 |

SURÝYE'DE KÝMYASAL SÝLAHI KÝM KULLANDI?
Suriye'deki içsavaþta insanýn kanýný donduracak olaylar yaþanmaktadýr. Kitle imha silahlarýnýn kullanýlarak yapýlan katliamlarýn,tarihin derinliklerinde kaldýðý sanýlýyordu. Suriye'nin baþkenti Þam'a yakýn bir bölge olan Guta'da, 21 Aðustos'ta kimyasal bir saldýrý sonucu yaþanan katliam ile tekrar bu tür katliamlarýn insanlýðýn yaný baþýna sokulduðu görüldü.
Ýþi daha da karmaþýk ve korkunç bir duruma sokan,bu katliama büyük bir psikolojik operasyon ve dezenformasyon kampanyasýnýn eþlik etmesidir.Son aylarda bu tür saldýrý ve katliamlarda,önce politikacýlarýn ama özellikle hükümet ve devlet adamlarýnýn önderlik ettiði ve medyanýn kullanýlarak kitlelerin belirli bir politik amaca doðru yönlendirildiði ya da þartlandýrýldýðý psikolojik operasyonlar ve aldatmalar neredeyse sýradan bir metod haline geldi.
Türkiye'de devletin Ýmralý'da Abdullah Öcalan ile Kürt sorununun barýþcýl çözümü noktasýnda görüþtüðü sýrada ve bu durumun kamuoyuna duyurulmasýndan kýsa bir zaman sonra, Dokuz Ocak 2013 tarihinde Paris'te Sakine Cansýz,Fidan Doðan ve Leyla Þaylamez'e yapýlan katliamdan sonra, AKP hükümetinin uygulamýþ olduðu psikolojik operasyonun mantýðý ile Guta'daki kimyasal terör saldýrýsýnýn mantýðý ayný yapýya sahiptir.Yine 11 Mayýs 2013 tarihinde Hatay'ýn Reyhanlý ilçesinde gerçekleþtirilen ve elliden fazla sivilin öldüðü terör saldýrýsý ve sonrasýnda gerçekleþtirilen psikolojik operasyonun mantýðý da Paris Suikasti ve Guta'ya çok benzemektedir.
Paris Suikasti'nden sonra AKP hükümeti, PKK'ye karþý "Barýþ Süreci" görünümü altýnda uygulamýþ olduðu komploda,bu suikasti "örgüt içi infaz" gibi göstererek,PKK'nin içine panik ve güvensizlik tohumlarý ekmeye çalýþmýþtý.Bu suikastin adresini Kandil gibi göstermeye çalýþarak,Ýmralý'da Abdullah Öcalan'ýn baþlatmýþ olduðu sürecin,örgüt içerisinde "savaþ yanlýlarý" tarafýndan istenmediði ve baltalanmak istendiði algýsý yaratýlmak istenmiþti ama bu plan tutmadý.
AKP hükümeti ayný taktiði Reyhanlý'daki terör saldýrýsýyla da uygulamaya çalýþmýþtýr.El Nusra'ya sipariþ ettiði "Reyhanlý terör saldýrýsý"ný,hemen medyayý kullanarak Esad yönetiminin iþi gibi göstermeye çalýþarak,bu saldýrýdan beþ gün sonra Erdoðan-Obama zirvesinde,bu saldýrýyý ABD üzerinde Suriye'ye müdahale baskýsýnýn aracýsý haline getirmiþtir.Reyhanlý terör saldýrýsý ile AKP hükümeti,ABD'nin çok önemsediði Türkiye'deki Barýþ Süreci'ni ve bu temelde reform baskýlarýný bertaraf etmeye çalýþarak,bu zirvenin gündemine Suriye'ye müdahale sorununu almaya çalýþmýþtýr.Bütün bu dolaylý ve dolaysýz baskýlara raðmen ABD,Suriye'ye müdahaleyi kabul etmemiþ ve Rusya ile Cenevre-2 toplantýsý üzerinde anlaþmýþtýr.
Bu üç eylemin (Paris Suikasti,Reyhanlý ve Guta terör saldýrýlarý) yapýlýþ tarzý ve Türkiye'nin bu eylemlerin sonuçlarýný belirli bir politik hedef doðrultusunda psikolojik bir operasyona dönüþtürmesi metodu hemen hemen aynýdýr. Son dönemlerde ilginç bir þekilde "kaynaðý" belli olmayan ama politik olarak özellikle belirli kesimler tarafýndan politik olarak istismar edilen bazý suikast ve terör saldýrýlarý gerçekleþmektedir.
Suriye'de hemen bir rejim deðiþikliðinin ABD ve Batý'nýn iþine yaramayacaðýný çok kýsa bir zaman önce ABD Genelkurmay Baþkaný,Kongre'ye gönderdiði bir mektupta açýkça belirtti.Bugün bir rejim deðiþikliðinde en çok yarar saðlayacak unsurlar El Kaide'ci Selefist gruplardan Müslüman Kardeþler'e kadar uzanan ve Batý ile de pek fazla ortak çýkarlarý ve deðerleri olmayan hareketler olacaktýr.Kaldý ki Mýsýr'da görüldüðü gibi bu sonuncular dahi kendi aralarýnda anlaþamamaktadýrlar.
Suriye'deki El Kaide'ci gruplarý Suudi Arabistan desteklemektedir ve finanse etmektedir.Suudi Arabistan olasý bir rejim deðiþikliðinde bu Selefist gruplar aracýlýðý ile Suriye iç politikasýnda nüfuz sahibi olmak istemektedir hatta Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) içerisindeki Müslüman Kardeþler'in fazla güçlenmelerini dahi istememektedir.Çünkü Mýsýr'da da görüldüðü gibi Müslüman Kardeþler'in önderlik ettiði bir hareket Suudi Arabistan'da da geliþebilir ve bu ülkenin halkýna örnek olabilir.Böylece kýsa ve orta vadede Müslüman Kardeþler hareketi, Suudi Arabistan'da Suudi Hanedaný'nýn saltanatýný yokedecek bir hareketi tetikleyebilir.Bütün bölgeyi saran bir deðiþim hareketinden Suudi Arabistan'ýn uzun zaman etkilenmeden kalmasý mümkün deðildir.Onun için Suriye'de, Suudi Arabistan Selefist gruplarýn zayýflamasýný ve bu temelde Müslüman Kardeþler hareketinin fazla güçlenmesini istemez.Suudi Arabistan bir yandan Þii hilalini durdurmaya çalýþýrken öte yandan da tehditin "ýlýmlý islam"a kaymasýný istememektedir.
Türkiye'yi Suriye'de Suudi Arabistan ile ayný politik çizgiye ya da ortak bir politik eksen oluþumuna götüren en önemli neden PKK ve Kürt sorunu olmuþtur.
Nasýl Suriye'deki politik geliþmeler, Suudi Arabistan açýsýndan kendi rejimine bir tehdit olarak algýlanýyorsa,ayný tehdit algýlamasýný Türkiye, PKK ve Kürt sorunu aracýlýðýyla algýlamaktadýr.Ancak burada önemle gözönünde tutulmasý gereken nokta hem Türkiye'nin hem de Suudi Arabistan'ýn reformlara kapalý, katý ve statükocu devlet yapýlarýný koruma politikalarýnýn,bir yandan Suriye'de politik yakýnlaþmalarýna neden olurken,öte yandan da Batý-Emperyalistleri ile aralarýna bir mesafe koymalarýna neden olmalarýdýr.Türkiye ve Suudi Arabistan'ýn eski devlet ve politik geleneklerini devam ettirme eðilimleri ve bu temelde politik yakýnlaþmalarý,ABD-AB ve Ýsrail'i bölgede sýnýrlandýrýcý bir etkiye sahiptir ve bu çeliþki gözönüne alýnmadan son dönemde yaþanan bazý politik olaylarý (örneðin Guta'daki kimyasal saldýrý olayý gibi) anlamak mümkün deðildir.
Türkiye Suriye'de bir Sünni-Arap devletinin ortaya çýkmasýný saðlayarak Rojava'da Kürtlerin statü elde etme giriþimini bastýrmak istemektedir ve bu temelde de PKK'nin Ortadoðu'da elde edeceði bir "Stratejik Derinlik"i engellemek istemektedir.Rojava'da Kürtlerin elde edeceði bir siyasal statü, Türkiye'de Kürtler için bir reform baskýsýna neden olacaktýr ki bu da devlet içerisinde siyasal karýþýklýðýn ve rekabetin artmasý anlamýna gelecektir.Bundan dolayý Suriye'de Türkiye, gerici Suudi Arabistan ve onun taþeronu konumunda olan El Kaide'ciler ile birlikte hareket etmeyi kendi jeopolitik çýkarlarý açýsýndan uygun görmektedir.Aslýnda Türkiye'nin bölgede gerici politik hareket ve devletler ile birlikte hareket etmesi demek, onun iç politikada reform yapmayacaðýnýn ya da yapamayacaðýnýn da dolaylý olarak ifadesidir. Bu reformlarýn yapýlmamasý da Türkiye ile ABD-AB ve Ýsrail arasýna atýlmýþ bir politik düðüm anlamýna gelmektedir. Suriye sorununda ABD-AB-Ýsrail,Türkiye,Suudi Arabistan,Ürdün vs. gibi devletler arasýndaki asýl sorun,Esad rejiminden sonra NASIL BÝR SURÝYE olmalý noktasýnda anlaþamamalarýdýr.Suriye'de farklý politik hedeflerden (ki farklý deðerler sisteminin sonucudur) kaynaklanan sorun, muhalefetin kendi arasýndaki en önemli sorundur.
Suriye'de Türkiye,Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler,El Kaide'ci örgütleri ve Müslüman Kardeþler örgütünün bir kýsmýný da yanlarýna alarak,ABD-AB-Ýsrail blokunu kendi istedikleri bir Suriye politik hedefine çekmek istemektedirler ve bu noktada bir çok provokasyona baþvurmaktadýrlar.Bu noktada özellikle Türkiye ve Suudi Arabistan'ýn pratiði daha fazla örtüþmektedir.
Suudi Arabistan'ýn El Kaide'ci örgütleri Rojava'da PYD'ye saldýrtmasý ve bu temelde Türkiye'yi rahatlatmasý ve ona destek vermesi,Türkiye'yi daha fazla Suudi Arabistan'a baðýmlý hale getirmiþ ve öyle ki Rojava'daki bu baðýmlýlýktan dolayý Mýsýr'daki askeri darbeyi destekledikleri için Batý'ya açýkça sitem eden Türkiye,bu darbeyi açýktan destekleyen Suudi Arabistan'a hiçbir þey diyememiþtir.
Suriye'de Selefist El Kaide'ci gruplarý destekleyen ve finanse edenin Suudi Arabistan olduðu herkesçe bilinmektedir.ABD'nin bu terörist gruplar ile arasýna mesafe koymasý ve bu temelde Türkiye ve Suudi Arabistan üzerinde baský uygulamasý,bir yandan Suriye'de Suudi nüfuzunun kýrýlmasýna neden olurken,öte yandan Türkiye'nin PYD ve PKK politikasýný sekteye uðratmaktadýr.Bundan dolayý Türkiye,Suudi Arabistan ve El Kaide'ci gruplar, ABD ve Batý'nýn Suriye politikasýna direnmektedirler ve de Guta'daki kimyasal terör saldýrýsý,birincilerin ikincileri kendi politikalarýna çekmek için uygulamýþ olduklarý bir provokasyondur.
Bu terör saldýrýsýný organize eden Türkiye,Suudi Arabistan ve El Kaide'ci örgütlerin amaçlarýný kýsaca þöyle deðerlendirebiliriz: 1-Bu ülkeler Suriye'de kendi nüfuzlarýný azaltan politika deðiþikliðine karþýdýrlar ve böyle bir deðiþikliði kabul eden ABD önderlikli Batý'ya direneceklerini ve bölgede baþka sorunlarda (özellikle Ýran) kendilerine büyük bir fatura çýkaracaklarýný dolaylý olarak göstermektedirler. 2-Bu saldýrý ile bu ülkeler,ABD ile Rusya'nýn birbirine fazla yaklaþmasýný önlemek ve Esad rejiminin politik ömrünü uzatan politikalarý torpillemek istemektedirler.Esad rejiminin politik ömrünün uzamasý bu ülkeleri korkutmaktadýr.Bu ülkelerin nüfuzunun azaltýldýðý bir muhalefet hareketi oluþturmak isteyen ABD,istediði hareketi yarattýðý ölçüde Suriye'de Türkiye ve Suudi'lerin dayandýðý El Kaide'ci hareketleri tasfiye edecektir.Bundan dolayý Türkiye ve Suudi Arabistan bu yeni muhalif hareket oluþmadan rejimin düþmesi taraftarýdýrlar. 3-Türkiye ve Suudi Arabistan bu terör saldýrýsý ile ABD ve Batý'ya,eðer kendi nüfuzlarý Suriye'de azaltýlmaya çalýþýlýrsa,bölgede ABD'nin liderliðini izlemeyebileceklerini ve farklý politik kombinezonlara ve arayýþlara girebilecekleri mesajýný da vermeye çalýþmýþlardýr. Bu noktada en önemli soru þudur:Bu terör saldýrýsý Türkiye,Suudi Arabistan ve El Kaide'ci gruplarýn eseriyse,ABD ve Batý niçin bu ülkelerin pisliklerini kapatarak ve bu saldýrýyý Esad'ýn üzerine atarak Suriye'ye karþý bir askeri operasyonun kýþkýrtýcýlýðýný yapmaktadýrlar?
Bu soru çözüldüðü andan itbaren olayýn bütün mantýðý çözülmüþ olacaktýr.
Eðer Suriye sorunu tek Suriye sorunu olsaydý hiç kuþkusuz olaylar farklý geliþecekti.Ama Suriye sorunu sýký ve kopmaz bir þekilde Ýran sorununa baðlýdýr.Arap Baharý ortaya çýkmadan önce bölgede temel sorun ve gerilim kaynaðý Ýran'ýn nükleer çalýþmalarý sorunuydu.Konjonktürel bir þekilde Suriye'deki içsavaþ Ýran sorununun önüne geçti ama aslýnda bu iki sorunu acil bir þekilde birbirine baðladý.Burada bütün sorun ABD-AB ve Ýsrail'in Ýran sorununda Türkiye ve Suudi Arabistan'a baðýmlý olmalarýdýr ve Suriye'de bu ülkeleri belirli bir noktaya kadar tatmin edemeyen bir Batý'nýn Ýran sorununda onlarýn desteklerinden mahrum kalacaðý açýktýr.Türkiye ve Suudi Arabistan, Guta saldýrýsý ile Batý'ya "Ortadoðu Siyaset Pazarý"nda Ýran noktasýndaki fiyatý ve bunun küresel sonuçlarýný hatýrlatmýþlardýr.
ABD ve Batý'nýn Guta'daki kimyasal saldýrýyý Esad'ýn üzerine atmalarýnýn ve Türkiye ve Suudi Arabistan'ýn arkalarýndan gitmelerinin asýl nedeni budur.Ama yine de ABD, Türkiye ve Suudi Arabistan'ýn pozisyonuna gelmemiþtir ve onlarýn onu çekmek istediði politik pozisyona karþý direnmektedir.
Guta saldýrýsýndan sonra, ABD'nin Esad rejimine karþý yapmak istediði ve sadece hava operasyonu ile sýnýrlý olmasý öngörülen askeri operasyonun politik amaçlarý da kýsaca þöyle belirtilebilir: 1-ABD,Esad rejiminin son dönemlerde muhalifler karþýsýnda askeri ve politik pozisyonunu güçlendirmesinden sonra,güç dengesinin köklü bir þekilde rejimin lehine dönmesinin önüne geçmek istemektedir.Bunun için rejimin askeri kapasitesinin kýsmi olarak zayýflatýlmasý ve muhalifler üzerinde kesin bir üstünlük saðlayamamasý hedeflenmektedir. 2-Rejimin askeri kapasitesinin zayýflatýlmasý,muhaliflerin nefes almasýný kolaylaþtýracaðý için,bu muhalifleri destekleyen Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkeleri de tam olmasa da kýsmen tatmin edecektir ve bu noktada ABD ile bu ülkeler arasýndaki müttefiklik iliþkisinin fazla zarar görmemesi saðlanmýþ olacaktýr.Askeri operasyon ile ABD,bu ülkelerin kendi liderliðinden ayrý hareket etme eðilimlerini sýnýrlandýrmak istemektedir. 3-Rejimin düþürülmeden askeri pozisyonunun zayýflatýlmasý,bir yandan rejim üzerinde iç ve dýþ baskýnýn devam etmesine yarayacaðý için, öte yandan da ABD'nin bölgede müttefiklerine belirli bir dereceye kadar da olsa güven vereceði için,ABD'ye Suriye muhalefetinin yeni bir temele oturtulmasý noktasýnda zaman kazandýracaktýr.
Bu kimyasal saldýrýnýn arkasýnda,ABD'nin Cenevre-2 manevrasýný boþa çýkarmak isteyen ve bu temelde Rusya'ya yaklaþarak Esad'ýn devrilmesini geciktiren ABD politikalarýný kendi çýkarlarýna uygun bulmayan kesimlerin olduðu olaylarýn mantýðýnýn kaçýnýlmaz sonucu olarak ortaya çýkmaktadýr, ki bu noktada da Suudi Arabistan,Türkiye ve El Kaide'ci El Nusra Cephesi gibi örgütlerin olduðu anlaþýlmaktadýr.
Suriye devletinin içeride muhaliflere karþý önemli askeri baþarýlar kazanmasýndan ve konumunu saðlamlaþtýrmasýndan sonra,uluslararasý alanda da ABD ve Rusya'nýn kendi rejimini belirli bir süre daha ayakta tutmasý noktasýnda anlaþmalarýndan sonra,Suriye'nin böyle bir kimyasal saldýrý yapma olasýlýðý sýfýra yakýn bir durumdur.Suriye'nin hem iç politik ve askeri konumu hem de uluslarasý alanda Rusya ve Çin'in direk desteðine sahip olmasý, böyle bir hata yapmasýný olanaksýz kýlmaktadýr.
Ama buna karþýlýk, bu saldýrýnýn Türkiye,Suudi Arabistan ve El Nusra Cephesi örgütünün bir eseri olduðu þüphesini uyandýran çok önemli bazý somut kanýtlar mevcuttur.Bu saldýrýdan neredeyse üç ay önce Türkiye'de bazý El Nusra Cephesi örgütü üyeleri sarin gazý ile birlikte yakalanmýþlardýr.
Geçen Mayýs ayýnýn sonlarýnda, Reyhanlý terör saldýrýsýnýn faillerinin bulunmasý ile ilgili yapýlan polis baskýnlarýnýn birinde, Adana'da El Nusra Cephesi üyelerinin kaldýðý bir evde bulunan iki kilogramlýk sarin gazý ve tutuklanan 12 kiþi hakkýnda, CHP Tokat Milletvekili Orhan DÜZGÜN Ýçiþleri Bakaný Muammer Güler'in yanýtlamasý istemiyle bir soru önergesi vermiþtir: "El Kaide ve buna baðlý El Nusra terör örgütlerine üye olduðu iddia edilen 12 kiþi Adana’da bir evde yapýlan baskýnda tutuklanmýþ olup yapýlan aramada Sarin gazý ele geçirilmiþtir. Geçtiðimiz günlerde Amerika’ya giden Baþbakan Erdoðan’ýn Amerika Baþkaný Obama’yý Suriye’nin Kimyasal silah kullandýðýna dair ikna etme çabasýndan sonra kendi ülkemizde muhalif olduðu bilinen El Nusra terör örgütüne mensup bu kiþilerin evinde Sarin gazý ele geçirilmesi kimyasal tehdidinin kendi ülkemizde var olduðunu göstermektedir. Soru 1: Bu kiþiler hakkýnda kýrmýzý bülten ya da baþka bir arama kararý var mýdýr? Soru 2: Bu kiþiler ülkemize hangi yoldan ve ne zaman girmiþlerdir? Soru 3: Sarin gazý bu kiþiler tarafýndan nereden ve nasýl temin edilmiþtir? Soru 4: El Nusra terör örgütüne her türlü desteði veren hükümetiniz El Nusra’nýn sahip olduðu Sarin gazýndan haberdar mýdýr?"
Sarin gazý ile birlikte yakalanan El Nusra Cephesi üyelerinin haberinin yayýnlanmasýndan sonra,Rusya Dýþiþleri Bakaný Sergey Lavrov Moskova'da düzenlediði bir basýn toplantýsýnda þunlarý söylemiþtir: “Biz Türk meslektaþlarýmýzdan sonuçlarla ilgili hýzlý ve tam bir bilgi bekliyoruz… Durum çok ciddi. Sürekli kimyasal silahlarla ilgili konuþanlar ilginç oyunlar oynamaya devam ediyor. Konuyla ilgili tüm detaylarýn soruþturulmasý gerekiyor.” (www.Ýnternethaber.com,31 Mayýs 2013)
Ayný haberin devamý þöyle: "Rusya Dýþiþleri Bakanlýðý Sözcüsü Aleksandr Lukaþeviç de konuyla ciddi olarak ilgilendiklerini, kimyasal silahlarýn kullanýmýnýn asla kabul edilemeyeceðini söyledi. Lukaþeviç, “Suriye hükümeti bir çok kez iç çatýþmalarda kimyasal silahlarýn kullanýlmayacaðýný taahhüt etti. Rusya Suriye hükümetinden tüm gerekli garantileri aldý…” dedi.
Terörist ve radikal gruplarýn Suriye’ye dýþ askeri müdahale imkaný saðlamak için kimyasal silah oyunu oynayabileceðini kaydeden Rus sözcü, “Maalesef, Türkiye’den gelen haberler bu tür endiþelerin uygulamada olduðunu gösteriyor. Bu durumda, terörist gruplarýn sivillere yönelik kimyasal silah kullanarak dýþ müdahaleye yol açmasý ile ilgili tüm detaylarýn soruþturulmasýnýn çok önemli olduðuna inanýyoruz.” deðerlendirmesinde bulundu." (www.Ýnternethaber.com,31 Mayýs 2013)
Olayýn politik mantýðý ve TC devletinin kirli pratiði gözönüne getirildiðinde,Suriye'deki kimyasal saldýrýnýn arkasýnda El Nusra'yý taþeron olarak kullanan Türkiye ve Suudi Arabistan'ýn olduðu þüphe götürmez gibi görünmektedir.
TC devleti ve onun baþýndaki RT Erdoðan ve AKP Hükümeti, El Nusra gibi terör örgütlerini taþeron olarak kullanarak,sözde "TC devletinin jeopolitik çýkarlarý" için hem kendi halkýna hem de Suriye halkýna karþý katliamlar düzenlemektedirler ve bu temelde insanlýða karþý suç iþlemektedirler!
DEVRÝMCÝ BÜLTEN
|
 |