 ERDOÐAN'IN "15 TEMMUZ KOMPLOSU" VE "KÜRT TEHCÝRÝ" (Kürt Soykýrýmý'na Doðru) K.Erdem
"Modern dünyanýn en büyük komplolarý hangileridir?" diye sorulsa, hiç kuþkusuz Erdoðan ve Kemalist ortaklarýnýn tezgahladýklarý "15 Temmuz Komplosu" , ABD'deki Neo-Cons'larýn "11 Eylül Komplosu" ve Demokrat Parti'li Obama ile Avrupa'lý ortaklarýnýn "IÞÝD Komplosu"ndan sonra en büyük üçüncü komplo olma ünvanýný rahatlýkla elde eder. Ýþin ilginç tarafý, bu üç komplonun da mantýðýnýn ayný olmasýdýr: Kendilerine ya da müttefiklerine karþý bir sahte saldýrý tezgahlayarak ve bu saldýrýyý bastýrma görünümü altýnda, stratejik pozisyonunu güçlendirmek ve gizli emellerini gerçekleþtirmek.
Batý'da hiç kimse, Türklerin psikolojik savaþta bu kadar ileri gidebileceðini ve bölge ile dünya siyasetinde bu kadar cürretkar hareket edebileceðini tahmin edememiþtir. Bu durum yani Türk egemen sýnýflarýndaki bu köklü deðiþim karþýsýndaki analiz ve deðerlendirme yanlýþlýðý ve eksikliði, tek Batý ile sýnýrlý deðildir ve ne yazýk ki içeride de ayný durumda olan büyük bir kesim bulunmaktadýr.Ama en vahimi de devrimci hareketin bu noktadaki ideolojik yetersizliði ve "geliyorum" diyen felaket karþýsýndaki aymazlýðýdýr.
Erdoðan "15 Temmuz Komplosu" ile tek iktidarýný saðlamlaþtýrmakla kalmadý ama büyük bir felaketin de yayýný gerdi.Üstelik bu germeyi, 15 Temmuz Komplosu'nun altýna saklayarak hem düþmanlarýnýn þüphelenmemesini hem de saldýrýdan önce devletin "iç konsolidasyonu"nu saðladý. 15 Temmuz Komplosu ile sözde Gülen Cemaati'ne karþý savaþýyormuþ ve önlem alýyormuþ gibi yapan Erdoðan, aslýnda PKK'ye karþý stratejik pozisyonunu tahkim etti.PKK'ye karþý "topyekün savaþ hazýrlýðý"ný ustaca komplo görünümü ile perdeledi ve son yýllarýn en mükemmel manevrasýný yapmakla kalmadý ama bu manevranýn asýl amacýný ve bu manevradan kaynaklanacak olan darbenin yönü ve þiddetini de saklamayý baþardý. Bugüne kadar böyle mükemmel bir manevrayý modern dünyada çok az hareket ve lider yapmýþtýr.Büyük savaþlarda gördüðümüz stratejik ve taktik incelik ile manevranýn ustaca birleþtirilmesinin güzel bir örneðini Erdoðan, 15 Temmuz Komplosu öncesi ve sonrasýndaki politik hamlelerle vermiþtir. Bu kadar maharetli bir politikanýn ise, kötü bir politik amaca hizmet etmesi ise oldukça ürkütücüdür.
Erdoðan 15 Temmuz Komplosu'nu, daha önce Gülen Cemaati ile birlikte bastýrdýðý Kemalistler ile birlikte, bu sefer Gülen Cemaati'ne karþý organize etmiþ ancak Kemalist ortaklarýna da, "komplo içerisinde komplo" yapmýþtýr. Erdoðan "15 Temmuz Komplosu" baþarýya ulaþtýðý andan itibaren, elindeki siyasi gücü kullanarak hemen Kemalistlerin Ordu içerisindeki konumlarýný zayýflatan ve Ordu'nun tamamen Yürütme'nin emrine girmesine neden olan bir dizi deðiþikliði gerçekleþtirmiþtir.
Ordu içerisindeki Kemalistler, Erdoðan ve AKP ile birlikte, Gülen Cemaati'ne ve devrimci ile demokratik güçlere karþý 15 Temmuz Komplosu'nu organize ettikleri zaman, bu komplonun sonucunda kendi güçlerini tekrar eski pozisyona ya da en azýndan buna yakýn bir pozisyona getirmeyi düþünüyorlardý.Ancak Erdoðan daha önceleri Gülen Cemaati'ne yaptýðý þeyin aynýsýný bu sefer de Kemalistlere karþý yaptý ve hemen 15 Temmuz Komplosu'ndan sonra onlar ile de hemen kopuþarak ve yakýn gelecekte Kemalistlerin Ordu içerisinde de tamamen tasfiye edileceði bütün düzenlemeleri hayata geçirdi.Aslýnda 15 Temmuz Darbesi tek Gülen Cemaati'ne ve devrimci ile demokratik harekete karþý yapýlmadý ama sonuçlarý bakýmýndan Kemalistler de bu darbenin altýnda kaldýlar.Erdoðan , Kemalistleri 15 Temmuz Komplosu'nda iktidarýn iplerini tamamen ele geçirmek için kullandý (özellikle onlarýn Cemaat'e karþý intikam hýrsý bunda büyük rol oynadý) ve sonra da Hitler'in Alman Ordusu'nun generallerini "posta erlerine" çevirmesine benzer bir þekilde Kemalist generalleri "posta erleri"ne çevirdi.
15 Temmuz Erdoðan Darbesi, baþta Ordu olmak üzere bütün siyasal iktidarýn Erdoðan ve AKP'nin ellerine geçtiði ve Ergenekon Komplosu ile baþlayan "Erdoðan darbe mekaniði"nin son halkasý ve doruk noktasýdýr.Bundan dolayý yakýn gelecekte cereyan edecek olan büyük felaket ya da felaketlerin (baþta Kürt Soykýrýmý olmak üzere) de baþlangýcýný oluþturacaktýr.
Erdoðan Türk egemen sýnýflarý içerisindeki bütün rakiplerini, komplolar ile teker teker bertaraf ederek ve bu temelde stratejik pozisyonunu tahkim ederek, PKK karþýsýnda "topyekün savaþ" için mevzilenmiþtir. Gülen Cemaati'ne ve Kemalistlere karþý darbeyi, PKK'ye darbe ile hemen koordine etmek isteyecektir ve zaten hemen komplodan bir gün sonra idam tartýþmasýný baþlatarak, PKK'ye karþý topyekün savaþýn da haberini vermiþtir.Artýk Erdoðan'ýn yeni faþist rejiminin önündeki tek engel PKK'dir ve Erdoðan PKK'yi tasfiye etmek ya da en azýndan stratejik bir darbe vurmak için bütün herþeyi yapacaktýr. Kýsacasý ya Erdoðan PKK'yi bitirecek ya da PKK Erdoðan'ý bitirecektir. Kesin zafer için hareket etmeyen ya da edemeyen kaybedecektir,ki Erdoðan bu noktada PKK'den ileri bir noktadadýr.
Erdoðan 15 Temmuz Komplosu'ndan sonra, "Gülen Cemaati ile mücadele görünümü altýnda" aslýnda PKK'ye karþý önlemler almýþtýr.PKK'ye karþý topyekün savaþ hazýrlýklarýný, dikkat çekmemesi ve PKK'nin þüphelenmemesi için sözde Gülen Cemaati'nin darbesi altýna gizlemiþtir. Örneðin OHAL'in ilaný PKK'ye karþý kapsamlý savaþa giriþten baþka bir anlama gelmemektedir.
Madem Erdoðan PKK'ye karþý topyekün savaþa hazýrlanmaktadýr o zaman bu noktadaki siyasi ve askeri planlarýna yakýndan bakmak gerekir.
Erdoðan tek PKK'nin tasfiyesini hedeflememektedir ama onu vareden” suyu” da kurutmak istemektedir.Gerçek bir Kürt Soykýrýmý hedeflemektedir ve bu artýk ciddi bir þekilde 15 Temmuz darbesinden sonra gündeme alýnmýþtýr. Erdoðan PKK Genel Baþkaný Abdullah Öcalan'ýn idamý ya da bir þekilde öldürülmesiyle ya da çok önemli bir Kürt siyasetçinin (örneðin Selahattin Demirtaþ gibi) öldürülmesiyle, Kürt halkýný ve PKK'yi provoke ederek sokaða çekip,halký katliamdan geçirerek büyük bir kýsmýnýn da göç ettirilmesini hedeflemektedir. Ama burada göçün kendisi de bizzat silah olarak kullanýlmak istenmektedir. Kuzey Kürdistan'dan tek Türkiye'nin içlerine ve Avrupa'ya bir göç düþünülmemektedir ama Kürdistan'ýn baþka parçalarýna da hatta Kuzey Kürdistan'ýn kuzey kesimlerinden de Rusya ve Ermenistan'a doðru koridorlar açarak da bir göç akýþý düzenlenmek istenmektedir.Özellikle Rojava'ya sürülecek yüzbinlerce ve milyonlarca kiþi Rojava üzerinde büyük bir baský oluþturarak PKK'nin direnme gücünü kýracaktýr.
Erdoðan'ýn amacý, Birinci Dünya Savaþý öncesinde ve sýrasýnda, Ýttihat ve Terakki'nin yapmýþ olduðu gibi, "arýndýrma" ve iskan politikasý aracýlýðýyla nüfus mübadelesi gerçekleþtirmek ve PKK'yi vareden toplumsal temeli yoketmektir. Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda Ýttihat ve Terakki nasýl Ermeni Soykýrýmý aracýlýðýyla ve yine Rumlarý da zorbalýk yoluyla Yunanistan'a göçe zorlayarak buralara Müslüman ve Türk nüfusunu yerleþtirdiyse, Erdoðan da Suriye'den gelen mültecileri, Kuzey Kürdistan'da göçertilecek Kürtlerin yerine yerleþtirmek istemektedir.Nasýl geçmiþte Batý Ermenistan Ermeniler için Soykýrým aracýlýðýyla vatan olmaktan çýkarýldýysa, Erdoðan da Kuzey Kürdistan'ý Kürtler için vatan olmaktan çýkartmak istemektedir.
Erdoðan Kuzey Kürdistan'da PKK ile topyekün savaþ görünümü altýnda kapsamlý bir katliam planlamaktadýr.Katliamýn kapsamlý olmasýnýn nedeni , halký korkutarak göç ettirmek içindir.Nasýl Suriye'de ve Irak'ta halk IÞÝD teröründen kurtulmak için kaçtýysa, Erdoðan da devlet terörü aracýlýðýyla Kürtlerin Kuzey'den kaçmasýný saðlamak istemektedir.Bunun provalarý Demoratik Özerklik politikalarý sýrasýnda yapýlmýþtýr.
Erdoðan'ýn böyle bir politikayý uygulayabilmesi için, PKK'yi tamamen çembere almasý gerekmektedir ve son dönemdeki olaylar, Erdoðan'ýn PKK'yi çembere aldýðýný göstermektedir.Artýk Erdoðan Suriye'de Esad'ýn yýkýlmasý stratejik önceliðini, PKK'nin tasfiyesi stratejik önceliði ile deðiþtirmiþ ve bu temelde Doðu'lu güçlere tavizler içeren bir politikayý devreye sokmuþtur.
Daha önceleri de bir çok defa belirttiðimiz gibi, birbirlerinden baðýmsýz ve emperyalist nüfuz mücadelesi içerisinde bulunan iki deðil, üç emperyalist kamp bulunmaktadýr: Batý'lý emperyalistler, Doðu'lu emperyalistler ve TSK ittifaký (Türkiye-Suudi Arabistan-Katar). TSK, güçsüzlüðünden dolayý, Doðu ve Batý arasýna tarihsel olarak konumlanmýþ ve PKK gibi denge siyaseti izlemektedir.
PKK'nin Batý Emperyalistleriyle ile Rojava'da taktik iþbirliði içinde olmasý ve bir Kürt Koridoru oluþturmasý,Türkiye'yi taktik olarak Rusya'ya doðru itmiþ ve Türkiye Batý'dan uzaklaþmasýný ise 15 Temmuz komplosunun arkasýnda Batý'nýn olduðunu ortaya atarak ve onlarý baský altýna alarak koordine etmiþtir.Bu manevra PKK'ye saldýrý için bir önalma idi.Eðer PKK bu manevraya ayný ustalýkla karþýlýk veremez ise ve eski basma-kalýp politikada ýsrar ederse, tarihinin en büyük darbesini yiyebilir. AKP'nin içte ve dýþta bu güç biriktirmesi ve yayý germesi,yerinde taktikler ile bozulmak durumundadýr.
Türkiye'nin Rusya'ya yaklaþmasýnýn amacý, Batý'nýn Rojava'da PKK aracýlýðýyla oluþturmak istediði "Kürt Koridoru"nu durdurmaktýr.Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Katar ortaklarýnýn beraber organize ettikleri Avrupa'daki terör eylemlerine ve "Suriyeli Mülteci Ýhracý"na raðmen Batý, Kürt Koridoru'nu ilerletmektedir.Koridor'un tamamlanmasý hem Türkiye ve ortaklarýnýn hem de Rusya , Suriye ve Ýran'ýn aleyhine olduðu için, her iki emperyalist grup yakýnlaþma gereðini duymuþtur.Çünkü her ikisinin tek baþlarýna bu süreci durdurmaya güçleri yetmemektedir.
Batý'lý emperyalist güçler, Kürt Koridoru ile tek TSK ittifakýný Suriye'den izole etmek istememektedir ama gerekli Arap iþbirlikçi unsurlarýn oluþmasý ölçüsünde de, Rojava'yý ileride hem Esad rejiminin hem de Ýran rejiminin düþürülmesi için "rampa" olarak kullanmak istemektedirler.Bu haliyle Kürt Koridoru, Rusya'nýn bölgesel nüfuzunu zayýflatýcý ve hatta yokedeci bir niteliðe de sahiptir. Ýþte bu durum her iki emperyalist kampýn asgari düzeyde birlikte hareket etmesine neden olmaktadýr.
Mevcut koþullarda Erdoðan, Rusya ve Ýran ile iliþkileri stratejik bir düzeye yükseltemez.Bunun nedeni Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Katar ile stratejik iþbirliðinin çok ileri gitmiþ olmasý ve bu iliþkilerden hemen vazgeçmesinin mümkün olmamasýdýr.Bundan dolayý Erdoðan'ýn Rusya ve Ýran ile yakýnlaþmasý taktiktir ve bu yakýnlaþma olmadan önce Türkiye sünni ekseni artý Ýsrail ile de geniþ bir iþbirliðini oluþturmuþtur. TSK ittifakýnýn Mýsýr ve Ýsrail ile geniþ bir iþbirliði oluþturmasý ve bu temelde Ýran karþýsýnda güçlü bir blok oluþturma arayýþý, Türkiye'nin Rusya ve Ýran ile yakýnlaþmasýyla birlikte düþünüldüðünde, bu manevranýn taktik bir yapýya sahip olduðu sonucu ortaya çýkmaktadýr.
Aslýnda bu manevranýn amacý, bir yanýyla Batý üzerinde baský oluþturmak ve onlarý daha fazla tavize zorlamak, bir diðer yanýyla Suriye'de ABD-Rusya dengesini ve taktik iþbirliðini bozmak ve bütün bunlarla birlikte de PKK'ye stratejik bir darbe vurmak için asgari bir uygun ortam yaratmaktýr. Erdoðan Doðu ve Batý Emperyalistleri arasýnda salýncak gibi sallanarak her iki emperyalist grubu, daha fazla taviz için birbirine salmaktadýr.Yarýn Batý'nýn vereceði tavizler karþýlýðýnda , bu sefer de Rusya ve ittifaklarýný daha fazla tavize zorlamak için de taktik olarak Batý'ya yanaþabilir.
Rusya,Ýran ve Suriye'nin Erdoðan'ýn PKK ve Rojava planlarýna destek verip vermeyecekleri belli deðildir. Çünkü bu sonuncularý Erdoðan'a güvenmemektedirler. Ama yine de Erdoðan'ýn Doðu'lu güçler ile bu yakýnlaþmasý PKK için kötü ve tehlikelidir. Erdoðan Rusya ve ittifaklarýnýn desteðini almadan da Kürt Soykýrýmý'ný uygulayabilir ve Rusya ile ittifaklarýna yakýn durma dahi bu politikaya yetebilir.Çünkü Rusya ve ortaklarý, Türkiye'nin Batý'ya yanaþmamasý için Erdoðan'ýn PKK ve Kuzey Kürdistan politikasýna sessiz kalabilirler ve Erdoðan'ýn Doðu'lu güçlerle yakýnlaþmasýnýn nedenlerinden bir tanesi de bu olabilir.
Son dönemlerde medyaya yansýyan bilgilerden anlaþýldýðýna göre, Türkiye , Rusya , Ýran ve Suriye'nin biçimsel olarak bazý konularda anlaþtýklarý ama içerik olarak anlaþamadýklarýdýr. Her iki kesimin Suriye'nin toprak bütünlüðü ve IÞÝD'e karþý mücadele noktasýnda anlaþtýklarý ama bu politikalarýn içeriðinin doldurulmasý noktasýnda anlaþamadýklarý görülmektedir.Zaten Erdoðan'ýn böyle bir anlaþma derdi de yoktur. Erdoðan'ýn 15 Temmuz Darbesi'nden sonraki içerideki politikalarýna baktýðýmýz zaman ve sözde kendi tezgahladýðý darbe aracýlýðýyla Cemaat'e karþý önlemler alýyormuþ gibi yaparak PKK karþýsýnda "çaktýrmadan" konumlandýðý anlaþýldýðý zaman, onun Rusya ve ortaklarýna niçin yakýnlaþtýðý kendiliðinden anlaþýlýr. Erdoðan Doðu'lu güçler ile stratejik bir eksen oluþturmak isteseydi eðer, Ýsrail ve Mýsýr ile normalleþme aramazdý.Erdoðan Rusya ile yakýnlaþmadan önce güçlü bir sünni ittifaký oluþturmuþ ve bu ittifaka bir de Ýsrail'i katmýþtýr.Demek ki onun Rusya ve Ýran'a yaklaþmasý taktik olup ve gizli bir gündeme sahiptir , ki o da Kuzey Kürdistan'da uygulayacaðý Kürt Soykýrýmý politikasýnda , bu sonuncularý en azýndan tarafsýz hale getirmektir.Onlarýn tarafsýzlýðý dahi Erdoðan için bir kazançtýr.
PKK'nin etrafýnda bulunan devletler ve güçler, Doðu'lu güçler ve onlarýn bölgesel uzantýlarýdýr.Örneðin Ýran,Irak,YNK ve Suriye'de Esad ve Rusya. Türkiye'nin KDP ile de ittifakýnýn olmasý bu tablo ile birlikte düþünüldüðünde, Türkiye'nin Doðu'lu güçlerle yakýnlaþmasýnýn PKK'yi çembere almak ve güçlü bir darbe vurmak olduðu kendiliðinden anlaþýlýr.
Her iki emperyalist kampýn bir araya gelmesi , PKK'nin tamamen çembere alýnmasý sonucunu doðurmaktadýr.Üstelik PKK'yi çembere alan devletler tamamen faþist ve totaliter yapýlara sahip olup, iç politikada elleri tamamen serbesttir yani kamuoyu baskýsýna sahip deðildirler. PKK Türkiye, Ýran, Irak, Suriye, Irak, KDP ve YNK'nin ve de bunlarý destekleyen Rusya'nýn tam kuþatmasý içerisinde yeralmaktadýr ve bu kuþatmayý sadece Batý'ya dayanarak kýrmasý mümkün deðildir ve kaldý ki Batý'nýn bunu durduracak bir gücü de yoktur. Bu kuþatma yerinde taktikler ile bozulmadan ve boþa çýkarýlmadan, PKK'nin mevcut politikalar ile bu kuþatmadan çýkmasý mümkün deðildir. Bu kuþatmanýn ise iki zayýf halkasý mevcuttur : KDP ve Ýran.
Ýþin ilginç tarafý PKK'nin hem Ýran hem de KDP politikasý yanlýþtýr ve bu yanlýþlýk PKK'nin çembere alýnmasýyla sonuçlanmýþtýr. PKK'nin Kandil Önderliði, PKK'nin Erdoðan ve AKP tarafýndan çembere alýndýðýný görmüyor mu? Erdoðan hem iç politikada hem de dýþ politikada bu manevralara niçin ihtiyaç duyuyor ve bunlarý niçin yapýyor? PKK'nin Kandil Önderliði'nin bütün bunlar üzerinde kýlý kýrk yararcasýna düþünmesi gerekmektedir.
PKK'nin yanlýþ Ýran politikasýnýn,onun yanlýþ stratejik öncelik tespitinden kaynaklandýðýný daha önce yazdýðým bir çok makalede belirttim.Onun için bu noktaya girmeyeceðim.Ama onun yanlýþ KDP politikasý üzerine burada bir kaç þey söylemek gerekmektedir.
PKK'nin KDP politikasý baþtan-aþaðý yanlýþtýr.PKK yanlýþ politikalar ile KDP'nin bugünkü konumundan sorumludur.PKK'nin mutlaka KDP'yi “kazanmasý” gerekmektedir. Erdoðan'ýn Rusya ,Ýsrail ve Suriye ile iliþkilerini normalleþtirmesi karþýsýnda, PKK'nin KDP ile iliþkilerini normalleþtirememesinin hiçbir mantýðý ve gerekçesi yoktur.
Bölgede Türkiye-Irak Sünnileri ve KDP'nin bir ittifak ekseni kurmuþ olmasýnýn en büyük nedeni PKK'nin hatalarýdýr.PKK KDP'yi kazanmayý bilmeyerek,bu ittifak ekseninin oluþmasýna neden olarak Türkiye'nin bölgesel etkisini güçlendirmiþtir. Gelinen aþamada PKK'nin KDP'yi direk kazanmasý artýk mümkün deðildir ve onu Batý üzerinden kazanmaktan baþka çare yoktur (eðer artýk bunun için de geç deðilse!Bu dahi artýk mümkün olmayabilir). KDP'nin son ABD ile yapmýþ olduðu Savunma Anlaþmasý,KDP'nin Türkiye'ye fazla baðýmlý hale gelmemesi içindi.PKK Batý ile birlikte KDP'yi Türkiye'den koparabilir ve bu da KDP'nin Rojava özlemlerinin diri tutulmasýnýn yönetilmesine baðlýdýr.KDP'nin kontrollü bir þekilde Rojava'ya çekilmesi ve ekonomik ve güvenlik kaygýlarýnýn giderilmesi zorunludur. Böyle bir politika Türkiye'nin KDP'yi hedefe koymasýna neden olarak aralarýndaki gerilimi arttýrarak zaman içinde aralarýndaki iþbirliðini yokedecektir.Nasýl Rojava Batý ile Türkiye'nin aralarýnýn açýlmasý için kullanýldýysa ayný þekilde stratejik bir araç olarak, KDP ile AKP'nin arasýnýn açýlmasý için de kullanýlmalýdýr. Bu ince politikayý anlamayan Parti,felakete yelken açmýþ demektir.
KDP'nin Batý üzerinden ve Rojava aracýlýðýyla kazanýlmasý ve bu temelde Ýran ile gerginliðin de yokedilerek Türkiye ile yapýlmak istenen anlaþmanýn aslýnda Ýran ile yapýlmasý ve bu temelde stratejik önceliðin Türkiye'ye kaydýrýlmasý,her iki ittifak grubunu daðýtacaktýr.KDP'nin kopartýlmasý Sünni blokunu daðýtacak ve bu blok daðýtýldýðý ve Ýran'ýn Irak üzerindeki konumu güçlendiði ve de PKK Ýran ile ateþkesi uzattýðý için Ýran'ýn Türkiye'den uzaklaþmasý saðlanacaktýr.
PKK'nin temel sorunu,Rojava'da Batý'ya fazla yanaþmýþ olmasý ve bu temelde "belirgin" bir konuma sürüklenmiþ olmasýdýr.PKK'nin fazla belirgin bir siyaset izlemesi, onun Stratejik Denge Konumu siyasetini tehdit etmekte, manevra alanýný daraltmakta ve Doðu'lu güçler ile TSK ittifakýný da yakýnlaþtýrmaktadýr. Bu sonuncularýn yakýnlaþmasýnýn nedeni PKK'nin dengede olmamasýdýr. PKK bütün emperyalist güçler ile iliþkilerini kendisinde sýfýr olacak þekilde dengeleyebildiði müddetçe bu karmaþýk tablodan darbe yemeden çýkabilecektir. Bundan dolayý da bütün emperyalist gruplarýn ayný anda zayýfladýklarý ve güçten düþtükleri bir stratejiye ihtiyaç vardýr.
Böyle bir strateji için ise PKK'nin, KDP ve YNK ile iliþkilerini doðru bir tarihsel oturtmasý gerekmektedir.Çünkü Kürt iç siyasetindeki bu güçlerin emperyalist gruplar ile stratejik ve taktik baðlantýlarý vardýr ve de doðru bir strateji geliþtirebilmek için,iç politikadaki bu güçlere karþý doðru bir tutum zorunludur.Ama ne yazýk ki PKK bu güçlere karþý doðru tutumu bir türlü kestirememektedir.
PKK'nin KDP ve YNK ile yanlýþ iliþkilerinin kökeni, konjonktürel deðil ama maalesef ideolojiktir ve PKK'nin eski bürokratik devrim anlayýþýnýn sonucudur. Bunun nedeni de uluslararasý devrimci hareketin yanlýþ devrim anlayýþýnýn PKK üzerindeki ideolojik etkilerinden kaynaklanmaktadýr.Bu tek PKK'nin sorunu deðil ama bu uluslararasý devrimci gelenekten ideolojik olarak beslenen bütün hareketlerin ortak sorunudur.Sýnýflarýn tarihsel yapýsý ve birbirleriyle olan tarihsel iliþkilerine, genellikle uluslararasý devrimci hareketin deneyimleri temelinde yaklaþýlýr ve bir toplumdaki "iþbirlikçi" sýnýflara, neredeyse þablonlaþmýþ bir stratejik ve taktik yapý uygulanýlýr (Bu baþka bir makalenin konusudur ve ayrýntýlý ele alýnmasý gerekir).
Eski devrim anlayýþýnýn ve bu anlayýþýn yanlýþ ve eksik yanlarýnýn giderilmesi zorunludur ve bu noktada iþbirlikçi sýnýflara karþý tutumun da gözden geçirilerek yeni bir temelde yeniden kurulmasý zorunludur. Ýþte bu noktada KDP ile yeni bir sayfanýn açýlmasý zorunludur.Bunu anlamayan bir PKK'nin bu çemberden çýkma olanaðý yoktur.
Burada baþka bir meseleye de deðinmek istiyorum.O da YNK ile iliþkiler meselesine. PKK KDP ve YNK arasýnda manevra yapacaðýna ve ikisi arasýna konumlanacaðýna, YNK'ye daha yakýn durarak hata yapmaktadýr.Bu eski yaklaþýmýn bugün de sürmesi yanlýþtýr. Paradigma deðiþimi ile birlikte dýþ politikada denge siyasetine geçen PKK'nin, Kürt iç politikasýnda, paradigma öncesi yaklaþýmla hareket etmesi biraz tuhaftýr. PKK'ye göre YNK KDP'den daha “ilerici”dir ve YNK'ye yaklaþarak KDP'nin dizginlenmesi gerekmektedir.Bu baþtan aþaðý yanlýþtýr çünkü her ikisi arasýnda nitelik farký yoktur.Fark görünüþtedir ve biri Ýran ile stratejik olarak iliþki geliþtirirken diðeri de Türkiye ve Batýlý güçler ile stratejik iliþki geliþtirmektedir.Bu noktada PKK'nin çýkarý her ikisi arasýna konumlanmak ve manevra alanýný geniþ tutmak olmalýdýr.
PKK ile KDP arasýndaki düþmanlýkta, geçmiþ dönemlerde gerek konjonktürden gerekse de PKK'nin eski bürokratik devrim anlayýþýndan kaynaklanan yaklaþýmlar ciddi rol oynamýþtýr. Örneðin 1995 savaþý. KDP ile YNK'nin savaþtýðý dönemde (ki PKK de Türkiye ile savaþ halindeydi) PKK YNK'nin yanýnda yeralarak ve Aðustos 1995'te KDP ile savaþarak bu savaþta taraf olmuþtur.YNK'nin yapacaðý iþi PKK yapmýþtýr.Niçin?PKK bu savaþta ne kazanmýþtýr?Kanýmýzca hiçbir þey. O YNK bir-iki yýl sonra KDP ile anlaþarak,PKK'yi tecrite almýþ ve bu olaylar 1999 felaketine götürmüþtür. Madem YNK KDP ile anlaþacaktý,PKK KDP ile düþmanlýðýný YNK'ye destek vererek niye arttýrdý?
Geçmiþe eleþtirel bir þekilde ve paradigma deðiþiminin ideolojik kodlarýyla yaklaþýlýrsa,1992 savaþýnýn da aslýnda PKK için hatalý olduðu ortaya çýkar. PKK'nin KDP ve YNK ile 1992 savaþý, PKK için bir zorunluluk deðildi.KDP ile YNK Çekiç Güç'ün korumasý altýnda bulunan bölgede yani neredeyse bugünkü Güney Kürdistan'da, PKK'nin buradan çýkarýlmasý karþýlýðýnda Federe Devlet sözünü aldýlar ve PKK'nin buradan çýkmasýný istediler.PKK'nin ise Güney'de sadece askeri kampý bulunuyordu ve PKK manevra yaparak ve KDP-YNK bloku ile savaþmayarak askeri kampýný baþka yere kaldýrabilirdi. PKK kendisine her savaþ ilan edenle savaþmak zorunda mý? PKK manevra yapacaðý yerde bu isteðe savaþ ile karþýlýk vererek , bu partiler ile arasýnda büyük bir tarþhsel yarýlma yaratmýþtýr.
"1992 Savaþý" kesinlikle PKK açýsýndan bir zaruret deðildi ve PKK'nin Türkiye ile savaþýrken,Kürt iþbirlikçileriyle savaþmasý hatalýydý.Zaten bunun hata olduðu bir kaç yýl sonra KDP-YNK savaþý baþ gösterdiði zaman ortaya çýktý.Yani PKK "92 Savaþý"ný yapmasa ve manevra yapsa,bir kaç yýl sonra KDP-YNK savaþýnda sadece diplomasiyi kullanarak dahi Güney'de iyi bir konum elde edebilirdi.
Biz yine konumuza dönersek eðer,PKK'nin Ýran ile gerilim politikasý yerini Ýran ile anlaþma politikasýna býrakýrsa,YNK'den taktik bir uzaklaþma KDP'ye taktik bir yakýnlaþma ile dengelenirse ve PKK her ikisi arasýnda "arabulucu” þeklinde ortaya çýkarsa,PKK bundan daha fazla kazanýr.
Kýsacasý KDP'nin dýþ güçlere daha fazla yönelmesinin ve bu temelde PKK'ye karþý düþmanca faaliyetlerinin düzeyini ve kapsamýný daha fazla geliþtirmesinin en büyük nedeni, geçmiþten günümüze PKK'nin KDP karþýsýnda yapmýþ olduðu hatalardýr.Bu hatalar PKK ile KDP arasýnda büyük bir güven bunalýmý yaratmýþ ve de dýþ güçler bu durumu istismar etmiþlerdir.Bu da Kürt Ulusu'nun birliði üzerinde olumsuz bir etki yaratmýþtýr.KDP ile PKK iliþkilerinde hatanýn yüzde ellisi KDP'nin ise yüzde ellisi PKK'nindir ve PKK geçmiþine eleþtirel bir þekilde yaklaþmak zorundadýr.
Yazýnýn asýl konusu olan AKP'nin Kürt Tehciri ve bu temelde Kürt Soykýrýmý politikasýna geri dönersek eðer, PKK'nin Demokratik Özerklik politikasýnýn, Erdoðan ve AKP'nin Kürt Soykýrýmý politikasýný kolaylaþtýrdýðýný görürüz. Erdoðan Kuzey Kürdistan'daki Kürt Soykýrýmý politikasýný, PKK'nin politik hatalarý üzerine bina etmiþtir.
Erdoðan PKK'nin Demokratik Özerklik politikasý ile savaþý kendi tabaný içerisine taþýmasýný fýrsat bilerek, onun tabanýna terör uygulamýþ ve PKK tabanýnýn bulunduðu yerleri yerle bir ederek,buralarý yaþanmaz hale getirmiþ ve halkýn göç etmesini saðlamýþtýr.Ama görünen o ki, bu politika sadece Kürt Soykýrýmý politikasýna sadece bir giriþti ve asýl darbeyi 15 Temmuz Darbesi'nin sonrasýna saklamýþtýr.
Erdoðan 15 Temmuz Darbe tezgahýndan sonra elde ettiði gücü,PKK'ye karþý bir provakasyon ile birleþtirip ve PKK'nin zamansýz bir kalkýþmaya geçmesini saðlayarak kapsamlý bir bastýrma gerçekleþtirerek,PKK tabanýnýn büyük oranda göç ettirilmesini saðlamak istemektedir.Böylece Rojava'daki "Kürt Kemeri"ne karþýlýk , Kuzey Kürdistan'da "Arap-Müslüman Kemeri" oluþturarak bir tür denge oluþturmak istemektedir.Erdoðan Suriye içsavaþýný, "Kürt-Arap mübadelesine" çevirerek,Türkiye'nin Kürt sorununu Ýttihatçý bir þekilde çözmek istemektedir.
Ýttihatçýlar da Ermeni Sorunu'nu zamanýnda böyle çözdüler.Ýttihatçýlar Ermenileri Suriye çöllerine sürerken, Suriye'deki Araplarý da Ermenilerin yerlerine sürdüler: "Ýttihatçý hükümet,Ermenileri Suriye çölüne ve Suriye Araplarýný da Anadolu'ya sürdü.Talat Paþa'nýn özel kaydýnda, 'Suriye'den teb'id olunan Arap aileleri mikdarýný irae eden cedveldir' baþlýðý altýnda Suriye'den sürülen Araplara ait bilgi verildi ve buna göre toplam 1379 Arap ailesi baþta Ankara (254 aile), Eskiþehir (256 aile), Hüdavendigar (Bursa-KE) (316 aile), Sivas (340 aile) ve Canik'e (Samsun-KE) olmak üzere bir çok Anadolu kentine sürüldü." (Murat Bardakçý, aktaran Nevzat Onaran, Osmanlý'da Ermeni ve Rum mallarýnýn Türkleþtirilmesi (1914-1919) , s.145,Evrensel Basým Yayýn) Kýsacasý bugün Erdoðan ve AKP'nin Kürtlere karþý uygulanýþ olduðu soykýrým politikasý yeni deðildir. Kemalistler Cumhuriyet'in baþýndan AKP iktidarýna kadar, bir Kültürel Soykýrým politikasý uyguluyorlardý ama Erdoðan Kültürel Soykýrýmý "Fiziki Soykýrým" ile birleþtirmek istemekte ve bu temelde bir "Solution Final" (Tam Çözüm) gerçekleþtirmek istemektedir. Burada bütün mesele PKK'nin, Erdoðan'ýn böyle çýlgýn bir politikaya baþvuramayacaðý yanlýþ tespitini yapmýþ olmasýdýr.Bu yanlýþ tespit, PKK'yi Demokratik Özerklik ile Erdoðan'ýn korkutularak masaya çekilmesi yanlýþ politikasýna sürüklemiþ, Erdoðan da bu yanlýþ politikayý,Kürt Soykýrýmý'na baðlamýþtýr. Böylece PKK'nin hatalarýný ve yanlýþ analizlerini kendisine müttefik yapmýþtýr. Erdoðan Batý Emperyalistlerini "terör ve mülteci ihracý" ile dizginlemiþ, Batý'nýn Rusya ve Ýran'ý sýkýþtýrmasýný da, bu sonunculara taktik olarak yaklaþarak rahatlatmýþ ve PKK'nin yanlýþ KDP politikasýndan dolayý,KDP'yi de yanýna alarak, bir Kürt Soykýrýmý sýrasýnda hiçbir gücün müdahale edemeyeceði bir politik ortam yaratmýþtýr. Erdoðan'ýn "15 Temmuz Darbe Tiyatrosu"ndan sonra,CHP'nin bir psikolojik operasyonla, AKP ile MHP'nin yanýna alýnmasýnýn ve bu temelde HDP'nin tecrit edilmesinin temel nedeni Gülen Cemaati deðil, PKK'ye ve Kürt halkýna yapýlacak saldýrýdýr.Gülen Cemaati'ne karþý mücadelede,CHP'nin AKP ve MHP'nin yanýna alýnmasýna gerek yoktur.CHP'ye çekilen psikolojik operasyonun nedeni yapýlacak olan Kürt Soykýrýmý planýdýr. PKK Kürt Ulusu'na Kuzey Kürdistan'da gerçekleþtirilecek olan soykýrýmý bizzat kendi hatalarý ile kendisi hazýrlamýþtýr.PKK'nin Ýran, AKP, YNK,KDP,Rojava ve Batý politikalarý tamamen yanlýþtýr. Bu hatalar sonucunda PKK'nin büyük bir stratejik darbe yemesi gayet mantýða uygundur ve bu çemberden çýkmasý ise sadece mucize olur.
Erdoðan'ýn Kuzey Kürdistan'da bir Kürt Soykýrýmý planladýðý tezi bazý kesimlere oldukça abartýlý gelebilir.Erdoðan "yapamaz" denilen bir çok þeyi yapmýþtýr ve böyle bir politikayý uygulayýp-uygulamayacaðýný da yakýnda hep birlikte göreceðiz!
|