracýlýðýyla PKK'ye darbe vurmak istiyordu.Ancak ABD,Ýsrail ve Güney Kürdistan'ýn amacý ise bu mekanizma aracýlýðýyla Türkiye'yi oyalamak ve onun AB doðrultusunda reform yaparak PKK ile uzun yýllar kalýcý bir ateþkesi gerçekleþtirmeye çalýþmaktý. Çünkü PKK 2003'ten itibaren PJAK aracýlýðýyla Ýran'a karþý politik ve askeri olarak yoðunlaþmýþtý ve PKK'nin zayýflatýlmasý ABD, Ýsrail,Güney Kürdistan ve bazý Avrupa'lý devletlerin iþine gelmiyordu. Çünkü PKK PJAK aracýlýðýyla Ýran rejiminin içten çözülüþüne yardým ediyordu.Bu durumda PKK'nin üzerine gidilmesi Ýran'ý rahatlatýrdý.Ama bu dönemde PKK de Ýran'a karþý tam seferber olmuyordu.Çünkü Türkiye ile ateþkes tam saðlanmadan ve bir uluslararasý statüye baðlanmadan PKK'nin Ýran'a karþý tam seferber olmasý, Ýran ile Türkiye'nin ayný anda saldýrýsýna maruz kalmasýna beden olurdu ki, PKK ayný anda iki cephede savaþý kaldýramaz.Onun için PKK Ýran karþýsýnda çok doðru olarak ihtiyatlý bir politika yürütmüþ ve Ýran ile yeri geldiðinde ateþkes yapmanýn yolunu açýk býrakmýþtýr.
AKP 2009'un baþlarýndan itibaren hem iç hem de dýþ politikanýn etkisiyle, ABD'ye yaslanarak PKK'ye karþý mücadele yürütme politikasýndan Ýran,Suriye,G. Kürdistan ve Irak'a dayalý ve ABD'nin desteðini kýsmi olarak aldýðý bir politikaya yönelmeye baþlamýþtýr.
2011'in baþlarýna kadar AKP, Türkiye,Ýran,Suriye ,Güney Kürdistan ve Irak arasýnda PKK'ye karþý ortak bir politika oluþturmaya çalýþtý.Bu ortak politika, PKK üzerinde baskýyý arttýracak ve sonrasýnda ortak bir askeri operasyona yolaçarak PKK'nin "belinin kýrýlmasýna" götürecekti. Daha sonralarý görüldü ki,bu ortak politikaya Türkiye dýþýnda belirli bir süre katýlan devletlerin farklý politik amaçlarý vardý ve amaçlarý Türkiye'yi belirli bir süre oyalamaktý.
Suriye'nin PKK ile direkt bir sorunu yoktu ve onu hemen karþýsýna almasýna neden yoktu.Zaten bir çok sorun ile uðraþan Baas Rejimi'nin Kürtleri de karþýsýna alarak kendisine bir cephe de buradan açmasý mantýklý deðildi.Zaten Suriye bir çözüm durumunda Suriye'li PKK'leri alabileceði ve affedeceði gibi noktalarda destek veriyordu. Suriye özellikle PKK sorununu kullanarak Türkiye aracýlýðý ile uluslararasý izolasyondan çýkmak istiyordu.Türkiye'ye bir þeyler vermeden bir þeyler alamayacaðýný iyi biliyordu.
Ýran ise PKK karþýsýnda , Türkiye'ye göre daha ihtiyatlý bir politika izliyordu.Bunun nedeni Ýran rejiminin aðýr uluslararasý baský altýnda olmasýndan kaynaklanýyordu. Ýran tek Kürt ayrýlýkçý hareketten korkmuyordu ama bu hareketin rejimi tehdit eden baþka hareketler ile birliðinden ortaya çýkacak "politik sinerji"den de korkuyordu.Onun için PJAK üzerine kontrolsüz bir þekilde gidip,onu rejim karþýtý ortaya çýkacak bir blokun parçasý yapmak istemiyordu. Ýran'ýn PJAK ve PKK'ye karþý mücadelesi,bu örgütlerin Ýran rejimi için tek tehdit olmaktan çýkarýlmasý ve yine bu iki örgütün politik ve askeri yoðunlaþmalarýnýn Ýran devletinden baþka devletlere yönlendirilmesi üzerine oturuyordu. Ýran ve Suriye için PKK,rejim tehdit altýna girdiðinde en son aþamada taktik olarak ittifak yapýlacak bir güç olarak görülmektedir.Ýran Türkiye ile birlikte PKK'nin üzerine gitmeden önce çok önemli konularda Türkiye'nin tavrýný bekleyip görmeyi tercih etmiþtir.Bunlar: 1-Ýran'ýn nükleer çalýsmalarý karþýsýnda Türkiye'nin tutumu; 2-NATO'nun füze kalkaný projesindeki tutumu; 3-Suriye'de rejim deðiþikliði konusunda Türkiye'nin tutumu; 4-Irak'ta Þii bloku karþýsýnda Türkiye'nin tutumu; 5-Ýsrail karþýsýnda tutumu vs.
Ýran bölgede Türkiye'nin etkisini arttýrarak Ýran'ýn nüfuzunun daha da zayýflamasýna karþýdýr.Hele de Türkiye'nin en önemli sorunu olan ve bölgede daha aktif rol oynamasýný engelleyen PKK'nin zayýflatýlmasýnda Türkiye'ye bu konjonktürde hiç yardým etmek istemez.
Geçen yýlýn sonbaharýnda Ýran ile PJAK arasýndaki çatýþmalar sýrasýnda Türkiye'nin PKK ve PJAK'a karþý ortak operasyon önerisini Ýran açýkça reddetmiþtir. Þiddetli çatýþmalardan sonra saðlanan ateþkes sonucunda KCK Baþkaný Murat Karayýlan, Türkiye-Ýran ekseninin politik olarak bittiðini belirtmiþtir.
G.Kürdistan hükümeti'nin PKK'ye karþý Türkiye ile iliþkisi ise zorunluluktan kaynaklanmaktadýr. Türkiye Güney hükümetini, PKK'ye karþý harekete geçmesi noktasýnda sürekli zorlamakta ve baský altýna almaya çalýþmaktadýr. Güney Hükümeti bunun Kürt ulusal birliði açýsýndan tam bir felaket olacaðýný iyi bilmektedir. G.Kürdistan'ýn Türkiye ile iyi iliþkiler kurmasýnýn zorunluluðu Ýran,Irak ve Suriye'den gelen tehditlerden kaynaklanmaktadýr. Güney hükümeti, Batý'lý emperyalistler ile yoðun iliþkilerinden dolayý (özellikle ABD ve Ýsrail) Ýran,Irak ve Suriye tarafýndan bir "çýban baþý" gibi görülmektedir. Bu üç devlet Kürdistan Ýslami Hareketi aracýlýðýyla G.Kürdistan'da er ya da geç bir rejim deðiþikliði isteyeceklerdir. Bu noktada G. hükümetinin iki önemli dayanaðý vardýr :Türkiye ve PKK. Bu noktada bütün sorun bu son ikisinin kavgalý olmasý ve birbirinin Güney hükümeti için etkilerini sýfýrlamalarýdýr. Onun için PKK ile Türkiye arasýndaki bir ateþkes ya da uzlaþma Güney hükümetini de oldukça rahatlayacaktýr. Bundan dolayý , Barzani her iki tarafa sürekli uzlaþma çaðrýsý yapmaktadýr.Güney hükümetinin amacý Türkiye ile yakýn iliþkiler aracýlýðý ile her ikisi arasýnda bir arabuluculuk yapmaktýr.Özellikle AKP hükümeti'nin G. Kürdistan'a daha esnek yaklaþýmý böyle bir beklentiye neden olmaktadýr. Güney Kürdistan'ýn Türkiye ile yoðun iliþkisinin amacý,bir yandan stratejik tercihlerini geniþ tutmak öte yandan Türkiye'yi Kürt sorununda reform yapma noktasýnda cesaretlendirerek PKK ile bir uzlaþmanýn ortaya çýkmasýný saðlamaktýr.Bu politika ABD'nin politikasý ile de uyumludur. Kaldý ki Güney Kürdistan hükümeti mevcut konjonktürde PKK'nin zayýflamasýný istemez.Birinci olarak PKK,G.Kürdistan hükümetinin otoritesini kabul etmiþtir,ikinci olarak PKK'nin zayýflamasý durumunda onun yerini dolduracak hareket Ýran destekli bir islami hareket olacaktýr ve PKK'den daha tehlikeli olacaktýr. Çünkü bu hareket direkt Ýran ve Suriye'nin desteðine sahip olacaktýr. Onun için G.Kürdistan hükümeti hesapsýz bir þekilde PKK'nin zayýflamasýný istemeyecektir.
III
Geçen yýlýn sonbaharýndan itibaren iki önemli olay,devlet ile PKK'nin uzlaþmasýný zora sokmuþtur. Bunlardan ilki Ýran ile PJAK arasýndaki ateþkestir. Ýkincisi ise Suriye'de toplumsal karýþýklýðýn daha da artmasý ve Baas rejiminin fiiliyatta "Suriye Kürdistan'ý"nýn yönetimini PKK'ye býrakmasýdýr ve bu sürecin Suriye'de de güçlü bir þekilde bir "Özerk Kürdistan" bölgesinin oluþmasýna doðru yolalmasýdýr. Bu aþamadan sonra PKK'nin TC karþýsýnda politik pazarlýðý daha da yükselteceði ve politik pazarlýðý en üst perdeden açacaðý hemen hemen kesindir. Türkiye'nin PKK'yi Ýran-Suriye ekseninden kopartabilmesi için þimdi çok daha büyük bir politik çabaya ihtiyacý vardýr.
PKK bir noktaya kadar gerek Iran ile yaptýðý ateþkese ; bir noktaya kadar da Suriye'de ortaya çýkan fiili duruma baðýmlý hale gelmiþtir. PKK'nin bundan iki yýl önceki gibi "kültürel haklar" çerçevesinde Türkiye ile masaya oturma durumu Ýran ve Suriye'de ve yine bölgede ortaya çýkan yeni politik durumdan dolayý tamamen ortadan kalkmýþtýr. Hükümetin burjuva demokratik reformlarý daha da geliþtirmemesi hatta gerek genel seçimlerde gerekse de Anayasa referandumunda milliyetçiliðe doðru politik makarayý sarmasý PKK'nin strateji deðiþikliðinin temel nedenidir. PKK'nin TC karþýsýndaki mevcut stratejik konumlanmasý on iki yýldan beri süren politikadan temelden farklýdýr. On iki yýldan beri PKK, uluslararasý konjonktürden dolayý Türkiye ile bir anlaþma aramaya çalýþmýþ ve bundan dolayý Türkiye'ye karþý tam seferber olmamýþtýr. Þimdi politik durum giderek köklü bir þekilde deðiþmeye baþlamýþtýr.Devlet PKK karþýnda politik ve askeri çýtayý yükseltmiþtir. Üstelik de bunu bölgedeki devletler PKK karþýsýnda çýtayý düþürmeye baþladýðý zaman ve Türkiye ile bölge devletleri arasýnda düþmanlýðýn giderek arttýðý bir dönemde yapmaktadýr.
PKK'nin devlet ile bir anlaþma yapmasýnýn asgari koþulu en azýndan "Özerk Kürdistan"ý kabul etmek olacaktýr.PKK özerkliðin altýnda bir statüyü mevcut konjonktür koþullarýnda kabul etmeyecektir.Türkiye'nin bu aþamada Ýran ve Suriye'yi dengeleyebilmesi ancak bir Özerk Kürdistan aracýlýðýyla olabilir. Ama bu politik çerçeveyi ise devletin þu anki politik yapýsý kaldýrmaktan uzaktýr.Bu noktada devlet PKK'ye çok dar bir politik çerçeve sunmaktadýr ki bu politik çerçeveyi bu aþamada PKK'nin kabul etmesi stratejik tercihlerinin giderek çoðalmakta olduðu bir dönemde mantýklý deðildir.Bu noktada devlete savaþý daha da yoðunlaþtýrmaktan baþka bir seçenek kalmamaktadýr.
PKK'nin Ýran-Suriye ekseninden yakýn dönemde uzaklaþabilmesinin ve Türkiye ile düþük bir politik profil temelinde anlaþabilmesinin bir baþka olasýlýðý da, Ýran ve Suriye'de rejimlerin hýzlý bir þekilde çöküþe doðru gitmesi durumunda olabilir.Böyle bir durumda PKK Kürdistan'ýn bu parçalarýnda ortaya çýkacak kazanýmlarý tehlikeye atmamak için Türkiye ile düþük bir politik profil çizebilir. Bunun dýþýnda PKK'nin yakýn bir dönemde Ýran-Suriye ekseninden kopmasý mümkün deðildir.
PKK ile savaþýn daha da yoðunlaþtýrýlmasý iç politikada milliyetçi ve militarist anlayýþ ve metodlarýn zamanla daha da geliþtirilmesine neden olacaktýr.Böyle bir politik eðilime giren bir hükümetin kýsa bir zaman sonra iç ve dýþ politikada kendisini bir düþman çemberi içerisinde bulmasý kaçýnýlmazdýr.Bu noktadan sonra da bu kuþatmanýn sonuçlarýný kestirmek için de pek fazla kain olmaya gerek yoktur.
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|