[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 53 (1) }
| Devrimci BültenÝÇÝNDEKÝLER

•    Entegre Strateji ve AKP’nin Çöküþü
•    AKP’den PKK’ye Büyük Komplo
•    AKP’nin PKK’yi Kuþatma ve Bastýrma Stratejisi Üzerine
•    Entegre Strateji ve Ortadoðu


"ENTEGRE STRATEJÝ" VE AKP'NÝN ÇÖKÜÞÜ



Gerek RT Erdoðan'ýn gerekse de diðer hükümet kadrolarýnýn kafa karýþtýrýcý gibi görünen açýklamalarý, rastgele yapýlan açýklamalar olmayýp, aslýnda hepsi belirli bir stratejinin ürünüdürler.

Uzun zamandan beri hükümetin çeþitli kadrolarýnýn medyada,  Kürt sorunun çözümünde bir "Entegre Strateji" üzerinde  çalýþtýklarýný belirten açýklamalarýndan sonra, çok doðal olarak aydýnlar ve çeþitli siyasal yapýlar bu Entegre Strateji'nin ne olduðunu ve hükümetin ne yapmaya çalýþtýðý noktasýnda analiz yapmaya baþlamýþlardýr. Hükümetin sorunu nasýl çözeceðini anlama,onun stratejisini anlamada geçtiði için ister istemez bütün analizlerin gelip dayandýðý nokta hükümetin stratejisinin ne olduðudur.

RT Erdoðan'ýn bir televizyon kanalýnda MÝT'i kastederek devletin ilgili kurumunun Ýmralý'da Abdullah Öcalan ile görüþtüðünü ve bu görüþmelerin de devamýnýn geleceði noktasýnda yaptýðý açýklamalardan sonra toplumun büyük bir kesiminde, Kürt sorunun demokratik çözümü noktasýnda büyük bir beklenti oluþtu.

Ancak Erdoðan'ýn bu açýklamalarýndan yaklaþýk iki hafta sonra, tam olarak 9 Ocak 2013 tarihinde üç Kürt kadýn devrimcinin (Sakine Cansýz,Fidan Doðan ve Leyla Söylemez) Paris'te alçakça katledilmesinden sonra, hükümetin ortaya koymuþ olduðu tutum hem bir komedi niteliðinde hem de suçüstü niteliðinde olmuþtur.Ama bundan da önemlisi bu katliam,Erdoðan ve AKP'nin gerek Kürt sorunun çözümü noktasýnda gerekse de yeni baþlatýlan süreçte asýl niyetlerinin ne olduðu noktasýnda da ilginç bir gösterge olmuþtur. Denebilir ki Paris suikasti ile birlikte Erdoðan ve AKP'nin yüzündeki perde tamamen kalkmýþ ve gerçek yüzleri ve niyetleri tamamen ortaya çýkmýþtýr.

Kürt sorunu Türkiye'de bütün politik sorunlarýn odaðýnda yeraldýðý ve bütün politik sistemin evrimini ve devletin tarihsel temellerini ilgilendirdiði için,bu sorunu ele alýþ biçimi ayný zamanda devletin nasýl bir politik evrim geçireceði sorunu ile de yakýndan baðlantýlýdýr.Kürt sorunun demokratik çözümü devletin tamamen demokratik dönüþümüne baðlýdýr ve ondan ayrýlmaz. Kürt sorunun çözümü bir bütün olarak devletin tamamen demokratik bir temele oturtulmasý ile elele gitmediði taktirde hiçbir baþarý þansý yoktur.Kaldý ki olaylarýn da ortaya çýkardýðý gibi AKP'nin böyle bir derdi de yoktur.

Son dönemde AKP politikalarýnda açýkça görüldüðü gibi,AKP açýsýndan ne devletin tamamen demokratikleþtirilmesi ne de buna baðlý olarak  Kürt sorununun barýþcýl bir þekilde çözümü sözkonusu deðildir.AKP Kürt sorununu barýþcýl bir þekilde çözme söyleminin altýna son yirmi yýlýn "topyekün savaþ konsepti"ni yerleþtirmiþtir. Entegre Strateji olarak adlandýrýlan ve Kürt sorununun "çözümü" için hazýrlanan strateji aslýnda topyekün bir savaþ stratejisi ve tamamen aldatmaya,savaþ hilesine,psikolojik operasyonlara dayalý bir "PKK'yi imha ve tasfiye" stratejisidir. Üstelik AKP böyle bir stratejiyi giderek kendi hükümetinin karþý karþýya kalmýþ olduðu bir uluslararasý tecrit koþullarýnda ve tek Türkiye'nin ekonomik ,politik ve askeri potansiyeline dayanarak gerçekleþtirmek istemektedir.Bundan dolayý bu strateji,önümüzdeki süreçte Türkiye'nin politik evrimi üzerinde ciddi etkilere sahip olacaktýr.

Bugüne kadar Türkiye'de hiçbir hükümetin baþaramadýðý ve büyük bir politik ve askeri bedel isteyen bu politikayý,üstelik de çok kýsa bir zaman dilimi içerisinde AKP hükümetinin gerçekleþtirmek istemesi tamamen politik bir maceradan baþka bir þey deðildir.Baskýcý ve yüzüne liberal bir maske geçirmiþ olan faþist bir rejimin ve onun megaloman liderinin bütün toplumsal ve tarihsel gerçeklikten bu derece kopmasý sadece uçurumun eþiðine gelmiþ ve toplumsal temelleri kayýp gitmekte olan bir politik hareketin refleksi olabilir.

Entegre Strateji bir çok taktik ayaðý olan ve PKK'yi önce kuþatma ve daha sonra da askeri ve politik olarak bastýrma amacý güden,psikolojik harpýn, aldatmanýn,sürprizin ve askeri yöntemlerin birlikteliðinden oluþan bir topyekün savaþ konseptidir.Bu stratejinin taktik ayaklarý,ABD-AB blokunun "PKK ile görüþmeler görünümü altýnda aldatýlmasý"; KDP'nin "baðýmsýz devlete yeþil ýþýk yakýlacaðý" yalaný ile ayartýlmasý ve kandýrýlmasý; Rojava'da (Güney Batý Kürdistan) El Kaideci Nusra Cephesi ve Þam Grubu'nun (ABD-AB bloku bunlarý terörist ilan ettiler) PYD ve YPG üzerine saldýrtýlmasý; Ýran'a uluslararasý ambargolarý sulandýrma ve delme sözü verilerek PJAK ile olan ateþkesini bozmasý; PKK'ye görüþmeler görünümü altýnda yaklaþýlarak sürpriz saldýrýlar ile sendeletilerek ve sýký askeri operasyonlar ile birleþtirilerek ve de PKK Baþkaný Abdullah Öcalan ile PKK Baþkanlýk Konseyi arasýnda BDP'yi yerleþtirerek bölünme yaratma vs. üzerine oturtulan bir stratejidir bu.Bu kýsa analizden de görüldüðü gibi,PKK'nin etrafýndaki bütün güçler (Ýran,KDP-YNK, Nusra Cephesi ve Þam Grubu ve Türkiye) ayný anda PKK'nin "omurgasýna" koordineli bir þekilde vurmaya göre ayarlanmýþlar ve diplomasi bu noktada bu güç biriktirmenin en önemli aracý olarak kullanýlmýþtýr.PKK böylece dört cephe arasýna sýkýþtýrýlmaya çalýþýlmaktadýr.

1992 yýlýndaki PKK'ye karþý topyekün savaþ konsepti,PKK'ye üç askeri cephe açmýþtý:KDP,YNK ve Türkiye.Bugün  PKK'ye karþý açýlan cephe ve devlet sayýsý daha fazla olmasýna raðmen,PKK 1992 yýlýna göre stratejik açýdan Türkiye'den daha avantajlý durumdadýr.1992 Güney Savaþý'nda stratejik üstünlük bir noktaya kadar Türkiye'deydi ve Türkiye buna raðmen bu savaþý kazanamamýþ ve bu savaþ pat olarak ( yani kazananý olmayan) bitmiþtir.

Türkiye'nin PKK'ye karþý kurmuþ olduðu koalisyonun kendisi baþlý baþýna sorunludur ve onun Transatlantik ittifaký ile iliþkilerini çýkmaza sürükleyecek bir yapýdadýr.Ýran'a olan ambargoyu delmesi "Batý" ile arasýna ciddi bir düðüm atýlmasý anlamýna gelir ve sürdürülemezdir.Güney Kürdistan ile fazla yaklaþmasýna Irak'ý istikrarsýz hale getirdiði ve getireceði için ABD açýkça karþý çýkmýþtýr ve bu noktada fazla ileri gitmesi bir baþka düðümün atýlmasý anlamýna gelecektir. El Kaideci Nusra Cephesi ve Þam Grubu da zaten terör listesindedir ve meclisten "terörün finansmanýnýn kesilmesi" yasasýnýn istenmeye istenmeye çýkartýlmasý (ki ABD'nin bastýrmasýdýr) da nasýl bir baþka düðümün atýlmakta olduðu anlamýna gelmektedir.AKP bu Entegre Strateji ile üç cephede ABD-AB-Ýsrail blokunun ayaðýna vurmaktadýr ve bu stratejide ilerlediði taktirde müttefikleri ile ters düþerek uluslararasý tecritinin daha da geliþeceði anlamýna gelir.

AKP'nin görünen durumu ile onun tarihsel durumu birbirine tezatlýk teþkil etmektedir.Bu partinin iç politikada yüksek derecede oy almasý  ve tek parti hükümetine sahip olmasý,onun saðlam bir tarihsel temele sahip olduðu anlamýna gelmemektedir.AKP iç politikadaki bütün gücünü ABD ve AB blokunu aldatma ve emperyalist kamplar arasýnda manevra yapma politikasý temelinde elde etmiþtir.Baðýmlý bir þekilde iktidara ilerlemeyi daha sonra baðýmsýz bir politikaya çevirme anlayýþý ve kurnazlýðýný tek hayata geçirmek isteyen ve deneyen parti o deðildir.Bunun örneði dünyanýn baþka yerlerinde de görülmüþtür ve sonu hep hüsranla bitmiþtir.Emperyalist sistem içerisinde böyle bir politik manevra  yapmak mümkün  deðildir.

Bundan neredeyse on yýl önce "AKP Fenomeni"ni anlamak için yazdýðýmýz yazýlarýn birinde onun tarihsel ve toplumsal yeri hakkýnda þöye yazmýþtýk:

    "Partinin saðlam bir sosyal temelinin olmamasý ve nesnel-tarihsel olarak kendi içerisinde bölünmüþ olan katmanlarýn bütünü üzerine oturmuþ olmasý,onu, uluslararasý ve ulusal politikanýn gerilim ortamlarý karþýsýnda zayýf kýlmaktadýr.Onun görünürdeki nicel güçlülüðü ile nitel (tarihsel) güçsüzlüðü arasýnda aslýnda muazzam bir açý sözkonusudur.
        AKP’nin ortaya çýkýþýna neden olan iç ve dýþ etkenlerin ya da dinamiklerin zayýflamasý veya deðiþmesi ile AKP içerisindeki çeliþkilerin de bir ayrýþma biçiminde olgunlaþmasý kaçýnýlmazdýr.
        Ýþin ilginç tarafý bu haliyle AKP,ne AB’nin ne de ABD’nin iþine yaramamaktadýr.Her iki taraf da kendi paylaþýmcý politikalarý açýsýndan bunu ummaktadýrlar.Yani AKP aracýlýðýyla Türkiye’yi tam olarak kendilerine baðlamak istemektedirler.Ancak bu durum yani AKP’nin kendi iþlerine yaramayan durumu kýsa bir zaman sonra ortaya çýkacaktýr.
    Bu partinin esneme derecesi bu kadardýr.Kendi içerisindeki ideolojik-politik bölünmüþlüðü,onun daha fazla esnemesini imkansýz kýlmaktadýr.Çünkü üzerinde yükseldiði tabanýn kendisi,çok büyük gerilim ortamlarýnda uzlaþmaz türdendir. Özellikle de emperyalistler arasý paylaþým savaþýmýnýn kýzýþtýðý durumlarda...Parti politik konjonktüre göre saða ve sola eðilim gösterdiði çeþitli sorunlarda yani yalpaladýðý ve kararsýzlýk geçirdiði durumlarda (Örneðin Kýbrýs sorununda partinin milliyetçi tabaný huzursuz olmuþtur.RT Erdoðan,Kýbrýs sorunundaki politik tutumlarýnýn seçimlerde 5-6 puanlarýnýn MHP’ye gitmesine neden olduðunu belirtmiþtir.Ayrýca AB mevzuatý çerçevesinde Kürt sorununda yapýlacak bazý reformlar ÝTB içerisindeki çeliþkileri daha da keskinleþtirecektir.) tabanýn zýt eðilimleri birbirine köstek olmaya baþlayacaktýr.
        Unutulmamasý gereken çok önemli bir nokta da,AKP politikasýnýn görüþ ufkunun,burjuva medyada koparýlan yaygaranýn aksine aslýnda dar olmasýdýr. Zaten böyle çeliþkili bir yapýya sahip olan bir politik yapýnýn tersini sergilemesi tuhaf olur.AKP,bütün politik yatýrýmýný AB’den müzakare tarihi alma ve tam üyelik beklentisi temelinde yapmýþtýr.Yani bütün politik geleceðini tam olarak emin olmadýðý bir sürece yatýrmýþtýr.Çeþitli siyasi partilerin, ordunun, bürokrasinin vs. daha fazla AKP’nin üzerine gitmemesi ve tavýrlarý da bu beklenti temelinde þekillenmektedir.Ayrýca elde edilen oylarýn çoðunluðu da,AB üyeliði beklentisi temelinde ve AKP’nin bu politikanýn öncülüðünü yapmasý sonucunda ortaya çýkmýþtýr.Ancak bu politikanýn iflasý yani AB’nin kýsa bir dönemde (ki bunu açýk açýk Avrupalý diplomatlar söylemektedirler) Türkiye’yi geniþleme sürecine dahil etmemesi,AKP politikasýnýn temelini dinamitlemeye yetecektir.Þu an ki nesnel gerçeklik,Türkiye’nin en az,15-20 yýl boyunca birliðin üyesi olamayacaðýný göstermektedir.Ama asýl sorun emperyalistler arasý paylaþým savaþýmýnýn kýzýþtýðý bir zamanda olaylarýn nasýl bir biçim alacaðýdýr.Bu kadar uzun bir dönem,hiçbir iç karýþýklýk olmadan beklenebilir mi?Bu imkansýz gibi bir þeydir.Bunun için son elli yýllýk tarih oldukça öðreticidir.
        Sonuç olarak,yerel seçimlerde belediyelerin yüzde yetmiþine yakýnýný kazanan AKP’nin tarihsel temeli çürüktür.AKP fenomeni,yukarýda da kýsaca açýklamaya çalýþtýðýmýz gibi,çok özel koþullarýn ürünü olarak ortaya çýkmýþtýr.Bu özel koþullarýn temel yönü de,dünya politikasýnda her geçen gün biriken patlayýcý maddelerin neden olacaðý olaylarýn yönü ile de tezatlýk oluþturmaktadýr." (Baþyazý,Yerel Seçimler ve AKP Fenomeni,Devrimci Bülten,sayý 36,Haziran 2004,www.komunistdunya.org)

Bugün AKP'nin yaþadýðý tarihsel çýkmaz,onun toplumsal bileþenleri ile emperyalist paylaþým mücadelesi ile gerilen uluslararasý konjonktürün artýk giderek uyuþmamasýndan kaynaklanmaktadr.Uluslararasý konjonktür giderek AKP'nin daha net bir tutum almasýný dayatýrken,o toplumsal bileþenlerinden dolayý bunu yapamamaktadýr çünkü aksi taktirde büyük oy kaybýna uðrayarak hükümetten düþmesi mümkündür.Bu da doðal olarak onun iþine gelmemektedir ve eski retoriðe sarýlmaktadýr.Ancak bugünün konjonktürü 2003-2009 arasýndan farklýdýr ve AKP'nin ABD-AB bloku karþýsýnda fazla manevra yapma olanaðý da pek kalmamýþtýr.

AKP hükümeti iki defa ABD hükümetini kandýrmýþtýr.ABD-AB blokunun reform yapma baskýlarýný her seferinde "ordu ve bürokratik vesayet"i bahane ederek savsaklamýþtýr.2003 yýlýnda G.W.Bush hükümeti,Erdoðan ve AKP'ye büyük umutlar baðlamýþtý ama 1 Mart 2003 tezkeresinde hayal kýrýklýðý yaþadýktan sonra, ABD son bir defa AB'ye baský yaparak Türkiye'yi reformlar yönünde cesaretlendirmek için 2004 Aralýk ayýnda AB'nin Türkiye'ye müzakere tarihi vermesini saðlamýþtýr.Ancak AKP hükümeti yine "ipe un sermeye devam edince",bu sefer ABD, Erdoðan'ý ve AKP'yi gözden çýkarmýþ ve 2006-2007 yýllarýnda Genelkurmay ve milliyetçi-ulusalcý cepheye yanaþarak Erdoðan ve AKP'nin düþürülmesine yeþil ýþýk yakarak bu sonunculara dolaylý destek vermiþtir.Bu dönemde yazdýðýmýz bir çok makalede bu durumu iþledik ve ABD'deki "Neo-cons"lar,Ýsrail'deki siyonist-milliyetçiler ile Türkiye'deki ordu ve milliyetçilerin AKP karþýsýnda bir tür ittifakýnýn oluþtuðunu belirttik.

Ancak AKP hükümeti 27 Nisan 2007 Ordu muhtarýsýna açýktan tavýr alarak ve erken seçim taktiði ile oylarýný yükselterek tekrar hükümet olunca bu süreci kýsmen atlatmýþ,ABD'deki seçimlerin yaklaþmasý da Neo-cons'larýn AKP hükümetini devirme siyasetini frenlemiþtir.Barack Obama ve Demokrat Parti'nin 2008 Kasým'ýnda seçimleri kazanmasý AKP'yi devirme siyasetinin tamamen rafa kaldrýlmasýna neden olmuþtur.Ýþte bu dönemde B.Obama ve Demokrat Parti AKP'ye bir baþka kredi açmýþlar ve onun reformlar yaparak AB doðrultsunda ilerlemesini cesaretlendirmiþlerdir.Ancak bu sefer de AKP ordunun ve bürokrasinin vesayetçi tutumunu ileri sürerek bu yapýlar tasfiye olmadan reformlarýn yapýlamayacaðýný ileri sürmüþtür.B.Obama'nýn AKP'ye açtýðý bu krediye ve beklentiye karþýlýk þöyle yazmýþtýk:

"Bugün bir çok çevrenin iddia ettiði gibi, R. T. Erdoðan hükümeti ile B. Obama hükümetinin bir çok noktada ortak bir anlayýþa sahip olduklarýný ileri sürmek mümkün deðildir. G. W. Bush hükümetinin AKP’den yaþadýðý hayal kýrýklýðýnýn bir benzerini B. Obama hükümeti de yaþayabilir ve baþka alternatiflere yönelebilir. Bunu hiçbir þekilde akýldan çýkarmamak gerekir." (K.Erdem, AKP Hükümeti Baþarabilecek mi?, Devrimci Bülten sayý 49,Mart 2010,www.komunistdunya.org)

Ýþte B.Obama hükümetinin desteði ile AKP "Ergenekon Operasyonlarý"ný ve Kürt sorununda da göstermelik ve hem iç hem de dýþ kamuoyunda bazý kesimleri tatmin etmek ve de PKK-BDP blokunu bölmek için "Milli Birlik ve Kardeþlik Projesi"ni devreye soktu.ABD-AB blokunun desteði ile ordu ve bürokrasi içerisindeki cuntacýlarý altýna alan AKP,bütün beklentilerin aksine reformlara yöneleceði bir sýrada Entegre Strateji gibi tamamen saldýrgan, milliyetçi ve faþist bir politikayý devreye sokarak tarihsel ve toplumsal olarak devleti baþka bir mecraya sokmuþtur.Bu ayný zamanda bütün reform politikalarý ile radikal bir kopuþ ve ayný zamanda ABD-AB bloku ile de mesafeli olma politikasýdýr ve de Ergenekoncu-milliyetçi  bir niteliðe sahiptir. Entegre Strateji,AKP'nin Ergenekoncu cuntacýlar ile de uzlaþtýðý anlamýna gelmektedir ki son dönemlerde tutuklu askerler noktasýnda Erdoðan'ýn "hassasiyeti"ni belirtmesi ve Balyoz davasýnda onsekiz yýl ceza alan Ergin Saygun'u ziyaret etmesi (kendisine darbe yapmasý neredeyse kesinleþmiþ olmasýna raðmen!) bu noktada AKP'nin nasýl bir faþist çizgiye tamamen yuvarlanmýþ olduðunun da göstergesidir.

Erdoðan ve AKP'nin son dönemlerde Ergenekon'culara yanaþmasýnýn nedenini de bu Entegre Strateji çerçevesinde ele almak gerekir.Erdoðan ve AKP,ABD-AB bloku ile hareket ederek cuntacýlarý bastýrdý ve þimdi de birincileri dengelemek için Ergenekoncu cuntacýlara yanaþmaktadýr.Ama þimdi hegemonya AKP'dedir ve Ergenekon'cular iç ve dýþ konjonktürden dolayý bu hegemonyayý kabul etmiþlerdir.Entegre Strateji doðasý itibariyle Ergenekoncu ruha ve çizgiye uygun düþen bir yapýya sahiptir ve bu sürecin sonunda onlarýn dirilmesi kaçýnýlmazdýr ve de Erdoðan  ve AKP oyuna gelmiþtir.

Entegre stratejinin mantýðý aracýlýðý ile Oslo görüþmelerinin mahiyetini de anlayabiliriz.Oslo görüþmelerinin olduðu zaman AKP'nin Ýran ve Suriye ile birlikte PKK'ye karþý ortak operasyon arayýþýný da beraber düþündüðümüz zaman,bu görüþmelerin de zamanýnda PKK'yi oyalamak,hareketsiz tutmak ve görüþmeler aracýlýðý ile PKK'ye maksimum derecede yakaþarak lider kadrolarýn hareketini izlemek olduðu (ayný dönemlerde Türkiye Avrupa'ya suikast timi de çýkarmýþtýr),þayet Suriye'de içsavaþ patlak vermeseydi bu stratejinin daha önce uygulanacaðý þimdi bütün çýplaklýðý ile ortaya çýkmýþtýr.Oslo görüþmelerini de bilerek hükümet baltalamýþtýr ve zaten amacý PKK ile masaya oturmak deðildi sadece oturuyor gibi yaparak onu kuþatmaydý.Ama bölge ve dünya konjonktürünün farklý bir yöne evrilmesi bu planý sekteye uðratýnca hükümet uygun bir aný beklemek üzere geri çekildi ve bunun sorumluluðunu da PKK'nin üzerine yýkmaya  çalýþtý.

AKP'nin bu politikasý hem iç hem de dýþ politikada önemli engellere çarparak baþarýsýzlýða uðramaya ve de halkta büyük bir hayal kýrýklýðý yaratmaya mahkumdur.Ýç politikada büyük baský ve devlet terörü, düþük yoðunluklu bir savaþ ile elele giderek devletin daha baskýcý ve otoriter bir yapýya evrilmesine de zemin yaratarak devletin demokratik dönüþümünün tamamen kesilmesine neden olarak,bir askeri ya da sivil faþist darbe tehlikesinin de kuvveden fiile çýkmasý riskini ciddi bir þekilde içinde barýndýrmaktadýr.

Bu politika ayný zamanda ABD'nin AKP hükümetinden tamamen ümidini keserek onu,2006-2007 yýlýndaki eski politikaya dönüþüne yani AKP'yi bir milliyetçi darbe ile indirme politikasýna doðru itebilir.Ýsrail'in Ýran'a saldýrý politikasýnýn ABD üzerindeki baskýsý böyle bir seçimi ABD hükümetine (istemese de) dayatabilir.Her halükarde nasýl geliþirse geliþsin bu politika AKP'nin çöküþüne yolaçacaktýr ve onun açýsýndan bu çöküþün baþlangýcýdýr.

Devletin daha baskýcý ve koyu bir milliyetçi faþist çizgiye kaymakla sonuçlanacak bu politika karþýsýnda komünist hareketin görevleri ne olmalýdýr?

Bu yakýcý bir sorun olarak önümüze çýkmaktadýr ve bu sorun karþýsýda doðru bir teorik,politik ve örgütsel çizginin geliþtirilmesi zorunlu hale gelmiþtir. Entegre Stateji'nin hükümet tarafýndan devreye sokulmasýndan ve bu temelde Paris suikasinin gerçekleþtirilmesinden sonra devrimci hareketin daha sorunun çerçevesini ve doðasýný anlamamýþ olmasý,bu sürece ne kadar hazýrlýksýz yakalandýðýnýn bir göstergesidir.

Devrimci hareketin bütün çalýþmasýnýn odaðýna legal alanlarda çalýþmayý koymuþ olmasý ve bu temelde tasfiyeci bir politika ve örgüt anlayýþýna sahip olmasý önümüzdeki süreçte en önemli handikap olacaktýr.Bu oportünist ve tasfiyeci anlayýþýn teþhiri ve ona karþý mücadele temel bir görev olarak önümüze çýkmaktadýr.

Komünist hareketin bir adým geri atarak legal alanlardan tamamen çýkmasý ve profesyonel devrimciler örgütü temelinde gizli ve illegal bir örgüt yapýsýný inþaa etmeye çalýþmasý atýk ertelenemez bir görev olarak önümüzde durmaktadýr.

Profesyonel devrimciler örgütünün inþaasýnýn da zaman içerisinde partinin inþaasý ile elele giden ve þehir gerillasý stratejisine dayanan devrimci bir içsavaþ perspektifi temelinde ele alýnmasý zorunludur. Devletin geçirmekte olduðu faþist evrimin devrimci harekete dayattýðý temel görevler bunlardýr ve sorun ertelenemez bir yapýya sahiptir.

DEVRÝMCÝ BÜLTEN



|
_ _