[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 63(1) }
| Devrimci Bülten

"AB-TÜRKÝYE ZÝRVESÝ": TEHDÝT VE ÞANTAJIN ZAFERÝ MÝ? 


Ýlki ne ilginçtir (!) 13 Kasým 2015 tarihli "Paris terör saldýrýlarý"ndan onaltý gün sonra ve yine Türkiye'nin bilerek düþürdüðü Rus savaþ uçaðý hadisesinden ise  bir hafta sonra yani 29 Kasým 2015'de gerçekleþen "AB-Türkiye Zirvesi"nin ikincisi, 7 Mart 2016 tarihinde gerçekleþti.Bu ikinci zirveye de Türkiye'nin tehdit ve þantajý damga vurdu ve gün geçtikçe "Paris terör saldýrýlarý"nýn arkasýnda hangi güçlerin bulunduðu ve bu saldýrýlarýn "Avrupa'ya mülteci ihracý" ile nasýl koordine edildiði de ortaya çýkmaktadýr.


Tam olarak "AB-Türkiye Zirvesi"nin uluslararasý politikadaki yeri ve anlamý nedir? Gerçekten de iddia edildiði gibi, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecine ivme mi kazandýrýlýyor yoksa baþka hesaplarýn olduðu "uluslararasý bir diplomatik komedi" mi sergileniyor? 


Ne yazýk ki ikincisi! Tarihte eþine az rastlanýr ikiyüzlü bir diplomasi yürütülmektedir. Ama her iki tarafýn  da bu ikiyüzlülüðü kamuoylarýna farklý bir þekilde "pazarlama"da da çýkarý bulunmaktadýr. Zirvenin içeriði ile biçimi arasýnda bu kadar bir farkýn bulunduðu bir zirve zor bu lunur.


Sözde "Türkiye AB'ye girmek için AB'nin kapýlarýný zorluyor" ama AB bu süreci yavaþlatýyor! Ýçeride Tek Adam Diktatörlüðü temelinde tepeden týrnaða faþist bir rejim kuran, iki defa müttefikleriyle (yani Suudi Arabistan ve Katar)  AB'nin politik liderliðini yapan Fransa'nýn kalbindeki terör olaylarýný organize eden ve AB'ye "mülteci ihracý" ile þantaj yapan bir ülke AB ile üyelik süreci yürütüyor! 


Paris terör saldýrýlarýnýn arkasýnda TSK (Türkiye-Suudi Arabistan-Katar) ittifakýnýn bulunduðu bütün devletlerin bildiði ortak bir "sýr"dýr.Zaten "mülteci ihracýný" da yine bu TSK ittifakýnýn yaptýðýný da bizzat Erdoðan kendisi itiraf etti ve istenilen paranýn verilmediði taktirde mültecileri otobüs ve uçaklar ile göndereceði tehditini açýkça yaptý.


"AB-Türkiye Zirvesi"nde Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecine ivme kazandýrýlmadýðý tam tersine Türkiye'nin Batý'ya olan düþmanlýðýný "AB'ye üyelik süreci"nin altýna gizleyerek ve  sürekli þantaj ve tehdit pazarlýðýný yükselterek, Batý ittifakýna güçlü bir stratejik darbe indirmek istediði ve bu darbenin sonucunda da  ittifakýn daðýlmasýný hedeflediði görülmektedir.Birinci Dünya Savaþý'ndan sonra ilk defa , Türkiye Batý ittifaký için bu kadar büyük bir tehdit  oluþturmuþtur.Türkiye Batý için tek tehdit deðil giderek Ýran'dan daha tehlikeli bir düþman olmaya baþlamýþtýr.


Bu düþmanlýðýn ise Türkiye'nin Batý ile geleneksel iliþkilerinin biçimi içerisinde geliþmesi hem bir yandan ilginç bir durum oluþturmaktadýr hem de karmaþýk bir politik durumun oluþmasýna yolaçmaktadýr.Türkiye'nin Batý ile bütün stratejik baðlantý noktalarýný Erdoðan ve AKP, emperyalist paylaþým savaþýnda taktik araçlara çevirmiþlerdir.


Türkiye uzun zamandan beri ilk defa yine "zorlayýcý diplomasi"ye dönmüþ durumdadýr. Yani diplomatik manevralarýn askeri güç ile desteklendiði bir politika yürütmektedir ancak bu seferki "zorlayýcý" yan içerisinde tek askeri güç  yoktur ama "devlet terörü" de bulunmaktadýr.


Modern Türkiye'nin tarihinde  iç politika  Kurtuluþ Savaþý hariç, hiç bu kadar dýþ politika ile içiçe geçmemiþtir.Bunun nedeni rejimin içeride köklü bir deðiþime girmiþ olmasý ve yeni rejimin kendi "ideolojik kodlarý"na uygun olarak dýþ politikada yeni bir  þekillenmeye gitmiþ olmasýdýr.Bu yeni þekillenme , eski politik araç ve kurumlarýn biçiminin korunmasý ama içeriðinin zaman içerisinde deðiþtirilmesini öngören bir yönteme göre olmaktadýr. Erdoðan ve AKP, güç dengesini hesaba katarak ve zamansýz bir biçimde eski biçimler ile hemen kopuþmamaya özen göstererek ,  eski biçimleri asýl hedeflerini gizleyen aldatma araçlarýna çevirmiþlerdir.


Erdoðan'ýn içeride yeni faþist rejimin inþasý, Türkiye'nin bölgesel ve küresel konumunda hem Batý Emperyalistlerinin hem de Doðu Emperyalistlerinin aleyhine köklü bir deðiþime neden olduðu için, bu yeni rejimin güvenliði sorunu, kaçýnýlmaz olarak çok önemli dýþ politik sorunlar ile birleþmektedir.


Yeni faþist rejimin AB'ye üyelik temelinde ya da Türkiye'nin Batý ile stratejik iliþki içerisinde kalarak inþa edilmesi mümkün olmadýðý için,Erdoðan 2002-2010 arasý önce Ýran'a yanaþmýþ ve Türkiye-Ýran stratejik baðlantýsýna dayanan (bunu da AB'nin oluþumuna önayak olan Fransa-Almanya stratejik ittifakýna benzetmiþlerdir) bir eksen kurmaya çalýþmýþtýr.Bu ittifak ekseni Ýran'ýn Rusya ile  stratejik baðlantýsýný koparmasýný öngörmekteydi.Türkiye'nin Batý'dan stratejik kopuþu, Ýran'ýn Rusya'dan stratejik kopuþu ile tamamlanarak, Avrupa'dan Hindistan'a kadar, Ortadoðu'dan Kuzey Afrika'ya kadar uzanan bir nüfuz alanýnýn oluþturulmasýný öngörüyordu.Ýran Türkiye'nin bu maceracý politikasýný kabul etmemiþtir.


Ýran'dan umudunu kesen Türkiye, Suriye içsavaþý sýrasýnda Batý ile huzursuzluk yaþayan Suudi Arabistan ve Katar ile sünni bir eksen oluþturmaya gitmek zorunda kaldý.Erdoðan Batý'dan stratejik uzaklaþmayý, mutlak suretle bir bölgesel güç oluþumuna baðlamanýn zorunluluðunu anlamýþtýr.Çünkü aksi taktirde yeni faþist rejimin ömrü uzun olmayacaktýr.


Ýki emperyalist ittifaktan ayrý üçüncü bir bölgesel güç merkezinin oluþturulmasý, bu iki emperyalist güç merkezi ile çatýþmayý gerektirdiði için, TSK ittifaký her iki emperyalist güç ile mücadele edecek bir strateji ve buna uygun taktik araçlar oluþturmuþlardýr.Buna göre: 

1-Kendi dýþýndaki her iki kampýn taktik olarak birlikte hareket etmelerini önlemek için ve bu birlikteliði bozmak için her iki tarafý çeþitli bölgelerdeki sorunlarý kullanarak karþý karþýya getirmeye çalýþmak.

2-Türkiye'nin Ýran ile geleneksel iliþkilerini, Suudi Arabistan'ýn da Mýsýr ile geleneksel iliþkilerini kullanarak daha geniþ bir manevra alanýna sahip olmak.

3-Batý ittifakýnýn "yumuþak karný" olan Avrupa Birliði'ni terör tehditi ve mülteci krizi ile zayýflatarak iç anlaþmazlýklarýný geliþtirerek ama özellikle Avrupa'da aþýrý saðýn yükselmesini saðlayarak ve bu temelde iç dengesini bozarak Avrupa üzerinden Batý ittifakýný zayýflatmak.


"AB-Türkiye Zirvesi"nde Suriye'li mülteciler için istenen para yardýmý dýþýnda , Türkiye'nin gündeme getirdiði Avrupa'ya Türkiye vatandaþlarýnýn vizesiz seyahat isteðinin içyüzü ise görünenden tamamen farklý bir yapýya sahiptir. Türkiye'nin bu vizesiz seyahat isteðinin altýnda, TSK ittifakýnýn desteklediði "IÞÝD ve El Kaide teröristlerinin Avrupa'da serbest dolaþým hakkýna sahip olarak" bu TSK ittifakýnýn terör silahýný Avrupa'ya karþý sürekli elinde bulundurmak  istemesi yatmaktadýr.Böylece Avrupa ve onun aracýlýðýyla Batý ittifaký üzerinde sürekli terör tehditini sallandýrarak caydýrýcý bir politika elde edilmek  istenmektedir. Çok doðal olarak, Türkiye vatandaþlarýyla birlikte IÞÝD ve El Kaide teröristlerinin Avrupa'da dolaþmasýna Avrupa karþý çýkmaktadýr. Ýþte bu noktada , Erdoðan ve AKP'nin Ergenekon Komplosu'ndan beri uyguladýðý bir özel savaþ ya da psikolojik savaþ taktiði ile karþý karþýyayýz.


Ergenekon Komplosu sýrasýnda içeride psikolojik savaþ taktiklerinde "stajer öðrenci" olarak çalýþanlar ve Ordu'ya ve Kemalistlere karþý savaþta deneyim elde edenler, ayný taktikleri þimdi dýþ politikada kullanmaktadýrlar.Taktiðin biçimi deðiþmesine karþýn içeriði ayný kalmýþtýr.


O zaman bu taktiðin özüne biraz daha inmek gerekir.


Ergenekon Komplosu'ndan beri Erdoðan,  sürekli olarak asýl vurucu silahlarýný güzel ve olumlu istemlerin ALTINA saklamýþtýr. Geleneksel iktidar blokunu yani Kemalist Ordu'dan Batý Emperyalistlerine kadar uzanan iktidar cephesini, "direk karþýsýna" alarak  altedemeyeceðini anlayan Erdoðan, önce taktik olarak "AB'ye üyelik politikasýnýn þampiyonluðu"na soyunmuþ ve bu temelde Batý Emperyalistleriyle Kemalist Ordu'nun arasýna girerek her iki müttefiki birbirinden ayýrmýþ ve Ordu içerisinde kendi asýl gerici niyetlerini sorgulamak isteyen generalleri de "darbeci" olarak damgalayarak tecrit etmiþtir.Erdoðan AB'ye üyelik politikasýna taktik olarak el attýðý için, kendi asýl niyetlerini sorgulayan bütün güçleri "AB'ye karþý" ve "darbeci" olarak niteleyerek kýpýrdayamaz duruma getirmiþ ve Gülen Cemaati ile birlikte tezgahladýðý Ergenekon Komplosu ile öldürücü darbeyi vurmuþtur.Kýsacasý Kemalist Ordu'nun etrafýnýn boþaltýlmasý "AB'ye üyelik politikasýna" taktik olarak el atýlmasýyla mümkün olmuþtur.Erdoðan AB'ye üyelik politikasýnýn altýna kendi darbesini yerleþtirmiþtir.


Ayný taktiði yani olumlu bir söylemin altýna kötü niyetini saklama taktiðini PKK'ye karþý da uygulamýþ ve çözüm sürecinin ve söyleminin altýna,PKK'yi kuþatma ve bastýrma stratejisini saklamýþtýr.


Ergenekon Komplosu sýrasýnda devlet içerisinde Alevi kadrolarýný tasfiye ederken "Alevi Çalýþtayý" düzenleyerek ve bu temelde onlara yaklaþarak kimsenin bu tasfiyelerden þüphelenmemesini saðlamýþtýr.Yine ayný taktiði Romanlara karþý kullanarak ve "Roman Çalýþtayý" düzenleyerek ve bu temelde bir beklenti yaratarak, Ýstanbul'un bazý semtlerindeki Roman vatandaþlarýn ellerindeki arsalarý ucuza kapatmýþ ya da bazýlarýný yerlerinde sürerek, kendi yandaþlarýna rant saðlamýþtýr.


Buna benzer bir baþka taktiði de Erdoðan , Suriye içsavaþýndan önce Baþar Esad'a uygulamak istemiþ ve bu temelde Esad ile yakýnlaþmayý Suriye Müslüman Kardeþleri'ni önce iktidara ortak etmek ve sonra da Esad'ý tasfiye etmek için kullanmak istemiþtir.


Bütün bu taktiðin altýnda yatan temel mantýk þudur: yumuþak güçler ile stratejik darbe vurulacak gücün kafasýný karýþtýrmak ve müttefikleriyle sorun yaþamasýný saðlamak daha sonra sert güçler ile öldürücü darbe vurmak.Bugün "AB-Türkiye Zirvesi" aracýlýðýyla ayný taktik, Avrupa ve genel olarak Batý ittifakýna karþý uygulanmak istenmektedir.TSK ittifaký Avrupa'yý terör ve mülteci ihracýyla tehdit ederken,Batý ittifakýnýn kendi arasýndaki çeliþkilerinin artmasý için de bir an için Türkiye vatandaþlarý için vizesiz seyahat istiðini öne sürerek AB'yi sýkýþtýrmak istemektedir.Burada bütün sorun, giderek faþist bir rejim kuran ve Tek Adam Diktatörlüðü'ne yönelen bir ülkeye güvenlik noktasýnda Avrupa'nýn güvenmemesidir.Türkiye'nin vizesiz seyahat uygulamasýný ikili bir þekilde kullanacaðýný  ve bu "masum" talebin altýna "terör tehditini" yerleþtirmek istediðini  Avrupa iyi bilmektedir. 


Avrupa Türkiye'nin vizesiz seyahat isteðini kabul ettiði zaman, daha kolay bir þekilde TSK ittifakýnýn terörüne maruz kalacaktýr ve bu kýsa ve orta dönemde AB ittifakýný büyük bir karýþýklýða sürükleyecektir.Eðer bu isteði kabul etmediði zaman, Erdoðan'ýn Türkiye halkýný Avrupa'dan soðutma ve kendi iktidarýný kabul etme milliyetçi politikalarýna maruz kalacaktýr.Erdoðan bu tür taktikler ile "Avrupa'nýn ikiyüzlü olduðu ve samimi olmadýðý" imajý oluþturarak, bu manevralarý iç politikada kendi konumunu daha da saðlamlaþtýrmak için kullanmak istemektedir.


Peki Batý ittifaký niçin Erdoðan'ýn bu tehdit ve þantaj politikasýna açýkça karþý çýkamamaktadýr? 


Bunun iki nedeni mevcuttur: 

1-Batý Emperyalist ittifaký tek TSK ittifaký ile savaþ halinde deðildir ama Rusya'nýn baþýný çektiði Doðu Emperyalist ittifaký ile de savaþ halindedir. Batý ittifakýnýn her ikisini de karþýsýna almasý ve iki cephede savaþ yürütmesi mümkün deðildir.Onun için bir yandan TSK ittifakýný "yatýþtýrma" politikasý izlerken, öte yandan da bu ittifaký "Doðu'lu güçler" ile karþý karþýya getirmek istemektedir.Böylece TSK ittifakýnýn enerjisini Rusya ve müttefiklerine kanalize etmek istemektedir.


2-TSK ittifakýnýn Avrupa'ya "terör ihracýna" açýkça karþý çýkamamasýnýn en önemli nedeni bizzat Batý'nýn El Kaide ve IÞÝD terörünü "icat etmesi ve kullanmasý"ndan kaynaklanmaktadýr.Yani kendisi de boðazýna kadar pisliðin içerisine batmýþ durumdadýr.Herkesin "kirli çamaþýrlarý" açýða döküldüðü zaman belki Batý'lý güçlerin kirli çamaþýrlarý TSK ittifakýndan daha fazla olacaktýr. TSK ittifakýnýn elinde bu noktada güçlü deliller mevcuttur.Çünkü Batý'lý devletler bu terörizm için Katar ve Suudi Arabistan'ý zamanýnda kullanmýþlardýr ve bu devletler þimdi kendi çýkarlarý noktasýnda bunlarý Batý'ya karþý tehdit unsuru olarak kullanmaktadýrlar.


Küresel ve bölgesel güçlerin bu karþýlýklý baðýmlýlýklarý, birbirlerine karþý açýktan pozisyon almalarýný imkansýz kýlmaktadýr.Bu yeni tipte bir savaþtýr ve bu savaþta yeralan bütün güçler, bu yeni savaþýn "kodlarýna" adapte olmak zorundadýrlar.Ayný durum PKK için de geçerlidir.


Yeniden konumuza dönersek  yani "AB-Türkiye Zirvesi"nin gerçek anlamýný   kýsaca özetlersek eðer : Bu zirvenin Türkiye'nin AB üyeliðine ivme kazandýrýlmasýyla uzaktan yakýndan iliþkisi yoktur. Bu zirve "müttefiklik"  biçimi içerisinde  geliþen ve büyüyen bir düþmanlýðýn göstergesinden baþka bir þey deðildir! 


DEVRÝMCÝ BÜLTEN






|
_ _