[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 63(4) }
| Devrimci Bülten

ROJAVA DEVRÝMÝ VE "PASÝF DEVRÝM" (I)



K.Erdem


Hiç kuþkusuz "tarihsel" denebilecek bir süreçte geçmekteyiz.Tarihsel olmasýnýn nedeni, bir çok düzeyde paradigma deðiþimine neden olmasý ve bu temelde bazý eski eðilimlerin sonunu getirmesi ve bazý yeni eðilimlerin de kapýsýný aralamasýndan kaynaklanmaktadýr.


Belki farkýnda deðiliz ama dünya devrimci hareketi ideolojik ve politik olarak "kabuk" deðiþtirmektedir.Devrimci hareketin bu kabuk deðiþimi ise öncelikli olarak  Ortadoðu'da gerçekleþmektedir ve bu deðiþimin önce burada gerçekleþmesi ise tesadüf deðildir.Çünkü PKK gibi büyük bir devrimci hareket , Ortadoðu'daki devrimci dönüþümün merkezinde bulunmaktadýr ve bu dönüþümü ise yeni bir ideolojik paradigma temelinde gerçekleþtirmek istemektedir.


PKK'nin Kürdistan ve Ortadoðu'daki pratiðinin niteliði hiç kuþkusuz onun ideolojik niteliðinin sonucudur ve ideolojik düzeyde böyle bir dönüþüm olmamýþ olsaydý,bugünkü siyasi pratiðinin düzeyi de bu kadar nitelikli olmazdý. Burada devrimci hareket için temel sorun, PKK'nin yeni ideolojik ve politik yapýsý, evrensel düzeyde yani baþka ülkelerin devrimci hareketlerinin de yararlanabileceði özellikler içermekte midir yoksa sadece yerel özellikler ile mi sýnýrlý mýdýr? 


Biz PKK'nin devrim sorununa getirmiþ olduðu bazý teorik ve pratik cevaplarýn tek yerel deðil ama evrensel özellikler de içermekte olduðunu ileri sürmekteyiz.


Bir devrim her zaman görünenden çok daha fazlasýdýr.Devrimler her ne kadar bir noktaya kadar bilinçli bir düþüncenin eseri olsalar da bir o kadar sezgilere ve hatta bazen de  "arýnýn bal yapmasýna" benzerler yani  içgüdülere   dayanýrlar. Ama bu sezgisel ya da içgüdüsel yanlar dahi aslýnda farkýndan olmadan belirli düþünsel temellere dayanýrlar. Ýþte bu durum Rojava devriminde de yaþanmýþtýr ve bu devrimin önderleri , bir yanýyla bilinçli diðer yanýyla sezgisel ve içgüdüsel olmak üzere , "gelecek devrim tipini" "kuvveden fiile" çýkarmýþlardýr. Bundan dolayý Rojava devrimi tek yerel-ulusal deðil tek bölgesel deðil ama uluslararasý özelliklere ve kapsama da sahip bir devrimdir. Rojava devriminin yerel ve evrensel yanlarýnýn ayrýþtýrýlmasý, içinden geçtiðimiz süreçte devrimci teorinin temel görevleri arasýndadýr.


Elimizdeki teorik veriler ýþýðýnda , belirli bir tarihsel belirlenim yapma ve içerisinde geçtiðimiz tarihsel sürecin yerini ve özelliklerini az çok  belirleme olanaðýna sahip olduðumuza inanmaktayýz.Buna göre, Lenin ve Bolþevikler ile baþlayan eski devrimci çað, ideolojik olarak 2000'li yýllarýn baþlarýnda, siyasal olarak da 2012'deki Rojava devrimi ile kapanmýþtýr ve yeni bir devrimci çað açýlmýþtýr.Bu yeni devrimci çað, "Leninizm"i tarihe gömmüþtür. Burada geçerken Lenin ve Leninizm arasýnda bir ayrýmýn yapýldýðýný ve her ikisinin bir olmadýðýný belirtmek isterim.


Ýster farkýnda olsunlar isterse de olmasýnlar,PKK Genel Baþkaný Sayýn Abdullah Öcalan ve PKK Önderliði, 2000'li yýllarýn baþlarýndaki paradigma deðiþimi ile aslýnda Leninizm ile kopuþmuþlardýr ve pratiðin zorlamasý altýnda yeni bir devrim anlayýþýný, bazen bilinçli bazen sezgisel bazen de içgüdüsel olarak geliþtirmek zorunda kalmýþlardýr ve de "özgür düþünce" temelinde geliþen bu yeni devrim anlayýþý olumsuz deðil tamamen olumlu olmuþtur.


Bu makalede biz devrimci teorinin bütün alanlarýndaki dönüþümü ele almadan ziyade özel ve spesifik bir sorunla kendimizi sýnýrlayacaðýz: Devrimin kapsamý ve bu kapsamý etkileyen tarihsel koþullar.


Devrimci hareketin en önemli handikaplarýndan bir tanesi, doðru bir devrimci program ve bu programý gerçekleþtirecek doðru bir strateji ve taktik çizgi oluþturamamadýr.Ama soruna daha yakýndan bakýldýðý zaman, bu sorunun altýnda yatan temel nedenin ise aslýnda felsefi-ideolojik yetersizlik olduðu görülmektedir.


Devrimci hareket program sorununda hiçbir zaman doðru oranlar tutturamamýþtýr ve bundan dolayý da stratejik ve taktik olarak isabetli kararlar verememiþtir.Bunun temel nedeni, kapitalizmin tarihsel çerçevesi ve bu çerçevenin sosyalizm-komünizm ile iliþkisinin tam olarak bilince çýkarýlamamasýdýr.


Devrimci hareket aslýnda sosyalizm-komünizm sorununa tam olarak bilimsel cevap verememiþ ve kapitalizmin baðrýndaki hangi somut ve temel eðilimlerin gelecek topluma baðlanacaðýný tam olarak ortaya koyamamýþtýr. Kapitalizmin tarihsel-fiziksel sýnýrlarýnýn bilince çýkarýlmasý sorunu , aslýnda Marx ve Engels'ten beri Marksist teorinin temel sorunu olmuþtur ve bu sorun halen devam etmektedir ve bu noktadaki "teorik bulanýklýk", teorinin bütün alt disiplinlerini olumsuz etkileyerek genel bir teorik ve politik karmaþýklýða yolaçmýþtýr.


Ýktidarýn ele geçirilmesiyle baðlantýlý olarak Bolþevikler bu soruna bir teorik ve politik cevap vermeye çalýþmýþlardýr ama bu "tarihsel cevabý" verememiþlerdir. "Ekim Devrimi'nin Anatomisi" adlý kitabýmda bu sorunu ayrýntýlý tartýþtýðýma inanýyorum (daha fazla bilgi için bu kitaba bakýlabilir). 


Hiç kuþkusuz Lenin "determinist tarih" anlayýþýna sahipti ve kapitalizmin çeþitli tarihsel aþamalarýný idealist bir þekilde atlama anlayýþýna sahip deðildi.Bundan dolayý Lenin, Ekim Devrimi'nden sonra bir çok defa kapitalizmin hangi ara aþamalarýnýn sosyalizme götürdüðü sorununu ortaya atmýþ ve bunu teorik olarak  çözümlemeye çalýþmýþtýr.Bu sorun teorik olarak doðru çözümlenemeyene kadar, devrimci iktidarýn uluslararasý kapitalizm karþýsýnda stratejik ve taktik olarak doðru konumlanamayacaðýný biliyordu. Lenin bu nokta ile ilgili olarak þöyle yazýyordu: 

"Ve "bizim" sosyalizme doðrudan geçiþ sorunumuzu baþarýyla çözebilmemiz için, kapitalizm-öncesi iliþkilerden sosyalizme geçiþ için hangi ara yollarýn, yöntemlerin, vasýtalarýn ve araçlarýn gerekli olduðunu anlamalýyýz.Bütün sorun budur. (Lenin, "Ayni Vergi" makalesi,http://kutuphane.halkcephesi.net/ Lenin/devlet%20kaptlzm/verg_1.htm ) 


Lenin sorunu soyut olarak  doðru ortaya koymasýna karþýn, somut biçimi içerisinde yani içerisinden geçilen çaðýn tarihsel-sosyalizm ile iliþkisi noktasýnda yetersiz kalýyor ve yanlýþ ele alýyordu.Ona göre içerisinden geçilen emperyalizm çaðý, özellikle emperyalist ülkelerde sosyalizm için üretici güçleri geliþtirmiþti ve herhangi bir emperyalist ülkede gerçekleþecek bir sosyalist devrim, gerekli "sosyalist önlemleri" alarak kýsa bir sürede "sosyalist üretime" geçme olanaðýna sahipti. Ama ona göre Rusya için bu durum hemen söz konusu deðildi, çünkü Rusya emperyalistlerden geri bir ülkeydi ve önce onun emperyalist ülkeleri yakalamasý gerekmekteydi ve de bunu ise proletarya iktidarda olduðu için önce "devlet kapitalizmi" ile gerçekleþtirmeliydi ve bu "ara mesafe"nin kapatýlmasý ölçüsünde de tedrici olarak sosyalist üretime geçmeliydi.


Lenin'in akýl yürütmesi baþtan aþaðý yanlýþtý! 


Bu yanlýþlýðýn nedeni ise o zamanki emperyalist çað ile tarihsel-sosyalizm arasýnda kurulan mantýksal iliþkinin yanlýþ olmasýydý. Lenin o zamanki emperyalizmi "kapitalizmin en yüksek aþamasý" olarak damgalamýþtý ve ona göre emperyalizm artýk daha geliþemeyecekti ve "tarihsel sýnýrýna gelmiþ" olan bir sistem ise kaçýnýlmaz olarak sosyalist devrimlere neden olarak parçalanacaktý.


Bizzat bu uslamlamayý tarih çürütmüþtür! 


Lenin'in akýl yürütmesinin aksine emperyalizm daha da geliþmiþ ve sermaye ihraçlarý yoluyla dünya kapitalizmini hem derinlemesine hem de geniþlemesine daha da geliþtirmiþ ve "emperyalizmin yeni bir tarihsel aþamasý" diyebileceðimiz bir aþamanýn ortaya çýkmasýna neden olmuþtur.


Hem "Ekonomi Politiðin Eleþtirisine Katký"nýn hem de Kapital'in birinci cildinin önsözünde Marx'ýn belirttiði gibi, "bir toplum içerebildiði bütün üretici güçleri içermeden yeni toplumun üretici güçleri ortaya çýkmaz" ve "bir toplumun çeþitli tarihsel aþamalarý asla atlanamaz". Bir toplum üretici güçleri geliþtirebiliyorsa, bundan bu toplumun daha tarihsel ömrünü doldurmadýðý sonucu çýkar.


Devrimci hareketin politik mücadelenin bütün aþamalarýnda tarihsel eyleminin içeriðini doðru belirleyebilmesi için, ona gerekli olan temel þey, sosyalizm ya da komünizmin (bu ikisi ayný þeydir yani nitelik olarak aynýdýrlar ve aralarýndaki fark sadece nicelikseldir) bilimsel olarak tam olarak neye benzediðini doðru bir þekilde ortaya koymasý gerekmektedir. Bu konu ayrý bir makalenin konusudur ve geçmiþte bir çok defa ele almama karþýn bu konu ile baðlantýlý olarak kýsaca þöyle denebilir: 

Sosyalist ya da komünist toplum dünya çapýnda bütün emekçilerin bilim insaný olduðu bir toplumdur.Bu toplumda emekçi tamamen otomasyon bir yapýya sahip olan üretim aletini gözetim ve denetim altýnda tutan bir emekçidir.Bu emekçi bir bilim insanýdýr ve emeði tamamen kol emeðine dayanan iþçi ile uzaktan yakýndan alakasý yoktur.Emeði tamamen kafa emeðine dayanýr.Bu emek biçimi, öncelikle üretim araçlarý üretimi sektöründe açýða çýkacaktýr ve giderek tüketim araçlarý üretiminin de bu bilimsel temelde yapýlan üretim ile birleþmesi ölçüsünde ve iþçi sýnýfýný üretim sürecinde dýþlamasý ölçüsünde bütün dünya ekonomisine yayýlacaktýr. Sosyalizmin ya da komünizmin geliþmesiyle iþçi sýnýfý tarihsel olarak tasfiye olmaya baþlayacaktýr ve onun kurtuluþu kendisini tasfiye etmekten geçmektedir. Komünizmde emeðin fiziksel iþbölümü ortadan kalkmayacaktýr (mühendislik, doktorluk, öðretim görevlisi, sanatçý vs.) ama bu farklý emek biçimlerinin kullacaklarý emek aletinin niteliði eþitlenerek ayný zaman birimi için ayný deðerin elde edildiði bir duruma yolaçacaktýr. Bütün emekçilerin ayný zaman birimi içerisinde ayný deðeri elde etmesiyle tek bir sýnýf (komünizm iþte bu tek bir sýnýfýn ortaya çýkmasýnýn sonucudur) ortaya çýkarak ya da bütün ayrý sýnýf ve tabakalar bu "bilim insaný sýnýfý içerisinde eriyerek" sýnýfsýz ve sömürüsüz bir toplum ortaya çýkacaktýr. Tek bir cümle ile komünizm "bilim insanlarýndan oluþan bir dünya toplumudur."


Hem Lenin dönemindeki toplumun hem de günümüz toplumunun bu sýnýfsýz toplumdan daha uzakta olduðunu rahatlýkla söyleyebiliriz. Komünizmin maddi güçlerinin daha geliþmediði bir topluma, iradi ve spekülatif olarak "planlý ekonomi dogmasýný" dayatmanýn bedelini toplumlar büyük bir felaketle ödemiþlerdir. Bu durumda "ürünlerin burjuva bir biçimde üretildiði ama komünistçe bölünmek" istendiði bir idealist yaklaþým ortaya çýkmaktadýr. Bölüþüm biçimi her zaman üretim biçimine sýký sýkýya baðlýdýr ve bunu yok sayanlarý ise tarih iflas ile selamlamýþtýr.


Bu noktada temel teorik sorun, sosyalizmin ya da komünizmin üretici güçleri daha ortaya çýkmadan iktidarý ele geçiren devrimci hareketlerin nasýl bir ekonomi politikasý uygulamak zorunda olduklarýdýr.Burada temel ilke ne olmalýdýr? 


Bu nokta ile ilgili olarak kýsaca þu söylenebilir: 

Sosyalizmin ya da komünizmin üretici güçlerinin daha ortaya çýkmadýðý tarihsel koþullarda iktidarý ele geçiren devrimci hareketlerin temel görevi, kendi ülkelerinin ekonomilerinin dünya ekonomisinin bir parçasý olduðunu ve bu ekonominin temel göstergelerinin dünya ekonomisinin temel göstergeleri tarafýndan sürekli yaratýldýklarýný asla akýldan çýkarmamalarý gerekmektedir. Bu ekonomide , sermayenin sektörler arasýndaki doðru paylaþýlmasýný sadece ve sadece rekabet en doðru ve yetkin bir þekilde düzenlemektedir.Bu ekonomilerde, dünya ekonomisiyle sürekli entegrasyon kaçýnýlmazdýr ve bütün sorun bu entegrasyonun nasýl yönetileceði sorunudur.Toplumsal üretkenlik ancak dünya ekonomisiyle kurulacak dikkatli bir entegrasyon sonucunda geliþecektir ama burada bütün mesele bu entegrasyonun bir baðýmlýlýða yolaçmasýnýn önüne geçmektir.



Dünya ekonomisiyle entegrasyon ille de emperyalizme baðýmlýlýðý getirmez. Çünkü kapitalizmin temel tarihsel eðilimi kar oranlarýnýn eþitlenmesi ve bu temelde sürekli olarak farklý düþman kamplarýn ortaya çýkmasýdýr.Çok taraflý bir iliþkiler sistemi ile diðer ülkelerin devrimleriyle birleþme perspektifini koruyarak bir devrimin baðýmsýzlýðý belli bir süre mümkündür.Bu ülkelerin,  devlet kapitalizmi temelinde ama özel kapitalizmin de buna yedeklendiði bir ekonomi politikasý uygulayarak ve halkýn genel durumunu da bu devlet kapitalizmini kaldýraç olarak kullanarak sürekli geliþtirerek belli bir süre ayakta kalmasý mümkündür.


Bu tür bir toplumsal sistemde, halkýn çýkarlarýnýn geliþmesi ancak kamu mülkiyetinin geliþmesi ve güçlenmesi temelinde mümkündür. Kapitalist bir tarihsel temele sahip olan bir toplumda, halkýn çýkarlarýnýn ifadesini bulduðu alan kamu mülkiyeti alanýdýr.Kamu mülkiyeti de özel mülkiyetin bir biçimidir ama halkýn iktidarda olduðu bir politik sistemde bu kamu mülkiyeti, piyasa sisteminin mekanizmalarýný kullanarak kendi etki alanýný geniþleterek, genel olarak halkýn çýkarlarýnýn alanýný da geniþletmiþ olacaktýr.Yani halkýn çýkarlarý kapitalist mekanizmanýn aracýlýðýyla geliþmiþ olacaktýr!


Bunun eski kuþak devrimciler için bir paradoks olduðu ve kolay kolay kabul edilemeyecek bir postülat olduðu doðrudur.Ancak eski kuþak devrimcilerin Bolþevik gelenekten gelen sosyalizm anlayýþlarýnýn, tarihin nesnel akýþýný gözardý ettiði için bir tür "ütopik sosyalizm" olduðu da ayný þekilde doðrudur.


Geçmiþ deneyimlerdeki temel sorun, devlet kapitalizminde kaynaklanmamaktadýr ama bu devlet kapitalizminin yanlýþ uygulanmasýndan (daha doðrusu devlet kapitalizminin sosyalist ekonomiyle karýþtýrýlmasýndan)  , dünya piyasasýnýn göstergelerinden ziyade , bir avuç bürokratýn kafalarýndaki dogmalarý ekonomiye dayatmalarýndan kaynaklanmaktaydý. Devlet kapitalizminin eðilimlerini, dünya piyasasýnýn eðilimleriyle belirli bir süre birbirine baðlayan bir eðilim doðru politik orantýlarý belirleyebilecektir. Burjuva bir tarihsel temele sahip olan bir ekonomide, hiçbir iradi müdahale, rekabetin ve bu temelde piyasanýn göstergelerinden daha "bilimsel" deðildir.


 Nasýl burjuva-demokratik devrimine ille de burjuvazinin önderlik etmesi gerekmiyorsa, farklý burjuva tarihsel aþamalarýn da özel kapitalizmin önderliðinde aþýlmasýna gerek yoktur ve devrimci hareket bu farklý burjuva aþamalarý devlet kapitalizminin temel sürükleyiciliði altýnda aþabilir.


Artýk kapitalizmin bugünkü tarihsel düzeyi ve bu noktada dünya devrimci hareketinin genel  teorik birikimi ýþýðýnda, sosyalizmin ya da komünizmin tam bilimsel açýklamasýný yapabilecek duruma gelmiþ bulunuyoruz ve bu birikim milyonlarca insanýn kanlarýnýn üzerinde yükselmiþtir.


Sovyet Rusya'da Lenin ve Bolþevikler, tarihsel sosyalizm ile o zamanki Rus kapitalizmi arasýndaki tarihsel boþluðun neye benzediðini tam olarak bilmedikleri için, Rus ekonomisinin doðasýna yanlýþ politikalar dayattýlar ve bu temelde yanlýþ bir tarihsel mevzilenme gerçekleþtirdiler.Özel bir dönemde yani o zamanki konjonktürdeki yanlýþ mevzilenmenin temel nedeni, tarihsel kapitalizm karþýsýndaki   genel yanlýþ mevzilenmeydi.


Sovyetler Birliði'ndeki devlet kapitalizmi, uluslararasý emperyalizm karþýsýndaki yanlýþ tarihsel mevzilenmesinin sonucunda giderek "bürokratik devlet kapitalizmi"ne dönüþmüþ ve yer yer korkunç biçimler almýþtýr. Buharin 1930'lu yýllardaki bazý yazýlarýnda , Sovyetler Birliði'ni örtük bir biçimde Nazi Almanyasý ile karþýlaþtýrmýþtýr.


Lenin ve Bolþeviklerin bu bürokratik devrim anlayýþý III.Enternasyonal ve yine SBKP aracýlýðýyla diðer ülkelerin devrimci hareketlerine sirayet etmiþ ve dünya devrimci hareketini adeta kötürüm etmiþtir.


SSCB'de devlet mülkiyetinin sosyalist mülkiyet sanýlmasý ve bu sözde sosyalist mülkiyetin geliþmesine orta sýnýflarýn engel olduðu ve devlet mülkiyetinin geliþmesiyle bu orta sýnýflar ile çeliþkinin artacaðý anlayýþý tamamen yanlýþ bir anlayýþtý.Orta sýnýflarýn büyüyüp ve geliþmesinin altýnda, aslýnda kapitalizmin tarihsel olarak derinleþmesi yatmaktadýr.Sözde sosyalist ekonominin güvenliði için bu orta sýnýflarýn da tasfiye edilmesi anlayýþý, giderek bürokratik devleti bu küçük ve orta boy iþletmelerin de kamulaþtýrýlmasýna doðru iterek monolotik bir bürokratik devlet kapitalizmi ortaya çýkarmýþtýr.Devlet tekelciliðinin bu aþýrý boyutu, küçük bir "bürokratik oligarþinin diktatörlüðü"ne neden olmuþtur.


Ama bürokratik devrim teorisi (yani kapitalist devlet mülkiyetinin sosyalist mülkiyet ile karýþtýrýlmasý) sosyalist ekonominin geliþmesi ve güçlenmesi adýna orta sýnýflarý baský altýna almasýnýn ve böylece devrimin kapsamýný zayýflatmasýnýn en direk sonucu, dar siyasi temel üzerinde dar bir taktik yapýnýn ortaya çýkmasý  olmuþtur.Devrimin kapsamýnýn bu darlaþtýrýlmasý, bir yandan karþý-devrim cephesinin büyümesine neden olurken, öte yandan da bürokratik araçlarýn ve yöntemlerin öne çýkarýlmasýna neden olmaktaydý.


Rusya'da bu "bürokratik oligarþik diktatörlüðü"nün ortaya çýkmasý , hemen Ekim Devrimi'nin baþlarýnda Lenin'in yaptýðý teorik ve siyasi hatalarýn sonucunda ortaya çýkmýþtýr.Lenin ve Bolþeviklerin  emperyalizmi hemen cepheden karþýlarýna almalarý ve bu temelde Rusya'daki yabancý sermayeyi kamulaþtýrmalarý,dýþ borçlarýn iptali ve dýþ ticaret tekeli yaratmalarý, ayný zamanda tarihsel kapitalizm karþýsýnda yanlýþ mevzilenmelerinin de sonucuydu.


Ekim devriminin baþlarýnda Bolþeviklerin, emperyalizm ile Gramsci'nin deyimi ile bir mevzi savaþý deðil, hareketli ve cephe savaþý vermeleri ve güç dengesini yanlýþ ele almalarýnýn temel nedeni, tarihsel kapitalizm karþýsýndaki yanlýþ konumlanmalarýydý.Halbu ki tarihsel kapitalizm nesnel ve tarihsel olarak daha uzun yýllar dünya çapýnda geliþme eðilimine sahipken,onu hemen yýkmak için harekete geçmek, bütün güç dengesini yanlýþ ele almaya götürüyordu. Bolþeviklerin emperyalist sistem karþýsýnda "cephe savaþý"na deðil "pasif" bir tutum olan "mevzi savaþýna"  ihtiyaçlarý vardý.


Bolþeviklerin bürokratik devrim anlayýþlarý özellikle iki ülkede büyük bir felakete neden olmuþtur.Bu ülkeler Ýtalya ve Almanya'dýr.Belki de bu yüzden, Ýtalya Komünist Partisi'nin önderlerinden Antonio Gramsci, kendi "özgür düþüncesi" ile yeni teorik arayýþlar içerisinde olmuþ ve III.Enternasyonal'in genel teorik geliþimine paralel olarak yeni bir teorik disiplin geliþtirmeye çalýþmýþtýr.


Antonio Gramsci'nin geliþtirmek istediði bazý teorik yaklaþýmlarýn , III.Enternasyonal'in hatalarýyla iliþkili olduðu ve bu hatalarýn giderilmesine dönük olduðundan þüphe yoktur. Gramsci'nin üzerine çalýþtýðý hegemonya, mevzi savaþý,hareketli savaþ,güç dengesi ya da iliþkileri  ve pasif devrim gibi kavramlar, daha yakýndan bakýldýðý zaman, aslýnda III.Enternasyonal'in "teorik boþluklarýný" doldurmaya dönük teorik çabalardý.


Antonio Gramsci'nin hapishanede, III.Enternasyonal'in bürokratik müdahalesinden uzak geliþtirdiði bazý tezler, yeni bir devrim teorisinin nüvelerini de içerisinde barýndýrmaktadýr.Bu teorik nüvelerin dünya devrimci hareketi için daha da kullanýlýr olabilmesi için, bu teorik nüvelerin baþka iki teori ile birleþtirilmeleri gerekir:

1-Marx'ýn Kapital'in Üçüncü cildinde geliþtirdiði genel olarak "Kar Oraný ve Biçimleri" ama özel olarak da Genel Kar Oranlarýnýn Eþitlenme Eðilimi teorisiyle; 

2-Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ýn devrimci harekete sokmuþ olduðu Stratejik Denge Konumu teorisiyle.


Bu sonuncusunun yani Stratejik Denge Konumu teorisinin, kapitalizmin çeþitli dönemlerinde farklý biçimlerinin bir "tarihsel serimini", bir zamanlarýn ünlü ABD Dýþiþleri Bakaný Henry Kissinger "Diplomasi" kitabýnda ortaya koymuþtur. Bu kitap , Marx'ýn Kapital'inin Üçüncü cildi ile birlikte ele alýnýrsa devrimci kuþaklar için güzel bir ders kitabý olacaktýr.


Artýk elimizde geliþtirebileceðimiz üç teorik biçimin birlikteliðinden oluþan evrensel bir devrim modeli bulunmaktadýr: 1-Marx'ýn Genel Kar Oranlarýnýn Eþitlenmesi teorisi;  2-Antonio Gramsci'nin Pasif Devrim teorisi ve 3-Abdullah Öcalan'ýn Stratejik Denge Konumu teorisi.Bu üç teori tek bir bütün oluþturur ve aslýnda mantýksal düzeyde farkýnda olmadan birbirlerini beslerler. Ýþte Rojava devrimi bu yeni teorik modele göre ortaya çýkmýþtýr.


Kürt Özgürlük Hareketi'nin önderleri hem bilinçli hem de yer yer sezgisel olarak bu devrim modelini geliþtirmiþlerdir, ki bu yeni devrim modeli evrensel özellikler de barýndýrmaktadýr.Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, yeni paradigma temelinde PKK'yi stratejik denge konumuna uygun olarak yeni bir stratejik temele oturturken, dünya çapýnda kar oranlarýnýn yeni bir eþitlenme eðilimine girerken ortaya çýkarmakta/çýkarmýþ olduðu yeni emperyalist güç eþitlenmesine dayanarak, farkýnda olmadan Marx'ýn teorisiyle iliþkilenmiþ; bu yeni konumlanmaya uygun olarak bir "pasif devrim" programý ve bu temelde stratejik ve taktik konumlanma elde ettiði zaman da Antonio Gramsci ile teorik düzlemde iliþkilenmiþtir.


O zaman Antonio Gramsci'nin kendi özgür iradesiyle geliþtirmiþ olduðu yeni devrim anlayýþýnýn teorik nüvelerine yakýndan bakalým.


(devam edecek)





|
_ _