[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 63(2) }
| Devrimci Bülten

PKK'NÝN YANLIÞ STRATEJÝK ÖNCELÝÐÝ VE BUNDAN KAYNAKLANAN TAKTÝK SORUNLAR ÜZERÝNE (I)


K.Erdem 



Gerek 7 Haziran  gerekse de 1 Kasým genel seçimlerinden sonra yaþanan olaylar, bizim bu seçimlerden önce ,  PKK'nin stratejik ve taktik noktalardaki yanlýþlýklarýyla ilgili olan kuþkularýmýzý ne yazýk ki doðrulamýþtýr. 1 Kasým felaketi, PKK'nin yanlýþ stratejik önceliði ve bundan kaynaklanan yanlýþ taktiklerin sonucunda ortaya çýkmýþtýr. 


PKK'nin yanlýþ stratejik önceliðiyle ilgili olarak, bundan yaklaþýk olarak altý ay önce kaleme aldýðým "PKK ve Ortadoðu Devrimi (Geleceði Nasýl Okumalý?)" adlý makalede görüþlerimi etraflýca  belirtmeye çalýþtým. Bu makale biraz da seçimlerden sonra ortaya çýkacak olan tabloyu hissetmemden kaynaklanýyordu. Çünkü PKK'nin yanlýþ stratejik öncelik tespiti, küresel ve bölgesel ölçekte güçlerin yanlýþ ölçümüne ve bu temelde de güçler arasýndaki iliþkilerin yanlýþ ele alýnmasýnýn sonucuydu.Bu durum devam ettikçe , bunun Kuzey'de (Bakur) sonuçlarýnýn felaket olacaðý açýktý.


Olaylarýn geliþimine  ve Parti'nin þu andaki durumuna baktýðýmýz zaman, PKK Önderliði'nin kafasýnýn karýþýk olduðu ve bu kafa karýþýklýðýnýn da stratejik planlara olumsuz yansýdýðý görülmektedir.Hiç kuþkusuz bu nedensiz deðildir ve kanýmýzca PKK'nin bazý  ideolojik sorunlardaki eksiklikleriyle alakalý bir durumdur.


PKK'li yoldaþlarýmýzýn  en büyük zaafý, Sayýn Baþkan Abdullah Öcalan'ýn çizgisini felsefi ve ideolojik yönden geliþtirme anlayýþý ve çabasýnýn eksikliðidir. Bizim bu eleþtirimizi yoldaþça karþýlayacaklarýndan kuþkumuz yoktur.Bizim bu eleþtirimize, "Bizim þu an uyguladýðýmýz çizgi zaten Baþkan'ýn çizgisidir." biçiminde bir yanýt verebilirler. Ama sorunun biraz  derinliðine indiðimiz zaman, iþin hiç de öyle olmadýðý ortaya çýkmaktadýr.


PKK'nin stratejik yapýsýnýn iki yönünü birbirinden ayýrdetmek gerekmektedir. Bunlardan ilki stratejinin (genel)  tarihsel yapýsý, diðeri ise (özel) konjonktürel yapýsýdýr. Sayýn Baþkan 2000'li yýllarýn baþlarýnda ve zor koþullar altýnda, PKK'nin stratejisinin tarihsel yapýsýný, Stratejik Denge Konumu temelinde  ortaya koyarak , bunun felsefi ve ideolojik temellerini belirlemiþtir. Bu sorun stratejinin konjonktürel yapýsýndan yani stratejik önceliðin belirlenmesinden farklý olarak yüzde doksan dokuz felsefi ve ideolojik bir sorundur ve konjonktürel yapýdan baðýmsýz olarak ele alýnabilir. 


Ama Stratejik Denge Konumu'nun kendisine konjonktürel olarak nasýl bir stratejik öncelik belirleyeceði sorunu, mevcut küresel ve bölgesel güç iliþkilerine ve bu iliþkilerdeki ani deðiþimlere ve de bununla birlikte de Parti'nin güç yapýsýna ve bunun potansiyelinin belirlenmesine baðlý olduðu için, Baþkan'ýn esaret koþullarýndan dolayý doðru karar veremeyeceði bir durumdur. Bundan dolayý stratejik önceliðin belirlenmesi hem ahlaki hem de politik yönden Baþkan'ýn sorumluluðu altýnda deðil, PKK'nin Kandil Önderliði'nin sorumluluðu altýndadýr. Bu sorumluluk kanýmýzca Baþkan'ýn stratejik önceliðin belirlenmesinde yapacaðý hatalarýn düzeltilmesini de içermektedir.


Bu duruma en güzel örnek Rojava devrimidir.Konjonktürün ani deðiþiminden dolayý,PKK'nin Kandil  Önderliði stratejik önceliði hemen deðiþtirerek Rojava devrimini gerçekleþtirmiþtir. Rojava devrimi tecrübesi dahi, stratejik önceliðin PKK'nin Kandil Önderliði tarafýndan belirlenmesinin ne kadar doðru ve hayati bir mesele olduðunu göstermektedir.


PKK'nin stratejisinin iki önemli yanýný belirttikten sonra, özellikle de PKK'nin Kandil Önderliði'nin sorumluluðu altýnda bulunan stratejik önceliðin belirlenmesiyle ilgili soruna daha yakýndan bakmak  ve bu noktada bir kaç önemli eleþtiride bulunmak istiyoruz.


Kuzey Kürdistan ve Türkiye'de "1 Kasým"  ile ortaya çýkan felaket tablonun (ki giderek daha da kötüleþeceði görülmektedir) asýl nedeni nedir? Bu tablonun oluþmasýnda , PKK'nin Kandil Önderliði'nin ne gibi bir sorumluluðu bulunmaktadýr? 


Bu sorularý doðru ve objektif bir þekilde cevaplamak gerekmektedir.


Kanýmýzca 1 Kasým'da ortaya çýkan felaket tablonun en önemli nedeni, PKK'nin AKP karþýsýndaki yanlýþ siyasi mevzilenmesidir.Bu yanlýþ siyasi mevzilenme ise, PKK'nin Ortadoðu'daki yanlýþ stratejik mevzilenmesinden, baþka bir deyiþle yanlýþ stratejik öncelik belirlenmesinden kaynaklanmaktadýr. PKK'nin Ýran ile kapsamlý bir savaþ için, HDP'nin yüzde on barajýný geçmesini saðlayarak AKP'yi hükümetten düþürerek Türkiye'yi hareketsiz tutma taktiði, Erdoðan ve AKP'nin yeni bir faþist rejim inþasýna hýz vererek boþa çýkartýlmýþ durumdadýr. Üstelik yeni rejim inþasý, PKK'ye karþý topyekün bir savaþ ile içiçe geçirilmiþ durumdadýr,ki bu durum PKK'nin önce Ýran'a kapsamlý bir þekilde saldýrma planýný da boþa çýkartmaktadýr.


7 Haziran Genel Seçimleri'nden sonra, Erdoðan'ýn PKK'ye karþý tekrar savaþý baþlatmasýndan sonra,PKK'nin vermiþ olduðu askeri karþýlýk, daha çok Erdoðan ve AKP'yi "Dolmabahçe Mutabakatý"na çekme siyasi amacýna odaklý olan sýnýrlý bir askeri çaba olmuþtur. Kýsacasý PKK AKP'yi yýkmak için deðil, onu taktik anlaþmaya çekmek için "sýnýrlý bir savaþa" baþvurmuþtur. Kuzey Kürdistan'daki bu "sýnýrlý savaþ konsepti"nin temel nedeninin, HDP'nin AKP'yi hükümetten düþürme ve böylece Türk iç politikasýnda bir kriz yaratma beklentisinden kaynaklandýðý görülmektedir.Bu beklentinin ise PKK'nin asýl askeri güçlerinin Ýran'a karþý mevzilendirilmesiyle koordine edildiði anlaþýlmaktadýr. Kuzey'deki "sýnýrlý savaþýn" sýnýrlý gerilla gücünden kaynaklanmasýnýn baþka bir açýklamasý yoktur.


PKK'nin üç cepheden (Bakur, Rojava ve Rojhilat) ikisini (Bakur ve Rojava) taktik anlaþmalar ile saðlama alýp, asýl güçlerini Rojhilat üzerinden Ýran'a karþý tam seferber etme stratejisi baþarýsýzlýða uðramýþtýr. PKK Duhok Anlaþmasý üzerinden Batý ile "Kürt Koridoru" üzerinde anlaþmýþ gibi gözükmektedir ve bu koridorun Afrin kantonuna kadar uzatýlarak Rojava'nýn Batý Emperyalistleriyle taktik anlaþma çerçevesinde güvenli hale getirilmesi öngörülmektedir. Bu politika , HDP'nin Parti olarak 7 Haziran Genel Seçimleri'ne girerek ve yüzde on barajýný geçerek AKP'yi tek baþýna hükümetten düþürme taktiði ile koordine edilmeye çalýþýlmýþtýr.Bundan da  gerillanýn (bundan merkezi gerilla kuvvetleri olarak HPG'yi anlýyoruz) asýl gücünün Rojhilat için mevzilendiði ve savaþ planlarýnýn da bu doðrultuda yapýldýðý sonucu çýkmaktadýr.Yoksa Bakur (Kuzey)'da  Erdoðan PKK'ye karþý topyekün savaþa baþvurduðu ve Bakur halkýný tamamen esir almaya çalýþtýðý bir esnada , PKK'nin buna çok sýnýrlý bir karþýlýk vermesi politikasý ne ile açýklanabilir? 


Eðer durum bizim tahmin ettiðimiz gibi ise, PKK'li yoldaþlarýmýzýn bütün savaþ planlarýnýn yanlýþ olduðunu ve bu politikada ýsrarýn da stratejik bir felaket ile sonuçlanacaðýný belirtmek istiyoruz. Bu vesile ile bu yanlýþ politikanýn nedenlerine de biraz daha yakýndan bakmak istiyoruz.


PKK'nin Kandil Önderliði'nin PKK'nin stratejik önceliðini yanlýþ belirlemesinin temel nedeni, içinden geçtiðimiz konjonktürde Ortadoðu jeopolitiðini (bütün siyasi güçlerin birbirleriyle iliþkisi ve bu temeldeki genel güç dengesi) yanlýþ ve eksik deðerlendirmesinden kaynaklanmaktadýr. PKK'li yoldaþlarýmýzýn AKP ve Türkiye noktasýnda saplantý derecesine varan yanlýþ bir analizi sözkonusudur ve bu yanlýþ analiz, Ortadoðu jeopolitiðinin yanlýþ deðerlendirmesine neden olmaktadýr.


PKK'li yoldaþlarýmýz, AKP ve Cemaat'in Ergenekon Komplosu Darbesi'yle iktidarý tam olarak ele geçirdiðini (ki daha sonra Cemaat bu iktidar yapýsýndan dýþlanmýþtýr) ve AKP'nin iktidarý tam ele geçirdikten sonra da Türkiye'yi Batý'dan stratejik olarak kopardýðý gerçeðini anlamamakta ýsrar etmektedirler. AKP Türkiye'nin Batý ile bütün stratejik baðlantý noktalarýný (NATO ve AB üyeliði gibi), taktik araçlara çevirerek, asýl stratejik hedefini gizleyen ve bunu da politik aldatma ile örten bir politika izlemektedir.


Ergenekon Komplosu'nun 2009-2010'da baþarýya ulaþmasýndan sonra patlak veren "Arap Baharý", AKP'nin Batý'dan daha da uzaklaþmasýna neden olmuþ ama daha da önemlisi, Suriye içsavaþýnda 2012'den itibaren Doðu ve Batý Emperyalist ittifaklarýndan ayrý ve neredeyse baðýmsýz bir üçüncü ittifak eksenini Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte kurmuþtur. Bu ittifaka kýsaca TSK (Türkiye-Suudi Arabistan ve Katar) ittifaký diyeceðiz.


Biraz da Suriye'deki bu politik þekillenme, ABD'nin 2013'ten sonra, Esad rejimini zamansýz düþürme politikasýndan vazgeçmesiyle ortaya çýkmýþtýr.Yine bu dönemde ABD yeni bir küresel güç düzenlenmesine giderek ve bu temelde önemli bir gücünü, Çin tehditinin yükselmesinden dolayý Uzak Doðu Asya'ya kaydýrarak, Ortadoðu'da Fransa ve Ýngiltere'nin Ýsrail ile birlikte  daha fazla rol aldýðý bir politika geliþtirmiþtir.


Suriye'de içsavaþýn patlak verdiði ve 2013'e kadar olan dönem, bir tür "belirsizlik" dönemidir. Belirsizlikten, TSK ittifaký ile Batý Emperyalistleri arasýndaki iliþkilerdeki belirsizliði anlatmak istiyoruz. Bu dönem ayný zamanda TSK eksenin de kendi içerisinde saðlamlaþtýðý ve Batý karþýtý politikalarýnýn su yüzüne çýktýðý dönemdir. Bu eksen , Batý ile ayný çýkarlara sahip olduðu görünümü altýnda, aslýnda Batý-karþýtý bir ittifak kurmuþtur.2013 yýlýnda bu durumun ortaya çýkmasýyla, ABD Batý'ya baðlý saðlam  yeni bir iþbirlikçi hareketin "Eðit-Donat Programý" ile ortaya çýkmasýndan ve IÞÝD aracýlýðýyla bazý düzenlemeler (örneðin KDP'nin Türkiye'den uzaklaþtýrýlýp tam Batý'ya baðlanmasý, TSK eksenine baðlý El Kaide gruplarýnýn zayýflatýlmasý ve PKK'nin baský altýna alýnmasý gibi) yapýlmasýndan sonra Esad rejiminin düþürülmesi stratejisini benimsemiþtir. TSK ekseni Türkiye aracýlýðýyla "Eðit-Donat Programý"nýn içeriðini boþaltarak bu politikayý etkisiz kýlmak ve kendi güdümünde bulunan terör örgütlerini alternatif yapmaya çalýþmýþtýr.


  ABD 2013'te Fransa'ya daha fazla rol vererek bu yeni stratejiye onu da çekmiþtir ve bu temelde Suriye'de nüfuz mücadelesi veren üç temel güç odaðýnýn oluþmasý tamamlanmýþtýr: 

1-ABD-Ýngiltere-Fransa-Ýsrail ve müttefikleri: IÞÝD'i bir aldatma, yýpratma, denge, tehdit, psikolojik savaþ  ve bölme aracý olarak kullanmaktadýrlar.

2-Rusya-Ýran-Suriye-Çin: Baas rejimi merkezli hareket etmektedirler.

3-Türkiye-Suudi Arabistan ve Katar: El Kaide,Müslüman Kardeþler Hareketi ve onlarca-yüzlerce radikal terör örgütü ile hareket etmektedirler.


1. ve 2. gruptakiler, ki baþlarýný ABD ve Rusya çekmektedir,  Esad'ýn hemen düþürülmemesi noktasýnda anlaþarak, 3.grubun Suriye'deki nüfuzunu öncelikli olarak yoketmeye ve bu ekseni daðýtmaya çalýþmaktadýrlar.Ama bunun için bu eksenin yani 3.grubun Suriye ile baðlantýlarýnýn kesilmesi gerekmektedir. Bunun tek bir yolu vardýr: Akdeniz'e kadar uzanan Rojava bölgesinde "Kürt Koridoru" oluþturmak.Bu koridor aslýnda KDP'nin Rojava'ya IÞÝD aracýlýðýyla çekilmesi temelinde düþünülüyordu ancak PKK'nin Kobane'de þiddetli direniþi bu planý þimdilik sekteye uðrattý ve PKK Batý'ya  bu planý beraber hayata geçirebilecekleri noktasýnda bir politik çerçeve sundu.


"Kürt Koridoru"nun PKK ile birlikte oluþturulacaðý politikasýný gören Türkiye ve müttefikleri Suudi Arabistan ve Katar, bu yeni strateji temelinde insiyatif alan Fransa'yý terör hedefine koydular .  Ocak 2015 tarihli  Charlie Hebdo odaklý terör saldýrýlarýnýn amacýnýn bu politikayý harekete geçiren Fransa ve müttefiklerine bir mesaj olduðu görülmektedir. Çünkü bu saldýrýdan bir ay sonra Fransa Cumhurbaþkaný François Hollande, PYD Eþbaþkaný Asya Abdullah'ý ve YPG  Komutaný Nesrin Abdullah'ý Elysée Sarayý'nda kabul ederek, baþta Türkiye olmak üzere Suudi Arabistan ve Katar'a, "Kürt Koridoru" politikasýna devam edeceklerini ve bu "IÞÝD algýsý geçirilmiþ El Kaide terör saldýrýlarý"na pirim vermeyeceklerini dolaylý bir diplomatik dille belirtti.


Ocak 2015 terör saldýrýlarýndan sonra ve yaz aylarýnda, "Uluslararasý Koalisyon" IÞÝD ile savaþ görünümü altýnda Tel Abyad'ýn iki yakasýný kapatarak ve Cerablus'un tek açýk kalmasýný saðlayarak , "Kürt Koridoru"nu uzattý. TSK ekseni Suriye ile tek baðlantýsý olan Cerablus'un "Kürt Koridoru" aracýlýðýyla kapanmasýný önlemek için müthiþ bir þekilde direniþe geçti.Çünkü bu koridorun kapanmasý, TSK eksenini Suriye'deki güç iliþkileri denkleminde giderek önce zayýflatacak sonra da dýþýna itecekti.Böyle bir durumda TSK ekseninin daðýlmasý kaçýnýlmazdý.TSK eksenini birarada tutan çýkarlardýr ve bu çýkarlarýn geliþme temeli ortadan kalkýnca ittifakýn daðýlmasýný kimse durduramaz, ki bu daðýlmadan sonra bu ülkelerin iç politikalarýnda bu politikalarý uygulayan kliklerin devrilmelerine sýra gelecektir.Bundan dolayý Cerablus'un bir Kürt Koridoru aracýlýðýyla kapatýlmasý, TSK ittifakýnýn iç politikada giderek yýkýlmalarýna neden olacak bir politika olduðu için her yolla direnmektedirler, ki bunun baþýnda "Avrupa'ya terör ihraç etmek" de vardýr.


Fransa'daki 13 Kasým tarihli terör eylemlerinden bir kaç gün önce, ilginç bir þekilde Tayyip Erdoðan'ýn sanki Paris terör saldýrýlarýnýn olacaðýný biliyormuþ gibi, "terör söyleminin" deðiþtiðine þahit olduk. Erdoðan "birbirimizin teröristlerini kullanmaktan vazgeçelim" anlamýna gelen söylemde bulunuyordu. Bununla aslýnda diplomatik olarak, Cerablus'u Kürt Koridoru ile kapatmak ve TSK eksenini zayýflatmak isteyen Batý'lý güçlere mesaj veriyordu: Kürt Koridoru PYD'ye dayanarak kapatýlýrsa, bu politikayý uygulayan devletlerin karþýlýðýnda terörle karþýlaþacaðýna dair açýk bir mesajdý.


Üstelik TSK ekseni bu terör saldýrýlarýný,G-20 ve Viyana Toplantýlarý'ndan hemen önce organize ederek,bu zirvelerin gündemini "Suriye'de Esad rejiminin hemen düþürülmesi gerektiði" politikasýna  ve bu temelde bir politik  iradenin oluþmasýna baðlamaya çalýþtý.Bu çabalar sonuç vermedi ama Kürt Koridoru sorununda ilginç geliþmeler yaþandý.


Paris terör saldýrýlarý ile TSK ekseninin tehlikeli bir þekilde terörü Batý'ya ihraç ettiðini ve bu ihracýn  "Suriyeli Mülteci Ýhracý" ile birlikte organize edildiðini ve bunun sürmesi durumunda Batý ittifakýnýn daðýlma tehlikesini gören  ABD,  Dýþiþleri Bakaný John Kerry aracýlýðýyla saldýrýlardan bir gün sonra, Cerablus'ta "IÞÝD'tan arýndýrýlmýþ bölge"yi Türkiye ile birlikte gerçekleþtireceklerine dair bir açýklamada bulundu.


TSK ekseni Paris terör saldýrýlarýyla, þimdilik Cerablus'un bir "Kürt Koridoru" politikasýyla kapatýlmasý politikasýný durdurmuþ gözükmektedir.Bu çok vahim bir durumdur ve terör silahýnýn artýk "vazgeçilmez ve caydýrýcý bir araç olduðu" anlamýna gelmektedir. TSK ittifaký Suriye'de ve baþka yerlerde sýkýþtýkça sýk sýk bu terör aracýna baþvurmak zorunda kalacak ve terör aracýlýðýyla savaþý Batý   ve  Doðu emperyalistlerinin metropollerine yayacaktýr.


Ortadoðu'da iki küresel (Doðu ve Batý Emperyalist ittifaklarýyla) ve bir bölgesel (TSK ittifaký) yapýya sahip olan ve birbirleriyle ayný derecede düþmanlýk ve çeliþki içerisinde olan üç emperyalist kamp sözkonusudur. Burada TSK ittifaký Doðu ve Batý emperyalistleri arasýna konumlanarak ve her ikisini birbirine karþý kullanarak ve zayýflatarak kendi nüfuz alanýný geniþletmek isteyen bir politika gütmektedir.Türkiye'nin Paris terör saldýrýlarýndan on gün sonra Rus jetini düþürmesi, NATO ile Rusya'yý provakatif þekilde karþý karþýya getirme ve Suriye'de TSK ittifakýný devre dýþý býrakmak isteyen ABD-Rusya dengesini bozmaya dönüktü.Ama görünen o ki, Türkiye bu hedefini gerçekleþtiremedi ve ABD ile Rusya þimdilik Suriye'deki dengeyi korumaktan yanadýrlar. Ama Erdoðan'ýn bu taktiði Türkiye'nin tecritini daha da geliþtirdi ve neredeyse Suudi Arabistan,Katar ve KDP'den baþka dostu kalmadý.

 

Bu ittifak ekseninin bu kadar cesur hareket edebilmesinin en büyük nedeni Türkiye'dir.Recep Tayyip Erdoðan ve partisi AKP'nin , asýl yüzünü saklayarak Türkiye'yi Batý'dan stratejik olarak uzaklaþtýran ve Ortadoðu ve Kuzey Afrika'yý etki altýna almak isteyen Yeni Osmanlýcýlýk politikasý, Katar ve Suudi Arabistan'ýn çok daha cesur hareket etmesine neden olmuþtur.Erdoðan AB'ye alternatif olarak bu bölgelerde yeni bir nüfuz alaný yaratmak isterken,bu hedefinin önündeki en büyük jeopolitik engel olan Suriye'yi ele geçirmeyi temel bir stratejik hedef olarak belirlemiþtir.Suriye  AKP Türkiyesi'nin temel müttefikleri olan Suudi Arabistan ile Katar ve yine Ortadoðu ve Kuzey Afrika'ya açýlan tek karasal baðlantý noktasýdýr.Bundan dolayý Erdoðan'ýn Suriye'yi ele geçirmek için yapmayacaðý þey yoktur.

 

Türkiye'nin Batý'dan stratejik olarak uzaklaþmasý pasif deðil ama aktiftir. Türkiye Batý'dan uzaklaþmasýný,Avrupa'da  milliyetçileri kýþkýrtan bir politika ile koordine ederek,AB'nin iç ve dýþ politik dengesini bozarak, onu güçsüz kýlmak istemektedir. Bu hedef bir yanýyla kendi yeni nüfuz alanýný açmaya dönük olduðu gibi öte yandan da Türkiye halkýnýn gözünde AB'nin cazibesini yokederek, kendi rejimini kabul etmesini saðlamak istemektedir.

 

Son dönemdeki "göçmen krizi" de bildiði gibi Türkiye ve ortaklarý tarafýndan gizlice organize edilmiþ ve temel hedefi,Avrupa'da aþýrý saðýn yükselmesini saðlayarak,AB'yi kendi deðerlerinden uzaklaþtýrarak, derin bir krize sürüklemektir. Erdoðan ortaklarý olan Suudi Arabistan ve Katar ile göçmen krizi ve terör saldýrýlarý aracýlýðýyla Batý ittifakýný daðýtýp , Batý'nýn Ortadoðu ve Kuzey Afrika'ya müdahale reflekslerini yoketmek istemektedirler.


Türkiye'nin yeni sünni müttefikleriyle birlikte, her iki emperyalist kamptan bu stratejik kopuþu, dünya siyaseti üzerinde öyle derinlemesine bir etki ve jeopolitik kýrýlma yaratmýþtýr ki, bütün stratejik planlarýn deðiþimini zorunlu hale getirmiþtir.


Bu ortaya çýkan yeni durum bir tür "mucize"dir ama  bu mucize gerçektir! Bu yeni durum Baþkan'ýn Stratejik Denge Konumu politikasýnýn bütün teorik sorunlarýný da çözmüþ durumdadýr. Ortaya çýkan bu yeni durum, PKK açýsýndan eskisinden daha olumlu bir durumun ortaya çýkmasýna neden olmuþtur.


Emperyalist siyasetteki bu yarýlma yani iki güçlü emperyalist kampýn (Batý ve Doðu) yanýnda , tarihsel temeli zayýf ve çürük ve de üstelik her ikisinden baðýmsýz bu TSK ittifaký kampýnýn ortaya çýkmasý, PKK'nin stratejik önceliðinin Ýran'dan Türkiye'ye doðru kaymasýný zorunlu hale getirmiþtir. Bu üç nedenden dolayý zorunludur: 

1- Savaþ Sanatý'nýn büyük ustalarýnýn (Sun Tzu ve Clausewitz gibi) belirtmiþ olduklarý  "düþmanýn zayýf olan yerine saldýr"  prensibi ile uyumludur. TSK ittifaký diðer iki kamptan daha zayýftýr.

2-PKK'nin stratejik gücünün kaynaðý, Batý ve Doðu emperyalistlerinin yeniþememe ve bu temelde birbirlerini dengeleyerek,PKK karþýsýnda zayýf kalmalarýna dayanmaktadýr. Her iki kampýn birbirleriyle savaþmasý, PKK'nin üzerine daha fazla gelinmemesine neden olmaktadýr.PKK'nin kuþatýlýp ve bastýrýlmasý, bir emperyalist kampýn diðerine baskýn gelmesi durumunda olanaklýdýr.Bu dengenin varlýðý PKK için bir güvenlik süpabý iþlevi görmektedir. PKK'nin Ýran stratejik önceliði, dengenin Batý emperyalistleri lehine bozulmasýna neden olarak hemen PKK'nin kuþatýlýp ve bastýrýlmasý sonucunu da doðuracaktýr. Bundan dolayý, Türkiye'nin hem Batý'dan hem de Doðu'dan baðýmsýz bu konumu, PKK'nin stratejik gücünün kaynaðýný oluþturan dengenin bozulmasý zorunluluðunu da ortadan kaldýrmýþ durumdadýr. PKK dengeyi ancak kendi stratejik perspektifinin geliþimine olumlu katký yaptýðý zaman bozma olanaðýna artýk sahiptir.

3-PKK Ortadoðu'da emperyalistler arasý denge bozulmadan, Kürdistan'ýn en büyük parçasý olan Kuzey Kürdistan'da iktidarlaþma tarihsel olanaðýna sahiptir ve bu onun Batý tarafýndan kuþatýlýp ve bastýrýlma politikasýnýn sonu demektir.


Hiç kuþkusuz PKK'li yoldaþlarýmýz da, PKK'yi bekleyen tehlikelerin farkýndadýrlar ve bunun için sürekli çareler aramaktadýrlar. Ama bazen PKK'li yoldaþlarýmýzýn bulduklarý çarelerin ve önlemlerin gerçek yaþamda karþýlýklarý yoktur ya da oldukça yetersizdir.Bu duruma örnek HDP ile AKP'nin dizginlenmesi politikasýdýr. Ýran'a saldýrý durumunda Türkiye'yi hareketsiz tutmak için geliþtirilen HDP taktiði, Erdoðan'ýn yeni bir faþist  rejim inþasý temelinde geliþtirmiþ olduðu taktikler karþýsýnda tamamen yetersiz kalmýþ durumdadýr. 


Buna benzer bir durumu, PKK'nin Ýran politikasýnda da sezmekteyiz. Bize öyle geliyor ki, Ýran politikasýnda da bazý orantýlar yanlýþ kurulmuþtur.PKK'nin Ýran politikasýnda en büyük problem þudur: Þu ya da bu þekilde PKK Ýran'a saldýrdýðý zaman ve Rojhilat'da da Rojava'daki gibi iktidarlaþtýðý zaman, buradaki iktidarýný nasýl koruyacaktýr? Rojava devrim deneyimi, bizim bu soruyu sormamýzý meþru kýlmaktadýr.


PKK Ortadoðu'da Ýran'ýn zayýflatýlmasý politikasýna Batý Emperyalistleri yanýnda taktik olarak katýlarak ve stratejik gücünün kaynaðý olan emperyalist dengeyi Batý Emperyalistleri lehine bozarak, ayný zamanda kendisine karþý Batý Emperyalist kaynaklý bir kuþatma ve bastýrma politikasýný da serbest býrakmýþ olacaktýr.Bizim tahminlerimize göre, PKK'li  yoldaþlarýmýzýn buna bulduðu çare de, devrilecek ya da zayýflayacak Ýran rejiminin kontrolü dýþýnda ortaya çýkacak devrimci ve demokratik güçler ile böyle bir emperyalist kuþatmayý boþa çýkartma politikasý gibi gözükmektedir.2014 yýlýnýn ortalarýnda kurulan KODAR da belki bunun aracý olarak düþünülmüþtür. Eðer plan bu ise, bu da baþtan aþaðý yanlýþtýr.HDP nasýl AKP'yi dizginlediyse, Ýran'da da KODAR ya da benzeri taktikler de öyle karþý-devrimci güçleri dizginleyecektir! 


Bugün ortaya çýkan tarihsel veriler ýþýðýnda, emperyalistlerin ama özellikle de Batý Emperyalistlerinin bölge politikalarýný anlamak tamamen mümkündür. 


IÞÝD Batý Emperyalistlerinin bütün Ortadoðu politikasýnýn odaðýnda bulunmaktadýr ve bu taktik araç aracýlýðýyla  Ortadoðu'yu kendi çýkarlarý temelinde yeniden düzenlemek istemektedirler.Konuyu fazla daðýtmadan sadece PKK ile ilgili noktayý ele alýrsak eðer, Batý'nýn stratejik önceliklerini þöyle sýralamak mümkündür: 1-Ýran rejiminin yýkýlmasý; 2-PKK'nin Kandil'de ezilmesi ; 3-Türkiye'de Erdoðan ve AKP rejiminin yýkýlmasý. 


Ýran rejimi yýkýlýrken PKK bu yýkýma dahil edilerek hem onun gücü Batý'nýn stratejik önceliðine kanalize edilecek hem de PKK zayýflatýlacaktýr. Daha sonra Türkiye , IÞÝD,El Kaide'ciler, I ve ÝKDP ve YNK'nin katýldýðý geniþ bir düþman cephesiyle PKK'nin Kandil'de kuþatýlmasý ve bastýrýlmasý politikasýna geçilecektir. Bu düþman cephesini, PKK'nin Ýran'da rejimin çökmesi sonucunda ortaya çýkacak "hayali dostlar" ile dengelemesi mümkün deðildir. Irak ve Suriye rejimleri çöktüðü zaman ne kadar devrimci ve demokratik unsurlar ortaya çýktýysa, Ýran rejimi çöktüðü zaman da Ýran'da o kadar devrimci ve demokrat çýkacaktýr! 


Batý Emperyalistlerinin IÞÝD aracýlýðýyla PKK politikasý oldukça ürkütücüdür. Bütün politik veriler, Batý'nýn IÞÝD aracýlýðýyla PKK'yi tasfiye etmek istediðini göstermektedir. 16 Haziran 2014 tarihli Gülen Cemaati'nin dergisi olan Aksiyon'da çýkan "Çok Bilinmeyenli Örgüt:IÞÝD" makalesinde, "IÞÝD'in daha güvenli olduðu için Kandil'e yerleþmek istediðini" ve "Kandil'in Ýran'a yakýn bölgelerini ileri dönemlerde ele geçirmek için savaþacaklarý ileri sürülüyor" yazýlmaktadýr.IÞÝD'in bu hedeflerinin Batý Emperyalistlerinin Ýran'ýn zayýflatýlmasý ve rejimin düþürülmesi politikasýyla baðlantýlý olduðu su götürmez bir gerçektir.


Daha sonraki geliþmeler bu yazýlanlarý doðrulamýþtýr.Ancak Batý Emperyalistleri PKK karþýsýnda çok daha esnek bir plan uygulamaktadýrlar. Bu haberden bir kaç ay sonra, Batý IÞÝD aracýlýðýyla,Türkiye,El Kaideciler, KDP'lilerin de katýldýklarý Kobane kuþatmasýný hayata geçirmeye çalýþtý ve Rojava devrimini tamamen boðmak için harekete geçti.


Bir noktada açýk olalým.Eðer PKK Duhok Anlaþmasý üzerinden Batý ile taktik bir anlaþmayý kabul etmemiþ oldaydý Rojava düþecekti. PKK Rojava'da hem siyasi hem de askeri olarak yenilmiþtir.Rojava'yý elde tutmasý Batý ile anlaþmasý sayesinde mümkün olmuþtur.Yanlýþ anlaþýlmasýn, Batý ile anlaþmak yanlýþ bir politika deðildir ancak bu anlaþmanýn Ýran ile ateþkesin bozulmasýna baðlanmasý yanlýþtýr.


Bir an için Rojava'nýn düþtüðünü farzedelim ve bu temelde bir mantýk yürütme yapalým.Rojava'nýn düþüþü ile IÞÝD Kandil'in eteklerine kadar ilerlemiþ olacaktý ve bu durum Batý'nýn IÞÝD'i Kandil'e yerleþtirme planý ile uyumlu olacak bir geliþme olurdu.Rojava düþseydi eðer,IÞÝD Maxmur üzerinden ve Türkiye'nin de yardýmýyla ve yine bir çok El Kaideci terörist örgütün de Türkiye tarafýndan bu bölgeye taþýndýðý bir plan çerçevesinde PKK Kandil'e sýkýþtýrýlacaktý. Batý'nýn asýl planý IÞÝD'i Ýran ile buluþturmak ve bu buluþma sýrasýnda PKK'ye Kandil'de stratejik bir darbe vurmaktý.


Peki Batý  bu planý niçin uygulamadý? 


PKK'nin Batý ile anlaþmasý, Batý açýsýndan daha ilginç ve avantajlý bir durum oluþturmuþtur.Bunun nedenlerini kýsaca þöyle sýralamak mümkündür: 

1-Batý'nýn IÞÝD planý oluþturulduðu zaman, Türkiye'nin Batý'dan stratejik olarak bu þekilde kopacaðý ve Suudi Arabistan ve Katar ile ayrý bir ittifak ekseni oluþturacaðý öngörülmemiþti.Kürt Koridoru tamamlanmadan ve Türkiye Suriye'den tecrit edilmeden PKK'nin ezilmeye çalýþýlmasý, Batý'dan ayrý hareket eden Türkiye'yi güçlendirirdi. Kürt Koridoru'nu Batý ancak PKK ile birlikte hareket ederek hayata geçirebilirdi.Kürt Koridoru'nu oluþturmadan PKK'nin ezilmesi, Türkiye'nin Suriye'den tecritini neredeyse imkansýz hale getirirdi. Kürt Koridoru'nun oluþturulmasý dahi Türkiye ile Batý arasýndaki derin çatlaðýn bir göstergesidir. Bu Kürt Koridoru daha sonra Batý tarafýndan , PKK'ye stratejik bir darbe vurulduktan sonra, PYD'nin KDP'ye eklemlenmesi politikasýyla birleþtirilecek bir politikadýr.


2-IÞÝD Batý tarafýndan Rojava'ya saldýrtýldýðý zaman ilk amacý Rojava'nýn düþürülmesi deðildi.Batý'nýn "bütün güçleri Ýran rejiminin düþürülmesine angaje etmek" temel stratejik politikasý ile hareket ettiðini düþündüðümüzde, IÞÝD'in Rojava'ya saldýrmasýyla Batý'nýn güttüðü ilk amaç, PKK'nin stratejik önceliklerini deðiþtirmekti.Yani PKK'yi Ýran'ýn zayýflatýlmasý politikasýna tekrar kanalize ederek, Ýran ile ateþkesin sonlandýrýlmasýný hedeflemiþtir.PKK'nin Rojava'nýn elde kalmasý karþýlýðýnda Ýran ile ateþkesin bozulmasýný kabul etmesi, Batý'nýn IÞÝD'in gücünü bölmemesini saðlamýþtýr. Aksi taktirde IÞÝD güçlerini, Güney Kürdistan'ý çatala alacak bir þekilde bölerek ilerlemek zorunda kalacaktý,ki güçlerin bu bölünmesi riskli bir politikaydý. Çünkü bölünen güç zayýflar.Þimdi Batý IÞÝD'i Süleymaniye-Baðdat arasý hattan Ýran ile buluþturmak istemektedir.Eðer PKK Ýran'a Kuzey'den bir cephe açarsa, Ýran'ýn IÞÝD'i Irak'ta durdurma olanaðý da kaybolacaktýr.Baþka bir deyiþle PKK IÞÝD'in ilerlemesini kolaylaþtýracaktýr.Böyle bir durumda PKK Rojhilat'ta iktidarlaþsa dahi onu uzun süre koruma olanaðýna sahip olmayacaktýr. Batý Rojava'da olduðu gibi burada da PKK'nin bastýrýlmasý politikasýna geçecektir, ki asýl o zaman bütün hesap görülecektir: PKK'nin tasfiyesi.


3-Türkiye'nin Batý'dan stratejik olarak koptuðu ve ayrý hareket ettiði bir durumda ve de Suriye'den tecrit edilmediði bir durumda;  yine PKK'nin Ýran ile ateþkesinin bulunduðu bir durumda PKK'nin Kandil'e doðru sýkýþtýrýlmasý, PKK'nin Ýran'a daha fazla yanaþmasýna neden olacaktý.Bu ise Ýran'ýn kuþatýlmasý ve zayýflatýlmasý politikasýný zorlaþtýracaktý.


Bundan dolayý PKK'nin önce Ýran ile savaþmasýnýn saðlanmasý ve daha sonra kuþatýlýp ve bastýrýlmasýna geçilmesi,Batý açýsýndan daha mantýklýydý.


Batý PKK'nin tasfiyesini gerçekleþtirmeden, Erdoðan ve AKP'nin düþürülmesi politikasýna asla geçmeyecektir.Böyle bir politikaya geçse dahi,bu sadece devletin zirvesinde bir klik deðiþtirme biçiminde olacaktýr.Bunun olanaðýnýn olmadýðý bir durumda ise, PKK'nin ezilmesine kadar beklenecektir.Erdoðan'ý Türkiye'nin merkezi devlet yapýsýný sarsacak þekilde iktidardan indirmek, PKK'nin Kuzey Kürdistan'da iktidarlaþma derecesine varacak þekilde güçlenmesine neden olacaðý için ve onun ezilmesini  imkansýz hale getireceði için, Batý tarafýndan þu anda istenmeyen bir politikadýr.Çünkü Batý'nýn PKK'nin ezilmesi politikasýnda güçlü bir Türkiye'ye  ihtiyacý vardýr.


Bu yukarýdaki analizlerden çýkan temel sonuç þudur: Ortadoðu'da en zayýf stratejik plana sahip olan PKK'dir.Batý'nýn, Türkiye'nin ve KDP'nin stratejik planlarý PKK'nin stratejik planlarýndan daha üstündür. PKK'nin yanlýþ Ýran stratejik önceliði, bindiði dalý kesmesiyle eþanlamlýdýr. 


Ama PKK'nin hatalarý tek stratejik öncelik sorunuyla da sýnýrlý deðildir. Bir baþka hatasý da Barzani ve KDP karþýsýndaki hatasýdýr.Bütün küresel ve bölgesel güçler KDP'yi etkilemek ve kendi yanlarýna çekmek isterlerken, PKK'nin bu noktada hiçbir þey yapmamasý ve sadece gerilim politikasý izlemesi anlaþýlýr gibi deðildir. Herkes aptal da tek PKK mi akýllýdýr?! 


Soruna daha yakýndan baktýðýmýz zaman, PKK'nin KDP karþýsýndaki yanlýþ tutumu, aslýnda bölge politikasýndaki kafa karýþýklýðýnýn sonucudur. Kürdistan devriminin temel problemlerinden bir tanesi hepimizin bildiði gibi, KDP'nin tecritidir.Ama KDP'nin tecritini nasýl anlamak lazým? 


Bir hedefe varmanýn tek bir yolu yoktur,bir çok yolu vardýr.Hangi yolun uygun olduðuna doðru karar vermek için ise bazý parametrelerin birliði gerekmektedir. Bunlarý kýsaca þöyle belirtmek mümkündür: 1-KDP'nin tarihsel yapýsý; 2-Ýçinden geçtiðimiz bölge ve dünya konjonktürünün yapýsý; 3-KDP'nin bu konjonktür içerisindeki konumu; 4-PKK'nin bu konjonktür içerisindeki konumu ve diðer güçler ile olan güç iliþkisi.



|
_ _