 |
 FETULLAH GÜLEN CEMAATÝ VE AKP’DEN DEVLETE BÜYÜK KOMPLO (I)
K.Erdem
I-Giriþ Son dönemlerde Fetullah Gülen Cemaati ile AKP arasýnda giderek su yüzüne çýkan anlaþmazlýk ve çatýþma siyasi tartýþmalarýn odaðýna oturmuþ durumdadýr. Bu anlaþmazlýðýn siyasi doðasýnýn doðru anlaþýlmasý ve iktidar bloku içerisindeki güç iliþkilerini nasýl etkileyeceðinin doðru tahmin edilmesi büyük bir önem taþýmaktadýr.
AKP ile Fetullah Gülen Cemaati arasýndaki iliþkileri doðru anlayabilmek için,bu iki hareketin,"Ergenekon Komplosu" çerçevesinde nasýl bir araya geldiklerini ve bu temelde nasýl bir çýkar birliði oluþturduklarýný anlamak temel bir öneme sahiptir.
AKP-Fetullah Gülen Cemaat'i iliþkilerini doðru çözülmeyebilmek için önce Cemaat'i doðru bir çözümlemeye tabi tutmak gerekmektedir. Cemaat'in siyasi ve toplumsal doðasý doðru belirlenmeden ne bu çatýþmanýn doðasý ne de gelecekte Ýþbirlikçi Tekelci Burjuvazi (ÝTB) içerisindeki siyasi gruplaþmalar doðru tahmin edilebilir.
F.Gülen Cemaati "Cemaat" görünümü altýnda yarý-illegal bir partidir ve amacý bütün partiler gibi siyasal iktidarý ele geçirmek ve teokratik bir biçime sahip faþist bir devlet yapýlanmasý gerçekleþtirmektir. Onun için bu makalede zaman zaman Cemaat'e Fetullah Gülen Partisi (FGP) de diyeceðiz. FGP'nin tamamen legal olarak bir seçim partisi olarak örgütlenmemesi,onun siyasal bir parti olmadýðý anlamýna gelmez.FGP'nin kendisini bir "sivil toplum örgütü" biçiminde sunmasý,onun siyasal iktidarý ele geçirmek için uygulamýþ olduðu mücadele tarzýndan kaynaklanmaktadýr.
FGP'nin kendisi gibi faþist bir teokratik devlet hedefleyen diðer partilerden farký,siyasal iktidarý ele geçirmek için izlemiþ olduðu yöntemin diðerlerinin tam tersi olmasýdýr.Diðer partiler açýk bir kitle partisi ve az çok seçim sistemi etrafýnda þekillenen ve bu temelde devlet içerisinde kadrolaþma temelinde bir mücadele tarzý benimserlerken,FGP bunun tam tersi olan,önce devlet içerisinde kadrolaþan ve bu kadrolaþmayý zamanla yürütme erkinin ele geçirilmesiyle birleþtirmeye çalýþan bir siyaset izlemektedir.Baþka bir þekilde ifade edersek,polis ve yargý aygýtý içerisindeki kadrolaþmayý zamanla ordu içerisine taþýmak isteyen ve bu örgütlenmeyi medya ve ekonomik alandaki güçlenmeyle birleþtiren ve de en sonunda bu gücü açýk bir siyasal partiye taþýyarak hükümet edecek bir güce ulaþmak istemektedir.
FGP'nin siyasal iktidarý ele geçirme sratejisini "tersten gelen bir süreç" olarak ele almasý bir çok kesimin kafasýný karýþtýrmaktadýr.Bununla birlikte FGP bu stratejiyi perdelemek için eðitim, mali-ekonomik ve medya kurumlarýný kullanmaktadýr.Böylece "kendisini belli etmeyen" bir strateji oluþturarak ve nihai hedefini "belirsiz" göstererek, kimseyi fazla uyandýrmadan ve ürkütmeden devlet kurumlarý içerisine azami derecede sýzmaya çalýþmaktýr. Zaten SIZINTI adlý bir dergi ile iþe baþlamalarý da bunun bir göstergesidir.
FGP'nin sýnýrsýz bir iktidar hedefi peþinde olmasý,bu iktidarý elde tutmak isteyen ya da kendi çýkarlarýna uygun olarak onu örgütlemek isteyen baþka güçler ile çatýþmasýna neden olmaktadýr.Son dönemlerde devlet içerisinde ortaya çýkan boþluðun doldurulmasý noktasýnda AKP ile ortaya çýkan çatýþmanýn doðasý budur.FGP devlet içerisinde daha fazla yayýlmak ve güçlemek isterken,AKP devlet içerisindeki bu yayýlmayý sýnýrlandýrmak istemektedir.Çünkü bu yayýlma zamanla AKP'nin kuþatýlmasý ya da "Milli Görüþçü" içinin boþaltýlarak FGP tarafýndan ele geçirilmesiyle sonuçlanacaktýr.
AKP-FGP çatýþmasýnýn doðasýný anlayabilmek için,olaylarýn arka tarihsel planýnýn azçok kavranýlmasý zorunludur.Bu arka tarihsel planýn doðru bir þekilde ortaya konulmasý ölçüsünde ancak taraflarýn taktik manevralarý doðru bir þekilde belirlenebilir.
II-Fetullah Gülen Hareketi ve Toplumsal Karakteri F.Gülen Hareketi'nin kökenleri, aþýrý Türk milliyetçiliðinin (MHP) ve aþýrý politik islamýn (Milli Görüþ) Türk siyasetinde kitle partileri olarak þekillendiði döneme kadar gider ve onlar ile ayný tarihsel dalga boyu üzerinde yeralýr. FGP'nin tarihsel yerini tam olarak belirtirsek eðer,bu politik oluþum ideolojik olarak MHP ve Milli Görüþ Hareketi'nin tam ortasýnda bulunur. MHP'de Türk milliyetçiliði islama baskýn olmasýna karþýn ve yine Milli Görüþ'te islam Türk milliyetçiliðine baskýn olmasýna karþýn,FGP'de Türk milliyetçiliði ve islam nispi olarak eþit aðýrlýklara sahiptir.Bu durum ona her iki hareketten farklý ve baðýmsýz bir toplumsal konum kazandýrmaktadýr.
FGP MHP,Milli Görüþ ve AKP gibi Ýþbirlikçi Tekelci Burjuvazisinin en gerici siyasi eðilimlerinden birisidir.Uluslararasý emperyalizm ile iþbirliði halinde kendi toplumsal konumunu geliþtirmeye ve bu temelde siyasal iktidarý ele geçirmeye çalýþan bir harekettir.Bu noktada diðer hareketlerden bazý noktalarda ayrýlýr.FGP tek ideolojik düzeyde deðil,strateji,taktik ve mücadele tarzý bakýmýndan da diðer hareketlerden ayrýlýr ve bu noktada Türkiye'de denebilir ki tek harekettir.
FGP ayný tarihsel eðilime sahip olan diðer hareketlerden özellikle iktidara yürüme tarzý bakýmýndan ayrýlýr.Seçim sistemi etrafýnda geliþen bir siyasal yapý olmaktan ziyade,illegal ve konspiratif bir þekilde devlet içerisinde kadrolaþarak ama bunu da önce kendi özel okullarýnda kazandýklarý ve yetiþtirdikleri gençleri belirli bir strateji temelinde devlet içerisine sokarak yapmaktadýrlar.Yürütme'den önce, Emniyet,Yargý,Bürokrasi ve Ordu içerisinde kadrolaþarak ve belirli bir güce ulaþarak ve böylece Yürütme'nin etrafýný tamamen kuþatarak ve de onu iþlemez hale getirerek en son hedef olarak da Yürütme'yi ele geçirmek istemektedirler.Yürütme'yi de ya varolan bir siyasal partiyi içten ele geçirerek (örneðin AKP) ya da varolan küçük bir partiyi (örneðin BBP) ele geçirip büyüterek ele geçirmek istemektedirler .
FGP'nin faþist karakteri,onun çeþitli tarihsel olaylar karþýsýndaki politik tavrýyla da kolayca ortaya konabilir.Örneðin bu hareket,12 Mart,12 Eylül ve 28 Þubat darbelerini desteklemiþtir.Kaldý ki Fetullah Gülen'in kendisi Erzurum'da Komünizme Karþý Mücadele Derneði'nin kuruluþuna da etkin olarak katýlmýþtýr. FGP,Nurculuk içerisinde gelmesine karþýn,bir çok yönden onlardan ayrýlmýþtýr. Diðer tarikatlar dar bir sosyal alana sýkýþmalarýna ve baþka partilerin pasif seçmen tabanlarý haline gelmelerine karþýn,FGP "cemaat" biçimi altýnda, sýký, gizli ve illegal bir örgüt modeli temelinde "modern" bir parti olarak ortaya çýkmýþtýr.Tarikat örgütlenmesinin biçimini muhafaza ederek, içeriðini tamamen "kapitalist modernitenin" gereklerine uygun bir þekilde doldurarak ve diðer ayný hareketlerden kendisini ayýrarak ve onlar karþýsýnda baðýmsýzlýðýný koruyarak kendi politik hedefine yürümek istemektedir.
FGP'nin en iyi özelliði kendisini kullanmak isteyeni çok iyi kullanan bir hareket olmasýdýr.Bunun nedeni ideolojik,politik ve örgütsel olarak sýký bir yapýya sahip olmasý ve örgütünün "ana gövdesini" iyi saklayabilmesinden kaynaklanmaktadýr. Bu durum onu kullanmak isteyen hareketler karþýsýnda baðýmsýz kalmasýna ve onu kullanmak isteyenleri kullanmasýna olanak saðlamaktadýr.
1970'li yýllarda ABD'nin Sovyetler Birliði'ne karþý Yeþil Kuþak Projesi çerçevesinde geliþtirmiþ olduðu politik islam ile ittifak stratejisi, Türkiye'de de özellikle darbe hükümetleri tarafýndan uygulamaya sokulmuþtur.Öncelikle devlet içerisinde kadrolaþmaya önem veren FGP için bu politika aslýnda mum ile arayýp da bulamadýðý bir fýrsat olmuþtur.Bu ittifak çerçevesinde devlet bu islami hareketlere çeþitli tavizler vermiþtir: Ýmam Hatip Okullarýnýn geliþtirilmesi, Ýslami Bankacýlýðýnýn önünün açýlmasý,ýlýmlý islama toplumun her alanýnda kolay örgütlenme imkanlarýnýn saðlanmasý,Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý aracýlýðýyla Sünni Ýslamýn toplumun derinliklerine kadar örgütlenmesi,Kuran Kurslarýnýn yaygýnlaþtýrýlmasý vs.
Devletin politik islam ile oganik iliþki kurduðu ve onu kendi stratejik yedeðine almaya çalýþtýðý bir politikanýn ürünü olan Fetullah Gülen Hareketi'nin temel hareket tarzý,devlete yakýn olmak ama kendini ondan sakýnmak oldu. Ona yakýnlýk devletin geniþ imkanlarý ile örgütlenme olanaðýna yolaçýyordu ama bu yakýnlýk kendisini tasfiye etmeye de neden olabilirdi.Onun için FGP devlet karþýsýnda "baðýmsýz" ve özerk bir yapýlanma içerisine gitti ve bunun araçlarýný, yol ve yöntemlerini geliþtirdi.
Bu noktada kýsaca da olsa FGP'nin emperyalistler ile ama özellikle de ABD emperyalizmi ile iliþkilerine deðinmek ve bu iliþkinin çerçevesini doðru koymak gerekir.ABD-Cemaat iliþkileri noktasýnda bir çok komplo teorisi dolaþmaktadýr.Bu iliþkinin doðasý yeterince anlaþýlmadýðý için, insanlar anlamadýklarý karmaþýk iliþkilerin yerine komplo ya da basit indirgemeci bir anlayýþý koymayý tercih ederler.
ABD-Cemaat iliþkilerini anlamak için olaya bir Cemaat bir de ABD açýsýndan bakmak gerekir.Her iki tarafýn politik hedefleri ve bundan kaynaklanan ihtiyaçlarý temelinden hareket ederek,bu noktada her iki tarafýn hedef ve ihtiyaçlarýnýn ne kadar örtüþtüðünü ve örtüþmediðini anlamak gerekir.Ancak bu temelde bu iliþkinin doðasýný doðru anlayabiliriz.
Fetullah Gülen Hareketi tarihsel konumu gereði (ister bunu ifade etsin isterse de etmesin) iþbirlikçi bir harekettir.Onun hedeflemiþ olduðu siyasal sistem ve toplumsal yapý,emperyalizmden baðýmsýz bir þekilde ortaya çýkmaz. Bu toplumsal hedefe ulaþmak için üzerine bastýðý toplumsal sýnýf ve katmanlar, politik araç ve yöntemler ve de karþýsýna aldýðý sýnýflar,kaçýnýlmaz bir þekilde onun emperyalizmin yedeðine düþmesine neden olmaktadýr/olacaktýr.Bu noktada Gülen Hareketi,toplumsal ve siyasal varlýðýný "güçlü bir yere" dayanmadan varedemez.
Bu tarihsel gerçekliðin bilincinde olarak Cemaat, özellikle de ABD'nin güçlü desteðinin kazanýlmasýný stratejik bir hedef olarak önüne koymuþtur.ABD gibi güçlü bir emperyalist devletin iþbirlikçisi olduðu zaman, Türkiye'de iktidara daha kolay gelebileceðini düþünmektedir.Bu noktada Cemaat, ABD'nin iþbirlikçisi olma noktasýnda çok isteklidir ve kaldý ki Cemaat'in CÝA'daki konumu, walk-in yani "kendi isteði ile iþbirliði ve ajanlýk yapan" hareket konumundadýr.
Cemaat kendisini ABD'ye kabul ettirmek ve Türk iç siyasetinde temel tercihini kendisi doðrultusunda yaptýrmak istemektedir. Cemaat'in Hizmet Hareketi adý altýnda dünyanýn bir çok ülkesinde özel okullar açmasý ve bu okullarý ABD'nin politik hedefleri doðrultusunda ve yine onun operasyon üsleri haline getirmesinin nedeni,ABD'nin Türkiye'deki tercihini kendi lehine çevirme anlayýþýdýr.Hiç kuþkusuz Cemaat'in dünyaya açýlmasýnýn tek nedeni bu deðildir ama nedenlerinden bir tanesi budur.Cemaat araçlarýný geniþ tutarak ve baþkalarýnýn hizmetine vererek, karþýlýðýnda Türkiye'de politik taviz istemektedir.Cemaat her siyasi tavizin bir bedeli olduðunu bildiði için sürekli elinde bir pazarlýk aracý bulundurarak hareket etmektedir.
Soruna ABD açýsýndan baktýðýmýz zaman daha farklý bir tablo görürüz.
ABD Türkiye ile iliþkilerini Cemaat'in hedeflemiþ olduðu bir teokratik faþist devlet anlayýþý temeline oturtmak istememektedir.Bunun bir çok nedeni vardýr.ABD daha çok Türkiye'nin AB'ye üye olma ve bu temelde yapýlacak liberal reformlar ile Batý-Emperyalistlerine baðlanmasýný istemektedir. Bu politik hedef Cemaat'in politik hedefleriyle tezatlýk oluþturur.
Sermayenin küreselleþmesi giderek çeþitli toplumlarý küresel sermaye (emperyalist sermaye) ile daha fazla entegre olmaya zorlamaktadýr. Geri ülkelerin burjuvalarý ise bu entegrasyon sorununa farklý bir þekilde yaklaþýrlar. Bazýlarý AB ile entegre olarak bu küresel sermayeye entegre olmak isterken, bazýlarý ýlýmlý (AKP gibi) ya da radikal politik islam (Saadet partisi ya da bölgede Ýran gibi) temelinde bir bölgesel entegrasyon biçiminde bunu yapmaya çalýþýrlar.Bazýlarý da miliyetçilik (MHP'nin Pantürkizmi gibi) temelinde bunu yapmaya çalýþýrlar.Küresel sermayeye bölgesel bir entegrasyon aracýlýðý ile entegre olmaya çalýþan geri ülkelerin burjuvalarý özünde iþbirlikçidirler. Çünkü bu bölgesel entegrasyonu küresel bir emperyalist güce dayanarak yapmaya çalýþýrlar.
ABD Türkiye'nin Batý-Emperyalistlerine baðlý olarak bölgesel bir güç olarak ortaya çýkýþýný ve Kafkasya,Orta Asya,Ortadoðu ve Doðu Akdeniz'de uzun süreli etkin bir þekilde varoluþunu AB'ye üyelik aracýlýðý ile gerçekleþtirmek istemektedir. AB üyeliði Türkiye'yi içeride az çok istikrarlý bir ülke yapacaðýndan dolayý, Batý ile müttefiklik iliþkileri hem daha uzun hem de daha dayanaklý bir tarihsel temele oturacaktýr,ki bu da Batý'nýn Türkiye'nin etrafýndaki ülkelerde etkinliðini daha da arttýracaktýr.Türkiye emperyalistler için bir "atlama tahtasý" olacak ise, bunun "AB standartlarýna" dayalý bir toplumsal düzene dayanmasý daha mantýklýdýr.
ABD'nin Türkiye'yi AB'de görmek istemesi ve bu temelde bir politik perspektife sahip olmasý,Cemaat'in hedeflemiþ olduðu politik hedefe terstir. Onun için ABD'nin Cemaat'i istediði bir politik düzen temelinde kullandýðý doðru deðildir.Hiç kuþkusuz ABD Cemaat'i bazý noktalarda kullanmaktadýr ama bu Cemaat'in istemiþ olduðu doðrultuda deðildir.ABD Türkiye'de bazý kesimler ile olan tarihsel iliþkilerini (örneðin ordu ve Batý'ya yakýn ekonomik ve politik kesimler),kendi siyasetine ters olan ve toplumda büyük kesimlerin karþý olduðu ve geniþ bir toplumsal temeli olmayan Cemaat'e sýnýrsýz destek vererek yoketmez.
Ancak az ileride de göreceðimiz gibi,Cemaat-AKP ittifaký, "Ergenekon Komplosu" sürecinde ABD'yi tarafsýz hale getirmeyi baþarmýþtýr ama bunu da onu siyasi olarak aldatarak yapmýþtýr.ABD Ordu'nun siyasetteki rolünün düþürülmesi sonucunda ortaya çýkacak politik boþluðu,AB'ye uyum doðrultusunda yapýlacak liberal reformlar ile doldurulmasý beklentisi içerisindeyken,Cemaat-AKP ittifaký bu boþluðu daha muhafazakar ve gerici bir politika ile doldurma anlayýþýný seçmiþlerdir.Bu da gelecekte ortaya çýkacak politik kýrýlmalarýn bir tür habercisidir.
III-Fetullah Gülen Hareketi'nin Stratejik ve Taktik Yapýsý F.Gülen Hareketi, teokratik faþist bir iktidar yaratmak için mücadele verirken,hiç kuþkusuz belirli bir stratejik plan ve buna uygun düþen taktik planlar bütünlüðü oluþturarak hareket etmektedir.Siyasal mücadeleyi çeþitli stratejik aþamalara bölmektedir ve her stratejik aþamaya uygun olarak da örgütlenme ve taktik anlayýþ geliþtirmektedir.
Geçmiþten beri gerek Ýslamiyette olsun gerekse de Hristiyanlýkta, politik mücadele noktasýnda büyük bir entellektüel ve tecrübe birikimi sözkonusudur. Kapitalizm ile birlikte modern partiler ortaya çýkmadan önce, Ýslamiyette ve Hristiyanlýkta dinin farklý yorumlarý olan farklý mezhepler, iktidar karþýsýndaki hoþnutsuzluklarýný,onu etkilemeyi ya da siyasal iktidarý ele geçirmeyi tarikatlar aracýlýðýyla yapmýþlardýr.Modern partilerden önce tarikatlar, bir çeþit entellektüel ve siyasi parti ve hareketler olarak iþlev görmüþlerdir.Tarihte bazý tarikatler siyasal iktidarý ele geçirmeyi baþarmýþlardýr,bazýlarý reform hareketi biçimine bürünmüþlerdir,bazýlarý ezilmiþlerdir,bazlarý da zamanla inanç gruplarý biçimine bürünmüþlerdir.
Tarikatler,ayný inancý paylaþan ve bu inanç doðrultusunda hareket eden insanlar topluluðudur. Genellikle modern toplum öncesinin siyasal parti ve hareketleridirler.Tarikatlarýn amacýna baðlý olarak da bir toplumsal pratiði söz konusudur.Düzeni deðiþtirme hedefine,bir dini grubun haklarýný savunmaya ya da bir inanç grubu olarak varolmaya baðlý olarak farklý bir politik motivasyon ortaya koyarlar.Modern toplum öncesinde tarikatler genellikle politik amaçlar doðrultusunda ortaya çýkmýþlardýr ve zamanla ya iktidara yamanmýþlardýr ya ezilmiþlerdir ya da iktidarýn darbeleri sonucunda giderek politik yanlarý sönerek inanç gruplarýna dönüþmüþlerdir.Tarihte bunlara örnek olarak: 1-Ýktidarý ele geçiren tarikata örnek olarak Safevi devletinin temelini atan Erdebil Tekkesi; 2-Ezilen tarikata örnek olarak Þeyh Bedrettin Tekkesi; 3-Politik hedeflerinden vazgeçerek inanç gruplarýna dönüþen tarikatlara örnek olarak da Alevi-Bektaþi Tekkeleri örnek olarak verilebilir.
Ýktidar mücadelesi veren tarikatler genellikle siyasal mücadeleyi dört stratejik aþamaya bölmüþlerdir.Gerek Bektaþilikte gerekse de Erdebil Tekkesi'nde bu stratejik aþamalar dört kapý kýrk makam þeklinde formüle edilmiþtir.Her stratejik aþamaya bir kapý denilmiþ her kapýya da on makam yani on ilke belirtilmiþtir.Bu kapýlar sýrasýyla þöyle formüle edilmiþlerdir: 1-Hakikat kapýsý (felsefi-ideolojik oluþum); 2-Marifet Kapýsý (örgütsel oluþum ya da propaganda örgütü); 3-Tarikat Kapýsý (toplumsal bir hareket olma ya da partileþme); 4-Þeriat Kapýsý (Ýktidar olma).
Daha yakýndan bakýldýðý zaman, bu stratejik bölümlemenin,Ýslamiyetin ortaya çýkmasýndan iktidara gelmesine kadar uzanan dönemin tecrübesini yansýttýðý kolayca anlaþýlýr.Nasýl Marksistler Paris Komünü'nü,Ekim Devrimi'ni vs. kendi teorilerinin odaðýna koyarak bir teori oluþturmaya çalýþýyorlarsa,Ýslami hareketler de MS 622'de Hicret ile ortaya çýkan Ýslam devrimini de ayný þekilde yorumlamaktadýrlar.
Modern toplumun tarihsel aðýrlýðýný ortaya koymasý ölçüsünde, tarikatler de giderek evrim geçirerek inanç gruplarýna ya da burjuva partilerin yedeklerine düþmeye baþlamýþlardýr.Örneðin Türkiye'de Nurcular,Süleymancýlar,Kadiriler vs. zamanla sað partilerin seçmen tabanlarýna dönüþmüþlerdir.Ýþte bu noktada F.Gülen Cemaati diðerlerinden ayrýlýr.Hatta onlarýn bir ideolojik eleþtirisi temelinde ortaya çýkar.Bu tarikatlarýn sistem karþýsýnda ideolojik ve politik baðýmsýzlýklarýný koruyamamalarýný,onlarýn ideolojik,politik ve örgütsel yetersizliðine baðlý olduðunu belirterek,bu noktada çok sýký,gizli ve etkili bir mücadele anlayýþý ileri sürmüþtür.
F.Gülen baþýndan beri sýký ve gizli bir örgüt modeline aðýrlýk vererek diðer tarikatlarýn savsakladýðý ya da yapamadýðý þeyi yapmýþtýr.Bu sýký ve gizli örgüt yapýsýný Iþýk Evleri ya da kamplarýndaki eðitim çalýþmalaryla birbirine baðlamýþtýr. Eðitim,Medya,Þirketleþme,devlet içerisinde ama öncelikle polis ve yargý içerisinde kadrolaþmayla yani legal alanlarda örgütlenerek, illegal yapýyý legal alanlarla kuþatarak hareketi güçlendirmiþtir.
F.Gülen kendi hareketinin iktidar mücadelesini üç stratejik aþamaya bölmüþ ve her aþamaya uygun olarak bir taktik tarz geliþtirmiþ ve mevcut stratejik aþamaya uymayan taktik ve yöntemleri yasaklamýþtýr.Bu noktada kendi hareketi içerisinde bir bilinç oluþturmuþtur.Bu stratejik aþamalar Stratejik Savunma, Stratejik Denge ve Stratejik Saldýrý aþamalarýdýr ve "Tarikat Kapýsý"na yani iktidardan önceki aþamaya denk düþerler.F.Gülen kendi hareketinin doðasýna uygun olarak savaþ sanatýnýn bütün inceliklerini kullanmaktadýr. Gülen Hareketi için stratejik aþamalarýn ne anlama geldiðini kýsaca þöyle belirtebiliriz:
1-Stratejik Savunma:Bu stratejik aþamaya göre Cemaat, açýk siyasetten yani legal bir parti aracýlýðý ile iktidar mücadelesinden uzak durmalýdýr.Bu zaman zarfýnda devlet içerisine sýzmalý ve onun stratejik kurumlarýnda sökülüp atýlamaz bir düzeye ulaþmasý gerekir.Bu kadrolaþmayý da kendi özel okullarýnda,yurtlarýnda ve dershanelerinde örgütledikleri gençleri belirli bir strateji doðrultusunda devlet içerisine sokarak yapmaktadýr.Öncelikle polis ve yargý içerisine sýzýp ve güçlenmeli ve eðer mümkünse bu iki kurum tamamen ele geçirilmeli.Çünkü böyle bir durum Cemaat'in kovuþturulmasýný ve bastýrýlmasýný önleyeceði gibi düþmanlarýný da baský altýna alacaktýr.Yine bu stratejik dönem boyunca,orta ölçekli iþletmeler kurmak ve bunlarý güçlendirmek ve de önemli bir medya gücüne sahip olmak gerekmektedir.Bu stratejik dönem boyunca Cemaat herhangi bir parti ile stratejik bir iliþkiye girmemelidir ve iliþkilerini her zaman taktik bir düzeyde tutmalýdýr.Bütün partilere karþý ayný mesafede kalarak hepsinden taviz koparma politikasý izlemelidir.
2-Stratejik Denge:Devlet içerisine sýzmalar belirli bir düzeye geldiði ve polis ve yargý içerisinde tamamen güçlenildiði andan itibaren mücadeleyi denge aþamasýna taþýmak gerekir, ki bu dengeyi elde etmek için ordu içerisinde güçlenmek ve açýk siyaset yapan bir parti ile güçlü bir ittifak oluþturmak gerekir.Stratejik Denge ancak Polis,Yargý ve Ordu içerisindeki yokedilemez kadrolaþma ve siyasal alandaki müttefikle iliþkiler birbirine baðlandýðý zaman ortaya çýkabilir.Böylece Yürütme'nin etrafý tamamen çevrilmiþ olacaktýr.Bu stratejik aþamada, siyasal alandaki müttefik ile iliþkiler pasif deðil aktiftir yani bu müttefikin Cemaat lehine zayýflatýlmasý ve ona tam baðlanmasý çabasý ile karakterizedir.Cemaat darbenin ana doðrultusunu Ordu'ya yöneltirken ayný anda müttefikini zayýflatan ve kendisini güçlendiren politikalarý da uygular.
3-Stratejik Saldýrý:Polis,Yargý ve Ordu'yu ele geçiren ve legal bir parti ile ittifak kuran Cemaat'in son stratejik hamlesi Yürütme'yi ele geçirmek olacaktýr.Bunu da ya bir parti ile ittifak yaparak ya küçük bir partiyi ele geçirerek ve güçlendirerek ya da yeni bir parti kurarak yapmaya çalýþacaktýr.Yürütme'nin ele geçirilmesinden sonra, bütün devlete ve uzun yýllardan beri yaratýlan "Altýn Nesil"e dayanýlarak hedeflenen toplum yaratýlacaktýr.Böyle bir toplumun baský ve zulüme dayanýlarak yaratýlacaðý açýktýr.
Görüldüðü gibi F.Gülen Cemaat'inin iktidara yürüme stratejisi, varolan siyasal partilerin izlemiþ olduðu yöntemin tersidir.Ama kendi içerisinde etkili bir stratejidir.F.Gülen bu stratejiyi çok güçlü bir taktik anlayýþla da birleþtirmiþtir. Bu taktik anlayýþýn baþýnda Cemaat'in hiçbir partiye stratejik olarak baðlanmamasý yatmaktadýr.
Cemaat'in bütün partilere karþý ayný mesafede kalarak açýk siyasete girmeme taktiði,aslýnda çok geniþ bir manevra alanýna sahip olma ve sistemin bütün partilerini kendilerine daha fazla taviz vermeleri için kendi aralarýnda rekabete sokmak anlamýna gelmektedir.Herkesi rekabete sokarak Cemaat, kendi stratejik konumunu güçlendiren etkili bir taktik anlayýþa sahiptir. Cemaat için açýk siyasete girmeme,iktidarý ele geçirme yolunda devlet içerisinde ve yine genel olarak siyasal anlamda güç biriktirme dönemidir. Bu güç birikimi yeterli bir düzeye ulaþmadan açýktan siyasete girme, varolan bütün mevzileri kaybetme ile sonuçlanabilir.
F.Gülen Hareketi,siyasal iktidarýn ele geçirilmesi noktasýnda, özellikle taktik yapýsýný ve bu taktiði gerçekleþtirecek insan unsurunu maddi ve manevi olarak belirli bir yeterlilik düzeyine getirmeye, daha doðrusu savaþçý olarak eðitmeye büyük bir önem vermiþtir.Bu noktadaki taktik yapý da ikiye ayrýlmaktadýr.Bir savunma amaçlý taktik organizasyon bir de saldýrý amaçlý taktik organizasyondur.Cemaat bugüne kadar bu iki noktada oldukça etkili olduðunu göstermiþtir.Cemaat'in taktik yapýsýný kýsaca þöyle özetlemek mümkündür: 1-Kuvvet ya da güç dengesi uygun deðilse,saldýrý taktiklerine baþvurulmamalýdýr.Düþmanýn saldýrýlarýnýn arttýðý dönemde uygun bir þekilde geri çekilmek gerekir.Provakasyona gelinilmemeli,korkaklýk gibi ithamlardan etkilenilmemeli. 2-Harekete geçmeden önce planlama yapýlmalýdýr.Plansýz hiçbir iþ yapýlmamalýdýr. 3-Gerekli büyüklüðe,olgunluða ve uygun þartlara ulaþmadan saldýrýya geçilmemelidir. 4-Ýnsiyatifi sürekli elde bulunduracak anlayýþa,örgütlülüðe ve yeteneðe sahip olmak gerekir.Gündemi belirleyen ve olaylarýn nabzýný tutan sürekli Cemaat olmalýdýr. 5-Biçimsel olarak Cemaat'in kadrolarý ve tabaný asker deðildir ama ruhen asker olmak ve böyle bir disipline sahip olmak gerekir. 6-Strateji ve taktikler kimseye söylenmemelidir.Hatta bazý strateji ve taktikleri iþin baþýnda bulunan insan tek bilmelidir. 7-Nihai hedefe ulaþmak için her yol mübahtýr.Bunun içerisine yalan söylemek, aldatmak,hile,iftira vs. herþey geçerlidir.Yeter ki bunlar Cemaat'in içine deðil dýþýna yapýlsýn. 8-Gerektiði yerde adam öldürmek kaçýnýlmazdýr. 9-Düþmanlardan bir adým önde olmak için istihbarat en önemli unsurdur.Onun için ilk önce polis istihbarat ve MÝT ele geçirilecek yerler arasýndadýr.Cemaat istihbaratçýlarýnýn kullandýðý yöntemler ise genellikle þunlardýr:Yasadýþý telefon dinleme,tehdit,sahte belge üretimi ve montaj,düzmece ve iftira kampanyalarý, hýrsýzlýk,kundakçýlýk,þantaj amaçlý kadýn pazarlama ve görüntü kaydý,her türlü yasadýþý dinleme ve kayýt (böcek,gizli kamera vs.) kullanýmý, gasp,darp, bilgisayar sahtekarlýklarý,ev ve iþyeri kurþunlama,hakim kiralama, kiralýk katil tutma vs.
Cemaat polis istihbarattaki konumunu tek politik hasýmlarý için kullanmamaktadýr. Özellikle kendi þirketlerinin geliþip ve palazlanmasý için de kullanmaktadýr.Cemaat'in þirketlerinin rakiplerinin zayýf yanlarýný belirleyerek ve onlar üzerinde yoðunlaþarak rakipleri bertaraf ederek kendi þirketlerinin önünü de açmaktadýr.
Bununla birlikte Cemaat,polisteki istihbarat ve KOM (Kaçakçýlýk ve Organize Suçlar Daire Baþkanlýðý) aracýlýðýyla mafyalar ile de iliþki içerisindedir. Bir çok emare,Cemaat'in Türkiye üzerinden geçen uyuþturucudan pay aldýðýný ve yine az ileride göreceðimiz gibi kendi siyasal hedefleri doðrultusunda (özellikle de Kuzey Kürdistan'da Kürt Özgürlük Hareketi'ne karþý) bu iliþkileri kullandýðý görülmektedir.
28 Þubat 1997 darbesinde,F.Gülen Cemaat'i bu darbenin yanýnda yeraldý. F.Gülen'in amacý bu darbeyi destekliyor görünerek,azami derecede orduya yaklaþmak ve içine sýzmaya çalýþmaktý.Ordu Cemaat'in bu taktiðini bildiði için onlara karþý da kovuþturma ve baskýya baþvurdu.Polis ve yargýya sýzmada baþarýlý olan Cemaat,Ordu'ya sýzmada baþarýlý olamýyordu.Bu noktada Cemaat'in önünde Ordu'ya karþý kuvvete baþvurmaktan baþka bir seçenek kalmadý.Ama bunun olabilmesi için Ordu'nun önce ideolojik ve siyasi olarak kuþatýlmasý gerekliydi.Bu noktada Gülen Cemaat'i ardýðý müttefiki, Refah Partisi'nin kapatýlmasýndan sonra Gelenekçi ve Yenilikçi olarak bölünmesinde elde etti. Refah Partisi'nden ayrýlan ve baþýný Recep Tayip Erdoðan'ýn çektiði Yenilikçiler, bir çok yönden Gelenekçiler'den ayrý söylemlere sahiptiler. N.Erbakan gibi "Batý" karþýtý deðil hatta AB'ye girme yanlýsýydýlar ve liberal söylemler kullanýyorlardý, ki bütün bunlar F.Gülen Cemaat'inin Takiye taktiðine çok iyi uyan þeylerdi.Daha sonra AKP kurulduðu zaman ve % 34 ile tek baþýna hükümete geldiði zaman Cemaat aradýðý fýrsatý bulduðunu anladý.
Cemaat stratejik savunmadan stratejik dengeye geçmenin Ordu'nun dengesini bozmada ve onu bastýrmada geçtiðini bildiði için,28 Þubat maðdurlarýndan olan AKP ile Ordu karþýsýnda bir stratejik ittifaka girdi. Ordu'yu bastýrmak için içeride liberaller ile ittifak geliþtirildi ve AB'ye üyelik görünümü altýnda da ABD ve AB tarafsýz hale getirildi. Özellikle ABD ve AB nezdindeki bir çok giriþimde, demokratik reformlarýn önündeki engellerin Ordu olduðu kanýsý geliþtirilerek "Ergenekon Komplosu"na politik temel hazýrlandý. Cemaat-AKP ittifaký önce içte ve dýþta Ordu'yu politik olarak kuþattý daha sonra savaþ sanatýnýn çok önemli bir stratejisi olan "Aldatma ve Baskýn" metodunu kullanarak Ordu'ya stratejik bir darbe indirdiler.
Ordu'ya stratejik bir darbe indirmeden önce, Cemaat-AKP ittifaký Ordu'yu politik yönden kuþatmýþtý.Polis,Yargý,Yürütme ve Bürokrasi tamamen bu ittifakýn eline geçmiþti.Ordu'nun en büyük hatasý, 28 Þubat'ta Refah Partisi'ne karþý uyguladýðý ve baþarýlý olduðunu zanettiði yöntemin, AKP-Cemaat ittifaký karþýsýnda da baþarýlý olacaðýný zanetmesiydi.Ama bu sonuncular 28 Þubat'tan çok iyi ders çýkarmýþlardý.Hem politik yönden hem de taktik ve teknik yönden hazýrlýklýydýlar.
IV-"Ergenekon Komplosu" : Fetullah Gülen Cemaati ve AKP'nin Devlet Darbesi Bu noktada yazacaklarýmý bir çok kesimin kabul etmeyeceðini ve abartýlý bulacaðýný biliyorum.Amacým ne birilerini aklamak ne de birilerini boþ yere suçlamaktýr ama olaylarýn mantýðýnýn yolunda ilerleyerek gerçeðe ulaþmaktýr. Gerçeðe ulaþmaktan ve ulaþýlan bu gerçeðe insanlarý ortak etmekten baþka bir amacým yoktur.Kapsamlý baþka bir çalýþmanýn konusu olduðu için, burada ileri sürdüðüm tezleri sadece özet halinde sunacaðým.
Ergenekon Davasý öncesi yaþanan bazý terör ve suikast olaylarýnýn, AKP ve Cemaat'ýn hazýrlamýþ olduklarý ve amaçlarý tamamen devletin ele geçirilmesi olan Ergenekon Komplosu'nun köþe taþlarý olduðu kanýsýný ve þüphesini bende uyandýran en önemli olaylar þunlardýr: 1-Hanefi Avcý'nýn "Dün Devlet Bugün Cemaat" kitabý. 2-Ahmet Þýk'ýn "Ýmam'ýn Ordusu" Kitabý. 3-Ergenekon Davasý Ýddianamesi ve bu iddianemeye karþý savunmalar. Özellikle savunmalar bu noktada çok önemlidir.Cemaat ve AKP, suçlananlarýn savunmasýný engelledikleri gibi,gerek devlet erkini gerekse de medyayý kullanarak suçlanan insanlarý adeta linç etmiþlerdir.Bu insanlar savunmalarýný hem yapamamýþlar hem de özellikle maksatlý olarak savunmalarý medyada yayýnlatýlmamýþdýr ya da çok sýnýrlý olarak yayýnlanmýþtýr.Ýddia ve savunmanýn karþýlaþtýrýlmasý komplonun anlaþýlmasý açýsýndan yeterlidir. 4-R.Tayip Erdoðan'ýn Baþdanýþmaný Yalçýn Akdoðan'ýn 17 Aralýk 2013 operasyonundan sonra, 24 Aralýk'da Star Gazetesi'nde yazmýþ olduðu makalesinde Cemaat'e þantaj yaparak,Cemaat'in "kendi ülkesinin milli ordusuna" komplo yaptýðý iddiasýnda bulunmasýdýr.Y.Akdoðan, Ergenekon Komplosu'nu Cemaat'e hatýrlatarak,fazla ileri gittikleri taktirde bu komployu kamuoyu önünde deþifre etmekle tehdit etmiþtir.
Aslýnda 2000'li yýllarýn ikinci yarýsýnda sahneye konulan Ergenekon Komplosu'nun temelleri,1990'lý yýllarýn ikinci yarýsýnda Cemaat'in Emniyet Teþkilatý içerisinde gerçekleþtirmiþ olduðu "Telekulak Operasyonu"nda atýlmýþtýr.Bu operasyon Cemaat'in komplo yeteðinin adeta test edilmesi ve kendilerine olan güvenlerinin artmasýna neden olmuþtur.
Telekulak Operasyonu,Cemaat'in kendilerini Emniyet içerisinde soruþturan dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve yardýmcýsý Osman Ak'a ve teþkilatýna karþý bir tür karþý-operasyondur.Yalan ve yanlýþ bilgiler Cemaat'in medyasýna sýzdýrýlarak,bu ekibin bütün devletin üst düzey þahýslarýný yasadýþý olarak dinledikleri yalaný yayýlarak,devlet içerisinde bu ekibe karþý bir güvensizlik ortamýnýn oluþmasýna neden olunmuþtur.Daha sonra Cemaat'in savcýlarý harekete geçerek bu memurlar hakkýnda soruþturma açarak tasfiye edilmeleri saðlanýlmýþtýr.Bu tasfiye edilen ekibin yerine Cemaat kendi adamlarýnýn geçmesini saðlamýþtýr.Cemaat'in kendilerine karþý bir tasfiye hareketine, karþý bir tasfiye hareketi ile karþýlýk vermeleri ve de üstelik bunu 28 Þubat'ýn hemen sonrasýnda yapmalarý ve baþarýlý olmalarý, tek yeteneklerini ve operasyonel yapýlarýný deðil ayný zamanda ne kadar cesur ve cürretkar olduklarýný da ortaya koymaktadýr.Cemaat için Telekulak Operasyonu, Ergenekon Komplosu için bir hazýrlýk okulu olmuþtur.
Ergenekon Komplosu'nun detaylarýna geçmeden önce bu komplonun yöntemi üzerinde durmak gerekir.Bu yöntem anlaþýlmadan komplonun mantýðý anlaþýlmaz.Bu yöntem savaþ sanatýnda Aldatma ve Baskýn'ýn birlikte kullanýlmasýna dayanan bir yöntemdir.Bu yöntem, "bazý" þiddet eylemlerinin, aldatma tekniðinin bir çok özelliðinin kullanýlmasýnýn birleþtirilmesiyle, hedeflenen bir politik algýnýn yaratýlmasýna dayanýr.Bu algýnýn amacý bir yandan kitleleri düþmanýn politik etkisinden ayýrmak ya da tarafsýzlaþtýrmaktýr, öte yandan da saldýrý için politik bir destek noktasý elde etmektir.
Ergenekon Komplosu'nda Cemaat-AKP ittifaký,sözde Ordu ve onun illegal uzantýlarý tarafýndan kendilerine karþý bir dizi askeri eylem yapýldýðý sanýsý uyandýrýlan bir dizi terör eylemi yapmýþlardýr.Özellikle bu noktada Cemaat kendi kadro ve operasyonel yapýsýný kullanmýþtýr.Bu terör eylemlerini yapanlar, bazý yalan ifade ve tanýklýklar ile özellikle bazý þahýslarýn suçlanmasý için "canlý delil" olmuþlardýr.Eylemlerden önce bu kiþiler,suçlanacak kiþilerin çevresine sýzdýrýlmýþ ya telefon görüþmesi yaptýrýlarak ya da birlikte fotoðraf çekilmesi saðlanarak delil oluþturulmuþtur.
Bundan baþka AKP-Cemaat ittifaký,geçmiþte devlet içerisinde bazý kirli iþlere bulaþmýþ kiþilerin de baský ve þantaj yoluyla saf deðiþtirmesini saðlayarak, yaptýrdýklarý terör eylemlerinin,"derin devlet" ile iliþkilendirilmesinin kolaylaþtýrýlmasýný saðlamýþlardýr.Bu noktada örnek, Özel Harp Dairesi'nin direktifleri ile Mart 1995'te Gazi mahallesinde kahvehaneleri taratan Osman Yýldýrým'dýr.
Bu ittifakýn bir baþka metodu da,geçmiþte kendi iþlemiþ olduklarý bazý suikastleri,ajanlarý aracýlýðý ile Ergenekon Davasý sürecinde baþkalarýnýn üzerine atmaya çalýþarak,bazý kuþkulu olaylarý kendilerinden uzaklaþtýrma metodudur.Bundan dolayý Ergenekon iddianamesi baþka bir göz ile okunduðu ya da bir "alt-okuma" ile okunduðu zaman, geçmiþte Cemaat'in bazý kirli iþlerinin (Necip Hablemitoðlu , Üzeyir Garih ,Ahmet Taner Kýþlalý gibi suikastler) aslýnda itiraf edildiði görülür.Ergenekon Davasý ayný zamanda Cemaat için geçmiþteki pisliklerini içine attýðý ve kendisi üzerindeki bütün kuþkularý yoketmek için kulladýðý bir "çöp tenekesi"dir.
Bir baþka metod da, suç delillerini ya öncede býrakma ya da baskýn sýrasýnda býrakmadýr.Bu hileyi Fetullah Gülen açýkça polis içerisindeki adamlarýna öðütlemiþtir. 2 Eylül 2013 tarihli "Yolumuz ve Üslubumuz" sohbetinde PKK ile mücadele için þöyle konuþmuþtur: "Bunlarý bitirme adýna þöyle bir þey yapýlabilir.Mesela iki tane PKK'dan diyelim,PYD'den diyelim...bir YAJK var...adlarýný da belliyemedim o kadar þer þebekesi var ki...iki tane ajan kiralarsýnýz mesela...dersiniz ki bir uyuþturucuyu bu hareket mensuplarýndan alýyoruz...ve sonra bir kýsým sistemleri harekete geçirirsiniz.Size nispet konusu olan evlere baskýnlar yaparlar.Giderken giderler bir torbayla bir yere birþeyler korlar.Bunlar söylendi...silah da koyarlar.Telafuz edildiði gibi terörist diyebiliriz bunlara...bu defa da uyuþturucu kaçakçýlýðý,teröre hazýrlýk falan deriz."(www.herkul.org)
Bu metodu polis komplo sýrasýnda yoðun bir þekilde kullanmýþtýr. Ergenekon soruþturmasýna delil teþkil eden el bombalarýnýn bulunmasý,Çaðdaþ Yaþamý Destekleme Derneði'nde bulunduðu iddia edilen dokümanlar,Ýþçi Partisi'nde bulunduðu iddia edilen krokiler vs. bu türden Cemaat imalatýdýr.
Ergenekon Komplosu süresince kullanýlan bir diðer yöntem "bir taþ ile bir kaç kuþ vurmak" olarak özetlenebilecek olanýdýr.Özellikle Cemaat,bir eylem yaptýðý zaman bundan azami derecede fayda elde etmek ister.Bunlara örnek olarak, Hrant Dink Suikastý,R.Tayip Erdoðan'a suikast giriþimi,Muhsin Yazýcýoðlu cinayeti, ki az ileride bunlar üzerine daha fazla durulacaktýr. Komploda kullanýlan bir diðer yöntem de,geçmiþte "derin devlet"in gerçekten yaptýðý bazý olaylarý (Turgut Özal suikasti ve yine baþka bir çok suikasti,28 Þubat darbesini vs.) gündeme getirerek ve soruþturma açarak ve böylece kendi yaptýklarý eylemler ile eski olaylarý karýþtýrarak Ergenekon Komplosu'nun "derin devlet" odaklý olduðu algýsý güçlendirilmek istenmiþtir. Geçmiþteki bazý kirli ve yanlýþ iþler komplonun "altýna monte" edilmiþtir.Bütün bunlarýn aldatmaya dayalý bir psikolojik operasyon olduðu açýktýr. Ergenekon Komplosu'unda AKP-Cemaat ittifakýnýn planlarýnýn en önemli ayaklarýndan birisini de liberaller ile olan ittifak oluþturur.AKP-Cemaat ittifaký, liberallerin desteðini ve onlarýn yönlendirilmelerini komplonun önemli bir unsuru olarak gördüðü için, bu ittifaký somutlaþtýrmak için TARAF adýnda bir gazete kurmuþ,kendi medyalarýnda da liberal aydýnlara yeraçarak onlarýn entellektüel birikimlerini kendi psikolojik harekatlarýnýn bir parçasý yapmýþlardýr.Yalnýz burada bir noktayý önemle belirtmek gerekir, o da, liberallerin farkýnda olmadan AKP-Cemaat ittifakýnýn ideolojik etkisi altýna girdikleridir.Liberal aydýnlar,Ordu'nun bastýrýlmasýndan sonra demokratik reformlarýn gerçekleþeceðini sanmýþlardý. Ancak AKP-Cemaat ittifakýnýn demokratik reform yoluna deðil, muhafazakar ve gerici bir siyasi yola girdiklerini gördükleri andan itibaren de önemli bir kýsmý onlardan ayrýlmaya baþlamýþlardýr.
AKP-Cemaat ittifaký,kendi ajanlarýna terör eylemleri yaptýrarak ve onlarý bazý devlet kadrolarý ile irtibatlandýrarak önce "suçu imal" etmiþ ve daha sonra yargý içerisindeki unsurlarý kullanarak mahkum etmiþtir.En sonunda da medyayý kullanarak da linç etmiþtir.Ergenekon Komplosu'nun özü budur.
Þimdi de ortaya konulan bu soyut mantýðýn somutlanmasýna geçelim.
Benim tahminlerime göre, Ergenekon Komplosu,teorik ve plan düzeyinde Cemaat'in stratejistleri tarafýndan 2005 yýlýnda hazýr hale getirilmiþti.Bu iddiamý iki önemli olay ile temellendireceðim: 1-Ahmet Þýk "Ýmam'ýn Ordusu" kitabýnda,Polis Ýstihbarat Daire Baþkaný (ÝDB) Sabri Uzun'un baþýndan geçen bir olayý anlatýr.Uzun'un Cemaatçi yardýmcýsý R.G. 2001 yýlýnda,üstü Sabri Uzun'a Ýstanbul Ýstihbaratýnýn Ergenekon Terör Örgütü üzerinde çalýþtýðýný belirtir ve ona bu dosya ile ilgili olarak bazý bilgi ve dokümanlar gösterir. Aslýnda amaç Sabri Uzun'un tutumunu ölçmektir. Sabri Uzun bu bilgi ve dokümanlara itibar etmez ve onu geri çevirir.Daha sonra R.G. bu konudan hiç bahsetmez ve bu konuyu kapatýr.Cemaat Sabri Uzun'u yanýna çekemeyeceðini anlamýþtýr.Demek ki Cemaat 1990'lý yýllarýn sonlarýndan itibaren Ergenekon Komplosu üzerinde çalýþýyordu.
2-Ergenekon Komplosu ile ilgili olarak Cemaat'in ilk olarak somut bir þekilde harekete geçtiðinin ilk belirtisi 9 Kasým 2005 tarihindeki Þemdinli'deki Umut Kitapevi'nin bombalanmasý olayýdýr.Cemaat-AKP ittifaký, komploya bu olay ile start vermiþlerdir.Bu da komplonun teorik ve plan düzeyinde 2005 yýlýnda hazýr olduðu anlamýna gelmektedir.Az ileride bu konuya tekrar deðinilecek. Þimdi de Ergenekon Komplosu'nu oluþturan olaylarý bir kronoloji ile teker teker ele alarak kýsaca ne anlama geldiklerini beliterek,komplonun genel çerçevesini ortaya koymaya çalýþalým.Az yukarýda komplonun Þemdinli Olayý ile baþladýðýný belirttik ama Cemaat'in suç dosyasý bundan önceye dayanýr.Onun için bu olaydan önce Cemaat'in karýþtýðý bazý suçlardan baþlamak gerekir: 1-Ahmet Taner Kýþlalý Suikasti:21 Ekim 1999 tarihinde öldrülen A.T. Kýþlalý, Ordu'ya yakýn bir aydýndý ve Cumhuriyet gazetesinde yazýyordu.Atatürkçülük ve laiklik konusunda oldukça hassastý.28 Þubat darbesinden sonra bu tür aydýnlarýn irtica karþýsýnda Ordu'ya verdikleri destek, Cemaat ve benzer örgütler için can sýkýcýydý.Aslýnda Kýþlalý suikastýnda amaç daha çok korkutmaktý.Bomba arabanýn sileceði gibi açýk bir yere býrakýlmýþtý.Ama Kýþlalý hiç ihtiyatlý olmadan poþeti eline aldý.Daha önce de Cumhuriyet gazetesinde kendi köþesini paylaþtýðý Toktamýþ Ateþ'e de buna benzer bir tertip kuruldu. Ergenekon davasýnda savcýlar Kýþlalý suikastini gündeme getirdiklerinde aslýnda bir anlamda Cemaat kendisini de ele veriyordu.
2-Üzeyir Garih Cinayeti:Belki tuhaf gelecek ama Üzeyir Garih cinayetinde Cemaat birinci derecede þüphelidir.Alarko Holding'in iki ortaðý Ýshak Alaton ile Üzeyir Garih aslýnda Fetullah Gülen'in çok iyi iki müridiydi.Bundan dolayý Cemaat'in böyle bir þey yapmayacaðý sanýlabilir.Eðer Nazi metodlarýyla iþleyen Cemaat gibi bir örgüt söz konusuysa bu mümkündür.Ü.Garih 25 Aðustos 2001 tarihinde Ýstanbul'da bir mezarlýkta öldürüldü. Bu cinayetten mahkum olan Yener Yermez, 2008 yýlýnda Yeni Þafak gazetesine gönderdiði bir mektupta,aslýnda cinayeti kendisinin iþlemediðini,baský ve þantaj ile kabul ettiðini ve hatta bunun için kendisine bir buçuk milyon dolar da söz verildiðini ama bunun yerine getirilmediðini belirtir.Bu cinayet ile ilgili olarak Ümit Sayýn'ýn çok bilgi sahibi olduðunu da belirtir.Ümit Sayýn ise Cemaat'in Ergenekon davasýnda ajanýdýr ve hiçbir þekilde güvenilir bir tip deðildir.Yener Yermez'e bu baskýyý polis içerisinde ancak Cemaat'in adamlarý yapabilir.Onun için Cemaat bu noktada oldukça þüphelidir.Cemaat'in Üzeyir Garih'i niçin öldürdüðü ile ilgili olarak ancak spekülasyon yapýlabilir.Cemaat Alorko Holding'in tamamen Ýshak Alaton'un yönetimine geçmesini saðlayarak, bu holding aracýlýðý ile kendi þirketlerini büyütmek isteyebilir. Üzeyir Garih'in bildiði bazý sýrlar olabilir.Cemaat ile bütünleþmede fazla istekli olmayabilir vs.
3-Necip Hablemitoðlu suikastý:N.Hablemitoðlu Cemaat'e karþý açýktan mücadele vermiþ bir kiþidir ve adeta Cemaat'i baþ düþman bellemiþti.Cemaat üzerine yapýlan araþtýrmalarýn en ayrýntýlýsýný yapmýþtý.Cemaat üzerine olan yaklaþýk 1000 sayfaya yakýn bir kitap çalýþmasýný bitirmiþti.Bu kitabýn giriþ kýsmý KÖSTEBEK adý altýnda yayýnlanmýþtýr. N.Hablemitoðlu, Cemaat'in bir komplosuna kurban giden ve Gülen hakkýnda soruþturma yürüten Nuh Mete Yüksel ile bu dava hakkýnda yakýn iþbirliði içerisindeydi.26 Aralýk 2002'de Ankara DGM'deki Gülen davasýnda da tanýklýk yapacaktý.Ama 18 Aralýk 2002 tarihinde kiralýk katil tutularak öldürüldü. Bir zamanlar Özel Harp Dairesi tarafýndan kullanýlan ama sonra "Cemaat'in adamý" olan Osman Yýldýrým, Ergenekon davasýnda hedef þaþýrtmak için "Cemaat'in kendisine ezberlettiði "N.Hablemitoðlu'nu Osman Gürbüz, Muzaffer Tekin ve Veli Küçük'ün talimatýyla öldürdü." yalanýný ortaya attý.Amaç Ergenekon Komplosu içerisine Hablemitoðlu suikastini de yerleþtirerek kuþkularý Cemaat'in üzerinden atmaktý.Daha sonralarý Durmuþ Anuçin adlý kiralýk katil,Hablemitoðlu'nu Ýzmir'li mafya babasý Ýbrahim Çiftçi'nin kendisine öldürttüðünü ama parasýný da alamadýðýný itiraf etti.Ýbrahim Çiftçi 2006 yýlýnda Ýzmir Alsancak'ta öldürüldü.Hablemitoðlu suikastinin arkasýnda Cemaat'in olmasýndan kuþku yoktur.
4-Þemdinli Olayý: 9 Kasým 2005 tarihinde,Umut Kitapevi'nin bulunduðu pasajýn önünde önce bomba patlar sonra da Umut Kitapevine de iki el bombasý atýlýr.Olayda ölen ve yaralananlar olur.Bu esnada Almanya'dan Umut Kitapevi'ne gelen þüpheli bir paketi soruþturmak için kitapevine giden astsubaylar Ali Kaya,Özcan Ýldeniz ve PKK itirafçýsý Veysel Ateþ de olay mahalinde bulunmaktadýrlar.Daha arabalarýnda inmeden bir patlama olur.Daha sonra da kitapevine penceresi kýrýlarak iki el bombasý atýlýr.Ýki astsubay ve itirafçý önce ne olduðunu anlamazlar ve birden kendilerini halk tarafýndan sarýlmýþ bulurlar.Hemen patlama ile bu þahýslar arasýnda baðlantý kurulur. Mahkemede bu þahýslar ve avukatlarý,olayý en ince detayýna kadar anlatýrlar ve el bombalarý ile patlamanýn ayný anda yapýlamayacaðýný maketlerle anlatarak ispat ederler.Çünkü kitapevi pasajýn alt katýnda ve en uçtaki dükkandýr.Üstelik ilk patlama olduðu zaman araba 154 metre uzaklýktadýr. Bu olaydan sonra PKK Ordu'yu,Ordu da PKK'yi komplo ile suçlarlar.Aslýnda olaya daha geniþ bir açýdan bakýldýðý zaman durum oldukça farklýdýr.
Polis istihbaratta güçlü olan Cemaat,dönemin Kara Kuvvetleri Komutaný ve daha sonra Genelkurmay Baþkaný olacak Yaþar Büyükanýt ile iliþkisi olan Ali Kaya'yý izlemektedir.Amaç Ali Kaya üzerinden Yaþar Büyükanýt'ý siyasi olarak vurmaktýr. Ali Kaya ve beraberindekilerinin, 9 Kasým günü Seferi Yýlmaz'ýn sahibi olduðu Umut Kitapevi'ne gideceklerini dinlemelerden bilen Cemaat polisleri,onlar arabadan inmeden önce bombayý patlatýrlar,sonra da el bombalarýný atarlar.Muhtemelen orada halk arasýnda bulunan adamlarý aracýlýðýyla kitleyi, iki astsubay ve itirafçýya yönlendirerek "suçluyu" bulurlar.
Hemen Van Cumhuriyet savcýsý ve Cemaat'in adamý olan Ferhat Sarýkaya "gayretkeþ" bir þekilde iddianame hazýrlar ve Ali Kaya'dan dolayý Yaþar Büyükanýt'ý da þüpheli yapar.Y.Büyükanýt Ali Kaya ile olan iliþkisini saklamaz ve "tanýrým iyi çocuktur" der.Bütün bunlar büsbütün Büyükanýt'ý þüpheli yapar.
Þemdinli Olayý,Cemaat'in niçin istihbarata bu kadar önem verdiðinin güzel bir örneðidir.Ýstihbaratýn avantajýný kullanarak,sadece iki el bombasý ile kamuoyunun dikkatini ve þüphesini Ordu'nun en tepesine yöneltmiþtir.Aslýnda kamuoyu Ferhat Sarýkaya'nýn hemen devreye girmesi ve Y.Büyükanýt'ý suçlamasý ile þüphelenmeliydi.Ama Cemaat-AKP medyasýnýn psikolojik operasyonu olayýn baþka bir yöne çekilmesini saðlamýþtýr.Ýddianamede savcý, bu bombalarýn Fetullah Gülen Cemaat'ine yakýn olan bir dershanenin yanýnda patlamasýndan dolayý Cemaat'i de hedef aldýðýný öne sürer.Böylece Cemaat'ten þüpelenmemesi saðlanýr.Bu daha sonra Ergenekon davasýnda sýkça görülecek bir taktikti.Önemli olan bu olayýn politik hedefini iyi çözümleyebilmektir. Kanýmca Cemaat-AKP ittifakýnýn bu olay ile hedeflediði þuydu: a-Þemdinli olayý,Ergenekon Komplosu'na baþlamadan önce bir test ya da tatbikat niteliðindedir.Bu olay ile Ordu'nun tutumu,kamuoyunun tutumu ve de komplocularýn medya aracýlýðý ile psikolojik operasyon yetenekleri ölçülmüþtür. b-Bu olay ayný zamanda Polis Ýstiharat Daire Baþkaný (ÝDB) Sabri Uzun'un tasfiyesi ve Cemaat'in tamamen ÝDB'yi ele geçirmesi için kullanýlmýþtýr. Sabri Uzun'a ait olduðu iddia edilen ancak gerçekte Cemaat tarafýndan hazýrlanan bilgi notu,Þemdinli Olayý ile Yaþar Büyükanýt'ý iliþkilendirir.Bunun üzerine Büyükanýt Erdoðan'dan Sabri Uzun'un görevden alýnmasýný ister.Sabri Uzun bu notun ya da raporun kendisine ait olmadýðýný açýklar ama dinleyen olmaz.Þemdinli olayý Ergenekon Komplosu'na giriþtir.Y.Büyükanýt ve ekibi þüpheli olarak damgalanýr.Genelkurmay Baþkaný olduðu zaman da , "cuntacýlarýn" Genelkurmay'a egemen olduðu havasý yaratýlýr ve onun zamanýnda Ordu'yu zan altýnda býrakan Cemaat komplolarý olur.Þemdinli'de damgalandýðý için Cemaat'in bütün komplo eylemleri Genelkurmay'ýn üzerine yapýþýr. O dönem kimse Cemaat'ten þüphelenmedi.Bu da çok doðaldýr.Çünkü Cemaat'in o güne kadar böyle bombalý bir eylemi olmamýþtý.Ama gözden kaçan 3 Kasým 2002 seçimleri ile Cemaat-AKP koalisyonunun tek baþýna hükümete gelmiþ olmasýydý.Bu zafer, bu ittifakýn siyasetinin kapsamýnýn derinleþmesi ve yeni askeri ve siyasi görevlerin ortaya çýkmasý anlamýna geliyordu.
5-Rahip Sontoro Cinayeti:Þemdinli Olayý'ndan tam üç ay sonra 6 Þubat 2006 tarihinde,Trabzon'da Rahip Sontoro onaltý yaþýnda bir genç tarafýndan öldürüldü. Bu gayrimüslimlere karý düzenlenen suikastlerin ilkiydi.Muhtemelen bu suikastin arkasýnda Ramazan Akyürek'inden Erhan Tunceli'ne ve Yasin Hayali'ne kadar uzanan Cemaatçi organizasyon vardý.Ergenekon Komplosu planý içerisinde bu tip eylemlerle , " 'derin devlet'in hükümeti yýpratmak için yaptýðý ve Ýslamcýlarýn üzerine attýðý eylemler" gibi gösterilmesi amaçlanýyordu. Daha sonra Ergenekon davasýnda bu eylemler,"derin devlet"in eylemleri olarak gösterilerek,Ordu'nun hükümete karþý darbeci faaliyetleri olarak tanýmlanacaktý.Rahip Sontoro cinayeti Cemaat odaklý bir eylemdir.
6-Danýþtay Saldýrýsý: 17 Mayýs 2006 tarihinde Alparslan Aslan adýndaki þahýs, Danýþtay'ý basarak 2.Daire Baþkaný Mustafa Yücel Özbilgin'i öldürdü ve yanýndakilerini de aðýr bir þekilde yaraladý.Hemen "yakalanan" Alparslan Aslan'ýn Veli Küçük ve Muzaffer Tekin ile iliþkide olduðu ortaya çýktý.Bir çok telefon görüþmesinin ve bazý yerlerde yüzyüze görüþmelerin olduðu saptandý. Ama cinayete kanýt teþkil edecek somut bir suç delili bulunamadý. Bu da çok doðaldý çünkü Alparslan Aslan Cemaat'in bu çevreye sýzdýrýlmýþ bir ajanýydý. Muzaffer Tekin ve Veli Küçük gibi "derin devlet"e yakýn isimlerle tanýþtýrýlmasý,eylem sonrasýnda bu kiþilerin þüpheli ilan edilmesini kolaylaþtýracaktý,ki öyle oldu.
Bu dava süresince ortaya çýkan garipliklerden anlaþýldýðýna göre,Cemaat'in "derin devlet"ten kendi yanýna çektiði Osman Yýldýrým Alparslan Aslan'ý Ergenekon Komplosu için yönlendiren kiþidir ve bu þahýsýn Veli Küçük ve Muzaffer Tekin ile iliþkilenmesini saðlamýþtýr.Bu davada Osman Yýldýrým, hem sanýk,hem tanýk hem de gizli tanýk olarak dünya hukuk tarihine geçmiþtir. Komplodaki "hizmetlerinden" dolayý da beraat ile ödüllendirilmiþtir. Danýþtay saldýrýsýný Cemaat,Osman Yýldýrým'ý kullanarak Alparslan Aslan'a yaptýrmýþtýr ve böylece Ergenekon davasýnýn en önemli davasýný oluþturmuþtur.
7-Diyarbakýr Koþuyolu Parký Bombalama Eyemi: Bu eylem daha sonra ayný türden yaþanacak (Diyarbakýr Dershane katliamý,Güngören katliamý,Ankara Kumrular katliamý) katliamlarýn ilkiydi.12 Eylül 2006 tarihinde Diyarbakýr'ýn Baðlar ilçesi Koþuyolu caddesinde gerçekleþen patlama sonucunda yedisi çocuk toplam on kiþi öldü ve bir çok kiþi yaralandý. Cemaat-AKP medyasý hemen olayý PKK'ye baðladý.PKK'nin bu katliamý kabul etmediði görülünce, daha önce "derin devlet" baðlantýlý olan Türk Ýntikam Tugayý (TÝT) adlý örgüt üstlendi.Katliamý üstlenen TÝT elemanlarý sözde daha sonra "yakalandý". Mahkeme süresince sanýklar olayý "derin devlet" ile irtibatlý olduklarý kiþilerin onayý ile yaptýklarý yönde ifade veriyorlardý.Bir yandan da mahkemenin PKK ile iliþkilendirme çabalarý sürüyordu.
Bu katliam Ergenekon Komplosu perspektifinde ele alýndýðýnda açýk bir þekilde çözülecektir.TÝT elemaný olduðu ileri sürülen kiþiler aslýnda Cemaat'in ajaný olan kiþilerdir.Bu kiþiler yalan ifade vererek olayý "derin devlet"e baðlayarak, kamuoyunu aldatmaya, "derin devlet" aracýlýðýyla Ordu'nun "siyasal istikrarsýzlýk yaratarak darbeye zemin hazýrlama" faaliyeti içerisinde olduðu görünümünü oluþturmak istemiþlerdir.Daha sonra Ergenekon davasýnda bu eylemler kanýt olarak gösterilerek Ordu'nun hükümete karþý darbe faaliyeti içerisinde olduðu kanýtlanmaya çalýþýlmýþtýr.
PKK'nin bu olaya dahil edilmesinin de özel bir anlamý vardýr.Daha sonra yapýlacak bu tür katliamlar aracýlýðý ile KCK'ya "terör damgasý" vurularak ve "derin devlet" ile iliþki halinde olduðu kara propagandasý yayýlarak,Nisan 2009'da baþlayan KCK tutuklulamalarýna zemin hazýrlanmýþtýr.Cemaat-AKP ittifaký Ordu'ya vurulan darbe ile KCK'ya vurulan darbeyi birbirine baðlamaya çalýþmýþtýr.Koþuyolu katliamý Cemaat organizasyonu ile AKP'nin politik kanatlarý altýnda gerçekleþen "devlet terörü"dür.
8-Recep Tayip Erdoðan'a Suikast Giriþimi: 17 Ekim 2006 tarihinde özel zýrhlý arabasýnýn içinde Erdoðan'ýn önce kan þekeri düþtü.Sözde "panik" halinde arabadan inen ve anahtarý içeride unutan þöförü,yanýnda baþka anahtar olmadýðý için Baþbakan'ýn arabanýn içerisinde koma halinde kalmasýna neden oldu.Bir tesadüf sonucu karþýdaki inþaattaki iþçiler balyoz getirerek ve camý uzun uðraþlar sonucunda kýrarak Erdoðan'ý kurtardýlar.
Ama olaya daha yakýndan ve Ergenekon Komplosu çerçevesinde bakýldýðý ve Cemaat'in stratejisi ve de bunun gerekleri temelinde olaya yaklaþýldýðý zaman, bu olayýn bir suikast giriþimi olduðu çok büyük ihtimaldir.
Erdoðan'ýn kan þekerinin düþmesi ile arabanýn içerisinde mahsur kalmasýnýn çakýþmasý "tesadüf"ü aþan bir durumdur.Ergenekon Komplosu'nun operasyonel yaný Cemaat üzerinden siyasi yaný da AKP üzerinden giden bir plandýr.Ama bu komploda taraflarýn birbirinden sakladýðý ve birbirine karþý aldýðý önlemler de vardýr.Cemaat'in stratejisine göre,Ordu'ya vurulan darbenin AKP'nin kendi lehine zayýflatýlmasý ile birbirine baðlanmasý gerekmektedir.Çünkü Ordu'ya vurulan darbeden sonra ortaya çýkacak boþluðu, AKP'den önce doldurabilmesi için AKP'nin içten Cemaat tarafýndan ele geçirilmesi de öngörülmüþtü.
Wikileaks belgelerinde ABD Büyükelçisi'nin merkeze çektiði mesajlardan da görüldüðü gibi,Erdoðan her ne kadar Cemaat ile Ordu'ya karþý iþbirliði yapmýþsa da, kendisini ve partisini Cemaat'ten uzak tutmaya özen göstermiþtir. Cemaat'in AKP içerisinde güçlenmesinin önündeki en büyük engel Erdoðan'dýr.
Cemaat'in AKP ile yapmýþ olduðu stratejik ittifaklýk iliþkisinde hegemonya AKP'dedir.Ýktidar mücadelesi veren Cemaat'in iktidarý ele geçirebilmesi için bu ittifaklýk iliþkisi içerisinde AKP'yi zayýflatmasý ve kendi gücünü yükseltmesi gereklidir.Bunun için de buna engel olan Erdoðan'ý ya fiziksel ya da politik olarak tasfiye etmesi gerekir.Cemaat'in Ordu'ya vuralan darbenin AKP'nin zayýflatýlmasý ile birbirine baðlanan stratejisi anlaþýlmadan hiçbir þey anlaþýlmaz.
9-Hrant Dink Suikasti: 19 Ocak 2007 tarihinde, Agos Gazetesi'nin kurucusu, yayýn yönetmeni ve baþyazarý olan Ermeni kökenli Türk vatandaþý Hrant Dink bir bankadan çýktýðý sýrada Ogün Samast adlý bir kiþi tarafýndan öldürüldü.Bugün ortaya çýkan bilgi ve belgeler ýþýðýnda bu cinayet ile ilgili herþey çözülmüþ durumdadýr.Bu cinayette Cemaatçi Ramazan Akyürek'in Erhan Tuncel'in,Yasin Hayal'in rolü tamamen ortaya çýkmýþ durumdadýr. Bu noktada eksik olan bu cinayetin siyasi yönüdür.
Bu cinayete Ergenekon komplosu perspektifinde baktýðýmýz zaman resmin tamamý ortaya çýkar.Ergenekon Komplosu'nun hedefi,Ordu odaklý olan bir gizli örgütün ,ki "derin devlet" denilmektedir,Hükümet'i yýkmak için çeþitli terör eylemleri gerçekleþtirdiði görüntüsünü oluþturarak, daha sonra Ergenekon davasý ile bunlarý iliþkilendirerek, son günlerin moda deyimiyle "Ordu'ya kumpas kurmak"týr.
Hrant Dink suikasti,Ordu'nun üzerine atýlmak için Cemaat ve AKP hükümeti tarafýndan gerçekleþtirilen komploda,Rahip Sontoro ile Malatya'daki Zirve yayýnevi katliamý arasýnda kalan bu tür eylemlerden birisidir.Hatta bu noktada Hrant Dink ideal bir hedeftir.Bu eylemin "derin devlet" ile irtibatlandýrýlmasýný kolaylaþtýracak elemanlar da daha önceden mevcuttu.Hrant Dink bilerek yanlýþ yorumlanan bir makalesinden dolayý "Türklüðü aþaðýlamak"tan mahkum edilmiþti.Bu davalar sýrasýnda, MHP kökenli olan ve Veli Küçük, Muzaffer Tekin gibi kiþilerle iliþkide olan Avukat Kemal Kerinçsiz bir çok protesto eylemi düzenlemiþti.Bu durum Ergenekon Komplosu'nda özellikle Hrant Dink'i Cemaat'in ve AKP'nin gözünde giderek daha "deðerli" hale getirmiþti.Hrant Dink suikasti ile "derin devlet"in irtibatlanmasý kolay olduðu için Cemaat-AKP ittifaký Hrant Dink'i kurban seçti.Bu suikastte RT Erdoðan'ýn büyük bir ihtimalle önceden bilgisi vardý.
Cemaat bir yandan komplosunu güçlendirecek bir eylemi gerçekleþtirirken, öte yandan da bu eylem aracýlýðýyla Polis'in Ýstanbul Ýstihbarat Þubesi'ni de ele geçirmiþtir.Cemaat dönemin Ýstanbul Ýstihbarat Þubesi Baþkaný olan Ahmet Ýlhan Güler'in yerine, kendi saðlam adamý olan Ali Fuat Yýlmazer'i getirmek için A.Ý.Güler'e istifa etmesini önerir.Ahmet Ýlhan Güler ya Cemaat'in adamýdýr ya da onlarla yakýn çalýþan birisidir.A.Ý.Güler istifa etmez.Kýdemli olduðu için görevden de alýnamaz.Cemaat onun bölgesinde Hrant Dink'i vurdurarak , A.Ý.Güler'in görevi ihmalden tayin olmasýný saðlayarak, "Baþbakan Erdoðan'ýn Ýstanbul'da sýkça görüþtüðü" Ali Fuat Yýlmazer'in atanmasýný saðlar. Hrant Dink cinayeti, Cemaat-AKP odaklý bir cinayettir.
10-Zirve Yayýnevi Katliamý: Malatya'da 18 Nisan 2007'de incil basýmý yapan Zirve Yayýnevi'nde çalýþan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydýn ve Uður Yüksel boðazlarý kesilerek öldürüldü. Zanlýlardan Salih Gürler, Cuma Özdemir, Hamit Çeker ve Abuzer Yýldýrým olay yerinde yakalanmýþtý. Üçüncü katýn penceresinden kaçmak isterken düþerek yaralanan Emre Günaydýn, tedavisinin ardýndan çýkarýldýðý mahkemece tutuklandý.Daha sonra azmettirici olarak Varol Bülent Aral adýnda bir þahýs yine tutuklandý. Ama asýl "delil" Cemaat'in ajaný olarak görev yapan ve son dönemlerde ortadan kaybolan Ýlker Çýnar tarafýndan saðlanmaktadýr.Bu þahýs Cemaat'in kendisine ezberlettiði metni mahkemede ifade biçiminde dile getirerek bir çok kiþiyi suçlamýþtýr.Bir zamanlar uzman çavuþ olarak görev yapan ve Ordu'nun misyonerlere karþý istihbarat çalýþmasýnda görev yapan bu þahýs hem sanýk hem de gizli tanýk olarak davada yeralmýþtýr.Davadaki hareketlerinden Cemaat'in ajaný olarak hareket ettiði anlaþýlmaktadýr.Katliamý yapan kiþilerin suçlamalarý ve yalan ifadeleri ile emekli general Hurþit Tolon ve dönemin Jandarma Ýl Komutaný Mehmet Ülger ve bir çok kiþi suçlanarak ve de "derin devlet" ile irtibatlandýrýlarak,Ergenokon Komplosu'nun bir baþka köþe taþý elde edilmiþtir.
Cemaat Zirve yayýnevi katliamýný herhangi bir þekilde üretmemiþtir.Gerek Polis istihbaratýn dinlemeleriden gerekse de Ýlker Çýnar gibi þahýslar aracýlýðý ile jandarmanýn kendi bölgesinde misyonerlik faaliyetlerini yakýndan takip ettiðini biliyordu.Cemaat jandarmanýn bu takibini komplosuna baz yaptý. Kamuoyunda "takip eden böyle bir katliam da yapar" algýsý yaratarak,kendi komplosuna temel hazýrladý.Hurþit Tolon mahkemede Ýlker Çýnar'a sorduðu bazý sorulara aldýðý cevaplarda bir çok çeliþkili durumu göstermiþ ve bu þahýsýn açýkça yalan söylediðini ispatlamýþtýr.Zirve yayýnevi katliamý Cemaat-AKP imalatýdýr.
11-TARAF Gazetesi'nin Yayýn Hayatýna Baþlamasý:Tek terör eylemleriyle "delil imalat etmeye" dayanmayan ama psikolojik hareket yöntemleriyle aldatmaya da dayalý olan Ergenekon Komplosu'nda TARAF gibi bir gazetenin olmamasý tuhaf olurdu.Taraf gazetesinin arkasýnda Cemaat'in olmasýndan kuþku yoktur.
Taraf'ý çýkaran Alkým Yayýnevi 1992 yýlýna kadar batmanýn eþiðinde olan bir yayýneviydi.Borçlarýný Fetullah Gülen ve AKP'ye yakýn olan Albaraka Türk'ün çekleriyle ödedi.Anlaþýlan birilerinin geleceðe dönük bazý planlarý vardý. Yayýnevinin sahipleri Savaþ ve Baþar Arslan kardeþler özellikle AKP iktidarý ile birlikte servetlerini katladýlar.Taraf'ýn gelirleri sözde reklam gelirlerine dayanýyordu. Reklamlar ise aslýnda Cemaat'ten gazeteye para aktarmaktan baþka bir anlama gelmiyordu.Gazetede Alkým Yayýnevi ile "Kimse Yok mu Yardýmlaþma ve Dayanýþma Derneði"nin ilanlarý aðýrlýktaydý.Bu sonuncusu Cemaat'in "Deniz Feneri"ydi.Samanyolu Tv'den baþlayarak beþ kýtaya yayýldý.
15 Kasým 2007 tarihinde yayýn hayatýna baþlayan gazetenin amacý, Ergenekon Komplosu'nun tetikçiliðini yapmak, kamuoyunu komplonun hedefleri doðrultusunda yönlendirmek ve liberalleri bu komploya yedeklemekti.
Bu gazetede görev yapan Mehmet BARANSU adlý þahýs,bu komployu baþýndan beri bilen ve Cemaat'in psikolojik harp kadrosundandýr. Bu þahýsýn gazetecilik ile uzaktan yakýndan alakasý yoktur.Çünkü gazetecilik "gerçeði kamuoyuna iletme" iþidir.Bu þahýs ise baþýndan beri komployu bildiði için "gerçeði kamuoyuna iletme" iþinden ziyade, "gerçekliðin tam karþýtý olarak,komplonun hedefi doðrultusunda kamuoyunun yönlendirilmesi" ile meþgul olan bir kiþidir. Taraf gazetesi taktiði ile Cemaat-AKP ittifakýnýn hedeflediði: a-AB yanlýsý liberalleri yanlarýna alarak,Ordu'nun bastýrýlmasýndan sonra AB'ye doðru köklü reformlarýn yapýlacaðý yanýlsamasýný kuvvetlendirerek,Ergenekon Komplosu'nda ABD ve AB'nin desteðini almak eðer bu olmazsa en azýndan bu kesimlerin tarafsýzlaþmasýný saðlamaktý. b-Komplonun etkisini güçlendirmek ve halkýn geniþ kesimlerinden destek elde etmek için, psikolojik harekatýn merkezinin Cemaat ve AKP medyasýndan uzak tutulmasý gerekiyordu.Liberal görünümlü Taraf'ýn liberallere yaklaþtýrýlmasý, komplonun merkezinin saklanmasý için iyi bir yöntemdi. Bir gün rüzgar tersine döndüðü zaman, Mehmet BARANSU ve ekibi, bu rüzgarýn altýnda kalacak ilk kiþilerdir.
12-Diyarbakýr Dershane Katliamý: 3 Ocak 2008 tarihinde Diyarbakýr'da bir dershanenin önünde uzaktan kumandayla patlatýlan bomba sonucunda altýsý çocuk yedi kiþi öldü.PKK bu eylemi üstlenmedi. Eylemin "askeri servis aracýnýn geçiþi sýrasýnda" patlatýlmasý doðal olarak PKK ile hemen bað kurulmasý içindi.Ayný eylemin benzeri Ýstanbul Güngören'de de yapýlacaktý. Bu eylemlerin amacý 2009 yýlýndaki kitlesel KCK tutuklamalarýný kamuoyunun gözünde meþru kýlmak içindi.Diyarbakýr Dershane katliamý Ergenekon komplosu perspektifinde bakýldýðý zaman Cemaat-AKP iþi olarak görülmektedir.
13-Güngören Katliamý: 27 Temmuz 2008 tarihinde Ýstanbul'un Güngören semtinde ardarda patlayan iki bomba sonucunda çoðu çocuk on yedi kiþi öldü ve bir çok kiþi yaralandý.Medya hemen olayý "PKK iþi" olarak damgaladý. Özellikle bu tür eylemlerde çocuklarýn hedef alýnmasý ve sonra da bu eylemlerin PKK ile iliþkilendirilmesi psikolojik bir harekattan baþka bir þey deðildi.PKK'nin bu eylemi üstlenmediði görülünce, "zaten PKK bazen bu tür eylemleri üstlenmiyor" gibi söylemler özellikle Cemaat-AKP medyasý odaklý olarak dolaþýma sürüldü.Ama dolaþýma sürülen bir baþka "teori" de "Ergenekon-PKK" baðlantýsýydý.Cemaat-AKP medyasý, PKK ile "derin devlet"i iliþkide göstererek,Ordu'ya vurulan darbe ile PKK'ye vurulacak darbeleri birbirine baðlamak istiyorlardý.
Güngören davasý ise tamamen skandallara sahne oldu.Suçsuz bir çok insana suçlar zorla yýkýldý.Bu insanlarýn çýðlýðýný ise hiç kimse duymadý. "Çünkü Ergenekon Komplosu öyle istiyordu." Ergenekon Komplosu giderek halk ve bazý kesimler için "Prokrustes'in Yataðý"na benzemeye baþladý.Bazý insanlar suça uysun diye "uzatýldý",bazýlarýnýn da ayaklarý "kesildi".Güngören katliamý Cemaat-AKP odaklý bir katliam olarak durmaktadýr.Nedeni polis ve mahkemenin zorla suçlarý bazý insanlar üzerine yýkma giriþimidir.Artýk polis ve yargýnýn kimlerin ellerinde olduðu sýr deðil!
14-Muhsin Yazýcýoðlu Cinayeti: Cemaat'in stratejisi ve Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) bu stratejideki yeri anlaþýldýðý andan itibaren Muhsin Yazýcýoðlu suikasti sýr olmaktan çýkar.Kaldý ki bu cinayette en büyük kanýtlardan bir tanesi de Fetullah Gülen'in, "kaza"dan beþ gün sonra yapmýþ olduðu ibretlik sohbettir. 25 Mart 2009 tarihinde BBP Genel Baþkaný Muhsin Yazýcýoðlu ve beraberindeki beþ kiþi, yerel seçim çalýþmasý için gittikleri yerden dönerken helikopterlerinin düþmesi sonucu öldüler.
Ergenekon soruþturmasýndan dolayý ister istemez þüpheler "derin devlet"e çevrildi.Ancak Ergenekon Komplosu ve Cemaat'in iktidar stratejisi temelinde olaya yaklaþýldýðý zaman Cemaat bu "suikast"te baþ þüphelidir.
Ýdeolojik ve siyasi açýdan baktýðýmýz zaman BBP Cemaat'e en yakýn partidir. Kaldý ki Ergenekon Komplosu'ndaki bir çok eylemde kullanýlan tetikçiler ve organizatörlerin BBP'li olmasý ilginçtir.12 Eylül öncesi "derin devlet" ile MHP arasýndaki iliþkinin bir benzeri,günümüzde Cemaat'in "derin kolu" ile BBP arasýnda oluþmuþtur.Cemaat kamuoyunu aldatmaya ve bazý kesimlere saldýrmak için temel yaptýðý eylemleri BBP'den devþirdiði kadrolar aracýlýðýyla yapmaktadýr. Cemaat Ordu'ya vurulan darbe sonucunda ve oradaki kadrolaþmasýný bir düzeye getirdikten sonra Yürütme'yi ele geçirmeyi planladýðý için, bir yandan da Yürütme ile ilgili planlarýný da yavaþ yavaþ hayata geçirmeye çalýþmaktadýr. Cemaat için ideal olan AKP'yi devlet kurumlarýný içten ele geçirdiði gibi ele geçirmek ve onu iktidarýn "þemsiyesi" olarak kullanmaktýr.Ama bunun için Milli Görüþ'çülerin partiden tasfiye edilmesi ve bir çoðunun da Cemaat tarafýndan dönüþtürülmesi gerekir.Bu oldukça zor bir görevdir ve AKP içerisinde, baþta Erdoðan olmak üzere Cemaat'e karþý güvensiz ve partiyi onlardan koruyan büyük bir kesim vardýr.Ýþte Fetullah Gülen AKP'nin ele geçirilememesi durumunda,iktidara yürüme durumunda kendilerine gerekli olan bir partiyi BBP'yi içten ele geçirerek yapmak istemektedirler.BBP'nin Cemaat ile neredeyse yüzde yüz örtüþen yapýsý büyük bir avantajdýr.
Muhsin Yazýcýoðlu,RT Erdoðan gibi, dýþ güçlerin parti içerisine müdahalesine kapalý birisiydi ve MHP'de 12 Eylül deneyimini yaþamýþtý.Kaldý ki,M. Yazýcýoðlu, Ergenekon davalarýný da bir çok yönden eleþtiriyordu ve bir tür "rahatsýzlýk" kaynaðýydý.
Muhsin Yazýcýoðlu ve arkadaþlarýnýn "ölümü"nden beþ gün sonra yayýnlanan sohbetinde F.Gülen,"adamlarýna mesaj verme"den,"psikolojik yönlendirmeye", bu konuda "neler yapýlmasý" gerektiðinden, Muhsiz Yazýcýoðlu'nun nasýl bir "þefkat tokadý"na uðradýðýný belirten bazý açýklamalardan bulunur.
Gülen uzun konuþmasýnda, liyakatýn ne anlama geldiðini,kimin liyakata mahir olduðunu ve kimin olmadýðýný genel olarak açýklar.Þeklen müslüman ile olmasý gereken müslüman arasýnaki ayrýmlarý koyar.Aslýnda bunu yaparken ve bir çok laf cambazlýðýna baþvururken,Muhsin Yazýcýoðlu'nun,yer,konum ve mevki olarak "bu yerin adamý" olmadýðý imajýný dolaylý olarak oluþturur.Hatta bu liyakata sahip olmayanlarýn "þefkat tokadý" ile cezalandýrýldýkarýný ima eder.
Gülen dolaylý olarak polis içerisindeki adamlarýna da bazý mesajlar verir. Böyle dönemlerde "kimseyi fazla konuþturmamak" lazým,"baþka düþüncelere maal vermemek" lazým, "sözün bittiði yer gibi" þeyler söyleyerek,bu iþin "sessizliðe gömülmesi gerektiði" çaðrýsý yapmaktadýr.Bu iþi bir an önce "kadere" baðlayýp,bir an önce unutulmasýný saðlamaya çalýþmak gerektiði "emrini" sohbet aracýlýðýyla adamlarýna verir ve eklemeyi unutmaz:Bu kazada sivil ve askerin ellerinden geleni yaptýklarýný,"karþý tarafýn" yani Ordu'nun suçlanmamasý gerektiðini belirterek, bu iþin "kaza" olarak kapatýlmasý gerektiðini belirtir.
|
 |