[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRİMCİLER KOORDİNASYONU (PDK)  26-05-2024 ]
{ komunistdunya.org }
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazılar / Broşürler
   Açıklamalar
   Komünist Hareketten
   İlerici / Devrimci       Basından
   Kitap - Broşür PDF
   Sanat
   Görüşler

 Arşiv - Ara
   Arşiv
   Sitede Ara

 İletişim
   Bağlantılar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazılar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
EMPERYALİZM VE TÜRKİ...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayı 59(4) }
| Devrimci Bülten

BATI EMPERYALİSTLERİNİN IŞİD ARACILIĞIYLA KÜRT POLİTİKASI 


K.Erdem


IŞİD'in Batı Emperyalistlerinin strateji tahtasındaki yeri, her geçen gün ortaya çıkan yeni olaylarla daha çok netleşmektedir.IŞİD'in politik ve askeri hamlelerinin ilginç bir şekilde, ABD'nin önderliğindeki  Batı Emperyalistlerine ve onların bölgesel uzantılarına yaraması,IŞİD ile Batı Emperyalistleri arasındaki ilişkilere ve bu ilişkilerin Rojava'ya yansımalarına daha yakından bakmayı gerektirmektedir.


Rojava'da IŞİD'in saldırılarının artmasıyla, "IŞİD'e karşı mücadele" etrafında PKK ile KDP arasındaki ilişkiler de yeni bir boyut kazanmaktadır. Duhok Anlaşması'yla somutlanan ve ortaya çıkan bu ilişkilerin karakterinin doğru çözümlenmesi,Kürt Özgürlük Hareketi ve Bölge Devrimi'nin geleceği açısından büyük bir öneme sahiptir. Şu soruyu sormak meşrudur ve asla bölücülük değildir: Dohuk Anlaşması, Kürt ulusal birliğine giden yolu mu açmaktadır yoksa ulusal birlik görünümü altında,Rojava'da güç dengesinin değiştirilmesini mi öngörmektedir ya da daha açık bir şekilde konuşursak, PKK-PYD'ye bir "Rojava Tuzağı" mı kurulmaktadır? 


Bu sorunun doğru yanıtlanabilmesi için, IŞİD ile Batı Emperyalistleri arasındaki ilişkilerin çözümlenmesi ve IŞİD'in Batı Emperyalistleri için ne anlam ifade ettiğinin tam olarak belirlenmesi kilit bir öneme sahiptir.


IŞİD'in Rojava'ya olan saldırılarının şiddetinin artmasıyla birlikte,Rojava'da bir karşı-devrim tehditi belirmiştir.Bu karşı-devrim tehditi tek IŞİD üzerinden  değil ama KDP üzerinden de gelmektedir.Özellikle Batı Emperyalistleri, IŞİD aracılığıyla Rojava'da PKK-PYD çizgisini zayıflatarak ve KDP çizgisini güçlendirerek,Rojava'da bir karşı-devrim restorasyonu gerçekleştirmek istemektedirler.


Çok kısa bir zaman önce yazdığım bir makalede Rojava ile ilgili olarak şöyle bir analizde bulunmuştum: 

"Batı Emperyalistlerinin amacı,nasıl Irak işgalinden önce "1999 Komplosu"yla PKK'de güç indirimi yaparak,Irak işgali sırasında KDP ve YNK'ya alan açtılarsa,aynı şekilde "IŞİD Komplosu"yla da PKK'de güç indirimi yaparak,Suriye'nin gelecekte işgali ve Esad rejiminin düşmesi sırasında KDP'nin Rojava'ya yerleşmesini sağlamaktır."

(...)

"Türkiye'nin Irak ve Suriye Tezkeresi'nin amacı da "IŞİD'la mücadele görünümü altında PYD ile savaş" olduğu için,bu noktada KDP ile AKP'nin planları uyumlu hale gelmektedir ve Batı da KDP'nin Rojava'ya yerleşmesini istemektedir.Böylece Rojava'da AKP-KDP-Batı Emperyalistleri bloku, farklı amaçlar güderek bir tek cephe oluşturacaklardır. " (Batı Emperyalistlerinin "IŞİD Komplosu" ve PKK'nin Stratejik Durumu,Kemal Erdem) 


Rojava'daki karşı-devrim restorasyonu tehlikesini ve bu restorasyonun nasıl bir emperyalist bölge planı içerisine oturtulduğunu anlamak için, IŞİD'in Batı Emperyalistleriyle ilişkisini kavramak zorunludur.IŞİD'in Batı Emperyalistleriyle ilişkisinin boyutu kavranılmadan , Ortadoğu'da hiçbir olayı anlamak mümkün değildir.


Batı Emperyalistlerinin küresel ölçekte ideolojik hegemonya ve propaganda araçlarını ellerinde tutmaları ve küresel kamuoyunu bu temelde şekillendirmeye çalışmaları, IŞİD'in gerçek doğasının anlaşılmasını zorlaştırdığı gibi, tam tersine bilerek olayların ters-yüz edilmesine de neden olmaktadır.


"Küresel Emperyalist İdeolojik Hegemonya ve Propaganda" , bilinçli bir şekilde "IŞİD'i bağımsız  ve akıllı hareket eden bir güç" gibi lanse ederek, onun oluşumunda ve belirli stratejik hedefler doğrultusunda kullanılmasında kendi rollerini örtmeyi ve tam tersine bir algı yaratmayı hedeflemektedir.


Bugün kendi özgünlüğü içerisinde yaşanan bir emperyalist paylaşım savaşı sözkonusudur ve Batı Emperyalistleri bu savaşın Ortadoğu ayağında, IŞİD aracılığıyla büyük bir taktik silah elde etmişlerdir. IŞİD bir atom bombası yapımına eşittir,ancak onun gibi stratejik bir yapıya sahip değildir.Bunun nedeni,bu silahın sınırlı bir alan ve o alanın özellikleriyle sınırlandırılmış olmasından kaynaklanmaktadır.


Uzun zamandan beri emperyalistler yüksek teknolojiyi,ordularının modernizasyonunun hizmetine vermişlerdir ve özellikle robot teknolojisi, uzun zamandan beri bu modernizasyonun temeli olmaya başlamıştır. Ancak ilk defa "insanlardan robotlar" oluşturulmaya çalışılmıştır. Düşük kültür düzeyinin, yoksulluğun, cahilliğin, fanatizmin, uyuşturucunun, küresel düzeyde ideolojik, politik ve psikolojik manipülasyonlarla birleştirildiği IŞİD tipinde yıkıcı bir silah yaratılmıştır.


IŞİD Batı Emperyalistlerinin dolaylı bir vurucu gücüdür ve amaç bu dolaylı gücü,direk ve dolaysız güçlerin müdahalesi için ya da onlara yarayacak ve onların işini kolaylaştıracak şekilde kullanmaktır.Zaten IŞİD'in  yaptığı işlere baktığımız zaman hep Batı'nın işlerini kolaylaştıran şeyler yaptığını görmekteyiz,ki bunun son örneği Rojava'ya Peşmerge'nin sokulmasıdır. 


Batı Emperyalistleri Soğuk Savaş döneminde komünist,devrimci ve demokratlara karşı yürütmüş oldukları mücadelelerde hem çok deneyim elde etmişler hem de "bir çok deney" yapmışlardı. Bu deneylerden birisi de "örgütlerin içerisine sızmak ve onları kendi amaçları için kullanmak"tı. Hatta sızma ve ele geçirmenin yanında, kendileri de örgütler kurmuş ve yönlendirmişlerdi.


IŞİD lideri Bagdadi'nin 2004 yılından 2009 yılına kadar Guantanamo'da tutuklu kalması ve çıktıktan  kısa bir süre sonra IŞİD'in önceki lideri Ebu Ömer El Bagdadi'nin Nisan 2010 yılında öldürülmesi ve yerine yeni Bagdadi'nin geçerek,örgütün hızla büyümesi "tesadüf" ötesi bir durumdur.


IŞİD'in oluşumuna ve Batı'nın IŞİD taktiğine baktığımızda,aslında Batı'nın IŞİD planının, 2009'da Barack Obama ABD Başkanlığı'na geldiğinde hazır olduğunu ancak Arap Baharı'nın patlak vermesiyle,Batı'nın bu taktiği kullanıp-kullanmama noktasında kararsızlık geçirdiğini görmekteyiz. Suriye içsavaşında,Batı'nın bel bağladığı ılımlı islamcıların Batı-karşıtı karakterleri ve  kontrol altına alınmaları zorunluluğu ortaya çıkınca, eski IŞİD planına geri dönülmüştür. IŞİD'in Musul operasyonundan sonra, Obama bir televizyon kanalına verdiği demeçte "Boşuna üç yıl zaman kaybettik" gibi imalı bir cümle kullanmıştır.


Bugün gelinen noktada, IŞİD'in Türkiye'nin bilerek dışlandığı bir "NATO Operasyonu" olduğu ve bu hareketin tamamen Batı'nın istihbarat örgütleri tarafından yönetildiğinden kuşku yoktur.IŞİD'in Batı Emperyalistleriyle olan bu ilişkisi anlaşılmadan, bazı siyasi olayların mantığı anlaşılmaz.


Batı Emperyalistleri Ortadoğu'da bir tür "Tahtaravalli Stratejisi" uygulamaktadırlar. Tahtaravallinin bir ucuna IŞİD'i bindirerek, önce onu güçlendirerek bir tehdit haline getirmişlerdir (işin bu kısmı elbette çok gizli hazırlanmıştır), diğer ucuna da  "IŞİD'ten kurtulmayı isteyenleri" bindirmeye çalışarak ve kurtuluşu da kendilerine ya da müttefiklerine dayanarak yaptırmaya çalışarak,bölgeyi kendilerine bağımlı bir şekilde tekrar yapılandırmak istemektedirler.Bunu da açıktan yapmaya çalışmaktadırlar.Batı Emperyalistleri bilerek IŞİD terörünü acımasız ve görkemli bir hale getirerek,bölgeye kendi müdahalelerini kolaylaştırmaya çalışmaktadırlar.


Başta ABD olmak üzere Batı Emperyalistlerinin,IŞİD terörü aracılığıyla Ortadoğu halklarına ve özellikle de Kürt halkına yaptığı terör ve katliam, sadece İkinci Dünya Savaşı'nda Nazilerin yaptığıyla  karşılaştırılabilir. Batı Emperyalistleri IŞİD aracılığıyla, Kürt halkının kadınlarını ve kızlarını köle pazarlarında sattırdılar,tecavüz ettirdiler ve erkeklerini ise acımasızca öldürttüler.Perde gerisinde Kürt halkına bunları yapan emperyalistler, perde önüne geçerek, terörden geçirdikleri halka kendilerini "kurtarıcı" olarak dayattılar.Ama "kurtarıcı" olarak ortaya çıktıklarında "bazı istekleri" vardı.Elbetteki isteklerini direk kendileri için istemiyorlardı,çünkü bu fazla yüzsüzlük olurdu.


Kobani dört yandan kuşatma altındayken,Batı Emperyalistleri ve  KDP,PKK-PYD ile "dolaylı bir diplomasi" yürütmeye başladılar ve bu sırada çok garip olaylar meydana geldi.Ama işin daha da  ilginci kimsenin bu gariplikleri sorgulamamasıydı. 


Bu garipliklerden ilki,sözde IŞİD'e karşı oluşturulan Koalisyon'un  uçaklarının IŞİD'in Kobani'ye girmesine ramak kaldığı sırada her tarafı bombalamasına rağmen bir türlü Kobani'de IŞİD'i vurmamasıydı. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bu duruma isyanını şöyle dile getirdi: 

“Mürşitpınar’da IŞİD kapıyı ele geçirmek üzereydi. Koalisyonun uçakları vurmuyor, boş boş dolaşıyordu. 'PYD ile ne yapılacaksa yapılsın, halkımız bu durumu teşhir etsin, imdat çağrısı yapsın' istedik. Halkımızla birlikte sokağa çıktık. O çağrının arkasındayız. O çağrıyla birlikte koalisyon uçakları IŞİD’i Kobani’de vurmaya başladı. " 


Dünya çapındaki Kobani kitle gösterileri,Koalisyon'un gerçek yüzünü ve IŞİD'le bağlantısını açığa çıkartma tehlikesine karşılık,Koalisyon Kobani'de bazı IŞİD hedeflerini vurmaya başladı.Ancak zoraki yapılan bu saldırılarda da bir tuhaflık vardı.Bu sırada İMC TV Rojava'da YPG güçleri arasında röportaj yapıyordu ve bu röportajdan aktaracağımız bir kesit oynanan oyunun iç yüzünü açıkça ortaya koyacaktır: 

"IŞİD'e karşı oluşturulan uluslararası koalisyon,örgütün Kürt kenti Kobani'ye başlattığı saldırı dalgasının 13. gününde bölgeyi bombaladı.Ancak hava saldırısı IŞİD'in Kobani'ye saldırılarını durdurmadı, hatta YPG'ye göre IŞİD bu saldırıda ciddi bir zarar görmedi. YPG ve YPJ'nin Kobani'deki komutanı Meryem Kobanê, koalisyonun saldırısı, uluslararası toplumdan beklentileri, IŞİD saldırılarına karşı hazırlıkları ve Türkiye'nin IŞİD politikasıyla ilgili İMC TV Haber Müdürü Hamza Aktan'ın sorularını yanıtladı.

KOALİSYONUN İLK SALDIRISI ETKİSİZ

Hamza Aktan: Kobani etrafındaki hava saldırısı nasıl gerçekleşti ve IŞİD'e ne kadar zarar verdi?

Dün akşamdan beri savaş uçakları keşif uçuşları yaptı ve bir saldırıları da oldu. Fakat sadece iki noktayı vurduklarını tespit ettik. IŞİD'in vurulabileceği birçok yeri var. 30-40 araçla konvoy halinde ilerledikleri yerler var, tankları var. Eğer gerçekten burada bir keşif yapacaklarsa isterlerse çok ciddi zarar verebilirler. Ancak doğrusu uçaklar boş yerleri vuruyor. Örneğin Tel Abyad'da çok fazla güçleri yok, daha çok köylere dağılmışlar, Kobani etrafındaki köylere gelmişler. Daha çok bizim güçlere karşı savaşıyorlar. Yerleri çok açıkça tespit edilebilir. Şu anda sizinle konuştuğum sırada da Kobani kent merkezine 4 tane top atışı yaptılar, bir sivil şehit oldu, 3 kişi de yaralandı. Yani bugünkü saldırı onların uzağındaki yerleri vurdu. Bizim tespitlerimiz bu yönde.

ÇATIŞMALARDA SON DURUM

Hamza Aktan: Savaş uçaklarının iki yeri vurduğunu söylediniz. Nereler vuruldu?

Vurulan yerler Kobani'nin doğu tarafı. Ancak bu yerler IŞİD'in toplandığı cepheler değil, bulundukları yerlerin arka tarafları olduğunu anlıyoruz. Ağır silahlarının bulunduğu yerleri de vurulmuş değil. Yani ciddi bir zarar verilmedi.

Hamza Aktan: Peki çatışmalar şu anda hangi noktalarda var? IŞİD'in kent merkezine ilerlemesi sürüyor mu?

Şu an sizinle konuştuğum sırada da saldırılarını sürdürüyorlar. Şu anda da farklı cephelerde ağır silahlar kullanmaya devam ediyorlar.

Hamza Aktan: Hava saldırısının IŞİD saldırılarına herhangi bir etkisi olmadı diyebilir miyiz?

Uçakların dolaştığı sırada çatışmalar biraz durdu ancak daha sonra aynen devam etti.

YPG'NİN KOALİSYONDAN BEKLENTİSİ

Hamza Aktan: Peki uluslararası koalisyonun bugün itibariyle ne yapması gerekiyor?

Eğer IŞİD'in bu uluslararası güçlerle bir ilişkisi yoksa, eğer bu güçler insanlık üzerindeki bu vahşeti azaltmaya karar vermişlerse, sivillere, çocuklara karşı vahşi şekilde saldıran bunları zayıflatmak istiyorlarsa, terörizmle gerçekten savaşmak istiyorlarsa, bugün Kobani'nin her tarafında çok büyük sayılarla biraraya gelmişler ve çok ağır ve farklı silahlarını getirmişler, eğer gerçekten bir darbe vurmak istiyorlarsa ellerine bir daha buradan daha iyi bir imkan geçemez. Eğer isterlerse burada onlara çok ciddi darbeler vurabilirler." (www.rovejakurdistan.org,27 Eylül 2014) 


Bütün dünyanın gözleri önünde Kobani katliam ve soykırımla yüzyüze geldiği ve halkların öfkesinin Koalisyon güçlerine döndüğü bir sırada, Koalisyon uçaklarının niçin Kobani'yi bombalamadığını bir ABD'li komutan ilginç sözlerle şu anlama gelecek şekilde belirtti: Kobani'de IŞİD'in yerlerini Koalisyon jetlerine noktalayacak askeri unsurlar yok!


  Tam bu sırada insan sormadan edemiyor.Hem Birinci hem de İkinci Körfez Savaşı'nda, hem de bugüne göre çok daha geri bir teknolojiyle,ABD ve müttefikleri yerde hiçbir adamları olmadıkları halde,Irak'ın bütün hava savunma sistemlerini yokettiler. Yukarıdaki röportajda Kobani Komutanı'nın da belirttiği gibi,düz arazide IŞİD 30-40 arabalık yani neredeyse kilometrelerce olan bir konvoy oluşturmuş durumda ve işaretlemeye gerek yok.Ama buna rağmen uçaklar IŞİD'i vurmada isteksiz davrandılar.Bu durum ister istemez yukarıda YPG Komutanı'nın da belirttiği gibi,Koalisyon ile IŞİD arasındaki bir ilişkinin olup olmadığı sorularına yolaçmaktadır.


Koalisyon'un niyeti sonra belli oldu.Amaç PYD'ye ölümü (IŞİD) gösterip, sıtmaya (KDP) razı etmekti."Emperyalist Vampir" IŞİD'i Rojava'ya dayayan Batı Emperyalistleri, Kürt halkının ve ulusunun bütün kanını emerek,onu maddi ve manevi olarak zayıf duruma getirerek dış darbelere karşı hassas ve kırılgan yapmak istiyorlardı.Kobani "düştü düşecek" tartışmaları olduğu bir sırada,ABD PYD'ye yanaştı.Dohuk Anlaşması'na giden yolun "örülme biçimi" dahi,Batı'nın "IŞİD Tezgahı"nı anlamak için bir çok ipucu sunmaktadır. Cengiz Çandar Duhok Anlaşması'na giden yolu bir makalesinde şöyle belirtmiştir: 

"Salih Müslim ile ABD’nin Suriye işlerinden sorumlu yetkilisi Daniel Rubinstein, Paris’te buluştular. Salih Müslim, onunla görüşüp, Dohuk’a gitti. Bir yıldan fazla süredir arasının açık bulunduğu KBY Başkanı Mesut Barzani ile biraraya geldi. Dohuk’ta ayrıca, Obama’nın en yakınlarından, Ulusal Güvenlik Başdanışman Yardımcısı Tony Blinken ile de görüştü. 

Sonuç: Amerikalılar, Celal Talabani’nin örgütü KYB’nin sağladığı öne sürülen 21 ton ağırlığındaki silah, cephane, gıda maddesi ve ilacı, Erbil’den alıp, 28 paraşütle Kobani’ye indirdiler." (Cengiz Çandar, Gelinen Nokta..., 22/10/2014,Radikal Gazetesi) 


Rojava'da IŞİD'le PYD'yi zor bir konuma sürükleyen Batı Emperyalistleri, diğer taraftan yanaşarak onun bu zor durumundan istifade etmeye başladılar. PYD ile KDP arasındaki görüşmeler,Kobani düşme sınırındayken ve halkı katliam altındayken tam 15 gün sürdü.Hem Batı'nın hem de KDP'nin isteği Peşmerge'nin Rojava'ya "IŞİD'le savaşmak için" gitmesiydi ama PYD buna direniyordu.PYD sadece ağır silahların verilmesini ve gerekli lojistiğin sağlanmasını istiyordu. Her iki taraftan çelişkili açıklamalar gelmeye devam ettiği bir sırada garip bir olay yine yaşandı.PYD'nin Rojava'da Peşmergeye gerek yoktur açıklamasının yapıldığı gün,Rojava'ya uçakla atılan yardımların bir kısmı  sözde "yanlışlıkla IŞİD'in olduğu yerlere düştü". Bunun direnen PYD'ye gözdağı olduğu ortadaydı.Bu sırada PYD'ye atılan 21 tonluk yardımın ise sadece adı büyüktür.Bu yardım YPG'nin IŞİD karşısında sadece bir kaç saatlik mühimmatı olabilir.Amaç burada kamuoyunun gözünü boyamaktı.Bu baskıların sonucunda PYD sınırlı bir şekilde Peşmerge'nin Rojava'ya gidişine razı oldu.


İlginç bir şekilde Dohuk Anlaşması'nın metni yayınlanmamıştır ve kimse PYD'ye ne gibi dayatmaların olduğunu bilmemektedir.Ama olayların gelişiminden de anlaşılmaktadır ki,IŞİD'in saldırılarının amaçlarından bir tanesi,PYD'nin direncinin kırılarak,Peşmerge'nin Rojava'ya sokulmasını sağlamaktı. Bu durumun bölgesel bir stratejinin önemli bir ayağı olduğu kesindir.Bundan sonraki adımın ne olacağını da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un açıklamalarından çıkarmak münkündür. Lavrov Batı'nın IŞİD ile savaşırken,bir yandan da Esad rejimini devirmek için muhalifleri desteklemeleri noktasında açıklama beklediklerini belirterek, "terörizme karşı mücadelede Suriye ve Irak'a her türlü desteği verecekleri" açıklamasını yaptı.


Bütün bunlardan da anlaşılmaktadır ki,Batı'nın IŞİD'i Rojava'ya saldırtmasının asıl nedeni, PYD'yi KDP ve Özgür Suriye Ordusu ile birlikte hareket etmeye zorlamak ve giderek IŞİD'e karşı birlikte savaşıyor görünümü altında bu ikincileri yavaş yavaş Rojava'ya çekerek,PYD'yi kuşatmaktır.Zaten Türkiye cephesinde de kuşatma altında olan PYD böylece dört yandan kuşatma altına alınmaktadır.IŞİD ve Türkiye cephesinde yani Kuzey ve Güney'de direk bir kuşatma sözkonusuyken, Doğu ve Batı yani Güney Kürdistan ve Kuzey Suriye tarafından dolaylı ya da "dost kuvvetler" görünümü altında bir kuşatma sözkonusudur.Bu plana göre Esad yıkıldığı zaman giderek IŞİD'in zayıflatılması ölçüsünde,IŞİD'in yerini yeni işbirlikçi Suriye hükümeti unsurları dolduracak  ve böylece PYD sürekli çember içinde tutulacaktır. Bundan sonraki adım da PYD'nin "Rojava'nın YNK'sı"na çevrilmeye çalışılması yani PYD'nin PKK'den stratejik olarak kopartılmaya çalışılması olacaktır.


Sözkonusu makalesinde Cengiz Çandar, ABD Dışişleri Bakanı sözcüsünün, bir gazeteciyle olan atışmasını makalesine taşımıştır.ABD'nin resmi olarak PKK-PYD ilişkisine bakışı oldukça ilginçtir ve "Rojava Tuzağı"nın ipuçlarını vermektedir: 


"Pazartesi akşamı Türkiye saati ile 20:32. Gecenin karanlığı düşmüş, saat sekiz buçuk suları. Washington’da öğle paydosu bitmiş, Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda sözcü Marie Harf, brifing veriyor. 


Tayyip Erdoğan’ın PKK ile PYD’nin aynı şey olduğuna dair sözleri kendisine hatırladıldığında, Dışişleri Bakanı Kerry’ye de atıf yaparak, “Tabii, biz” diyor “buna karşı muhalefetlerinin temellerini anlıyoruz, PKK ile karşılaşmış oldukları durumu (challenges) anlıyoruz ve tarihi ve hassasiyetleri anlıyoruz. Bu nedenle, (Kerry) bunları (Türk muhataplarına) açıkça ifade etti. Bununla birlikte, Türklere PYD gibi grupları, bu Kürt savaşçıları ve IŞİD’i geri püskürten sahadaki Kürt-olmayan az sayıdaki savaşçıya destek olmanın son derece önemli olduğuna inandığımızı da açıkça söyledik.” 


Bu sözleri üzerine “Yani PYD ve PKK arasında bir ayrım yapıyorsunuz” sorusu geliyor. Marie Harf, kısa bir kekelemeden sonra “Bir ayrım var, evet” karşılığını veriyor. 


Birkaç dakika önce, gazetecilerden biri ile Harf arasında PKK-PYD konusunda çekişmeli bir diyalog gerçekleşmişti. Gazeteci, Kerry’nin sözlerini aktararak “PKK’nin uzantısı olan PYD’nin..” diye söze girince, Sözcü Harf, “Öyle bir şey demedi” diyerek gazetecinin sözünü kesiyor. 


Gazeteci – Dedi.

Sözcü – Demedi.

Gazeteci – Bunlar aynı şeydir dedi.

Sözcü – Önümde konuşmasının metni var. Birleşik Devletler yasalarına göre, PYD, yasal olarak PKK’dan farklı bir gruptur. 

Kerry’nin dediği buydu demeye getiriyor." (Cengiz Çandar,Gelinen Nokta...) 


ABD'nin PKK ile PYD'yi ısrarla birbirinden ayırma çabalarını,gizli IŞİD politikası ve  Esad'ı devirme çabalarıyla birbirine bağladığımız zaman, IŞİD Komplosu'nun aslında PYD'nin Rojava'da hegemonyasına son vermek ve onu dolaylı olarak kuşatmak olduğunu rahatça anlarız.Bunun böyle olduğunu bir başka olay da desteklemektedir.Bu da Türkiye'nin Peşmerge'nin Rojava'ya Türkiye üzerinden geçişine razı olmasıdır.Herkes bunu Erdoğan ve AKP'nin ABD önünde diz çökmesi olarak yorumlamıştır ki bu çok yanlıştır.


ABD Peşmerge'nin geçişinin asıl nedenini yani  PYD'nin zayıflatılması için Rojava'ya gittiğini Erdoğan ve hükümetine söylemiştir.Bu gizli bilgi kamuoyuna yansıtılmamaktadır.ABD Türkiye'nin  Rojava'da PKK'den ziyade KDP'yi görmek istediğini bildiği için,Türkiye'nin bu plana yamalanmasında bir sorun görmemiştir.Ama kamuoyu Rojava'da Batı'nın asıl planını bilmediği için,Erdoğan'ın Obama önünde bir telefonla diz çöktüğü şeklinde bunu yorumlamıştır.


KDP'nin Rojava'ya IŞİD aracılığıyla taşınması,Esad rejiminin yıkılışına bir giriş olarak düşünülmektedir.Rojava KDP hegemonyasına geçmeden ve Güney Kürdistan petrolleri Rojava üzerinden Akdeniz'e bağlanmadan KDP Türkiye'den koparılamaz.Bu noktada KDP'nin Türkiye’ye bağımlılığının devam etmesi,Batı'nın bölgesel planlarını olumsuz etkileyecektir.


Batı'nın IŞİD politikası tek Türkiye seçeneğine sıkışan KDP'nin manevra alanını olağanüstü derecede genişletmiştir.Şimdi KDP hem Türkiye hem Batı hem İran hem de Merkezi Irak Hükümeti olmak üzere bir çok yan ile ilişkiler geliştirme olanağına tekrar kavuşarak,birini diğerine karşı dengeleme olanağına kavuşmuştur.Batı IŞİD taktiği aracılığıyla KDP'yi Türkiye'den stratejik olarak kopartmak istemektedir.Türkiye ise Kürdistan ile sınır olma avantajını kullanarak,KDP ile anlaşma yolunu her zaman açık tutmak istemektedir.Bir terslik durumunda KDP'nin tekrar kendisine muhtaç olacağını bilmektedir.


PKK ise oynanan bütün bu oyunun çok iyi farkındadır! 


Batı Emperyalistlerinin Rojava'yı KDP-Arap ittifakının hegemonyası altına alma politikasının başarısı,Esad rejiminin yıkılmasına bağlıdır.Ancak  Sergey Lavrov'un da açıkça belirttiği gibi,Rusya ve Doğu'lu güçler her yol ile bunu durdurmaya çalışacaklardır.Kaldı ki 2011-2014 deneyimini yaşayan Suriye halkı Batı'nın Esad'ı devirme politikalarına destek vermeyecektir.Batı ikinci Esad devirme politikasından da eli boş dönebilir.İşte o zaman Stratejik Denge Politikası'na göre hareket eden PKK, Rojava'da Batı'nın KDP ve ÖSO aracılığıyla karşı-devrim restorasyonu politikasını rahatlıkla boşa çıkaracaktır.


Bir çok çevre Peşmerge'nin Rojava'ya gidişinden niçin bu kadar rahatsız olduğumuz noktasında bizi eleştiri sınırını da aşan ve hakarete varan bir şekilde itham etmektedir.Yukarıdaki analizden de kolayca anlaşılacağı gibi, Peşmerge'nin Rojava’ya sokuluşu Rojava devrimini yıkmak içindir.Batı Emperyalistlerinin IŞİD'le ilişkisini sorgulamayanlar yani Kürt halkına IŞİD eliyle katliamı sorgulamayanlar,işin tek kurtarıcı tarafını görerek ya da göstererek kendi kendilerini kandırabilirler.Kürt halkına önce katliamı reva görenlerin daha sonra "kurtarıcı" olarak geldiklerinde artık ne yapacaklarını da "Allah Bilir!"


Bu nokta Batı'nın "böl ve yönet" ya da "tehdit et ve kendini kabul ettir" politikası,PKK'nin ulus-devlet üstü devrim çizgisinin yani Demokratik Ulus politikasının ne kadar isabetli olduğunu göstermiştir.Bazı kesimler hala daha PKK ile KDP arasındaki farkı anlamamaktadırlar ve sanki KDP'nin "bağımsızlıkçı" bir çizgiye sahip olduğunu ve PKK'nin de "özerkçi" bir çizgiye sahip olduğunu iddia etmektedirler.PKK Kürdistan'ın bağımsızlığından asla vazgeçmeden,bu bağımsızlığı emperyalistlerin IŞİD gibi politikalarının boşa çıkartılması için bölge devrimi içerisine yerleştirmektedir.Bölge demokratik olmadan Kürdistan'ın demokratik olamayacağını savunmaktadır, ki IŞİD politikası bunu doğrulamaktadır.


Emperyalistlerle işbirliği halinde biçimsel olarak bir ulus-devlet Kürdistan mümkündür.Ama bu Kürdistan petrol üzerinden emperyalist ilişkilere bağlandığı için Ortadoğu'daki diğer diktatör rejimlerden farklı olmayacaktır.Petrol ilişkisi üzerinden bir ulus-devlet kaçınılmaz olarak Kaddafi'nin Libya'sı,Saddam'ın Irak'ı vs. gibi yapılanmaya götürür.Ama bölge devrimi ya da demokratikleşmesi içinde diğer ülkelerin halkalarıyla eşit bir şekilde bir araya gelen Kürdistan,dengeli ve çok yönlü bir gelişmeye sahip olarak daha demokratik ve halkın refah düzeyinin daha yüksek olduğu bir yapıya götürür.


Gelinen noktada Batı'nın "IŞİD Komplosu"nun  "1999 Komplosu"nun bir başka versiyonu olduğu ortaya çıkmıştır.1999 Komplosu'na Sayın Başkan ve PKK Önderliği yeni bir paradigmayla karşılık vererek boşa çıkarmışlardır.Bu paradigma PKK'nin Demokratik Konfederalizm temelinde yeniden yapılandırılmasıydı.Bugün bu politikanın doğruluğu ortaya çıkmakla birlikte,PKK'ye bağlı olmayan bir eksikliği de ortaya çıkmış durumdadır.


Ortadoğu'da Demokratik Konfederalizm politikası,tek PKK'ye dayandığı ve diğer ülkelerin PKK gibi bir devrimci partisi olmadığı müddetçe biçimsel kalmakta ve bölgeye emperyalistlerin karşı-devrimci müdahalelerini engellemeye yetmemektedir. Batı'nın IŞİD politikasının ortaya çıkarmış olduğu en önemli teorik sonuç,PKK'nin başka ülkelerin PKK'siyle desteklenmesi zorunluluğudur.Artık bundan sonra emperyalistlerin bölgedeki politikalarının boşa çıkartılması,PKK'nin bir "Türk PKK'si", "İran PKK'si", "Suriye PKK'si","Irak PKK'si" vs. tarafından desteklenmesine bağlıdır.


Batı Emperyalistlerinin IŞİD aracılığıyla Kürt politikası, giderek Rojava devriminin ortadan kaldırılmasına ve Rojava'da karşı-devrim restorasyonu riskini içinde barındıran bir politikaya yönelmiştir. Zaten bu politikanın asıl hedefi Rojava devrimini ve onun bölge halklarına örnek olan yapısını ortadan kaldırmaktır.Rojava devrimi yenilebilir de.Ama bundan sonra Ortadoğu’da "Rojava devrim hayaleti"ni ortadan kaldırmak mümkün değildir.O yenilse de Ortadoğu'da bir Rojava devrimi ruhu ve  hayaleti her zaman dolaşacaktır.Onu bastırdığını sananlara o, başka bir yerden başını kaldırarak şöyle diyecektir: 


Vardım, Varım ve Varolacağım!



|
_ _