 IÞÝD'ÝN (ÝSLAM DEVLETÝ) ARKASINDAKÝ GÜÇLER VE STRATEJÝK HEDEFLERÝ
K.Erdem Eski ismi ile IÞÝD (Irak Þam Ýslam Devleti) olan Ýslam Devleti Hareketi, tarihte eþine az rastlanýr bir vahþet ve terörizm ile çok kýsa bir zaman içerisinde, Ortadoðu siyasetinde öne çýkarak bir çok siyasal hesabýn içerisine yerleþti. Örgütün ve hareketin Ortadoðu'da bu hýzlý yükseliþi ve liderinin gizemli yapýsý, ister istemez bir çok sorunun sorulmasýna yolaçmaktadýr. Bu sorulardan en önemlisi, bu hareketin arkasýndaki güçlerin kimler olduklarý ve stratejik olarak neyi hedefledikleridir. Cengiz Han'ýn terörizmine ve savaþ yöntemlerine benzer bir þekilde hareket eden IÞÝD'in arkasýndaki güçleri ve stratejik hesaplarýný anlamak, Ortadoðu siyasetinin önümüzdeki süreçte nasýl evrileceðini anlamanýn da anahtarýný içerisinde barýndýrmaktadýr. Sorduðumuz sorunun yanýtýný yazýnýn baþýnda vererek bu cevabýn nedenlerini ortaya koymaya çalýþalým. IÞÝD ya da Ýslam Devleti, bugüne kadar ortaya çýkan olgular ve ortaya çýkardýðý siyasi sonuçlar açýsýndan ele alýndýðýnda, bir ABD, Ýngiltere, Ýsrail, Almanya ve Fransa ortak planý gibi gözükmektedir. Özellikle ABD, Ýngiltere ve Ýsrail'in IÞÝD'in oluþumunda ve Ortadoðu satranç tahtasýnda ileri sürülmesinde baþ aktörler olduðu görülmektedir. Bu noktada Almanya ve Fransa'nýn bu üç ülkeyi izledikleri anlaþýlmaktadýr. O halde baþka bir soruyla devam edelim: Batý emperyalistleri ve onlarýn bölgedeki iþbirlikçisi konumunda olan Ýsrail niçin böyle bir hamleye baþvurdular? Batýlý emperyalistlerin IÞÝD operasyonu, bölgedeki bazý devletleri ve politik güçleri "hizaya ve dize getirme operasyonu"dur. Batý emperyalistlerinin IÞÝD hamlesini anlamak için, bölge güç iliþkilerinin küresel güç iliþkilerine nasýl baðlandýðýný anlamak gerekir. ABD'deki 11 Eylül 2001 terör saldýrýlarýndan (bugün ortaya çýkan bir çok bilgi ve belge bu terör saldýrýlarýnýn dünyanýn önemli bölgelerine müdahale için bir ABD komplosu olduðu ihtimalini güçlendirmektedir) sonra, ABD ve müttefiklerinin Afganistan'dan baþlayarak Ortadoðu ve çevresini, Rusya ve Çin'in etrafýný çevirecek þekilde düzenlemek istemeleri, 2010'lara gelindiðinde istenilen sonuçlarý vermediði gibi, 2007-2008'de ABD'de patlak veren ekonomik krizle birlikte, ABD ve müttefikleri için aðýr bir yük durumuna geldi. ABD ve müttefiklerinin dünyanýn önemli bölgelerini tamamen kontrol altýna alma ve Batý'ya karþý yeni bir emperyalist meydan okumayý önleme anlayýþý, ilginç bir þekilde tam tersi sonuçlar doðurarak, Batý emperyalistlerinin ekonomik ve siyasal olarak göreli dengelenmesine yolaçtý. Batý bu temelde baþladýðý hiçbir savaþý sonuna kadar götüremedi. Örneðin ne Afganistan'da ne Irak'ta ne de dünyanýn baþka bir bölgesinde böyle bir sonuç elde edebildi. Üstüne üstlük olaylar ABD ve müttefikleri açýsýndan en kötü senaryoya uygun bir biçimde geliþti. Ortadoðu'daki güç iliþkilerini 2010 yýlýna kadar kendi lehine stratejik bir þekilde deðiþtiremeyen Batý'lý emperyalistler , 2011'in baþlarýnda patlak veren Arap Baharý'ndan da istedikleri gibi yararlanamadýlar. Ortadoðu'da olaylarýn Batý'lý emperyalistlerin aleyhine geliþmesine neden olan baþka olaylar da ortaya çýktý. Bunlardan ilki,sinsi bir þekilde Batý'ya yanaþan ve asýl stratejik hedefini yani Batý'dan stratejik olarak uzaklaþmayý liberal görünüm altýna gizleyen AKP'nin iktidara gelmiþ olmasýdýr. Hatta Batý ama özellikle de ABD yanlýþ bir teorik ve politik deðerlendirme ile AKP'nin ýlýmlý islam çizgisini, Türkiye'nin burjuva-demokratik dönüþümünü gerçekleþtirerek Batý'ya baðlanmasýnýn temel gücü olarak görmüþtür. Ama bunun yanlýþ olduðu , AKP'nin bir politik aldatma politikasý izleyerek ve AB reformlarýnda ayak direyerek aslýnda zaman kazanmak istediði ve alttan alta faþist bir sistem kurarak Batý'dan koptuðu ortaya çýkmýþtýr. Bu durum ABD ve Batý'nýn nüfuzunun Ortadoðu'da zayýflamasýna neden olmuþtur. Ýkinci bir durum, AKP'nin reformlarda ayak diremesiyle PKK'nin AKP ile Batý arasýndaki bu çeliþkilerden yararlanarak ve yeni bir paradigma temelinde güçlenmesidir. 2000'li yýllarýn baþlarýnda PKK önderliði, 1999 komplosunu atlatmanýn ve karþýsýndaki düþman cephesinin bölünmesinin, PKK'nin stratejik önceliklerinde bir deðiþiklikten geçtiðini kavrayarak, Kuzey Kürdistan'ýn baðýmsýzlýðýndan ziyade baþka parçalarýnýn baðýmsýzlýðýný ya da özerkliðini öne çkaran bir politika izlemeye baþladý. PKK'nin siyasi ve askeri gücünü Kuzey ve Güney Kürdistan'ýn dýþýnda yeralan Rojava (Batý Kürdistan) ve Rojhilat'a (Doðu Kürdistan) yoðunlaþtýrmasý ile Batý'nýn Ýran ve Suriye rejimlerini yýkma stratejisi geçici bir çakýþma durumu oluþturdu. PKK'nin Batý'nýn stratejik önceliklerini gözönünde tutan bir politik yaklaþým geliþtirmesi ve Batý'nýn PKK'nin bu siyasi ve askeri gücünü Ýran ve Suriye'deki rejimlerin yýkýlmasýnda taktik bir araç olarak görmesi , Türkiye'nin demokratik reformlar yaparak AB'ye baðlanmasýnda düðümleniyordu. Türkiye'nin AB üyeliði ayný zamanda Türkiye ile PKK arasýnda Demokratik Cumhuriyet temelinde bir ateþkes süreci de olacaktý ve bu durum PKK'nin PJAK aracýlýðýyla Ýran'ýn zayýflatýlmasý politikasýna da geçiþi oluþturacaktý. Ancak AKP'nin AB reformlarýnda ayak diremesi ve PKK ile ateþkes sürecini baþlatmamasý ve kalýcý kýlmamasý , Batý'nýn Ýran politikasýnýn boþa çýkmasýna neden olmuþtur. PKK'nin Batý'nýn stratejik önceliklerini gözeterek yeni bir stratejik perspektif oluþturmasý, ayný zamanda Türkiye üzerinde Batý'nýn baskýsýný kurmaya da yönelikti. AB'ye doðru adým atmayan AKP'yi, AB'ye doðru itmek ve gerekli olan ateþkesi elde etmek için PKK, 1 Haziran 2004'te Kuzey Kürdistan'da tekrar savaþý baþlattý. Ayný yýlýn Aralýk ayýnda PKK'nin baskýsýnýn üzerine ABD'nin AB'ye baskýsýyla, Türkiye'ye AB ile müzakereleri baþlatma kararý aldýrtýldý. Böylece AKP'nin reform yapmama bahanesi kalmayacaktý. Türkiye'nin AB'ye doðru reform yapmasý ve sýkýca Batý'ya baðlanmasý demek, Ýran'ýn kuþatýlmasý demekti. Türkiye'nin AB'ye üyelik süreciyle AB müktesebatý çerçevesinde yolalmasý ve Kürt sorununda liberal reformlar yapmasýyla PKK ile yapacaðý ateþkesle, PKK'nin askeri güçlerinin Rojhilat için serbest kalmasý saðlanacaktý. AKP ýsrarla bu yola girmekten kaçýndý ve PKK'nin 1 Haziran 2004 hamlesine, bölge devletleriyle yani Ýran, Suriye ve Irak ile yakýnlaþarak karþýlýk verdi. Bunun üzerine Georges W. Bush Baþkanlýðý'ndaki ABD hükümeti yeni bir politikaya yöneldi. ABD Ýran'ýn kuþatýlmasýný ve gerekli güçlerin onun zayýflatýlmasý için konumlandýrýlmasýný sürekli engelleyen AKP'nin devrilmesi ve yerine Ordu, CHP ve MHP'den oluþan bir koalisyonun geçmesi için 2005'ten itibaren düðmeye bastý. Amaç 2007 seçimlerinde AKP'yi Hükümet'ten indirmek ve bir milliyetçi cephe hükümeti kurarak PKK ile ateþkes elde etmekti. Bu planýn aðýrlýk merkezi Türk Ordusu'ydu ve bunu anlayan AKP Ergenekon Komplosu'nu hýzlandýrarak ve Ordu'yu bastýrarak ve de kendi konumunu güçlendirerek bu süreci atlattý. Ama bütün bu süreç ayný zamanda Ýran'ýn zaman kazanmasý ve nükleer çalýþmalarýný hýzlandýrmasý demekti. Georges Bush, Türk Ordusu, CHP ve MHP koalisyonunun yenildiði 2007 yýlý ayný zamanda ABD'de ve dünyada büyük bir mali ve ekonomik krizin patlak verdiði ve de 2008 ABD Baþkanlýk seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin kaybedeceðinin belli olduðu yýl oldu. AKP hükümeti ABD'de Obama ve Demokrat Parti'nin kazanmasý durumunda nasýl hareket edeceðinin planýný yapmaya baþladý. Obama hükümetinin politik tarzý, 1990'lý yýllardaki Clinton hükümetinin tarzýna çok benziyordu ve bu siyaset AKP ve Cemaat tarafýndan çok iyi biliniyordu. Obama Baþkan seçilmeden çok önceleri, seçildiði taktirde ýlýmlý islama yanaþacaðýný, Ortadoðu'da ABD'nin askerlerini çekeceðini ve Ýran sorununda bölgesel güçler ile daha fazla iþbirliðinin öne çýkarýlacaðý bir politikanýn sözünü veriyordu. Obama'nýn bu politikasý, AKP üzerinde tek ABD'nin baskýsýnýn azalmasýný deðil ama Türkiye'nin Batý'dan stratejik olarak koparýlmasý ve yeni bir rejimin oturtularak Kemalizmin tam tasfiyesine de olanak saðlayan bir fýrsat sunuyordu. Obama dönemi AKP için ayný zamanda Batý'yý dengeleyecek yeni müttefiklerin (Ýran, Rusya ve Çin gibi) kazanýldýðý dönem olacaktý. Bunun için Ordu'nun bastýrýlmasý sürdürülecek ve Kemalistler tasfiye edilerek Ordu tamamen ele geçirilecekti ve bu sýrada PKK ve Batý açýlým politikasý ile oyalanarak içeride yeterli tasfiye gerçekleþtiði ve dýþarýda da PKK'yi tasfiye edecek devletler birliði saðlandýðý anda da PKK'nin tasfiyesine geçilecekti. Çünkü PKK , AKP'nin önünde hem Ýran ile stratejik baðlantý kurmanýn hem de iç politikada demokratik reformlarýn gerçekleþmesini istediði için,AKP'nin istediði rejimin oturtulmasýnýn önündeki en büyük engel konumundadýr. 2011 yýlýnýn baþlarýnda patlak veren Arap Baharý ve bunun Suriye'ye yansýmasý AKP için hem avantaj hem dezavantaj doðurdu. Arap Baharý , bölgedeki milliyetçi iktidarlarýn yerine Batý'dan baðýmsýz , anti-demokratik ve AKP'ye daha yakýn olan islami unsurlarýn geçmesi ve Batý'nýn sýnýrlandýrýlmasýna olanak saðlarken, PKK'nin daha da güçlenmesine neden olarak ve bölgesel ve küresel güç iliþkilerinin içerisine daha fazla yerleþerek tasfiyesini imkansýz hale getirdi. Suriye'de Türkiye'nin Suudi Arabistan ile birlikte insiyatif alarak, Esad rejimini Müslüman Kardeþler ve El Kaide unsurlarýyla birlikte devirmek istemesi ve daha sonra bunlara dayanarak Rojava ve PKK'yi ezme stratejisi, giderek Batý'nýn çýkarlarýyla ve öncelikleriyle çeliþen bir durum oluþturdu. Suriye içsavaþýyla birlikte AKP hükümetinin asýl stratejik hedefi deþifre oldu. Suriye'de Müslüman Kardeþler ve El Kaide birlikteliðinden oluþan sünni bir iktidar hedefleyen AKP, Ýsrail'i Mýsýr'daki Müslüman Kardeþler ile birlikte kýskaca alarak Esad'tan daha büyük tehdit yaratacaktý. Bu iktidarý kullanarak ve Ýran'ý rahatlatarak onun ile daha kolay anlaþma saðlayacaktý ve ensonu bu politik pozisyon PKK'nin bastýrýlmasýnda kullanýlacaktý. Bu aþamadan sonra da, bölgedeki sünni radikalizmi Türkiye'nin korumasý altýnda Batý'ya karþý yönlendirilecekti. Esad rejiminin yýkýlmasýyla bölgenin böyle bir dönüþümü, Ýran'ý nükleer silaha kavuþturacak ve Ýsrail'i felaketin eþiðine getirerek Batý'nýn bölgeden dýþlanmasýna neden olacaktý. Üstelik böyle bir bölgeye ABD ve müttefikleri askeri olarak da müdahale edemeyeceklerdi. Tam da bu sýrada ABD Genelkurmay Baþkaný Martin Dempsey , ABD Kongresi'ne gönderdiði bir mektupta "Esad rejiminin yýkýlmasýnda ABD'nin çýkarý yoktur" diyerek durumu özetledi. Suriye'de Esad rejimini El Kaide ve Müslüman Kardeþler muhalefetiyle yýkamayan Suudi Arabistan ve Türkiye büyük bir güvenlik sorunu ile karþý karþýya kaldýlar. Özellikle Türkiye Suriye'de merkezi devleti zayýflattýðý için PKK'nin Rojava'da iktidarlaþmasýna neden oldu. Ama daha da önemlisi, AKP hükümeti giderek dýþ dünyadan tamamen tecrit oldu ve yeni bir politika arayýþý içerisine girerek taktik deðiþtirdi. 2012 yýlýnýn sonlarýnda AKP'nin devreye koyduðu yeni politika, tamamen Batý ve PKK'ye dönük olarak bir aldatma politikasýydý. Ama olaylarýn geliþimi gösterdi ki, hem Batý hem de PKK, AKP'nin bu aldatmasýna karþý hazýrlýklýydýlar. AKP'nin 2013 yýlýnýn Ocak ayýnda resmen kamuoyuna açýkladýðý yeni politikanýn özü, Çözüm süreci görünümü yaratarak Batý'yý oyalayýp, Suriye'de El Kaide'ciler ve Müslüman Kardeþlerle ittifak yaparak, Güney Kürdistan'da da KDP ile ittifak geliþtirerek ve Irak'taki Baasçýlarla da anlaþýp PKK'yi çevreleyerek büyük bir bastýrma hareketi gerçekleþtirmekti. Böylece Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkeler giderek Batý'dan stratejik olarak ayrý hareket eden ve Batý ile stratejik çýkar farklýlaþmasý yaþayan ülkeler olarak ayrýþmaya baþladýlar. ABD ve müttefikleri Türkiye ve Suudi Arabistan'ýn kontrol dýþý ve Batý karþýtý hareketlerini dizginlemek için ve Ýran'ý baský altýna alarak nükleer silah çalýþmalarýný boþa çýkarmak için IÞÝD (ÝD) taktiðine baþvurdular. IÞÝD Batý'nýn tamamen bir politik aldatma aracý olup , onun aracýlýðýyla Ýran'ýn kuþatýlmasý ve baský altýna alýnmasý ve de Türkiye ile Suudi Arabistan'ýn baðýmsýz politikalarýnýn da altýnýn oyulmasý hedeflenmektedir. IÞÝD dizginleri Batý tarafýndan tutulmuþ olan ve kendi politikalarýna engel gördükleri güçlerin üzerine belirli bir plan doðrultusunda yönelendirilen çýlgýn bir at gibi kullanýlmaktadýr. ABD ve müttefiklerinin IÞÝD'e karþý mücadelesi sahte ve aldatmaya dönüktür. Amaç IÞÝD ile mücadele görünümü altýnda Ýran'ý zayýflatacak ve bastýracak güçleri tek bir cephede toplamak ve buna engel olanlarý da IÞÝD aracýlýðýyla zayýflatmak ve bertaraf etmektir. IÞÝD ABD ve müttefikleri tarafýndan bir "leviye" gibi kullanýlmaktadýr. ABD bu politik aldatmayý yani IÞÝD'in oluþturulmasýný ve bölgede baþka güçlerin (örneðin Türkiye) politik hesaplarý içerisine girerek onlarýn yanlýþ bir stratejiye yönlenmelerinin saðlanmasýný direkt kendisi yapmamýþ ama tamamen kendisine baðýmlý olan Katar'a yaptýrmýþtýr. Taktik olarak Katar, ABD'ye ve Batý'ya karþýtmýþ gibi gösterilerek, Türkiye gibi ülkelerin IÞÝD ile beraber iþ yapmasý saðlanmýþtýr. Türkiye'nin IÞÝD ile iliþkilenmesini, Rojava'ya IÞÝD'in saldýrtýlmasýyla saðlayan Batý, böylece Türkiye'yi "terörizme yardým eden ülke" pozisyonuna sokarak dünya genelinde teþhirini saðladý. ABD Irak'ta çekilirken býraktýðý boþluðu baþka güçlerin doldurmamasý için ve bazý güçlerin istenilen çizgiye gelmemesi olasýlýðýna karþý, bir dengeleme unsuru olarak IÞÝD'i oluþturduðunu gelinen aþamada artýk öðrenmiþ bulunuyoruz. ABD bölgede direkt güçlerini çekerken dolaylý güçlerini yerleþtirmiþtir. Bu durumun anlaþýlmamasý için de kendisinden baðýmsýz ya da mesafeli olduðu imajý verilen Katar'ý kullanmýþtýr.Katar bölge devletleri içerisine ABD'nin ajaný olarak yerleþtirilmiþ bir ülkedir. Türkiye Rojava'ya saldýran ve kendi stratejik önceliði ile örtüþen IÞÝD ile PKK'ye karþý ittifak yapmak istediði andan itibaren Batý'nýn politik tuzaðýna düþtü. Türkiye'nin hatasý, IÞÝD'i Ben Laden'in El Kaide'si ile karýþtýrmasý ve onun diðer El Kaide örgütleri gibi bir örgüt olduðunu sanmasý oldu. PKK'yi kuþatmak için ondan yararlanacak bir güç olarak IÞÝD'i ele almasý ve stratejisini bunun üzerine kurmasý, artýk PKK'ye karþý Çözüm ya da Barýþ sürecinin baþýnda düþünmüþ olduðu bastýrma hareketini de neredeyse imkansýz hale getirmiþtir. Bu noktada ABD ve müttefiklerinin stratejik hedefleri ile baðlantýlý olarak IÞÝD'in iþlevini þöyle özetlemek mümkündür : 1- ABD ve müttefikleri Suriye içsavaþýnýn patlak vermesinden kýsa bir zaman sonra, ilk baþta Suriye'de Esad rejiminin yýkýlmasý için destek vermiþ olduklarý Müslüman Kardeþler'in ve El Kaide'ci Salafist örgütlerin, orta ve uzun vadede kendilerinin çýkarlarýndan ziyade Batý'yý bölgede dýþlamak isteyen Türkiye ve Suudi Arabistan'ýn çýkarlarýný kollayacaklarýný ve hatta zaman içerisinde kendilerine düþman olacaklarýný anladýklarý andan itibaren, Suriye'de rejimin yýkýlmasýný durdurmaya karar verdiler. Bu durumda Suriye'de rejimin yýkýlmasý için ýsrar etmek hem Rusya,Çin ve Ýran ile daha fazla çatýþmaya neden olmakta hem de rejim yýkýlsa dahi yeni rejimi oluþturacak güçler Batý'yý tatmin etmeyeceklerdi. Bu durumda Esad rejiminin ayakta tutularak Rusya ve müttefikleri ile daha fazla çatýþmayý týrmandýrmamak en doðrusuydu. Ýþte IÞÝD önce bir yandan Suriye'de Suudi Arabistan yanlýsý Ben Laden El Kaide'si (Nusra Cephesi) ve uzantýlarýna öte yandan da Türkiye'ye yakýn olan ve ÖSO içinde örgütlenen Müslüman Kardeþler'e saldýrarak onlarý Esad karþýsýnda zayýflattý ve Esad rejiminin ayakta kalmasýný saðladý.
Ortadoðu'da ABD ve müttefiklerinin önceliði Esad rejimini devirmek deðildi. Bu konjonktürün neden olduðu bir durumdu. Batý'nýn önceliði Ýran'ýn nükleer silah sahibi olmasýný durdurmaktýr. Suriye içsavaþý Ýran'ýn üzerine gitmeyi zorlaþtýrmaktadýr ve ona zaman kazandýrmaktadýr. Batý için Ýran sorunu baþ sorunken Suriye sorununu zorlamak doðru deðildir. Bundan dolayý IÞÝD önce El Kaide'cilere ve ÖSO'culara saldýrarak Türkiye ve Suudi Arabistan bölgede zayýflatýldý. 2- Bir diðer problem ABD ve müttefikleri için Irak'ta Maliki hükümetinin giderek daha fazla Ýran'a yanaþarak ve Sünnileri dýþlayarak devleti daha fazla ele geçirme eðilimiydi. Bu durum Irak’ta hem Sünnileri ve KDP'yi hem Suudi Arabistan'ý hem de Türkiye'yi rahatsýz ediyordu ve Irak'ýn birliðini de zora sokuyordu. IÞÝD'in ayaða kaldýrýlmasýyla ve Baðdat'a baský yapýlmasýyla Maliki hükümeti yýkýldý ve Batý'nýn da desteklediði yeni bir hükümet kuruldu. Ýlginç bir þekilde yeni hükümetin kurulmasýyla IÞÝD Baðdat'a yürümekten vazgeçti. Yine Irak'ta sünnilerin IÞÝD aracýlýðýyla ayaða kaldýrýlmasýyla Suudi Arabistan'ýn Suriye'de rejimin düþürülmesi isteði de zayýfladý. 3-AKP hükümeti Barýþ sürecinin sonunda KDP ve IÞÝD ile birlikte PKK'ye büyük bir askeri darbe vurmak istiyordu. Batý ise Barýþ süreci ile Türkiye ve PKK arasýnda uzun bir ateþkes sürecinin ortaya çýkarak, PKK'nin Ýran'a saldýrmasý için gerekli politik ortamýn oluþmasýný istiyordu. Böylece Ýran daha fazla baský altýna alýnmýþ olacaktý. Ancak Türkiye'nin PKK'ye karþý kuþatma ve bastýrma stratejisi izlemesi ve Batý'nýn Ýran politikasýný boþa çýkarmak istemesi, Batý'nýn IÞÝD'i Musul ve Þengal'a saldýrtmasýna neden oldu. IÞÝD'in Musul ve Þengal saldýrýsý ile KDP AKP'den kopartýlarak ve PKK ile IÞÝD'e karþý savaþtýrýlarak Türkiye'nin PKK'yi tasfiye planý boþa çýkartýldý.Artýk IÞÝD ile savaþan bir KDP, PKK'ye karþý bir baþka cephe açamayacaktýr.
Bununla birlikte Türkiye, IÞÝD'in Rojava'ya saldýrýsýný fýrsat bilerek PKK'ye karþý tekrar savaþý baþlatmakta ve ateþkes sürecini bozmakta da zorlanacaktýr. PKK'ye saldýran bir AKP, IÞÝD ile daha fazla iliþilendirilerek dünya kamuoyunda meþruiyetini yitirecektir. Þayet AKP PKK'ye saldýrýrsa, IÞÝD'in Rojava'yý býrakarak Türkiye'ye saldýrmasý büyük olasýlýktýr. 4- Türkiye'nin Batý'dan uzaklaþmasý devam ederse ve içeride tamamen faþist bir ýlýmlý islam devleti kurulmaya çalýþýlýrsa, Batý'nýn IÞÝD'in önüne koyacaðý diðer bir görev Türkiye'ye saldýrmak olacaktýr. Batý kendisini aldatan ve Türkiye'yi stratejik olarak Doðu'ya konumlandýrmak isteyen AKP'ye karþý bir tür bedel ödetme ve zayýflatma politikasý çerçevesinde IÞÝD'i Türkiye'ye saldýrtabilir. 5-Batý'nýn amacý IÞÝD'in çok kýsa bir sürede ikiyüzbin kiþilik bir orduya ulaþarak, yarýsýný Ýran'a karþý diðer yarýsýný da Türkiye karþý yönlendirerek her iki devleti zayýflatmaktýr. Özellikle IÞÝD aracýlýðýyla Ýran'ýn zayýflatýlarak ve baský altýna alýnarak, nükleer görüþmelerde Ýran'ýn elinin zayýflatýlmasý hedeflenmektedir. IÞÝD'ýn Irak'ta Þii kutsal mekanlarýna saldýrtýlmasýyla Ýran Irak'a çekilerek yýpratýlmak ve zayýflatýlmak istenmektedir. Bu provakasyona gelmeyen Ýran, zaman içerisinde güçlenen bir IÞÝD ile karþýlaþmak zorunda kalacaktýr. IÞÝD ile savaþ halinde olan Ýran'ýn önüne Batý bu sefer de kendi askeri müdahale tehditini koyarak Ýran'ý tamamen dize getirmek istemektedir. 6- Batý'nýn IÞÝD taktiði bir yandan müslümaný müslümana kýrdýtma politikasýyken öte yandan da Batý'nýn kendi içerisindeki Batý karþýtý unsurlarý kendi içinde temizleme hareketidir. Batý IÞÝD aracýlýðýyla kendisine karþýt olan unsurlarý bir yandan kendi çýkarý için kullanmakta öte yandan da "Cengiz Han terörünü" bir mýknatýs gibi kullanarak bütün köktendincileri bir noktaya toplayarak kontrol altýna almakta ve öldürtmektedir. IÞÝD Batý için bir çok fonksiyona sahip bir harekettir. 7- IÞÝD'in Musul operasyonu sýrasýnda Ýsrail'in Hamas'a saldýrmasý da bu bölgesel bütünlük içerisinde ele alýnmalýdýr. Ýran ve müttefikleri IÞÝD saldýrýsýyla birlikte bütün cephelerde baský altýna alýnmýþ ve yýpratýlmýþtýr. Ýsrail'in Gazze'ye saldýrýsý hemen IÞÝD'in Musul saldýrýsýndan sonra baþlamýþtýr. Ýran IÞÝD tehditi altýndayken Ýsrail'in Hamas'ý vurmasýna þiddetli tepki gösterememiþtir.IÞÝD Ýran'ý oyalayarak baþka cephelerdeki müttefik güçlerin zayýflatýlmasýna yardým etmiþtir.
8-Ýsrail Hükümeti IÞÝD'in Þengal saldýrýsý sýrasýnda hemen devreye girerek, Ortadoðu'da baðýmsýz bir Kürt devletini destekleyecekleri sinyalini vererek, KDP'ye bu noktada Türkiye'ye muhtaç olmadýðý mesajý vererek, zaten IÞÝD saldýrýsý aracýlýðý ile Türkiye'den uzaklaþtýrýlan ve PKK'ye yanaþmasý saðlanan KDP'ye bir baþka can simidi uzatmýþtýr.
9-Batý'nýn IÞÝD operasyonu, Rusya ve Çin'in çýkarlarýyla da uyumludur. Suriye'de Esad rejimini kurtaran ve devamý noktasýnda Rusya ile anlaþan Batý,her iki tarafýn da rahat nefes almasýný saðlayarak,Esad'ýn Batý nezdinde tekrar meþruiyet elde etmesine de olanak saðlamýþtýr. IÞÝD vahþeti ve terörizmi öne çýkarýlarak Esad rejiminin Batý kamuoyu tarafýndan kabul edilmesi saðlanmýþtýr. Ayrýca IÞÝD aracýlýðýyla Ýran'a baský yapmak isteyen Batý,Ýran'ý daha fazla Rusya'nýn kanatlarý altýna iterek ve ona baðýmlý hale getirerek, Ýran'ýn nükleer silah elde etmesini önlemek istemektedir,ki bu Rusya'nýn da çýkarýnadýr.
10- Batý emperyalistleri, IÞÝD aracýlýðýyla Ortadoðu'da güçlenen ve baðýmsýz hareket ederek bütün emperyalistleri ve bölgesel uzantýlarýnýn çýkarlarýný tehdit eden ve de giderek bölgede büyük hedefler gözetmeye baþlayan PKK'ye set çekmek ve onun cesaretini kýrmak istemektedir. Ortadoðu'da baðýmsýz bir politikanýn bedelinin Kürt halkýnýn katliamý olacaðý mesajý PKK'ye IÞÝD aracýlýðýyla verilmek istenmiþtir.
11- Batý emperyalistleri,IÞÝD terörü aracýlýðýyla Türkiye'ye Batý'dan stratejik olarak uzaklaþmanýn hata olduðu ve tekrar Batý'ya yanaþmasý gerektiði mesajý vermektedirler. Türkiye'nin bunu yapmadýðý ve Ýran ile yakýnlaþmaya devam ettiði taktirde IÞÝD ile savaþmayý göze almasý gerektiði mesajý da verilmektedir. Batý IÞÝD'i Esad'ýn da yardýmýyla Suriye'nin kuzeyine hapsederek ve sürekli Türkiye'yi bir güvenlik tehditi altýnda tutarak AKP'nin olumsuz politikalarýnýn bedelinin ödetileceði bir araca çevirmek istemektedir.
12- Batý emperyalistleri, Sünni radikalizmi aracýlýðýyla bölgede nüfuz aramak isteyen Türkiye ve Suudi Arabistan'ý ayný silahla vurarak ve bu silahý kontrol altýna alarak,Türkiye ve Suudi Arabistan'ý bundan mahrum býrakmýþtýr.
13-Batý emperyalistleri,IÞÝD tehditini öne sürerek ve bölgedeki güçleri kendilerine muhtaç hale getirerek,bir yandan onlarýn baðýmsýz politikalarýný yoketmek istemektedirler, öte yandan da "beraber mücadele" görünümü altýnda onlarý tamamen kendilerine baðlamak ve giderek tamamen kendilerine baðýmlý bir iliþki yaratmak istemektedirler.
14- Batý Türkiye'yi tek IÞÝD aracýlýðýyla dizginlememekte ama yoðun olarak diplomasiyi de kullanarak AKP'nin teþhirini arttýrmaktadýr. Der Spigel dergisi aracýlýðýyla kamuoyuna sýzdýrýlan Almanya'nýn Türkiye'yi 2009'dan beri dinlediði iddiasý da Batý'nýn bu genel stratejisinin bir parçasýdýr. Alman hükümeti, Türkiye'nin diðer müttefik ülkeler gibi bir ülke olmadýðýný, aldatmaya dönük bir politika uyguladýðýný belirterek bu dinlemeyi kamuoyu nezdinde haklý hale getirdi.IÞÝD'in Musul ve Þengal operasyonlarýnýn ardýndan bu sýzdýrýlmanýn yapýlmýþ olmasý tesadüf deðil genel planýn bir parçasý gibi gözükmektedir.Bu noktada Gülen Cemaati'nin, Erdoðan ve AKP'yi hedef alan bazý operasyonlarýný da bu genel stratejiyle iliþki ele almak doðru olacaktýr. Görünen o ki Batý Erdoðan'ý gözden çýkarmýþ ve devirmek istemektedir. Ancak bunun o kadar kolay olmayacaðýný görecekler.
Batý'nýn Ortadoðu'daki bütün politik sorunlarýný, üstelik "Batý'ya karþýtmýþ" gibi görünerek çözen bir terör örgütü ve siyasal hareket görülmüþ bir þey deðildir. IÞÝD Ýsrail'in Gazze operasyonu sürerken,Ýsrail'e karþý hiçbir kýnama yapmamýþ ve bir bildiri dahi yayýnlamamýþtýr. Bu kadar "akýllý" olduðu söylenen ve Ýslam için mücadele ettiði belirtilen bir hareketin Filistin sorununu görmezden gelerek siyaset yapmasý kadar tuhaf bir durum olamaz. Bundan da þu sonuç çýkmaktadýr ki, IÞÝD liderinin kendisi bir Batý ajaný ve etrafý da CÝA,MOSSAD ve Batý'lý istihbarat ajanlarý ve danýþmanlarýyla çevrilidir. Kaldý ki Ben Laden'in El Kaide'sinin lideri Ayman Zevahiri, IÞÝD'in lideri Bagdadi'nin bir CÝA ajaný olduðunu açýkça deklare etmiþtir.
Batý'nýn IÞÝD hamlesine Ýran'ýn,Irak'taki Þii'lerin, Türkiye'nin, KDP ve PKK'nin nasýl karþýlýk verecekleri gelecek sürecin en önemli sorunlarýndan birisini oluþturmaktadýr. Batý'nýn bu taktiði bölgede, Batý'dan baðýmsýz güçler tarafýndan boþa da çýkartýlabilir ve Batý bu "Ortadoðu seferi"nden eli boþ dönerek,eskisinden daha kötü bir politik pozisyonla ve jeopolitik bir durumla karþý karþýya da kalabilir.
|