[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 58 (2) }
| Devrimci Bülten

IÞÝD'ÝN IRAK'TA ÝKTÝDARLAÞMASI VE AKP'NÝN PKK'YE KARÞI SAVAÞ PLANI (*)



K.Erdem

 


IÞÝD'in (Irak-Þam Ýslam Devleti) sürpriz denebilecek bir saldýrý ile Musul'u ele geçirmesi ve kontrolüne almasý hem bölge siyaseti hem de Kürdistan siyaseti açýsýndan iyi analiz edilmesi gereken önemli bir olaydýr.

 

IÞÝD'in Musul'u ele geçirerek Irak'ta iktidarlaþmasý, bazý bölgesel güçlerin bir konsesüsünün ürünü  olarak görünmektedir. Hiç kuþkusuz bu konsesüsün her bir gücü, bu iktidarlaþma olgusunu, kendi devlet çýkarlarý açýsýndan ele alacak ve bu yönde kullanmaya çalýþacaktýr.Bu noktada IÞÝD'in bu iktidarlaþma olgusunu Türkiye açýsýndan da incelemek gerekmektedir.

 

Irak'ta sünnilerin IÞÝD aracýlýðýyla iktidarlaþmasý olgusu,bir yandan ABD'nin Irak'tan çekilmesi, öte yandan bu  çekilmeden sonra oluþan politik boþluðun bölgedeki bazý güçler tarafýndan doldurulmasýyla karakterizedir.

 

Ancak bölgede "sünni ekseni" oluþturan güçlerin, bu politik eksene yüklemiþ olduklarý rol ya da politik misyon ayný deðildir. Hatta olaylara daha yakýndan bakýldýðý zaman, sünni eksenini oluþturan bazý güçlerin, bölge politikasý açýsýndan taban tabana zýt çýkarlarý sözkonusudur.


ABD'nin Barack Obama ile birlikte Ortadoðu'da strateji deðiþikliðine gitmesi ve Irak'ta kademeli olarak askerlerini çekme siyasetini benimsemesi, bu boþluðun doldurulmasý için bazý siyasi güçlerin harekete geçmesine neden oldu.Aslýnda ABD'nin Irak'tan çekiliþi pasif bir çekiliþten ziyade, aktif bir çekiliþti; yani bu çekilmeyi diplomatik olarak baþka araçlar ile doldurma üzerine kuruluydu.


ABD için Ortadoðu'da  en önemli sorun,Ýran'ýn nükleer silah elde etme potansiyeline ulaþmasýdýr ve Ýran'ýn bu potansiyele ulaþmadan durdurulmasý, neredeyse uluslararasý sorunlarýn tepe noktasýnda durmaktadýr.Bu noktada ABD,Ýran'a karþý büyük bir ekonomik ambargo devreye sokmuþ;Malatya Kürecik'e bir radar istasyonu yerleþtirmeyi baþarmýþ ; Türkiye'nin AB'ye üyeliðine ve PKK ile iliþkilerini Demokratik Cumhuriyet temelinde çözme politikasýna güçlü destek vererek ve de Ýran'daki reformcularý ve  Ýran'ýn politik dönüþümünde çýkarý olan çeþitli milliyetleri dolaylý olarak destekleyerek ve cesaretlendirerek,Ýran'ý baský altýna almaya çalýþmýþtýr.


ABD B.Obama ile birikte,bölgede direkt ABD'nin müdahalesinden ziyade,Batý ile güçlü stratejik baðlara sahip bir devletin ya da devletlerin,Ýran'ý dengeleyecek ve sýnýrlandýracak bir þekilde öne çýkmasýný özendirmeye baþlamýþtýr.Bu noktada Türkiye ideal bir tarihsel konuma sahipti. Türkiye'nin bölgesel lider olarak öne çýkarýlmasýnýn olasý tehlikeleri AB üyeliði ile bertaraf edilmek istenmekteydi.Türkiye'nin dizginlenmeden öne çýkarýlmasý, tamamen elden çýkarýlmasý ya da kaçýrýlmasý tehlikesine de neden olabilirdi ve bu zaten Ortadoðu'da karýþýk olan olaylarý daha da karýþýk hale getirebilirdi. Bu noktada yapacaðýmýz en önemli tespit, Ortadoðu'da olaylarýn ABD açýsýndan en kötü senaryoya uygun bir þekilde geliþmekte olduðudur.


ABD genel olarak Türkiye ve özel olarak da AKP notasýnda ölümcül bir hata yapmýþtýr.Barýþ süreci ABD'nin bu ölümcül hatasýný adeta gözler önüne sermiþtir.ABD Irak'ta birliklerini çekerken,Türkiye'ye ve AKP'ye alan açarken ve barýþ süreci ile AB için gerekli reformlarý yaparak Batý'ya stratejik olarak baðlanmasýna çalýþýrken,AKP'nin hiç de o kadar AB için istekli olmadýðý ortaya çýkmýþtýr.Tam tersine Erdoðan ve AKP,AB kriterlerinden giderek uzaklaþan ve daha otoriter ve faþist ýlýmlý bir islam devleti yolunda somut adýmlar atmaya baþlamýþtýr.AKP'nin bu otoriter ve faþist politikalarý, özellikle Ordu'nun Ergenekon Komplosu ile bastýrýlmasýndan sonra daha fazla göze batmaya ve açýkça yapýlmaya baþlamýþtýr.


Bölgede Türkiye ve AKP'ye alan açan ABD,AB aracýlýðý ile AKP ve Türkiye'yi dizginleyemediði için,Irak'ta kendisinin çekilmesiyle ortaya çýkan politik boþluðu Türkiye ve onunla birlikte hareket eden güçler doldurmuþtur. Ýþte Irak'taki sünnilerin IÞÝD aracýlýðý ile politik ve askeri olarak diriltilmelerinin altýnda,ABD'nin býrakmýþ olduðu boþluðun,giderek Batý'dan stratejik olarak uzaklaþan Türkiye ve Suudi Arabistan gibi güçlerin birlikte hareket ederek doldurmalarý yatmaktadýr.Bu iki ülke Irak'ta sünni eksenini, Katar ve KDP ile birlikte diriltmiþlerdir.


Bu noktada ilginç olan bir tarihsel durum ve belirlenim ile karþý karþýyayýz.O da,emperyalistler ile onlarýn bölgedeki dayanaklarý konumunda olan ülkeler arasýnda stratejik çýkar farklýlaþmasýnýn ortaya çýkmasý ve giderek politik olarak ayrýþmalarýdýr.Bu durum özellikle Ortadoðu için çok açýktýr. Bu tür durumlarýn ortaya çýktýðý bölgelerde,emperyalist hiyerarþinin ve hegemonyanýn giderek zayýfladýðý ve egemen güçlerin halklarý eskisi gibi yönetemediði ve kontrol altýnda tutamadýðý bir dönemin de kapýsýnýn açýldýðý görülmektedir.Rojava devrimi ancak bu tarihsel baðlam içerisinde düþünülebilir.


Emperyalistler ile bölgesel gerici güçler arasýndaki çýkar farklýlaþmasý arttýkça ve hatta Türkiye ve Suudi Arabistan  örneðinde olduðu gibi,bizzat Batý bölgeden bilinçli olarak dýþlandýkça üç önemli sonuç ortaya çýkmaktadýr:

1-Bölgesel gerici güçlerin emperyalistlerle olan çeliþkilerinin keskinleþmesi, bu ülkelerin içte ve dýþta belirlemiþ olduklarý politik hedeflere, sadece kendi kaynaklarýna dayanarak ulaþmalarýna neden olduðu için, giderek daha da otoriter ve maceracý olmalarýna neden olmaktadýr.Birinci dünya savaþýnda Osmanlý Ýmparatorluðu'nun tarihsel temellerinin bu daralmasý Ermeni soykýrýmýna neden olmuþtur.Günümüzde de AKP hükümetinin giderek bu duruma düþtüðü gözlenmektedir , ki AKP politikalarý giderek büyük bir Kürt katliamýna dönüþme potansiyelini içerisinde barýndýrmaktadýr.


2-Gerici bölgesel devletlerin emperyalistler ile çeliþkilerinin keskinleþmesi, onlarý pragmatik bir þekilde biraraya getirmekte ve bölgesel çýkarlarýný bir tür "alt sistem" yaratarak korumaya çalýþmaktadýrlar.Örneðin ABD'nin Suriye'de Rusya ile Esad rejiminin devamý noktasýnda anlaþmasý ve  Suriye'de her iki emperyalist gücün birlikte yönetim temelinde anlaþmasý, Türkiye ve Suudi Arabistan'ýn sert muhalefetine ve itirazýna neden oldu.Bu noktada Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar,bazý noktalarda farklý düþünmelerine (örneðin Mýsýr sorununda) karþýn,pragmatik olarak bazý bölgelerde iþbirliði yapmaktadýrlar. Örneðin Suriye ve Irak'ta durum budur. Bu durun Türkiye'nin Ýran ile iliþkilerinde de aynýdýr.Türkiye Irak ve Suriye'de Ýran aleyhine nüfuz mücadelesi verirken,onunla stratejik baðlantý arayacak kadar da esnek hareket etmektedir.Bu temelde Türkiye onun nükleer silah elde etmesine el altýnda destek vermekte ve uluslararasý amborgoyu delerek rahatlamasýna neden olmaktadýr.Ancak burada en önemli nokta bu "alt sistem"in çok dayanaksýz olmasý ve hem halk hareketleri tarafýndan hem de emperyalistlerin manevralarýndan dolayý kýsa ömürlü olmasý durumu sözkonusudur,ki bu alt sistemin daðýlmasý,bölgesel güçleri daha da zor duruma sürüklemektedir.


3-Bölgesel güçlerin emperyalistlerle olan çeliþkilerinin keskinleþmesi ve kurmak istedikleri "alt sistem"lerin dayanaksýz ve kendi içerisinde uzlaþmaz çeliþkiler barýndýrmasý ve kýsa zaman sonra da çözülmesi, kaçýnýlmaz olarak Rojava türü devrimlerin yaygýnlaþmasýna neden olacaktýr.Bu noktada Rojava devrimi ile ilgili olarak bir teorik ve tarihsel tespit yapmak gerekmektedir.O da Rojava devriminin  bir rastlantý deðil,bizzat emperyalist sistemin ve alt sistemlerinin Ortadoðu'da çözülmelerinin sonucunda ortaya çýkmýþ olmasýdýr. Ortadoðu'daki emperyalist paylaþým savaþý yaygýnlaþtýkça, emperyalist sistem ve onun uzantýlarý olan alt sistemler giderek daha da çözülecek ve giderek Rojava tipi halk devrimleri yaygýnlaþacaktýr.O halde Rojava devrimi, bölgede halk devrimlerinin kapýsýný aralamýþtýr ve onun önemi bölgede halk devrimleri dönemini açmasý ve Kürdistan'ýn etrafýndaki ülkelerde de sosyalist devrimleri tetikleyecek bir yapýya sahip olmasýnda yatmaktadýr.Artýk bölgede temel çeliþki þudur:Emperyalist güç dengesi mi Rojava'yý çözecek yoksa Rojava mý Ortadoðu'da emperyalist güç dengesini çözecektir?


Bu tarihsel arka plan anlaþýlmadan,Irak'ta IÞÝD'in iktidarlaþmasý ve bu iktidarlaþmanýn ne tür olaylar zincirini harekete geçireceði anlaþýlmaz. Irak ve Suriye'de Türkiye'nin sünni politik ekseni temelinde Suudi Arabistan ve Katar ile iliþkileri geçicidir.Katar ve Suudi Arabistan'ýn amacý Ýran yayýlmacýlýðýný durdurmak ve en sonunda da Ýran rejiminin yýkýlmasýný saðlamaktýr.Ama Türkiye'nin amacý tam olarak bu deðidir.Türkiye'nin Irak ve Suriye'de sünni eksene dahil olmasýnýn nedeni Kürt sorunu ve PKK'dir.


Türkiye Irak ve Suriye'de sünni eksene dahil olurken PKK'ye siyasi ve askeri bir darbe indirmek istemekte ve daha sonra da burada elde edeceði nüfuzu Ýran rejimini yýkmak için deðil,Ýran'ý kendi stratejik hedefine çekmek için baský unsuru  olarak kullanmak istemektedir. Bunu anlamak çok kolaydýr.Örneðin Suudi Arabistan ve Katar,Arap Baharý'ndan önce de Esad rejimi ve Ýran ile düþmanca iliþkilere sahipti ve bu hareket sýrasýnda onu devirmeye geçtiler. Ama Türkiye PKK'yi kuþatma ve bastýrma stratejisine Esad ile yakýnlaþarak baþlamýþtý ve Arap Baharý ile Esad'ýn hemen gideceði yanýlsamasýna kapýlarak ve kendisine daha yakýn olan Suriye Müslüman Kardeþleri ile hareket ederek ve onlarýn iktidara gelmesini saðlayarak,onlar aracýlýðý ile PKK'nin kuþatýlmasýna ve bastýrýlmasý stratejisine, kesintisiz bir þekilde devam etmek istiyordu.Ancak AKP'nin bu yanlýþ stratejik kararý,bir çok iliþkisinin bozulmasýna neden oldu.


IÞÝD'in Irak'taki iktidarlaþma hamlesine baktýðýmýz zaman,bu hamlenin Türkiye ve AKP'nin PKK'ye karþý uygulamýþ olduðu politika ile uyumlu olduðu görülmektedir.IÞÝD'in Musul saldýrýsý ile stratejik olarak en çok yarar saðlayan, uzun zamandan beri Irak sünnilerini el altýnda destekleyen Türkiye olmuþtur. Her ne kadar Türkiye Musul konsolosluðu sorununu öne çýkarýp, maðduriyet edebiyatý yapýyorsa da, bu saldýrýnýn gizli destekçilerinden birisi Türkiye'dir. IÞÝD'in Irak'ýn orta kesimlerinde iktidarlaþmasý ve bu iktidarlaþmaya Türkiye'nin desteði,AKP'nin PKK'yi kuþatma ve bastýrma stratejisinden ve bununla birlikte de Çözüm süreci politikasýndan ayrý düþünülemez.


Türkiye PKK'ye ve Rojava'ya karþý bir "sünni hilali" oluþturmaktadýr. Kuzey Kürdistan'da baþlayan,KDP'nin Güney Kürdistan'ý ile devam eden,IÞÝD'in kontrolündeki sünni bölgelerle ilerleyen ve Rojava'nýn altýndaki IÞÝD ve diðer terör örgütlerinin kontrolündeki bölgelerin birleþtirilmesinden oluþan bir kuþatma çemberi oluþturmaktadýr ve PKK'yi bir çok cepheden savaþýn içerisine çekmeye çalýþan bir strateji üzerinde çalýþtýðý çok açýktýr.


IÞÝD Irak'ýn orta bölgelerinde iktidarlaþmasýný tamamladýðý andan itibaren, Irak'ýn üçlü bir özerk bölgeden oluþan bir federal sistem üzerinde anlaþma aramaya baþlayacak ve bu görüþmeleri ve Irak'taki iktidarý Suriye üzerine ve Rojava üzerine tekrar dönmek için siyasi üs ve kaldýraç olarak kullanacaktýr. Sünnilerin Irak'ta kalýcý olmasýnýn bölge jeopolitiði üzerinde önemli etkileri olacaktýr.


Irak'taki sünnilerin diriliþi,Türkiye ve Suudi Arabistan'ýn emperyalistler ile olan çeliþkilerinin kullanýlmasý üzerinden yürümüþtür.ABD ve Avrupa'dan Esad’ýn düþürülmesi noktasýnda umudunu kesen bu ülkeler,kendi nüfuz araçlarýný yaratmaya çalýþmýþlardýr. Ancak burada çok önemli bir noktayý da gözden kaçýrmamak gerekir. O da Irak’ta El Kaide’cilerin ve eski Baas’çýlarýn bir tek cephe oluþturmasýna neden olan durumun,Irak’ýn politik sisteminde sünnilerin dýþlanmýþ olmasýdýr. Bu dýþlanmýþlýk Irak’ta sünnilerin tek bir politik ve askeri cephe oluþturmasýna yardýmcý olmuþtur. Ama daha da önemlisi bu cephenin El Kaide gibi bir terör örgütünün eline geçmiþ olmasýdýr. Halbu ki, Irak’ta sünnilerin dýþlanmadýðý bir politik sistem,sünnilerin politik bölünmüþlüðüne de yolaçacaktý ve El Kaide’nin kitle temelini önemli ölçüde daraltacaktý.Maliki’nin dýþlayýcý politikalarýnýn IÞÝD’ýn ortaya çýkmasýnda büyük bir rolü bulunmaktadýr.


IÞÝD'in iktidarlaþmasý sürecinde,Kerkük'ün KDP'ye býrakýlmasý aslýnda bir anlaþmanýn ürünüdür.Kerkük ve Musul, KDP ve Irak  sünnileri arasýnda bölüþtürülmüþtür.Türkiye Kerkük'ün KDP'ye verilmesi karþýlýðýnda, muhtemelen KDP'nin PKK karþýsýnda yanýna çekilmesi politikasýný  hedeflemekte ve bununla birlikte de Irak sünnileri aracýlýðý ile KDP'ye sopa göstermektedir. 


Türkiye IÞÝD'ýn Irak'ta iktidarlaþmasýyla, KDP'ye karþý havuç ve sopa politikasý uygulama olanaðýna da kavuþtu. Havuçu (Kerkük) KDP'ye veren Türkiye, sopayý (IÞÝD) da eline alarak,sürekli Güney Kürdistan'ý güvenlik tehlikesiyle karþý karþýya býraktý.Bu hareket Güney Kürdistan'ý Türkiye'ye daha fazla baðlamaya da yönelik olmuþtur.IÞÝD aracýlýðýyla Türkiye bir yandan Rojava'yý kuþatarak ve burada bir katliam gerçekleþtirerek Rojava'da halk iktidarýný yýkmaya çalýþacaktýr; öte yandan da  KDP'nin tarafsýzlýðýný yokederek ve daha fazla Türkiye'ye yanaþmasýný saðlamak için baský unsuru elde etmiþ olmaktadýr.


Irak’ta IÞÝD’in iktidarlaþmasý olgusu ayný zamanda uzun zamandan beri AKP ve KDP yakýnlaþmasýnýn nasýl bir plan ve gizli pazarlýklar üzerinden yürüdüðünü de ortaya çýkarmýþtýr. KDP’nin hangi ödünler ve beklentiler karþýlýðýnda Ulusal Kongre çalýþmalarýný sekteye uðrattýðý,Irak’ýn yarýsýnýn tekrar bölüþülmesinde ortaya çýkmýþtýr.


Irak'ta IÞÝD'in iktidarlaþmasýnýn Türkiye açýsýndan önemi,PKK'nin kuþatýlmasý ve bastýrýlmasý stratejisinin önemli bir halkasýný oluþturmasýdýr. Türkiye'nin Irak ve Suriye politikasýnýn odaðýnda PKK'nin tasfiye politikasý bulunmaktadýr ve Türkiye bölgedeki bütün geliþmeleri ve olaylarý bu stratejik hedefine varmak için sadece basamak yapmaktadýr.


(*) Bu makale Haziran ayýnýn sonlarýna doðru yazýldý ve Yeni Özgür Politika ve Kurdistan-post sitesinde yayýnlandý. Makale IÞÝD'in karakteri noktasýnda eksik bilgiler içermektedir. Daha ayrýntýlý ve tam bir analiz analiz için "IÞÝD'in Arkasýndaki Güçler ve Stratejik Hedefleri" adlý makaleye bakýnýz. 















|
_ _