 SÝYASÝ VE ASKERÝ ÇÝZGÝNÝN BÝRLÝÐÝ NE ANLAMA GELÝR? (II) K.Erdem
III-Doðru Bir Devrimci Siyasal Çizgi ve Devrimci Program Nasýl Olmalýdýr?
Madem doðru bir askeri çizgi,doðru bir siyasal çizginin ve bu çizgiye denk düþen siyasal strateji ve taktikler bütünlüðünün sonucunda ortaya çýkabilecektir ; o zaman Türkiye'nin özgün koþullarýna denk düþen böyle bir siyasal çizgi ve devrim programýný, genel hatlarýyla da olsa ortaya koymak gerekmektedir. Bu noktada da fazla uzaða gitmeye gerek yoktur.Nasýl PKK'nin tarihsel devrim bloku anlayýþý doðruysa, ayný þekilde PKK Genel Baþkaný Sayýn Abdullah Öcalan'ýn paradigma deðiþimiyle ortaya koyduðu siyasal çizgi anlayýþý da doðrudur ve bu noktada PKK bir "devrim laboratuvarý" olarak kullanýlabilir. Daha önce yazdýðým üç makalede (Kürdistan'da Devrimci Savaþ ve PKK'nin Politik ve Askeri Stratejisinin Yapýsý Üzerine ; PKK ve Tarihsel Gerçekliði; PKK ve Ortadoðu Devrimi) , PKK'nin hareket tarzýný ayrýntýlý olarak analiz ettim ve bu hareket tarzýný bilimsel bir temel üzerine oturttum (Daha ayrýntýlý bilgi için bu makalelere bakýlabilir). Sayýn Baþkan ve PKK Önderliði, "1999 Komplosu"ndan sonra yeni bir paradigma deðiþimi temelinde hareket ederek, PKK'nin hareket tarzýný modern çaðýn gereksinimlerine uygun olarak deðiþtirmiþlerdir. Bu hareket tarzý, bütün emperyalist sistemi cepheden karþýya almak yerine,iki düþman kamp olarak bölünen emperyalist sistem içerisinde,her iki kampýn tam ortasýnda konumlanarak ve her iki kamp ile de taktik bir iliþki kurarak,birini diðerine karþý dengeleyerek kendisine baðýmsýz bir tarihsel alan oluþturmak olarak özetlenebilir.Sayýn Baþkan bu konumlanmaya Stratejik Denge Konumu demektedir.Daha önce konuyla ilgili yazdýðým makalelerde,tarihin baþka dönemlerinde bu stratejiyi uygulayan ve büyük sonuçlar elde eden liderleri ve hareketlerini de ayrýca belirtmiþtim. Stratejik Denge Konumu politikasý herhangi bir dönemde ortaya çýkan bir politika deðildir.Özellikle kar oranlarýnýn dünya çapýnda eþitlenmeye baþladýðý ve bu eþitlenmeye uygun bir þekilde sermayenin iki düþman kampa bölündüðü dönemlerde ortaya çýkan ve çýkarlarýný her iki kamp içerisinde görmeyen hareketlerin uygulamýþ olduðu bir politikadýr. Ýþte politik grubumuz,PKK Genel Baþlaný Sayýn Abdullah Öcalan'ýn PKK'yi oturtmuþ olduðu Stratejik Denge Konumu politikasýný bu teorik ve tarihsel çerçeve temelinde ele almakta ve yaklaþmaktadýr.Politik grubumuz, bu yaklaþýmýn büyük stratejik önemini kavramakta ve Türkiye devrimini de Sayýn Baþkan'ýn bu Stratejik Denge Konumu perspektifine oturturak hem devrim süresince hem de devrimden sonra,bu stratejik yaklaþýmýn gereklerine göre hareket etmenin, halklarýn çýkarlarý açýsýndan temel önemde olduðunun tamamen bilincindedir. Türkiye Devrimci Hareketi (TDH) siyasal çizgisini, bu Stratejik Denge Politikasý ve bu politikaya uygun bir devrim programý üzerine oturtmaksýzýn, doðru bir askeri çizgi geliþtiremeyecektir.TDH bu Stratejik Denge Politikasý'nýn gereklerine uygun olarak her iki emperyalist kampýn tam ortasýna kendisini konumlandýrarak ve her iki kamp ile taktik iliþkiler yolunu açýk tutan bir politika izleyerek ve bu taktik iliþkiler ile birini diðerine karþý dengeleyerek, temel tarihsel hedeflerine yürümesini bilmelidir. TDH her iki kamp ile oluþturacaðý taktik iliþkiler sistemini herhangi bir temel üzerine deðil ama devrimin reformlarý üzerine oturtacaktýr.Bugüne kadar devrimci hareket, devrim-reform iliþkisine hep kaba ve eklektik olarak yaklaþmýþ ve bu iliþkinin strateji (devrim) ve taktik (reform) bütünlüðe yeni bir dinamik boyut getirebileceðini aklýna dahi getirmemiþtir. Devrimci hareket iki eðilimin yani devrimci ve reformist eðilimlerin birliði olarak geliþir. Genellikle bu ikisi içiçe geçmiþtir ancak yine de her ikisi de nitel olarak farklýdýrlar. Hareketin devrimci unsurlarý, reformlar için de mücadele etmeden geliþemez ve güçlenemez. Ama burada temel sorun, reformlarýn devrimci çizginin egemenliði altýna nasýl alýnacaðý ve ona tabi kýlýnacaðý sorunudur. Devrimin amacý varolanýn ve zamaný geçmiþ olanýn yýkýlarak, yerine yeni ve üstün olanýn geçirilmesidir. Reformun amacý ise , zamaný geçmiþ olanýn bazý deðiþiklikler ile düzeltilmesidir ve bundan dolayý da varolanýn temellerinin korunmasýný içerir. Ýlk bakýþta devrimin yýkýcý ve reformun eskiyi koruyarak deðiþtiren yapýsý, birbirine zýtmýþ gibi görünür. Ancak devrimci harekete baðlý olarak geliþen bir reform hareketi, alttan alta geliþen devrimin yýkýcý etkisini gizleyebileceði ve onu perdeleyerek zamansýz olarak ezilmesini engelleyebileceði gibi, düþmanlarýnýn kafasýný karýþtýrarak ve onlar içerisinde farklý stratejik öncelikleri öne çýkararak ayrýþmalarýný ve tek bir strateji oluþturmalarýný önleyerek, genel olarak güçten düþmelerine neden olarak devrimin yýkýcý geliþimine destek de olabilir. Leninist literatürde devrim/reform iliþkisi genel olarak illegal ve legal mücadele biçimlerinin ustaca birbirine baðlanmasý olarak ele alýnmaktadýr. Devrimci mücadele, illegal ve gizli mücadele araç ve metodlarý gerektirirken, reformist mücadele, legal araç ve metodlar üzerine oturtulmaktadýr. Bundan dolayý devrim ve reform iliþkisi, ayný zamanda illegal ve legal mücadele iliþkisinin de ele alýnmasýdýr.Ýþte reformlarýn devrime ve legal mücadelenin illegal ve gizli mücadeleye baðlanabilmesi için, Parti'nin doðru araç ve metodlarla inþa edilmesi gerekmektedir. Bugüne kadar ki tarihsel tecrübe iktidara üç biçim altýnda yürünebileceðini göstermiþtir.Bu biçimler bunlarý kullanan sýnýflarýn doðasýyla yakýndan iliþkilidir.Bunlar: 1-Devrimci yoldan; 2-Reformist yoldan ve 3-) Komplocu yoldandýr. Devrimci sýnýflar daha çok devrimci yolu, reformist sýnýflar reformist yolu ve gerici sýnýflar da daha çok komplo yolunu kullanýrlar. Ama Kürt Özgürlük Hareketi'nin yapmýþ olduðu gibi,devrimci ve reformist metodlarý birbirine baðlayýp ve bu baðlama içerisinde ikincisini ustaca birincisine baðlý kýlarak iktidara yürümenin de mümkün olduðu baþka bir biçim de ortaya çýkmýþtýr.Söylemek istediðimiz þudur ki, iktidara yürümenin tek bir yolu yoktur ve akýllý bir hareket geniþ bir araçlar portföyü oluþturmak zorundadýr. Doðru bir askeri çizgi , þayet devrimci hareket uluslararasý alanda doðru bir stratejik konumlanmaya ve buna uygun düþen bir taktik planlar sistemine ve bu sisteme uygun düþen iç politikada bir stratejik ve taktik planlar sistemine sahip olduðu zaman ortaya çýkabilir.Onun için TDH'nin askeri çizgisini ortaya koymadan önce,siyasi çizgisini uluslararasý alanda doðru bir þekilde stratejik ve taktik olarak konumlandýrmasý ve bu konumlanmaya uygun olarak da iç politik konumlanmasýný yapmasý gerekmektedir. AKP iktidarý ile birlikte Türkiye'nin Batý'dan stratejik olarak kopmasý ve Doðu Emperyalist grubu içerisine kendisini konumlandýrmak istemesi , TDH'ne bölgesel ve uluslararasý düzeyde, büyük bir manevra alaný açmaktadýr.TDH bu uluslararasý manevra alanýný , Þehir Gerilla Savaþý ile "AB'ye Üyelik" taktiðini birbirine baðlayarak, iktidara yürüme sürecinde Batý'nýn emperyalist burjuvazisinin hareketsiz kalmasýný hedeflemelidir. Ýktidar stratejisini "AB Üyeliði" taktiðiyle birleþtirme politikasý, kaçýnýlmaz bir þekilde Batý'ya ekonomik ve politik tavizler verme politikasýný içermektedir. Ýktidarý ele geçirme sürecinde Batý'ya verilecek tavizlerin, Stratejik Denge Konumu politikasýna uygun olarak tarihsel olarak dengelenmesi ya da yokedilmesi, ancak iki þekilde mümkündür: a-) Gerek iktidara yürüme sürecinde gerekse de iktidarýn ele geçirilmesinden sonra, Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketinin, Avrupa'daki tarihsel devrim bloku ile stratejik iliþkilerini AB'nin iç politik dengesini etkileyebilecek düzeye kadar geliþtirebilme gücüne; b-) Ýktidar aracýlýðýyla Doðu'lu güçler ile yapýlacak anlaþmalar ile mümkündür. Ýktidardan sonra da Devrimci Türkiye'nin "AB'ye üyelik perspektifi ve çabalarý" devam edecektir.Hatta belki de Devrimci Türkiye, özel koþullarda AB üyesi de olabilir.Türkiye'nin AB üyeliði,devrimci hareket tarafýndan iyi hazýrlanýr ve Stratejik Denge Konumu politikasýna uygun olarak çerçevesi iyi çizilirse, Kürdistan ve Türkiye devrimlerinin Demokratik Ulus ve Demokratik Modernite devrimleri temelinde Avrupa'nýn içlerine kadar yayýlmasýna da neden olabilir. Devrimci Türkiye'nin gerek AB'nin içerisinde gerekse de AB'nin dýþýnda ama onun hemen kenarýnda, Demokratik Modernite çizgisine baðlý kalabilmesi için, "çok özel" bir politikaya ihtiyacý olacaktýr.Bu politika, azami derecede AB'ye yakýn ve hatta AB içerisinde de olarak,ama ekonomik ve politik baðýmsýzlýða sahip olacak çerçeve ve olanaklara da sahip olarak stratejik konumlanma þeklinde özetlenebilir. Bu durum Türkiye ve Kürdistan devriminin, dolaylý yollardan Avrupa'ya taþýnmasý için sadece "geçici bir denge" durumu olacaktýr. Bu özel durumun ortaya çýkmasý bazý önemli parametrelerin birliðine baðlýdýr: 1-AB'nin ABD gibi hem ekonomik hem de politik olarak federal bir yapýya sahip olmamasý ve kendi içerisinde "parçalý" bir ekonomik ve siyasi yapýya sahip olmasý,Stratejik Denge Konumu politikasýnýn belirli bir süre AB üyesi olarak sürdürülmesine de olanak saðlamaktadýr.Devrimci hareketin bu olanaðý gelecekte, Stratejik Denge Konumu temelinde, politik ve diplomatik olarak kullanmasý gerekmektedir.Bu noktada Devrimci Türkiye, AB'nin para birliðine (Euro) dahil olmadan tek politik olarak AB içerisinde yeralarak (Ýngiltere ve Polonya gibi), baðýmsýz devrimci konumunu sürdürebilir.Para politikasýnýn insiyatifinin Devrimci Türkiye'nin elinde bulunmasý stratejik önemdedir. 2-Devrimci Hareket Türkiye'nin AB ile iliþkilerini,Rusya ve Çin gibi Doðu'lu emperyalist güçler üzerinde baský unsuru olarak kullanarak,onlardan ekonomik ve politik taviz elde etmek için kullanmalýdýr.Doðu'dan elde edecek tavizleri,AB ve Batý karþýsýnda kendi pazarlýk gücünü yükseltmek ve Batý tarafýndan tamamen "yutulmamak" için, dengeleyici bir karþý güç olarak kullanmalýdýr. Bu noktada Devrimci Türkiye, özellikle Rusya'nýn ihtiyaç duyduðu güvenliði ve kendi etki alaný içerisinde ona karþý geliþebilecek saldýrýlarý , Türkiye'yi NATO'dan tamamen çýkarak bertaraf etmeli,karþýlýðýnda ekonomik iliþkileri sýkýlaþtýrarak ve özellikle Türkiye'nin Enerji Kavþaðý (HUB) olma politikasýný geliþtirerek,Türkiye'nin Batý karþýsýnda elini güçlendirmelidir. Devrimci Türkiye Batý'nýn ihtiyaç duyduðu enerji kaynaklarý ve nakil hatlarýnýn güvenliðini saðlayarak ve de enerjinin bir baský unsuru olma politikasýna son vererek,Batý'yý rahatlatmalýdýr. Türkiye'yi de NATO'dan çýkararak ve Rusya'yý güvenlik yönünden rahatlatarak,Rusya'nýn korkularýna son vermelidir. 3-Devrimci Türkiye, PKK önderliðinde Ortadoðu'da geliþecek olan Ortadoðu Demokratik Konfederalizmi politikasýna stratejik olarak katýlarak ve destek vererek, AB ve Batý karþýsýnda da elini güçlendirmiþ ve Batý'yý sýnýrlandýrma olanaðýný elde etmiþ olacaktýr. 4-Devrimci Türkiye, Bolþevik devrimin yanlýþ iktidar politikalarýyla da tamamen kopuþarak,yeni bir ekonomi politikasý uygulamalýdýr.Buna göre yabancý sermayenin kamulaþtýrýlmasý ve dýþ borçlarýn iptali politikalarýný hiçbir zaman uygulamamalýdýr.Günümüzün küresel ekonomik sisteminde böyle bir politika hem felaketle sonuçlanýr hem de devrimci Türkiye'nin Stratejik Denge Konumu politikasýnýn gerektirdiði bütün politik esnekliði imkansýz hale getirir.Devrim sadece yerli sermayeyi, o da belirli koþullar altýnda kamulaþtýrmalýdýr.Bu politika emperyalistlerin Devrimci Hareket karþýsýnda yekpare yapýsýný yokedecektir. 5-Kar oranlarýnýn küresel çapta eþitlenme eðilimi,Batý Emperyalistlerinin hem küresel hegemonyasýný zayýflatacak hem de AB içerisinde tek bir politik anlayýþ oluþturma giriþimlerini yokedecektir.Bu durum AB içerisinde politik çeliþkileri arttýracaðý için,Avrupa Devrimci Hareketi'nin, gelecekte Türkiye ve Kürdistan'a dayanarak "PKK'leþmesi" sonucunda,Avrupa'nýn politik kriz ortamýnda AB içerisinde Demokratik Modernite'nin politik ve sosyal sýnýrlarýnýn geniþletilmesine neden olacaktýr.Demokratik Modernite'nin AB içerisinde giderek bu güçlenmesi,AB üyesi olan bir Devrimci Türkiye'nin Stratejik Denge Konumunun sürdürülmesini saðlayacaktýr. 6-Batý'lý ve Doðu'lu emperyalistlerin bu karþýlýklý dengelenmesi ve Kürdistan devrimiyle stratejik ittifak halinde Ortadoðu Demokratik Konfederalizmi'ne Devrimci Türkiye'nin katýlýþý,Türkiye'nin Enerji Kavþaðý stratejik konumunu güçlendirerek,ekonominin baðýmsýz geliþimi için gerekli olan tarihsel çerçeveyi oluþturacaktýr.Ekonominin baðýmsýz geliþimi , ancak,Stratejik Denge Konumu sürekli elde bulundurulduðu zaman mümkündür. 7-Hepsinden önemlisi devrimci hareketin bu Stratejik Denge Konumunun devam etmesi,kar oranlarýnýn dünya çapýnda eþitlenme eðilimi tamamlanmaya doðru giderken neden olacaðý tarihsel krizlerden, tekrar canlanacak ve insanlýðý tekrar büyük bir felaketlere sürükleyecek faþizm tehlikesini bertaraf etmesi için gereklidir.Bolþevikler’in ve III.Enternasyonal'in en büyük hatasý, Ekim Devrimi'nden hemen sonra, Ýngiliz-Fransýz ve ABD'den oluþan emperyalist kampý cepheden karþýsýna alarak ve onunla taktik uzlaþma yolunu da tamamen kapatarak, Alman devrimi baþta olmak üzere Avrupa'da hiçbir büyük devrimi gerçekleþtiremeyerek, kendisini büyük bir tarihsel açmaza ve bu temelde bürokratik bir diktatörlüðe sürüklemiþ olmasýdýr.III.Enternasyonal gerek Ýtalya'da gerekse de Almanya'da faþistlerin iktidarýný ancak,diðer emperyalist grup ve Sosyal Demokrasi ile taktik anlaþma yolunu açýk tuttuðu zaman durdurabilirdi. Gelecek dünya devrim sürecinde,Kürdistan ve Türkiye devrimci ekseninin, Rusya ve Çin gibi ülkelerde ortaya çýkacak faþist hareketleri tek baþýna durdurma olanaðý yoktur.Doðu'da faþist hareketin yükseliþi, ancak Batý ile taktik anlaþma yolu açýk tutulduðu müddetçe bertaraf edebilir.Doðu'nun büyük ülkeleri içerisinde geliþen faþist hareketleri bertaraf edemeyen Kürdistan ve Türkiye devrimi, büyük bir tehdit ve stratejik yýkým ile karþý karþýya kalacaktýr.Bundan dolayý, Stratejik Denge Konumu politikasý, hem Doðu'da hem de Batý'da ortaya çýkacak faþist tehditi dengelemek ve bertaraf etmek için de gereklidir. Ýktidardan sonra gerekli olan bu denge konumunun sürdürülmesi, ancak iç politikada buna uygun bir çizginin geliþtirilmesiyle mümkündür.Türkiye ve Kürdistan devrimleri,deðerler sistemi açýsýndan, Demokratik Modernite temelinde tek Batý'yý yakalamamalý ama onu bir çok noktada (ekonomik olarak deðil ama politik olarak) geçmelidir.Bu noktada gerçek anlamda bir Demokratik Cumhuriyet kurabilmeli ve devrimin toplumsal temellerini tek ulusal ve bölgesel deðil ama evrensel özellikler üzerine de oturtabilmelidir. Bu Demokratik Cumhuriyet,bütün bireyler arasýnda hak eþitliðini saðlayan bir toplumsal dönüþümü saðlayabilmeli ve bireylerin biçimsel (cinsiyet, ýrk, milliyet, din,mezhep vs.) durumlarýndan kaynaklanan bütün eþitsizliði giderebilmelidir. Bunun için devletin temellerini ve yapýsýný, bireylerin ihtiyaçlarýný kapsayacak þekilde deðiþtirebilmelidir.Bu temelde: 1-Anayasa'daki vatandaþlýk tanýmý,belirli bir ýrk,milliyet ve dine mensup olmaktan çýkarýlarak, Emeðe baðlý hale gelmelidir. Demokratik Cumhuriyet'in vatandaþlarý birbirlerine belirli bir ýrk ve milliyet ile deðil Emek ile baðlanmýþ bireyler olmalýdýr.Demokratik Cumhuriyet üzerinde, bir yýldan beri belirli bir iþte çalýþan ya da onun karþýlýðý olan bir kamu görevini yerine getiren bir birey, ýrký,milliyeti,inancý,dini,mezhebi ve yasal konumu ne olursa olsun vatandaþ olmalýdýr.Vatandaþlýðýn bu tanýmý Batý'dan dahi yüksektir. 2-Türkiye ve Kürdistan'ýn demokratik özerklik temelinde iki ayrý baðýmsýz ülkenin özgür birlikteliði þeklinde tekrar örgütlendirilmesi.Bu temelde her iki ülkenin kendi ulusal parlamentolarýnýn yanýnda Federal bir parlamento aracýlýðýyla özgür birlikteliðinin saðlanmasý.Türkçe ve Kürtçe'nin iki resmi dil olarak kabul edilmesi. 3-Devletin laik yapýsýnýn önündeki bütün engellerin kaldýrýlmasý.Baþta Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý'nýn laðvedilmesi olmak üzere, belirli bir milliyet,dine ve mezhebe siyasal sistem içerisinde ayrýcalýk saðlayan bütün örgütlenmelerin yokedilmesi. 4-Eðitim sisteminin tamamen laik bir temele oturtulmasý ve Ýmam Hatip Okullarý'nýn tamamen laðvedilmesi.Eðitimin 18 yaþýna kadar zorunlu tutulmasý. 5-Kadýn-Erkek eþitliðinin her alanda tamamen uygulanmasý ve Devlet Baþkanlýðý makamý da dahil, her makamýn Eþbaþkanlýk temelinde örgütlendirilmesi.Kadýnýn toplumsal ezilmesinin ve ona yönelik þiddetin yokedilmesi için gerekli caydýrýcý yasal düzenlemelerin yapýlmasý. 6-Din,vicdan,inanç,örgütlenme ve toplantý özgürlüðünü garanti altýna alacak düzenlemelerin yapýlmasý.Türbanýn üniversiteler de dahil olmak üzere,bütün kamu kurum ve kuruluþlarda (ilk,orta ve lise öðrenimi hariç) serbestliðinin sürdürülmesi ve garanti altýna alýnmasý.Gayri Müslim vatandaþlarýn inanç özgürlükleri önündeki engellerin kaldýrýlmasý. (Örneðin Heybeliada Ruhban Okulu'nun Fener Rum Patrikanesine iadesi ve Ekümenik önündeki engellerin kaldýrýlmasý gibi). 7-Trans bireylerin eþit vatandaþlýk haklarýnýn korunmasý ve yasal düzenlemelerle garanti altýna alýnmasý. 8-Kýbrýs'ta iþgalin sonlandýrýlmasý ve Türk askerlerinin geri çekilerek, demokratik ve Birleþik Kýbrýs'ýn gerçekleþtirilmesi için gerekli politik ve diplomatik desteðin saðlanmasý. 9-Ermeni Soykýrýmý'nýn tanýnmasý ve bu temelde tarihsel yükümlülüklerin yerine getirilmesi: a-Ermeni halký ve ulusundan özür dilenerek,Türkiye'de bir Ermeni Soykýrým Anýtý'nýn yapýlarak ve önemli Ermeni þahsiyetlerin isimlerinin önemli yapý ve anýtlara isimlerinin verilmesi. b-Ýdeolojik ve kültürel olarak Ermeni Soykýrýmý ve düþmanlýðýna karþý sistematik bir mücadelenin verilmesi. c-Ermenistan devletine, Soykýrým'dan kaynaklanan tazminatlarýn ödenmesi. d-Ermenistan'ýn ulusal sembolü olan Aðrý Daðý'nýn, Türkiye ve Kürdistan’ýn anlaþarak (Ararat) , tarihsel bir jest olarak Ermenistan'a býrakýlmasý. 10-Ermenistan ile yapýlan "Tarihsel Barýþ"ýn bir benzerinin Kürt Halký ve Ulusu ile de yapýlmasý. 11- Demokratik Cumhuriyet bir Ekoloji Kongresi düzenlemeli ve bunun sonucunda bir Ekoloji Protokolü'nü kabul ederek, tarihsel bir yükümlülük altýna girmelidir.Bu temelde gerek AKP Rejimi döneminde gerekse de ondan önce ortaya konan ve kabul edilen bütün ekolojik olmayan proje ve politikalarý yürürlükten kaldýrarak,sermayenin kar hýrsýnýn dýþýnda, Doða-Ýnsan uyumunu temel alan bir politikanýn temellerinin atmasý. 12-Türkiye’nin bir « deprem gerçekliði » söz konusudur. 17 Aðustos 1999 depremi ayný zamanda gelecekte gerçekleþecek büyük bir depremin ön habercisi de olmuþtur.Son 13 yýllýk AKP hükümeti döneminde , bu noktada önlem için hiçbir þeyin yapýlmadýðý ve böyle bir deprem karþýsýnda halkýn tamamen ölüme terkedildiðini ortaya koymuþtur.Bir Deprem Bakanlýðý’nýn kurulmasý ve bu temelde gerekli bütün önlemlerin bir Eylem Programý aracýlýðýyla hayata geçirilmesi. 13-Devrimin Stratejik Denge Konumu politikasýnýn devam edebilmesi için, devlet kapitalizmi çerçevesinde, kamu mülkiyetinin geliþtirilmesi ve güçlendirilmesi ve de ekonominin aðýrlýk merkezi haline getirilmesi zorunludur.Öyle liberal propagandanýn iddia etmekte olduðu Özel Giriþim ilerici , Devlet Giriþimi gericidir yaklaþýmý temelden yanlýþtýr. Kapitalizmin ortadan kalmasý özel mükkiyetin önce devlet mülkiyetine daha sonra da devlet mülkiyetinin sosyalist mülkiyete dönüþmesi yolunu izleyecektir. Ama devrim bütün bunlardan önce, devlet ve özel giriþimin birlikteliðine dayanan ve dünya piyasasý rekabeti temelinde örgütlenen bir karma ekonomik modele göre örgütlenmelidir.Devrimden sonra kamu mülkiyetinin geliþtirilmesi için, Ýþbirlikçi Tekelci Sermayenin mallarýnýn dikkatli bir þekilde kamulaþtýrýlmasý zorunludur.Ancak bu kamulaþtýrma devrimin en riskli politikalarýndan birisidir, çünkü karþý-devrimin provakasyonlarý sonucunda, ülke ekonomisinin makro dengelerini altüst ederek, ekonominin felç olmasýna ve yýkýmýna neden olarak, Stratejik Denge Konumu politikasýnýn çöküþü ile sonuçlanabilir.Onun için, karþý-devrimin bu noktadaki provakasyonlarýnýn boþa çýkartýlmasý için gerekli politik uyanýklýk ve taktik esnekliðin elde bulundurulmasý gerekmektedir.Buna göre: a-Devrim Ýþbirlikçi Tekelci Sermayenin mülkiyetinin kamulaþtýrýlmasýný genel bir yasa çýkarýp birden bire yapmak yerine,dolaylý bir yol izleyerek ve baþka bir biçim altýnda yapmalýdýr.Önce AKP'ye ait büyük yeþil sermayenin mallarýný, "yolsuzluk ile servet edinildiði" görünümü altýnda kamu mülkiyetine geçirmelidir. Daha sonra devrim sýrasýnda "karþý-devrime destek veren" büyük sermayenin mallarýna el koymalýdýr.Devrim buna benzer bir çok yöntem geliþtirmelidir. b-Karþý-devrimin, büyük yerli sermayenin kamulaþtýrýlmasýnýn dýþ sermayeye de yayýlacak provakasyonuna karþý, devrim oldukça uyanýk olmalýdýr.Çünkü yabancý sermayenin ülkeden ani kaçýþý,büyük bir ekonomik krizi tetikleyerek, devrimin bütün esnek taktik yapýsýný yokederek,riskli politikalara kapý aralayabilir.Bundan dolayý bu provakasyona karþý devrim, AKP döneminde zorbalýkla mallarýný kaybeden bazý yerli kapitalistlerin mahkemeler yoluyla mallarýný tekrar ele geçirme taktiðini elinde bulundurmalý ve gerektiðinde bunu devreye sokarak,yabancý sermayeye güven vermelidir.Bununla birlikte, yabancý sermayeye dokunulmayacaðý ve dýþ borçlarýn ödeneceði noktasýnda güçlü güvenceler vermelidir. 14-Devrim Stratejik Denge Konumu politikasýna uygun olarak,yeni bir ekonomi politika benimsemelidir.Bu denge politikasýnýn "belirsizliðin stratejik bir güç" olarak kullanýlan yapýsýna uygun olarak,her türlü sermayenin ülkeye çekildiði ve birbirini dengeleyen ve bu temelde devrimci iktidara ekonomik ve politik baðýmsýzlýðý saðlayan bir olanaða imkan veren bir yapýya sahip olmalýdýr. Ülke ekonomisinin sýcak paraya dayalý kýrýlgan ekonomik yapýsý, yabancý sermayenin ezici oranda yatýrým sermayesi biçiminde ülkeye çekildiði bir konum ile deðiþtirilerek ülke ekonomisinin temelleri güçlendirilmeli ve bu temelde devrim uzun yýllar yüksek büyüme oranlarý elde edebilmelidir. Türkiye ve Kürdistan devriminin bu iktidar yapýsý, mutlak suretle Demokratik Modernite programý ve "tarihsel devrim bloku" anlayýþýyla Avrupa'daki devrimci ve demokratik hareketle stratejik bir temelde kurulacak iliþkilerle birbirine baðlanmalýdýr. Kürdistan ve Türkiye devriminin Avrupa'daki devrimci hareketler ile stratejik iliþkiler geliþtirebilmesi için, Avrupa devriminin tarihsel hedefleri,stratejik ve taktik yönelimleri noktasýnda kafasýnýn net olmasý gerekmektedir.Bu noktada yeterli olamayan Kürdistan ve Türkiye devrimci hareketinin hata yapma olasýlýðý yüksektir.Ama bunun için Avrupa ve dünya devrimci hareketinin kendisini, Bolþeviklerin bazý yanlýþ devrim anlayýþlarýndan kurtarmasý gerekmektedir,ki bu noktada da PKK deneyimi önemli tarihsel kazanýmlar içermektedir. Bolþevik yanlýþlýktan en çok etkilenen ve beslenen Avrupa devrimci hareketi olmuþtur.Hangi biçim altýnda olursa olsun Avrupa devrimci hareketi, Bolþevik devrimin bürokratik devrim anlayýþýnýn etkisinden bir türlü kurtulamamaktadýr ve bu durum Avrupa'da emperyalist burjuvazi karþýsýnda gerçek bir devrimci aðýrlýk oluþturmanýn önündeki en büyük engeli oluþturmaktadýr.Ýdeolojik karmaþa altýnda bulunan bir hareketin, güçlü bir stratejik ve taktik yönelim oluþturamayacaðý açýktýr. Avrupa devriminin ihtiyaçlarý, Avrupa'nýn tarihsel yapýsý ve bu yapýnýn küresel dinamiklerle iliþkisi temelinde ele alýnmalýdýr. Bolþevik ideolojinin etkisi altýnda olan bütün hareketlerde istisnasýz görülen temel özellik,devrimin kapsamýnýn,stratejik hedeflerinin ve taktik yapýsýnýn yanlýþ ele alýnmasýdýr.Bolþevizmin bürokratik devrim anlayýþý, küçük-burjuva ve liberal unsurlarýn baský altýna alýnmasýný içerdiði için, bu toplumsal katmanlar kendilerini hep devrimci hareketin etki alaný dýþýnda varetmeye çalýþmýþlardýr. Halbu ki devrimin yan ürünü olan reformlar tam da bu sýnýflarýn doðalarýna uygundur ve reformlar için de mücadele bu toplumsal kesimlerle bir tür stratejik iliþkiler geliþtirmeyi de içermektedir. Bolþevizmin bürokratik devrim anlayýþýnýn nedeni,yanlýþ kapitalizm analiziydi. Kapitalizmin tarihsel ömrünü tamamladýðý ve hemen sosyalizme geçmek gerektiði anlayýþý, zamanla küçük-burjuva ve liberal kesimlerin bastýrýlmasýna neden oldu.Kapitalizmin tarihsel çerçevesinin doðru belirlenmesi baðlamýnda, bu çizgiden hýzla uzaklaþmak gerekmektedir.Bu noktada sorunun çözümü o kadar basittir ki, sadece insanýn bu basitliði görmesi gerekmektedir. PKK'nin Kürdistan devrimi özgülünde, devrimci hareketin, küçük-burjuva ve liberal harekete olan yaklaþýmý hem Türkiye hem de Avrupa devrimine uygulanýlabilir. PKK'nin Kürdistan'da devrimci hareketten,küçük-burjuva ve liberal sýnýflara kadar uzanan cephede oluþturmuþ olduðu "tarihsel blok" hem Türkiye hem de Avrupa devrimine uygulanýlabilir/uygulanmalýdýr. Bugün Avrupa'da iki temel siyasi eðilim sözkonusudur.Birinci eðilim, devrimci hareketlerden,küçük-burjuva ve liberal eðilimlere kadar uzanan ve daha çok Sosyalist Enternasyonal'in hegemonyasý altýnda olan sol eðilimdir. Ýkinci eðilim ise, liberallerin sað kesiminden,muhafazkarlara ve milliyetçi faþist hareketlere kadar uzanan ve daha çok emperyalist muhafazakar siyasetin etkisi altýnda olan sað eðilimdir.Birisinin aðýrlýk merkezi reformist ve saðcý Sosyalist Parti'lerdir ve diðerinin aðýrlýk merkezi de gerici Muhafazakar Parti'lerdir. Avrupa'nýn egemen siyaseti bu iki eðilim arasýnda bölüþülmüþ durumdadýr. Avrupa siyasetinde oluþan bu denge,kendi içerisinde çok önemli çeliþkiler barýndýrmaktadýr ve küreselleþme olgusu bu çeliþkileri giderek keskinleþtirmektedir. Batý Avrupa'da faþizmin yenilmesinden ve "komünist" tehdit karþýsýnda ortaya çýkan Sosyalist-Muhafazakar stratejik ittifaký, son otuz yýldan beri Küreselleþme baðlamýnda ortaya çýkan önemli sosyal geliþmelerle birlikte, giderek ortadan kalkmýþ ve her iki kesim kendisine baþka siyasi müttefikler aramaya baþlamýþtýr. Avrupa'da sosyal krizin etkisiyle giderek solda devrimci ve küçük-burjuva hareketler güçlenerek saðcý Sosyalist Partileri sýkýþtýrmaya baþlamýþlardýr ve bu sonuncular da kendi hegemonyalarý altýnda bu kesimlerle ittifak aramak istemektedirler.Yine milliyetçi-faþist partiler de sosyal krizin etkisiyle saðdan muhafazakar hareketleri sýkýþtýrarak,onlarý kendi etkisi altýna almak istemektedirler.Avrupa'da bir çok ülkenin muhafazakar hareketleri, giderek milliyetçi-faþist hareketlere oy potansiyellerinden dolayý yaklaþmaktadýrlar. Bu durum AB'nin geleceðini ve burjuva-demokratik yapýsýný tehdit etmektedir. Avrupa'nýn temel politik sorunu,AB'yi ekonomik alandaki federalizme uygun olarak politik bir federalizme taþýmaktýr.Avrupa devrimci hareketinin sosyalist bir Avrupa Federalizmi dýþýnda bir politik programý olamaz.AB'nin daðýlmasýnýn kaçýnýlmaz sonucu,bu birliðin daðýlmasýnda kendi politik geleceðini ve yükseliþini gören Avrupa milliyetçi-faþist hareketlerin güçlenmesi ve yer yer iktidara gelmesi olacaktýr.Eski ulusal sýnýrlara geri dönme,Avrupa'da milliyetçi-faþist iktidarlara kapýyý ardýna kadar aralamayla eþ anlamlýdýr. Bundan dolayý Avrupa devrimci hareketi,AB'nin daðýlmasýný ve eski ulusal sýnýrlara geri dönmeyi savunamaz. Avrupa devrimci hareketinin politik programý,Kürdistan ve Türkiye devrimci hareketinin savunduðu, Ortadoðu Demokratik Konfederalizm'inin daha ilerisi olacaktýr,ki bu "Demokratik Federalizm"dir.Avrupa Demokratik Federalizmi ise sosyalist bir Avrupa Birleþik Devletleri'dir.Avrupa Birleþik Devletleri'nin politik dinamikleri ise,yeni tipte komünist ve devrimci partilerin,Sosyalist Enternasyonal'in sol ve orta kesimleriyle ve Yeþiller Partisi'yle yapacaðý geniþ bir ittifak hareketiyle ortaya çýkacaktýr ve adým adým bütün Avrupa'da, Sosyalist Enternasyonal'in sað kesimleri,muhafazakar ve milliyetçi faþist kesimler üzerinde kuracaðý politik iktidar ve zorla ortaya çýkacaktýr. Bu iktidar hemen Bolþevikler'in yaptýðý gibi,sosyalist ya da komünist bir üretim ve bölüþüm iliþkilerine geçmeyecek ama önce devlet kapitalizmini, dünya piyasasýnýn göstergeleri temelinde örgütleyerek ve azar azar özel kapitalist unsurlarý önce ekonominin büyük sektörlerinde kýsýtlayarak ve devlet kapitalizmini giderek egemen hale getirerek, özel kapitalizmi önce devlet kapitalizmine baðýmlý kýlacak ve daha sonra da üretici güçlerin geliþmesi ölçüsünde komünist üretim sorununu ele alacaktýr. Avrupa devriminin geleceðini ve dinamiklerini anlamak,Türkiye devriminin gelecekte taktik yapýsýný anlama noktasýnda kilit bir öneme sahiptir. Çünkü Türkiye Devrimci Hareketi, PKK'nin Kürdistan devrimi,Demokratik Özerklik ve Demokratik Konfederalizm iliþkisinin bir benzerini,Türkiye devrimi, Avrupa Birliði ve Avrupa Demokratik Federalizmi temelinde ele alarak, kendisine yeni bir stratejik ve taktik yaklaþým geliþtirecektir. Böyle bir tarihsel çerçeveye kavuþacak olan Türkiye ve Kürdistan Cumhuriyeti karþýsýnda, Batý ve AB politikasýnýn bölünmesi kaçýnýlmazdýr. Devrimci Cumhuriyet bu durumuyla, Batý'dan politik olarak daha üstün ama ekonomik olarak geri olacaktýr.Ancak bu konumu ile gerek AB içerisinde gerekse de onun dýþýnda , Stratejik Denge Konumu politikasýnýn temellerinin sürdürülmesi olanaðýný sürekli elinde bulundurarak,hem Batý'da hem de Doðu'da ortaya çýkacak olan ani deðiþikliklerden zamanýnda yararlanma olanaðýna sahip olacaktýr. Türkiye devriminin denge konumuna uygun olarak Batý emperyalistleriyle AB üyeliði üzerinden bu taktik iliþki, içerisinde devrimin yutulmasý riskini de barýndýrmaktadýr.Bu risk gerçektir ve gizlenemez. Her iki taraf bir eliyle el sýkýþýrken, diðer elini de yumruk þeklinde serbest býrakarak ve diðerinin baþýna vurarak yere sermek isteyecektir.Sorunun çözümü ise Avrupa devrimi temelinde olacaktýr : Ya Avrupa halklarý Türkiye ve Kürdistan devrimi ile stratejik iliþki içerisinde gerekli olan devrimci ve demokratik dönüþümleri gerçekleþtirerek AB’yi Demokratik Federalizme taþýyacak ve Türkiye de bu federalizmin içinde tamamen yeralacaktýr ;Ya da Avrupa devrimi yenilgiye uðrayarak, Türkiye devriminin yenilgisine yolaçacaktýr. Ama bu risk alýnmalýdýr ! Ýþte "Þehir Gerilla Savaþý" temelinde TDH'nin ortaya koyacaðý askeri çizgi,ancak devrim uluslararasý alanda Stratejik Denge Konumu ve buna uygun düþen "taktik planlar sistemi"nin tarihsel çerçevesi doðru bir þekilde çizilirse baþarýlý olabilir."Þehir Gerilla Savaþý"nýn içerisinden çýkýp geldiði bu "politik döl yataðý" belirlendikten sonra,onun teorik çerçevesinin ana hatlarýna geçebiliriz.
|