[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 57 (5) }
| Devrimci Bülten

TÜRKÝYE HALA BATI'NIN STRATEJÝK MÜTTEFÝKÝ MÝ?


K.Erdem


Türkiye'nin Batý Emperyalistleri ile iliþkilerinin AKP iktidarýnýn karakteri temelinde tekrar ele alýnmasý ve irdelenmesi gerekmektedir. AKP'nin bir politik aldatma temelinde hareket etmesi ve temel stratejik yönelimini gizlemesi,görünen iliþkilerin, gerçek tarihsel iliþkileri yansýtmadýðý anlamýna gelmektedir.Bundan dolayý görünen iliþkilerin arka tarihsel planýna geçerek ve bu arka planýnýn anlaþýlmasý temelinde görünen iliþkilerin tam olarak yerli yerine oturtulmasý gerekmektedir.
    
Bugün aklý baþýnda hiçkimse,emperyalist sistemin baðrýnda emperyalist bir paylaþým savaþýnýn yaþandýðý gerçeðini inkar edemez.Buna bir tür Üçüncü Dünya Savaþý da denebilir.Bu emperyalist paylaþým savaþýnýn baþýný bir taraftan ABD  çekmekte, diðer taraftan da Rusya çekmektedir.Yine ABD'yi AB ve Ýsrail izlemekte,Rusya'yý da Çin ve Ýran izlemektedir. Bu iki emperyalist grup böylece dünyanýn dört bir yanýnda bir paylaþým ve nüfuz mücadelesine tutuþmuþ durumdadýr.

Burada ilginç olan nokta Türkiye'nin durumudur.Türkiye bu kamplaþmanýn neresinde durmaktadýr?Dýþarýdan bakýldýðý zaman, Türkiye'nin bu kamplaþmada ABD ve müttefiklerinin yanýnda yeraldýðý söylenebilir. Ancak olaylarýn arka tarihsel planý incelendiðinde bu durumun aldatýcý olduðu görülmektedir.Türkiye Üçüncü Paylaþým Savaþý'nda herkesin sandýðý gibi (hatta ABD,AB ve Ýsrail'in de) Batý emperyalistlerinin deðil, Doðu emperyalistlerinin (Rusya ve müttefikleri) yanýnda giderek yeralmaktadýr. Bu gerçeði kavramanýn büyük bir önemi vardýr.

Tarih ilginç bir þaka yapmýþtýr.Hiçbir zaman olamayacak gibi görünen bir þey olmuþ ve Türkiye dahil olmayacak gibi görünen bir emperyalist kampa dahil olmuþtur.Bu gerçeðin ortaya çýkmasýnda, Ocak 2013'ten itibaren baþlayan Barýþ Süreci'nin önemli bir yeri vardýr.Barýþ Süreci adeta AKP'nin "tarihsel röntgeni"ni çekmiþ ve bütün tarihsel doðasýný ortaya sermiþtir.

Türkiye'nin sürpriz bir þekilde karþý emperyalist kampa dahil olmasý ilk defa yaþanan bir durum deðildir.Birinci Dünya Savaþý'nda da ayný sürpriz yaþanmýþtýr.Tanzimat'tan beri Ýngiltere ve Fransa ile tarihsel iliþkilere sahip olan ve Kýrým Savaþý'nda Ýngiltere ve Fransa'nýn Rusya'ya karþý direkt desteðine sahip olan Osmanlý Ýmparatorluðu,Ocak 1913'teki Enver Paþa darbesinin ardýnda Almanya'nýn yanýnda yeralmýþtýr.Yine ayný þekilde, bütün Asya ve Avrupa'da Rusya'yý durdurmaya çalýþan ve ona karþý sürekli bir çevreleme hareketi içerisinde olan Ýngiltere ise Rusya ile ayný emperyalist kamp içerisinde yeralmýþtýr.

Birinci Dünya Savaþý'ndan yirmi yýl önce bir stratejist, emperyalist kamplaþmanýn Birinci Dünya Savaþý zamanýndaki gibi olacaðýný söylese kimse inanmazdý.Yine ayný þekilde,bundan onbeþ yýl önce PKK Genel Baþkaný Abdullah Öcalan'ýn yakalandýðý 1999 tarihinde,Türkiye'nin Batý'dan stratejik olarak kopacaðýný ve Rusya'nýn baþýný çektiði emperyalist kampa dahil olacaðýný söyleseydi kimse inanmazdý.Ama bugün AKP iktidarý ile birlikte Türkiye Batý'dan stratejik olarak kopmuþtur ve Batý ile varolan stratejik iliþkileri (AB ve NATO gibi), biçimsel olmaktan öteye bir fonksiyona sahip deðildir.Türkiye'nin Batý ile bu stratejik iliþkilerinin tekrar tesis edilebilmesi için,AKP'nin iktidardan alaþaðý edilmesi gerekmektedir.Bunun o kadar olmadýðý ve olmayacaðý artýk anlaþýlmýþ bulunmaktadýr.AKP iktidarýndaki Türkiye,stratejik olarak Batý'dan daha fazla uzaklaþan ve Doðu'ya daha fazla yanaþan bir politik seyir izlemektedir.

Peki Türkiye'nin Batý'dan stratejik olarak kopmasýna  ve bunu da ustaca bir strateji ile gizlemesine neden olan durum nedir? Türkiye'nin bu "eksen kaymasý"ný anlayabilmek için, Ergenekon Komplosu ve onun "yavrusu" olan Entegre Strateji'yi anlamak zorunludur.AKP'nin bu iki politikasý anlaþýlmadan, içinden geçtiðimiz ve geçeceðimiz süreçleri anlamak mümkün deðildir.

AKP'nin temel politik çizgisi Milli Görüþ çizgisidir.Bu çizgi faþist bir ýlýmlý islam devleti hedefler.Bu çizginin hedeflemiþ olduðu,ekonomik,politik ve ideolojik-kültürel yapýnýn Batý deðerler sistemi ile ortak bir yaný yoktur ve AKP bu toplumsal yapýyý, Batý ile stratejik olarak hareket ettiði müddetçe hayata geçirmesi de mümkün deðildir.

28 Þubat darbesinin deneyimi ile kuþanan AKP,bu noktada hedefine ulaþabilmek için politik bir aldatmaya baþvurmuþtur.Kendi stratejik yönelimini garanti altýna alabilmek için,Batý ile  sözde "stratejik" iliþkileri önplana çýkarmýþ ve kendi karþýsýndaki düþman cephesini bu politik aldatma ile tek bölmemiþ ayný zamanda birbirine düþman olmasýný da saðlamýþtýr.ABD ve AB,Ordu ve Kemalistler'den desteðini çekerek AKP'ye bel baðlayarak,altmýþ-yetmiþ yýldan beri varolan ittifaklýk sistemini yoketmiþlerdir.Bunu da sadece AKP'nin kendilerine verdiði "umut" sayesinde yapmýþlardýr.

AB’ye üyelik süreci,Ordu’nun sivil siyasetteki rolünün düþürülmesine ve sivil-faþist unsurlarýn rolünün güçlendirilmesine neden olduðu için,AB üyeliðine AKP’nin taktik olarak asýlmasýna neden olmuþtur.AB üyelik süreci bir yandan AKP’nin Ilýmlý Ýslam görünümü altýndaki sivil-faþist tarafýný saklamýþ; öte yandan da iktidarýn iplerinin tam ele geçirilmesi önünde engel olan Ordu’nun AKP hükümeti karþýsýnda zayýflamasýný saðlamýþtýr.

Ergenekon Komplosu,Ordu içerisinde bir kýsým subayýn ve emekli askerin yine toplumda bir takým Kemalistler'le AKP hükümetine darbe planladýðý yalanýna dayanýyordu. AKP-Cemaat ittifaký bu psikolojik harekatý,kendi organize ettikleri terör eylemleri ile de destekleyerek (Hrant Dink,Zirve Yayýnevi katliamý,Danýþtay saldýrýsý vs. gibi) ve yine Balyoz davasýnda olduðu gibi sahte deliller üreterek,kendilerine karþý darbe yapýldýðý görüntüsü verdiler. Kendilerine baþtan itibaren Batý yanlýsý bir hareket izlenimini verdikleri için,bu "darbe"nin ayný zamanda Batý'ya ve onun çýkarlarýna karþý da geliþen bir hareket olduðu yanýlsamasýný yaratarak,ABD ve AB'yi Ordu'yu bastýrmada yanlarýna aldýlar ya da en azýndan tarafsýz hale getirdiler.

Ayný politika PKK'ye karþý da uygulandý.AKP iktidarý AB'ye üye olmak için "can atýyordu" ve bütün reformlarý yapmaya hazýrdý ama "PKK sorunu" buna engeldi.Madem AKP "Batý'nýn stratejik müttefiki"dir,o zaman PKK'nin AKP'yi zayýflatmasý,Batý'nýn çýkarlarýný da zayýflatmasý anlamýna gelmektedir. Her "iki ortak"ý zayýflatan PKK'nin tasfiyesi o zaman ikisinin de çýkarýnadýr. AKP nasýl Ordu'yu bastýrmada politik aldatmaya baþvurarak ABD ve AB'yi yanýna aldýysa ayný þekilde PKK'nin tasfiyesinde de bunlarý yanýna almak istemektedir.Ancak buradaki bütün sorun,PKK'ye vurulacak olan ortak darbeden sonra,AKP'nin Batý'ya doðru hareket edeceðinin hiçbir garantisi yoktur.

ABD Türkiye'nin AB üyeliðini destekleyerek ayný zamanda Türkiye'deki siyasal partilerin Batý ile stratejik iliþkilerinin samimiyetini ölçmek için bir politik ölçü de oluþturmuþ olmaktadýr.Bu ölçüye göre de, Türkiye'deki siyasi aktörlerin Batý ile iliþkilerinin düzeyini ölçmektedir.PKK'nin baþarýsýnýn bir sýrrý da bu noktayý iyi anlamýþ olmasýdýr.

ABD Türkiye'deki siyasi hareketlerin AB karþýsýndaki tutumuna ve motivasyonuna bakarak yani test ederek ayný zamanda Türkiye'deki siyasi aktörlere karþý kendi tutumunu da oluþturmaktadýr.Bunu iyi anlayan AKP, ABD'nin bu güvenlik sübabýný,görünüþte Batý ile stratejik iliþkiler geliþtirmeye "can attýðý" izlenimini vererek atlatmayý bilmiþtir.

AKP hükümete geldiði andan itibaren, ABD'nin Ortadoðu'ya yerleþmesini istememiþtir ve her fýrsatta dolaylý olarak onu Ortadoðu'dan uzak tutmaya çalýþmýþtýr.Hatta 1 Mart tezkeresinin geçmemesini dahi bizzat Erdoðan, Bülent Arýç aracýlýðý ile bazý AKP milletvekillerinin CHP ile birlikte Hayýr oyu kullanmasý sayesinde  saðlamýþtýr.Bülent Arýnç otuza yakýn milletvekilini Hayýr oyu için kendisinin bizzat ikna ettiðini belirtmiþtir. Bugün Ergenekon Komplosu sayesinde anlamaktayýz ki,1 Mart tezkeresi bizzat AKP'nin lider kadrolarý tarafýndan manipüle edilmesinden dolayý geçmemiþtir.Ama AKP-Cemaat medyasý bu gerçeðin üzerini psikolojik bir harekat ile örtmüþlerdir ve AKP'nin bu Hayýr oylarýnýn nedenini,Ordu'nun AKP içerisindeki etkisine ve bazen de "demokratik teamüllere" baðlamýþlardýr.Ama iþin içyüzü ise gerçekten bu oylamayý Erdoðan'ýn manipüle ettiðidir.

ABD'nin Ortadoðu'ya yerleþmesinin ve Ýran,Irak ve Suriye rejimlerini devirmesinin en önemli stratejik sonucu,Türkiye'nin Batý'ya sýkýca baðlanmasý sonucunu doðuracaðý için ve AKP'nin hedeflediði faþist ýlýmlý islam rejiminin inþaasýný imkansýz kýlacaðýndan dolayý AKP,ABD'nin Ortadoðu'ya yerleþmesini dolaylý olarak hep boþa çýkarmaya çalýþmýþtýr.

AKP 1 Mart tezkeresinden sonra,ikinci defa ABD'nin Ortadoðu planýný 2006'dan itibaren Ergenekon Komplosu'na hýz vererek ve Ordu'yu altýna alarak bozguna uðratmýþtýr.Hatta denebilir ki Büyük Ortadoðu Projesi'nin (BOP) tabutuna en büyük çiviyi AKP çakmýþtýr.

ABD ve müttefikleri,AKP’ye bölge politikalarýyla ilgili olarak bir çok rol biçmiþlerdir ancak AKP’nin ne düþündüðünü ve asýl niyetinin ne olduðunu yeterince sorgulamamýþlardýr. Batý’lý emperyalistler Türkiye’yi Batý ile Doðu arasýnda bir köprü olarak görmüþler ve onu Batý’ya AB aracýlýðýyla sýkýca baðladýklarý taktirde,Ortadoðu’da çýkarlarýnýn temel temsilcisi olabileceðini düþünmüþledir.

AKP ise Türkiye’nin bir köprü deðil,bizzat merkez olduðunu ileri sürer.Türkiye farklý bölgeler arasýnda yeraldýðý için,AKP çok taraflý bir politika uygulamalýdýr.AKP yöneticileri, Türkiye’nin hem Avrupa’lý hem Ortadoðu’lu hem de Asya’lý olduðunu ileri sürerek çok yönlü politikalarýnýn Batý’dan anlayýþla ve makul karþýlanmasýný ileri sürmektedirler.Ancak bu çok taraflý politikanýn amacý,AKP’nin temel stratejik yönelimini yani Batý ile olan stratejik iliþkilerinin alttan alta çözülüþünü gizlemektir.

Arap Baharý döneminde AKP’nin Batý’yý aldatan politikasý Ortadoðu ve Kuzey Afrika’da açýða çýkmýþtýr.Arap Baharý döneminde Batý’lý emperyalistler Clinton ve Bush döneminde hazýrlanan ve 11 Eylül’den sonra uygulamaya konulan ama dünya ekonomik krizi ile askýya alýnan BOP projesine tekrar aðýrlýk verdiler.AKP bu döneme insiyatif alarak öne çýktý ve bir çok ülkede rejimlerin devrilmesi politikasýný temel dýþ politikasý haline getirdi.

AKP BOP’un bölgedeki rejimleri yýkan potansiyelini iyi görmüþtür ve yýkýlan rejimlerin yerine,kendi etkisi altýnda ama Batý’dan uzak ýlýmlý islami unsurlarýn geçmesini desteklemiþ ve cesaretlendirmiþtir.AKP Batý ile stratejik çýkara sahip olmayan ýlýmlý islam yayýlmacýlýðýný BOP’un altýna saklamýþtýr.Yöntem þu olmuþtur: AKP bölgedeki rejimleri Batý ile birlikte yýkarken,yerine ise Batý’yý dýþlayarak muhafazakar hareketleri getirerek,Batý’yý bu bölgeden tecrit etmek ya da kendisi üzerinden iliþki saðlayabilecek bir konuma getirmek istemiþtir.Böylece Batý’yý kendisine muhtaç ettirecek ve kendi stratejik konumunu güçlendirecek bir politika izlemiþtir.Bu stratejik konumunu da Batý’ya karþý,içeride kendi iktidarýný saðlamlaþtýrmak  ve PKK’ye politik ve askeri darbe vurmak için kullanmak istemektedir.

AKP'nin gerçek yüzünü ABD'de az-çok ilk farkeden Cumhuriyetçi Parti olmuþtur.2006 yýlýndan itibaren Cumhuriyetçi Parti, Türk iç politikasýnda AKP'yi gözden çýkararak CHP-MHP-Ordu'dan oluþan milliyetçi cepheye yanaþan bir politika izlemeye  baþlamýþtýr.Bu cepheyi alttan alta destekleyen ABD,bu cephenin iktidara gelmesi karþýlýðýnda Ýran politikasýnda iþbirliði istiyordu,ki bu dönemde Ordu'nun AKP'nin devrilmesi karþýlýðýnda ABD'ye bunun desteðini verdiðine dair bazý emareler mevcuttur. AKP'nin baþýndan itibaren Batý'ya yanaþmasýnýn en önemli nedeni iç ve dýþ düþmanlarýný bölmek içindi ve bu yakýnlaþmanýn tekrar ortaya çýkmasý halinde kendisinin devrilmesi kaçýnýlmazdý.Ýþte tam da 2006 yýlýnda AKP-Cemaat ittifaký, Ergenekon Komplosu'nu hýzlandýrarak ve bu temelde bir çok suikast ve terör olayý gerçekleþtirerek,Ordu ve Kemalistler üzerinde baský kurdular.Komplonun hýzlandýrýlmasý ve Ordu'nun bastýrýlmasýyla birlikte, ABD'nin Ýran saldýrýsý suya düþtü ve daha sonra yaþanan büyük ekonomik kriz ile birlikte devreden tamamen çýktý.

AKP hükümeti,AB ve PKK noktasýnda yaptýðý aldatmanýn bir baþka türünü de Suriye'de uygulamaktadýr.Nasýl AB'ye yanaþma görünümü altýnda AB'den uzaklaþma siyaseti izlemekteyse,yine PKK ile Barýþ sürecini nasýl ona karþý bir tasfiye sürecine çevirmekteyse,Suriye'de de El Kaide ile mücadele görünümü altýnda,onun ile PYD'ye karþý gizlice iþbirliði yapmaktadýr.AKP burada da aldatma taktiðine baþvurmaktadýr.

AKP Batý'yý bütün alanlarda (AB,Kürt sorunu,Suriye vs.) aldatmaktadýr ama bu aldatmanýn en büyüðünü Ýran noktasýnda yapmaktadýr.AKP Ýran'a uygulanan uluslararasý ambargoyu delmekte sakýnca görmemekte ve el altýnda onun nükleer silah elde etmesine de destek veren bir politika izlemektedir. Ýþin ilginç tarafý her gün Batý'ya çatan Erdoðan'ýn , Ýran'dan Türkiye'ye dönük sert eleþtirileri sineye çekerek görmemezlikten gelmesidir.

     AKP iktidarý altýnda Türkiye'nin Batý ile olan stratejik iliþkileri giderek biçimsel hale gelmiþtir.Türkiye son oniki yýlda aslýnda Batý'dan stratejik olarak uzaklaþmýþ ve hatta Rusya-Çin-Ýran cephesine daha yakýn hale gelmiþtir. AKP, AB'ye üyelik görünümü altýnda bu uzaklaþmayý gizlemeyi baþarmýþtýr. Gelecekte AKP iktidarý döneminde, Türkiye’nin Doðu emperyalist kampýna açýktan katýlmasý kimseyi þaþýrtmamalýdýr.

Batý'nýn Ortadoðu'da en büyük düþmaný Ýran deðildir.Batý'nýn Ortadoðu'da en büyük düþmaný Türkiye'dir.Bunun nedeni Türkiye'nin düþmanlýðýnýn "müttefiklik" biçimi içerisine saklanmýþ olmasý ve bu durumun açýk düþmanlýktan daha tehlikeli olmasýdýr.Gerçekten müttefik olmayan bir ülkenin Batý'nýn stratejik hesaplarýnda "müttefik" olarak yeralmasýnýn feci jeopolitik sonuçlarýnýn deðerlendirmesini de Batý'ya býrakýyoruz.






|
_ _