[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 65 (5) }
| Devrimci Bülten

AKP VE FETHULLAH GÜLEN CEMAATÝ ÝTTÝFAKI'NIN ERGENEKON KOMPLOSU: MODERN TÜRKÝYE'NÝN "31 MART OLAYI" VE  "ENVER PAÞA DARBESÝ" (II)

K.Erdem


  1909 yýlýnda iktidarý ele geçirmek isteyen 31 Martçýlar, o zamanki "Osmanlý Yeþil Sermaye"nin politik temsilcileriydi ve hareket bugünkü Yeþil Sermaye gibi taþradan Ýstanbul'a doðru geliþen bir seyir izlemiþti. Ýktidar mücadelesi Osmanlý baþkenti olduðu için Ýstanbul'da verilmiþti ancak toplumsal gücü Anadolu'daydý. Ayný durum modern Türkiye'deki yeþil sermaye fenomeninde de görülmektedir. Milli Görüþ ile Gülen Hareketi yeþil sermayenin ideolojik ve politik temsilcileridir ve bu sermayenin toplumsal çýkarlarýný dile getirerek, onun önünü açmaya çalýþan bir siyasal programa sahiptirler.


Milli Görüþ Hareketi, cemaatlerin küçük ve orta iþletme biçiminde þirketleþmeye baþladýðý 1960'larýn sonlarýnda bu küçük ve orta boy muhafazakar iþletmelerin siyasal temsilcisi olarak ortaya çýktý. Amaç bu þirketleri emperyalist sistem ile iliþkili olarak iþbirlikçi bir biçimde daha da büyütmek ve varolan büyük sermayenin yerine geçirmekti. Ama varolan büyük sermaye Batý emperyalistleri ile iþbirliði halinde büyüdüðü ve palazlandýðý için, Batý emperyalistlerine dayanarak bunu yapmak mümkün deðildi.


Ýslami sermayenin ya da Yeþil Sermaye'nin büyük sermayenin yerine geçebilmesi için, Türkiye'nin Batý emperyalistleri ile stratejik iliþkilerinin çözülmesi ve onlarýn etki çemberi içerisinden çýkarýlmasý gerekiyordu. Bundan dolayý bu hareket, "anti-emperyalist" ve "Milli Ekonomi" söylemi geliþtirdi ve adýna Milli Görüþ dedi. Bu hareketin amacý, Türkiye'yi Batý emperyalistlerinden uzaklaþtýrmak ve bu uzaklaþtýrmayý Yeþil Sermaye'yi büyük sermaye haline getirmek için kullanmak ama bunu da mümkünse baþka bir emperyalist güce ya da bölgesel güçlere dayanarak yapmaktýr.


1970'li, 80'li ve 90'lý yýllarda Yeþil Sermaye, küresel kapitalizmin büyümesi ve Türkiye'nin küresel piyasalar ile daha da iç içe geçmesi dolayýsýyla daha da büyüdü ve toplumsal aðýrlýðýný ticaretten sanayiye ve banka sermayesine kadar arttýrdý. Bu sermaye temeli, giderek bu hareketin ideolojik, politik ve kültürel toplumsal kollarýný besleyen tarihsel bir temel haline geldi. Bu sermaye temeli geniþledikçe bunun neden olduðu muhafazakarlaþma, dindarlaþma ve bu temelli bir yaþam tarzý giderek toplumsal gözenekleri doldurmaya ve iþgal etmeye baþladý. Bu gerici eðilimin geliþmesi ve Cemaat örgütlenme ve kültürünü toplumun geneline yayma eðiliminin ortaya çýkmasý, ayný zamanda bireyin ve onun özgür iradesinin kuþatýlmasý anlamýna da geliyordu.


Hem Osmanlý'da hem de Türkiye'de muhafazakarlarýn önderlik etmiþ olduðu ekonomik ve ticari iliþkiler, toplumsal iliþkilerin muhafazakarlaþmasýna da neden olmuþtur.Muhafazakarlar ekonomik alandaki güçlerini ideolojik, siyasal ve kültürel alana taþýyarak,bu ekonomik gücü bu alanlarda güçlenmenin kaldýracý haline getirerek,kendi toplumsal güçlerini geliþtirmeye çalýþmýþlardýr.Ancak muhafazakar ekonomik gücü bütün toplumsal alana yayabilmek ve onu ekonominin temel gücü haline getirmek ancak iktidarýn ele geçirilmesiyle mümkündür. Bundan dolayý muhafazkar hareket siyasal iktidarý ele geçirmek için her yolu denemiþtir.


Osmanlý Ordusu içerisinde örgütlü olan tek ÝTC'nin laik ve Batý yanlýsý olan kesimi deðildi.Panislamistler de Ordu'da örgütlenmeye büyük önem veriyorlardý ve Ordu içerisinde örgütleniyorlardý.Ancak laikler kadar etkili olamamýþlardý ve bu durum Meþrutiyet'in ilanýnda görüldüðü gibi,iktidarýn ele geçirilmesinde onlarýn arka planda kalmalarýna neden olmuþtu.Muhafazakar ve irticacý hareket, Ordu içerisinde güç olmadan ve Ordu'yu ele geçirmeden iktidar olamayacaklarýný anlamýþlardý.Bundan dolayý Meþrutiyet'in ilanýndan sonra bütün toplumsal çabalarýnýn odaðýna,Ordu içerisindeki huzursuzlukla toplumdaki huzursuzluðun birleþtirilmesini koydular.


Ýrticacýlar Meþrutiyet'ten sonra güç dengesini kendi leyhlerine deðiþtirmek için her yola baþvurdular. Ordu'da Mektepli-Alaylý çekiþmesini körüklediler ve Ordu içerisinde bölünme yarattýlar.Zaten Meþrutiyet'ten sonra ÝTC'nin sert politikalarýndan dolayý toplumda da kendiliðinden bir tepki oluþmuþtu ve sokaklara yansýmýþtý. Yerel düzeyde bazý gerici olaylar yaþanýyordu: Meyhanelerin kapatýlmasý baskýsý, kadýnlarýn yüzleri açýk dýþarý çýkmalarýna tepkiler,Müslüman bir kadýnýn gayri müslim birisiyle evlenmesine tepkiler gibi.


Ýrticacýlar özellikle ÝTC'nin hatalarýndan ve sert politikalarýndan azami derecede istifade etmek istiyorlardý. En küçük huzursuzluðu ÝTC'ye karþý bir politik harekete çevirmeye çalýþtýlar.Ordu içerisinde terhislerin durdurulmasý ve askerlik sürelerinin uzatýlmasý gibi olaylara gösterilen tepkileri,subaylar sert cezalar ile önlemeye çalýþtý,ancak askerler bu sert cezalara karþý tepki gösterince olaylar daha da büyümeye baþladý.Ordu içerisindeki bir çok pasif direniþ,önce aktif direniþe daha sonra da ayaklanmaya dönüþtü. Bu tür olaylarýn örgütlenmesi ve yönetiminde hiç kuþkusuz irticacýlarýn büyük bir rolü vardý ve de bu durum onlarýn Ordu içerisinde gizli hücrelerinin olduðu anlamýna geliyordu.Bu hücreler aracýlýðýyla, Ordu'da panik ve korku yaratarak disiplinin bozulmasýný ve Ordu'nun bastýrma yeteneðinin kaybolarak kendi politik eðilimlerinin önünü açmaya çalýþýyorlardý.Kitlelerin birleþmesinin önündeki en büyük engel Ordu'dur ve onun bastýrma yeteneðinin kaybolduðu bir yerde kitlelerin yoðunlaþmasý ve birleþmesi kaçýnýlmazdýr.Ýþte 31 Mart Ayaklanmasý'nda da bu oldu.Ordu içerisindeki isyan çok kýsa bir süre sonra muhafazakar siyasetin etkisi altýndaki kitleler ile birleþerek daha da büyüdü ve hükümetin düþmesine neden oldu.


Ýþin ilginç tarafý 31 Mart'ta ayaklanan askerlerin büyük çoðunluðu, ÝTC'nin güçlü olduðu ve 3.Ordu'nun bulunduðu Selanik'ten gönderilen Avcý Taburlar'nýn askerleri olmasýydý. Devrimi korumak için gönderilen askerler, çok kýsa bir zaman içinde ona karþý ayaklandýlar.Bunun en önemli nedeni ÝTC'nin sert politikalarýnýn Ordu'da ve toplumda yaratmýþ olduðu huzursuzluktu. Ýrticacýlar bir çok kesimin huzursuzluðunu tek bir hareket oluþturacak þekilde örgütlemeyi baþardýlar.Devrim ile iþten çýkarýlan memurlar, sürgünden dönen ve devrimden memnun olmayan aydýnlar,otorite boþluðundan dolayý huzursuz olan kitleler,laikliðin abartýlmasý,Ordu içerisinde yoðun eðitim vs. gibi durumlar siyaseten bir çok kesimi ayný saflara doðru itiyordu.Bununla birlikte ÝTC Ýstanbul'daki huzursuzluklarý bastýrmak için Avcý Taburlarý'ný kullanýyordu ve bundan dolayý halk içerisinde bu taburlara karþý genel bir düþmanlýðýn oluþmasýna neden olmuþtu.


Avcý Taburlarý Ýstanbul'da Taþkýþla,Maçka ve Taksim (Topçu Kýþlasý) kýþlalarý gibi önemli yerlere yerleþtirilmiþlerdi.Bu taburlarýn askerleri hem üstlerinin sert önlemlerine hem de halkýn moral bozucu tepkilerine maruz kalýyorlardý.Taþkýþla askerleri Aralýk 1908'de üstlerinin kötü muamelerinden dolayý ayaklandýlar.Bundan bir ay sonra da yani Ocak 1909'da da Harp Akademisi öðrencileri ayaklandýlar.31 Mart Olayý birden bire yaþanmadý,belirli bir birikimin sonucunda patlak verdi ve irticacý hareket bütün bu huzursuzluklarý kendi politik amaçlarý doðrultusunda kullanmaya çalýþtý.


31 Mart Olayý irticacý hareketin iktidarý ele geçirme giriþimidir.  Olaylarýn bu noktaya kadar gelmesi kendiliðinden olmamýþ ve belirli bir plan ve program doðrultusunda hareket edilmesinin sonucunda ortaya çýkmýþtýr.Ýrticacý hareket gerek provakasyonlarla ve propagandayla gerekse de halkýn dini hassasiyetlerini kendi siyasi emelleri doðrultusunda kaþýyarak güç dengesini tersine çevirmeye çalýþmýþtýr. Meþrutiyet'in ilanýndan sonra ortay çýkan siyasi otorite boþluðu da irticanýn provakasyon ve propagandasýnýn etkili olmasýný saðlamýþtýr. ÝTC'nin baskýlarý ve toplumsal huzursuzluk da bunlara eklenince,hareketin çapý çok kýsa bir zamanda büyümüþ ve Ýstanbul dýþýndaki þehirlerde de Ýstanbul'daki ayaklanmaya benzer ayaklanmalar görülmüþtür.Çok kýsa bir zamanda olaylarýn Anadolu ve baþkentte yaygýnlaþmasý,bu hareketin altýnda örgütlü ve planlý bir durumun olduðunu göstermektedir.

 

II.Meþrutiyet'in ilanýndan 31 Mart'a kadar olan olaylar incelendiðinde, bazý provakasyonlarýn bir tek merkezden planlandýðý ve komplocu bir özellik gösterdiði görülecektir.Bu haliyle 31 Mart Olayý Ergenekon Komplosu'na çok benzemektedir ve zaten Ergenekon Komplocularý kendilerini bu hareketin ideolojik ve politik eðilimleriyle özdeþleþtirerek, onun taktiklerine benzer taktikler kullanmýþlardýr.

 

31 Mart'an önce yaþanan bazý olaylara baktýðýmýz zaman, bu hareketin yönteminin  Ergenekon Komplosu'ndaki yönteme çok benzediðini görmekteyiz.Bu yöntem halkýn provakasyonlarla galeyana getirilmesiyle,Ordu içerisinde yýkýcý bir propagandanýn birleþtirilmesi yöntemidir.Ergenekon Komplosu'nda   AKP-Cemaat ittifaký, bunu çok daha deðiþik tarihsel koþullarda ve deðiþik araç ve metodlar kullanarak yapmýþtýr.Kitlelerin provakasyonlarla kazanýlarak ve Ordu'nun yýkýcý bir propaganda ile zayýflatýlmasýnýn birleþtirilmesi yöntemi,Ergenekon Komplosu'nda çok ustaca seçimlerin kazanýlmasý siyasi hedefine de baðlanarak, toplumsal meþruiyetin üretilmesine de baðlanmýþtýr. 

 

31 Mart'ý planlayanlarýn çok kýsa bir zamanda neredeyse sonuca gitmesine neden olan durum, hiç kuþkusuz,iç ve dýþ konjonktürün durumudur. Osmanlý hükümeti bir yandan Ýmparatorluðun birliðini hedefleyen dýþ tehditlerle uðraþýrken öte yandan da iç politikada bir çok iç tehditi bertaraf etme sorunuyla meþguldu, ki bu iç tehditler arasýnda irticacýlýk önemli bir yere sahipti.

 

Ýrticacý gösterilerin ve provakasyonlarýn , özellikle Prens Sabahattin'in partisi Osmanlý Ahrar Fýrkasý'nýn Eylül 1908'de kurulduktan sonra artýþ göstermesi ilginçtir.Partileþme sorununu çözen hareketin Eylül'den itibaren taktiklerini iktidarýn ele geçirilmesine yönelttiði görülmektedir.

 

7 Ekim 1908'de Fatih Camisi'nde iki hoca,Kör Ali ve Ýsmail Hakký, oruç vakti sokakta yemek yeniyor ve kadýnlar yüzleri açýk dýþarý çýkýyor bahanesiyle, "din elden gidiyor" diyerek halký galeyana getirerek, Meþrutiyet karþýtý bir hareket baþlattýlar ve Yýldýz Sarayý'na yürüdüler. Padiþah Abdülhamit'ten Þeriat'ý icra etmesini istediler.Padiþah pek yüz vermedi ama biraz umut verir gibi bir konuþma yaptý.Daha sonra ÝTC bu durumu Abdülhamit'i tahttan indirmek için kullanacaktý. Kör Ali ve Ýsmail Hakký halký isyana teþvikten dolayý idam edildiler.

 

Bu olaydan bir kaç gün sonra baþka bir provakasyon baþgösterdi.Beþiktaþ'ta bir Rum bahçývan'a kaçan bir müslüman kadýn yüzünden olaylar çýktý ve polis karakoluna götürülen Rum genci,halk karakolu basarak ele geçirerek linç etti.

 

Yine ayný günlerde Ýrticacý hareket provakasyonlarýna Ordu içerisinde devam etmiþ ve Ordu'da bölünme yaratmak için "Mektepli-Alaylý Subay" çatýþmasýný kýþkýrtmaya baþlamýþtýr.Meþrutiyet'in tekrar ilaný Harp Okullarýnda yetiþen laik ve Batý yanlýsý subaylarýn eseri olduðu için,Ýrticacýlar yeni yönetimin alaylýlarý tasfiye edeceði propagandasýna hýz vererek Ordu'yu zayýf düþürmeye çalýþmýþlardýr.

 

Yine Ekim ayýnda Taþkýþla'da Ordu içerisinde çok önemli bir hadise yaþanmýþtýr.Askerlik sürelerini bitiren ve terhis olmayý bekleyen 87 erin askerlik süreleri tekrar uzatýlarak Hicaz'a gönderilmesi kararýna karþý askerler direnerek cevap vermiþlerdir.Baþlarýnda çavuþlarýyla ayaklanan askerlere karþý hükümet güçleri sert bir karþýlýk vererek bir kaç askerin ölmesine neden olmuþlardýr.Bu ayaklanmayý Selanik'ten getirilen Avcý Taburlarý bastýrmýþtýr.

 

Bu olaydan sonra sert tedbirler yayýnlanmýþtýr.Ordu'da siyasetin ve tiyatrolarda askerlerin oyunculuk etmesi yasaklanmýþtýr.Askerelere yasaklanan bir tiyatro oyununu basan askerler, "bize yasaksa subaylara da yasak olmalý" diyerek þiddetli olaylarýn çýkmasýna  neden olmuþlardýr.

 

23 Ocak 1909'da Harp Okulu öðrencileri,Okul Nizanammesi'nin sertliðinden ve yabancý dil öðrenme güçlüðünü bahane ederek ayaklandýlar.Bu olaylarýn bastýrýlmasýndan sonra altmýþ öðrenci okuldan kovuldu ve diðerleri de kurallara uyacaklarýnýn sözünü verdiler.

 

Ordu içerisindeki bu olaylarýn altýnda irticacý hücrelerin olduðundan kuþku yoktur.Bu olaylar karþýsýnda Savaþ Bakanlýðý 21 Þubat 1909'da bir emir yayýnlayarak,Ordu mensuplarýnýn siyasetle uðraþmalarýný,parti ve derneklere üye olmalarýný,siyasi toplantý ve söylevlerde bulunmalarýný yasakladý.Ancak bunlar etkili olmadý.

 

31 Mart'ýn patlak vermesinden az önce, Ordu içerisindeki talimlerin çokluðundan dolayý namaz kýlmaya vakit kalmadýðý yönünde söylentiler hýzla yayýlmaya baþladý. 3.Ordu tarafýndan hazýrlanan yoðun eðitim programý,bazý alaylý subaylarýn tepkisini çekmiþti.Bazý alaylý subaylar ve ilmiye sýnýfýna baðlý din adamlarý, geceleri Nasihat adý altýnda vaazlar düzenleyerek gece tatbikatlarýna askerlerin gidiþini engellemeye baþladýlar.Bu durum Ýstanbul'daki bütün orduya yayýlmýþtý.

 

Ýrticacý hareket bilinçli bir þekilde bu dönemde her olay ve hareketi dine baðlayarak,askerin dini hassasiyetini kaþýmaya çalýþmýþtýr.Bu dönemlerde hazýrlanan  ve þapkasýnda güneþlik bulunan yeni üniformalar, askerin namaz kýlmasýný olanaksýz hale getirmek bahanesiyle hazýrlandýðý propagandasýna dönüþtürülmüþtür. Bununla birlikte askerler arasýnda gizli olarak, subaylarýn kafir olduðu ve þeriatý kaldýrarak herkesin kafir yapýlacaðý söylentileri had safhaya ulaþmýþtý.Bu propaganda özellikle Selanik'ten getirilen Avcý Taburlarý askerlerine yapýlarak onlarýn moral ve ideolojik olarak çözülmesi saðlanmaya çalýþýlmýþtý, ki bu hedefe daha sonra ulaþýlmýþtýr.

 

31 Mart Olayý'ndan önce yaþanan bir baþka olay da,ÝTC'nin her iki kanadýnýn Ordu ve toplumdaki güç çekiþmesini ortaya koymaktadýr.Bu olay medrese öðrencilerinin askere alýnmasý meselesidir.Bu sefer de medrese öðrencileri ve din adamlarý "din elden gidiyor" diyerek ayaklandýlar.

 

Olaylarýn biri biterken diðeri baþlýyordu ve bu propaganda Ordu içerisinde oldukça yýpratýcý oluyordu. Bu "fitne ve fesad"ýn aynýsýný Ergenekon Komplosu sýrasýnda AKP-Cemaat ittifaký Ordu'nun subay kesimlerine uyguladýlar.

 

Ordu içerisinde bunlar olurken ,ÝTC muhaliflere ve aydýnlara karþý sert ve bazen teröre kadar varan önlemler uyguluyordu.Baskýnýn artmasý sonucunda Ordu içerisindeki huzursuzluk giderek ,halk içerisindeki huzursuzlukla birleþti ve bu birleþmede Ýrticacý hareket,örgütlü gücünden dolayý politik liderliði ele geçirdi.

 

Ýþte 31 Mart Olayý'nýn fitilini çakan , Serbesti Gazetesi yazarý Hasan Fehmi Bey'in Galata Köprüsü üzerinde tabancayla öldürülmesinden önce Osmanlý'daki iç politik durum buydu.Hasan Fehmi Bey ÝTC'ye karþý sert muhalefet ediyordu ve onun ÝTC fedaileri tarafýndan öldürüldüðü sanýlýyordu.Onun öldürüldüðü 6 Nisan'dan 13 Nisan'a (Rumi takvime göre 31 Mart) kadar geçen sürede büyük kitle gösterileri düzenlendi ve bu gösteriler Ordu'nun bölünmesi için kaldýraç olarak kullanýldý.

 

30'u 31 Mart'a baðlayan gece, Taþkýþla'ya yerleþtirilen 4.Avcý Taburu'ndaki askerler isyan ederek Ayasofya meydanýna çýktýlar ve Meclis binasý önünde toplanarak bazý isteklerde bulundular.Ýþin ilginç tarafý hareketin hemen politik bir karakter kazanarak Meþrutiyet ve ÝTC karþýtý bir karaktere bürünmesidir.Bu da bu hareketin altýnda az çok planlý bir organizasyonun olduðu izlenimine yolaçmaktadýr.Ayaklanan askerler þunlarý talep etmiþlerdir:

1-Þeriat'ýn tamamen icrasý.

2-Bu hareketlerinden dolayý ceza görmeyeceklerine dair teminat verilmesi.

3-Harbiye Nazýrý Ali Rýza Paþa ile Meclis Baþkaný Ahmet Rýza Bey'in azli.

4-Baþlarýndaki mektepli subaylarýn kaldýrýlmasý.

5-Baþarýlarýnýn top atýþýyla kutlanmasý.

 

Ýrticai hareketin giderek büyük bir boyut kazanmasý karþýsýnda , Sadrazam Hüseyin Hilmi Paþa istifa etmek zorunda kaldý.14 Nisan günü Tevfik Paþa hükümeti kuruldu ve isyancýlarýn istekleri kabul edildi ve genel bir af ilan edildi.Meclis Baþkanlýðý'na da Ýsmail Kemal Bey getirildi. Ancak bu da ayaklananlarý yatýþtýrmadý ve genel af sonrasý katliamlara baþladýlar.Ýrticacýlar yanlýþlýkla Meclis Baþkaný Ahmet Rýza Bey'in yerine Adalet Bakaný Nazým Bey'i öldürdüler.Ayný þekilde Lazkiye milletvekili Mehmed Arslan Bey,gazeteci Hüseyin Cahit olduðu sanýsýyla öldürüldü.Bununla birlikte askerler mektepli subay avýna çýkmýþlardý. Ýsyancýlarýn gözü o kadar dönmüþtü ki, Deniz Kuvvetleri Komutanýný Padiþah Abdülhamid'in yanýna götürerek onun gözleri önünde öldürdüler.

 

ÝTC'nin bütün liderleri ve önde gelen kadrolarý hemen yeraltýna geçtiler.Ýrticai ayaklanmanýn ÝTC'nin kalesi olan Selanik'teki etkisi büyük oldu.Hemen gönüllülerden büyük bir ordu kuruldu ve baþýna Mahmud Þevket Paþa, Kurmay Baþkanlýðý'na da Mustafa Kemal getirilerek,adýna Hareket Ordusu denildi. Ýstanbul'a hareket etmeden önce ÝTC ve Subaylar Padiþah'a bir telgraf çekerek Tevfik Paþa hükümetinin deðiþtirilmesini istediler.Ayaklananlar ile Padiþah'ýn birlikte hareketini önlemek için de Padiþah'a dokunulmayacak garantisi verdiler.Daha sonra bunun bir tür hile olduðu ortaya çýkacaktý. Hareket Ordusu Ýstanbul'u Batý'dan yarým ay þeklinde kuþatarak,temizlik yaparak ilerlemeye baþladý.Çok sert ve orantýsýz bir güç kullandý ve isyancýlar genellikle kaçmayý tercih ettiler.

 

31 Mart Ayaklanmasý aslýnda AKP-Cemaat ittifaký gibi Anadolu'da hazýrlanýp, Ýstanbul'a taþýnan bir ayaklanmadýr.Ýstanbul'daki olaylara benzer olaylar Anadolu'nun ve Ýmparatorluðun baþka bölelerinde ,örneðin Bursa,Erzincan ,Erzurum ,Bergama, Karahisar, Diyarbakýr, Van,Medine ve Þam gibi þehirlerinde de oldu.Bursa'da Ýstanbul'daki ayaklanmayý desteklemek için büyük gösteriler yapýlmýþtýr.Erzurum ve Erzincan'da Ordu'daki irticai ayaklanma Ýstanbul'daki boyuta varmadan bastýrýlmýþtýr.

 

4.Ordu'nun bulunduðu Erzincan'da isyancýlara komuta eden Süvari Baþçavuþu,Erzurum Tümen Komutaný tarafýndan desteklenmiþtir.Ancak 4.Ordu Komutaný Ýbrahim Paþa'nýn uyanýklýðý,cesareti ve kararlýlýðý sayesinde hareket Erzincan'da bastýrýlmýþtýr.Erzurum'daki olaylarý kýþkýrtan da Yusuf Paþa'dýr.Ýttihatçý subaylar ve Erzincan'dan bir müfreze ile gelen Ýbrahim Paþa isyaný bastýrmýþtýr.Daha sonra Yusuf Paþa Ýstanbul'a gönderilerek Örfi Ýdare Mahkemesi tarafýndan idama çarptýrýlmýþtýr.

 

Hareket Ordusu yaklaþýk on gün içerisinde Ýstanbul'un stratejik yerlerini ele geçirmeyi baþarmýþ ve kendisine bazý yerlerde kýsmi direniþler olmuþtur.Ýsyancýlarýn direndikleri kýþlalar genellikle Taþkýþla, Davutpaþa ve Taksim (Topçu) kýþlasýdýr. Ýþte Erdoðan ve AKP'nin Taksim'e Topçu kýþlasý yapma isteði tamamen bilinçli ve ideolojik olup,31 Mart isyancýlarýný anmaya dönük olup,toplumun hafýzasýnda onlarýn olumsuz algýlanma biçimini zaman içerisinde tersine çevirmeye dönük bir giriþimdir.

 

31 Mart isyanýnýn bastýrýlmasýndan sonra güven içerisinde toplanan Meclis,isyanýn sorumlusu olarak Padiþah Abdulhamit'i görerek,tahttan indirilmesine hükmetmiþ ve bunun için Þeyhülislam'dan fetva çýkarmýþtýr.27 Nisan 1909'da Abdulhamit tahttan indirilerek yerine kardeþi Mehmet Reþat getirilmiþtir.

 

31 Mart'ý daha iyi anlamak için biraz da bu olayýn arka planýna bakmak ve bu olayda rolü bulunan örgüt ve þahýslarýn durumunu incelemek gerekmektedir. Yukarýda kýsaca deðindiðimiz olaylardan da görüldüðü gibi,31 Mart Olayý,tek kendiliðinden deðil ama örgütlü bir harekettir de.Bu örgütlülüðün altýnda iki temel örgüt ve onlarla birlikte hareket eden bir çok çevre mevcuttur.Bunlardan ilki Prens Sabahattin'in Osmanlý Ahrar Fýrkasý,diðeri ise isyandan hemen bir hafta önce kurulan ve Volkan gazetesini çýkaran Derviþ Vahdetti'nin Ýttihadi Muhammedi Fýrkasý'dýr.

 

Derviþ Vahdetti inanan bir ümmetçi ve þeriatçýdan ziyade bu çizgiyi kendi kariyerist emelleri için kullanan bir zattýr. Bu kariyerist eðilim Ýngilizlerle bilinçli iþbirliðine kadar onu götürmüþtür. Derviþ Vahdetti daha çok ajitatör ve provokatördür ancak Prens Sabahattin daha çok propagandacý ve teorisyendir ve de dýþ destek gereksinimini daha bilimsel bir temele oturtur.

 

Derviþ Vahdetti, katý bir ÝTC karþýtý olup, Prens Sabahattin'in düþüncelerini savunan , Kamil Paþa ve bununla birlikte de Ýngiliz taraftarlýðýný benimseyen bir çizgiye sahipti. Onun Volkan Gazetesi'ni nasýl çýkardýðý ve Ýttihadý Muhammedi Fýrkasý'ný nasýl kurduðu karanlýk olup,bu dönemin Kamil Paþa'nýn ÝTC ile bozuþtuðu ve onun ÝTC'ye komplo kurduðu döneme denk gelmesi,Derviþ Vahdetti'nin Saray çevresinden yardým gördüðü ve böylelikle Saray'ýn ÝTC'yi zayýflatmak istediði algýsýnýn oluþmasýna neden olmuþtur.

(Dipnot: Bak.Örgütlenmeden Eyleme Geçiþ :31 Mart Olayý ,Dr.Necdet AYSAL ,Pdf)

 

Bununla birlikte Derviþ Vahdetti gibi Kamil Paþa'nýn da Kýbrýslý olmasý ve Volkan Gazetesi'nde onu kollayan yazýlarýn çýkmasý ,Derviþ ile Kamil Paþa arasýnda bir iliþkinin olduðu algýsýna yolaçmýþtýr. Ayaklanmadan sonra toplanan Meclis, Abdülhamit ve Saray'ýn Derviþ Vahdetti'ne para yardýmýnda bulunduðu sonucuna vararak, Abdülhamit'in tahttan indirilmesi gerektiði sonucuna varmýþtýr.

 

31 Mart ayaklanmasýna doðru Prens Sabahattin'in partisi Ahrar Fýrkasý da giderek Ýttihadi Muhammedi Fýrkasý'ný desteklemeye baþlamýþtýr. Özellikle Derviþ Vahdetti’nin partisi, ajitasyon ve kitleleri harekete geçirme noktasýnda diðer partilerden çok daha güçlüdür.

 

Derviþ Vahdetti Kýbrýslý yoksul bir ailenin çocuðu olarak dünyaya gelmiþ ,medrese okumuþ ve 14 yaþýnda hafýz olmuþtur. Biraz Arapça ve Farsça bildiði için hocalýk yapmýþ ve daha sonra biraz Ýngilizce öðrenip Ýngiliz Yüksek Komiserli'ðinde çalýþmýþtýr. Muhtemelen Ýngiliz Gizli Servisi'yle iliþkileri bu dönemde baþlamýþtýr. Çünkü daha sonra büyük bir hevesle Saray'a girmeye çalýþmýþtýr.Bunun için önce Ýçiþleri Bakaný Memduh Paþa'ya baþvurarak Göçmen Komisyonu'na atanmýþ ve Saray'a girmek için onu Padiþah'a jurnallemiþtir.Bunun üzerine Memduh Paþa onu Diyarbakýr'a sürmüþtür. Derviþ'in bu kadar cürretkar davranmasýnýn onun Ýngiliz ajanlýðýndan kaynaklanmasý muhtemeldir.

 

Derviþ Meþrutiyet'ten az önce içkili lokantalarda ud çalarak þarký söyleyen ve eðlence düþkünü bir kiþi profili çizmiþtir. Ýstanbul'a tekrar dönüþü ise Meþrutiyet ile birliktedir. Derviþ'in en önemli amacý siyasette yükselmektir ve din, bu amaç için en iyi araçtýr ve kaldý ki Meþrutiyet'ten sonra politik islam Osmanlý'da giderek yükselen bir seyir izliyordu ve Derviþ geleceðini bu yükselen politik dalgada görüyordu.

 

Hareket Ordusu'nun isyaný bastýrmasýndan sonra Derviþ, önce Ýngilizlerin adamý Sait Paþa'ya baþvurmuþ ve onun tavsiyesiyle Þehzade Vahdettin'in sarayýna sýðýnmak istemiþ, ancak Vahdettin'in reddetmesiyle Ege'ye geçip yurtdýþýna çýkmak isterken ihbar edilerek yakalanmýþtýr. Derviþ Vahdetti bütün çabalarýna karþýn asýlmaktan kurtulamamýþtýr.

 

31 Mart Olayýnýn bastýrýlmasýndan sonra , bu olayla ilgili olarak üç kurum oluþturuldu. Bunlar Askeri Sýký Yönetim Mahkemesi, Araþtýrma Komisyonlarý ve Ýnceleme Komisyonlarý'ydý. Bu komisyonlar 31 Mart Olayý ile ilgili olarak az çok kapsamlý araþtýrmalar yapmýþtýr.

 

ÝTC , 31Mart Olayý'nýn ve bununla birlikte Derviþ Vahdetti ve Prens Sabahattin'in arkasýnda Ýngiliz desteðinin olduðunu bu soruþturmalar sýrasýnda farketmiþtir. Özellikle Ýngiltere Büyükelçiliði Baþ Tercümaný Fitz Maurice yerli iþbirlikçiler ile birlikte bu iþin arkasýndaki güçler olarak ortaya çýkmýþtýr. Ancak az yukarýda da belirttiðimiz gibi, Osmanlý Ýmparatorluðu'nun Ýngiltere ile stratejik iliþki arama ve bu temelde Ýmparatorluðun çözülüþünü durdurma eðilimi , Osmanlý devletinin 31 Mart Olayý'nýn üzerine daha fazla gitmesini önlemiþtir. Ýngiltere ile stratejik iliþkileri tehlikeye atmak istemeyen Osmanlý ,irticacý ayaklanmanýn Ýngiltere ile iliþkili yanlarýný deþifre etmekten kaçýnmýþtýr. Hatta bu noktada 31 Mart'ýn baþ aktörlerinden olan Prens Sabahattin ve Saidi Nursi Ýngiltere'nin ricasý ve baskýsýyla kurtulmuþlardýr. Bu da bu gerici ayaklanmada Ýngiltere'nin parmaðýnýn olduðunun en açýk kanýtýný oluþturmaktadýr.

 

Bu irticacý eðilim çok kýsa bir süre sonra, ama özellikle de 1912 yýlýnda patlak veren Balkan Savaþlarý’ndan sonra, giderek Osmanlý devletinin temel ideolojik ve politik eðilimi olmaya baþlamýþtýr. Ýngiltere’nin baþýný çektiði emperyalist kamp ile stratejik ittifak arayýþýnýn baþarýsýzlýða uðramasý ve Balkan Savaþlarý’yla birlikte Ýmparatorluðun giderek Anadolu’ya sýkýþmasý ve Müslüman-Türk burjuvalara daha fazla dayanmaya baþlamasý,ekonomik alanda bu orta ölçekli burjuvalarýn giderek büyük burjuvalar olma anlayýþý ve gereksinimine yolaçmýþtýr.Ýþte Ermeni Soykýrýmý’nýn nedeni,bu Müslüman-Türk burjuva kesimini Ýmparatorluðun büyük burjuva yapma anlayýþýdýr.Ermeniler Osmanlý büyük sermayesi içerisinde önemli bir konuma sahip olduklarý için,Ermeniler’in toptan tasfiyesinin en önemli sonucunun, Müslüman-Türk burjuvanýn palazlanmasý olacaðý açýktý ve bu burjuva sýnýf Ermeniler’in tasfiyesi ile bir tür sermaye birikimi elde etti..

 

Bu noktada da Erdoðan ve AKP, Enver Paþa’yý ve Ýttihatçýlýðý izlemektedir.Erdoðan ve AKP giderek devlet gücünü, Yeþil Sermaye’nin palazlanmasý için bir kaldýraç olarak kullanmaya baþlamýþ ve Kemalist rejimin ürünü olan büyük sermayeyi önce kuþatmakta ve daha sonra da tasfiye etmeye çalýþmaktadýr. Bunu ise çok geniþ bir araçlar portföyü oluþturarak yapmaktadýr.TMSF,Ýhale yolsuzluklarý,rantçýlýk,psikolojik hareket, terör vs. gibi araçlar bu amaç için seferber edilmeye çalýþýlmaktadýr.Ama bütün bunlarý olanaklý kýlan þey ise kuvvetler ayrýlýðýnýn ortadan kaldýrýlmasýdýr. Kuvvetler ayrýlýðýnýn ortadan kaldýrýlarak, yargý ve yasamanýn tamamen yürütmenin egemenliði altýna girmesiyle, yeþil sermayenin dýþýndaki bütün kesimler tamamen savunmasýz hale gelmiþ durumdadýr.

 

Yeþil Sermaye’nin Türkiye’de yeni büyük sermaye haline getirilme süreci, Uzan Holding’in ezilmesi,Münevver Karabulut cinayeti aracýlýðýyla Garipoðlu Holding’e komplo gibi  olaylarý da içermektedir.Hele bu sonuncusu AKP’nin ýrkçý yanýný ve onun Ýttihatçýlar gibi  ayný soykýrýmcý mantýkla hareket ettiðini göstermesi bakýmýndan büyük bir gösterge oluþturmaktadýr.

 

AKP-Cemaat ittifakýnýn Ergenekon Komplosu,modern Türkiye’nin «Enver Paþa Darbesi »dir. Bu darbe ile birlikte nasýl Osmanlý Ýmparatorluðu bir kaç yýl sonra Avrupa’ya yayýlacak olan  faþist rejimlere öncülük etmiþse,ayný þekilde Erdoðan ve AKP de Avrupa’da gelecekte ortaya çýkacak olan faþist rejimlere bir tür öncülük etmektedirler. AKP’nin faþist rejimi,yükselen bir tarihsel dalga üzerine oturan bir yapýya sahiptir ve onun muhazakar-faþist  çizgiyi,liberal bir örtü ile örterek iktidara ilerleme taktiði,bugün Avrupa’da milliyetçi-faþist hareketler içerisinde giderek yayýlan temel bir eðilim haline gelmiþtir.

 

 

 

 










|
_ _