 "PARÝS TERÖR SALDIRILARI": ERDOÐAN AVRUPA'YA TERÖR MÜ ÝHRAÇ EDÝYOR?
K.Erdem
Halk arasýnda "Þeytanýn Avukatlýðýný Üstlenmek" olan yaygýn bir bir deyim vardýr ve genellikle akla gelmeyen ihtimallere dikkat çekmek için söylenir.Bu deyim "Paris terör saldýrýlarý" için hayli hayli geçerlidir. Bu makale somut kanýtlar üzerine oturan bir analizden ziyade, olaylarýn soyut tarihsel ve toplumsal analizinden hareketle, somut politikaya çekilen vektörlerden oluþmaktadýr.
Fransa'nýn baþkenti Paris'te, gerek Ocak 2015'teki Charlie Hebdo odaklý olan gerekse de 13 Kasým 2015'teki terör saldýrýlarý, Fransa dýþ politikasýný manipüle etmeye ya da baský altýna almaya dönük eylemlerdir. Bir çok amacý olmasýna karþýn en önemli amacýnýn bu olduðu görülmektedir.
Peki Fransa dýþ politikasýný kim manipüle etmek ve baský altýna almak istemektedir?
Fransa dýþ politikasýnýn kimin tarafýndan bu temelde deðiþtirilmek istendiðini anlamak için, Fransa'nýn Suriye politikasý eksenli olarak nasýl konumlandýðýný anlamak gerekmektedir.Cengiz Çandar 15 Kasým 2015 tarihli köþe yazýsýnda çok önemli bir tespitte bulunmuþtur,ki bu tespit bizim analizimizin temeli ve baþlangýç noktasýný oluþturacaktýr: "Fransa, konu Suriye olunca “öncelikli olarak Baþþar Esad rejiminin gitmesi” üzerinde duran ve bu yönüyle Türkiye’ye en yakýn siyasi pozisyonda duran ülkeydi. Son Paris saldýrýsýndan sonra, “IÞÝD’le savaþ”, Esad’ýn devrilmesi hedefine yani “Suriye’de rejim deðiþikliði”ne -eskilerin deyimiyle- takaddüm edecek. ABD ile Fransa bir tarafta, Rusya-Ýran karþý tarafta; bu “denklem” ister istemez, bozulacak, en azýndan deðiþecek. (Cengiz Çandar,Radikal, 15 Kasým 2015)
Bu tespit oldukça ilginçtir ve ilginç olduðu kadar da neredeyse sorunun çözümünü içerisinde barýndýrmaktadýr.Fransa'nýn Suriye politikasýný manipüle etmek için potansiyel olarak üç odak mevcuttur: 1-Birlikte hareket ettiði ama taktik olarak ayrýþtýðý (yukarýda Cengiz Çandar'ýn doðru olarak belirttiði Türkiye'nin "öncelikli olarak Baþþar Esad rejiminin gitmesi" görüþüne yakýn duran siyasi pozisyonu) ABD ve müttefikleri. 2-Rusya ve Ýran'ýn Fransa'nýn Suriye'ye müdahale etmemesi için bir çabasý olabilir. 3-Suriye'de hem ABD'nin hem de Rusya'nýn bakýþ açýsýndan farklý olarak Türkiye-Suudi Arabistan ve Katar'ýn (kýsaca TSK diyeceðiz) baþýný çektiði "öncelikli olarak Baþþar Esad rejiminin gitmesi" görüþünü savunanlar.
Paris terör saldýrýlarý bu üç odaktan birisinin iþi gibi durmaktadýr ama hangisinin olduðunu bulmak için,önce olamayacak seçenekleri elemek gerekmektedir.
Elenmesi gereken ilk seçenek Rusya-Ýran hattýdýr.Çünkü bu odak,bölgede sünni terörizme karþý konumlanmýþtýr ve bu terörle iliþkileri hemen hemen yok gibidir. Kaldý ki Fransa'ya karþý böyle bir terör eylemi gerçekleþtirip,Esad'ýn hemen devrilmesini gündeme almalarý da aptallýk olurdu. Bu odaðýn elenmesinden sonra geriye, ABD ve Türkiye'nin müttefikleriyle Fransa'nýn dýþ politikasýný manipüle etme seçenekleri kalmaktadýr,ki bu iki odaktan birisi bu terör saldýrýlarýnýn arkasýnda bulunmaktadýr.
Cengiz Çandar'ýn yukarýda yapmýþ olduðu tespitte,ilginç bir çeliþki söz konusudur: Fransa ABD ile birlikte hareket etmesine karþýn, Türkiye'nin siyasi pozisyonuna yakýn bir politika izlemektedir.Bu durumda iki seçenek söz konusudur: 1-ABD Fransa'nýn kendi Suriye politikasýndan tamamen kopacaðý korkusu yaþamaktadýr ve bu noktada onun kendi politikasýndan kopmamasý için onun cesaretini terör eylemleriyle kýrmak istemektedir. 2- TSK (Türkiye-Suudi Arabistan-Katar) ittifaký ise, kendi siyasi pozisyonlarýna yakýn duran ama Esad'ýn devrilmesi noktasýnda harekete geçmeyen hatta son dönemlerde daha çok ABD'ye yanaþan Fransa'yý provoke edip,onu ABD'den kopartmak ve Esad'ýn yýkýlýþýna "itmek" istemektedir.
Paris terör saldýrýlarýnýn arkasýnda bu iki seçenekten birisi var ama hangisi?
Bunun belirlenebilmesi için,Fransa'nýn her iki yönle iliþkilerinin üç düzeyde doðru bir þekilde incelenmesi ve bu temelde mantýksal bir çýkarsamanýn yapýlmasý doðru bir yöntem gibi görünmektedir.Bu düzeyler, deðerler sistemi, tarihsel iliþkiler ve mevcut konjonktür içerisinde güçlerin jeopolitik konýmlanmasýdýr. Bu yazýnýn konusu olmadýðý için bu noktalarý sadece kýsaca geçeceðim.
Fransa deðerler sistemi açýsýndan ABD ile ayný deðerler sistemine sahiptir. Ama TSK ile tam tersi yani ortak olmayan bir deðerler sistemine sahiptir. ABD ile Fransa arasýndaki iþbirliði bu deðerler sistemi temelinde ortaya çýkmaktadýr.
Fransa'nýn ABD ile iliþkileri onun diðer müttefiklerinden (Ýngiltere ve Almanya) farklý olarak hep mesafeli olmuþ ve ondan ayrý ve baðýmsýz bir emperyalist güç yaratma arayýþýna sahip olmuþsa da,bu çaba stratejik bir kopuþa hiçbir zaman neden olmamýþtýr.ABD de onun bu çabalarýna Fransa'yý farklý biçimlerde tecrit ederek sekte vurmaya çalýþmýþtýr.2007'den sonra Nicolas Sarkozy'nin Fransa Cumhurbaþkaný olmasýndan sonra Fransa,NATO'nun askeri kanadýna tekrar dönerek,ABD ile daha yakýn iþbirliðine girmiþtir.Kaldý ki bugün Avrupa'nýn güvenliði , ABD'nin belkemiðini oluþturduðu NATO tarafýndan gerçekleþtirilmektedir. ABD'nin ayrý hareket etme potansiyeli olan Fransa'yý böyle bir terör eylemi ile kaybetmeye çalýþmasý sadece aptallýk olur. Kaldý ki ABD'nin Fransa'yý diplomatik yollar ile ikna etmesi daha kolaydýr ve onu kaybedecek bir terör eylemine girmesi mantýklý deðildir.
Sonuncu düzey olan, mevcut konjonktür içerisinde jeopolitik konumlanma açýsýndan baktýðýmýz zaman, bütün göstergeler Fransa'nýn "Batý'nýn ortak programý olan IÞÝD programý" içerisinde yeraldýðýný göstermektedir.Ama bu program içerisinde insiyatif almak isteyen ve bu temelde nüfuz alanýný geniþletmek isteyen bir politika uygulamaktadýr. Fransa ABD'nin Ortadoðu'ya müdahalesiyle Ýngiltere'yi ve NATO'nun Doðu Avrupa'ya doðru geniþlemesiyle Almanya'yý tam yanýna çektiði ve Fransa'yý tecrite aldýðý bir politikaya, Sarkozy ile ABD'ye Ýngiltere ve Almanya'dan daha fazla yanaþarak karþýlýk verdi ve bu yanaþmada da uluslararasý askeri ve siyasi gücünü ABD politikalarýný etkilemek için kullanmak istemektedir.Fransa'nýn sorunu bu gücünü "alanda" yani vekalet savaþýnda somut bir biçime büründürememesidir ve bu noktada hedefleri ile araçlarý arasýnda büyük bir makas sözkonusudur.
Artýk sorunun cevabý büyük oranda açýktýr.Makalenin sonunda vereceðimiz cevabý þimdi verelim ve bunun nedenlerini de kýsaca açmaya çalýþalým. Fransa dýþ politikasýný baþta Türkiye olmak üzere,Suudi Arabistan ve Katar , Esad'ýn hemen düþüþünü gerçekleþtirmek için manipüle etmeye ya da Fransa'nýn Suriye politikasýný deðiþtirmesi için baský altýna çalýþmaktadýrlar. Ama bununla birlikte ileride göreceðimiz gibi,TSK eksenini Suriye'den izole etmek için Batý'nýn PKK/PYD ile birlikte hayata geçirmek istediði "Kürt Koridoru" ile de ama özellikle Cerablus'un da kapatýlarak "Kürt Koridoru"nun tamamlanmasýyla da baðlantýlýdýr.Bu ittifak ekseninin (Türkiye,Suudi Arabistan ve Katar) , Fransa'yý gözüne kestirmelerinin çok özel nedenleri vardýr.
Fransa'nýn Suriye politikasý, Arap Baharý'nýn patlak vermesinden sonra , ortaya çýkan yeni geliþmeler temelinde giderek deðiþiklik geçirmiþtir. Suriye içsavaþýnýn baþýnda ,Fransa Suriye Ulusal Koalisyonu (SUK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) içinde Türkiye ile birlikte hareket etmiþ ve hatta bu temelde El Kaide merkezli terör örgütlerine (El Nusra gibi) silah dahi vermiþ ama IÞÝD ABD merkezli ve belirli bir stratejiyle özellikle 2013 yýlýndan itibaren devreye sokulunca ve de ÖSO ve Suudi Arabistan ile Katar destekli El Kaide örgütleri zayýflarken, ABD ve müttefiklerinin yanýna yani IÞÝD planlý bir politikaya kaymaya baþlamýþtýr. Fransa'nýn ABD ve müttefiklerine (Ýngiltere ve Ýsrail) daha fazla kaydýðý bir konjonktürde, Türkiye ise Suudi Arabistan ve Katar eksenine kaymaya baþlamýþtýr.
Biraz da Suriye'deki bu politik þekillenme, ABD'nin 2013'ten sonra, Esad rejimini zamansýz düþürme politikasýndan vazgeçmesiyle ortaya çýkmýþtýr.Yine bu dönemde ABD yeni bir küresel güç düzenlenmesine giderek ve bu temelde önemli bir gücünü, Çin tehditinin yükselmesinden dolayý Uzak Doðu Asya'ya kaydýrarak, Ortadoðu'da Fransa ve Ýngiltere'nin Ýsrail ile birlikte daha fazla rol aldýðý bir politika geliþtirmiþtir.
Suriye'de içsavaþýn patlak verdiði ve 2013'e kadar olan dönem, bir tür belirsizlik dönemidir.Bu dönem ayný zamanda TSK eksenin de kendi içerisinde saðlamlaþtýðý ve Batý karþýtý politikalarýnýn su yüzüne çýktýðý dönemdir. Bu eksen Batý ile ayný çýkarlara sahip olduðu görünümü altýnda, aslýnda Batý-karþýtý bir ittifak kurmuþtur.2013 yýlýnda bu durumun ortaya çýkmasýyla, ABD Batý'ya baðlý saðlam yeni bir iþbirlikçi hareketin "Eðit-Donat Programý" ile ortaya çýkmasýndan ve IÞÝD aracýlýðýyla bazý düzenlemeler (örneðin KDP'nin Türkiye'den uzaklaþtýrýlýp tam Batý'ya baðlanmasý, TSK eksenine baðlý El Kaide gruplarýnýn zayýflatýlmasý ve PKK'nin baský altýna alýnmasý gibi) yapýlmasýndan sonra Esad rejiminin düþürülmesi stratejisini benimsemiþtir. TSK ekseni Türkiye aracýlýðýyla "Eðit-Donat Programý"nýn içeriðini boþaltarak bu politikayý etkisiz kýlmak ve kendi güdümünde bulunan terör örgütlerini alternatif yapmaya çalýþmýþtýr.
Ýþte ABD Fransa'ya daha fazla rol vererek bu yeni stratejiye onu du çekmiþtir ve bu temelde Suriye'de nüfuz mücadelesi veren üç temel güç odaðýnýn oluþmasý tamamlanmýþtýr: 1-ABD-Ýngiltere-Fransa-Ýsrail ve müttefikleri: IÞÝD'i bir aldatma, yýpratma, denge, tehdit, psikolojik savaþ ve bölme aracý olarak kullanmaktadýrlar. 2-Rusya-Ýran-Suriye-Çin: Baas rejimi merkezli hareket etmektedirler. 3-Türkiye-Suudi Arabistan ve Katar: El Kaide,Müslüman Kardeþler Hareketi ve onlarca-yüzlerce radikal terör örgütü ile hareket etmektedirler.
Ýþte bu üç güç merkezi ve bunlarýn kendi aralarýndaki mücadele, dünyanýn bir çok bölgesindeki terör eylemlerinin ortaya çýkmasýna neden olmuþtur.
Haziran ayýnýn sonlarýna doðru, Wikileaks'in Baþkaný Julian Assange bir Rus televizyonuna verdiði röportajda, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar'ýn 2012 yýlýnda, Suriye'de Esad rejimini devirmek için gizli bir anlaþma yaptýklarýný ve ellerindeki belgelerde bunlarýn da olduðunu belirtti.Ýþte Hürriyet Gazetesi'nde çýkan bununla ilgili haber: "Londra’da üç yýldan beri gizlendiði Ekvador Büyükelçiliði’nde Rusya’nýn “Russia-1” televizyon kanalý muhabiriyle görüþen Assange, çarpýcý iddialarda bulundu.
Assange, “Suudi Arabistan Dýþiþleri Bakanlýðý ile diðer devlet kurumlarý arasýnda yapýlan 70 bin yazýþmayý incelediðimizde; Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar’ýn 2012 yýlýnda Beþar Esad rejimini devirmek için gizlice anlaþtýklarý ortaya çýkýyor. Bu üç ülke arasýnda yapýlan gizli anlaþmaya ABD, Ýngiltere ve Fransa da ilk baþta uzaktan destek vermiþ" dedi." (Hürriyet,29 Haziran 2015)
1. ve 2. gruptakiler, ki baþlarýný ABD ve Rusya çekmektedir, Esad'ýn hemen düþürülmemesi noktasýnda anlaþarak, 3.grubun Suriye'deki nüfuzunu öncelikli olarak yoketmeye ve bu ekseni daðýtmaya çalýþmaktadýrlar.Ama bunun için bu eksenin yani 3.grubun Suriye ile baðlantýlarýnýn kesilmesi gerekmektedir. Bunun tek bir yolu vardýr: Akdeniz'e kadar uzanan Rojava bölgesinde "Kürt Koridoru" oluþturmak.Bu koridor aslýnda KDP'nin Rojava'ya IÞÝD aracýlýðýyla çekilmesi temelinde düþünülüyordu ancak PKK'nin Kobane'de þiddetli direniþi bu planý þimdilik sekteye uðrattý ve PKK Batý'ya bu planý beraber hayata geçirebilecekleri noktasýnda bir politik çerçeve sundu.
"Kürt Koridoru"nun PKK ile birlikte oluþturulacaðý politikasýný gören Türkiye ve müttefikleri Suudi Arabistan ve Katar, bu yeni strateji temelinde insiyatif alan Fransa'yý terör hedefine koydular . Ocak 2015 tarihli Charlie Hebdo odaklý terör saldýrýlarýnýn amacýnýn bu politikayý harekete geçiren Fransa ve müttefiklerine bir mesaj olduðu görülmektedir. Çünkü bu saldýrýdan bir ay sonra Fransa Cumhurbaþkaný François Hollande, PYD Eþbaþkaný Asya Abdullah'ý ve YPG Komutaný Nesrin Abdullah'ý Elysée Sarayý'nda kabul ederek, baþta Türkiye olmak üzere Suudi Arabistan ve Katar'a, "Kürt Koridoru" politikasýna devam edeceklerini ve bu "IÞÝD algýsý geçirilmiþ El Kaide terör saldýrýlarý"na pirim vermeyeceklerini dolaylý bir diplomatik dille belirtti.
Ocak 2015 terör saldýrýlarýndan sonra ve yaz aylarýnda, "Uluslararasý Koalisyon" IÞÝD ile savaþ görünümü altýnda Tel Abyad'ýn iki yakasýný kapatarak ve Cerablus'un tek açýk kalmasýný saðlayarak , "Kürt Koridoru"nu uzattý. TSK ekseni Suriye ile tek baðlantýsý olan Cerablus'un "Kürt Koridoru" aracýlýðýyla kapanmasýný önlemek için müthiþ bir þekilde direniþe geçti.Çünkü bu koridorun kapanmasý, TSK eksenini Suriye'deki güç iliþkileri denkleminde giderek önce zayýflatacak sonra da dýþýna itecekti.Böyle bir durumda TSK ekseninin daðýlmasý kaçýnýlmazdý.TSK eksenini birarada tutan çýkarlardýr ve bu çýkarlarýn geliþme temeli ortadan kalkýnca ittifakýn daðýlmasýný kimse durduramaz, ki bu daðýlmadan sonra bu ülkelerin iç politikalarýnda bu politikalarý uygulayan kliklerin devrilmelerine sýra gelecektir.Bundan dolayý Cerablus'un bir Kürt Koridoru aracýlýðýyla kapatýlmasý, TSK ittifakýnýn iç politikada giderek yýkýlmalarýna neden olacak bir politika olduðu için her yolla direnmektedirler, ki bunun baþýnda "Avrupa'ya terör ihraç etmek" vardýr.
Fransa'daki 13 Kasým tarihli terör eylemlerinden bir kaç gün önce, ilginç bir þekilde Tayyip Erdoðan'ýn sanki Paris terör saldýrýlarýnýn olacaðýný biliyormuþ gibi, "terör söyleminin" deðiþtiðine þahit olduk. Erdoðan "birbirimizin teröristlerini kullanmaktan vazgeçelim" anlamýna gelen söylemde bulunuyordu.Bununla aslýnda diplomatik olarak, Cerablus'u Kürt Koridoru ile kapatmak ve TSK eksenini zayýflatmak isteyen güçlere mesaj veriyordu: Kürt Koridoru PYD'ye dayanarak kapatýlýrsa, bu politikayý uygulayan devletlerin karþýlýðýnda terörle karþýlaþacaðýna dair açýk bir mesajdý.
Üstelik TSK ekseni bu terör saldýrýlarýný,G-20 ve Viyana Toplantýlarý'ndan hemen önce yaparak,bu zirvelerin gündemini "Suriye'de Esad rejiminin hemen düþürülmesi gerektiði" politikasýna ve bu temelde bir politik iradenin oluþmasýna baðlamaya çalýþtý.Bu çabalar sonuç vermedi ama Kürt Koridoru sorununda ilginç geliþmeler yaþandý.
Paris terör saldýrýlarý ile TSK ekseninin tehlikeli bir þekilde terörü Batý'ya ihraç ettiðini ve bu ihracýn "Suriyeli Mülteci Ýhracý" ile birlikte organize edildiðini ve bunun sürmesi durumunda Batý ittifakýnýn daðýlma tehlikesini gören ABD, Dýþiþleri Bakaný John Kerry aracýlýðýyla saldýrýlardan bir gün sonra, Cerablus'ta "IÞÝD'tan arýndýrýlmýþ bölge"yi Türkiye ile birlikte gerçekleþtireceklerine dair bir açýklamada bulundu.
TSK ekseni Paris terör saldýrýlarýyla, þimdilik Cerablus'un bir "Kürt Koridoru" politikasýyla kapatýlmasý politikasýný durdurmuþ gözükmektedir.Bu çok vahim bir durumdur ve terör silahýnýn artýk "vazgeçilmez ve caydýrýcý bir araç olduðu" anlamýna gelmektedir. TSK ittifaký Suriye'de ve baþka yerlerde sýkýþtýkça sýk sýk bu terör aracýna baþvurmak zorunda kalacak ve terör aracýlýðýyla savaþý Batý ülkelerinin yine Doðu ülkelerinin metropollerine yayacaktýr.
TSK ittifaký Suriye'de tek Batý ittifakýna karþý deðil,Rusya'nýn baþýný çekmekte olduðu Doðu ittifakýna karþý da savaþmaktadýr.Suriye'nin Kuzeyi'ndeki terör örgütlerini destekleyen TSK ittifaký,bu örgütlerin siyasi ve askeri pozisyonlarýnýn zayýflamamasý için her türlü desteði vermektedir . Son Rus savaþ uçaðýnýn düþürülmesi olayý, nasýl Cerablus'un "Kürt Koridoru" ile kapatýlmasý Paris terör saldýrýlarýyla önlendiyse,buralardaki terör örgütlerinin pozisyonlarýnýn korunmasý da , Rus uçaklarýnýn bu örgütlerin yoðun olduðu yerlerin üzerinde uçamamasýyla saðlanmak istenmektedir.Bu da uçak düþürme olayýnýn aslýnda planlý bir olay olduðu sonucunu doðurmaktadýr.
Türkiye Rusya'nýn savaþ uçaðýný bilerek düþürerek ve Rusya ile gerginliði yükselterek bazý politik hedefler peþindedir.Bu hedefin en önemlisi, Suriye'deki ABD-Rusya dengesini bozmak ve her iki devletin geçici olarak Esad'ýn iktidarda kalmasý noktasýndaki anlaþmasýný baltalamaya dönüktür.Türkiye provakatör bir devlet gibi hareket etmektedir ve amacý, Rusya ile NATO'yu karþý karþýya getirerek, aralarýndaki taktik anlaþmayý (ki TSK ittifakýna yönelmiþtir) yoketmektir.Türkiye NATO'nun Rusya karþýsýnda kendisine yardýma gelmeyeceðini bilmektedir.On gün önce Batý ittifakýný Fransa'da kalbinde vuran Türkiye'ye NATO'nun yardýma gelmeyeceðini Türkiye de bilmektedir.Burada amaç NATO ile Rusya'yý karþý karþýya getirerek, aslýnda NATO içerisinde bir bölünme yaratmak ve NATO üyelerine bir savaþ durumunda NATO'nun kalkan olamayacaðýný göstermektir.Türkiye Rus uçaðýnýn düþürülmesiyle iki hedef gütmektedir: 1-Rusya'nýn Kuzey Suriye'de etkili olmasýnýn önüne geçmek; 2-NATO ile Rusya'yý karþý karþýya getirerek,Paris saldýrýlarýndan dolayý NATO'nun kendisine istenilen desteði vermemesini saðlayarak NATO ittifakýný sulandýrmak ve Suriye'de Esad'ýn daha belirli bir süre iktidarda kalmasý noktasýnda anlaþan ABD ve Rusya anlaþmasýný bozmak.
TSK ittifaký gerek Paris terör eylemleriyle gerekse de Rus savaþ uçaðýnýn düþürülmesiyle, Batý ve Doðu ittifakýnýn bir yandan "Kürt Koridoru" öte yandan Rusya'nýn Suriye'de savaþa dahil olmasýyla gerçekleþtirilmek istenen kuþatmadan çýkmak için bir "yarma hareketi" ya da "kuþatmadan çýkýþ" hareketi gerçekleþtirmiþtir. Þu ana kadar ki geliþmeler, Suriye'de ABD-Rusya taktik anlaþmasýnýn bozulduðuna dair bir durum oluþturmamaktadýr.Paris terör saldýrýlarýyla, Batý'nýn Cerablus'u "Kürt Koridoru"nu uzatarak tamamlama politikasýný durduran TSK ekseni, bu sefer de bu koridorun Rusya aracýlýðýyla tamamlanmasý politikasýyla karþý karþýya kalabilir ve Batý da buna göz yumacaktýr.Çünkü Kürt Koridoru'nun uzatýlmasý hem Rusya'nýn hem de Batý'nýn ortak çýkarýna olan bir durumdur.Bu da önümüzdeki süreçte,baþta Türkiye olmak üzere TSK ekseninin,hem Batý ile hem de Doðu ile çeliþkilerinin giderek keskinleþeceðini göstermektedir.
Ama gerek Paris saldýrýlarýný gerekse de politik sonuçlarý itibariyle AB üzerinde Paris saldýrýlarý kadar etkili olan "Suriyeli Mülteci Ýhracý" krizini tek Suriye'deki savaþ eksenli düþünmek doðru deðildir.TSK ittifaký ama özellikle de Türkiye çok daha büyük bir stratejik hedef ile hareket etmektedir.
Erdoðan'ýn bölgesel politikasý aslýnda içeride gerçekleþtirmek istediði Sünni-Türk milliyetçiliði temeline dayanan faþist rejimin bir tür yansýmasý niteliðindedir.Bundan dolayý bu dýþ politikanýn temel vektörlerini anlamak için bu faþist rejimin ideolojik kodlarýný anlamak gerekmektedir.AKP'nin yeni faþist rejimi, Sünni islamýn resmi devlet ideolojisi yapýlmak istendiði ve bu temelde Osmanlý Ýmparatorluðu'nun eski nüfuz alaný içerisinde bir kýsým sünni devletler ile ittifaklýk temelinde, Yeni-Osmanlýcýlýk biçiminde bir nüfuz alanýnýn oluþturulmasýný öngörmektedir.
TSK ittifak ekseninin bu kadar cesur hareket edebilmesinin en büyük nedeni Türkiye'dir.Türkiye Cumhurbaþkaný Recep Tayyip Erdoðan ve partisi AKP'nin , asýl yüzünü saklayarak Türkiye'yi Batý'dan stratejik olarak uzaklaþtýran ve Ortadoðu ve Kuzey Afrika'yý etki altýna almak isteyen Yeni Osmanlýcýlýk politikasý, Katar ve Suudi Arabistan'ýn Batý'ya terör ihraç edecek kadar çok cesur hareket etmesine neden olmuþtur.Erdoðan AB'ye alternatif olarak bu bölgelerde yeni bir nüfuz alaný yaratmak isterken,bu hedefinin önündeki en büyük jeopolitik engel olan Suriye'yi ele geçirmeyi temel bir stratejik hedef olarak belirlemiþtir.Bundan dolayý Suriye'yi ele geçirmek için yapmayacaðý çýlgýnlýk yoktur.
Türkiye'nin Batý'dan stratejik olarak uzaklaþmasý pasif deðil ama aktiftir. Türkiye Batý'dan uzaklaþmasýný,Avrupa'da milliyetçileri kýþkýrtan bir politika ile koordine ederek,AB'nin iç ve dýþ politik dengesini bozarak, onu güçsüz kýlmak istemektedir. Bu hedef bir yanýyla kendi yeni nüfuz alanýný açmaya dönük olduðu gibi öte yandan da Türkiye halkýnýn gözünde AB'nin cazibesini yokederek, kendi rejimini kabul etmesini saðlamaya dönüktür.
Son dönemdeki "göçmen krizi" Türkiye ve ortaklarý tarafýndan gizlice organize edilmiþ ve temel hedefi,Avrupa'da aþýrý saðýn yükselmesini saðlayarak,AB'yi kendi deðerlerinden uzaklaþtýrarak, derin bir krize sürüklemektir. Erdoðan ortaklarý olan Suudi Arabistan ve Katar ile göçmen krizi ve terör saldýrýlarý aracýlýðýyla Batý ittifakýný daðýtýp , Batý'nýn Ortadoðu ve Kuzey Afrika'ya müdahale reflekslerini yoketmek istemektedirler.
Suriye Türkiye'nin AB'ye alternatif olarak Ortadoðu ve Kuzey Afrika'ya açýlan temel kapýsý konumundadýr ve bu kapý ele geçirilmediði müddetçe bu bölgelerde etkili olmasý ve bu etkisini küresel güç iliþkileri üzerine taþýmasý mümkün deðildir.
Paris terör saldýrýlarýndan bir kaç gün önce Cengiz Çandar çok önemli bir baþka noktaya yine deðinmiþtir.Yabancý bir yazarýn Türkiye,Suudi Arabistan ve Katar'ýn Katar doðal gazýný Suriye üzerinden Türkiye'ye ve oradan da Avrupa'ya ihraç etmek istedikleri noktasýnda anlaþtýklarýný ve bu teklifi 2009'da Esad'a götürdüklerini ama Esad'ýn bunu reddettiðini yazdýðýný belirtmiþtir:
"Yazýda, “Türkiye ile Katar’ýn Esad’a karþý ayaklanmanýn sponsor rollerindeki ideolojik boyutlar bir yana, doðal gaz jeopolitiði de Ankara ile Doha’nýn Suriye’ye karþý iliþkilerinde önemli yer sahibi olmuþtur” deniliyor ve 2009’da Esad’ýn Katar’dan Türkiye’ye doðal gaz taþýyacak boru hattýnýn Suriye’den geçirilmesi projesini reddetmiþ olduðu bildiriliyor. Buna göre, Ýran’ýn Güney Pars havzasýnýn hemen yanýbaþýndan, Katar’ýn kuzey noktasýndan baþlayarak S. Arabistan, Ürdün ve Suriye üzerinden doðal gaz taþýnmasý söz konusuydu. Þam’ýn bunu kabul etmemesinin en önemli nedeni olarak, Rusya’nýn AB’nin bir numaralý doðal gaz tedarikçisi olarak konumunu Suriye’nin kollamak istemesi gösteriliyor. Ayrýca, 2010 yýlýnda Esad, Ýran, ile Irak üzerinden Suriye kýyýsýna Ýran doðal gazýný ulaþtýracak, 10 milyar dolarlýk “Ýslamî boru hattý” projesini görüþmeye baþlamýþ. Suriye krizinin baþlamasýndan 16 ay sonra yani 2012 Temmuz’unda Esad, Ýran ile bu konudaki Mutabakat Memorandumu’nu imzalamýþ. O imza, Suriye’yi Ýran-Irak (Þiî aðýrlýklý Baðdat) üzerinden, Batý’ya yönelik bir “enerji koridoru” haline getiriyor. Suriye’nin “bölgesel enerji koridoru” potansiyelinin, devam etmekte olan çatýþmada (savaþ) “temel faktörler”den biri olmasý, Batý basýnýnda gereðinden az yer bulmasý, söz konusu yazýda eleþtiriliyor. Dikkat edilirse, siyasi ve askeri boyutlarý bulunan ve bunlarý etkileyen “stratejik ekonomik çýkarlar“la birbirine baðlanan bir “Tahran-Baðdat-Þam ekseni”nden söz edilebilir bir durum mevcut. (Cengiz Çandar,Radikal 11 Kasým 2015)
Türkiye'nin kendisini uzun zamandan beri stratejik Enerji Kavþaðý (Hub) olarak konumlandýrmak istediði bilinmektedir.Þu an Rusya'dan, Ýran'dan, Azerbaycan'dan ve Güney Kürdistan'dan gelen enerji nakil hatlarýyla Türkiye önemli bir enerji kavþaðý konumundadýr.Bu konumuna Katar ve Suudi Arabistan'dan gelecek olan nakil hatlarý da eklenirse, Türkiye'nin emperyalist güçler karþýsýndaki baðýmsýz hareket kapasitesi ama özellikle Avrupa üzerindeki tehdit edici yapýsý daha da geliþecektir.Bu durum içeride faþist rejimin oturmasýna daha da yardým edecek ve onu daha da otoriterleþmesi noktasýnda kamçýlayacaktýr.Bunlarýn üzerine koyulacak bir nükleer silah da rejimin ömrünü uzatacaktýr.Son dönemlerde Türkiye'nin Çin ile yapýlan füze anlaþmasýný iptal etmesi ve uzun menzilli bir füze projesini baþlatmasý Türkiye'nin gizli nükleer programýyla iliþkili bir durumdur.
Peki olaylar bu kadar açýkken bunlarýn görülmesini engelleyen durum nedir?
Ýçinde geçmekte olduðumuz Dünya Savaþý'nýn temel karakteri, PSÝKOLOJÝK SAVAÞ üzerine oturmasýdýr.Bu savaþ biçimine neden olan durum da , kapitalizmin gelmiþ olduðu tarihsel düzey ile iletiþim ve ulaþtýrma araçlarýnda yaþanan dev teknolojik geliþmelerdir.Emperyalist paylaþým savaþýnýn psikolojik savaþ karakteri anlaþýlmadan, metodlarý, araçlarý ve hedefleri anlaþýlmaz.
Savaþ olgusunun kendisi temelde aldatmaya dayanýr ve psikolojik savaþ bu aldatma katsayýsýný olaðanüstü yükseltmiþ durumdadýr.Kuantum fiziðinde yaþanan durum, siyasette de yaþanmaktadýr: Ýlk gördüðün þeye inanma! Psikolojik savaþ aldatma katsayýsýný yükselttiði için, ilk gördüðümüz dünya gerçek dünya deðildir. Gerçek dünya görünen dünyanýn arkasýnda bulunmaktadýr. Savaþýn bu gerçeði anlaþýlmayana kadar hiçbir þey anlaþýlmaz. Maalesef modern dünyada siyaset ve savaþ bu temelde geliþmektedir.Daha önce de bu vardý, ama hiçbir zaman bu kadar kapsamlý olmadý.Genellikle taktik düzeyle sýnýrlý olan aldatma olgusu, iletiþim ve ulaþtýrma araçlarýnýn geliþimi ile stratejik düzeylere taþýndý ve bu durum aldatma katsayýsýnýn yükselmesine, görünen dünya ile gerçek dünya arasýndaki ayrýmýn muazzam açýlmasýna neden oldu.
Görünen dünya ile gerçek dünya arasýndaki bu ayrým, psikolojik savaþ aracýlýðýyla gizlendiðinden dolayý, olaylarýn gerçek doðasý ilk baþta görünmez. Ama bu psikolojik savaþ da küresel temelde içiçe geçen ekonomik ve politik iliþkiler üzerine oturmaktadýr ve bu içiçelik olaylarýn gerçek doðasýnýn daha fazla gizlenmesine neden olmaktadýr.Devletlerin karþýlýklý baðýmlýlýðý, ilginç ve eski zamanlardan farklý bir savaþ biçimini açýða çýkarmýþtýr.Dünyanýn bir bölgesinde düþman olanlar, bir baþka bölgede taktik ve stratejik iliþki geliþtirebilmektedirler.Hatta belirli bir yerde düþman olanlar,bu düþmanlýk içerisinde dahi taktik iliþki geliþtirebilmektedirler.Bu kesinlikle yeni bir fenomendir ve buna ayak uyduramayan hiçbir gücün (devrimci hareket de dahil) baþarý þansý yoktur.
Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Katar ile ittifak halinde, Suriye eksenli olarak yürütmüþ olduðu emperyalist nüfuz mücadelesini, Paris terör saldýrýlarýyla Batý ittifakýnýn içerisine taþýyarak, Batý'ya dolaylý savaþ ilan etmeye kadar geniþletmesi, tarihsel yapýsý ve aðýrlýðý bakýmýndan Osmanlý Ýmparatorluðu'nun 29 Ekim 1914 yýlýnda Karadeniz'de Rusya'yý bombalayarak savaþa girmesiyle ayný yapýya sahiptir.
Erdoðan ve ortaklarý bu savaþ ilanýyla geri dönüþü olmayan bir yola girmiþ durumdadýrlar ve bu durum dünya güç iliþkilerinde jeopolitik bir kýrýlma yaratmýþtýr. Türkiye Devrimci Hareketi bu jeopolitik kýrýlmadan sonuna kadar yararlanacak ve siyasetini,strateji ve taktiklerini modern dünyanýn doðasýna adapte ederek önce ayaða kalkacak ve sonra da iktidara yürüyecektir.
Paris terör saldýrýlarý Türkiye'de devrimin kapýsýný ardýna kadar aralamýþtýr ve Türkiye Devrimci Hareketi aralanan bu kapýdan mutlaka içeri girecektir!
|