[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 52 (3) }
| Devrimci Bülten
LENÝN VE “LENÝNÝZM”

K.Erdem

Lenin'in düþünce yapýsýný doðru,eksik ve yanlýþlarý ile birlikte bir tek sistem halinde ilk defa birleþtiren ve üstelik buna Marksizm’in "klasiði" damgasýný vuran Stalin olmuþtur.

"Leninizm" bir sosyal ve tarihsel ihtiyacýn ürünü olarak ortaya çýktý.Ýktidarý ele geçiren yeni sýnýfýn,toplumun diðer sýnýflarý karþýsýnda tutunabileceði ve kendisini varedebileceði bir sosyal biçimi yoktu.Kendisine ait bir ideolojik ve siyasal çizgisi olmaksýzýn politik iktidarý elinde tutmasý mümkün deðildi.Onun için bu sýnýf özellikle 1922'den itibaren çok yoðun bir þekilde ideolojik bir çizgi oluþturma arayýþýna girmiþtir ve 1924 yýlýnda Lenin'in ölümünden sonra da bu ideolojik çizgiyi Lenin'in hatalarýnýn üzerine inþaa ederek oturtmuþtur. Stalin'in "Leninizm'in Temelleri Üzerine" ve "Leninizmin Temel Sorunlarý" adlý broþürleri Leninizm'in ideolojik temellerini atmýþtýr.

Leninizm Marksizm içerisinde bir tür küçük-burjuva oportünizmidir ve Marksizm’in tarihin verili bir anýnda ortaya çýkan tarihsel sorunlarýn çözümünde yetersiz kalmasýnýn sonucunda kendi içindeki geri unsurlarýn harekete egemen olmasýnýn karakteristik özelliðini oluþturur.Yani Leninizm'in ideolojik ve politik yükseliþinin altýnda Marksizm’in yetersizliði ve tarihsel sorunlarý yanlýþ ele alýþý yatmaktadýr.

Lenin ve Leninizm arasýnda bir ayrýmýn yapýlmasý yerinde olur.Çünkü Lenin'in Marksist olarak Marksizme yaptýðý önemli katkýlarý vardýr.Bunlardan en önemlisi örgüt ve parti teorisidir.Yine strateji ve taktik sorunlarda,ulusal sorunda vs. önemli katkýlarý söz konusudur ve bu katkýlarý her zaman komünist kuþaklarýn eðitiminde önemli bir rol oynayacaktýr.

Ama bütün bunlarýn yanýnda bu çalýþma sýrasýnda da gösterdiðimiz gibi Lenin'in çok ciddi hatalarý ve eksiklikleri de vardýr ve bunlarýn Marksist teorinin dýþýna itilmeleri ve Marksizmin bunlardan temizlenmesi de hayati bir öneme sahiptir.

Leninizm’in en özlü tanýmýný Stalin yapmýþtýr.Onun bu tanýmýný bir ölçü olarak kabul edebiliriz.Ama bütün sorun ölçünün kendisinin nasýl ölçüleceði sorunudur.Yani onun doðru ve yanlýþlýðýný da ölçecek bir baþka ölçü gerekmektedir.Bu ölçü ise yine baþka çalýþmalar sýrasýnda zaman zaman deðindiðimiz ve ortaya koyduðumuz Marx'ýn  "Kapital"i ve onun aracýlýðý ile ortaya konulan uluslararasý emperyalizm teorisidir.

Stalin "Leninizm’in Sorunlarý Üzerine" adlý broþüründe Leninizm’in tanýmý üzerine þöyle yazmaktadýr:

" 'Leninizm’in Temelleri Üzerine' yazýsýnda, Leninizmin adeta bir müktesep hak haline gelmiþ olan þu ünlü tanýmý yapýlmaktadýr:
'Leninizm, emperyalizm ve proleter devrim çaðýnýn Marksizm’dir.Daha tam söylemek gerekirse:Leninizm,genel olarak proleter devrimin teorisi ve taktiði,özel olarak proletarya diktatörlüðünün  teorisi ve taktiðidir.'

Bu taným doðru mudur?

Doðru olduðunu sanýyorum. Doðrudur,çünkü birincisi,yanlýþ bir þekilde, Leninizmin emperyalist savaþtan sonra ortaya çýktýðýna inanan bazý Lenin eleþtirmenlerinin tersine,Leninizmi emperyalizm çaðýnýn marksizm’i diye nitelendirerek,Leninizmin tarihsel köklerine doðru bir biçimde iþaret etmektedir.Doðrudur,çünkü ikincisi,Leninizmin yalnýzca ulusal Rus koþullarý altýnda uygulanabileceði görüþünde olan sosyal-demokrasinin tersine, Leninizmin uluslararasý karakterini doðru bir biçimde vurgulamaktadýr. Doðrudur,çünkü üçüncüsü,Leninizmi Marksizmin daha da geliþtirilmesi olarak deðil de,yalnýzca Marksizmin yeniden tesis edilmesi ve Rus gerçekliðine uygulanmasý olarak gören bazý Leninizm eleþtirmenlerinin tersine,onu emperyalizm çaðýnýn marksizmi olarak nitelendirerek,Leninizmle Marx'ýn öðretisi arasýndaki organik baðý doðru bir þekilde vurgulamaktadýr." (Stalin,Leninizmin Temel Sorunlarý,s.122-123,Ýnter Yayýnlarý)

Stalin Leninizmi tanýmlarken onu herþeyden önce bir tarihsel baðlama (emperyalizm ve proleter devrimler çaðý) yerleþtirmektedir ve bu tarihsel baðlamýn görevlerini (proletarya diktatörlüðünün sorunlarýný) ele alýp ve çözümleme temelinde de Leninizmin içeriðini doldurmaktadýr. Yöntem olarak sorunun ele alýnýþý doðru olmasýna karþýn içeriðinin doðru olarak doldurulduðunu kabul etmek mümkün deðildir.

Leninizm tam da emperyalizm ve proleter devrimler çaðýnda proletarya diktatörlüðünün çok karmaþýk sorunlarýna cevap vermede yetersizliðin sonucu olarak ortaya çýkmýþtýr.

Leninizmin yetersizliklerini ve Marksizmden sapmasýný kýsaca þu noktalarda toplamak mümkündür:


a-Felsefi Yöntemde Yetersizlik

Aslýnda Lenin Marksist felsefeye gereken önemi vermiþti ve sorunun nerede yattýðýný sezmiþti. Marksizmin derinliklerine açýlan kapýlarýn Hegel'in felsefesinde ama özellikle de onun Mantýk Bilimi çalýþmasýnda yattýðýný anlamýþtý. Sorunun nerede yattýðýný bilmek ayrý þeydir onu çözmek ise ayrý þeydir.

Marx'ýn Kapital'inin mantýk örgüsünü anlamak ve bilince çýkartmak ancak Hegel'in Mantýk Bilimi'nin çözümlenmesi sayesinde mümkündür.Çünkü Kapital'in mantýk yapýsý ve  temeli ile Hegel'in Mantýk Bilimi'ninkisi aynýdýr.

Az ileride Marx'ýn Deðer ve Sermaye teorisi ile Hegel'in Mantýk Bilimi'nin dizgesini karþýlaþtýracaðýz ve nasýl Marx'ýn Hegel'in kategorilerini ve mantýk dizgesini izlediðini göstereceðiz.

Hegel'in Mantýk Bilimi'nden Marx'in Kapital'ine uzanan yol oldukça karmaþýk ve baþka bir çalýþmanýn konusudur.Biz burada kýsaca Kapital ile Mantýk Bilimi arasýndaki felsefi baðý göstererek Lenin'in bu noktadaki yetersizliðini ortaya koymaya çalýþacaðýz ve daha kapsamlý bir analizi baþka bir çalýþmaya býrakacaðýz.

Hegel felsefesinin idealist biçimi onun felsefesinin devrimci içeriðine yanlýþ hedefler ve bundan kaynaklanan yanlýþ araçlar gösterir.Felsefesinin devrimci içeriði idealist biçimin aðýrlýðý altýnda ezilir ve oynamasý gereken tarihsel rolü oynamasýna engel teþkil eder. Hegel'in felsefesinin idealist biçimi,devrimci içeriðin doðru bir þekilde hareketin diðer özel biçimleri içerisinde yayýlmasýna engel teþkil etmekteydi.Ýdealist biçiminden dolayý ,Hegel'in felsefesinin içeriði,bilimin baþka alanlarýnda sürekli sapmalara neden oluyordu.Bu öyle bir sapmaydý ki, sosyal bilim alanýnda kilisenin ve dinin yüceltilmesine götürüyordu ve bu kanal aracýlýðý ile Hegel felsefesi kaçýnýlmaz bir þekilde dini kendi kontrolü altýna almýþ olan büyük burjuvazinin çýkarlarýna yamanýyordu. Bu durum onun felsefesinin devrimci özünün kötürüm olmasýna ve iþlevsizleþmesine neden oluyordu.

Devrimci hareket eðer toplumda aþaðý sýnýflarýn hareketiyse,bu haliyle bu felsefe sömürülen ve ezilen sýnýflarýn iþine yaramýyordu.O halde idealist biçimin altýndaki devrimci cevheri alýp ve ona doðru hedef ve araçlar vermek gerekiyordu ki bu iþi yapmak Marx'a  düþtü.

Hegel sistemindeki varlýk ve yokluk aslýnda sonlu madde ile sonsuz madde arasýndaki ayrýmdýr.Aslýnda sonsuz madde yokluk ile ayný anlama gelir.Çünkü bilincimizdeki sonsuz madde,hakkýnda pek bir þey bilmediðimiz maddedir.Sonsuz maddeyi biz ancak sonlu madde aracýlýðýyla anlamaya baþlarýz.Zaten bu sonlu madde,sonsuz maddeyi yani yokluðu tam yadsýdýðý ölçüde belirli-madde haline gelir.

Hegel idealist olduðu için,baþlangýç kavramýný ne olduðu ve nereden geldiði belli olmayan,doða üstü bir çaðrýþýmý yapan yokluk kavramý ile yapmayý ve kendi idealist felsefesinin temeline koymayý uygun görmüþtür.Ama onun yokluk dediði þey materyalist felsefede sonsuz maddeye tekabül eder.Aslýnda kavramýn en boþ ve soyut biçimidir.

Hegel yokluk ve varlýðýn birliðini oluþ olarak belirtir.Böylece ayný zamanda varlýðýn, yokluktan çýkmakta olduðunu da belirtmiþ olur.Bunun ayný zamanda bir çeliþki ve hareket olduðu oluþ eyleminin kendisinden de anlaþýlýr.

Daha sonra Kavram teorisinde ele alýnan Mutlak Fikir'de sonsuz madde,sonlu madde biçiminde düþüncede tamamen yeniden üretilmiþ olarak ortaya konur.Nesnel gerçekliðin düþüncede bu bütünlüklü üretilmesi ya da düþünce somutu haline getirilmesine (ki bu bilmedir) Hegel Mutlak Fikir adýný verir.
    
Sonlu ve sonsuz maddenin ortadan kalkmasý somut madde biçiminde olur.Somut madde,bütün iç baðlantýlarý açýða çýkarýlan ve belirlenimi tamamlanan ve de tamamen bilinen sonsuz maddedir.

Marx diyalektiðe bir kategori ekleyerek ya da mantýk sistemi içerisinde eksik bir halkayý bularak bir katký yapmamýþtýr. Marksist diyalektiðin bütün kategori ve kavramlarý Marx'tan önce mevcuttu.Örneðin Hegel diyalektikteki Edimsellik (Gerçeklik) kategorisini buldu ve onun aracýlýðý ile diyalektiðin diðer bütün parçalarýný tek bir mantýk sistemi halinde birbirine baðladý.Bugünkü diyalektik sistemin biçimi ve kalýbý hala daha Hegel'inkisidir.

Peki Marx diyalektiðe ne getirmiþtir?

Marx diyalekteki "anarþi"ye son vermiþtir.Ýdealist biçimiyle diyalektik bilimin baþka alanlarýnda kullanýlamaz haldeydi ve bu haliyle de bir iþe yaramýyordu.

Marx'ýn diyalektiði materyalist bir biçimde yorumlamasýndan sonradýr ki, diyalektik daha verimli bir þekilde bilimin baþka alanlarýna geçebildi.Örneðin bu temelde Tarihsel Materyalizm ortaya çýktý ve onun bir çok kategorisi (Toplumsal Varlýk,Toplumsal Bilinç, Altyapý, Üstyapý, Üretici Güçler,Üretim Ýliþkileri,farklý toplumsal yapýlarýn birbirlerini bir düzen ve disiplin içerisinde izlemeleri ve yine Deðer ve Sermaye teorisinin bir çok kategorisi) bulundu.

Hegel Diyalektik Mantýðý üç düzeye böldü:

a-Varlýk; b-Öz; c-Kavram

Diyalektik Materyalizmde bunlarýn karþýlýklarý þöyledir:

a-Madde; b-Çeliþki ; c-Genellik (Tümellik)

Lenin Hegel'in Mantýk Bilimi'ni analiz ederken (ki bu yapýtýn diyalektik özü Marx'ýn Kapital'inin iskeletini oluþturur) bu yapýtýn zor ve karmaþýk idealist örtüsünün altýndaki diyalektik mantýðý kavramada ve bilince çýkarmada yetersiz kalmýþtýr.Lenin'in Felsefe Defterleri'nde de açýkça görüldüðü gibi,Lenin sadece bu yapýt ile ilgili olarak bazý notlar tutmuþtur ama bir bütün olarak diyalektiði bir sistem olarak kavrayamamýþtýr.Þayet Lenin bu yapýtýn özündeki diyalektik sistemi ve bütünlüðü kavrayabilmiþ olsaydý,buna dayanarak bize Kapital'in mantýk yapýsýný vermiþ olurdu.

Lenin'in Felsefe Defterleri'ndeki Hegel'in Mantýk Bilimi bölümünde Marx'ýn Kapital'ine neredeyse hiç atýfta bulunmamasý dahi onun bu yapýtýn özünü ve dolayýsýyla diyalektiði pek fazla anlamadýðýný gösterir.

Biz burada kýsaca ve bir tablo halinde Hegel'in Mantýk Bilimi ile Marx'ýn Deðer ve Sermaye teorisindeki kavram ve kategorileri karþýlaþtýracaðýz ve nasýl Marx'ýn Hegel'in mantýk sistemini izlediðini ve Mantýk Bilimi'ni nasýl Kapital'in felsefi temeli yaptýðýný göstereceðiz ve de daha ayrýntýlý bir analizi baþka bir çalýþmaya býrakacaðýz.
Aþaðýdaki tablo karþýlaþtýrmalý bir þekilde Hegel ve Marx’ýn diyalektiðini ve de buna karþýlýk gelen deðer ve sermaye teorisinin kategorilerini göstermektedir.Bu tablodan da açýkça görüldüðü gibi Marx Hegel’in mantýk kalýbýný kullanmýþtýr.


Tablo: Hegel Diyalektiði ve Marksist Diyalektik

I-VARLIK (HEGEL) YA DA MADDE (MARX) TEORÝSÝ

HEGELCÝ DÝYALEKTIK

MARKSÝST DÝYALEKTIK

DEÐER TEORISI

SERMAYE TEORÝSÝ

NÝTELÝK

NÝTELÝ K

META

SERMAYE

NÝCELÝK

NÝCELÝK

DEÐÝÞÝM DEÐERÝ

ARTI-DEÐER

ÖLÇÜ

ÖLÇÜ

PARA

ÜCRE T


II-ÖZ (HEGEL) YA DA ÇELÝÞKÝ (MARX) TEORÝSÝ
 

HEGELCÝ DÝYALEKTÝK

MARKSÝST DÝYALEKTÝK

DEÐER TEORÝSÝ

SERMAYE TEORÝSÝ

ZEMÝN

KARÞITLARIN BÝRLÝÐÝ

METALARIN BAÞKALAÞIMI

SERMAYENÝN BAÞKALAÞIMI

 

VAROLUÞ

YADSIMANIN YADSINMASI

 

PARANIN DOLAÞIMI

SERMAYENÝN DEVRÝ

ÞEY

KARÞITLARIN BÝRBÝRÝNE DÖNÜÞÜMÜ

 

SÝKKE (DEÐER SÝMGESÝ)

GENÝÞLETÝLMÝÞ ÖLÇEKTE YENÝDEN ÜRETÝM

GÖRÜNGÜ

 

GÖRÜNGÜ (GENELÝN BELÝRÝÞÝ)

PARA YIÐMA

SERMAYENÝN BÝRÝKÝMÝ

 

EDÝMSELLÝK

TÜMEVARIM

 

ÖDEME ARACI OLARAK PARA

KAR

 



III-KAVRAM (HEGEL) YA DA TÜMELLÝK (MARX) TEORÝSÝ

HEGELCÝ DÝYALEKTÝK

MARKSÝST DÝYALEKTÝK

DEÐER TEORÝSÝ

SERMAYE TEORÝSÝ

ÖZNEL KAVRAM

ÖZNEL GENELLÝK

 

EVRENSEL ÖDEME ARACI OLARAK ALTIN

GENEL KAR ORANI VE BÝÇÝMLERÝ

 

NESNEL KAVRAM

NESNEL TÜMELLÝK

 

DEÐERLÝ MADENLER

(ALTIN VE GÜMÜÞ)

SANAYÝ KARI,TÜCCAR KARI,BANKA KARI,TOPRAK RANTI

ÝDEA

SOMUT BÜTÜNLÜK

DEÐER,  ARTI-DEÐER

SERBEST REKABETÇÝ KAPÝTALÝZM, KLASÝK EMPERYALÝZM, ULUSLARARASI EMPERYALÝZM



Lenin'in felsefesi Marksizm içerisinde bir tür Feurbach'çýlýktýr.Ýdealizm karþýsýnda materyalizme vurgu yapar ama materyalizmin "içkin" yönü olan diyalektiði anlamada ve geliþtirmede eksiktir.Materyalizm ve Ampiryokritisizm adlý çalýþmasýnda Lenin,duyumlarý temel alan idealist yaklaþýmlarý haklý olarak eleþtirir ama diyalektik bilgilenme sürecini ortaya koymada da eksik kalýr.Lenin,Marx'ýn Kapital'inde Hegel'in Mantýk Bilimi'ne dayanarak ortaya koymuþ olduðu diyalektik örgüyü ve yapýyý anlamada yetersiz kalmýþtýr ve bu yetersizlik onun baþka alanlardaki yetersizliðinin temelini teþkil etmiþtir.


b-Genel Olarak Marksist Ekonomi Teorisini ve Emperyalist Dünya Ekonomisini Özel Olarak da Rus Ekonomisinin Doðasýný Anlamada Yetersizlik

Gerek Lenin gerekse de diðer Bolþevik teorisyenler Marksist ekonomi teorisini anlamada yetersiz kaldýlar.Bu yetersizlik kendisini en çok da emperyalizm teorisinde gösterdi.

Lenin'in emperyalizm teorisi çoðu zaman Marksist iktisat teorisine bir katký olarak sunulmaktadýr.Baþka çalýþmalarda da kýsaca gösterdiðimiz gibi Lenin'in emperyalizm teorisi Marksist ekonomi teorisinin doruðu olan Genel Kar Oranlarý ve Biçimleri sorununu es geçmiþ ve dokunmamýþtýr.Bundan dolayý da emperyalist dünya ekonomisini ve bu ekonominin bir parçasý olan  Rus ekonomisinin tarihsel doðasýný anlamada ve Rus toplumunun ihtiyaçlarýný ve de bu temelde görev ve hedeflerini belirlemede yetersiz kalmýþtýr.

Rus ekonomisinin emperyalist dünya ekonomisine baðlanýþ biçimlerinin doðru analiz edilmesi ancak emperyalist dünya ekonomisinin kendisi gerçekten doðru analiz edildiði zaman mümkündür.Bolþeviklerin uygulamýþ olduklarý bir çok yanlýþ politika bu ekonomik ve tarihsel çerçevenin gerçekten anlaþýlmadýðýnýn bir kanýtý olarak ele alýnmalýdýr.

Emperyalist ekonomilerin tarihsel düzeyi dahi bir sosyalist-komünist toplumu örgütleme olanaðýna sahip deðilken,Bolþeviklerin emperyalist ekonomilerden daha geri olan Rus ekonomisinin tarihsel temelinde komünist bir ekonomiyi örgütleme anlayýþlarý ve bu temelde ülke ekonomisini anarþist bir yýkýma sürüklemeleri Marksist bir tutuma deðil olsa olsa küçk-burjuva anarþist bir tutuma denk düþer.

Emperyalizm ile iliþki halinde Rus toplumunun incelenmemesi, sýnýflar arasýndaki politik iliþkilerin doðru bir þekilde ortaya konmasýna engel teþkil etmiþtir. Emperyalizm sorunu yakýcý bir þekilde Bolþeviklerin gündemine savaþ ile birlikte girdi.

Rus kapitalizminin baðýmsýz bir biçimde geliþiminin varsayýlmasý, onun iþbirlikçi bir þekilde ihracata dönük bir sanayileþme yaþadýðýnýn tam olarak bilince çýkarýlamamasý Rus toplumunun analizinin eksik ele alýnmasýna neden olmuþtur.  Bolþevik Parti’nin 1917’ye kadarki strateji ve taktiklerinin temelini Lenin’in 1899 yýlýnda yazmýþ olduðu “Rusya’da kapitalizmin geliþimi” adlý kitabý oluþturmaktaydý ki bu kitap Rus toplumunun tam bir tarihsel çerçevesini vermekten uzaktý.

Bolþevikler Rus ekonomisinin emperyalist ekonomi ile sýký bir þekilde içiçe geçiþini ve bu geçiþin biçimlerini anlayamadýlar.Özellikle 1897 mali reformunun doðasýný hiç anlamadýklarý bu reform ile ilgili olarak hiçbir þey yazmadýklarýndan dahi bellidir.1897 mali reformu Rus ekonomisini sýký bir þekilde ve kopmazcasýna emperyalist dünya ekonomisine baðlayarak Rus ekonomisinin baðýmlýlýðýný geliþirmiþtir.Bu baðýmlýlýðýn doðasý anlaþýlmadan sosyalist devrimin emperyalist sistem karþýsýndaki görevleri doðru bir biçimde ortaya konulamaz ve zaten konulamamýþtýr.

Stalin,Leninizmi tarihsel bir baðlama yerleþtirirken þöyle yazar:
"Leninizm kapitalizmin çeliþkilerinin en uç noktaya kadar keskinleþmiþ olduðu, proleter devrimin pratiðin ivedi bir sorunu haline gelmiþ olduðu,iþçi sýnýfýnýn devrime hazýrlanma eski döneminin yeni döneme,kapitalizme doðrudan saldýrý dönemine gelip dayandýðý ve geçtiði emperyalizm koþullarýn altýnda geliþti ve biçimlendi." (1)

Baþka çalýþmalarda da gösterdiðimiz gibi tam da kapitalizme bu doðrudan ve cepheden saldýrý stratejisinin Ekim Devrimi'nin yenilgisine neden olduðunu gördük.Bu yanlýþ saldýrý stratejisi,emperyalist ekonomi ve onun ile sýký baðlantý halinde olan Rus ekonomisinin doðasýnýn yeterince doðru anlaþýlmadýðýný gösterir.Zaten bu yetersizlik yanlýþ politikalarýn ve görevlerin ortaya konulmasýna neden olmuþtur.

c-Çarlýðýn Politik Karakterini Anlamada ve Stratejik ve Taktikte Yetersizlik

“Bolþevik-Leninist Strateji ve Taktiðin Bazý Sorunlarý Üzerine” adlý makalemde þöyle yazmýþtým:

“Bolþevik-Leninist strateji ve taktiðin bazý sorunlarý üzerine olan teorik çalýþmalarým beni, çok ilginç bir görüþe doðru sürükledi. Bu noktada ilk tezim devrimin karakteri ve proletaryanýn strateji ve taktiði sorununda, Bolþevik-Leninist teorinin eksik ve zaaflý ve de hatta yer yer yanlýþ  noktalarýnýn olduðudur. Teoride bazý eksikliklerin, zaaflarýn ve boþluklarýn olduðunu ileri sürüyorum.

Bu eksiklikler, zaaflar ve de hatalar da bazý tarihsel koþullardan ve etkenlerden kaynaklanmaktaydý.  Bunlardan ilki, Bolþevizmin II. Enternasyonal’in otoritesi altýnda ve onun etkisinin Avrupa iþçi hareketi içerisinde aðýrlýkta olduðu bir dönemde ortaya çýkmasýdýr. Onun için bu hareket, içerisinde döllenmiþ olduðu geleneðin etkilerini de taþýyordu ki, bu etkiler onun içerisinde de kendisini gösteriyordu. Güçlü bir Enternasyonal gelenek içerisinde çýkan bir hareketin ondan etkilenmemesi (olumlu ve olumsuz olarak) imkansýzdýr.

Ýkinci olarak Bolþevizm, serbest rekabetçi kapitalizmin emperyalizme dönüþümü sýrasýnda ve bu sonuncusunun temel eðilimlerinin daha tam bilince çýkarýlmadýðý ama nesnel-tarihsel olarak belirli bir geliþme evresinde olduðu bir dönemde ortaya çýktý. Bu dönem ayný zamanda Marksist teori ile nesnel-tarihsel hareket arasýndaki açýnýn da muazzam derecede açýldýðý, teorinin biçimlerinin yeni nesnel toplumsal süreçlerin gerisinde kaldýðý ve bu süreçlerin yeni biçimlerinin iþleyiþlerini ve özelliklerini tam olarak yansýtamadýðýndan  dolayý da  II. Enternasyonal’in tam bir oportünizm ve revizyonizm bataðýna saplandýðý bir dönemdir. Bu tarihsel koþullar, Bolþevizmin oluþum ve biçimlenme dönemlerinde onun üzerinde bazý etkilerde bulundular.

Bu sorunun tekrar ele alýnmasý ve çözümlenmesi gerekmektedir. Lenin’in bu noktadaki çözümlemeleri eksiklikler ve hatta yer yer yanlýþlýklar içermektedir.  Bunlarýn ne olduðuna aþaðýda deðineceðim.

Bilindiði gibi Rusya’da proletaryanýn strateji ve taktiði sorununu Bolþevikler 1905 devriminden az önce ve devrim sýrasýnda da Lenin’in “Ýki taktik” broþüründeki görüþleri ile çözmüþlerdi. Bu noktada Bolþevikler devrimin karakterini demokratik ve bu temelde de proletaryanýn baðlaþýðýný da köylülük olarak belirtmiþlerdi ve devrimin bütün sorunlarýnda da bu stratejik çizgiye sadýk kalmaya çalýþtýlar. Yani Çarlýk üzerindeki devrim Proletarya ve Köylülüðün Devrimci Demokratik Diktatörlüðü (PKDDD) olacaktý.  

Bolþevik Parti’deki Nisan 1917 krizi, uzun zamandan beri varolan ideolojik-teorik zaafýn kendisini gösterdiði ya da politik alanda bir kýrýlmaya neden olabilecek tarzda (iç ve dýþ olaylarýn etkisi sonucunda) hissedildiði bir tarihsel an olarak belirdi. Çünkü nesnel politik olaylarýn geliþimi ve bu geliþimin biçimleri ile teorinin öngördüðü ilkeler arasýndaki açý muazzam bir þekilde açýlmýþtý ve hatta partinin tarihsel yapýsýný tehdit ediyordu. Özellikle strateji ve taktik noktasýnda, teorideki eksik ve zaaflý durum, proletaryanýn partisinin ideolojik ve politik baðýmsýzlýðýný tehdit edecek düzeye ulaþmýþtý.

Bolþevik-Leninist teorideki eksikliðin en büyük tarihsel sonuçlarýndan bir tanesi de ,  komünist partisinin küçük-burjuva partiler karþýsýnda bilinç ve örgütlülük düzeyinin düþük kalmasýna neden olmasýdýr. III. Enternasyonal’in II. Enternasyonal karþýsýndaki gecikmiþliðinin bir benzerini Rusya’da proletarya küçük-burjuvazi karþýsýnda yaþamýþtýr. Bütün Çarlýk Rusya’sýnýn tek bir homojen devlete indirgenmesi ve bu devletin yayýldýðý her yerde bütün sýnýflar arasý iliþkilerin ayný düzeyde deðerlendirilmesi, örneðin merkezi Rusya ile yani ezen ulusun bulunduðu yerdeki sýnýflar arasý iliþki ile ezilen ve sömürülen uluslarýn bulunduðu coðrafyadaki sýnýflar arasý iliþkilerin aynýlaþtýrýlmasý (bu fark Bolþevik teorinin ilk biçiminde yani PKDDD’de yoktur), proletaryanýn ideolojik ve politik etkisinin olmasý gereðinden daha dar kalmasýna neden olarak, iktidar mücadelesinde insiyatifin küçük-burjuva ve liberal sýnýflarýn eline geçmesine neden olmuþtur.

Bolþevik-Leninist strateji ve taktiðin bazý zaaflý ve eksik taraflarýna “Tarihsel Marksizm” adlý makalemde de deðinmiþtim. Orada þöyle yazmýþtým:

“ Bolþevik strateji ve taktiðin nesnel temeli ya da proletaryanýn Rusya’da genel strateji ve taktiði, Lenin’in 1899 yýlýnda sürgünde kaleme aldýðý “Rusya’da Kapitalizmin Geliþmesi” adlý yapýtýndaki teorik analize dayanýyordu. Birinci Rus devriminden hemen sonra yazmýþ olduðu ikinci Önsöz’de Lenin þöyle yazýyordu:
'Bu yapýtta, iktisadi bir araþtýrmaya ve istatistiklerin eleþtirel çözümlenmesine dayanarak sunulan, Rusyanýn toplumsal ve iktisadi düzeninin ve dolayýsýyla sýnýf yapýsýnýn tahlili, bugün, devrimin ilerlemesi içinde, bütün sýnýflarýn, açýk siyasi faaliyeti ile doðrulanmýþtýr.(...)

'Ayrýca, devrim, þimdi, köylülüðün ikili durumunu ve ikili rolünü gitgide daha çok ortaya koymaktadýr. Bir yandan, angarya iktisadýnýn bir sürü kalýntýsý ve serfliðin her çeþit kalýntýsý ile birlikte, yoksul köylülünün görülmemiþ bir biçimde yoksullaþmasý,  devrimci köylü hareketinin derin kaynaklarýný, bir yýðýn olarak köylülüðün devrimci niteliðinin derin köklerini tümüyle açýklýyor. Öte yandan da (...) onun içindeki mülk sahipliði ve proleterlik eðilimleri arasýndaki uzlaþmaz karþýtlýðý ortaya koyuyor.  Yoksullaþmýþ küçük mülk sahibinin , karþý-devrimci burjuvazi ile devrimci proletarya arasýnda bocalamasý (...)

'Bu iktisadi temelle(abç), Rusya’da devrim kuþkusuz, kaçýnýlmaz olarak bir burjuva devrimi olacaktýr. Bu marksist önerme, hiçbir þekilde çürütülemez.  Bu, asla unutulmamalý. Her zaman Rus devriminin bütün iktisadi ve siyasi sorunlarýna uygulanmalýdýr.

Ama, bu önermeyi uygulamasýný bilmek gerek. Farklý sýnýflarýn durumlarýný ve çýkarlarýnýnýn somut bir tahlili, þu ya da bu soruna uygulanan bu gerçeðin kesin anlamýný tanýmlamak için bir araç olmalýdýr. ”(Lenin, Rusya’da Kapitalizmin Geliþimi, s. 21-22, Sol Yayýnlarý. )

Bolþevik stratejide, tarihsel koþullar ile iliþkili olan bir eksiklik ya da boþluk sözkonusuydu. Bu eksiklik, devrimin geliþim seyri içerisinde kendini ortaya koydu ve parti içerisinde bir siyasal krize neden oldu.

Rus devriminde ilginç bir durum ortaya çýktý. Burjuva demokrasisi siyasal iktidarý ele geçirmesine raðmen (Sað Sosyalist-Devrimciler ile Sað Menþevikler),  burjuva-demokratik reformlarý (Kurucu Meclis’in toplanmasý, köylülere topraklarýn daðýtýlmasý, ezilen uluslara baðýmsýzlýk vb. ) gerçekleþtiremedi. Bunun nedeni ise emperyalizme olan baðýmlýlýðýn devam etmesiydi ve burjuva demokrasisi, Ýngiliz-Fransýz emperyalizmine baðýmlýlýðý ortadan kaldýrma iradesine sahip deðildi. Böylece burjuva-demokratik reformlar, sosyalist devrime baðýmlý bir þekilde ortaya çýkýyordu, ki bu reformlarýn en tutarlý temsilcisi ise yoksul köylülük olmuþtur. Þimdi sorulmasý gereken soru þudur: Niçin burjuva-demokratik reformlar, emperyalist sistemin dýþýna çýkmadan gerçekleþtirilememiþtir?
       
Lenin, ”Rusya’da Kapitalizmin Geliþimi” adlý eserini kaleme alýrken ,  Rus sermayesinin niteliði sorununu bir kenara býrakmýþtý. Daha çok dikkatini, Rusya’da kapitalizmin geliþemeyeceði tezlerini çürütme üzerine yoðunlaþtýrmýþtý. Giderek oluþmakta olan tekelci burjuvazi ile Rus iþbirlikçi sanayi burjuvazisi arasýndaki iliþkiyi görememiþti.  Bunun nedeni emperyalizmin (bu dönemde emperyalizm üzerine tahliller yoktu.  Hobson’un eseri ise 1902 yýlýnda yayýnlanmýþtý. ) belirtileri formülleþtirilecek derecede daha tam olarak geliþmemiþti. Rus kapitalizmi,  Batý kapitalizminden baðýmsýz ve kendi iç dinamikleri temelinde geliþen bir tarihsel oluþum biçiminde ele alýnmýþtý.  Halbuki,  1950’li yýllardan sonra, Rusya’nýn bu dönemi ile ilgili çalýþmalar yapan batýlý yazarlar ve tarihçiler, çok açýk bir þekilde, Rusya’nýn Avrupa emperyalizminden ihraç edilen sermaye sayesinde yine ayný þekilde kendi iç birikimlerini de kullanarak bir baðýmlý sanayileþme süreci yaþadýðýný göstermiþlerdir.

Ýkinci olarak Rusya’ya yapýlan sermaye ihracý, diðer ülkelerden farklý olarak Rus sanayisine doðru olmuþ ve Rusya’da bir iþbirlikçi sanayi burjuvazisinin oluþmasýna neden olarak, buna baðýmlý orta tabakalar yaratmýþtýr. Böylece küçük ve orta burjuvazi, iþbirlikçi burjuvazi aracýlýðý ile Avrupa tekelci sermayesine baðlanmýþtýr.  Rusya’da artý-deðer üretimine ve bunun sermayeleþtirilmesine tekelci sermayenin de katýlmasý,  Rusya’daki burjuva sýnýflarýn tekelci sermaye karþýsýnda baðýmsýzlýklarýný yitirmelerine neden olmuþtur. Bundan dolayý burjuva demokrasisi ne savaþtan çýkmayý baþarabilmiþ ne de reformlarý gerçekleþtirebilmiþtir.  Reformlarýn gerçekleþtirilmesi,  Doðu cephesinin yýkýlmasý demek olacaðýndan,  Ýngiliz-Fransýz emperyalistleri bunu kabul etmemiþlerdir.  Böylece bu reformlarýn en tutarlý temsilcisinin yoksul köylülük olduðu ortaya çýkmýþtýr.

Bolþevik formülasyonda proletarya ile “köylülüðün” DDD’nde bir eksiklik yine mevcuttu. O da, formülasyonun genel olarak bir köylülükten bahsetmesidir, ki Lenin bir çok defa köylülüðü bir çok tabakaya ayýrmýþtý. Yani Rusya’da yekpare bir köylülük söz konusu deðildi.  Köylülük  þu tabakalara ayrýlmýþtý:Zengin köylü, orta köylü,  yoksul köylü ve proleter köylü.  Ve bunlarýn hiçbirisi de demokrasinin dereceleri bakýmýndan ayný nitelikte deðillerdi. Yine Bolþeviklerin teorisindeki genel “köylülük” ile Rusya’daki köylülük arasýnda da bir fark söz konusuydu. Bu fark, Þubat 1917’den sonra  çok açýk bir þekilde ortaya çýktý ve Bolþevikler “zengin köylülüðün” temsilcisinden (Sað Sosyalist-Devrimci), yoksul köylülüðün temsilcisi olan Sol Sosyalist-Devrimciler’e doðru deðnek büktüler.

Bolþevikler, emperyalizm fenomeni ortaya çýktýktan sonra, Rusya’daki sosyal sýnýflarý, emperyalizmin Rusya’ya yansýma özellikleri içerisinde tekrar ele alýp incelemediler. Bu eksiklik, Bolþevik strateji ve taktiklerin doðru bir biçimde incelenmesi için mutlaka giderilmelidir.' (Devrimci Bülten, sayý 30, sayfa 38-39-40)

Þubat 1917’deki kitle hareketi aslýnda bir devrim deðil bir reform hareketinden öteye gitmemiþtir. Bazý reformlar ile (örneðin politik özgürlüklerin elde edilmesi vs.) totaliter devlet sadece demokratik bir cumhuriyete dönüþmüþtür.

Peki niçin Þubat bir devrim deðildi?

Çar’ýn dýþýnda ve ona baðlý olan kabinenin (yani Çarlýk kabinesi) dýþýnda herkes yerinde kalmýþtýr. Ordunun baþýndaki generaller, devlet bürokrasisindeki önemli mevkiler,  büyük kapitalist ve toprak aðalarý ve hatta Çarlýk politikasýnýn kendisi. Peki durum böyleyken devrim bunun neresinde?

Ama Bolþevik teorideki en büyük zaaf, Þubat’ta Rusya’da yýkýlanýn yani Çarlýðýn toprak aðalarýnýn temsilcisi olduðu tezidir. Ýþte hatanýn kaynaðý burasýdýr.

Þimdi bir kez daha þu soruyu sormak gerekir: Þubat’ta Rusya’da hangi sýnýfýn politik iktidarý yýkýldý?

Bu soruya Lenin’in cevabý bilinmektedir:
“Tüm devlet makinesini (ordu, polis, bürokrasi) yöneten bir avuç toprak sahibi feodalden baþkasýný temsil etmeyen  eski çarlýk iktidarý,  yenilmiþ, ama iþi bitirilmemiþtir.  Krallýk resmen kaldýrýlmamýþtýr.  Romanovlar çetesi, kralcý entrikalarýný sürdürüyor. Toprak feodallerinin çok büyük mülkiyeti ortadan kaldýrýlmamýþtýr.” (Lenin, Nisan Tezleri,  s. 33, Sol Yayýnlarý)(abç)

Lenin’in teorisinde Çarlýk Ýktidarý feodal toprak aðalarýnýn iktidarýný temsil eder. Peki burjuvazinin iktidarýný ya da politik temsilciliðini Rusya’da kim temsil etmektedir? Lenin Mart 1917’de olaylarýn analizini yaparken þöyle yazmaktadýr:

“Birinci aþama neyi kapsar?
Devlet iktidarýnýn burjuvaziye geçmesini. (abç)
Þubat-Mart 1917 devriminden önce devlet iktidarý, Rusya’da, eski bir sýnýfa, baþýnda Nikola Romanov’un bulunduðu feodal toprak soylularýna aitti. (abç)
Bu devrimden sonra, iktidar, baþka bir sýnýfa burjuvaziye ait bulunuyor. ” (Lenin, ag. e. s. 21)

Lenin burada burjuvaziden bahsederken bu sýnýfýn politik temsilcisinin ayný zamanda KADET’ler (yani ANAYASAL PARTÝ) olduðunu belirtmektedir.  Lenin’e göre politik iktidarýn Çarlýk’tan ,  birinci geçici hükümetin eline yani Kadet’lerin çoðunluðunu elinde bulundurduklarý hükümetin eline geçmesi ayný zamanda politik iktidarýn feodallerin politik temsilcilerinden burjuvazinin politik temsilcilerine geçiþ anlamýna gelmekteydi. ÝÞTE BU TAMAMEN YANLIÞTI.

Çarlýðýn feodal toprak aðalarýnýn iktidarý ile özdeþleþtirilmesi Bolþevik-Leninist teorinin en büyük hatasýdýr. Bunun nedeni feodalizm döneminde kalma bir politik biçimin, 60-70 yýl süren bir dizi gerici reformlar aracýlýðýyla içeriðinin Rus iþbirlikçi tekelci burjuvazisinin toplumsal çýkarlarýyla doldurulmuþ olmasýdýr. Bolþevikler Çarlýðýn giderek Rus büyük burjuvazisinin bir politik örgütlenmesi durumuna gelmesini bir türlü göremediler ve bunu anlayamadýlar.  Bunun nedeni ,  Çarlýðý hep feodalizm ile özdeþleþtirmeleri ve bu politik biçimin bir burjuva içerik ile doldurulmasýnýn imkansýz olduðu görüþüdür. Ama onlar Çarlýðýn bir tarihsel evrim geçirdiðini ve sonuç olarak da onun giderek Rus iþbirlikçi tekelci burjuvazisinin en büyük katmanýnýn bir politik biçimine dönüþtüðünü anlayamadýlar.

Rusya’da olan aslýnda Almanya’da, Avusturya’da ve Ýngiltere’de olanlardan baþka bir þey deðildi. Almanya’da krallýk nasýl büyük tekelci Alman burjuvazisinin giderek bir biçimi haline geldiyse,  ayný þekilde , Rusya’da da Çarlýk Rus iþbirlikçi tekelci burjuvazisinin giderek bir politik biçimine dönüþmüþtü.
 
Çarlýðýn krallýk biçiminde, Rus iþbirlikçi sanayi burjuvazisi, nüfuz ve yayýlma alanýnýn bir biçimini bulmuþtu. Feodal bir döneme ait olan Çarlýk biçiminin içeriði derece derece  tarihsel süreç içerisinde bu Rus burjuvazisi tarafýndan doldurulmuþtu. Nasýl Türkiye Cumhuriyeti kuruluþundan günümüze kadar biçimsel olarak varolmuþsa ancak içeriði zamanla deðiþikliðe uðramýþsa (örneðin giderek ulusal ticaret burjuvazisinin toplumsal egemenliðinin yerini Ýþbirlikçi tekelci burjuvazisi almýþtýr) Rusya’da da durum aynýydý.
 
Þubat’ta Rusya’da yýkýlan Lenin’in iddia ettiði gibi feodal toprak aðalarýnýn iktidarý deðildi. Þubat’ta yýkýlan Rus iþbirlikçi sanayi burjuvazisinin büyük katmanýnýn iktidarý olan ve Çarlýk politik biçiminde kendisini biçimlendiren (bu da özellikle 1905’ten sonra geliþmiþtir) RUS PANSLAVÝST FAÞÝZMÝYDÝ.” (2)

d-Köylü Sorununda Yetersizlik

Savaþ Komünizmi'ne giden politika ve bu temelde Rus köylülüðüne açýlan savaþ , Rus ekonomisindeki temel sektörler (Kesim-I ve Kesim-II) arasýndaki orantýlarýn bozulmasýnýn sonucunda ortaya çýktý.

Bolþevikler Rus ekonomisinin dengesinin, emperyalist dünya ekonomisi ile kurulmuþ olunan hassas bir dengenin ürünü olduðunu ve Rus ekonomisinin bütün göstergelerinin emperyalist ekonomi tarafýndan sürekli üretildiðini anlamadýlar.

Ekim Devrimi,politik olarak Rusya’yý emperyalist sistemin dýþýna çýkardýðý zaman tek Rus ekonomisinin deðil ama dünya ekonomisinin Kesim-I ile Kesim-II arasýndaki iliþkileri de bozdu. Emperyalistler, Rusya’nýn sistemden çýkýþýný baþka sömürgeler ile doldurma olanaðýna sahipken, Rusya çok zayýf olan Kesim-I’ini baþka bir þeyle doldurma olanaðýna sahip deðildi. Ekim devrimiyle birlikte Rus ekonomisinin oranlarý bozularak, IIs, I(d+a)‘dan daha büyük bir duruma yani bir tür Kesim-II’nin,Kesim-I karþýsýnda aþýrý-üretimi söz konusu oldu. Çünkü devrime kadar Rus ekonomisinin Kesim-II’sinin gereksinmeleri,emperyalist ülkelerdeki Kesim-I’den ithal edilen sermaye ve bu sermayeye dayanan Rus iþbirlikçi büyük burjuvazisinin sermaye birikimi aracýlýðýyla karþýlanýyordu. Böylece devrim,Rusya’yý emperyalist sistemden kopardýðý zaman ve bu kopma emperyalist ülkelerdeki bir sosyalist devrim ile tamamlanmadýðý zaman, Rus ekonomisi, Kesim-II’nin Kesim-I karþýsýnda bir aþýrý-üretim krizine girdi.Bu aþýrý-üretim krizi ise adým adým zor alýmlara ve bu temelde de köylülerin direniþe geçmesine neden olarak Savaþ Komünizmine yolaçtý.

Bolþeviklerin köylülük sorunu karþýsýndaki yetersizliklerinin kökeni emperyalist sistem karþýsýndaki yanlýþ konumlanmalarýnýn ve kendilerini emperyalist dünya ekonomisinden tamamen tecrit etmelerinin bir sonucudur.

e-Marksist Devlet ve Proletarya Diktatörlüðü Teorisinde Yetersizlik

Proletarya diktatörlüðü sorunu, Marksist teorinin en önemli sorunlarýndan birisi olup, burjuva devlet karþýsýnda proleter devrimin temel sorununu oluþturur. Onun için bu sorunda yapýlacak hata ya da bu noktadaki eksiklikler, devrimin bütün özel sorunlarýna yansýyacak ve böylece devrimin görevlerini olumsuz yönden etkileyecektir.

Marx, Engels ve Lenin, proletarya diktatörlüðü kavramýný nasýl ele almýþlardýr?

Marx, proletarya diktatörlüðünü, genel olarak kapitalizmden komünizme geçiþ dönemi olarak ele alýr, ki bu Marksistler arasýnda genel olarak sosyalizm denen toplumsal biçimdir:

“... kapitalist toplum ile komünist toplum arasýnda , kapitalist toplumdan komünist topluma devrimci dönüþüm dönemi yer alýr. Bu döneme, devletin proletaryanýn devrimci diktatorasýndan baþka bir þey olamayacaðý bir siyasal geçiþ dönemi karþýlýk düþer...” (3)

Proletarya diktatörlüðü, iki toplumun, yani gelecek (komünist) toplum ile geçmiþ (kapitalist) toplumun geçici birlikteliðini oluþturan ama bunu da komünist niteliði içerisinde birleþtiren bir geçiþ toplumudur. Ve Marksistler buna sosyalizm de demektedirler. Onun için Marksistler, sosyalizmde devletin büyük oranda söneceðini belirtirler. Çünkü egemen hale gelmiþ komünist emek ile ikincil plana itilmiþ burjuva emek biçimi üzerinde yükselen üstyapý yarý yarýya sönmüþ (ya da büyük oranda) ve bundan dolayý sadece devlet kalýntýlarý içerir. Bundan dolayý Marksistler bu diktatörlüðe tamamen devlet demezler.  Ve hatta bundan kaçýnmaya çalýþýrlar.

“Komün, artýk gerçek anlamda bir devlet deðildir.” diye yazmýþtýr Engels. (4)

     Lenin, Engels’in Alman Ýþçi Partisi Baþkaný’na mektubunu ise þöyle deðerlendirir:

“... þu son tümcede ‘biz’ diyerek Engels, hiç kuþku yok ki, hem kendi adýna hem de Marx adýna, Alman Ýþçi Partisi baþkanýna, devlet sözcüðünü programdan çýkarma ve onun yerine ‘ortaklýk’ sözcüðünü koyma önerisinde bulunur. ” (5)

Yine Lenin eserlerinin birçok yerinde, proleter devlet (aslýnda proleter devlet kavramý yanlýþtýr) de denen proletarya diktatörlüðünü tek devlete indirgememiþtir. Þöyle yazar:

“Engels’e göre burjuva devlet ‘sönmez’; devrim sýrasýnda proletarya tarafýndan ‘ortadan kaldýrýlýr’. Bu devrimden sonra sönen þey, proleter devlet, baþka bir deyiþle,  bir yarý-devlettir.”  (abç)(6)

Demek ki Lenin’de de Proletarya diktatörlüðü eþittir devlet deðildir. Sadece proletarya diktatörlüðü içerisindeki devlet kalýntýlarýndan bahsetmektedir. Genel olarak proleter devlet dediði zaman dahi onu tamamen devlete indirgememektedir.  Çünkü teoride öngörülen ilkeler, yani sosyalizmin komünizmin az geliþmiþ biçimi olmasý, bu dönemde yer alacak bir devrimci diktatörlüðü tamamen devlete indirgememeyi gerektiriyordu. Yani bu diktatörlük üretim tarzý ile iliþkilendiriliyordu.

Marx'ta  proletarya diktatörlüðü sosyalizmin ta kendisidir. Bu çok açýktýr ve Marksistler arasýnda genel kabul görmüþ bir durumdur. Yukarýdaki alýntýda Marx,  komünist toplum ile kapitalist toplum arasýndaki döneme proletaryanýn devrimci diktatörlüðü dönemi demektedir. Ýkisinin arasýnda kalan döneme de sosyalizm (komünizmin tam egemen olmamýþ biçimi) dendiðini biliyoruz. Ve Marx bu sosyalizm dönemini ise çok açýk bir þekilde þöyle belirtir:

“... Ama bu kusurlar, uzun ve sancýlý bir doðum döneminden sonra, kapitalist toplumdan henüz çýkmýþ (abç) bulunduðu biçimiyle, komünist toplumun birinci evresinde (dikkat edilsin Marx, komünist toplum demektedir—K. E) kaçýnýlmaz þeylerdir.  Hukuk, ekonomik durum ve ona karþýlýk düþen uygarlýk derecesinden hiçbir zaman daha yüksek olamaz.”  (7)

Lenin, Marx’ýn bu pasajýný þöyle yorumlar ve çok açýk bir þekilde, proletarya diktatörlüðü döneminin sosyalizm olduðunu belirtir:

“Demek ki, komünist toplumun (genellikle sosyalizm adý verilen) birinci evresinde,  ’burjuva hukuku’ tamamen deðil, ancak kýsmen, ancak ekonomik devrimin yapýlmýþ bulunduðu ölçüde (abç) (Lenin burada çok açýk bir þekilde üstyapýdaki kategorilerin sönmesini komünist üretimin geliþimine baðlamýþtýr—K. E), yani ancak üretim araçlarýyla ilgili olarak yürürlükten kaldýrýlmýþtýr.” (8)

Yine Lenin baþka bir makalesinde, proletarya diktatörlüðü döneminin sosyalizm olduðunu þöyle belirtir:

“Teorik açýdan, hiç kuþku yoktur ki, kapitalizm ile komünizm arasýnda, her iki toplumsal ekonomik biçiminin (abç) özelliklerini ve niteliklerini birleþtirmesi gereken belli bir geçiþ dönemi uzanýr. Bu geçiþ dönemi, ölen kapitalizm ile doðan komünizm arasýnda---ya da baþka bir deyiþle, yenilmiþ ama ama yok edilmemiþ olan kapitalizm ile doðmuþ ama henüz çok zayýf olan komünizm arasýnda---bir savaþ dönemi olmalýdýr.” (Lenin, Ýþçi Sýnýfý ve Köylülük, s. 257, sol yayýnlarý)  

Lenin komünizm sorununu Marx ve Engels gibi  koyar ve gelecek ile ilgili olarak kendisinin elini kolunu baðlamaz:

“... ’herkesten yeteneðine göre herkese gereksinimlerine göre’ ilkesinin gerçekleþmesine geçmek için, insanlýðýn karþýsýna tamamlanmasý gereken yeni bir ilerleme sorununun dikildiði görülecektir. Ýnsanlýk bu yüce ereðe doðru hangi evrelerden,  hangi pratik önlemlerden geçerek gidecektir,  bilmiyoruz,  bilemeyiz de. Ama önemli olan, sosyalizmin  ölü, donmuþ, deðiþmez bir þey olduðu yolundaki yaygýn burjuva düþüncesinin içinde sakladýðý büyük yalaný görmektir.” (9)

Yine Marx,  Gotha Programý’nýn Eleþtirisi’nde, bu noktanýn, yani komünist toplumda, toplumu ilgilendiren sorunlarýn ve görevlerin nasýl çözümleneceðinin bilimin görevi olduðunu belirtmiþtir:
    “Öyleyse, ortaya þu sorun çýkýyor: Komünist bir toplumda devlet nasýl bir dönüþüme uðrayacaktýr? Baþka bir deyiþle: bu toplumda, devletin güncel görevlerine benzer hangi görevler kalacak?  Bu sorunu yalnýzca bilim yanýtlayabilir; ve sorun,  halk sözcüðünü devlet sözcüðü ile bin türlü birleþtirerek, bir parmak bile ilerletilemeyecektir.” (abç) (10)

Bugün komünistlerin önündeki en büyük görevlerden birisi de, proletarya diktatörlüðü teorisini daha da geliþtirmektir. Ancak bunun için uluslararasý kapitalizmin Marksist devrimci analizinden hareket edilmeli ve bunun içerisinde geliþen üretici güçlerin tarihsel eðilimleri komünizm sýnýrýna kadar götürülmelidir.

Yukarýdaki alýntýlardan da açýkça görüldüðü gibi soyut teorik planda Lenin, Marx ve Engels ile ayný çizgidedir.Ancak bu onun bu noktada eksik ve yetersiz olmadýðý anlamýna gelmez.Rus somutunda olduðu gibi bu noktada çok ciddi hatalar da yapmýþtýr.

Bu noktada Lenin'in en önemli eksikliði,Rus somutundaki gerçekliðin soyut teoride tam olarak nereye tekabül ettiðini görememiþ ve anlayamamýþ olmasýndan kaynaklanýyordu. Rusya'daki proletarya diktatörlüðünün tarihsel gerçekliðinin doðru bir biçimde ortaya koyulabilmesi ancak emperyalizmin genel tarihsel çerçevesinin doðru bir biçimde bilince çýkarýlmasýna baðlýydý.

Ama Lenin daha o zamanlar, kapitalizmin emperyaliz
|
_ _