 |
 FETULLAH GÜLEN CEMAATÝ VE AKP’DEN DEVLETE BÜYÜK KOMPLO (II)
Bununla birlikte Gülen, þüpheleri Cemaat'in üzerinden uzaklaþtýrmak için Eþref Bitlis ve Pakistan'da Ziya Ülhak'ýn uçaðýnýn düþürülmesi örneklerini verir ve psikolojik olarak insanlarý baþka yönlere yönlendirmeyi de ihmal etmez. En son olarak da polisteki adamlarýna bazý direktifler verir: "Olumsuz düþünceleri baský altýna almak lazým(???).Öyle bir meselede irademizin hakkýný vermek lazým (???).Sokaktakilerine karþý da ne emniyet tedbiri olarak ne de askeri tedbir olarak bence kaba kuvvetle mukabele etmemek lazým.Ve bir türlü sesleri kesilmemiþ (???) , teskin edilmemiþ ise þayet,umumun hukukuna,malýna,mülküne,dükkanýna,zarar vermiyorlarsa þayet boþalmalarýna fýrsat vermek lazým (???)." (F.Gülen ,Liyakat ve Alperen sohbeti, 30 Mart 2009,www.herkul.org)
Ýþin garip tarafý, bu "kaza"ya F.Gülen'in niçin bu kadar angaje olduðu ve saða sola emirler yaðdýrdýðýdýr.Gülen'in konuþmalarýndan bu suikasti, Cemaat'in polis içerisindeki "derin kolu"nun yaptýðý izlenimi çýkmaktadýr.
15-Ankara Kumrular Patlamasý: 20 Eylül 2011 tarihinde gerçekleþen patlama sonucunda beþ kiþi öldü ve bir çok kiþi aðýr yaralandý.Hemen Kürt kökenli ve yurtsever bir çok kiþi gözaltýna alýndý.Çok kýsa bir süre sonra polisin derdinin asýnda suçluyu bulmak olmadýðý ve bu olayýn Güngören katliamý gibi birilerinin üzerine yýkýlmak istendiði anlaþýldý.Sanýklardan Halil Bayýk, polisin bu patlamayý üstlenmesi için kendisine iþkence yaptýðýný ve tehdit ettiðini belirtir.Eðer bu patlamayý üstlenirse ve dediklerini yaparsa "KCK davasýnda gizli tanýk" olacaðýný ve sonra da serbest kalacaðýnýn teklif edildiðini belirtir.Buradan da Ankara Kumrular Caddesi'ndeki patlamanýn kimin iþi olduðu kendiliðinden ortaya çýkar.
16-Balyoz,Sarýkýz,Ayýþýðý,Eldiven,Oraj ve "bilmem ne darbe" planlarý: Kamuoyu, "tetikçi ve psikolojik harpçý" M.BARANSU tarafýndan çuvalla getirilen ve kendi Cemaatçi adamlarýnýn hazýrladýðý sözde hükümete karþý "darbe planlarý" ile adeta aptal yerine konuldu.Darbe planlarýnýn olduðu öne sürülen CD'lerin darbeden sonra oluþturulduðu ve içerisinde çok tutarsýz bilgilerin olduðu kanýtlanmasýna raðmen, bunlarla "bazý generallerin hükümete darbe hazýrladýkarý" suçu imal edildi.
Burada suç unsuru sayýlabilecek tek þey belki, birinci Ordu'da oynanýlmýþ olan ve hükümeti de içerisine alan savaþ senaryosudur.Ama bu senaryodan hareket ile darbe planý yapýldýðý doðru deðildir.Bunun da cezasý en fazla belirli bir süre uzaklaþtýrma ya da emekliye sevketmedir.
Türk Ordusu'nu az çok bilen bir kiþi,Türkiye'de darbeleri Genelkurmay'ýn yaptýðýný bilir.Yine Türk Ordusu'nda hiçbir general,Genelkurmay olmadan ve ordunun diðer bileþenlerinin onayý olmadan ve de ordunun çoðunluðu onay vermeden darbe yapmaz. Huzursuzluklarýný, heyecanlarýný, memnuniyetsizliklerini kendi üstlerine bildirirler ancak onlardan ayrý ve tek baþýna bir darbeye ne yeltenirler ne de buna cürret ederler.Bunun nedenleri Türk Ordusu'nun tarihinde yatar.
Bütün generaller Genelkurmay'ýn dýþýnda bir darbe giriþiminin ve bu temelde emir-komuta zincirini zayýflatmanýn ne demek olduðunu,Albay Talat Aydemir ve Binbaþý Fethi Gürcan'ýn idamý ile iyi bilirler.Birinci Ordu'nun, Genelkurmay'ýn dýþýnda yine 2.,3. ve Ege Ordusu'nun dýþýnda tek baþýna darbe yapacaðý iddiasý, insanlarý gerizekalý yerine koymaktýr.Ama elinizde korkunç bir medya gücü ve tamamen taraflý bir yargý gücü varsa bu mümkündür. Artýk burada Deniz Kuvvetleri Komutanlýðý'na "casusluk", "fuhuþ" ve "bazý askerlerin üstlerine suikast hazýrladýklarý" gibi yüz kýzartýcý suçlar atýlarak kurulan komploya girmeyi hiç gerekli görmüyorum.
Ergenekon Komplosu'nun genel çerçevesini ortaya koymak için bu kadar eylem yeterlidir.Elbetteki bu eylemler buzdaðýnýn görünen kýsmýdýr.Bu kadar örnek dahi, Gülen Cemaati'nin ne kadar tehlikeli,organizeli ve büyük bir operasyonel yapýya sahip olduðunu göstermeye yeter artar bile.Cemaat kendi çapýnda akýllý ve zeki insanlardan oluþmuþ bir yapýdýr.
Ergenekon Komplosu'nun bu kadar etkili olmasýnýn nedeni,Cemaat ve AKP'nin onu oturtmuþ olduklarý "iç konjonktür"ün yapýsýdýr.Ergenekon Komplosu herhangi bir döneme deðil, 2007 yýlýna doðru giderken pratiðe geçirilen bir plandýr.Bu plan çerçevesinde Cemaat-AKP ittifaký,düþmanlarýnýn bazý hatalarýný,eksikliklerini "kendilerine müttefik" yapmýþlardýr.
2007 yýlý herhangi bir þekilde seçilen bir yýl deðildir.2007 Cumurbaþkanlýðý seçimi ile Kasým'da yapýlmasý öngörülen ancak 27 Nisan "E-Muhtýrasý"ile AKP tarafýndan erkene alýnan genel seçimlerin yapýldýðý yýldýr.Bu seçimlere doðru politik tansiyonun doðru bir þekilde giderek yükseleceðini tahmin eden AKP-Cemaat ittifaký,komplolarýný bu "iç konjonktüre" oturtmayý uygun bulmuþlardýr.
Cemaat,komplonun KCK ile ilgili kýsmýný ve bu temelde organize etmiþ olduðu, Diyarbakýr Koþuyolu,Dershane,Güngören ve Kumrular gibi katliamlarý da , TAK'ýn (Kürdistan Özgürlük Þahinleri) eylemlerinin algýsý üzerine kurmayý uygun görmüþtür.TAK'ýn 22 Mayýs 2007 tarihinde, Ankara Anafartalar'da gerçekleþtirmiþ olduðu canlý bomba Güven Akkuþ eylemi,Cemaat'in terör eylemleri yapýp ve PKK'nin üzerine atmaya çalýþmasýna neden olmuþ gibi gözükmektedir.
Ergenekon Komplosu iki temel aþamadan oluþan bir komplodur.Birinci aþama, terör eylemleri ve ajanlar aracýlýðýyla "somut delil üretme" aþamasýdýr. Ýkinci aþama ise ,birinci aþamaya dayanýlarak "Ergenekon Davasý" aracýlýðýyla "bastýrma" aþamasýdýr.Bu bastýrma ise daha çok Ordu üzerinde olup,onun ile ideolojik ve politik olarak yakýn olan siyasi yapýlarýn (Ýþçi Partisi, kaset komplolarý ile CHP,MHP gibi partilerin), gazetecilerin (Mustafa Balbay, Tuncay Özkan,Ýlhan Selçuk,Soner Yalçýn vs.) ,aydýnlarýn (Yalçýn Küçük vs.) bastýrýlmasýný öngörmekteydi.Cemaat,Ergenekon davasý aracýlýðýyla bastýrmayý bilerek gazeteci ve aydýnlara kadar geniþletiyordu.Amaç dýþarýda kalanlara gözdaðý vermekti ve Ergenekon sanýklarýna destek mahiyetinde yazýlarýn yazýlmasýný önlemekti.Gazeteciler baskýlar aracýlýðýyla otosansüre yönlendirildi.
Bunlardan baþka Hükümet,devlet gücünü kullanarak kendi yanýnda olmayan medyayý da astronomik vergi cezalarý kesme ile (Doðan Holding gib) tehdit ederek baský altýna almaya çalýþtý ve böylece komplo ile baský altýna alýnanlarýn büsbütün "hava almalarý"ný önledi.Bir çok köþe yazarýný iþinden etti.Kendi bazý gazetecilerinin bu medyaya sýzmasýna ve yayýn çizgilerinin deðiþtirilmesine çalýþtý.
V-Fetullah Gülen Hareketi ve Kürt Özgürlük Hareketi F.Gülen Cemaati'nin Kürt Özgürlük Hareketi karþýsýndaki politikasý anlaþýlmadan komplonun çerçevesi eksik kalýr.Þu soruya doðru ve mantýklý bir cevap vermek gerekir:F.Gülen Cemaati'nin Kürt Özgürlük Hareketi'ne yani PKK'ye karþý özel düþmanlýðýnýn nedeni nedir?
Cemaat gibi belirli bir strateji temelinde hareket eden bir hareketin, PKK'ye ve Kürt ulusuna karþý beslemiþ olduðu özel düþmanlýk tesadüf olamaz. Cemaat hem Ordu'ya karþý hem de PKK'ye karþý vurulan darbelerde insiyatif alarak,devlet içerisinde vazgeçilemez bir konum elde etmek istemektedir. Özellikle PKK karþýsýnda,polis,yargý,eðitim,istihbarat vs. gibi unsurlarý kullanarak "savaþ aracýlýðýyla devlet kurumlarý içerisinde derinlik elde etmek" istemektedir. Cemaat PKK'ye karþý savaþý, özellikle devletin stratejik kurumlarýna sýzma ve ele geçirme de "siyasi kaldýraç" olarak kullamaktadýr.Cemaat'in PKK'ye karþý savaþta önalmasý Ordu'nun ve AKP'nin bir tür kuþatýlmasýdýr. Cemaat'in PKK'ye karþý savaþý, devletin ele geçirilmesinde bir tür "zýplama tahtasý" olarak iþlev görmektedir.Bu anlaþýlmadan devlet içerisindeki klikler savaþý anlaþýlmaz.
Cemaat PKK'ye karþý savaþta insiyatif almakla hem kadrolarýný gerçek anlamda savaþçýlar olarak eðitmekte hem de devletin baþka kurumlarýný da pasifize etmektedir.En önemlisi de uzun yýllardan beri sýzmak ve ele geçirmek istediði Ordu'ya, PKK'ye karþý savaþ görünümü altýnda azami derecede yaklaþma olanaðý elde etmektedir.
Cemaat PKK'ye karþý savaþta oldukça kirli yöntemler kullanmaktadýr.Kuzey Kürdistan'a her türlü uyuþturucuyu Polis'in KOM Dairesi aracýlýðýyla göndermekte,fuhuþu her düzeyde yaymakta,dini de kendi sözde eðitim kurumlarý aracýlýðýyla Kürt gençliði içinde yaymaya çalýþmaktadýr.Yine kendi kurumlarýný ajalaþtýrma aracý olarak kullanarak, baský,þantaj,tehdit ve tecavüzler ile Kürt gençliði içerisinde yozlaþma ve ajanlaþtýrmanýn geliþmesi için yoðun bir faaliyet içerisindedir (Bakýnýz Erdal Er'in hazýrlayýp sunduðu Örümcek Aðý belgeseline).
VI-AKP'nin "Cemaat" ve Ordu ile iliþkilerinin Doðasý Olaylarýn bu tarihsel çerçevesinden AKP,Cemaat ve Ordu arasýndaki iliþkilerin gerçek doðasýný çýkarmak mümkündür.Böylece son dönemdeki AKP-Cemaat çatýþmasýnýn doðasýný anlamak daha kolay olmaktadýr.
AKP-Cemaat çatýþmasý, devlet kurumlarýný kim daha fazla ele geçirecek yani bir tür iktidar kavgasýdýr.Son dönemde açýktan yaþanmasýna karþýn, baþtan beri alttan alta süren ve hep varolmuþ bir rekabettir.AKP ve Cemaat, Ordu'nun bastýrýlmasý noktasýnda stratejik bir ittifaka girmelerine karþýn, birbirlerine karþý ihtiyatý hiçbir zaman elden býrakmamýþlardýr, ki doðrusu da budur.Bu noktada yaklaþýmlarý "Birlikte vur ama ayrý topla"dýr.
Cemaat'in stratejisine göre,Ordu'ya vurulan darbenin, AKP'nin zayýflatýlmasý politikasý ile birbirine baðlanmasý gerekmektedir.Ama AKP'nin zayýflatýlmasý politikasýnda baþka güçler deðil Cemaat'in kendisinin güçlenmesi esastýr. Onun için bu zayýflatma herhangi bir biçimde deðil,onun istediði þekilde olmalýdýr. Cemaat iktidarý tamamen ele geçirme hedefi ile hareket ederken, AKP'yi tamamen kendi stratejik müttefiði olarak tutmak istemektedir. Mücadelenin operasyonel yanýný elinde bulundurduðu için,bu stratejik ittifakta sürekli güçlenen kendisi olacak ve zayýflayan da zaman içerisinde AKP olacaktýr. Ama Fetullah Gülen'in karþýsýnda kendi ayarýnda baþka bir lider bulunmaktadýr: R.T. Erdoðan. Erdoðan hem partisinin çýkarlarýnýn nerede yattýðýný hem de Cemaat'in niyetini iyi bilmektedir. Erdoðan baþýndan beri Cemaat'e karþý ihtiyatý elden býrakmamýþ,Ordu'nun bastýrýlmasýndan sonra, Cemaat'in AKP'yi içten ele geçireceðini,bu olmaz ise siyasi olarak AKP'yi zayýflatacaðýný anlamýþtý.Buna önlem olarak, uluslararasý siyasette yaptýðý manevranýn bir benzerini Cemaat ile Ordu arasýnda yapmaya baþladý.
Erdoðan ,Ordu'ya vurulan darbeden ve onun siyasi olarak bastýrýlmasýndan sonra, sessiz sedasýz Cemaat ile olan stratejik ittifakýný çözmeye ve onun ile iliþkisini taktik düzeye çekmeye baþladý.Buna karþýlýk da Ordu ile düþmanca olan iliþkilerini taktik bir düzeye yükseltti.Böylece AKP'yi politik olarak, Cemaat ile Ordu arasýna konumladýrarak,her ikisini birbirine karþý kullanma ya da dengeleme stratejisine geçti.
Ordu,AKP ile Cemaat stratejik düzeyde iliþkiye sahip olduklarý sürece,siyasi olarak hiçbir direnme þansýnýn olmadýðýný gördü.Ýkisine karþý hareket ettiði zaman, bu ikisinin birbirine sýký bir þekilde kenetlenmesi sözkonusuydu.Onun için stratejik olarak geri çekilerek,aralarýndaki çeliþkilerin su yüzüne çýkmasýný bekledi ve hatta kapalý kapýlar arkasýnda, "AKP'nin Cemaat korkusunu körükledi." Ordu'dan sonra sýranýn AKP'ye geleceðini Ordu AKP'ye hissettirdi ve onun ile Cemaat'e karþý taktik bir yakýnlaþma aradý.Ordu ile AKP bu iliþkilerini somut bir hale de getirdiler.
Genelkurmay,Polis'in istihbaratýný dengelemesi için hükümete kendi elektronik sistemlerini verdi.1 Ocak 2012 yýlýnda bu sistemler hükümetin elindeki MÝT'e devredildi ve bu andan baþlayarak devlet içerisideki Cemaat kadrolarýnýn fiþlenmesi baþladý. Cemaat, hükümetin Ordu ile gizlice anlaþtýðýný farkettikten sonra, giderek daha agresif bir hale geldi.7 Þubat 2012'de "Oslo görüþmeleri"nden dolayý MÝT müsteþarý Hakan Fidan ve yardýmcýsýný ifadeye çaðýrdý.Erdoðan buna izin vermedi ve polise týrpan atarak karþýlýk verdi.
Erdoðan'ýn PKK ile barýþ görüþmeleri yaparken amaçlarýndan bir tanesi de, ateþkes ortamýndan yararlanarak,kýsmi olarak Cemaat'in devlet içerisindeki gücünü azaltmaktý.AKP, PKK'ye karþý mücadeleyi,Ordu'ya dayanarak yapmak istemektedir.Bu noktada Ordu'dan istediði tek þey kendi siyasi hegemonyasýný kabul etmesidir.Erdoðan, Ordu'ya karþý taktik olarak Cemaati el alýnda tutmak isteyecektir.
Ordu uzun dönemli olarak ne Erdoðan'ýn Cemaat ile birlikte kendisine karþý yaptýðý komployu unutur ne de ona katlanýr.Kendisine uygun bir hükümet için hep arayýþta olacaktýr.
Bu noktada Ordu ile ilgili olarak bir noktaya deðinmek gerekir.O da Ordu'nun mutlak olarak AB karþýtý olduðu görüþüdür . Özellikle AKP-Cemaat ittifaký, gerek liberaller gerekse de ABD ve AB nezdinde dolaylý olarak bu görüþü yaymaya çalýþtý.Bu noktada bir kaç þey söylemekte fayda vardýr.
Ordu'nun AB'ye karþý olduðu tam bir safsatadýr.Hatta denilebilir ki,90'lý yýllarýn sonunda,çok partili sisteme geçildikten sonra ilk defa hem Ordu hem de Hükümet tek bir politik proje etrafýnda anlaþtýlar,ki o da AB'ye üyelikti. Ordu prensip olarak AB'ye karþý deðildi.Ordu NATO aracýlýðýyla diðer ülkelerin politik tecrübeleri noktasýnda büyük bir birikime sahipti.Avrupa'da NATO üyesi olan bütün ülkeler AB üyesiydi ayný zamanda.NATO kültürü ile yoðrulan Ordu'nun, AB karþýtlýðýný ne savunmasý ne de bunu NATO'da diðer ülkelere kabul ettirmesi mümkündü.Ama Ordu'nun "AB üyeliði sürecinde" dikkat çektiði ve kendi açýsýndan haklý olan bazý kaygýlarý vardý.
Türkiye AB'ye üyelik sürecinde yapacaðý reformlar ile kendi "eski güvenlik konseptini" çözerek yokedecekti ama müzakerelerin ucu açýk olduðu için, AB'ye üye olamama durumunda AGÝT þemsiyesi altýna giremeyecekti. Yine "bazý art niyetli siyasi hareketler", AB'ye yakýnlaþma görünümü altýnda, Ordu'nun bastýrýlmasý noktasýnda, AB'den ziyade baþka bir rejime yönelebilirlerdi.Bu korkular Ordu açýsýndan gayet mantýklý ve anlaþýlýrdý, ki AKP-Cemaat ittifakýnýn AB'den ziyade,dini bir temele dayanan muhafazakar-gerici bir rejim kurma hedeflerinin ortaya çýkmýþ olmasý,ilkesel yönden Ordu'yu haklý çýkarmýþtýr.
AKP-Cemaat ittifakýnýn,bir komplo ile Ordu'yu bastýrmak istemelerinin politik anlamý, aslýnda AB'ye girmek istemediklerinin bir tür ifadesidir.Çünkü gerçek anlamda AB hedefi ile hareket etmek isteseydiler,Ordu'nun ciddi bir direniþi ile karþýlaþmayacaklardý.Hiç kuþkusuz her kurumda olduðu gibi bir karþý azýnlýk olacaktýr ancak geniþ bir politik konsesüs oluþturulduðu andan itibaren bu da sorun olmazdý.
Türkiye'de ortaya çýkan tablo,Suriye'dekinin farklý bir benzeri olmuþtur. Suriye'de Baþar Esad'ý canavara benzeten El Kaide-ÖSO muhalefetinin, Esad'tan daha gerici ve canavar olduðu ortaya çýktý.Ayný þekilde Türkiye'de Ordu'yu darbeci ve gerici olarak damgalayan AKP-Cemaat ittifaký,kendileri kullandýklarý kirli yöntemler ve hedefledikleri toplum ile Ordu'dan daha gerici olduklarýný ortaya koydular.
VII-Sonuç Bu yazý aracýlýðýyla, AKP ve Cemaat'in Ergenekon Komplosu'nun çerçevesini ortaya koymaya çalýþtým.AKP ve Cemaat'in bazý eylemler yoluyla önümüze koyduðu ve koþulsuz inanmamýzý istediði þeyi reddediyorum. Nesnel olarak varolan olgularýn,gerçekliðin kendisi olmadýðýný,ancak bu olgularýn bazý genel süreçlerin parçasý olarak doðru bir anlam ifade edeceðini ilk defa olarak ortaya koyan Kant oldu.Kant'ýn bu yöntemini daha da geliþtiren Hegel,sonra da Marx oldu.
Gerçeðin bilgisi ancak olgunun genel içerisine doðru bir þekilde yerleþtirilmesi ile mümkündür.Ama bu genelin bilgisini oluþturmak hem kolay deðil hem de büyük bir teorik disiplin gerektirir.Elimden geldiði ölçüde Ergenekon Komplosu'nu, genel süreçleri (Küreselleþme,Türkiye toplumunun yapýsý,Cemaat,AKP ve Ordu'nun yapýsý,ABD ,AB gibi) doðru bir þekilde oluþturmaya çalýþarak ve sonra olgularý bu genel yapý ile iliþkilendirerek ele almaya çalýþtým.Gördüm ki,bazý eylemlerin yolaçmýþ olduklarý algýlar, aslýnda tam tersi bir gerçekliðe sahiptir.
Devrimci ve demokratik hareket olarak,Ordu,ulusalcýlar ve milliyetçiler gibi bazý kesimleri sevmeyebiliriz.Ancak bu insanlarýn iþlemedikleri suçlardan dolayý mahkum olmalarýný ve adeta linç edilmelerini kabul edemeyiz.Ben þahsen "düþmanlarýmýzýn insan haklarýný savunmayan bir devrimciliði ve anlayýþý reddediyorum."
Devrimci hareket ne genel olarak Ordu,milliyetçiler ve ulusalcýlar ile AKP-Cemaat kavgasýnda taraf olmalýdýr, ne de özel olarak Cemaat ve AKP arasýndaki kavgada taraf olmalýdýr.Hepsinin gerici yüzlerini teþhir ederek "Üçüncü Yol"un iç politikada geliþip ve güçlenmesi için çalýþmalýdýr.
Devlet içerisinde "Cemaat" odaklý bir "paralel devlet" yapýlanmasýnýn varlýðý yukarýda ayrýntýlý bir þekilde gördüðümüz gibi gerçektir.Ancak bu "paralel yapýlanma" pasif deðil yani devlet içerisinde onun kurumlarý ile "yan yana varolmak için" kendisine alan açmamýþtýr.Aktif bir yapýya sahip olup, « varolan devleti ele geçirmeye » dönüktür.Devlet içerisinde oluþturmuþ olduðu paralel yapýyý,iktidar mücadelesinin basamaðý olarak kullanmak istemektedir.
Devletin farklý güç odaklarý arasýnda (AKP,Cemaat,Ordu vs.) bu "parsellenmesi"nin teorik anlamý, "tarihsel olarak yokolmaya giden ya da tarihsel temelleri daralan devletin" tezahürünü oluþturmasýdýr.Devrimci ve demokratik hareket, bilinç ve örgütlülük olarak,iktidarý alacak güçte olmadýðý bir durumda, devletteki bu daðýlmayý genellikle daha gerici,baskýcý ve totaliter eðilimler durdurmaya çalýþýr.
|
 |