[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 56 (1) }
| Devrimci Bülten

ÝÇÝNDEKÝLER


•    “Ergenekon Komplosu” ve AKP- Cemaat Ýttifaký

•    Düz ve Basit Mantýkla Teori Çürütülemez

•    AKP ve KDP’nin Stratejik Açmazý : PKK’nin Ortadoðu'da Önlenemez Yükseliþi

•    Fetullah Gülen Cemaati ve AKP’den Devlete Büyük Komplo





"ERGENEKON KOMPLOSU" VE AKP-"CEMAAT" ÝTTÝFAKI


 
AKP ve Fetullah Gülen Cemaati arasýndaki çatýþma ve anlaþmazlýðýn doðasýný anlayabilmek için,bu iki gücün geçmiþteki ittifaklarýnýn politik çerçevesini ve bu çerçevenin gerçekleþtirmiþ olduðu bazý somut politikalarý anlamak gerekmektedir.

Recep Tayip Erdoðan bir çok kez, "bu yola" çýktýklarý zaman ölümü göze aldýklarýný ve "kefenlerini üzerlerinde taþýdýklarý"na dair bir çok söylemde bulunmuþtur.Dýþarýdan bakan sýradan bir insan,Erdoðan'ýn bu söylemler ile "Türkiye'nin demokratikleþtirilmesi sürecinde"  kendisine karþý gerçekleþebilecek olasý suikast ve sabotajlarý kastettiði algýsýna kapýlabilir. Aslýnda Erdoðan'ýn bu söylemler ile kastettiði þey baþkadýr.

AKP ve Cemaat, 28 Þubat darbesinden sonra, klasik yöntemler ile iktidar olamayacaklarýný anlamýþlardý. Seçimlerde birinci parti olmanýn ve hükümete gelmenin iktidar olmaya yetmediði, 28 Þubat darbesi ile sabit olduðundan dolayý, gelecek sefer baþka bir yöntemin uygulanmasý noktasýnda bu çevrelerde genel bir görüþ birliði oluþmuþtu.Ýktidar olmanýn önündeki en büyük engel, Ordu'nun "devlet içerisinde devlet olma" konumuydu.

Anti-demokratik bir siyasal yapýlanmanýn sonucu olan bu durum, Ordu önderliðinde bazý ekonomik,politik ve bürokratik kesimlere bir ayrýcalýða  ve bu ayrýcalýk bir tür "siyasal tekel"e neden oluyordu. Bu "siyasal tekel"in dýþýnda geliþen eðilimler ya bu "siyasal tekel"in direkt ya da dolaylý müdahaleleri ile etkisizleþtiriliyorlardý.

 Ýþte 28 Þubat sonrasý ortaya çýkan AKP'nin ve yine kendi çapýnda iktidar mücadelesi veren "Cemaat"in en önemli politik sorunu,iktidar olmalarýnýn önündeki en büyük engel olan bu "siyasal tekel"i nasýl bertaraf edecekleriydi. Politik deneyim bunun klasik yollar ile olamayacaðýný göstermiþti.

Faþist bir oluþum olan bu "siyasal tekel"in bertaraf edilmesi için iki yol vardý:

1-Birinci yol, "Avrupa Birliði'ne üyelik perspektifini kabul ederek",içeride liberallerin dýþarýda da ABD ve AB'nin güçlü desteðini elde ederek ve bu temelde AB'ye uyum reformlarýný uygulayarak, bu faþist siyasal tekeli tasfiye ederek yerine "AB standartlarýnda" bir burjuva demokrasisi geçirmekti.

2-Ýkinci yol ise,siyasal tekelin faþist biçimini deðiþtirmeden içeriðini deðiþtirmekti.Bu yol, halk hareketini uyandýrmadan ve tam tersine onu baský altýnda tutarak ama devletin zirvesinde bir iktidar deðiþimini gerçekleþtirmeyi öngörmektedir.Bu yol demokratik ve reformist metodlarý dýþladýðý için, ister istemez komplocu,darbeci,aldatýcý,terörist vs. gibi anti-demokratik araçlarýn kullanýmýný gerektiriyordu, ki gerici sýnýflarýn politik anlayýþýna denk düþmektedir.

AKP ve Cemaat'in siyasal hedefi, tutucu ve gerici bir toplum yaratmak olduðu için,politik araç ve taktikleri de ayný derecede gericidir.Bundan dolayý,Ordu'nun gerici siyasal tekelini kýrmak için, yukarýda belirtmiþ olduðumuz iki yoldan ikincisini seçmiþledir.Ama birincisini de bu ikinci yola baðlý olarak taktik bir araç olarak kullanmýþlardýr.

1990'lý yýllarýn sonlarýnda ve 2000'li yýllarýn baþlarýnda AKP ve Cemaat, hükümete geldiklerinde 28 Þubat türü bir deneyimi yaþamamak için yeni bir politik anlayýþ geliþtirerek,Ordu karþýsýnda bir ittifaka gitmiþlerdir.Bu ittifaklýk iliþkisi,Cemaat'in polis ve yargý içerisindeki gücü ile AKP'nin gelecekte elde edeceði hükümet gücünün birleþtirilmesini öngörüyordu. Bu ittifaklýk, devlet bürokrasisinin ezici çoðunluðunu ele geçireceði için,Ordu'nun politik tecritini de geliþtirecekti.Bu noktada tek sorun,Ordu'nun siyasi ve askeri olarak bastýrýlmasý için gerekli olan stratejik darbenin indirilmesiydi.

AKP-Cemaat ittifaký,Ordu'ya indirilecek stratejik darbeyi de "Ergenekon Komplosu" aracýlýðýyla yapmaya karar vermiþlerdi.Bu komplo hükümete gelmeden çok önceleri kararlaþtýrýlan ve planlanan bir komplodur.Bu komplonun siyasi yanýný yani toplum nezdinde savunulmasý,kollanmasý ve Yürütme düzeyinde gerekenlerin yapýlmasýnýn sorumluluðunu AKP üzerine almýþtý.Operasyonel yanýný ise yani polis teþkilatý,yargý ve Ordu içerisine yerleþtirilen ajanlar ile ortaya konacak olan ve Ordu'nun üzerine atýlacak olan bazý terör ve suikast eylemlerinin organizasyonunu da "Cemaat" üstlenmiþti.

Böylece terörist eylemler, kamuoyunu aldatmaya dayalý psikolojik operasyonlar ve polis ve yargý kovuþturmalarý ile Ordu baský altýna alýnarak,sistem içerisindeki siyasi etkisi ve disiplini zayýflatýlarak ve de zaman içerisinde Ordu içerisndeki kadrolaþma ile ele geçirilerek tamamen iktidar olmak planlanmýþtý.Muhtemelen bu plan daha AKP 3 Kasým 2002'de seçimlerde birinci parti olmadan önce AKP ve Cemaat'in birlikte kabul ettikleri bir plandý. "Ergenekon Komplosu" AKP'nin siyasal kanatlarý altýnda ve onun korumasýnda Cemaat ile birlikte planlanan ve hayata geçirilen bir politikaydý.

"Ergenekon Komplosu" ile AKP-Cemaat ittifaký ilk elden sayýlacak þu kirli eylemleri yapmýþlardýr: Þemdinli Umut Kitapevi bombalanmasý,Rahip Sontoro Cinayeti,Hrant Dink Suikasti,Zirve Yayýnevi katliamý,Diyarbakýr Koþuyolu ve Dershane Katliamý,Güngören Katliamý,Ergenekon,Balyoz ve bir çok uydurulmuþ darbe planlarýnýn sahte belgelere dayanýlarak hazýrlanmasý ve bu temelde bir çok kiþinin suçlanmasý ve cezaevine atýlmasý vs. Bütün bu eylemler Cemaat tarafýndan pratiðe geçirilmeden önce, eylem dosyasý Erdoðan'ýn onayýndan geçiyordu.Erdoðan hiç utanýp ve sýkýlmadan Hrant Dink'in öldürülme emrini verdikten sonra,onun eþi ve çocuklarýnýn yanýna giderek baþ saðlýðýnda bulundu. Bu eylemler ayný zamanda tamamen kamuoyunu aldatmaya dönük olup,bu aldatma aracýlýðýyla ayný zamada "kamuoyu imal" edilerek siyaseten "haksýz kazanç" elde etme amacý da güdülüyordu.

Bütün bunlardan sonra Erdoðan'ýn niçin sürekli "kefenle dolaþtýðýný" belirtmesi daha iyi anlaþýlmaktadýr.Erdoðan bu komplo kamuoyunda deþifre olduðu andan itibaren,askeri bir darbenin kapýsýný açmaya kadar götürecek olaylar zincirini tetikleyeceðini iyi bilmektedir.Bir iktidar deðiþiminde, "Ergenekon Komplosu" ile ,Türkiye'yi baþtan sona soyan yolsuzluðu birleþtirildiðinde canýný kurtaramayacaðýný iyi bilmektedir.

"Ergenekon Komplosu" resmen AKP-Cemaat ittifakýnýn devletin temeline dinamit koymasý ile eþanlamlýdýr.Bu komplo,devletin üstten reformlar yoluyla burjuva demokrasisine (AB standartlarý da denebilir) geçiþ olanaðýný da yoketmiþtir.AKP-Cemaat ittifaký,AB'ye girme görünümü altýnda politik sistemi esnekleþtirerek,bu komplo ile Ordu'ya öldürücü bir darbe vurmuþlardýr. Bundan sonra Ordu tamamen içe kapanarak ve bütün reformlara direnerek daha milliyetçi bir çizgiye kayacaktýr.

"Ergenekon Komplosu" kaba bir benzetme ile modern Türkiye'nin "31 Mart Vak'asý"dýr.Bu hareketin günümüzdeki versiyonu,liberal biçimler içine saklanmýþ olduðundan dolayý fazla kimsenin dikkatini çekmemektedir. AKP ve Cemaat'in asýl hedefi,burjuva-demokratik bir toplum yaratmak deðildir. Dini muhafazakar ve milliyetçi motiflere de dayanan gerici bir toplum yaratmaktýr.Bu hedeflerini de taktik olalak liberal politikalar ile perdelemektedirler."Ergenekon Komplosu"nun üstü kazýndýðý zaman altýnda "31 Mart Olayý"nýn anlayýþý çýkacaktýr.

AKP Emniyet Teþkilatý'ný ve Yargý'yý "Ergenekon Komplosu" için Cemaat'e teslim etti ve Cemaat de bu komplo aracýlýðýyla devlet içerisinde daha kolay ve rahat yayýlma olanaðý buldu. Ordu ve onu destekleyen güçler karþýsýnda stratejik bir ittifaka giren AKP ve Cemaat,Ordu'nun ve onu destekleyenlerin bastýrýlmasýndan sonra ayrý planlarý vardý.Bu komplodan sonra AKP tamamen iktidar olarak Cemaati de yedeðinde tutma hedefi güderken,Cemaat de devlet içerisinde daha da güçlenerek,AKP'yi de ya içten ele geçirerek ya da zayýflatarak ve onun yerine geçerek onu kendi altýna alma hedefi güdüyordu. AKP-Cemaat kavgasý devlet kurumlarýný kimin daha fazla ele geçireceði ya da kimin iktidarýn dümenini daha fazla elinde tutacaðý kavgasýdýr.

7 Þubat 2012 MÝT krizi ile baþlayan,Dershanelerin kapatýlmasý tartýþmalarýyla devam eden ve son olarak 17 Aralýk ve 25 Aralýk 2013 "Yolsuzluk ve Büyük Rüþvet" operasyonlarý ile devam eden AKP-Cemaat çatýþmasýnda, Cemaat'in amacý Erdoðan'ý ve çevresini politik olarak zayýflatmak ve de AKP içerisinde Cemaat'e karþý daha ýlýmlý olan ve onun devlet içerisinde geliþimini engellemeyen kesimlerin ön plana çýkmasýný saðlamaktýr.

Cemaat Erdoðan'ý ve çevresini tek yolsuz ve rüþvet operasyonlarý ile politik olarak zayýflatmak istememektedir.Bu operasyonlar ile CHP ve MHP'yi AKP'nin üzerine salarken,Paris Suikasti ile ilgili belgeleri kamuoyuna sýzdýrarak ve yine Hakkari'deki gibi provakasyonlar ile Barýþ Süreci'ni sonlandýrmaya çalýþarak,savaþýn tekrar baþlamasýný saðlayarak Erdoðan'ý bir çok yönden kýskaca almak istemektedir.

Cemaat, Erdoðan ve çevresini politik olarak etkisizleþtirme stratejisinde, diplomasiyi de etkili bir þekilde kullanmaktadýr.Cumhurbaþkaný Abdullah Gül'e gönderilen mektup,taktik olarak Cumhurbaþkanlýðý seçimi öncesi,Gül ile Erdoðan'ýn arasýný açmaya dönüktü.Yine Halk Bankasý ve MÝT'in týrlarýna yönük operasyonlar da, ABD'nin Ortadoðuki Ýran ve Suriye politikasýndaki hassasiyeti ile iliþkili olup,onu ABD ile daha fazla karþý karþýya getirmeye dönüktür.

Böylece Cemaat  bu operasyonlar ile hem içte hem de dýþta Erdoðan ve AKP'nin daha fazla tecrit edilmesini saðlayarak, kendi üzerine daha fazla gelmemesi noktasýnda cesaretini kýrmaya çaýþmaktadýr. Eðer Cemaati tatmin edecek bir uzlaþma olmaz ise,Cemaat bu çatýþma sürecini,Erdoðan ve AKP'yi tek baþýna hükümet olamayacaðý bir düzeyin altýna iterek ve hükümetten indirerek daha sonra Emniyet ve Yargý içerisindeki gücünü kullanarak, Erdoðan'ý ve çevresini kovuþturarak kendisine daha fazla baðýmlý hale gelmesini saðlayacak bir düzeye götürmeye çalýþacaktýr.

Erdoðan'ýn Cemaat'in stratejisine yanýtý,Ordu'ya daha fazla yanaþmak,Yargý'yý tamamen Yürütme'ye baðlayarak daha fazla kuvvetler ayrýlýðýný yoketmek ve PKK ile Barýþ Süreci'ni sürdürmeye "daha istekli olduðu görünümü"nü oluþturmak oldu.AKP-Cemaat kavgasý,her iki taraf için de büyük riskler taþýmaktadýr.Bu çatýþma muhtemelen her iki tarafýn iktidardan tamamen uzaklaþmasý ile sonuçlanacaktýr.

AKP ve Cemaat için  olumsuz durumlardan birisi de, özellikle ABD ekonomisinin kýsmi toparlanmasýndan dolayý, ABD Merkez Bankasý'nýn (FED) tahvil alýmlarýný düþüreceðini açýklamasýdýr.Tahvil alýmlarýnýn düþürülmesi, Türkiye'ye akan kýsa dönemli sermayenin (sýcak para) daha da düþmesine neden olacaðý için,cari açýðýn finansmanýnda büyük sorunlara neden olacaktýr. Sýcak paranýn düzeyinin düþmesi, cari açýðýn finansmaný sorunu,politik olarak kendi içerisinde bölünmüþ ve iktidar mücadelesine tutuþmuþ bir politik yapý ve de Kürt Özgürlük Hareketi'nin savaþ tehditini sürekli ensesinde hisseden bir devleti ekonomik olarak bekleyen sadece büyük bir ekonomik kriz olabilir.

Böyle bir ekonomik kriz,AKP'nin politik teþhirini tamamlayarak, ulusal ve milliyetçi güçlerin daha da güçlenmesine,Ordu'nun tarafsýzlýðýna son vererek giderek daha fazla bu sonunculara yaklaþarak Mýsýr tipi bir darbenin kapýsýnýn aralanarak daha totaliter bir rejimin kapýsýný açabilir.AKP hükümeti sonrasý,Türkiye'nin soldan ziyade saða ve daha fazla milliyetçi ve totaliter bir yapýya doðru kaymasý ve Ortadoðu odaklý olan yeni emperyalist paylaþým savaþýna bu durumda girmesi,kendi politik birliðinin ve devlet yapýsýnýn daðýlmasý ile sonuçlanacaktýr.

DEVRÝMCÝ BÜLTEN

|
_ _