 SÝVAS KATLÝAMI, ALEVÝLER VE AKP-IÞÝD ÝTTÝFAKI*
Bundan tam yirmi üç yýl önce 2 Temmuz 1993'te, Pir Sultan Abdal Þenlikleri sýrasýnda çoðunluðu Alevi otuz üç aydýn, sanatçý ve demokrat, devletin planlý bir organizasyonuyla yakýlarak hunharca katledildiler. Devlet 6-7 Eylül olaylarýnda , 1977 Taksim 1 Mayýs'ýnda, Sivas, Çorum ve Maraþ katliamlarýnda ve de Türkiye ile Kürdistan'daki bir çok faili meçhul cinayet ve katliamlarýnda kullandýðý karanlýk ellerini bu sefer de Sivas'ta kullanmýþtý.
Faþist devletin geçmiþte Özel Harp Dairesi (bugün Özel Kuvvetler Komutanlýðý) aracýlýðýyla örgütlediði Kontrgerilla pratiði, neredeyse kendi varoluþunun vazgeçilmez aracý haline gelmiþtir.Faþist devletin kontrgerilla pratiði olmadan,devletin ayakta kalmasý ve düþmanlarýný bertaraf etmesi artýk mümkün deðildir. Bugün devletin bu Kontrgerilla pratiði (Gladyo da denilebilir), iktidarýn Kemalistler'den AKP özelinde islamcý faþistlerin ellerine geçmesiyle, giderek daha da boyutlanmýþ ve korkutucu bir hal almýþtýr.
Sivas Katliamý Doðan Güreþ'in Genelkurmay Baþkaný olduðu dönemde (1990-1994) , "1992 Konsepti" denilen politikanýn sonucunda gerçekleþti. 1990'larýn baþlarýnda PKK önderliðindeki Kürt Ulusal Hareketi'nin Kuzey Kürdistan'da iktidarlaþacak derecede güçlenmesi, Refah Partisi önderliðindeki politik islamýn hükümet olabilecek düzeyde bir seçmen tabanýna giderek kavuþmasý, iþçi ve emekçilerin eylemliliklerindeki artýþ (özellikle 1991 Zonguldak madencilerinin eylemi) ve Türkiye Devrimci Hareketi'nin eylemlerindeki artýþ (özellikle Dev-Sol ve TKP/ML-TÝKKO) ve diðer devrimci örgütlerin de hýzla toparlanma eðilimine girmesi, devleti "1992 Konsepti"ni geliþtirmeye ve uygulamaya itmiþti.
Faþist devletin Sivas Katliamý ile amacý, Milli Görüþ'ün tabanýndaki insanlarý bir provakasyon ile Alevilere ve demokratlara karþý bir katliamýn içerisine çekerek, giderek yükselmekte olan Refah Partisi'nin önünü psikolojik savaþ yöntemleriyle kesmekti. Politik islam ile onun tabaný dýþýndaki kesimlerin tek yakýnlaþmasýnýn önüne geçilmesi istenmiyordu ama din temelli yani bir Sünni-Alevi çeliþkisi de yaratýlmak isteniyordu. Böylece her iki kesim , 12 Eylül'den önce "sað-sol çatýþmasý" adý altýnda nasýl MHP ile devrimci-demokratik hareket karþý karþýya getirilerek zayýflatýldýysa, ayný þekilde Milli Görüþ Hareketi ile devrimci-demokratik hareket karþý karþýya getirilerek her ikisinin de zayýflatýlmasý planlanmýþtý.
Alevi-Sünni çeliþkisi temelinde yükselecek bir çatýþamada Kürtlerin, devrimcilerin ve demokratlarýn Alevilerin yanýnda yeralacaðý hesaplanmýþtý. Çünkü Alevilerin yoðun bir þekilde Kürt Hareketi ile Türkiye devrimci ve demokratik hareketi içerisinde yeralmalarý, onlarý böyle bir çatýþmada doðal olarak taraf haline getirecekti. Böylece Alevi-Sünni çeliþkisi temelinde yükselecek olan bir çatýþmada, devlet tarafýndan devrimci-demokratik hareketin tasfiyesi planlanmýþtý.
"1992 Konsepti" ile Genelkurmay odaklý olan faþist devlet adeta "üstü örtülü bir darbe" gerçekleþtirdi. 12 Eylül faþist askeri darbesinin bir tür güncellenmesi olan "1992 Konsepti" ile devletin tekrar yeni bir rotaya sokulmasý planlanmýþtý.
2002 Kasým'ýndaki genel seçimlerde AKP ile o zamanlar ki ortaðý Fethullah Gülen Cemaati'nin hükümete gelmeleri ve daha sonra da beraber Kemalist Ordu'yu bastýrarak iktidarýn iplerini tamamen ellerine geçirmeleri ve de bu temelde islamcý faþistlerin iktidara tamamen egemen olmalarý sonucunda, Aleviler eskisinden daha fazla devlet katliamýyla karþý karþýya bulunmaktadýrlar. Özellikle devletin Sünni Ýslam temelli bir deðiþim geçirmesi, din temelli çeliþkileri de diðer çeliþkilerle birlikte keskinleþtirmektedir.
Giderek Erdoðan ve AKP tarafýndan, devletin ve toplumun Sünni inancý temelinde islamlaþtýrýlmaya çalýþýlmasý, bu mezhebin dýþýndaki mezhep ve inançlara olan baský ve nefreti de giderek geliþtirmektedir. Alevi inancýnýn insani ve demokratik yapýsý, Erdoðan ve AKP tarafýndan hedeflemiþ olduklarý toplum yapýsý önünde büyük engellerden birisi olarak görülmektedir.Bundan dolayý faþist islamcý iktidar, Alevilerin asimilasyonunu gizli bir devlet planý olarak devreye sokmuþ durumdadýr.
Alevilerin asimilasyonu politikasý, hiç kuþkusuz yeni bir islamcý faþist rejim inþasý temelinde diðer ezilen ve sömürülen toplumsal kesimlere karþý geliþtirilen saldýrgan politikanýn sadece bir parçasýdýr. Faþist devlet Kürt hareketine ve genel olarak devrimci-demokratik harekete uyguladýðý yöntemin aynýsýný Alevilere karþý da uygulamaktadýr ve bu temelde psikolojik savaþ yöntemlerinden devlet terörüne kadar uzanan geniþ bir araçlar dizisi kullanmaktadýr. Yine eðitimin "Ýmam Hatipleþtirilmesi" gibi politikalar da bu planýn birer parçalarýdýr.
Suriye içsavaþýyla birlikte Erdoðan ve AKP'nin bu ülkede hem Baas rejimini düþürmek hem de Rojava devrimini boðmak için IÞÝD ve El Nusra gibi dinci terör örgütleriyle ittifaka girmesi ve yine bu temelde Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerle bir "Sünni Ekseni" oluþturmasý, içeride sünni bir devlet oluþturma politikasýnýn hýzlanmasýna neden olmuþtur. Erdoðan hem bu ülkelere hem de IÞÝD gibi dinci terör örgütlerine yaslanarak, içerideki muhalefeti ve engel gördüðü inanç kesimlerini IÞÝD terörünü kullanarak bertaraf etmeye çalýþan bir politika baþvurmaya baþlamýþtýr.
Faþist islamcý iktidar nasýl HDP mitinglerini IÞÝD aracýlýðýyla bastýrmaya çalýþtýysa ve bu temelde iki halkýn demokratik birliðini engellemeye çalýþtýysa, ayný þekilde Alevilerin devrimci ve demokratik harekete yoðun bir þekilde yönelmesinin önüne geçmek ve onlarýn toplu yaþadýðý yerleri daðýtarak ve Sünni nüfus içerisine serpiþtirerek asimilasyonunu gerçekleþtirmek için de yoðun bir þekilde Alevi katliamlarý planlamaktadýr. Son dönemlerde medyaya yansýyan bazý haberler, Erdoðan ve AKP'nin IÞÝD üzerinden bir Alevi katliamý gerçekleþtirmek istediðini göstermektedir.
Alevilerin HDP'nin ortaya çýkmasýyla yoðun bir þekilde bu partiye yöneldiðini gören Erdoðan ve AKP, Suruç ve Ankara katliamlarýnda yaptýðý gibi, Alevilerin devrimci-demokratik hareket ile yakýnlaþmasýný,IÞÝD üzerinden katliam politikalarýyla durdurmak istemektedir. Bu katliam politikasýný da psikolojik operasyonlar ile önce kamuoyunu hazýrlayarak yapmaya çalýþmaktadýrlar.
Antep'te bir IÞÝD hücre evine yapýlan baskýnda ortaya çýkan dokümanlarda,IÞÝD'in yoðun bir þekilde Alevilerin yaþadýklarý bölgeleri fiþledikleri ortaya çýktý.Aslýnda bu operasyon ile devlet IÞÝD içerisindeki bir çok MÝT hücresinden birisini bilerek deþifre ederek, kamuoyunu bir Alevi katliamý için psikolojik olarak hazýrlýyordu. Devletin Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketini, IÞÝD üzerinden vurma politikasýnýn bir devamý olan Alevilerin IÞÝD üzerinden vurulmasý politikasýnýn açýk bir þekilde devreye sokulduðu görülmektedir.
Devletin Alevi vatandaþlarýn yaþadýðý bölgelere (örneðin Maraþ'ýn Terolar köyüne ve yine Dersim'in Mazgirt ilçesine), içinde IÞÝD militanlarýnýn cirit attýðý mülteci kamplarý kurmak istemesi ve insani projeler altýnda IÞÝD militanlarýný bu bölgelere yaklaþtýrmasý, çok doðal olarak Alevi vatandaþlarýn, devletin IÞÝD üzerinden kendilerine karþý katliam planlamakta olduðu düþüncesini geliþtirmiþtir.
Devletin Sivas Katliamý ve ondan önceki bir çok Alevi katliamý, belki devrimci-demokratik hareket tarafýndan önceden yeterince kestirilemiyor ve bu temelde hareket bu tür katliamlara karþý hazýrlýksýzdý.Ancak bugünkü Alevi katliamý "geliyorum" diyor. Ýþte bu noktada Halklarýn Birleþik Devrim Hareketi'ne , bu gelecek Alevi katliamlarýný önlemek ve Alevi vatandaþlarýnýn güvenliklerini saðlamak için büyük görevler düþmektedir.
Bu temelde HBDH'nin , devletin Alevi katliam planlarýna karþý, kamuoyunu bilinçlendirmesi ama özellikle de Alevilerin yoðun olarak örgütlendikleri kurumlarý bilgilendirmesi ve onlarla dayanýþma içerisinde olmasý gerekmektedir. Devletin bir Alevi katliamý ancak Alevilerin kendi öz savunma, milis ve direniþ örgütlerini kurmalarý ve bu temelde devrimci ve demokratik hareket ile birlikte hareket etmeleri ile bertaraf edilebilir.
Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da halklarýn ve inançlarýn güvenliði, AKP faþizminin yýkýlmasýndan geçmektedir ve yeni Sivas katliamlarýnýn önlenmesi ancak halklarýn önderliðindeki bir demokratikleþmeyle mümkündür.
*Bu makale HBDH’nin merkezi yayýn organý olan BÝRLEÞÝK DEVRÝM dergisinin 2. Sayýsýndan alýnmýþtýr.
|