[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 64(4) }
| Devrimci Bülten

AKP VE FETHULLAH GÜLEN CEMAATÝ ÝTTÝFAKI'NIN ERGENEKON KOMPLOSU: MODERN TÜRKÝYE'NÝN "31 MART OLAYI" VE  "ENVER PAÞA DARBESÝ" (I)

K.Erdem


 

AKP-Gülen Cemaati Ýttifaký'nýn  Ergenekon Komplosu'nu ve bu komplonun karakterini ve toplumsal yapýsýný daha iyi kavramak için, bu komployu Türkiye tarihinin baþka bir dönemiyle karþýlaþtýrarak ele almak iyi bir yöntem gibi gözükmektedir.

 

Her toplumsal ve siyasal hareket gibi, AKP ve Fetullah Gülen Cemaati de, belirli tarihsel kökenlere sahiptirler ve ideolojik ve siyasal referanslarýný bu tarihsel kökenlerinden almaktadýrlar. Bu iki hareketin tarihsel kökenleri Osmanlý Ýmparatorluðu'nun son dönemlerinde ortaya çýkan ve irticacý bir hareket olan "31 Martçýlar"a kadar uzanýr ve aslýnda bu iki hareket "31 Martçýlar"ýn günümüzdeki versiyonunu oluþtururlar. Kaldý ki bu iki hareket, "31 Mart Olayý"ný savunurlar ve kendilerini bu hareketle özdeþleþtirirler.

 

Gerek AKP gerekse de Gülen Cemaati, kamuoyunun tepkisinden dolayý, "31 Mart Ýrticai Hareketi"ni açýkça savunmazlar. Ýktidarýn iplerini tamamen ele geçirmeden ve yeni bir rejim inþa etmeden önce, "31 Mart" savunusunu daha çok semboller üzerinden yapmaya çalýþmaktadýrlar ve iktidarýn tamamen ele geçirilmesi ölçüsünde de, sembollerin altý giderek doldurulmakta ve kurumsallaþtýrýlmaya çalýþýlmaktadýr. Nihai hedefini gizleyen ve politik aldatma temelinde hareket eden bir siyasi hareket için, bundan baþka bir yol da yoktur.

 

AKP'nin bir çok politikasý geçmiþle ama özellikle Osmanlý Ýmparatorluðu'yla semboller üzerinden bir özdeþleþmeyi içerir. Örneðin Taksim'e yapýlmak istenen daha doðrusu restorasyonla açýða çýkartýlmaya çalýþýlan Topçu Kýþlasý gibi. Topçu Kýþlasý 31 Martçýlar'ýn Ana Karargahý konumundaydý ve bu kýþlanýn açýða çýkartýlmasý ideolojik bir tercihin ürünüdür. Ýstanbul'da Çamlýca'ya yapýlan ve Erdoðan'ýn özel olarak ilgilendiði cami, Osmanlý Sultanlarý'nýn kendi iktidarlarýný temsil eden eserler yapmaya benzemektedir. Atatürk Orman Çiftliði içerisine bir doða katliamý  ve mahkemenin kararýna raðmen yapýlan yeni  "Baþkanlýk"  konutu, Osmanlý Sarayý'ný andýrmaktadýr.

 

Fetullah Gülen Cemaati'nin 31 Mart Ýrticai hareketiyle özdeþleþmesi belki daha da güçlüdür. Çünkü bu hareketin fikirlerini benimsediði Saidi Nursi, 31 Mart hareketine bizzat katýlmýþtýr.

 

Osmanlý Ýmparatorluðu  ve Türkiye Cumhuriyeti'nin son dönemlerindeki   politik gruplaþmalarýn benzerliði oldukça ilginçtir.Her iki dönemde de,iktidar mücadelesi veren hareketler, neredeyse ayný ideolojik ve siyasal biçimleri kullanmýþlardýr. Biri daha laik ve Batý yanlýsý bir eðilime sahipken,diðeri daha muhafazakar ve Batý-karþýtý bir eðilime sahiptir.

 

Modern Türkiye'nin "31 Mart Olayý" aslýnda Refah Partisi'nin 24 Aralýk 1995 seçimlerinde birinci parti olarak, DYP koalisyonuyla  hükümete gelmesidir. Refah Partisi (RP) hükümet olanaklarýyla iktidarý yavaþ yavaþ dönüþtürme anlayýþýna sahipti. Ancak Ordu'nun onun bu anlayýþýný bilmesi ve 28 Þubat 1997 darbesiyle onu Hükümet'ten indirmesi, bir tür Modern Türkiye'nin "31 Mart Olayý"ný bastýrmasýdýr. Nasýl Osmanlý döneminde bastýrýlan "31 Martçýlar" taktik deðiþtirerek Ýttihat ve Terraki Cemiyeti (ÝTC) içerisine sýzdýlarsa, ayný þekilde Modern Türkiye'nin "31 Martçýlar"ý olan ve Yenilikçiler olarak RP'den ayrýlan ve AKP'yi kuran bir kýsým Milli Görüþçü de, taktik deðiþtirerek, "Merkez Sað" parti görünümü altýnda devlet içerisine sýzdý ve Enver Paþa'nýn "Bab-ý Ali Darbesi"nin tarihsel iþlevini gören bir darbeyle yani Ergenekon Komplosu darbesiyle iktidarýn iplerini ele geçirdi.

 

Giderek AKP iktidarý daha fazla Birinci Dünya Savaþý'ndaki Ýttihat ve Terraki Partisi'ne (ÝTP) ,  MÝT de daha fazla Teþkilatý Mahsusa'ya ve Erdoðan da daha fazla Enver Paþa'ya benzemektedir. 

 

Erdoðan'ýn Enver Paþa ile benzerliði tek biçimsel deðil ama içerik olarak da örtüþmektedir. Enver Paþa gibi Panislamizm ve Pantürkizm karýþýmý bir siyaset izlemekte, Enver Paþa'nýn Bab-ý Ali darbesi gibi bir darbe ile yani Ergenekon Komplosu Darbesi ile iktidarýn iplerini tamamen ele geçirmiþ ve Enver Paþa'nýn Osmanlý'yý geleneksel (Ýngiltere ve Fransa) müttefiklerinden koparmasýna benzer bir þekilde Erdoðan da Türkiye'yi geleneksel (ABD ve AB) müttefiklerinden stratejik olarak koparmayý baþarmýþtýr. Her ikisi arasýndaki bir baþka benzerlik de iki liderin bir emperyalist paylaþým savaþýndan hemen önce iktidara gelmiþ olmalarýdýr.

 

Bir çok araþtýrmacýnýn gözünde, Birinci Dünya Savaþý sýrasýndaki ÝTC'nin, aslýnda 1909'da bastýrýlan "31 Martçýlar" olduklarý kaçmýþtýr.(1) ÝTC zaman içerisinde Ahmet Rýza'nýn fikirlerinden uzaklaþarak, giderek daha çok Prens Sabahattin'in fikirlerine doðru kaymýþtýr. ÝTC'deki bu evriminin en önemli nedeni, emperyalist siyasette ortaya çýkan yeni geliþmelerdir.

 

ÝTC'nin 1902'de Paris'te yapýlan Birinci Kongresi'nde iki temel fikir ve siyaset öne çýkmýþtý. Ahmet Rýza etrafýnda birleþen grup, daha laik ve Batý yanlýsý bir eðilime sahipken ve de Monarþi'yi dýþarýdan hiçbir yardým almadan yýkma taraftarýyken; Prens Sabahattin etrafýnda birleþenler daha Panislamist ve Batý-karþýtý bir konuma sahiptiler ve Monarþi’yi bir dýþ güçten yardým alarak yýkma taraftarýydýlar.

 

Ýþin ilginç tarafý, deðerler sistemi açýsýndan daha Batý yanlýsý olan ÝTC'lilerin Batý karþýsýnda daha baðýmsýzlýkçý bir tutum benimsemelerine karþýn, Batý-karþýtý olan kesimlerin Batý'lý bir gücün (o zamanlar bu Ýngiltere olarak düþünülüyordu ve bugün bu durum  ABD’ye dayanarak bir rejim deðiþikliði gerçekleþtirmek isteyen Fetullah Gülen Cemaati'nin hareket tarzýna çok benzemektedir)  desteðini iktidar mücadelesinde elde etmek istemeleridir. Muhtemelen Prens Sabahattin bu desteði taktik olarak düþünüyordu ve dýþ siyasetteki dengeleri iç siyasete taþýyarak daha geniþ bir hareket alaný elde etmek istiyordu.

 

Nasýl 1990'lý yýllarda modern Türkiye,küresel sistem ve dinamikleri karþýsýnda kendisini tekrar tanýmlamak zorunda kaldý,ayný þekilde Osmanlý Ýmparatorluðu da ,Birinci Dünya Savaþý'ndan hemen önce, giderek þekillenen emperyalist gruplaþma karþýsýnda kendisini yeniden tanýmlamakla karþý karþýya kaldý.Küreselleþme olgusu hem Birinci Dünya Savaþý öncesi hem de içinden geçtiðimiz süreçte, küresel ittifaklar gerektirmektedir ve taktik esnekliðe sahip olmayan ve de bu ittifaklar sistemini baþaramayan hareketlerin baþarý þansý yoktur.

 

1990'lý yýllarýn sonlarýnda ve 2000'li yýllarýn baþlarýnda AB üzerinden küresel sistemle bütünleþmek isteyen Ordu ve Kemalistler,Batý ile stratejik iliþkileri AB üyeliði üzerinden yeni bir temele oturtmak isterken,liberalizmi dýþlayan ve katý baðýmsýzlýkçý yapýlarý, ÝTC'nin laik kanadýnýn siyasi eðilimine benziyordu. Nasýl Ahmet Rýza'nýn taktik esnekliði yokeden katý baðýmsýzlýkçý yapýsý, dünya siyaseti içerisinde giderek aðýrlýðýný arttýran emperyalist siyasetin dinamikleriye tezatlýk oluþturuyorduysa, ayný þekilde liberalizmi dýþlayarak AB ile bütünleþmek isteyen Ordu ve Kemalistler'in eðilimi de , günümüzün küresel sisteminin dinamikleriyle tezatlýk oluþturuyordu.

 

​Buna karþýlýk hem Erdoðan hem Fethullah Gülen hem de Prens Sabahattin, Batý-karþýtý olmalarýna raðmen ,dýþ siyasetin dengelerini iç politikaya taþýyarak, içerideki iktidar blokunu çözmeye çalýþan bir politika yürüttüler.Erdoðan ve AKP Batý-karþýtý olmalarýna karþýn (ki bunu baþta ustaca gizlediler) , taktik ve geçici olarak ,ABD ve AB'nin desteðini, iç politikada Kemalist iktidarý çözmek için kullandýlar. Muhtemelen Prens Sabahattin de ayný þeyi yapmak istiyordu. Ancak Prens Sabahattin daha çok Ýngiltere ile stratejik iliþki içerisinde olan ve liberalizmin taktik olarak kullanýldýðý bir Panislamizm temelinde hareket ediyordu , ki bugün bu durum daha çok Fethullah Gülen Cemaati'nin hareket tarzýna denk düþmektedir.

 

Erdoðan ve AKP'nin hareket tarzý daha çok Enver Paþa kliðinin hareket tarzýna benzemektedir.Erdoðan ve AKP'nin çizgisi Enver Paþa'nýn ÝTC'si gibi liberalizmin de baský altýna alýndýðý Pantürkist ve Panislamist karýþýmý olan ve Osmanlý Ýmparatorluðu'nun geleneksel ittifaklarýna (Ýngiltere ve Fransa)  karþý yönelmiþ olan bir politikaya benzermektedir.Ýþin ilginç tarafý Enver Paþa da liberal fikirlerden etkilenmesine karþýn,kýsa bir zamanda bu liberal fikirlerin tamamen dýþlandýðý katý ve totaliter bir çerçeveye sahip olan bir ideolojik ve siyasal çizgiye kendisini hapsetmiþtir.Halbu ki Enver Paþa ÝTC içerisinde Ahmet Rýza kliðiyle birlikte hareket etmiþti ve zaman içerisinde Prens Sabahattin'in çizgisine doðru kayarak,bu çizginin en aþýrý ucuna savruldu.

 

Kemalist Türkiye'nin kendisini AB üyeliði aracýlýðýyla ayakta tutma anlayýþýna benzer olarak , Osmanlý Ýmparatorluðu'nun da ayakta kalabilmek için, emperyalist savaþ öncesi bir emperyalist grubun desteðini elde etme zorunluluðunda kendisini hissetmesi,iç politik dengelerin oluþmasýnda ve geliþmesinde önemli bir yere sahiptir. Ýmparatorluðu ayakta tutmak için bir emperyalist grubun desteðinin zorunluluðu,Prens Sabahattin'in anlayýþýný ÝTC içerisinde geliþtirirken, Ahmet Rýza anlayýþýný da giderek yoketmekteydi.ÝTC içerisinde bir emperyalist grubun desteðini elde etme anlayýþýnýn giderek oturmaya baþlamasý, Enver Paþa'nýn Osmanlý siyasetindeki yükseliþinin altýndaki temel nedeni oluþturur.

 

Birinci Dünya Savaþý öncesinde özellikle de Balkan savaþlarýndan sonra,Osmanlý siyasetindeki bütün unsurlar, Osmanlý'nýn oluþan emperyalist kamplaþmada baðýmsýz kalamayacaðýný ve baðýmsýzlýðýn paylaþýlmak demek olduðunu anlamýþlardý.Buna göre emperyalist siyasette en güçlü devlet ve devletler birliðiyle hareket ederek, Ýmparatorluðun konumunun korunmasý anlayýþý aðýr basmaktaydý ,ki bu noktada Ýngiltere'nin baþýný çekmekte olduðu emperyalist kamp ilk tercih arasýndaydý. Kaldý ki Osmanlý Ýmparatorluðu Ýngiltere ve Fransa ile köklü tarihsel baðlara sahipti ve reformlar daha çok bu ülkeler örnek alýnarak ve onlarýn desteðiyle yapýlmaya çalýþýlmýþtý.Modern Türkiye'nin ABD ve AB ile stratejik iliþkilerini devam ettirmeköistemesi  ne kadar doðalsa, Osmanlý Ýmparatorlu'nun da Ýngiltere ve Fransa ile stratejik iliþkilerini devam ettirmesi o kadar doðaldý. Ancak AB'nin Türkiye'yi dýþlamasýna benzer bir þekilde,Ýngiltere-Fransa bloku da Osmanlý'yý dýþlayarak ,Osmanlý'nýn elden kaçmasýna neden olmuþlardýr.Ýngiltere-Fransa bloku nasýl Enver Paþa darbesini beklemiyorduysa, ABD-AB ittifaký da AKP ve Fethullah Gülen Cemaati'nin Ergenekon Komplosu darbesini beklemiyordu. Aslýnda daha çok Erdoðan'ýn darbe içerisine darbe gizlemesini yani Cemaat ile ortak darbeden sonra hemen Cemaati tasfiye etmesini beklemiyordu.

 

Osmanlý Ýmparatorluðu'nun Almanya ve müttefikleriyle stratejik ittifaký,onun en son tercihiydi.Osmanlý stratejik ittifaklýk için sýrasýyla Ýngiltere'nin,sonra Fransa'nýn daha sonra da Rusya'nýn kapýsýný çalmýþtý.(Dipnot : Bak.Enver Paþa’nýn Hayatý ve Ýngiliz Belgelerindeki Düðün Raporu, Durdu Mehmet Burak,Pdf) Ancak Ýtilaf devletleri anlaþmasýyla birbirine stratejik olarak baðlanan bu üç ülke, Osmanlý ile bir stratejik iliþki içerisine girmek istemedi.Ýtilaf devletlerinin stratejik birliði, bir yandan Almanya ve etki alanýný dengelemekken, öte yandan da Osmanlý'nýn paylaþýlmasý üzerine oturduðu için Osmanlý'yý kendi içerisine almak istemiyorlardý. Ýtilaf devletlerinin amacý,bir yandan Osmanlý'nýn karþý kamp ile stratejik iliþki geliþtirmesine engel olarak hem Ýttifak devletlerini zayýf tutmaktý hem de Osmanlý'yý tarafsýz tutarak zayýf kalmasýný saðlamaktý.Ancak Osmanlý siyaseti bunu çoktan aþmýþtý ve Ýtilaf devletlerinin ona biçtiði elbiseyi giymek istemiyordu.

 

ÝTC içerisinde Ýngiltere ile stratejik ittifak yanlýsý olan Talat Paþa, Ýngiltere'nin Osmanlý'yý dýþlamasýyla giderek Enver Paþa karþýsýnda manevra alaný daralarak eli zayýfladý.Almanya'daki askeri ataþeliði döneminde Almanya ile iyi iliþkiler geliþtiren Enver,Ýtilaf devletlerinin stratejik iliþki yolunu Osmanlý'ya kapatmasýyla ve Ýttifak devletleriyle stratejik iliþki geliþtirme anlayýþý gündeme gelmeye baþladýkça Osmanlý devleti ve siyaseti içerisinde giderek yükselmeye baþladý. Öyleki Almanlar Osmanlý'ya "Enverland" yani Enver'in ülkesi demeye baþladýlar.

 

Ýþte emperyalist siyasetteki þekillenme ve bu þekillenmenin Osmanlý'ya yansýmasý, ÝTC'nin  ideolojik ve politik evrimi üzerinde  büyük bir etkiye neden olmuþtur. ÝTC'nin ideolojik ve politik evrimi, emperyalist siyasetteki bu þekillenmeye bir tür tepkidir.

 

Batý'lýlar hem Osmanlý Ýmparatorluðu'nun son dönemlerinde hem de 2000'li yýllarýn baþlarýnda Türkiye'yi daha pasif ve dar bir konumda tutmak isterlerken,her iki dönemde de  Türk egemen siyasetinin daha yayýlmacý ve geniþlemeci eðilimini gözardý etmiþlerdir.Bu yayýlmacýlýðý ve Türkiye'nin nüfuzunu kendi etrafýndaki bölgelerde ihtiraslý bir þekilde arttýrma eðilimini, tek siyasi elitin yayýlmacý emelleriyle açýklamak pek doðru gözükmemektedir. Toplumun üretici güçlerinin geliþmiþlik düzeyinin egemen siyaset içerisindeki baskýsý, Osmanlý ve modern Türkiye'nin siyasi eliti için bir tür biçimlendirici etkiyen neden olmuþ ve bu siyasi eliti yeni bir tarihsel yöne doðru itmiþtir.

 

Osmanlý'da Ýttihatçý fikirlerin giderek toplum içerisinde güçlenmesinin asýl nedeni,bu fikirlerin güçlü bir þekilde Ordu içerisine girmesinden kaynaklanmaktaydý.Ordu içerisinde güçlenen Ýttihatçýlar, giderek onun aracýlýðýyla fikirlerini  ve siyasetlerini toplumun bütün katmanlarýna yaydýlar.Zaten hareketin kitleselleþmesi de, Ordu içerisindeki örgütlenmeye paralel olarak geliþmiþtir.Subaylarýn harekete katýlmalarý halkýn katýlýmýný kolaylaþtýrmýþ ve teþvik etmiþtir.Ýttihatçýlýk toplumda geliþmeye ve güçlenmeye baþlayýnca,ülke ve dünya konjonktürünün de evrimiyle yeni sorun ve tercihlerle karþý karþýya kalmýþtýr.

 

Enver ve Talat 1906'da kendi örgütleri olan Osmanlý Hürriyet Cemiyeti'ni kurduktan bir yýl sonra Paris'te Ahmet Rýza'nýn ÝTC'si ile birleþti.Daha doðrusu bu birleþmeden sonra ÝTC ortaya çýktý.Bu birliðin ÝTC'nin liberal,laik ve Batý yanlýsý kanadýyla olmasý aslýnda doðal ve normal bir durumdur.Çünkü Osmanlý Ordusu'ndaki Harbiye ve Týbbiyeyi Harbiye gibi okullar, Batý tarzý bir eðitime sahiptiler ve bu okullardaki öðrenciler genellikle laik ve liberal ittihatçý fikirlerin etkisi altýndaydýlar. Bundan dolayý Enver ve Talat'ýn örgütünün, ÝTC'nin Ahmet Rýza kanadýyla birleþmesi anlaþýlýr ve doðal bir durumdur.Ancak anlaþýlmasý zor olan durum ise, nasýl oldu da Enver ve Talat'ýn eline geçen ÝTC'nin, çok kýsa bir zaman içerisinde ÝTC'nin diðer kanadýnýn çizgisine savrulduðu ve hatta bu kanadýn en aþýrý ucu haline geldiðidir.

 

ÝTC'nin bu döneminin , resmi tarihin etkisinin dýþýnda doðru ele alýnmasý ve çözümlenmesi, doðru bir tarih bilincine sahip olmak  açýsýndan önemlidir.Türkiye Cumhuriyeti'nin özellikle Mustafa Kemal ile birlikte ve onun özel çabasýyla oluþturduðu "resmi tarih" , tarihsel gerçekliði bilerek bozarak, Türk liberalizmini tarihsel bir baský altýnda tutmuþtur.Türk liberalizminin Cumhuriyet döneminde etkin olamamasýnýn önemli nedenlerinden bir tanesi,Cumhuriyet'in resmi tarih aracýlýðýyla liberalizme biçtiði ve ona giydirdiði haksýz roldür. Türk liberalizmine yapýlan bu haksýzlýðýn giderilmesi ve onun gerçek tarihsel doðasýnýn açýða çýkartýlarak serbest býrakýlmasý önemli bir tarihsel görevdir.

 

Cumhuriyet'in resmi tarihine göre, Kurtuluþ Savaþý, Mustafa Kemal önderliðinde  bir kýsým ulusalcý vatanseverin bir mücadelesidir ve bir kýsým Ýttihatçýlar da onlara yardým etmiþtir.Buna karþýlýk Hürriyet ve Ýtilaf Partisi , onunla hareket eden liberaller  ve yine Damat Ferit Paþa hükümeti ise Ýngilizlerle  ve genel olarak  emperyalistlerle iþbirliði halinde bu Kurtuluþ Savaþý'na karþý mücadele ederek "ihanetçi" bir tarihsel pozisyona sahip olmuþlardýr. Liberalizmin bu kadar aðýr bir yükün altýna sokulmasý ve her baþýný kaldýrdýðý zaman , Kurtuluþ Savaþý sýrasýndaki pozisyonuna göndermelerle bastýrýlmasý , giderek Kemalizm'in bürokratik diktatörlüðünü besleyen ve güçlendiren güçlü bir ideolojik kaldýraç haline gelmiþtir.

 

Resmi tarihin mantýðý temelinde "tarihsel makarayý" geriye sardýðýmýz zaman, þöyle bir manzara ortaya çýkmaktadýr: Padiþah Vahdettin,Damat Ferit Paþa ,Hürriyet ve Ýtilaf Partisi ve onlarla birlikte hareket eden liberaller "hainler", Mustafa Kemal grubu ve Enver ve Talat'ýn ülkeyi terketmesiyle ortada kalan ve Milli Mücadeleye katýlan bir kýsým Ýttihatçýlar da Vatanseverler'dir. Bu tarih anlayýþý baþtan sona yanlýþtýr!

 

Resmi tarihin mantýðýna göre hareket edersek,bugün Batý ile stratejik iliþkileri AB üzerinden tekrar tanýmlamak isteyen Kemalistler,CHP, eski "Merkez Sað" parti kalýntýlarý,HDP vs. Hürriyet ve Ýtilaf Partisi'nin "hainliði"ne benzer bir  hainlik içerisindedirler.Çünkü bugünün Hürriyet ve Ýtilaf Partisi ve liberalleri bu son saydýklarýmýzdýr. Bu çarpýk ve yanlýþ tarih anlayýþýnýn oluþmasýna neden olan durum,bizzat resmi tarihtir.

 

Gerçekten 1908-1919 arasý neler olmuþtur ve ÝTC nasýl bir evrim geçirmiþtir?

 

Bu dönemdeki ÝTC'nin doðru anlaþýlmasý ve Osmanlý siyasetinin kompozisyonunu nasýl etkilediðinin açýða çýkartýlmasý, bir çok sorunun cevabýný bize verecektir.Genellikle onun biçimsel yanýna takýlýp kalýnarak,onun iç evriminin yönü pek anlaþýlmamýþtýr.

 

Laik ve liberallerin elinde olan ve Osmanlýcýlýk ülküsü etrafýnda birleþen 1908-1909 ÝTC'si ve yine bu dönemde bu görüþleri savunan Enver ve Talat Paþa , Balkan savaþlarýndan sonra,Ýmparatorluðun Batý kýsýmlarýnýn elden çýkmasýyla ve  toplumsal temelinin giderek daha fazla Müslüman ve Türk temeline dayanmaya baþlamasýyla ve de Ýngiltere-Fransa blokunun da Osmanlý'yý stratejik iliþkiler sisteminden dýþlamaya baþlamasýyla,ÝTC'yi Prens Sabahattin'in Panislamist ve Pantürkçü çizgisine kaydýrmaya baþladýlar.ÝTC'nin resmi çizgisinin liberalizmi ve diðer azýnlýk ve inançlarý dýþlayan bu çizgisine tepki olarak, ÝTC'nin daha önceki resmi çizgisini yani Ahmet Rýza çizgisini savunanlar ya da bu eðilimde olanlar,ÝTC'den ayrýlarak Hürriyet ve Ýtilaf Partisi gibi oluþumlara gittiler. Panislamist ve Pantürkist olmasýna karþýn Prens Sabahattin de kýsa bir süre Enver ve Talat karþýsýnda Hürriyet ve Ýtilaf Partisi ile hareket etmiþtir.Bunun nedeni Enver ve Talat’ýn Almanya ile birlikte hareket etmesine karþýlýk Prens’in Ýngiliz yanlýsý olmasýydý.

 

Birinci Dünya Savaþý'ndan sonra Enver ve Talat'ýn Panislamist ve Pantürkçü iktidarý yýkýldýðý zaman ,iþte ÝTC'nin daha önceki laik ve liberalleri Hürriyet ve Ýtilaf Partisi ve onunla ayný eðilimde olanlar Padiþah Vahdettin etrafýnda hükümete geldiler.Ýþte hükümete gelen bu klik, Kurtuluþ Savaþý'nýn stratejisini ve genel politik çizgisini ortaya koyarak, ulusal kurtuluþ hareketinin fitilini çakmýþlar ve ona önderlik etmiþlerdir.Bugün "hain" olarak damgalanan bu kesimler, gelecekteki Türkiye Cumhuriyeti devletinin temellerini atmýþlardýr. Üstelik bu kesim,Kemalistler'in bir noktaya kadar vatansever olarak gördükleri Enver ve Talat Paþa'dan nefret ederlerdi,ki bunlarýn baþýnda Padiþah Vahdettin gelirdi.Ama bugün Erdoðan bir  koltuðunun altýna Padiþah Vahdettin'i almakta, diðer koltuðunun altýna da Enver Paþa Ýttihatçýlýðýný alarak,ideolojik yelkenlerini tamamen doldurmaktadýr.Meydanýn Erdoðan ve AKP'ye boþ kalmasýnýn nedeni ise Kemalizm'in kötürüm ettiði tarih anlayýþýdýr.Kemalizm aslýnda bu yanlýþ resmi tarih anlayýþýyla gelecekte kendi ipini çekmiþtir.(2)


1908'deki Enver Paþa ve ÝTC ile 1913-1914'teki Enver Paþa ve ÝTC ayný deðildir ve ÝTC Jöntürk hareketinin bir ucundan diðer ucuna sürüklenmiþtir ve bu sürüklenme,Osmanlý siyasal kompozisyonunun deðiþmesine neden olmuþtur.ÝTC'nin dýþ konjonktür ile baðlantýlý olarak ideolojik ve politik yapýsýndaki bu evrim, kopmalarýn ve yeni gruplaþmalarýn temel nedenini oluþturmuþtur.

 

ÝTC'deki bu evrim,hiç kuþkusuz Prens Sabahattin ve çevresinin Enver ve Talat ile yakýnlaþmasýný hýzlandýrmýþtýr.Ancak Erdoðan ve Fethullah Gülen'in çeliþkisine benzer bir çeliþki yani birbirlerine düþman olan emperyalist kamplara dayanmaktan kaynaklanan bir çeliþki,Enver ve Prens Sabahattin arasýnda da yaþanmýþtýr.Ýþin ilginç tarafý,Fethullah Gülen'in Erdoðan'a yapmak istediði darbenin bir benzerini yine baþarýsýz bir þekilde Prens Sabahattin Enver Paþa iktidarýna karþý yapmak istemiþtir.

 

11 haziran 1913 tarihinde Prens Sabahattin taraftarlarý bir suikastle zamanýn Sadrazamý olan  Mahmut Þevket Paþa'yý öldürerek yerine Prens Sabahattin'i geçirmek istemiþlerdir. Mahmut Þevket Paþa'nýn öldürülmesine ÝTC 11 kiþiyi asarak karþýlýk vermiþtir.Enver Paþa'nýn Babýali baskýnýný örnek alarak darbe yapmak isteyen Prens Sabahattin, hiçkuþkusuz Fethullah Gülen Cemaati gibi devlet içerisinde gizli örgütlenmiþti ve Ýngiltere'den destek görüyordu.Ancak darbe baþarýsýz olarak Prens Sabahattin ve taraftarlarýnýn giderek Osmanlý siyasetinden silinmesine neden olmuþtur.Ayný baþarýsýz darbe giriþimini Gülen Cemaati, 17-25 Aralýk 2013 giriþimiyle denemiþ  ve baþarýsýz olmuþtur.

 

Osmanlý Ýmparatorluðu'nda da modern Türkiye'de olduðu gibi,1909'da bastýrýlan irticacý hareket çok kýsa bir zaman sonra iktidarý ele geçirmiþtir.28 Þubat 1997 darbesinden kýsa bir zaman sonra AKP-Cemaat ittifaký temelinde ve liberal  biçimi altýnda irticacýlar nasýl iktidarý ele geçirmiþlerse,ayný durum Osmanlý'da da Enver-Talat kliðinin önce ÝTC'yi sonra da iktidarý ele geçirmesiyle yaþanmýþtýr.

 

Bir çok kesim "31 Mart Olayý"nýn, iktidarýn iplerini tamamen ele geçirmek isteyen bir ÝTC komplosu olduðunu öne sürmektedir.ÝTC 31 Mart'ý bastýrýrken belki bazý komplolara baþvurmuþ olabilir, ancak hareketin çapýna ve karmaþýklýðýna ve de toplumsal dinamiklerine baktýðýmýz zaman, 31 Mart'ýn bir ÝTC komplosu olduðunu ileri sürmenin çok  zor olduðu ortaya çýkmaktadýr. Kaldý ki karþý karþýya gelen kesimler,modern Türkiye'de Kemalistler ile politik islamcýlarýn karþý karþýya gelmesi kadar doðal bir durum oluþturmaktaydýlar ve her iki kesimin de uzun bir geçmiþi,mücadelesi ve toplumsal dinamikleri mevcuttu.

 

Dünya piyasasýyla baðlantýlý ticaret, kapitalizmin tarihsel derinleþmesi ve geniþlemesi ölçüsünde Osmanlý'da da giderek toplumsal zenginliðin etrafýnda örüldüðü bir ekonomik aðýrlýk merkezi olarak ortaya çýkmaya baþlayýnca,Osmanlý sisteminin ve merkezileþmesinin temeli olan Týmar Sistemi'nin de altýný oymaya baþladý. Askeri ve siyasi bürokrasinin köylülüðün toplumsal artýðýna el koymasýnýn aracýsý olan Týmar düzeni, Batý toplumlarýnýn önce manüfaktüre daha sonra da sanayi kapitalizmine dayanan ve dünya ticaretini özendiren ve güçlendiren ekonomik yapýlarý karþýsýnda giderek yetersiz kalmaya baþlayýnca,Osmanlý Ýmparatorluðu'nda reform çabalarý gündeme geldi.

 

Devletin reforme edilme çabalarýnýn merkezinde daha çok onun merkezi yapýsýnýn korunmasý ve yetkinleþtirilmesi eðilimi vardý.Bu durum bu reform çabalarýnýn daha çok idari ve askeri alanlarda yoðunlaþmasýna neden olmuþtur.Bu alandaki çabalarýn kalýcý olmasý için ise , giderek ticaretin önündeki engeller kaldýrýlmaya baþlanmýþ ve bu temelde gayri müslimler Osmanlý'nýn dýþ ticaretinde temel bir yer iþgal etmeye baþlamýþtýr.Osmanlý'da ticaretin aðýrlýðýný arttýrmasý ve bir çok kesimi birbirine baðlayan bir iliþkiler sistemine neden olmasý, giderel liberal düþüncelerin etkisinin artmasýna ve buna baðlý olarak laik ve Batý yanlýsý düþünce ve siyasi eðilimlerin oluþmasýna neden olmuþtur.

 

Osmanlý toplumu ticaret aracýlýðýyla giderek çözülürken hem devlet hem de toplum içerisinde  iki temel eðilimin oluþmasýna neden oluyordu,ki bu bölünme günümüzde de devam etmektedir ve de  toplumsal ve tarihsel iliþkiler tarafýndan sürekli üretilmektedir.Bu bölünmenin bir tarafýnda , Batý yanlýsý,laik ve liberal eðilimlere de sahip olan bir kesim bulunmaktayken, diðer tarafýndan da Batý-karþýtý,tutucu ve laik olmayan ve de dinin ideolojik ve siyasal referanslarýyla hareket eden bir kesim bulunmaktaydý.Elbette ki bu ikisi arasýnda da bir çok ara akým da mevcuttu.

 

Kapitalizmin tarihsel aðýrlýðýný arttýrdýðý 19. yüzyýlýn baþlarýndan itibaren, Osmanlý'da da reform çabalarýnýn arttýðý ve Ýmparatorluðun politikasýnda merkezi bir yer iþgal etmeye baþladýðý görülmektedir.Bu tarihlerden itibaren , Osmanlý Padiþahlarý'nýn daha çok reformcu olduklarý görülmektedir ve reformlar  giderek Osmanlý'nýn çözülüþünü durduracak temel  önlemler olarak görülmeye baþlanmýþtýr.III. Selim ile baþlayan reform çabalarý sýrasýyla II.Mahmut, Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz dönemlerinde de  devam etmiþ ve ekonomik,siyasi ve idari alanda bir çok reform yapýlmýþtýr.

 

Tanzimat reformlarý Týmar düzenini sonlandýrarak,doðrudan ve paraya dayanan vergi sistemini yürürlüðü koyarak, ticari iliþkileri giderek siyasi sistemin üzerine oturduðu ekonomik temel yapmýþtýr.Bu durum Týmar düzeninin yolaçtýðý devletin ve belirli bir siyasi ve askeri elitin tekelci konumunu yoketmiþtir ve de ticari iliþkilerin neden olmuþ olduðu farklý çýkar odaklarýnýn devletin içerisinde üremesine ve kendisini varetmesine neden olmuþtur.Bu andan itibaren de Osmanlý devleti ve siyasal yapýsý ticari iliþkilerin ve ona baðlý ekonomik iliþkilerin neden olmuþ olduðu farklý çýkar çatýþmalarýnýn ortasýna sürüklenmiþtir.

 

Tanzimat reformlarý Osmanlý'daki gayri müslimlerin müslümanlar ile eþit haklara sahip olmasýna neden olmuþ ve farklý toplumlarýn can ve mal güvenliðini teyit etmiþti.Bu durum gayri müslim ticari ve tefeci sermayeyi güçlendirmiþti.Vergi sisteminin de tamamen parasal temele dayanmasýyla,bu sýnýf Osmanlý'daki Ýltizam Sistemi'ni de dolaylý bir þekilde ele geçirerek, köylülüðü ve küçük ve orta giriþimcileri acýmasýz bir þekilde eziyordu.Özellikle Anadolu'da yoðunlaþan ve genellikle Türk ve Müslüman olan bu küçük ve orta giriþimci  kesim, gayri müslimlere yarayan egemen ekonomik ve politik iliþkilere karþý tutucu bir davranýþ sergilemeye baþladý ve giderek siyasal alanda Batý-karþýtý olan Türkçü ve Ýslamist eðilimlere doðru bir meyil gösterdi.

 

Osmanlý'daki reformlar genellikle Türk ve Müslüman kesimin aleyhine sonuçlar üretiyordu. Osmanlý'nýn reformlar aracýlýðýyla merkezileþme çabalarý,taþradaki Türk ve Müslüman elitlerin gücünü kýsýtlýyordu. Ayný þekilde dini vakýflarýn ve kurumlarýn devlet kontrolüne geçmesiyle birlikte, bu alanlardaki din adamlarý da tutucularýn saflarýna katýlýyordu. Reformlar Þeriat mahkemelerinin yerine modern mahkemeleri koyduðu için, din adamlarýnýn reform sürecine karþý tutuculuðu daha da artýyordu ve halk üzerindeki büyük etkileri, tutucu siyasetler için onlarý potansiyel kadrolar yapýyordu. Ayný bölünme Osmanlý Ordusu içerisinde de yaþanýyordu ve giderek Ordu içerisinde Mektepli-Alaylý ayrýmý baþ gösteriyordu.

 

Eski toplumsal yapý reformlar ile yeni bir toplumsal biçime dönüþürken, eski ile yeninin içiçe geçtiði, bundan dolayý farklý çýkar gruplarýnýn istemlerinin ve çýkarlarýnýn belirli noktalarda zaman zaman  kesiþtiði zaman zaman da çatýþtýklarý bir duruma yolaçmýþtý.ÝTC'nin her iki kanadýnýn arasýndaki ideolojik ve siyasal fark, temsil etmiþ olduklarý bu toplumsal dinamiklerin arasýndaki sýnýf ve çýkar farklýlaþmasýndan kaynaklanýyordu. Osmanlýcýlýk ülküsü etrafýnda bir araya gelen Ahmet Rýza taraftarlarý, belirli bir etnik ve dini kökene baðlý olmayan ve Ýmparatorluk'taki bütün etnik,milli ve dini kesimlerin içerisinde kendisini ifade ettiði Osmanlýcýlýðý temel bir çizgi olarak ele alýyorlardý.Bu çizgi gayri müslimlerin toplumsal çýkarlarýný korumakla kalmýyor, laik ve Batý yanlýsý eðiliminden dolayý, bu kesimlerin daha da geliþmesini öngörüyordu.

 

Panislamizm ve bunun alt bileþeni olarak savunulan Pantürkizm ülküsü etrafýnda biraraya gelen Prens Sabahattin taraftarlarý, Ýmparatorluðun geleceðini hem siyasi hem de ekonomik alanda ayný din ve milletin egemen olmasýna baðlýyorlardý.Siyasi idare Türklerin ve Müslümanlarýn  ellerindeydi ama ekonomik güç yabancýlarýn ellerindeydi ve bu çeliþkinin giderilmesi gerekmekteydi (Ýþte Ermeni Soykýrýmý ÝTC tarafýndan bu çeliþkinin giderilmesi için düþünülmüþtür, ki Soykýrým'ýn ÝTC'nin Pantürkist-Panislamist kanadýnýn ideolojik þekillenmesiyle aslýnda içiçe geçtiði tartýþmasýzdýr) . Babýali yani Osmanlý kabinesi, uzun zamandan beri Batý yanlýsý bürokrasinin eline geçmiþti.Bunun deðiþmesi  için Meþrutiyet aracýlýðýyla iktidar ele geçirilmeli ve Batý yanlýsý gayri müslimlerin etkisi ekonomik ve politik alanda daraltýlarak ve yokedilerek yeni bir toplumsal düzen kurulmalýydý.

 

ÝTC'nin her iki kanadýnýn üzerinde uzlaþtýðý tek þey Meþrutiyet'in tekrar ilanýydý.Ancak bu Meþrutiyet'in içeriðini ise her iki kesim ayrý dolduruyordu.Her iki kesim Meþrutiyet için savaþýmla kendi ideolojik ve politik hegemonyalarýný geliþtirmek ve rakiplerini baský altýna almak istiyordu.ÝTC'nin laik ve liberal kesiminin Ordu içerisinde güçlenmesinden dolayý, Meþrutiyet'in ilaný bu kesimin baskýsýyla gerçekleþti ve Meþrutiyet Hareketi'nin hegemonyasý bu kesimin eline geçti. Ýþte 31 Mart, ÝTC'nin Panislamist ve Pantürkist kanadýnýn, Meþrutiyet'in ilanýyla kaybettikleri siyasal hegemonyayý tekrar ele geçirme giriþimidir.


(devam edecek)


(1) Bir makale bunu vurgulamýþtýr.Bakýnýz: Türk Milliyetçiliði ve Etno-Sembolik Çözümleme : Ýstisnanýn Kurallarý. PDF.Bir York Üniversitesi çalýþmasý ama isim belirtilmemiþ.

(2)Padiþah Vahdettin, Damat Ferit Paþa,Hürriyet ve Ýtilaf Partisi ve liberallerin , Kurtuluþ Savaþý'ný nasýl örgütlemeye çalýþtýklarý ve bunun için nasýl bir stratejik ve taktik yapý kurduklarý ve de bu plan içerisine Mustafa Kemal'in nasýl girerek, zaman içerisinde bir darbe ile iktidarý ele geçirdiði bu yazýnýn konusu deðildir ve baþka bir makalenin konusudur.Konuyu daðýtmamak için buraya girmiyorum.
|
_ _