[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 54 (4) }
| Devrimci Bülten

PKK'NÝN ATEÞKESÝNÝN POLÝTÝK VE TARÝHSEL ÇERÇEVESÝ ÜZERÝNE

K.Erdem


I-Giriþ



Ýmralý'da tutuklu bulunan PKK Genel Baþkaný Abdullah Öcalan'ýn Diyarbakýr'daki Newroz kutlamasýna gönderdiði mesaj ile PKK'ye ateþkes ilan etmesi yönünde çaðrýda bulunmasýndan sonra, PKK bu çaðrýya uyarak Türkiye Cumhuriyeti devleti karþýsýnda resmen ateþkes ilan etti.

Tarihi bir öneme sahip olan bu politik durumun doðru bir þekilde analiz edilmesi ve bu durumdan doðru politik sonuçlar çýkarýlmasý Türkiye komünist ve devrimci hareketi açýsýndan hayati bir öneme sahiptir.

Ama ateþkesten sonra Türkiye devrimci hareketi içerisinde bir çok politik çevre ve örgütün bu ateþkes karþýsýnda almýþ olduðu politik tutum tek kafalarýn ne kadar karýþýk olduðunu göstermekle kalmadý ayný zamanda bu örgütlerin  ne kadar amatör ve politik olarak ne kadar yetersiz olduðunu da ortaya koydu.

Ýçinden geçtiðimiz sürecin politik karakterini anlamadaki yetersizlik aslýnda uzun zamandan beri devrimci hareket içerisinde savsaklanan teorik sorunlarýn çözümünün yetersizliðinin politik ve pratik olarak su yüzüne çýkýþýndan baþka bir þey deðildir.Bu politik savrulmanýn altýnda teorik sorunlarýn ve görevlerin yeterince anlaþýlamamasý ve çözülememesi yatmaktadýr.

Bugün PKK'yi "devlet ile tamamen uzlaþtýðý" noktasýnda eleþtirenler son on yýldýr Kuzey Kürdistan'da PKK'nin silahlý mücadelesinin politik karakterini anlamamýþlardýr.PKK son on yýldýr devleti Demokratik Cumhuriyet temelinde masaya çekmek istemektedir ve onunla uzun yýllar ateþkese tekabül edecek bir taktik anlaþma aramak istemektedir.Burada bütün sorun PKK'nin Demokratik Cumhuriyet'e politik olarak ne anlam yüklediði sorunudur. PKK'nin bu politik manevrasýný anlamak ise bölge ve dünya politikasýndaki geliþmeleri doðru analiz etmeye ve deðerlendirmeye baðlýdýr.

Ýçinden geçtiðimiz süreci doðru anlayabilmek için biraz geçmiþe,bundan neredeyse yirmi yýl geriye gitmek gerekir.

II-Uluslararasý Emperyalizm,Ortadoðu ve PKK


Sovyet sosyal emperyalizminin 1990'lý yýllarýn baþlarýnda  çökmesi ile birlikte "Batý Emperyalist Ýttifaký" açýsýndan en önemli sorun,Rus sosyal  emperyalizminin býraktýðý boþluðun nasýl doldurulacaðý sorunuydu.

Bu sorun Doðu ve Orta Avrupa'dan Ortadoðu'ya ve oradan da Kafkasya ve Orta Asya'ya kadar uzanan çok geniþ bir coðrafyada bir çok sorunun birbirine baðlanmasýna ve bölgelerin birbirine baðýmlýlýðýna neden oluyordu.Bu hiç kuþkusuz emperyalist dünya ekonomisi üzerinde yükselen uluslararasý iliþkilerin kaçýnýlmaz bir sonucuydu.

Bu noktada "Batý Emperyalistlerinin" en önemli önceliði Rusya'nýn kapitalist-emperyalist bir güç olarak tekrar ayaða kalkmasýnýn ve yukarýda belirttiðimiz bölgeler üzerinde nüfuzunun geliþmesinin önlenmesiydi. Nüfuz alanlarýný kaybetmiþ bir Rusya'nýn emperyalist potansiyeli de büyük bir darbe alacaðýndan onun Batý'ya olan baðýmlýlýðýný da arttýracaktý.Onun için Rusya'nýn dört önemli bölgede (Orta ve Doðu Avrupa,Ortadoðu, Kafkasya ve Orta Asya)  nüfuzunun geriletilmesi ve tekrar restorasyonunun önlenmesi "Batý Emperyalistleri" açýsýndan öncelikli bir politika olarak belirlendi. "Batý Emperyalistleri" açýsýndan bu tehdit tanýmlanmasý ve ittifaka yeni bir politik hedefin verilmesi,bu temelde yeni politik görevlerin tanýmlanmasýnýn çerçevesini oluþturdu.

Bu noktada ilk somut adýmlar 1996 yýlýnda Bill Clinton'un ikinci defa ABD Baþkaný olmasý ile atýlmaya baþlandý.ABD, AB ile NATO arasýndaki ittifaklýk iliþkilerine dayanarak Batý-Emperyalistlerinin nüfuz alanýný Orta ve Doðu Avrupa'nýn içlerine kadar geniþletti ve bugün NATO-AB ittifakýnýn sýnýrlarý Baltýk devletlerinin sýnýrlarýna kadar uzanmýþtýr. Bu cephede en önemli sorun Ukrayna sorunudur ve Rusya Batý-Emperyalistlerini Ukrayna'da ne pahasýna olursa olsun durdurmak istemektedir. Ukrayna'yý tamamen kaybeden bir Rusya bu cephede tamamen kuþatýlarak direk tehdit altýna girmiþ olacaktýr.

Ortadoðu'da Batý-Emperyalistlerinin aðýrlýklarýný arttýrmaya baþlamalarý birinci Körfez Savaþý ile baþladý. Birinci Körfez Savaþý'ndan sonra Irak'ta rejimin içten çöküþü için gerekli unsurlarýn oluþturulmasý politikasýna hýz verildi ama özellikle de 1996 yýlýndan sonra bu çabalar giderek daha da çoðaldý.1997 yýlýnda KDP-YNK önce Ankara'da sonra Londra'da ve en sonu da Washington'da bir araya getirilerek barýþtýrýldý.Bu ikisi arasýnda bir barýþma olmaksýzýn PKK'nin tecrit edilmesi imkansýzdý.Bu ayný zamanda PKK'nin kuþatýlmasý hareketiydi.PKK'nin kuþatýlmasý eþanlý olarak Türkiye'nin AB'ye doðru itilmesi ve cesaretlendirilmesiyle de destekleniyordu. Yine 1997 yýlýnda AB'nin Aralýk ayýndaki Luxemborg  Zirvesi'nde Türkiye'ye AB'ye üyelik doðrultusunda "aday aday üye" statüsü verildi.Ýki yýl sonra Abdullah Öcalan'ýn yakalanmasýndan (9 Þubat 1999) sonra ve PKK'nin ayný yýl 2004 yýlýna kadar sürecek olan ateþkesinden sonra 1999 yýlýnýn Aralýk Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'ye bu sefer aday üye statüsü verildi.

1990'lý yýllarýn ikinci yarýsýnda Bakü-Ceyhan boru hattýnýn yapýmý onaylandý ve bu projeye baþlandý.Türkiye Kafkasya ve Orta Asya'ya Batý-Emperyalistleri'nin bir "atlama tahtasý" olarak düþünüldüðü için yine bu dönemde özellikle ABD'nin bastýrmasý ile Ermenistan ile iliþkilerin geliþtirilmesi politikasýna hýz verildi. Türkiye ile Ermenistan arasýndaki iliþkilerin normalleþmesini öngören protokollerin imzalanmasý Kasým 1999 tarihinde Ýstanbul'da düzenlenen AGÝT Zirvesi'nde öngörülmüþtü.Ancak bu zirveye kýsa bir süre kala Rusya destekli Ermenistan parlamento baskýný ve bir çok milletvekilin öldürülmesi bu sürecin geliþmesini önledi.

Ýþte 1990'lý yýllarýn ikinci yarýsýnda baþlayan PKK'nin tecriti ve kuþatýlmasý bu uluslararasý politikanýn bir sonucuydu.1998 yýlýnda baþlayan ve 1999 yýlýnda tamamlanan Abdullah Öcalan'ýn yakalanma süreci ile hedeflenen durum,bir ateþkes ortamýnýn saðlanmasý ve bu temelde Türkiye'nýn kendisini AB'ye sýkýca baðlayacak reformlarý gerçekleþtirmek için uygun bir politik ortamýn saðlanmasýydý. Türkiye burjuva-demokratik reformlarý yaptýkça PKK'yi daha da sýkýþtýrmýþ olacaktý ve onun askeri yapýsýnýn tasfiye edilerek legal alana sýkýþtýrýlmasý hedeflenmiþti.

III-Dünya ,Bölge ve Ülke Siyasetinde Deðiþiklikler ve PKK'de Paradigma Deðiþikliði


1999 yýlýnda PKK Genel Baþkaný Abdullah Öcalan'a karþý gerçekleþtirilen komplonun uluslararasý yapýsý ayný zamanda PKK'ye karþý oluþturulan uluslararasý cephenin çapýný ve geniþliðini de göstermektedir.Bu dönemde PKK'ye karþý ABD'nin önderliðinde AB,Türkiye,Ýsrail,KDP ve YNK'ya kadar uzanan geniþ bir düþman cephesi oluþmuþtu.Bu cephenin politik hedefi PKK'nin politik ve askeri tasfiyesini gerçekleþtirerek onun anti-emperyalist kapasitesini yoketmekti.Bu cephe tek dýþarýdan deðil içeriden de PKK'nin tasfiyesini gerçekleþtirmek istiyordu.PKK'de 2000'li yýllarýn baþlarýnda Osman Öcalan'ýn önderliðinde geliþen tasfiyeci fraksiyon uluslararasý komplonun iç tamamlayaný olarak ortaya çýkýyordu ve bu tasfiyeci eðilim de KDP ve YNK'dan güç alýyordu.

Abdullah Öcalan'ýn uluslararasý komploya politik olarak  taktik yanýtý liberal bir program olan Demokratik Cumhuriyet oldu.Bu programýn Abdullah Öcalan açýsýndan politik anlamý zaman kazanmak ve partiye karþý geliþtirilen imha hareketini zamana yayarak gelecekte bu kuþatmadan çýkacak politik unsurlarý ele geçirmekti.

Demokratik Cumhuriyet Programý biçimsel olarak PKK'yi AB'ye  uyum reformlarý içerisine yerleþtiren ve bu reformlarýn yapýlmasý doðrultusunda Türkiye'yi cesaretlendiren bir yapýya sahipti ama içerik olarak da PKK'yi tasfiye hareketinden koruyan ve bütün düþman cephesinin ayný anda PKK'nin üzerine gelmesini engelleyen bir yapýya sahipti.

Zaman geçtikçe Demokratik Cumhuriyet'in giderek emperyalistler ile Türkiye Cumhuriyet'i arasýna yerleþtirilen bir “kama” olduðu ve bu sonuncular arasýndaki çeliþkileri derinleþtiren bir yapýya sahip olduðu ortaya çýktý.

Abdullah Öcalan Demokratik Cumhuriyet Programý ile "topla oynama" sýrasýný devlete vererek onun reform yapmasýnýn önünü açtý ancak tarihsel olaylar devletin burjuva-demokratik reformlar yapma kabiliyetinin olmadýðýný ortaya çýkardý.

Ýlk önceleri devletin reform yapmasýnýn ve AB ile tam entegrasyonunun önündeki engelin PKK olduðu sanýlýyordu ancak zaman geçtikçe devletin kendisinin en büyük engel olduðu ortaya çýktý.

Yine 1999 yýlýndan 2004 yýlýna kadar dünya ve bölge siyasetinde çok önemli deðiþiklikler meydana geldi ve bu deðiþiklikler PKK'nin hareket ve manevra alanýný geniþleterek giderek uluslararasý kuþatmadan çýkmasýna neden oldu. Bu olaylarý kýsaca belirtirsek :

1-11 Eylül 2001 tarihinde El Kaide'nin ABD'deki terör saldýrýlarý ve ABD'nin Afganistan ve Irak iþgalleri.
2-Rusya'da Putin'in Devlet Baþkanlýðýna gelmesi ve Rus emperyalizminin giderek ayaða kalkarak eski Sovyet nüfuz bölgesinde etkili olma arayýþý.
3-ABD ve AB'nin 2000'li yýllarýn baþlarýnda örtüþmeyen dünya vizyonlarý ve sürtüþmeleri ve bundan kaynaklanan Türkiye sorunu.
4- Irak iþgali sýrasýnda Türkiye'nin 1 Mart tezkeresini reddetmesi ile ABD'nin daha fazla Kürtlere yanaþmasý.
5-Türkiye'nin AB reformlarýný yapmamasý ve bu temelde ABD-AB bloku ile çeliþkiye düþmesi.
6-Rusya,Ýran ve Suriye'nin AKP hükümetini bölgede cesaretlendirmesi ve Türkiye ile Batý-Emperyalistleri'nin iliþkilerini sulandýrmasý.
7-Türkiye'nin Ýran ve Suriye'deki rejimlerin çözülüþ süreçlerine destek vermemesi hatta Arap Baharý öncesine kadar "komþular ile sýfýr sorun" (az ileride de göreceðimiz gibi aslýnda PKK'nin kuþatýlmasý politikasýndan baþka bir þey deðildi) politikasý çerçevesinde onlar ile daha da yakýnlaþmasý vs.

Bütün bu yeni geliþmeler PKK'de bir paradigma deðiþikliðine neden olarak yeni bir stratejik yapýlanmaya götürdü.

IV-PKK'nin Yeni Stratejik Yapýlanmasý ve Demokratik Cumhuriyet


PKK'nin yeni stratejik yapýlanmasý hiç kuþkusuz uluslararasý sistemin analizine ve bu analizden çýkan öngörülere dayanýyordu. Parti üç-dört yýllýk bir ideolojik bocalamadan sonra kendisine yeni bir stratejik çizgi geliþtirmeye baþladý ve bu temelde yeni taktikler geliþtirdi.

PKK'nin yeni stratejik çizgisi uluslararasý ve bölgesel çeliþkilerden yararlanma üzerine oturuyordu.Eskiden yani 1980'li ve 1990'lý yýllarda PKK,Kürdistan'ý baský altýnda tutan devletlerin kendi aralarýndaki çeliþkilerden yararlanarak kendisine baðýmsýz bir politik alan açýyordu.2000'li yýllarýn baþlarýnda giderek bu politikanýn temeli yokolmaya baþladý. Emperyalistlerin Ortadoðu'ya aðýrlýklarýný koymalarýyla birlikte,statükocu devletler belirli bir süre beraber hareket etme (2004-2011 arasý) anlayýþýna da sahip olmuþlardýr.Bu durum giderek emperyalistler ile bölge devletleri arasýnda bir çeliþkiye neden olmuþtur ama bu çeliþkiye bir de emperyalistlerin ve onlarýn bölgedeki uzantýlarý arasýndaki çeliþkiler de eklenmiþtir. Ýþte PKK kendisini emperyalistler ile bölge devletleri ve yine emperyalist kamplaþmadan kaynaklanan çeliþkilere göre konumlandýrarak vede farklý kamplar arasýnda manevra yaparak kendisine baðýmsýz politik alan açmaya çalýþan bir politika izlemektedir.

Bu durumun bir nedeni uluslararasý güç iliþkilerinin sonucuyken bir diðer nedeni de Kürdistan'ý baský altýna alan devletlerin iç politikalarýnda güçlü bir devrimci muhalefetin ve hareketin olmayýþýdýr.Bu yokluk emperyalistler ve gerici devletler arasýndaki çeliþkilerden yararlanýlmasý politikasý ile doldurulmaktadýr. Þu anki durumda bundan baþka bir çýkýþ yolu da mevcut deðildir.

Bu yeni stratejik çizgi temelinde PKK, 2003 yýlýnda biçimsel olarak dört parçaya ayrýldý. Doðu Kürdistan için PJAK kuruldu. Batý Kürdistan (yani Rojawa) için PYD kuruldu. Güney Kürdistan için Kürdistan Çözüm Partisi kuruldu.PKK de Kuzey Kürdistan'daki mücadele için varlýðýna devam etti. Böylece PKK Kürdistan'ýn farklý parçalarýný konjonktürün evrimine göre ileri ya da geriye çekerek vede bu temelde Kürdistan'ýn farklý parçalarý arasýnda manevra yaparak ayakta kalmaya ve Kürdistan'ýn baðýmsýzlýðýný geliþtirmeye çalýþmaktadýr.

Kürdistan'ýn farklý parçalarý arasýndaki bu diyalektik iliþki ve bu iliþkilerin Ortadoðu ve dünya politikasýna baðlanmýþ biçimleri kavranýlmadan içinden geçtiðiniz süreci doðru bir þekilde analiz etmek mümkün deðildir.

2003 yýlýnda Irak'ýn iþgali ayný zamanda giderek NATO ittifakýnýn bölgeyi yeniden dizayn etmesi ve Batý'ya sýkýca baðlama politikasýný da açýða çýkardý. Büyük Ortadoðu Projesi (BOP) de denilen bu politika istenildiði gibi uygulanýlamadý.Bunun nedeni Batý-Emperyalistlerinin ve onlarýn bölgesel uzantýlarýnýn stratejik önceliklerinin farklý oluþu  ve bu farklýlýklarýn  bir çok düzeyde anlaþmazlýklarýn temelini oluþturmasýdýr.

2000'li yýllara kadar PKK'nin stratejik önceliði Kuzey Kürdistan'ýn baðýmsýzlýðý ya da bu parçada elde edilecek bir tarihsel kazanýmýn Kürdistan'ýn farklý parçalarýna uzanmada bir tarihsel destek noktasý olacaðý analizine dayanýyordu.Kürdistan'ýn diðer parçalarý ona dayanýlarak özgürleþtirilecekti. Aslýnda bu analiz 1970'li ve 1980'li yýllardaki dünya güç dengeleri gözetilerek yapýlmýþtý ve Sovyet blokunun çökmesi ile emperyalist dünyanýn farklýlaþmasý bir çok düzeyde yeni sorunlarýn ortaya çýkmasýna  ve stratejik önceliklerin tekrar tanýmlanmasýna neden oldu.

2000'li yýllarýn baþlarýndan itibaren Ortadoðu'da ortaya çýkan güç dengeleri gözönüne alýndýðýnda PKK'nin Kuzey Kürdistan'ýn baðýmsýzlýðýný ya da bu yöndeki kazanýmlarý öne çýkarmasý ABD'den AB,Türkiye,KDP, YNK'ya  kadar olan çok geniþ ve güçlü bir düþman cephesi ile karþý karþýya kalmasý demektir. Böyle bir cepheyi ayný anda karþýsýna almasý ise PKK'nin altýnda kalkmayacaðý bir tarihsel yükün oluþmasýna,Kürdistan'ýn diðer parçalarýnda ortaya çýkacak olan tarihsel fýrsatlardan da istenildiði gibi yararlanamamasýna yolaçacaktýr. Onun için PKK karþýsýndaki geniþ düþman cephesini 2003 yýlýndan itibaren Realpolitiðin (güç iliþkileri ve dengesi) prensiplerine uygun bir þekilde bertaraf etmeye çalýþmýþtýr.

Bu noktada 2003 yýlýndan itibaren PJAK Doðu Kürdistan'daki Kürtlerin tarihsel haklarýný geliþtirmek ve ilerletmek için silahlý mücadeleyi yoðunlaþtýrmaya baþladý.Amaç ABD,AB ve Ýsrail'in Türkiye ile ortak cephe oluþturmasýnýn önüne geçmek ve birincilerini PKK karþýsýnda hareketsiz tutmaktý. PJAK'ýn silahlý mücadelesi Ýran rejimini içten zayýflattýðý için ABD,AB ve Ýsrail blokunun dolaylý desteðine ya da en azýndan tarafsýz kalmasýna neden oldu.Bu durum PKK'yi tasfiye etmek isteyen Türkiye'nin planlarý ile çeliþen bir durum arzetmeye baþladý ve PKK giderek uluslararasý kýskaçtan çýkmaya baþladý.

Ama PKK ya da onun Doðu Kürdistan kolu olan PJAK Ýran'a karþý da tam seferber olmaktan da kaçýnýyordu.Çünkü Türkiye ile bir ateþkes elde etmeden Ýran'a karþý tam seferber olamazdý aksi taktirde hem Türkiye'nin hem de Ýran'ýn ayný anda iki cephesi arasýnda kalýrdý ki bu PKK'nin uzun zaman kaldýramayacaðý bir savaþ olurdu.Ýþte 2004 Haziran'ýndan itibaren PKK'nin Kuzey Kürdistan'daki savaþý Türkiye'yi Demokratik Cumhuriyet temelinde masaya çekip anlaþarak uzun yýllara yayýlacak bir ateþkes elde etmeye yönelikti.

Böylece 2003-2004 yýllarýnda Abdullah Öcalan'ýn Demokrat Cumhuriyet programý, iþlev ve biçim deðiþtirmiþtir.1999 yýlýnda bu program partiyi imhadan korumaya yönelikken, 2003-2004'ten itibaren bölgesel manevranýn ve bu temelde ateþkesin aracýsý haline gelmiþtir.

Böyle bir ateþkes ile PKK  Ýran ve Suriye'de  rejimlerin yýkýlýþýna katýlarak,  buralarda Irak'taki gibi bir federatif yapýnýn ortaya çýkmasýna çalýþarak ve bu ülkelerin istikrarýnda kilit rol oynayarak bu temelde ABD,AB ve Ýsrail'in daha fazla PKK'ye baðýmlý hale gelmesini elde etmek istemektedir. Bu ayný zamanda Türkiye'nin PKK'yi tamamen kuþatma ve ezme politikasýnýn da sonu olacaktýr.Doðu ve Batý Kürdistan'da federatif yapý çerçevesinde iktidar olacak olan PKK'yi Türkiye hiçbir zaman yokedemeyeceði gibi uygun bir tarihsel anda da PKK Kuzey Kürdistan'daki mücadeleyi tekrar yükseltme pozisyonunu da elinde bulundurmuþ olacaktýr.

PKK'nin içinden geçtiðimiz süreçte Kürdistan'ýn farklý parçalarýndaki mücadeleyi federatif biçim içerisinde geliþtirme eðilimi,partinin kendisine baðýmsýzlýða giden yolda "nefes molalarý" ya da "stratejik zaman aralýklarý" oluþturmasý anlamýna gelmektedir. Bu nefes molalarý Ortadoðu'da güçlü bir devrimci hareketin olmadýðý koþullarda zorunludur ve Kürdistan devriminin bir tür reformlarý gibidirler ve bütün mesele bu reformlarý doðru bir devrimci stratejiye baðlama yeteneði ve iradesidir.

PKK'nin Ýran ve Suriye'deki rejimlerin düþüþlerine katýlmasý ve bu temelde "uluslararasý köprü baþý" tutmasý ancak tahterevallinin bir ucunu düþürmesine baðlýdýr. PKK'nin uygulamýþ olduðu strateji bir "Tahterevalli Stratejisi"dir. Tahterevallinin bir ucunun (Doðu Kürdistan ve Batý Kürdistan) kalkabilmesi için diðer ucunun (Kuzey Kürdistan) düþmesi þarttýr.Ýþte parti bu ucun düþüþünü Türkiye ile Demokratik Cumhuriyet temelinde bir ateþkes ile elde etmeye çalýþmaktadýr. Parti böyle bir ateþkes elde ettiði zaman ve Suriye ve Ýran'daki rejimlerin düþüþüne güçlü bir þekilde katýldýðý zaman,onun karþýsýnda 1999 yýlýnda örülen uluslararasý karþý-devrimci cephe tamamen çökmüþ ve daðýlmýþ olacaktýr ki bu Realpolitiðin karþýtýna dönmesi ile eþanlamlýdýr.

Bütün bu geliþmelerin emperyalist nüfuz ve paylaþým mücadelesi ile elele gideceði düþünüldüðü zaman,PKK'nin Kürdistan'ýn farklý parçalarýndaki federatif yapýlarý, Ortadoðu'daki devrimci hareketlerin geliþimini tahrik ederek ve bir noktadan sonra onlara yaslanarak Birleþik Kürdistan hedefine kilitlenerek bir üst tarihsel seviyeye çýkarmak zorunda kalacaðý ya da kendisine kaçýnýlmaz olarak böyle bir yön çizmek zorunda kalacaðý eþyanýn doðasý gereði olacaktýr.

Ýþte böylece PKK'nin tarihsel rolünü ve karakterini de az-çok doðru tanýmlayabilecek bir teorik temel elde etmekteyiz.PKK ilginç bir tarihsel aralýkta bulunmaktadýr : PKK Ortadoðu'da geçmiþ (1970-1980-1990 ve 2010 dönemleri)  ile gelecek (Ortadoðu bölgesel devrimi) arasýnda tarihsel köprü iþlevi gören tarihte eþine az rastlanan nadir bir hareket olarak ortaya çýkmaktadýr.

PKK'nin Ýran ve Suriye rejimlerinin çöküþünden stratejik olarak yararlanmasý politikasý  doðrudur ve bunun bazý çevrelerin iddia ettikleri gibi   "emperyalizmin iþbirlikçisi" olma durumu  ile uzaktan yakýndan alakasý yoktur.

O zaman analizimizi bir soruyla sürdürelim : PKK hangi tarihsel koþullarda emperyalizmin yedeðine düþebilir ve içinden geçtiðimiz süreçte böyle bir tehlike var mýdýr ?

PKK'nin emperyalizmin yedeðine düþmesi bir niyet sorunu deðildir ancak nesnel koþullarýn zorlamasý ile ortaya çýkabilecek bir durumdur. Þöyle bir durum ortaya çýkarsa PKK'nin baðýmsýz politikasýnýn temeli yokolmaya baþlar:
1-NATO ittifakýnýn öncülüðünü yapan emperyalist kamp, Rus-Çin emperyalist kampýný tamamen yenerse;
2-Bu temelde bu kamp Ortadoðu'yu iþbirlikçileri ile tamamen emperyalist dünya sistemine ekonomik ve politik olarak baðlarsa;
3-Elbette bu yolda ortaya çýkacak olan komünist ve devrimci hareketlerin direniþ ve ayaklanmalarýný tamamen bastýrýrsa yani belirli bir dönem gerici hakimiyetini bölgede tam kurarsa ve PKK Kürdistan'daki federatif yapýlarý Ortadoðu bölgesel devrimi doðrultusunda diðer ülkelerin devrimci hareketleri ile Birleþik Kürdistan temelinde koordine edemezse, iþte o zaman PKK'nin emperyalizmin yedeðine düþmesi kaçýnýlmaz hale gelir.

Ancak bu saydýðýmýz koþullarýn yakýn bir zamanda gerçekleþmeyeceðini kolayca öngörebildiðimiz için PKK'nin hemen emperyalizmin yedeðine düþeceði ihtimalini dýþlayabiliriz.

PKK'nin stratejisinin bir diðer politik hedefi de "demokratik özerk yapýlanmalar" ile iþbirlikçi Kürt burjuvazisinin (KDP-YNK) iktidar ve etki alanýný zaman içerisinde kuþatarak giderek bu hareketlerin olumsuz politikalarýnýn etkisini zayýflatarak sömürgeci güçlerin Kürdistan'daki sosyal dayanaklarýný yoketmektir. Bu çok önemli bir politikadýr ve PKK açýsýndan  hiçbir zaman savsaklanamayacak bir politikadýr. Þayet PKK bu güçlerin etki alanýný daraltmaz ise   onlarýn PKK'ye karþý bunu yapacaðý kesindir. 1997 yýlýnda KDP ve YNK'nýn emperyalistlerin ve Türkiye'nin önderliðinde yakýnlaþmasýnýn ve etki alanlarýný geliþtirmelerinin giderek PKK'nin imha politikasýyla nasýl birleþtiðini 1999 yýlýndaki olaylarlar ile hep beraber gördük.
PKK'nin bu strateji ile ayný zamanda KDP ve YNK'yý da çevrelemesi doðru ve yerinde bir politikadýr.

PKK 2003 yýlýnda yeni bir stratejik yapýlanmayý  "demokratik modernite"  teorisi temelinde oluþtururken ayný zamanda emperyalistlerin ve bölgesel gericiliðin 1999 uluslararasý saldýrýsýna "bölgesel devrim temelinde mevzilenerek" cevap vermiþtir. PKK bölgesel devrimin dinamiklerini harekete geçiren bir strateji ve  politika izlemektedir. Bu Kürdistan'ýn baðýmsýzlýðýnýn bölge devrimi ile içiçe geçirilmesi demektir ve bu gerçeðe bakarak hareket etmek gerekmektedir.

V-AKP'nin 2004-2011 Arasý PKK'yi Kuþatma ve Ýmha Politikasý


PKK'nin bu stratejisine AKP ve devletin verdiði ve vereceði politik yanýtý anlamak için devletin son on yýllýk PKK politikasýný ve stratejisini iyi anlamak gerekir.

TC devleti iki güç bloku (ABD-AB-Ýsrail ve Rusya-Çin-Ýran-Suriye-Irak) arasýna sýkýþmýþ durumdadýr ve her iki blok ile de ayný derecede hareket etmek istemektedir.Türkiye'nin PKK politikasý statükocu devletler ile (Ýran,Suriye ve Irak) birlikte hareket etmeyi gerektirirken, bu politika ABD-AB-Ýsrail blokunun Ýran politikasýyla çeliþmektedir.Türkiye PKK'yi kuþatýp ve bastýrýrken Ýran'a ihtiyacý vardýr ve bu temelde kendi geleneksel müttefiklerinin (ABD-AB-Ýsrail) Ýran'ý kuþatmasýna dolaylý olarak da engel olmaya çalýþmaktadýr.Bu sonuncularý ise AKP'nin reformlar yaparak ve daha çok AB'ye yanaþarak Türkiye'nin statükocu bölge devletlerinden uzaklaþmasýný ve Ýran'ýn kuþatýlmasýna daha fazla katýlmasýný istemektedirler.Ancak AKP TC devletinin PKK'ye karþý geleneksel politikasýný sürdürmede karar kýlmýþ gibidir ve bu durum onu faþist-milliyetçi Ergenekoncu anlayýþ ve yapýlar ile giderek kaynaþtýrmaktadýr.Bu da doðal olarak AB reformlarýný imkansýz hale getirmektedir ama bununla birlikte de AKP'nin dýþ desteðini de zayýflatmaktadýr. Ýþte PKK Türkiye'nin bu tarihsel açmazýný kendisi açýsýndan stratejik bir fýrsata dönüþtürmüþtür.

AKP hükümeti TC devletinin geleneksel PKK politikasýný devralarak 2004 yýlýndan itibaren ama daha da yoðun olarak 2007 yýlýndan itibaren giderek daha fazla Ýran ve Suriye'ye yanaþarak PKK'yi kuþatma ve "ortak darbe" vurma politikasý ile imha politikasýna hýz vermiþtir. AKP bu kuþatma politikasýný gizlemek için ise bu politikayý "Komþular ile sýfýr sorun" gibi bir slogan ile cilalamýþ ve dikkatleri baþka yöne çekmeye çalýþmýþtýr.

Ýran ve Suriye'nin bu politikaya istediði gibi angaje olmadýðýný görünce bu sefer de Ýsrail ile 2009 yýlýndan itibaren (özellikle de "one minute" olayýndan sonra) taktik bir cepheleþme politikasý izlemiþtir.Ýsrail ile cepheleþme politikasýný Ýran ve Suriye ile daha fazla yakýnlaþmanýn aracýsý yapmak istemiþtir.

Türkiye'nin Ýsrail ile cepheleþme politikasýnýn, Ýran ve Suriye'ye  güven vererek onlarý PKK kuþatmasýnýn içerisine çekmeye yönelik bir manevra olduðunu gösteren en önemli olay,Türkiye'nin Hamas'ýn kontrolü altýnda bulunan Gazze üzerindeki ablukanýn kalkmasý noktasýndaki ýsrarýdýr. Türkiye'nin Gazze politikasý Ýran'ý etkilemek için ve yanýna çekmek için özenle düþünülmüþ bir politikadýr.

Ancak Arap Baharý ve bu baharýn Suriye'ye uðramasý AKP politikasýný temelden baltalamýþ ve PKK'nin kuþatýlmasýný imkansýz hale getirmiþtir.Bu noktada AKP, PKK kuþatmasýný devam ettirmek için Suriye'de ani bir politika deðiþikliðine gitmiþtir.Bu politika Suriye'de Baþar Esad'ý Müslüman Kardeþler ve El Kaide'ci örgütlere dayanarak  hýzlý bir þekilde devirip tekrar Suriye'yi PKK kuþatmasýnýn önemli bir ayaðý haline getirmek olmuþtur.Ancak bu politika bir yandan Suriye'nin içerisinde yeraldýðý emperyalist kamp içerisindeki ittifaklar politikasýný güçlü bir þekilde harekete geçirmiþ öte yandan da merkezi devlet yapýsýný zayýflattýðý için Rojava'daki devrime yolaçmýþtýr ki her ikisi de Türkiye'nin aleyhine geliþmiþtir.

Türkiye'nin PKK'yi kuþatma ýsrarý özellikle Suriye içsavaþýný þiddetlendirerek III. Emperyalist dünya savaþýnýn fitilini çekmiþtir. Suriye içsavaþý III.Emperyalist dünya savaþýnýn baþlangýcý gibidir ve bu da bizzat AKP hükümetinin eseridir. III.Emperyalist dünya savaþý bizzat Türkiye ile PKK arasýndaki çeliþkilerin bölge devletlerini içerisine çekmesinin sonucunda ortaya çýkmýþtýr.

AKP'nin Esad rejimini hýzlý devirememesi ve üstelik Rojava devrimine yolaçmasý ABD-AB blokunun Suriye politikasýnýn insiyatifini Türkiye'den almasýna neden olmuþtur.ABD-AB'nin yeni politikasý þekillenirken AKP'nin politik insiyatifi 2012'nin baharýndan itibaren gerilemeye baþlamýþtýr.Ýþte tam da bu noktada PKK, AKP'nin bu sýkýþmýþlýðýný Demokratik Cumhuriyet temelinde stratejik bir ateþkes elde etmek için fýrsata çevirmeye çalýþmýþ ve 2012 yýlýndaki þiddetli saldýrýlarý organize etmiþtir.




VI-Arap Baharý,PKK'nin Kuþatmadan Çýkýþý ve 2012 Karþý Saldýrýsý ile Kuzey Kürdistan'da Stratejik Sonuç Arayýþý


    2012 yýlýnýn bahar ve yaz aylarýnda PKK'nin Kuzey Kürdistan'da gerçekleþtirmiþ olduðu gerilla saldýrýlarýnýn öncekilerden politik ve askeri olarak farklý iki yönü vardýr.Ama bu iki yön de birbirine baðlýdýr ve biri diðerinin sonucudur.

PKK Kuzey Kürdistan'da 2004 yýlýnda tekrar savaþa baþladýktan sonra, 2012'ye kadar,bölge ve emperyalist siyasetin dengelerinden dolayý hiçbir zaman TC devletine karþý askeri olarak tamamen seferber olamamýþtýr.Bunun nedeni hem Ýran'a hem de Türkiye'ye karþý ayný anda kýsmi bir savaþ yürütmekte oluþuydu.Her iki taraf ile yürütmüþ olduðu ama her iki tarafa karþý da tam seferber olmadýðý savaþta elde etmek istediði politik amaçlar da farklýydý.

Bu dönemde çok karmaþýk bir siyasi yapý ve iliþkiler aðý ortaya çýkmýþ ve bu dönemi temelden 1980'li ve 1990'lý yýllardan ayýrmýþtýr.2000-2012 arasýnda PKK,Kürdistan'ýn farklý parçalarýnýn özgünlüklerini bölge ve dünya güç iliþkileri içerisine yerleþtirerek hem farklý devletler arasýndaki çeliþkileri körüklemiþ hem de güç iliþkilerinin vazgeçilmez unsuru haline gelmiþtir.PKK'nin bu karmaþýk politikasýnýn anlaþýlmasý, Ortadoðu devriminin anlaþýlmasý noktasýnda kilit bir öneme sahiptir ve Türkiye devrimci hareketini yakýndan ilgilendirmekedir.

PKK'nin PJAK ile 2003 yýlýndan itibaren Ýran'a karþý gerilla savaþýný baþlatmasýnýn en önemli nedeni,Türkiye ile ABD-AB-Ýsrail'in arasýný açmaya ve bu sonuncularýn PKK'ye karþý Türkiye'nin yanýna fazla yanaþmasýný önlemeye dönüktü.Çünkü 1999 uluslararasý komplosunda böyle yekpare bir cephenin ne kadar zararlý olduðu anlaþýlmýþtý.Ýran'ýn zayýflatýlmasý ABD-AB-Ýsrail cephesini rahatlattýðý için,PKK'nin bütün bölgede askeri olarak tasfiye edilmesi cazibesini de kaybettiriyordu, ki bu PKK için zaman kazanmak anlamýna geliyordu.Demek ki PKK'nin PjAK ile Ýran'a karþý savaþýnýn politik hedefi,Türkiye ile geleneksel müttefiklerinin (ABD-AB-Ýsrail) arasýný açmaya ve karþýsýnda yekpare bir politik ve askeri cephe oluþturma anlayýþýnýn bertaraf edilmesine dönüktü.

Ama Türkiye'nin bu geleneksel müttefikleri ile arasýnýn tam açýlmasý ve PKK'ye karþý ortak bir cephe oluþturma anlayýþýnýn tamamen yokedilmesi ise ancak Doðu Kürdistan'da PKK'nin yokedilemeyecek bir düzeye gelmesi ile mümkündür, ki bu da Ýran'a karþý topyekün seferber olma ve rejimin düþüþünde stratejik bir yer elde etmek ile olanaklýdýr.Ýþte PKK'nin PJAK ile Ýran'a karþý topyekün seferber olabilmesi için en azýndan Türkiye ile ateþkese tekabül edecek bir politik çerçeveye ihtiyaç vardýr.PKK Türkiye ile elde edeceði ateþkes sayesinde bütün politik ve askeri gücünü Doðu Kürdistan'a yýðma olanaðý elde edecektir ki aðýr bir uluslararasý baský altýnda olan Ýran için bu öldürücü bir darbe demektir.Ýþte 2004 yýlýnda PKK'nin Kuzey Kürdistan'daki savaþýnýn politik amacý Demokratik Cumhuriyet temelinde bir ateþkes elde etmektir ama çok geniþ bir tarihsel perspektiften baktýðýmýzda da bu ayný zamanda TC devletinin uzun dönemli olarak kuþatýlmasýdýr.

PKK Ýran ve Türkiye'ye karþý böyle bir politika uygularken ayný zamanda bu iki devleti daha fazla birbirine yaklaþtýrýcý bir eðilime de neden oluyordu.Bu  oldukça riskli bir politikaydý ve her iki devletin politik ve askeri çabalarýný koordine ederek ortak bir darbe vurma anlayýþýna kapý aralýyordu, ki PKK açýsýndan fazla sürdürülemez bir politikadýr.Ýþte tam da bu noktada AKP Ýran'a daha fazla yanaþmaya çalýþarak PKK'yi ortak bir düþmana çevirmeye çalýþtý.Bu politikanýn iþlememesinin nedeni de emperyalistlerin Ortadoðu'ya aðrlýklarýný giderek daha fazla koymaya çalýþmasý ve bu noktada reform yapmayan Türkiye ile ayrýþmaya baþlamalarýdýr.Suriye içsavaþý ve bu içsavaþta Türkiye'nin baþarýsýzlýðý,geleneksel müttefikleri (ABD-AB-Ýsrail) ile arasýnýn daha da açýlmasýna ama bununla birlikte de Türkiye-Ýran ortak cephesinin 2011 yýlýnýn sonbaharýnda PJAK ile Ýran'ýn yapmýþ olduðu ateþkes ile bitmesine neden olmuþtur.Ýþte 2012 baharý ve yazýndan önce Türkiye,PKK karþýsýnda savaþ alanýnda yalnýz kalmýþtýr ve PKK bütün cephelerde sýrtýný saðlama alarak ilk defa 2004 yýlýndan beri devlete karþý topyekün seferber olma imkaný elde etmiþtir.

Bu durum 1999 komplosunun tam tersine döndüðü ve PKK karþýsýndaki cephenin büyük oranda daðýldýðý anlamýna gelir, ki PKK açýsýndan büyük bir politik zafer anlamýna gelir.

Türkiye'yi bütün müttefiklerinden ayýran PKK böylece 2012'yi, Demokratik Cumhuriyet temelinde Türkiye ile ateþkes elde etme dönemine çevirmek istemiþ ve bu temelde cürretkar bir savaþ planý hazýrlamýþtýr.

Uzun zamandan beri PKK ilk defa savaþta "alan savunmasý" yapmýþtýr. Dýþarýdan bakýldýðý zaman alan savunmasý ile Demokratik Cumhuriyet programý birbiriyle uyuþmaz gibi görünmektedir.Çünkü alan savunmasý genellikle "iktidarlaþma" politik hedefi temelinde gerçekleþtirilen bir askeri stratejidir.Bu temelde bakýldýðý zaman bunun Demokratik Cumhuriyet politik hedefi ile çeliþtiði görülmektedir.Ancak buradaki alan savunmasýnýn politik hedefi farklýdýr.PKK'nin kendisinin de ifade ettiði gibi bu savaþ planý daha çok "sistemin felç edilmesi"ne dönüktür ve devletin dýþ sýkýþmýþlýðýný iç sýkýþmýþlýkla birleþtirerek onu masaya çekmeye yönelikti.

2012 yýlýndaki alan savunmasýnýn politik hedefi,hükümetin yýpratýlmasýna ve devlet içerisindeki gerici kamplar arasýndaki iktidar kapýþmasýný hükümeti daha da zayýflatarak kýzýþtýrmaya dönüktü.PKK AKP'ye eðer hükümette kalmak istiyorsa ancak kendisi ile masaya oturduðu zaman  bunu elde edebileceðini göstermek istiyordu.Ama bu noktada AKP baþka bir politik açmaz ile karþý karþýyadýr.Nasýl PKK'nin kuþatýlmasýný bölge devletleri ile birlikte yapmaya çalýþýrken ABD-AB ve Ýsrail ile sorun yaþamaktaysa,onun ile Demokratik Cumhuriyet temelinde masaya oturduðu zaman da bu sefer iç politikada bürokratik ve faþist milliyetçiler ve yine islamcý muhafazakarlara kadar uzanan kesimler ile bir sorun yaþamaktadýr.Bu kesimleri karþýsýna almadan PKK ile anlaþmasý mümkün deðildir.

Ýþte bu noktada hem dýþ hem de iç politikada tamamen sýkýþtýðý bir dönemde AKP PKK karþýsýnda bir "nefes molasý"na ihtiyaç duymuþtur ama bütün mesele bu nefes molasýný nasýl bir politik stratejiye baðladýðýdýr.

VII-Taraflarýn Stratejik Planlarý ve Ateþkes Ýhtiyacý


Taraflar için yani AKP ve PKK için ortaya çýkan ateþkes ihtiyacýnýn özü göründüðünden de karmaþýktýr.Taraflar birbirlerinin stratejik oyun planlarýný bilmektedirler ama buna raðmen bu oyunu  oynamaktadýrlar.Peki niçin?

AKP ile PKK'nin barýþ ya da çözüm sürecinde elde etmek istedikleri politik ve askeri pozisyon uzlaþmaz bir niteliðe sahiptir.PKK bu süreç ile Demokratik Cumhuriyet temelinde bir ateþkes elde edip ve Kuzey Kürdistan'da tamemen askeri olarak geri çekilip ama askeri yapýlanmasýný PJAK ve PYD içerisinde uzun yýllar sürdürmek amacýndadýr.Bu kurumsal askeri yapýlanmasýný da Ortadoðu'nun jeopolitiðini deðiþtirmek için yani Ýran ve Suriye'deki rejimlerin düþüþünde federal yapýlar oluþturarak kullanmak ve böylece Türkiye'nin    bölge devletleri ile birlikte hareket edip PKK'yi kuþatma ve bastýrma politikalarýnýn da temelini yoketmek istemektedir.

Bu zaman zarfýnda Kuzey Kürdistan'da da Türkiye devrimci ve demokratik hareketi ile yakýnlaþarak (HDK gibi örgütler örneðin) ve yine sivil itaatsizlik eylemlerinden farklý legal araçlarýn kullanýmýna dayanan geniþ bir araçlar kombinezyonu kurarak,devletin burjuva-demokratik dönüþümünü saðlamaya çalýþmak istemektedir.Bu politikanýn egemen devlet anlayýþý ile bir uzlaþma anlamýna gelmediði tam tersine dolaylý araçlar kullanarak onun geri hatlarýný baský altýna almayý ve bu temelde demokratik dönüþümünü hedeflediði kendiliðinden anlaþýlýr.Bu egemen faþist devlet anlayýþý ile bir uzlaþma deðil tam tersine farklý bir düzlemde onun ile mücadelenin devam edilmesidir.

AKP'nin bu süreç ile elde etmek istediði ise PKK'nin tek Kuzey Kürdistan'da silahlý geri çekilmesi deðil ama bütün Ortadoðu'da silahsýzlandýrýlmasý ve dört parçadaki mücadelenin sadece tamamen legal araçlar üzerine oturtulmasýdýr.

    Ýþte tam da bu noktada uzlaþmaz iki politika ve strateji ortaya çýkmaktadýr. PKK süreç ile uzun yýllara yayýlacak bir ateþkes, AKP de Ortadoðu çapýnda PKK'nin tamamen silahsýzlandýrýlmasýný istemektedir. Ne PKK kendi iç politik dengelerinden ve tarihsel ve toplumsal yapýsýndan dolayý devletin istediði çizgiye gelebilir ne de devlet kendi iç dengelerinden dolayý PKK'nin istediði çizgiye gelebilir.Bundan dolayý bu iki farklý stratejinin tekrar savaþa tutuþmasý kaçýnýlmazdýr.

AKP PKK'nin ateþkesini onun silahlý tasfiyesine kadar geniþletmek isteyecektir, PKK de devleti ateþkes düzeyinde tutmaya çalýþacaktýr. Ama her iki tarafýn da kendi politik hedefini gerçekleþtirebilmesi için karþý tarafýn gücünü köklü bir þekilde zayýflatmasýna ihtiyacý vardýr.Ýþte ateþkes ile taraflar karþýlýklý olarak birbirlerinin müttefiklerini sarsmayý ve arasýný açmayý, tabanlarýnda ve kitle desteklerinde büyük kopmalara yolaçmayý hedeflemektedirler ama bununla birlikte de PKK Suriye'de ortaya çýkan özerk yapýyý daha da güçlendirmek ve Doðu Kürdistan için stratejik bir mevzilenme elde etmek istemektedir,AKP de gelecek yýl gerçekleþecek kritik seçimleri kendi lehine sorunsuz sonuçlandýracak bir politik ortam elde etmek istemektedir.

Bu noktalarý kýsaca açmaya çalýþalým.

Her iki tarafýn uzlaþmaz politik hedef ve stratejilerinden dolayý ateþkes süreci mücadelenin dolaylý bir þekilde sürdürülmesine neden olmaktadýr/ olacaktýr. Örneðin devlet PKK'nin geri çekilmesinden yararlanarak barajlarýn ve askeri karakollarýn yapýmýna hýz vermekte,Akil Adamlar Komisyonu gibi komisyonlar ile PKK'nin politik kuþatýlmasýný geliþtirmekte,Suriye'de El Nusra ve Þam Grubu ve yine baþka El Kaide'ci terör örgütlerini kullanarak Rojava'daki fiili özerk Kürt yönetimini iþlevsiz kýlma ve PKK'nin burayý bir politik ve askeri üsse çevirme çabalarýný yoketmek istemektedir.Yine Güney Kürdistan Federe Kürt Yönetimi ve Ýran ile çok yakýn ve riskli tehlikeli diplomatik yakýnlaþma politikasý gütmektedir.Bununla birlikte Barýþ sürecinin (ki RT Erdoðan ýsrarla barýþ deðil çözüm demektedir) baþlamasýndan bir kaç gün sonra Paris suikasti gibi bir suikasti gerçekleþtiren devlet ve yine bu sürecin baþlamasýndan az önce RT Erdoðan "halkýmýz idamýn geri getirilmesini istiyor" diyerek Abdullah Öcalan'a gözdaðý vermesi,hükümetin ve devletin bu süreci nasýl gördüðünü açýkça ele vermektedir.

Hükümet ve devlet barýþ sürecini PKK'ye karþý bir saldýrý için nefes molasýna çevirerek ve yine bu dönemde PKK'nin kuþatýlmasýný farklý araçlar ile  sürdürerek hem zaman kazanmak istemektedir hem de askeri darbe için uygun bir ortam elde etmek istemektedir.Özellikle gerillalarýn tek bir noktaya toplanmalarýný saðlamak için gösterilen çaba gözden kaçmamaktadýr.

Bununla birlikte hükümet ve devlet bu politik manevra ile ABD ve AB'nin politik baskýlarýný hafifletmek istemektedir ve çözüm noktasýnda sorunun kendilerinden deðil PKK'den kaynaklandýðý imajýný vermeye çalýþmaktadýr.Ayný þekilde bu durum içerideki kamuoyu için de geçerlidir.

Bu politik manevra ile hükümetin hedeflediði bir diðer amaç da ABD-AB-Ýsrail blokunun Suriye'de PKK-PYD'ye daha fazla yaklaþmasýný önlemektir.Bu yakýnlaþma gerçekleþtiði ve Irak'taki gibi bir hal almaya baþladýðý andan itibaren, Türkiye'nin bu cephe karþýsýnda uzun zaman direnme þansý olmayacaktýr ve bu durum hükümeti iç politikada zor bir durum ile karþý karþýya býrakacaktýr.Hükümetin bu yakýnlaþmayý durdurmasýnýn tek yolu Esad'ýn düþüþünü hýzlandýrmaya çalýþmak ve bunu da PKK'nin askeri ezilmesi ile birleþtirmektir.Bunu yapamadýðý ve PKK'yi Ortadoðu denkleminden tamamen çýkaramadýðý bir durumda olaylarýn kendi aleyhine dönmesi kaçýnýlmazdýr.Ýþte hükümet barýþ sürecini, Suriye'de Esad'ýn düþürülmesini hýzlandýran ve bu düþüþü de PKK'nin askeri olarak ezilmesi ile sonuçlanacak genel bir saldýrý için hazýrlýk ve güç biriktirme dönemi olarak ele almaktadýr.

PKK ise bu barýþ sürecini on yýldan beri istediði Demokratik Cumhuriyet temelinde bir ateþkes elde etmek için deðerlendirmek istemektedir.Ancak bunun devlet tarafýndan kabul edilmeyeceðini  ve savaþýn tekrar baþlayacaðýný bildiði için bu dönemi,hükmetin ve devletin iç ve dýþ politik dengelerini sarsmak ve onu yalnýzlaþtýrmak için deðerlendirmek istemektedir.

PKK ateþkes ilan ederek ve gerillalarý Kuzey Kürdistan'ýn dýþýna çýkararak, reformlarýn gerçekleþtirilmesi için olumlu bir ortam yaratarak hem içeride hem de dýþarýda hükümetin üzerinde büyük bir politik baský kurmaktadýr. Bugüne kadar reformlarýn ertelenmesini askeri vaseyete ve PKK ile savaþa baðlayan hükümetin bu reformlarý yapmak için hiçbir gerekçesi kalmamaktadýr.Ama bu reformlarý yaptýkça kendi muhafazakar ve milliyetçi tabaný ile çeliþkiye düþmüþ olacak ve onlarýn desteðini kaybetme tehlikesi ile karþý karþýya kalacaktýr; yapmadýkça da bu noktada büyük bir beklenti içerisinde olan içeride orta sýnýflarýn ve dýþarýda geleneksel müttefiklerinin (ABD,AB gibi) desteðini kaybetmek ile yüzyüze kalacaktýr.PKK bu manevra ile hükümetin içeride ve dýþarýda daha fazla tecrit olmasýný saðlayarak güçsüzleþmesine yolaçmak istemektedir.

Bununla birlikte de PKK bu barýþ sürecini,Batý Kürdistan'da ortaya çýkan fiili Kürt özerk yönetimini daha da güçlendirmek ve bölge güç iliþkilerinin stratejik unsuru yapmak için kullanmak istemektedir.Rojava'da güçlü bir özerk Kürt yönetimi,Türkiye'nin Suriye'yi istediði çizgiye getirmesine engel olacak ve bu durumda PKK'nin kuþatýlmasýný da imkansýz hale getirecektir. Bu durumda Türkiye'nin bölgede tecrit olmasý ve ABD-AB-Ýsrail blokunun PKK-PYD çizgisine daha fazla yaklaþmasý kaçýnýlmaz hale gelecektir.

Taraflarýn stratejik planlarýnda ateþkesin rolü,birbirlerini iç ve dýþ politikada tecrit etmeye dönük olup,savaþ tekrar baþladýðý zaman daha iyi bir politik ve askeri pozisyona sahip olmaktýr.

VIII-Demokratik Cumhuriyet ve Türkiye Devrimci Hareketi


PKK'nin ilan ettiði ateþkes ve gerillalarýn Kuzey Kürdistan'ýn dýþýna çekilmesi manevrasý,PKK tarihinde "üçüncü büyük stratejik geri çekilme"yi oluþturur. Bu tür manevralar çok büyük politik amaçlar gözetilerek yapýlýr. Hiçbir zaman politik amacý olmayan manevralar yapýlmaz ve kaldý ki bu politikanýn ve savaþýn da doðasýn aykýrýdýr.Burada bütün sorun, bu manevranýn politik amacýný ve bu amacýn ülke,bölge ve dünya siyasetindeki yerini doðru belirleme sorunudur.

Genellikle manevra,varolaný korumayý ve bunu da gelecekteki kazanýmlara baðlamayý hedefler.PKK'nin 12 Eylül 1980 darbesinden az önce Ortadoðu'ya çekilmesi,partinin darbe karþýsýnda korunmasýný ve 15 Aðustos 1984 askeri atýlýmýný garanti altýna almýþ; 1999 "ikinci stratejik geri çekiliþ" partiyi uluslararasý imhadan koruyarak KCK yapýlanmasýnýn önünü açarak "bölgesel devrim" temelinde konumlanmasýný saðlamýþ ve üçüncü stratejik geri çekilme, TC'nin uluslararasý tecritini geliþtirerek,Kürdistan'ýn farklý parçalarýnda (Doðu ve Batý) iktidarlaþmanýn geliþtirilmesi ile karakterizedir.

PKK siyasetinin bu çok yönlü ve karmaþýk yapýsýný hiçbir þekilde anlayamayan ve süreci tam bir küçük-burjuvanýn yüzeysel,dogmatik ve eklektik düþünce yapýsýna uygun bir þekilde deðerlendiren vede bunu olaðanüstü bir politik amatörlük ve tutumla birleþtiren bir Türkiye devrimci hareketi ile karþý karþýyayýz.

PKK  Türkiye devrimci hareketi (TDH) tarafýndan hiçbir þekilde haketmediði bir politik muamele ile karþý karþýyadýr.Siyasetin yüksek biçimlerini kavrayamayan TDH,PKK karþýsýnda tek zavallý bir duruma düþmek ile kalmamýþ ama büyük bir ideolojik ve politik kriz içerisine de sürüklenmiþtir. PKK'nin ateþkesine karþý TDH içerisinde bazý çevrelerin yapmýþ olduklarý deðerlendirmeler ve soruna yaklaþým tarzlarý aslýnda onlarýn sosyal-þoven yapýlarýnýn ve anlayýþlarýnýn bir tür göstergesinden baþka bir anlama gelmemektedir.

PKK'nin ateþkes politikasýný ve manevrasýný, devlet ve emperyalistler ile uzlaþma olarak deðerlendiren ve bu temelde bazý politik yakýþtýrmalar yapan çevrelerin en önemli yanýlgýsý,kendilerini yanýlsamalý bir þekilde PKK'den ideolojik,politik ve örgütsel olarak "üstün ve ileri" görmeleri ve bu hayal dünyasýnýn bir tür esiri olmalarýdýr.Bu yanýlsamanýn en önemli nedeni, bu politik çevre ve gruplarýn küçük-burjuva yapýlarý olup,bu sýnýfýn tutarsýz, eklektik ve dogmatik dünya görüþünü paylaþmalarýndan ileri gelmektedir.

TDH'nin  kendisini PKK'den ideolojik,politik ve örgütsel olarak daha üstün ve ileri görmesi,ezen ulus milliyetçiliðinin TDH içerisinde sosyal-þoven bir biçimde kendisini göstermesinden baþka bir þey deðildir. PKK'yi sürekli ezilen ulus milliyetçisi olarak damgalayan bu hareket,PKK'nin 2000'li yýllarýn baþlarýnda Demokratik Modernite anlayýþý ve programý temelinde  ortaya koyduðu Ortak Bölgesel Devrim anlayýþý karþýsýnda tamamen edilgin kalarak ve bu temelde enternasyonalist görevlerinin farkýna varmayarak kendi sosyal-þoven tarihsel gerçekliðini de tamamen gözler önüne sermiþtir. PKK'nin 2000'li yýllarýn baþlarýndan itibaren gerçekleþtirmiþ olduðu büyük ideolojik ve politik dönüþümden ve bölge devrimi temelinde tarihsel mevzilenmesinden sonra,ona yapýlan ya da yapýlacak ezilen ulus milliyetçisi tanýmlamasýnýn hiçbir ideolojik,politik ve ahlaki temeli kalmamýþtýr.

TDH ne Demoratik Cumhuriyet'in tarihsel anlamýný ve iþlevini ne de ateþkes ile ortaya çýkan sürecin karakterini anlamýþtýr.Süreci yanlýþ analiz ettiði için ateþkesten devlet ile PKK'nin "uzlaþmasý"ný anlamýþ ve bu anlayýþý da bütün politik tutum ve taktiklerine yansýtmaya çalýþmýþtýr.TDH bu süreçten çok ters ve yanlýþ sonuçlar çýkarmýþtýr.

PKK ne devlet ile uzlaþmýþ durumdadýr ne de TDH'ne mücadeleyi tatil edin ve reformist bir çizgiye kayýn demektedir.Bunun tam tersini söylemektedir. Bütün mesele bu noktayý doðru anlamaktýr.

PKK Demokratik Cumhuriyet temelinde bir ateþkes elde etmeye ve bunu da uzun yýllara yaymaya çalýþýrken,burjuva medyada bazý liberal yazarlarýn iddia ettiði gibi öyle burjuva bir biçime ve içeriðe sahip olan bir "Türk-Kürt ittifaký" temelinde Ortadoðu'da bir pay kapma çabasý içinde deðildir. Böyle bir ittifak politikasýnda PKK'nin tasfiye olmaktan kurtulamayacaðýný bizzat Sayýn Genel Baþkan (Abdullah Öcalan) "Bir Halký Savunmak" kitabýnda açýkça belirtmektedir. PKK'nin ideolojik,politik ve örgütsel yapýsý yine toplumsal ve tarihsel bileþenleri PKK'nin böyle bir ittifaka girmesine engel teþkil etmektedir. PKK'nin böyle bir ittifaka girmesi,PKK'nin giderek KDP'leþmesine ya da YNK'laþmasýna yolaçar ki bu da zamanla bu partilerin tamamen PKK'yi yutmalarý ile sonuçlanýr.PKK önderliði bu gerçeðin ve tehlikenin tamamen farkýndadýr.Onun için bu ateþkesten burjuva bir "Türk-Kürt ittifaký" çýkarmak, yanýlsamalý liberal burjuva düþüncelerin arkasýna takýlmak anlamýna gelir,ki  TDH'nin "keskin devrimci" söyleminin altýnda aslýnda liberal bir söylemin devrimci maske altýnda kullanýlmasý yatmaktadýr.

PKK Kürdistan devriminin ihtiyaçlarý doðrultusunda Kuzey Kürdistan'da ateþkes elde etmek isterken,TDH'ne de iktidar mücadelesinde dolaylý ve dolaysýz olarak destek vereceðini belirtmektedir.PKK devlet ile olan ateþkesin  temellerini , TDH'nin ya da demokratik cephenin iktidarý ele geçirmesi ya da devletin merkezi yapýsýný zayýflatacak güce ulaþmasýný saðlayacak düzeye çýkmasý ile ortadan kaldýrmak istemektedir.Örneðin Rojava'da devrim,Suriye merkezi devletinin zayýflamasý sonucunda ortaya çýktý.PKK ateþkes ile Türkiye'de devrimci ve demokratik dinamiklerin önünü daha fazla açmak ve geliþtirmek istemektedir.Eðer Türkiye devrimci ve demokratik hareketi iktidar aþamasýna gelir ve faþist rejimi iþlemez hale getirirse,Kürt Özgürlük Hareketi, devlet ile olan ateþkesi bozacak ve Türkiye devrimci ve demokratik hareketi ile iktidarý ele geçirmeye yönelecektir.

PKK'nin ateþkes politikasýnýn ve manevrasýnýn bütün özü budur. Devlet ya da emperyalistler ile "uzlaþma" ya da reformizm bunun neresinde? Sakýn TDH köklü bir yanýlgý içerisinde olmasýn!

IX-Sonuç


Yukarýda az-çok kapsamlý bir þekilde yaptýðýmýz teorik analizden de görüldüðü  gibi,PKK'nin ateþkes politikasý ve manevrasý doðrudur ve bütün sorun TDH'nin bu sorunu anlamadaki teorik ve politik yetersizliðidir.

TDH'nin en önemli sorunu "PKK gerçekliði"ni yeterince anlayamamasý ve bilince çýkaramamasýdýr.Bunu yapamadýðý içindir ki, PKK'nin tarihsel karakterini iyice kavrayamamakta ve bu temelde onun ile iliþkilerinin tarihsel çerçevesini doðru bir þekilde belirleyememektedir. Bu ise ideolojik zaafiyet ve yetmezliðin tezahüründen baþka bir þey deðildir.

Bu noktada TDH'nin en önemli görevi,varolan ideolojik sorunlarýn üzerine kapsamlý bir þekilde giderken,bu ideolojik sorunlarýn çözümü temelinde PKK gerçekliðini ortaya çýkarmak ve PKK'nin olumlu ideolojik,politik,örgütsel ve savaþsal kazanýmlarýndan yararlanmasýný bilerek ve bunlardan olumlu dersler çýkararak,bu dersleri dikkatli bir þekilde TDH'nin pratiðine aktarmaya çalýþmaktýr.Bu noktada TDH içerisinde sýký bir ideolojik mücadele yürüterek,bu hareketin ideolojik,politik ve örgütsel yetersizliðini teþhir ederek,onun sosyal-þoven yapýsý ve anlayýþýna karþý uzlaþmaz bir mücadele yürüterek daha nitelikli ayrý bir örgütlenmenin geliþtirilmesi için bu noktada bizim ile ayný düþünen kiþi,grup ve çevreler ile birlikte hareket etmeliyiz.

Tarih PKK'nin tarihsel dönüþümüne cevap verecek bir temelde kendisini dönüþtüremeyen ve bu temelde PKK'ye cevap veremeyen kiþi,grup,örgüt ve çevreleri affetmeyecektir.

Bu noktada TDH'nin en önemli  görevi, Türkiye'nin kendi özgüllüðünü gözönünde bulundurarak,özellikle Türkiye'nin büyük metropollerinde örgütlenen, iþçi ve emekçilerin öncü kesimlerini ezici bir þekilde kendi bünyesine katabilen, "Þehir Gerillasýnýn Stratejisi"ne dayanan bir savaþý önüne hedef olarak koyarak "Türkiye'nin PKK'si"ni yaratmak olmalýdýr.



|
_ _