 |
 SURÝYE'DE EMPERYALÝST ÝÇSAVAÞ
Bir buçuk yýldan beri Ortadoðu ve Kuzey Afrika'yý sarsan ve rejim deðiþikliklerine neden olan halk hareketleri için bir bilanço çýkarmanýn zamaný artýk gelmiþtir.
Bu halk hareketlerinin altýnda varolan ya da yýkýlan anti-demokratik rejimlerden pek de farklý olmayan politik eðilimler çýkmýþtýr.Yani bu hareketler hiç de iddia edildiði gibi demokratik bir içeriðe sahip deðildirler.
Tunus ve Mýsýr'da Müslüman Kardeþler örgütü aðýrlýklý islami partiler, yapýlan seçimler sonucunda hükümete geldiler.Bu partiler çok karmaþýk bir politik kompozisyona sahiptirler ve içlerinde radikal islami unsurlardan , muhafazakar ve liberal islami unsurlara kadar uzanan geniþ bir politik yelpazeye sahiptirler. Ancak her geçen gün tutucu ve anti-demokratik yanlarý giderek açýða çýkmakta ve aðýrlýk kazanmaktadýr.Bu haliyle bu partiler,gerici radikal dini eðilimleri giderek daha fazla cesaretlendirmektedirler.
Halk ayaklanmalarýnýn ilk günlerinde,mevcut politik güç dengelerinden dolayý bazý liberal eðilimler sergileyen bu hareketler, iktidara geldikleri andan itibaren baskýcý, tutucu ve anti-demokratik yanlarýný sergilemeye baþlamýþlardýr. Tunus'ta mevcut hükümet kadýnlarýn toplumda baský altýna alýnmasý ve haklarýnýn daraltýlmasý doðrultusunda (yeni anayasada kadýnlarýn "erkeðin tamamlayaný" olarak ifade edilmesi gibi) bazý yasal düzenlemelere gitmesi karþýsýnda, kadýnlar sert tepki göstermeye ve kitlesel protestolara baþlamýþlardýr.Yine Mýsýr'da yeni hükümet, islami ve tutucu yaþam tarzýný toplumun genelinde yavaþ yavaþ oturtmaya baþlamýþtýr.
Tunus ve Mýsýr'da liberal unsurlar,ilk baþlarda politik islama vermiþ olduklarý destekleri, ortaya çýkan tutucu ve anti-demokratik politikalardan dolayý (Türkiye'deki AKP ile liberaller arasýndaki iliþkiye benzer bir iliþki) giderek geri çekmeye baþlamýþlardýr.Tunus ve Mýsýr'da ortaya çýkan politik yapý,Türkiye'nin tek parti diktatörlüðünden "çok partili diktatörlüðe" geçiþte ortaya çýkan politik yapýya çok benzemektedir.Rejimin anti-demokratik yapýsý "seçim süsü" ile gizlenerek, kitlelerde büyük bir demokratik yanýlsamaya neden olmaktadýr.
Tunus ve Mýsýr'da ortaya çýkan anti-demokratik ve gerici politik yapýlarýn,orta ve uzun vadede, bu halklarýn demokratik ve sosyal beklentilerini karþýlamasý mümkün deðildir ve bu noktada halk ile bu gerici yeni rejimler arasýnda bir tür "geçici ateþkes" sözkonusudur ve ilerideki içsavaþlar için politik bir düðüm atýlmýþtýr.
Libya'da ise durum daha da vahimdir ve yýkýlan Muammer Kaddafi rejiminden çok daha geri bir rejim ortaya çýkmýþtýr.Yeni rejim emperyalistlerin desteði ile resmen Þeriat devleti ilan etmiþ ve tamamen anti-demokratik ve baskýcý bir karakter almýþtýr.
Irak'ta askeri iþgal yoluyla Baas rejimini deviren ABD ve Ýngiltere,Irak'ta siyasal istikrarý sonunda ülkeyi Ýran'ýn nüfuzu altýna býrakmayý kabul ederek saðlamaya çalýþmaktadýr.Irak'taki Maliki hükümeti,Ýran'ýn desteðiyle giderek rejimi Þii eksenli ve baskýcý bir politik temele yerleþtirmektedir.
Afganistan'da 2002 yýlýnda yýkýlan Taliban rejiminin yerine saðlam bir hükümet bütün askeri ve politik çabalara raðmen kurulamamýþtýr ve ülkedeki içsavaþ bütün hýzýyla sürmekle birlikte,Taliban Afganistan'daki savaþý giderek Pakistan'a yaymakta ve bu ülkeyi de giderek içsavaþýn eþiðine getirmektedir.
Suriye,bölgede politik istikrarsýzlýða sürüklenen diðer ülkelerden, içsavaþýn almýþ olduðu boyut ve içsavaþýn karakteri noktasýnda giderek ayrýþmaktadýr. Suriye'deki içsavaþ giderek çok önemli politik göstergeler sunmaktadýr. Aslýnda Suriye'den önce Libya'da bunun provasý yapýldý.Bugün Suriye'de yýkýlacak bir rejimin altýnda Libya'daki gibi bir gerici rejim çýkacaktýr.
Suriye'deki içsavaþ tamamen gerici güçler tarafýndan yürütülen bir içsavaþtýr. Suriye'deki Baas rejimi,Rus ve Çin emperyalistleri ile Ýran tarafýndan desteklenmektedir; onun karþýsýnda yeralan Suriye Ulusal Konseyi (SUK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ise, ABD ve AB emperyalistleri ile birlikte Türkiye,Suudi Arabistan,Katar ve Ýsrail tarafýndan desteklenmektedir. Hatta bu ikinci grup dahi silahlý muhalefetin kompozisyonundan dolayý kendi aralarýnda birlik halinde deðildirler.Suriye'de içsavaþa tutuþan güçler tamamen gerici emperyalist kamplara dayanmaktadýrlar ve onlarýn Suriye'deki gerici dayanaklarýný oluþturmaktadýrlar.
Savaþ politikanýn þiddet araçlarý ile devamý ise,Suriye'deki içsavaþ,iþbirlikçiler aracýlýðý ile yürütülen bir emperyalist içsavaþtýr. Emperyalistler Suriye'de iþbirlikçileri aracýlýðý ile bir içsavaþ yürütmektedirler ve bu temelde de nüfuz alanlarýný korumak ya da geniþletmek istemektedirler.
Suriye'de Baas rejimine karþý silahlý muhalefeti örgütleyen SUK ve ÖSO'nun zerre kadar ilerici ve demokratik bir yapýsý yoktur. Batý Kürdistan'daki PYD'ye ve PKK'ye karþý yapýlan açýklamalardan da görüldüðü gibi,Baas rejiminin yýkýlmasýndan sonra eðer iktidara gelirlerse anti-demokratik ve baskýcý bir rejim kuracaklarý görülmektedir ve Türkiye'nin gerici bölgesel politikalarý ile uyumlu olmaya özen göstermektedirler.
Komünist ve devrimciler,Suriye'de yaþanmakta olan gerici emperyalist içsavaþta taraf tutmamalýdýrlar.Komünist ve devrimciler Suriye'ye dýþarýdan bir emperyalist askeri müdahaleye karþý çýkarlarken,bu politikayý Suriye'deki diktatör rejime karþý olan bir devrimci politika ile de mutlaka birleþtirmelidirler.Aksi taktirde bir emperyalist grubun politikalarýnýn deðirmenine su taþýnmýþ olunur.
Suriye emperyalistler ve onlarýn gerici bölgesel dayanaklarý açýsýndan ilginç bir stratejik kavþak oluþturmaktadýr.Giderek dünyanýn bütün önemli bölgeleri ve bu bölgeler içerisindeki küçük bölgeler, emperyalist politikanýn karmaþýk yumaðý içerisinde birbirine baðlanmakta ve genel bütünlük ile kopmazcasýna bir bütünlük oluþturmaktadýr.
Suriye'de Baas rejiminin çökmesi ve Batý emperyalistlerine baðlý bir rejimin ortaya çýkmasýyla hem Ýran tamamen kuþatýlmýþ olunacak ve Lübnan ve Filistin'deki etkisi zayýflayacak hem de Rusya ve Çin'in Ortadoðu'daki aðýrlýðý zayýflayacaktýr.Kaçýnýlmaz bir þekilde Suriye'den sonra sýra nükleer çalýþmalarýndan dolayý Ýran’a gelecektir.Ýran'da rejimin düþmesi ise Rusya ve Çin'in Kafkasya ve Orta Asya'da baský altýna alýnmasý ve giderek çevrelenmesi demektir. Bu durum bölgelerin birbirine olan jeopolitik baðýmlýlýðýnýn da arttýðýnýn bir göstergesidir ve halkalardan birinin eksilmesi emperyalist merkez üzerinde baskýnýn ve politik stresin artmasý anlamýna gelmektedir. Bölgelerin bu birbirine baðýmlýlýðý, empryalistleri bölge ülkelerinin iç politikalarýna daha fazla ilgili hale getirmekte ve bu iç politikalardaki deðiþimlere karþý daha hassas kýlmaktadýr.Bu noktada empryalistler zayýf ülkelerin iç politikalarýnda etkili olacak araçlar geliþtirmeye çalýþmaktadýrlar ve giderek bir iþbirlikçi tabaka yaratarak kendi politikalarý ile uyumlu olmalarýný saðlamaya çalýþmaktadýrlar.
Bundan dolayý giderek çeþitli ülkelerde yaþanan içsavaþlarýn ille de ilerici olmasý sözkonusu deðildir.Gericiler arasýnda da bir içsavaþ mümkündür ve bu duruma karþý politik olarak uyanýk olmak gerekir.Zaten tehlike 2003 yýlýnda Irak iþgali sýrasýnda ve 2006 yýlýnýn Aðustos ayýnda Ýsrail'in Lübnan'ý bombaladýðý sýrada geliyorum dedi.
2003 yýlýnda Irak'ta emperyalist iþgale hayýr kampanyasý Baas rejimine karþý bir politika ile birleþtirilmediði için ve yine 2006 Ýsrail Lübnan savaþýnda da Ýsrail'e karþý bir politika Hizbullah'ýn gerici politikalarýna karþý bir politika ile birleþtirilmediði için, pratikte bir gerici politik grubun yedeðine düþülmesine neden olmuþtur.
Bundan dolayý Suriye'deki gerici emperyalist içsavaþta komünistler, devrimciler ve demokratlar taraf olmamalýdýrlar ve üçüncü ve her iki gerici gruba da karþý olan bir devrimci içsavaþa taraf olmalýdýrlar ve bunun propagandasýný yapmalýdýrlar.
DEVRÝMCÝ BÜLTEN
|
 |