[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRİMCİLER KOORDİNASYONU (PDK)  13-06-2024 ]
{ komunistdunya.org }
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazılar / Broşürler
   Açıklamalar
   Komünist Hareketten
   İlerici / Devrimci       Basından
   Kitap - Broşür PDF
   Sanat
   Görüşler

 Arşiv - Ara
   Arşiv
   Sitede Ara

 İletişim
   Bağlantılar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazılar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
EMPERYALİZM VE TÜRKİ...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayı 64(1) }
| Devrimci Bülten


 

İÇİNDEKİLER

 


1-Başkanlık Sistemi ve Yasal Muhalefetin Tasfiyesi

2-Rojava Devrimi ve Pasif Devrim-II

3-Devrimci Hareket ve İdeolojik Mücadelenin Önemi

4-Modern Türkiye’nin “31 Mart Olayı” ve “Enver Paşa Darbesi” -I

5- Halkların Birleşik Devrim Hareketi


 

BAŞKANLIK SİSTEMİ VE YASAL MUHALEFETİN TASFİYE


 

İktidarının ilk yıllarından Gezi Direnişi'ne kadar liberal bir örtü altında gizli bir şekilde, ama Gezi Direnişi'nden  sonra ise açık bir şekilde Tek Adam Diktatörlüğü'ne yürüyen Recep Tayyip Erdoğan, bu hedefine Başkanlık Sistemi ile varmak istemektedir.Ama Başkanlık Sistemi hedefi ise yeni bir faşist rejimin inşası ile elele gitmektedir.İlginç bir şekilde Erdoğan'ın bu Tek Adam Diktatörlüğü'ne yürüyüşü karşısında , bütün yasal ve yasadışı muhalefet çaresiz bir görüntü sergilemektedir.

 

Erdoğan'ın İstanbul  Belediye Başkanlığı döneminden günümüze kadar hep bir "gizli stratejik hedef" ile hareket ettiği ve bu hedefini gerçekleştirmek için çok karmaşık ve etkili bir strateji ve taktik planlar sistemi oluşturduğu ve de her attığı taktik adımın belirli bir stratejik hedefe hizmet ettiği, bugün artık inkar edilemez bir şekilde açığa çıkmıştır.Erdoğan kendi karşısındaki düşman cephesini etkili bir stratejik ve taktik yapı ile bölmesini  ve kendi hedefi önündeki bütün engelleri tasfiye etmesini bilmiştir.

 

İstanbul Belediye Başkanlığı ile Milli Görüşü ve onun geleneksel partisinin gövdesini ele geçirmeyi başarmış, buradan hükümet olmaya uzanmış, hükümet olmayı Ordu'nun bastırılmasını gerçekleştirerek iktidarın iplerinin tam ele geçirilmesi için kullanmış ve en son olarak da Başkanlık Sistemi altında Tek Adam Diktatörlüğü'nü gerçekleştirerek, eski rejimin kalıntılarını da yokederek tamamen yeni bir faşist rejimin inşasını gerçekleştirmek istemektedir.

 

Bu yeni faşist rejim inşası, toplumun bütün alanlarında kapsamlı bir dönüşümü gerekli kılmaktadır ve zaten AKP bu alanlara kapsamlı bir şekilde el atmıştır:

1-İdeolojik alanda: Devletin resmi ideolojisi Kemalizm'in tasfiye edilerek, onun yerine Sünni İslam devletin yeni resmi ideolojisi olarak oluşturulmak istenmektedir.Bu Sünni İslam altına ise Türk milliyetçiliği ikinci bir tamamlayan olarak entegre edilmektedir.İslam-Türk sentezi olarak gelişen bu yeni resmi ideoloji, Yeni-Osmanlıcılık ideolojisinin de temelini oluşturmaktadır.

 

2-Politik alanda: Parlamenter görünümlü Kemalist faşist iktidar, Başkanlık Sistemi altında Tek Adam Diktatörlüğü'ne (Padişah) dönüştürülmek istenmektedir.Bu süreç ile aynı zamanda, eskiden sorunlu olarak da varolan "Kuvvetler Ayrılığı"nın tamamen yokdedildiği ve tamamen "Kuvvetlerin Birliği"nin kurulduğu ve de bu temelde Yasama ve Yargı'nın tamamen Yürütme'nin egemenliği altına girdiği bir faşist sistem hedeflenmektedir.

 

3-Ekonomik alanda: Kemalist Cumhuriyet döneminde oluşan ve TÜSİAD merkezli büyük sermayenin tasfiye edilerek, yerine MÜSİAD merkezli Yeşil Sermaye'nin büyük sermaye yapıldığı bir ekonomik yapı düşünülmektedir. Bu ekonomik yapı , klasik faşist iktidarlarda gördüğümüz "Korporatif" ekonomik modelin bir benzeri olan "Havuz Sistemi" ve kapsamlı devlet müdahalesi aracılığıyla gerçekleştirilmek istenmektedir.Yargı ve Yasama tamamen Yürütme'nin emrine  girdiği için, Yeşil Sermaye'nin dışındaki sermaye grupları tamamen savunmasız bırakılarak piyasadaki konumları zayıflatılmış ve sermaye birikimlerinin boyutları giderek küçülmeye başlamıştır.

 

Erdoğan ve AKP'nin toplumun bütün alanlarını etkileyen ve eski Kemalist diktatörlükten de kötü yeni bir faşist rejim inşasına yöneldiği, toplumun ezici kesimi tarafından görülmektedir.Lakin muhalefet  bu yeni faşist rejim yönelimini bir türlü durduramamaktadır.

 

Peki Niçin?

 

Çünkü Erdoğan karşısındaki düşman cephesini bölmek için etkili bir strateji ve taktik çizgiye sahiptir.Kendi karşısındaki muhalefetin çelişkilerini, zayıflıklarını ve açmazlarını çok iyi anlamıştır ve sürekli bu noktaları işleyerek muhalefeti bölen ve etkisizleştiren bir politika izlemektedir.

 

Erdoğan  hedeflemiş olduğu gerici yeni faşist rejimi, toplumun ezici çoğunluğunun kabul etmeyeceğini  bildiği için, başından beri bu hedefini gizli tutmuş ve bu gizliliği de liberal taktikler sayesinde elde etmiştir.Bu temelde bir muhafazakar-liberal ideolojik hegemonya oluşturmuş ve bir kısım liberalleri, muhafazakar tabanının dışındaki kitleleri etkilemek için kullanmıştır.

 

Muhafazakar-liberal ideolojik hegemonya sürecinde, muhafazakarlık her zaman Erdoğan ve AKP için stratejik bir yere sahip olurken, liberallik ise her zaman taktik bir yere sahip olmuş ve bu sonuncusu daha çok muhafazakarlığın karşısındaki düşman cephesini bölmek ve zayıflatmak için kullanılmıştır. Muhafazakar gerici faşist çizginin üzerine taktik bir şekilde yerleştirilen liberallik, Erdoğan ve AKP'nin manevra alanını olağanüstü derecede genişletmiş ve bu temelde Kemalistler'in geleneksel politikalarına da el atma ve de onları hem içte hem de dışta geleneksel müttefiklerinden ayırma ve zayıflatma olanağı elde etmelerini sağlamıştır.

 

Örneğin Kemalistler'in Batı ile stratejik ilişkileri AB üyeliği üzerinden yeni bir tarihsel temele oturtma politikası karşısında Erdoğan ve AKP, ideolojik ve politik olarak AB'ye ve Batı'ya karşı olmalarına karşın, taktik bir şekilde AB üyeliğine el atarak ve bu politika aracılığıyla Kemalistler ile Batı arasına girerek ve bu geleneksel stratejik ilişkiyi parçalayarak, her ikisini de zayıflatmasını bilmişlerdir.Bu zaman zarfında ise Kürt Özgürlük Hareketi'ni  de liberal taktikler ile hareketsiz tutarak ve içeride iktidarın ipleri tamamen ele geçirildikten sonra onu da tasfiye etmek isteyen bir politika ortaya konmuştur.

 

Ancak Kürt Özgürlük Hareketi, PKK Genel Başkanı Sayın Abdullah Öcalan'ın önderliğinde, 2000'li yılların başlarında bir dönüşüm geçirerek ve bu temelde devrimci(stratejik)-liberal(taktik) bir ideolojik hegemonya geliştirerek, Erdoğan ve AKP'nin muhafazakar-liberal ideolojik hegemonyasını dengeleyerek, Erdoğan ve AKP'nin liberal taktiklere dayanarak devrimci hareketi tamamen tasfiye etmesinin önüne geçmiştir.

 

Kürt Özgürlük Hareketi'nin geliştirmiş olduğu devrimci-liberal ideolojik hegemonya, özellikle 2013'ün başlarında devreye sokulan Barış Süreci ile HDK'nin önünün açılmasına ve HDP'nin kuruluşuna neden olarak, liberal taktiklerin tamamen Erdoğan ve AKP'nin elinden alınmasına ve ajandalarındaki "gizli stratejik hedefin" deşifre olmasına neden olmuştur.İşte bu andan itibaren Erdoğan ve AKP, tamamen muhafazakar taban içerisine hapsolmuşlardır.

 

Muhafazakar taban içerisine hapsolma ve liberaller ile ittifakın tamamen sonlandırılması (ki bu çelişki AKP içerisinde başından beri vardı)  aynı zamanda yeni faşist rejimin hızlandırılması sürecini de gerekli kılıyordu.Çünkü liberaller aracılığıyla elde edilen "toplumsal rızalığın"  artık ideolojik yolla elde edilememesi, Erdoğan ve AKP'yi daha da otoriter olmaya itiyordu.

 

Muhafazakar taban içerisinde güç olma ve bu temelde Başkanlık Sistemi'ni gerçekleştirme MHP'nin tabanını ele geçirmeye bağlı olduğu için, Erdoğan'ın yapacağı tek şey milliyetçi politikaları öne çıkararak PKK ile savaşı tekrar başlatmaktı.PKK ile savaş HDP'nin de zayıflatılmasını ve hatta tasfiye edilmesine bağlanmakta ama daha da önemlisi, PKK'ye karşı savaş ve HDP'nin zayıflatılmasının CHP'nin politik olarak güçten düşürülmesine de bağlanmış olmasıdır.

 

Erdoğan CHP'nin zayıf noktasını iyi görmüştür ve bu noktanın CHP'yi zayıflatacağını ve güçten düşüreceğini iyi anlamıştır.CHP'nin ulusalcılar ve sosyal-demokratlar olarak kendi içerisinde bir tür koalisyona sahip olması ve bu iki kesim arasındaki çelişkileri keskinleştiren politikaların dikkatli bir şekilde geliştirilmesi ve bu temelde CHP'nin güçten düşürülmesi, Başkanlık hedefi doğrultusunda Erdoğan'ın geliştirdiği bir politikadır.

 

Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının ana hedefi, tek HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak değil ama özellikle Yargı'yı tamamen ele geçirmiş ve politik hedefleri doğrultusunda kullanan Erdoğan'ın Yasama'nın içeriğini de tamamen boşaltarak, kendi istediği biçimde bir parlamentonun oluşmasını da sağlamaktır.Başkanlık Sistemi hedefine yaklaşıldıkça, sistemin bütün karar mekanizmaları giderek tek elde toplanmaktadır ve bütün devlet kurumlarının ve politik sistemin tek bir merkezde düzenlenmesine neden olan bir yapının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

 

Tek Adam Diktatörlüğü oturdukça teorik olarak sistemin yasal sınırlarının daha da daralması ve bu sınırlar içerisinde bulunan politik dinamiklerin daha da pasifize olması ya da yasal muhalefetin yeni rejimin demir parmaklıkları arasına alınarak tasfiye edilmesinden başka bir anlama gelmemektedir.Erdoğan giderek tepeden tırnağa bir faşist rejim yaratarak, bu rejimin sadece silahlı bir mücadele ile yıkılacağı anlayışını tek ortaya çıkarmamış ama bu anlayışı giderek milyonlarca insanın bilinçlerine de kazımaya başlamıştır.

 

İşte tam da bu noktada, Türkiye Devrimci Hareketi'nin dokuz örgütü ile Kürt Özgürlük Hareketi'nin birlikte örgütlemiş olduğu Halkların Birleşik Devrim Hareketi'nin (HBDH) tarihsel rolü ve önemi ortaya çıkmaktadır. Erdoğan yeni bir rejim inşasına hızla yönelirken ve yasal muhalefeti etkisiz hale getirirken, bu yeni faşizme karşı mücadelenin tek HDK ve HDP merkezli yapılması, devrimci hareket açısından yetersiz olacaktı.Erdoğan'ın yeni bir gladyo oluşturarak ve psikolojik savaş yöntemi ile devrimci ve demokratik hareketi ezmeye çalıştığı bir dönemde,onun şiddetinin dengelenmesi zorunludur.

 

Erdoğan'ın PKK ile savaşı başlatmasından ve hatta 7 Haziran seçimlerinden çok önce başlayan ve başta HDK ve HDP'yi hedef alan devlet odaklı olan ama "IŞİD algısı geçirilmiş" olan saldırıları,onun hedefine ulaşmak için "devlet terörü"nü acımasızca ve fütursuzca kullanacağını göstermiştir.

 

Yeni faşist rejimin Başkanlık Sistemi temelinde oturması,halka silahlı direnişin dışında başka bir kurtuluş yolu bırakmamaktadır ve bu noktada HBDH, halkların bir kurtuluş umudu olarak belirmektedir.Türkiye'de devrimci hareketin dışında hiçbir muhalefet silahlı direniş geleneğine sahip değildir ve bu da bu tarihsel görevin HBDH'nin omuzlarında olduğunu göstermektedir.

 

HBDH kendi ideolojik,siyasi, örgütsel ve askeri görevlerinin bilincine vardıkça ve bu görevler için mücadele ettikçe, "bozkırı tutuşturacak kıvılcımı da çakmış" olacaktır.

 


 DEVRİMCİ BÜLTEN 

 


 


|
_ _