 |
 PKK VE TARÝHSEL GERÇEKLÝÐÝ
K. Erdem Tek Türkiye Devrimci Hareketi deðil ama Dünya Devrimci Hareketi de temel bir teorik problem ile karþý karþýyadýr.Bu temel problem "PKK'nin Tarihsel Gerçekliði" meselesidir.PKK fenomenine nasýl yaklaþýlmasý gerektiði, giderek tek emperyalist ve gerici burjuva siyasetlerin deðil ama devrimci hareketin de temel teorik ve politik meselesi haline gelmiþtir.Çünkü PKK sorunu, bütün güncel politik sorunlarýn odaðýna yerleþmiþ durumdadýr ve onun tarihsel gerçekliði tam olarak anlaþýlmadan,doðru bir politik çizginin geliþtirilmesi mümkün görünmemektedir. Bu sorunun zaman kaybedilmeden büyük bir teorik kesinlikle çözülmesi gerekmektedir.Ama PKK'nin bu tarihsel gerçekliðini neye göre ortaya çýkaracaðýz ve temel ölçü ne olmalýdýr? Madem PKK'nin "tarihselliði"nden bahsediyoruz, o zaman bu ölçünün "kapitalizmin tarihselliði" temelinde geliþtirilmesi zorunludur.Kapitalizmin tarihselliðinin anlaþýlmasýný saðlayan en önemli teorik araç ise Karl Marx'ýn Kapital'idir ve onun aracýlýðýyla ve de tümden gelim yoluyla bütün özel süreçleri birbirine baðlayarak, PKK'nin tarihsel gerçekliðine ulaþmak mümkündür. PKK'nin tarihsel gerçekliði,onun "Kapitalist Modernite" karþýsýndaki tarihsel pozisyonundan çýkarýlmak zorundadýr.Ama bunun için önce "Kapitalist Modernite"nin dinamiðini kavramak gerekmektedir.Çünkü PKK'nin tarihsel gerçekliði,bu dinamiðe karþý verilen bir tepkidir ve tepkinin doðruluðunun ölçüsü ise bu dinamiðin yapýsýnda gizlidir. O halde Kapitalist Modernite'nin temel dinamiði nedir? Hiç kuþkusuz bu dinamik rekabettir ve bu rekabetin neden olmuþ olduðu temel tarihsel eðilimlerdir.Bu eðilimler rekabetin yapýsýna baðlý olduðu ve onun tarafýndan harekete geçirildiði için, tarihsel bir yapýya yani durdurulamaz bir yapýya sahiptirler. O zaman yeni bir soru sorarak ilerlemeye çalýþalým: Kapitalist rekabetin neden olmuþ olduðu bu eðilimlerin bütün kapitalist çaðlar için ortak olan özellikleri var mýdýr? Evet vardýr ve bu özelliklerin genel teorik serimi,ekonomik olarak Karl Marx tarafýndan Kapital'in Üçüncü Cilt'inde ele alýnmýþ ve sonuca baðlanmýþtýr.Ancak bu eðilimlerin siyasal alandaki sonuçlarý tam olarak teorize edilmemiþlerdir ama bu noktada belirli bir teorik çerçeveye ulaþmak için bir çok entellektüel ve ideolojik birikim söz konusudur. Bütün emperyalist ya da genel olarak kapitalist sistemin içerisinde hareket ettiði temel dinamik rekabettir ama bu dinamiðin yolaçmýþ olduðu temel tarihsel eðilim ise Genel Kar Oranlarý'nýn eþitlenmesidir.Bu genel ilke etrefýnda ve bu ilkenin gereklerinin gözönünde bulundurularak siyasal hesaplarýn yapýlmasý ve bu temelde stratejik ve taktik planlar sisteminin oluþturulmasý zorunludur. Marx öncesi klasik iktisat okul (Smith,Ricardo vs.) ,kapitalizmin çok basit ve etkili bir yasasýný keþfetti.Bu yasa, azami kar peþinde koþan kapitalistlerin, belirli bir süre sonra ayný kar oranlarýný elde ettiði gerçeðiydi.Yani rekabet belirli bir süre sonra kar oranlarýnýn eþitlenmesi ile sonuçlanýyordu. Lakin bu eþitlenmenin içeriðinin bilimsel serimi ve nedenleri tam olarak anlaþýlamýyordu. Ýþte sorunu bu noktadan sonra ele alýp inceleyen Marx oldu. Marx kar oranlarýnýn eþitlenmesine artý-deðer üzerinden yeni bir biçim verdi. Buna göre bir kapitalistin sýzdýrmýþ olduðu artý-deðerin gerçek aðýrlýðý ancak piyasada üretilen bütün artý-deðerler ile rekabet halinde ortaya çýkabilirdi, ki artý-deðerin kendisini içerisinde varettiði biçim üretim fiyatýydý.Üretim fiyatý,bir metaýn maliyet fiyatýnýn üzerine piyasa karýnýn (ortalama kar) eklenmesiyle oluþuyordu.Bu yasaya göre, bazý kapitalistler ürettikleri artý-deðerlerin bir kýsmýný kaybederlerken, bazý kapitalistler de üretmedikleri artý-deðerlerin bir kýsmýný elde etmektedirler. Kar oranlarýnýn eþitlenmesi, kapitalizmin baðrýnda sürekli olarak "yeni üretim biçimleri"nin ortaya çýkmasý ve zaman içerisinde genelleþmesi anlamýna gelmektedir.Ýþte bu yeni üretim biçimlerinin genelleþme sürecinde, ayný zamanda da kar oranlarý eþitlenmeye baþlar.Kar oranlarýnýn eþitlenmesi, rekabetin þiddetlenmesine ve bu temelde düþman kapitalist kamplarýn oluþarak, savaþ temelinde karþý karþýya gelmelerine neden olmaktadýr. Kapitalizmin bu eðilimi temel bir yasa olup,hiçbir güç tarafýndan durdurulamaz bir yapýya sahiptir.Bu yasanýn anlaþýlmasý,doðru stratejik ve taktik bir çizginin geliþtirilmesi için zorunludur.Ama Marx'ýn bu teorisinin günümüz koþullarýna uyarlamasýný ve somut koþullar içerisinde nasýl ortaya çýktýðýný da bilmek gerekmektedir. Bu yasa, dünya güç iliþkilerinin ve bunun içerisinde yeralan siyasi güçlerin yapýlarýnýn doðru bir tarihsel ölçümü ve bu güç iliþkilerinin tarihsel evrimini anlamak için temel bir öneme sahiptir.Bu haliyle fizikte izafiyet teorisindeki deðiþmez sabit olan, ýþýk hýzý ile ayný yapýya sahiptir. Kar oranlarýnýn eþitlenmesi,özellikle emperyalist ülkelerde, kar oranlarýnýn düþmesine tepki olarak,dünyanýn geri kalmýþ bölgelerine emperyalist sermayenin akmasýyla ortaya çýkan bir durumdur.Kar oranlarýnýn düþmesine tepki olarak,kar oranlarýný yükseltmek için geri kalmýþ ülkelere olan sermaye akýmý,aktýðý yerlerdeki yerel sermayelerle birleþerek,zaman içerisinde çok karmaþýk iliþkiler yaratarak ve sermayenin ihraç edildiði yerlerde kapitalist üretim iliþkilerini derinlemesine ve geniþlemesine geliþtirerek,zaman içerisinde giderek göreli bir dengenin oluþmasýna neden olur. Kar oranlarýnýn eþitlenme eðilimi,ekonomik ve siyasal rekabeti daha da þiddetlendirir,çünkü toplamda genel kar oranýnýn düþmesine neden olur. Rekabetin küresel düzeyde bu þiddetlenmesi,karþýlýklý olarak emperyalist kamplarý,birbirlerini zayýflatmak ve yoketmek için aþýrý hareketlere sürüklemekte ve uzlaþmaz bir çeliþkinin ortaya çýkmasýna neden olmaktadýr. Bu yasanýn bir diðer anlamý,bu eþitlenme eðiliminin ihtiyaçlarýna cevap veremeyen politik yapýlarýn zaman içerisinde zayýflamalarýna ve hatta tarihsel arenayý terketmelerine neden olmasýdýr.Bu haliyle bir tür tarihsel düzenleyici (regülatör) ve eleyici bir iþleve sahiptir. Kar oranlarýnýn eþitlenme eðilimi,sermayenin ihraç olduðu yerlerde kapitalist üretim iliþkilerinin hýzlý ve derinlemesine bir þekilde geliþmesine neden olduðu için, yeni sýnýf ve katmanlarýn oluþmasýna ve güç iliþkileri içerisine dahil olarak, yerleþik siyasi yapýlarýn derinden sarsýlmasýna neden olmaktadýr. Günümüzde genel kar oranlarýnýn eþitlenme baskýsýnýn neden olduðu yeni bir emperyalist kamplaþma ve bu kamplaþmanýn dýþýnda her iki kamptan da baðýmsýz ve Stratejik Denge Konumu'na tekabül eden bir hareket tarzýna sahip olan bir üçüncü kampýn ortaya çýkmasý sözkonusudur. Daha derinden bakýldýðý zaman,üçüncü kampýn stratejik yapýsýnýn, emperyalist kamplaþmaya baðlý olarak geliþtiði ve ikisi arasýndaki düþmanlýðýn geliþiminin, onun stratejik durumunun geliþiminin ve saðlamlaþmasýnýn temeli olduðu görülmektedir. Bu yasanýn tarihsel yapýsý ve sonuçlarýný daha iyi anlamak için, onu, kapitalizmin tarihsel geliþimi içerisinde incelemek ve bu temelde tarihsel ve teorik sonuçlar çýkarmak iyi bir yöntem gibi gözükmektedir. Modern dünyada kar oranlarýnýn ilk eþilenme eðilimi, kapitalizmin þafaðýnda ve manüfaktür üretiminin egemen olduðu bir dönemde gerçekleþti.15. yüzyýlýn sonlarýnda ve bütün 16. yüzyýl boyunca, manüfaktür üretimi temelinde gerçekleþen dünya ticareti ve sömürgecilik sonucunda, giderek Kýta Avrupasý'nda, kar oranlarý eþitlenmeye ve bunun sonucunda birbirine rakip iki düþman kamp oluþmaya baþladý.Uzun yýllar, Hristiyanlýðýn Katoliklik biçimi içerisinde tarihsel çýkarlarýný geliþtiren burjuvalarýn karþýsýna, Hristiyanlýðýn Protestanlýk biçimi altýnda çýkarlarýný geliþtiren yeni bir burjuva kamp çýkmaya baþladý ve Hristiyanlýk içerisindeki bu bölünme, aslýnda ekonomik alanda giderek birbirlerini dengeleyen iki burjuva kampýn ideolojik ve politik rekabetinden baþka bir þey deðildi.Genç burjuvazi daha tarihsel olarak eski dünyayý çözemediði için, kendi arasýndaki mücadeleyi, eski sosyal biçimin özellikleri içerisinde yürütüyordu. Kýta Avrupasý'nýn Katolik-Protestan savaþý biçiminde, Avrupa'nýn genç burjuvazisi tarafýndan bölüþülmesi mücadelesi, hiç kuþkusuz her iki kamp içerisinde kendi çýkarlarýný görmeyen bazý güçlere muazzam bir tarihsel fýrsat yaratýyordu.Bu üçüncü kamp, hem Katoliklere hem de Protestanlara daha yakýn durarak ve birini diðerine karþý dengeleyerek ve de bir tür Stratejik Denge Konumu politikasý izleyerek, kendi tarihsel çýkarlarýný geliþtiren bir siyasal çizgi izlemeye baþladý.Katolik-Protestan savaþýnda, bu Stratejik Denge Konumu politikasýný, Fransa burjuvazisinin çýkarlarýnýn geliþtirilmesi temelinde ilk kullanan, 17.yüzyýlýn baþlarýnda, zamanýn Fransýz Baþbakaný konumunda olan Richelieu oldu. Richelieu, Raison d'Etat (Devlet Aklý) adlý politikayla, Avrupa'daki Katolik-Protestan savaþýnda, tarafsýz kalarak ama her iki kamp ile de birbirini dengeleyen çok taraflý taktik iliþkiler kurarak ve "belirsizliði stratejik bir konum" gibi kullanarak, her iki kampý zayýflatmayý ve Fransa'nýn nüfuzunu, Orta ve Doðu Avrupa'ya kadar yaymayý baþardý.Bu dönem 1649'da imzalanan Vestfalya Anlaþmasý ile son buldu. Kýta Avrupasý'nýn geliþen kapitalist üretim iliþkileri içerisinde, ikinci kar oranlarýnýn eþitlenme eðilimi, 1759'da buharlý makinanýn bulunmasý ve makinalý sanayinin ortaya çýkarak, 19.yüzyýlýn baþlarýnda bu makinalý sanayiye dayanarak ekonomilerini geliþtiren iki ülkenin yani Ýngiltere ve Fransa'nýn sermaye niceliklerinin ve bu temelde kar oranlarýnýn eþitlenmesi temelinde gerçekleþti. Ýngiltere'yi ekonomik olarak geriden takip eden Fransa,belirli bir süre sonra giderek Ýngiltere'yi ekonomik olarak dengelemeye baþladý.Ancak Fransa ekonomisinin bu dengeleme eðilimi, giderek Monarþi biçiminden dolayý bu dengelemeye engel teþkil eden siyasal biçim ile çatýþmaya düþerek,Büyük Fransýz Devrimi'ne yolaçtý. Fransýz devrimi,Fransýz burjuvazisinin önündeki engelleri kaldýrarak ve milliyetçiliði kendi yayýlma aracý haline getirerek,Kýta Avrupasý'nda Fransa'nýn Ýngiltere'yi dengelemesine neden oldu.Bu döneme 1815'te Waterloo'da Napolyon'un Koalisyon kuvvetlerine yenilmesi ve 1815 tarihli Viyana Kongresi son noktayý koydu. Viyana Kongresi'yle ortaya çýkan düzen,Fransa'nýn bastýrýlmasý üzerine oturmasýna karþýn,Avrupa üzerinde ne Ýngiltere'nin ne de Çarlýk Rusyasý'nýn egemenliðine izin veriyordu.Çünkü bu sonunculardan her birinin Avrupa üzerinde hegemonya kurmasý,diðerine karþý düþmanlýk olarak belireceði için, Viyana Kongre düzeni,bu iki gücün Avrupa'dan uzak tutulmasý üzerine kuruldu. Bu ise Koalisyon kuvvetleri içerisinde her iki devlet ile ayný mesafede ve tarafsýz kalabilen bir devlet tarafýndan gerçekleþtirilebilirdi,ki bu iþi bir tür Stratejik Denge Konumu politikasý temelinde yapan ve bu temelde Viyana Kongre düzenini Avrupa'da otuz yýl ayakta tutmayý baþaran Avusturya'nýn Baþbakaný konumunda olan Metternich yaptý. Metternich hem Çarlýk Rusyasý hem de Ýngiltere ile birbirini dengeleyen bir taktik iliþkiler sistemi kurarak, Viyana Kongre düzenini uzun bir süre ayakta tutmayý baþardý. Kýta Avrupasý'nda kar oranlarýnýn eþitlenme eðilimine girdiði üçüncü dönem, bastýrýlan Fransa'nýn ekonomik ve politik olarak 19.yüzyýlýn ortasýnda tekrar baþýný kaldýrmasý ile ortaya çýktý.Avrupa'da 1848 -50 devrimleri, bastýrýlan Fransýz burjuvazisinin politik olarak tekrar canlanmasýný saðladý ve I. Napolyon'un yeðeni III.Napolyon, bir devlet darbesi ile iktidarý ele geçirerek, Viyana Kongre düzenini bozdu ve Avrupa'yý yeni bir siyasi kamplaþmaya sürükleyerek,Avrupa'da savaþlar dönemini tekrar baþlattý. Fransa'nýn III.Napolyon ile tekrar ayaða kalkýþýnýn büyük tarihsel fýrsatlar yarattýðýný ilk farkeden,Almanya'da Otto Von Bismarck oldu.Daha sonra Baþbakan olan Bismarck, bir tür Stratejik Denge Konumu politikasý uygulayarak, Almanya'nýn tek birliðini gerçekleþtirmekle kalmadý ama onu Avrupa'nýn en güçlü kapitalist ve emperyalist ülkesi yapmayý baþardý. Bismarck Fransa'nýn ayaða kalkmasý ile ortaya çýkan Fransa ve Avusturya rekabetinden, önce Almanya'yý tarafsýzlaþtýrarak,sonra her ikisini birbirine salarak ve zayýflatarak, daha sonra da her ikisinin en zayýf anlarýnda onlarla ayrý ayrý savaþarak yararlandý.Richelieu gibi,o da, "belirsizliði stratejik bir güç olarak" kullanarak ve her iki taraf ile de birbirini dengeleyen taktik iliþkiler kurarak, Almanya'nýn stratejik konumunu güçlendirdi.Bu dönem 1871'de Almanya'nýn Fransa ile savaþtan sonra tek bir devlet halinde birleþmesi ile sona erdi. 1871'de Almanya ve Ýtalya'nýn politik birliðinin gerçekleþmesinin ardýndan, Kýta Avrupasý'nda kapitalist üretim iliþkileri giderek daha da derinleþmeye baþladý ve hýzlý bir atýlýma girdi.Kar oranlarý dördüncü defa eþitlenme eðilimine girmeye baþladý ve Birinci Dünya Savaþý'na götürdü.Ýki emperyalist kampýn birbirini boðazladýðý bu savaþta, Lenin bir tür Stratejik Denge Konumu politikasý uygulayarak, her iki kamptan baðýmsýz olan Üçüncü Kampýn yani Komünist Enternasyonal kampýn stratejik konumunu güçlendirmek için yararlandý. Lenin Almanya'nýn yardýmý ile tek Rusya'ya geçmekle kalmadý ama Bolþevikler Þubat-Ekim 1917 arasý Almanya'dan gizli hesaplar yoluyla para da elde ederek, Rusya içerisinde güçlü bir propaganda makinasý oluþturmayý baþardýlar. Ekim Devrimi Rusya'yý savaþtan çýkaracaðý ve Almanya'yý iki cephede savaþmaktan kurtaracaðý için, Alman emperyalizmi için Bolþeviklere yardým etmek cazipti. Bolþevikler Ekim Devrimi'nden iki yýl sonra, devrimi Almanya'ya taþýmaya çalýþarak Alman emperyalizmine verilen tavizleri yoketmeye çalýþtýlar. Birinci Dünya Savaþý'ndan hemen sonra, Stratejik Denge Konumu politikasýný Türkiye'nin kurtuluþu için Osmanlý Devleti uygulamaya baþladý.Daha sonra Mustafa Kemal'in bir darbe ile kendisine malettiði Türk Ulusal Kurtuluþ Savaþý, Sovyet Rusya ile Batý Emperyalistleri arasýnda bir Stratejik Denge Konumu politikasýný öngörüyordu ve bu mekanik üzerine oturuyordu.Önce Sovyet Rusya ile yakýnlaþarak Batý Emperyalistlerini sýnýrlayan Ulusal Hareket, daha sonra Batý Emperyalistlerine yaklaþarak Sovyet Rusya'yý sýnýrlamaya baþladý ve bu temelde az çok baðýmsýz bir politika geliþtirmeyi baþardý. Kapitalist dünyada kar oranlarýndaki beþinci eþitlenme eðilimi, Ýkinci Dünya Savaþý'na doðru giderken ortaya çýktý.Rusya'da devrimin çok kýsa bir sürede bürokratik diktatörlüðe dönüþmesi ve kendisini dünya piyasasýndan tecrit etmesinin sonucunda, kar oranlarýnýn eþitlenme eðiliminin insiyatifini uluslararasý faþist hareket ele geçirerek, giderek iki emperyalist düþman kampýn oluþmasýna neden oldu. Faþist hareketlerin dünya çapýnda yükselmesi karþýsýnda, Stalin önce burjuva-demokratik emperyalist kamp ile faþist kampa karþý ittifaklýk aramaya çalýþtý. Buna yanaþmayan ve daha çok Sovyetler Birliði ile Faþist emperyalist kampý karþý karþýya getirmek isteyen Batý'nýn planlarýný bozmak için Stalin, Sovyetler Birliði'ni burjuva-demokratik emperyalist kamp (Fransa-Ýngiltere) ile Faþist emperyalist kamp (Almanya-Ýtalya) arasýna konumlandýrarak,her iki kampý birbirine karþý tahrik eden bir Stratejik Denge Konumu politikasý uyguladý. Bunun sonucunda savaþ önce bu iki kamp arasýnda baþlayarak ve her ikisinin zayýflamasý sonucunda Sovyetler Birliði'nin dahil olduðu bir savaþa dönüþtü. Þayet bu denge politikasý olmasaydý, Sovyetler Birliði savaþtan daðýlmadan çýkamazdý. Ýçinden geçtiðimiz süreçte, kar oranlarý altýncý defa eþitlenme eðilimine girmiþ bulunmaktadýr ve tarihsel sonuçlarý da, daha öncekilerden farklý olmayacaktýr. ABD-AB'nin baþýný çekmekte olduðu emperyalist kamp ile Rusya ve Çin'in baþýný çekmekte olduðu emperyalist kamplaþma,giderek dünya çapýnda kýyasýya bir emperyalist paylaþým ve nüfuz mücadelesine dönüþmüþ durumdadýr.Ýþte bu emperyalist kamplaþmada,Birinci Dünya Savaþý'nda Lenin ve Bolþeviklerin oluþturmuþ ve önderlik etmiþ olduklarý üçüncü kampýn aynýsýný, Abdullah Öcalan ve PKK Hareketi yapmaktadýr.Bu haliyle Abdullah Öcalan ve PKK Hareketi, yeni çaðýn devrimci dönemini ya da baþka bir ifade ile dünya devriminin kapýsýný aralamýþlardýr.Bu durumuyla PKK dünya devriminin öncü müfrezesi durumuna gelmiþtir. Tarih sýk sýk yaptýðý "þaka"lardan birisini yine yapmýþtýr ve daha baðýmsýz bir devleti olmayan bir ülkenin devrimci hareketini, dünya devrimci hareketinin öncü müfrezesi konumuna yükseltmiþtir.Kürt ulusu adeta tarihten intikam alýrcasýna, tarihteki büyük devrimci uluslar arasýna girerek,daha þimdiden adýný Fransýz, Alman,Rus ve Çin gibi büyük devrimci uluslarýn arasýna sokmuþtur.Yeni devrimci çað, PKK'nin dünya devrimci hareketinin liderliðini elde etmesiyle açýlmýþtýr. Sayýn Baþkan'ýn Stratejik Denge Konumu politikasýný,kar oranlarýnýn eþitlenme eðilimi yasasý temelinde ele aldýðýmýz zaman,bu politikanýn hem tarihsel geleceðini ve görevlerini hem de PKK’nin tarihsel gerçekliðini kavrama olanaðýna da sahip olmuþ olacaðýz. PKK’nin tarihsel gerçekliðini anlamak ile Genel Kar Oranlarýnýn Eþitlenme eðilimini ve bunun sonucunda ortaya çýkan Stratejik Denge Konumu Politikasýný anlamak birbirine baðlý ve içiçe geçmiþ sorunlardýr. Bundan dolayý bu yasanýn,günümüz emperyalist sistemi içerisindeki iþleyiþini anlamak büyük bir öneme sahiptir. Günümüz emperyalist sistemi içerisinde bu yasanýn iþleyiþini anlayabilmek için, ülkelerin Gayri Safi Milli Hasýlat (GSMH)'larýna bakmak ve bu GSMH'lerin iki kamp oluþturacak þekilde nasýl birbirlerine baðlanarak evrim geçirdiðini anlamak gerekmektedir.Bu durum bize, hem stratejik denge konumunun tarihsel yerini hem de tarihsel yönünü tam olarak belirleme imkanýný saðlayacaktýr. Kar oranlarýnýn eþitlenmesi yasasý, bir eðilim olarak iþlemektedir.Bu yasanýn iþleyiþini bir eðilim olarak gözönüne bulundurmak ve eðilimin belirleyiciliði temelinde tarihsel olgularý birbirlerine baðlamak daha mantýklý gözükmektedir. Çünkü sözkonusu olan eþitlenme eðilimi,farklý üretkenliðe ama ayný niceliðe sahip olan sermayelerin ayný kar oraný temelinde eþitlenmesidir.Örneðin ABD ile Çin ayný üretkenlik düzeyine sahip olmayan ekonomilere sahipken, ayný GSMH oranlarýna giderek sahip olmuþlardýr.Yani giderek ayný sermaye niceliðine sahip olmaya baþlamaktadýrlar ve bu eðilimin giderek iki kamp arasýnda da yaþanmasý kaçýnýlmazdýr. Tablo-1 ve Tablo-2 , her iki emperyalist kampýn (Batý ve Doðu Emperyalistlerinin) temel ülkelerinin GSMH'lerinin kabaca bir karþýlaþtýrmasýný sunmakta ve nasýl Doðu Emperyalistleri ve onlarla birlikte hareket eden ülkelerin GSMH'lerinin toplamda, giderek Batý Emperyalistlerini ve onlarla birlikte hareket eden ülkelerin toplamdaki GSMH'lerini dengelemeye baþladýklarýný ya da tarihsel olarak bu sürece girdiklerini göstermektedir.


Doðu Emperyalist kampýnýn, ekonomik olarak, giderek Batý Emperyalist kampýný dengelemeye baþlamasý,hiç kuþkusuz Doðu Emperyalist kampýnýn siyasi olarak güçlenmesine ve Batý kampýný göreceli olarak siyasi ve askeri olarak dengelemesine neden olmaktadýr.Ancak buradaki temel mesele, Doðu'lu güçlerin siyasi yapýlarýnýn, ekonomik alanda geliþen eþitlenme eðiliminin ihtiyaçlarýný tam olarak karþýlamaktan uzak oluþudur.
Kar oranlarýnýn eþitlenmesi,küreselleþmenin ve dünya piyasasýnýn daha da geliþmesi temelinde ilerlediði için,bunlarla uyumlu olan siyaset ve deðerler sistemine (tek ilericilik anlamýnda deðil) ihtiyaç vardýr. Kar oranlarýnýn eþitlenme eðilimi,rekabeti küresel ölçekte þiddetlendireceði için, küresel ölçekte kapsayýcý ve etkili olan ideolojik ve siyasi eðilimleri de ön plana çýkaracaktýr. Bugüne kadar tarihsel deneyim,üç küresel ideolojik ve politik eðilimin yani Burjuva-Demokratik, Sosyalist-Komünist ve Faþist Hareketlerin bu evrensel yapýya sahip olduðunu ve bu yasanýn tarihsel baskýsý temelinde,bu hareketler arasýndaki iliþkilerin ortaya çýktýðýný göstermiþtir.
Ýki emperyalist kampýn sermaye niceliklerinin ve bu temelde de kar oranlarýnýn giderek tarihsel olarak eþitlenme eðilimine girmesinin ilk tarihsel sonucu, Doðu emperyalistlerinin ve onlarýn nüfuz alanlarý altýnda bulunan yerlerdeki rejimlerin domino etkisi temelinde çökmesi olacaktýr.Bu alan Türkiye, Ýran, Suriye, Irak, Rusya, Çin ve Hindistan'a kadar uzanan bir coðrafyayý kaplamaktadýr.
Önümüzdeki on ve yirmi yýlda bu coðrafyada (özellikle Rusya ve Çin de dahil), rejimlerin hem iç hem de dýþ politik baskýlarýn sonucunda çökmesi hemen hemen kaçýnýlmazdýr.Bunun nedeni bu ülkelerin küreselleþmenin neden olduðu sosyal güçlerin büyümesini karþýlayacak politik çerçeveden yoksun oluþlarýdýr. Rusya, Çin,Ýran ve Türkiye gibi ülkeler özünde milliyetçi ve bürokratik rejimler olup,kendi ülkelerinin hem bölgesel hem de küresel piyasalar ile derin ve kalýcý ekonomik ve politik iliþkiler kurma yeteneðine sahip deðillerdir.Bu durum bu ülkelerin üretici güçlerinin kendi politik yapýlarý ile çatýþmalarýný keskinleþtirecek ve bu ülkeleri sosyal krizlere sürükleyecektir.
Ýþte bu tarihsel durum Doðu Emperyalistleri ve etki alanlarýnýn bulunduðu coðrafyada, devrimci durumlara neden olarak "PKK'nin Demokratik Ulus Perspektifi"nin buralarda geliþmesine neden olabileceði gibi, bu devrimci durumlarda yararlanamayan bu ülkelerin devrimci hareketlerinin baþarýsýzlýðý durumunda, 20.yüzyýlýn ilk yarýsýnda gördüðümüz klasik faþist hareketlerin yeni çaðýn özelliklerine uygun olarak, ortaya çýkacak olan tarihsel boþluðu doldurmasý kaçýnýlmazdýr.Her devrimin arkasýnda , faþist bir karþý-devrim gizlidir. Çünkü emperyalist sistemin baðrýnda sermayelerin ve bu temelde kar oranlarýnýn eþitlenmesi, Batý Emperyalistleri'nin "Kapitalist Modernite"si karþýsýna, bu eþitlenmenin gereði olarak ya "Demokratik Modernite"yi ya da "Modern Faþizmi" çýkaracaktýr. Bu coðrafyada Batý'ya baðlý bir burjuva demokrasisinin tutunma þansý olmayacaktýr.Bunun nedeni bu coðrafyadaki üretici güçlerin, Batý ekonomilerinin uzantýsý olmayý, eþitlenme eðiliminden dolayý reddedecek olmasýdýr.Bu durum ayný zamanda bu coðrafyada sosyal demokrasinin ideolojik ve politik iflasýnýn kaçýnýlmazlýðýný ve nedenlerini de ortaya koymaktadýr.
Kar oranlarýnýn küresel ölçekte eþitlenmesinin Batý Emperyalistleri üzerindeki etkisi ise, bu emperyalist grubun küresel hegemonyasýnda bir zayýflamanýn ve aþýnmanýn ortaya çýkmasý þeklinde olacaktýr.Özellikle Batý'lý emperyalist güçler büyük sosyal huzursuzluklara sahne olacaklardýr ve etki alanlarý içerisinde de devrimci durumlar ile karþý karþýya kalacaklardýr.Ýþte onlarýn küresel hegemonyalarýnýn zayýflamasý durumunda da "PKK'nin Demokratik Ulus Perspektifi"nin bu ortaya çýkan boþluðu doldurmasý gerekmektedir aksi taktirde faþist hareketlerin ve geçici olarak reformist sosyal demokratlarýn buralarda etkili olmasý kaçýnýlmazdýr.
Küresel kapitalist sistemin temel dinamiði olan kar oranlarýnýn eþitlenme eðilimi temelinde, küresel sistemin geleceðinin "röntgenini" çektiðimiz zaman, þu an Ortadoðu'da yaþanan siyasal ve askeri mücadelenin gelecekte yaþanacak olan büyük mücadelelerin "küçük bir örneði" olduðu ve Rojava Devrimi'nin de "Dünya Devrimi"ne bir tür "giriþ" oluþturduðu anlamýna gelmektedir. Gelecek yýllar "PKK'nin Uluslararasýlaþmasý"yla birlikte, temel özelliklerini dünya devrimci hareketine aktarmaya baþladýðý bir dönem olacaktýr. Kar oranlarýnýn eþitlenme eðilimi ya PKK çizgisini bütün Doðu coðrafyasýnda temel devrimci çizgi yapacak ya da Doðu insanlýk tarihinin en korkunç dönemlerinden birisi içerisine sürüklenecektir.
Doðu'da eþitlenme eðiliminin baskýsý sonucunda çökecek rejimlerin býrakacaðý boþluðu, Demokratik Ulus ya da Demokratik Modernite'nin dolduramamasý durumunda, bir Rus ve Çin faþizminin bu boþluðu doldurmasý ve de onlarýn etki alanlarý içerisinde bulunan coðrafyalarda ( Doðu ve Orta Avrupa, Orta Asya ve Kafkaslar, Uzakdoðu Asya, Hindistan vs.) faþist hareketlerin yükselmesi kaçýnýlmazdýr. Rus faþizmi tarihsel çapý ve derinliði itibariyle, Nazi Almanyasý ile eþdeðerde olacaktýr.
Bugün bu yasanýn ýþýðý altýnda 20.yüzyýldaki faþist hareketlerin yükselmelerinin ve iktidara gelmelerinin nedenlerini anlamak mümkündür. Birinci Dünya Savaþý öncesi de, emperyalizmin oluþumu temelinde kar oranlarýnýn ve emperyalist sermayelerin niceliklerinin eþitlenme eðilimine girdiði bir dönemdi.Ýngiliz emperyalizmi ile Alman emperyalizmi arasýndaki ekonomik eþitlenme,Ýkinci Dünya Savaþý hemen öncesinde yani 1930'larýn sonlarýna doðru gerçekleþti. Ama daha Birinci Dünya Savaþý öncesi, kapitalist sistem bu eðilime girmiþti ve Birinci Dünya Savaþý, Almanya'nýn üretici güçlerinin geliþiminin önünde ayakbaðý olan imparatorluk yapýsýný çözerek, bu eþitlenmeyi saðlayacak daha evrensel bir eðilimi aramaya baþladý.Bu evrensel eðilim ya komünist enternasyonal ya da faþist enternasyonal olabilirdi ki, III.Enternasyonal'in bürokratik ve yanlýþ devrim anlayýþý,bu dönemde Avrupa faþizminin yükselmesinin ve iktidarýnýn nedenini oluþturmuþtur.Alman ve Ýtalyan ve de Uzakdoðu'daki Japon faþizmi,Ýngiltere,Fransa ve ABD'nin baþýný çektiði emperyalist grubu dengeleyerek,aslýnda üretici güçlerin ihtiyaç duyduðu eþitlenme eðilimini saðlamýþlardýr.
Ýþin ilginç tarafý,Birinci Dünya Savaþý'nýn galipleri, yendikleri ülkelerin hemen hemen hiçbirisini (Almanya,Avusturya,Macaristan,Türkiye vs.) kendi ekonomik ve politik sistemlerinin uzantýsý haline getirememiþlerdir.Bu çabalarý, üretici güçlerin baskýsý temelinde geliþen devrim ve faþist karþý-devrimler sonucunda baþarýsýzlýða uðramýþtýr.Bunun nedeni iþte kar oranlarýnýn ve sermaye niceliklerinin eþitlenme eðilimiydi.
Bu tarihsel ve teorik perspektifte baktýðýmýz zaman, gelecek dönemin faþist karanlýk dönemini durdurmak için, "dünya devrimci hareketinin PKK'leþmesi" ve onun devrimci disiplinini,savaþkanlýðýný,stratejik ve taktik yapýsýnýn temel özelliklerini kendi bünyesine katmasý zorunludur.Bir zamanlar dünya devrimci hareketinin Bolþevikleþmesi sözkonusuyken, þimdi "PKK'lileþmesi" sözkonusudur. Dünya devrimci hareketi, geleceðin büyük muharebelerine ancak PKK deneyimi temelinde hazýrlanabilir.
Kürdistan devrimi, emperyalist sistemin baðrýnda gerçekleþmekte olan kar oranlarýnýn eþitlenme eðiliminin tarihsel dalgasý üzerine oturmuþtur ve bu eþitlenme eðilimi dalgasý geliþtikçe,PKK'nin çizgisinin bütün Doðu'nun ve hatta Batý'nýn içlerine kadar yayýlmasý kuvvetle muhtemeldir.Ýnsanoðlu 20.yüzyýldaki faþist deneyimi yaþamak zorunda deðildir,ancak devrimleri baþaramadýðý taktirde, bu korkunç tekrarý yaþayacaðý hemen hemen kesindir.Çünkü onun kaderi, kapitalizmin baðrýndaki çeliþki ve eðilimlerle damgalanmýþtýr.
Ýþte bu tarihsel gerçeklik,Türkiye devriminin Kürdistan devriminin açmýþ olduðu tarihsel yoldan ilerlemesini zorunlu kýlmaktadýr. PKK'nin felsefi ve ideolojik eksiklikleri yok mudur?Elbette vardýr.Gelecek dünya devrim süreci,PKK'nin bu eksikliklerini tek açýða çýkarmakla kalmayacak ama bunlarý giderecek tarihsel olanaklarý da yaratacaktýr. PKK sürekli evrim geçiren bir harekettir.Bugünkü tarihsel durumu ve düzeyi, ilk ortaya çýktýðý durumundan çok farklý bir yapýya sahiptir ve hiç kuþkusuz, Kürdistan, bölge ve dünya devriminin ihtiyaçlarý doðrultusunda bu ileriye doðru olan evrimi de devam edecektir.
Türkiye devrimi, Kürdistan devriminin tarihsel olarak "uzamasý" ya da "geniþlemesi" olarak ele alýnmalýdýr.Bu genel sürekliliði içerisinde ayný niteliðe baðlý parçalarýn birbirlerini tamamlamasý olduðu kadar, her iki ülkenin sosyal dinamiklerinin farklýlýðýndan dolayý,farklý iki özelliðin de yanyana durmasý gibi ortaya çýkmaktadýr.Türkiye ve Kürdistan devrimleri, ayný bütüne ait parçalarýn özel birlikteliði gibi düþünülmelidir.Çünkü her iki devrimin hedefleri ve görevleri , Kapitalist Modernite karþýsýnda sadece birbirlerini tamamlamaktadýrlar. Bu durum her iki ülkenin devrimci hareketinin stratejik ve taktik yapýlarýnýn ortaklaþtýrýlmasýný zorunlu kýlmaktadýr.
Sayýn Baþkan ve PKK'nin Demokratik Ulus, Demokratik Modernite ve Ortadoðu Demokratik Konfederalizmi perspektifi, Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda Lenin ve Bolþeviklerin, yeni bir Devrimci Enternasyonal'i inþa etme yaklaþýmýyla açmýþ olduklarý devrimci çaðýn bir benzeri olup,ayný tarihsel iþlevselliðe sahiptir. Ýþte bu tarihsel perspektif temelinde Türkiye ve Dünya devriminin ele alýnmasý ve geliþtirilmesi gerekmektedir.Bu bir niyet ve istek sorunu deðil, tarihin nesnel eðiliminin dayatmýþ olduðu bir zorunluluktur.
PKK sosyalist-komünist bir harekettir.Þayet böyle bir tarihsel yapýya sahip olmasaydý, "Kapitalist Modernite" karþýsýnda, baðýmsýz bir Üçüncü Yol geliþtiremezdi.PKK dünya komünist hareketinin, sosyalizm ve ona gidiþ tarzýndaki tarihsel ve teorik yetersizliðine kendi çapýnda teorik ve politik cevap vererek,sosyalizme doðru ilerleyen bir harekettir.
PKK’nin tarihsel gerçekliði sorununa bunun dýþýnda yaklaþacak olan bir politik hareketin,ciddi politik hatalar yapmasý ve bu temelde tarihsel bir pozisyon kaybýna uðramasý kaçýnýlmazdýr.
|
 |