[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 66 (2) }
| Devrimci Bülten

RUS BÜYÜKELÇÝSÝ'NÝN ÖLDÜRÜLMESÝ VE ERDOÐAN'IN PUTÝN'Ý SIRTINDAN BIÇAKLAMASI

K.Erdem


Sonda söyleyeceðimiz þeyi baþta söyleyelim ve sonra da iddiamýzý ispatlamaya çalýþalým. 19 Aralýk günü bir Sanat Galerisi'nde sýrtýndan vurularak öldürülen Rus Büyükelçisi Andrey Karlov'un katili, bizzat Türk devleti ve emri veren kiþi de Recep Tayyip Erdoðan'dýr. Bütün mesele insanlarýn Erdoðan'ý yeterince tanýmamasý ve onun hareket tarzýný çözememesidir.Ýþin ilginç tarafý Putin de katilin Erdoðan olduðunu biliyor! 


Hiç kuþkusuz Putin Erdoðan tarafýndan ilk defa sýrtýndan býçaklanmýyor. 24 Kasým 2015 tarihinde de Rus uçaðý bilerek düþürülmüþtü ve Rus uçaðýnýn vurulmasý belirli bir stratejinin ürünüydü. Rus uçaðýnýn düþürülmesinden sonra yazdýðým bir makalede Erdoðan'ýn stratejisini þöyle belirtmiþtim: 

"Türkiye Rusya'nýn savaþ uçaðýný bilerek düþürerek ve Rusya ile gerginliði yükselterek bazý politik hedefler peþindedir.Bu hedefin en önemlisi, Suriye'deki ABD-Rusya dengesini bozmak ve her iki devletin geçici olarak Esad'ýn iktidarda kalmasý noktasýndaki anlaþmasýný baltalamaya dönüktür.Türkiye provakatör bir devlet gibi hareket etmektedir ve amacý, Rusya ile NATO'yu karþý karþýya getirerek, aralarýndaki taktik anlaþmayý (ki Türkiye-Suudi Arabistan-Katar ittifakýna yönelmiþtir) yoketmektir. Türkiye NATO'nun Rusya karþýsýnda kendisine yardýma gelmeyeceðini bilmektedir.On gün önce Batý ittifakýný Fransa'da kalbinde vuran Türkiye'ye NATO'nun yardýma gelmeyeceðini Türkiye de bilmektedir.Burada amaç NATO ile Rusya'yý karþý karþýya getirerek, aslýnda NATO içerisinde bir bölünme yaratmak ve NATO üyelerine bir savaþ durumunda NATO'nun kalkan olamayacaðýný göstermektir.Türkiye Rus uçaðýnýn düþürülmesiyle iki hedef gütmektedir:

1-Rusya'nýn Kuzey Suriye'de etkili olmasýnýn önüne geçmek; 

2-NATO ile Rusya'yý karþý karþýya getirerek,Paris saldýrýlarýndan dolayý NATO'nun kendisine istenilen desteði vermemesini saðlayarak NATO ittifakýný sulandýrmak ve Suriye'de Esad'ýn daha belirli bir süre iktidarda kalmasý noktasýnda anlaþan ABD ve Rusya anlaþmasýný bozmak."

(Kemal Erdem, "Paris Terör Saldýrýlarý": Erdoðan Avrupa'ya Terör mü Ýhraç Ediyor?, Devrimci Bülten Sayý 62) 


Son dönemde medyada çýkan bazý abartýlý ve yanlýþ analizler, sorunun özünün görülmesini engellediði gibi, Erdoðan ve AKP'nin aldatma politikasýna da hizmet eder niteliktedirler.Bu yanlýþ analizlerden en önemlisi, Erdoðan'ýn 15 Temmuz Darbesi'nden sonra, Rusya ve Ýran ile stratejik ittifaka yöneldiði analizidir.15 Temmuz Erdoðan Darbesi'nden sonra yazdýðým bir makalede , Türkiye ile Rusya'nýn yakýnlaþmasýnýn stratejik deðil, taktik olduðunu belirtmiþtim : 

"Mevcut koþullarda Erdoðan, Rusya ve Ýran ile iliþkileri stratejik bir düzeye yükseltemez.Bunun nedeni Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Katar ile stratejik iþbirliðinin çok ileri gitmiþ olmasý ve bu iliþkilerden hemen vazgeçmesinin mümkün olmamasýdýr.Bundan dolayý Erdoðan'ýn Rusya ve Ýran ile yakýnlaþmasý taktiktir ve bu yakýnlaþma olmadan önce Türkiye sünni ekseni artý Ýsrail ile de geniþ bir iþbirliðini oluþturmuþtur. TSK ittifakýnýn Mýsýr ve Ýsrail ile geniþ bir iþbirliði oluþturmasý ve bu temelde Ýran karþýsýnda güçlü bir blok oluþturma arayýþý, Türkiye'nin Rusya ve Ýran ile yakýnlaþmasýyla birlikte düþünüldüðünde, bu manevranýn taktik bir yapýya sahip olduðu sonucu ortaya çýkmaktadýr.


Aslýnda bu manevranýn amacý, bir yanýyla Batý üzerinde baský oluþturmak ve onlarý daha fazla tavize zorlamak, bir diðer yanýyla Suriye'de ABD-Rusya dengesini ve taktik iþbirliðini bozmak ve bütün bunlarla birlikte de PKK'ye stratejik bir darbe vurmak için asgari bir uygun ortam yaratmaktýr. Erdoðan Doðu ve Batý Emperyalistleri arasýnda salýncak gibi sallanarak her iki emperyalist grubu, daha fazla taviz için birbirine salmaktadýr.Yarýn Batý'nýn vereceði tavizler karþýlýðýnda , bu sefer de Rusya ve ittifaklarýný daha fazla tavize zorlamak için de taktik olarak Batý'ya yanaþabilir." 

(Kemal Erdem, Erdoðan'ýn "15 Temmuz Komplosu" ve Kürt Tehciri, Devrimci Bülten Sayý 65) 


Son dönemlerde Erdoðan ve AKP'nin Rusya ve Ýran ile yakýnlaþmasý stratejik deðil taktiktir. Erdoðan Türkiyesi, Suudi Arabistan ve Katar ile hem Batý Emperyalistlerinden hem de Doðu Emperyalistlerinden ayrý üçüncü bir bölgesel emperyalist güç oluþturmak istemektedir ve bu "bölgesel emperyalist güç"ün kendisine baðýmsýz bir nüfuz alaný açabilmesi ise ancak kendi dýþýndaki iki emperyalist kampýn zayýflatýlmasýna baðlýdýr.Ýþte bu noktada Türkiye-Suudi Arabistan-Katar (TSK) ittifaký, her fýrsatta bu iki emperyalist kampý karþý karþýya getirmek isteyen provakasyonlar üretmektedir.


24 Kasým 2015 tarihinde, Rusya kendi savaþ uçaðýnýn sýnýrdaki güzergahýný Türkiye'ye önceden bildirmesine raðmen, Türkiye bilerek Rus savaþ uçaðýný düþürerek ve sonrasýnda hemen NATO'ya "sýðýnarak" ve Rusya'yý suçlayarak, NATO ile Rusya'yý savaþa sürüklemek istemiþtir.Türkiye ve müttefiklerine hareket alaný açýlmasý ancak NATO ve Rusya'nýn birbirleriyle savaþarak zayýflamasýyla mümkün olduðu için,Türkiye ortaklarýyla birlikte hep provakatörlük yapmaktadýr. 


NATO-Rusya savaþý, bu her iki gücün Suriye'de 2013'ten beri geçici olarak kabul etmiþ olduklarý Esad'ýn iktidarda kalmasý politikasýný yokedeceði ve NATO'yu Suriye'de Esad'ýn hemen  düþülmesi politikasýna sürükleyeceði beklentisine dayanýyordu.Ancak her iki güç, Türkiye'nin her iki kesimi "geniþ bir çatýþmanýn içerisine çekme" politikasýna engel olarak, Suriye'deki dengeyi muhafaza etmeyi sürdürdüler.


Türkiye'nin Rus Büyükelçi Andrey Karlov'u provakasyon amaçlý katletmesi de yine ABD ve Rusya'yý karþý karþýya getirmeye yönelik olup,bir aldatma politikasýdýr. Erdoðan Türk MÝT'inin eseri olan bu provakasyonu bilerek Fethullah Gülen Cemaati'ne baðlayarak ve bu "baðlantý" üzerinden de ABD'ye baðlayarak, bir taþla üç kuþ vurmak istemektedir:

1-Gülen Cemaati üzerinden ABD'yi zan altýnda býrakmak ve Rusya ile daha fazla karþý karþýya gelmesini saðlamak.

2-Fethullah Gülen'in Türkiye'ye iadesini saðlamak.

3- 24 Kasým 2016 tarihinde Rusya'nýn kendi uçaðýnýn yýldönümünde Kuzey Suriye'de vurduðu Türk askerlerinin intikamýný almak.


Türkiye'nin Karlov suikastinden hemen sonra, Rusya ve Ýran ile masaya oturmasý  taktik olup, bir savaþ hilesidir.Zaten Türkiye Rusya ile anlaþarak Suriye'ye girdiði zaman, Halep'in boþaltýlmasýný kabul etmiþti.Rusya bir yandan Türkiye'nin Suriye'ye girmesini kabul ederek hem  Esad Rejimi'nin egemenlik alanýný geniþletme imkanýna kavuþtu;  hem Türkiye ile Batý'nýn daha fazla karþý karþýya gelmesine çalýþtý hem de PYD-PKK'ye karþý Türkiye'yi "sopa" olarak kullanarak, PKK-Batý iliþkilerini zedelemeye çalýþtý.


Türkiye Suriye'deki siyasi hedeflerinden yani Esad rejiminin düþürülmesinden vazgeçmedi.Ama sadece stratejik önceliðini deðiþtirdi.Daha önceleri Esad'ý düþürüp ve Suriye'de bir iþbirlikçi-faþist rejim kurarak ve bu rejime dayanarak Rojava'yý ezme stratejisi uygulamak istiyordu.Ancak bunun baþarýsýz olmasý, Erdoðan'ý önce Rojava'yý ezip daha sonra tekrar Esad Rejimi'ni devirme politikasýna sürükledi.


Erdoðan Halep'ten geri çekilme karþýlýðýnda Rusya'dan Cerablus operasyonu onayýný aldý ama buradaki terör örgütlerinin kayýp vermeden geri çekilmesi gerekiyordu ve bu ise ancak Rusya ve Ýran ile yakýnlaþma sayesinde mümkündü. Türkiye'nin bu sonuncular ile yakýnlaþmasý olmadan,buradaki TSK yanlýsý terör örgütleri imha olacaklardý. Ýþte 22 Aralýk'ta Moskova'da imzalanan üçlü deklarasyonun amacý Türkiye açýsýndan,Halep'teki terör örgütlerinin kayýp vermeden geri çekilmesini saðlamaya dönük bir savaþ hilesidir.Türkiye bu geri çekilmeyi, Rus Büyükelçi'yi katletme ile koordine ederek ve bunun arkasýnda Gülen Cemaati üzerinden ABD'nin olduðunu ima ederek, ABD ile Rusya'yý karþý karþýya getirmek istemiþtir.


Görünenin aksine Türkiye ile Rusya arasýnda alttan alta bir gerginlik ve neredeyse "gizli bir savaþ" durumu sözkonusudur. Andrey Karlov'un öldürülmesinden bir kaç gün önce Rusya Dýþiþleri Bakaný Sergey Lavrov, Ýtalyan bir gazeteye verdiði bir demeçte, Türkiye-Rusya iliþkileri hakkýnda ilginç bir deðerlendirmede bulunmuþtur: 


"Türkiye'nin Kasým 2015'te Rus savaþ uçaðýný düþürmesine de deðinen Lavrov, "Bunun, Rus-Türk iliþkilerine yansýmamasý mümkün deðildi. Bu olayla gerçekler ortaya çýktý ve bu bizim için bir hakikat aný oldu. Türkiye'ye karþý güvenimiz sarsýldý. Böyle olmasý bizim seçimimiz deðildi" dedi.


Ankara'nýn, 'nadir görülen istisnalar dýþýnda' terörist gruplara katýlmak için Ortadoðu ve Kuzey Afrika'ya giden Rus vatandaþlarýnýn gözaltýna alýnýp Rusya'ya iade edilmesi konusunda iþbirliðinden kaçýndýðýný da söyleyen Lavrov, "Teröristlerle yapýlan bu suç ortaklýðýný unutmayacaðýz. Ancak Suriye'de askerlerimizin ölümünden doðrudan sorumlu olan Türkiye'yi yöneten elit ile Türk halký içindeki dostlarýmýzý bir tutmuyoruz" ifadelerini kullandý.


Öte yandan Lavrov, terörle mücadele ve Suriye'deki savaþýn sona erdirilmesinin Rusya için 'prensip meselesi' olduðunu söyleyerek ekledi: "Bu nedenle Türk hava kuvvetlerinin Rus bombardýman uçaðýna saldýrmasý bizim yaklaþýmlarýmýzý deðiþtiremez. Türkiye'nin provokasyonu ardýnda böyle bir amaç vardýysa da yanlýþ hesapladýlar demektir."


"Türkiye liderliði hâlâ yaptýðýndan ne özür diledi ne tazminat ödemeye hazýr olduðunu söyledi ne de suçlularýn gerekli biçimde cezalandýrmayý planladýðýný belli etti. Bunun tam tersine Ankara, haklý olduðunu ve ihlal edildiðini iddia ettiði egemenliðini koruduðunu savunuyor" diye devam eden Lavrov, Türk siyasetçilerin 'belli belirsiz dile getirdikleri üzüntülerinin' ise olanlarýn ciddiyet seviyesine göre yetersiz kaldýðýný vurguladý."

(https://tr.sputniknews.com/rusya/201602041020642839-lavrov-rusya-abd-turkiye/) 


Erdoðan Karlov suikasti ile ayný zamanda Moskova deklarasyonunu da takmadýðýný ve bu deklarasyonun daha çok zaman kazanmaya dönük yani Halep'teki geri çekiliþi perdeleyen taktik bir hamle olduðunu da göstermiþ oldu. Erdoðan Moskova deklarasyonunu hiçbir zaman uygulamayacak ve fýrsat bulduðu zaman Suriye'yi tekrar karýþtýrmak isteyecektir.


Erdoðan'ýn masaya oturduðu güçleri, arkadan býçaklamak gibi tuhaf bir yöntemi  bulunmaktadýr. PKK ile 2013 yýlýnýn baþlarýnda baþlattýðý Barýþ Süreci'nin hemen baþlarýnda, MÝT ajaný Ömer Güney aracýlýðýyla, Sakine Cansýz ve iki yoldaþýný Paris'te katletti.


Tam da bu noktada, son dönemde yaþanan ilginç bir olaya  deðinmekte de fayda vardýr.Bu olay Sakine Cansýz,Fidan Doðan ve Leyla Söylemez'in katili olan Ömer Güney'in sözde cezaevinde öldüðü iddiasýdýr.Bu olayý özellikle Türk medyasýnýn görmezden gelmesi dahi iþin içinde kuþkulu bir durumun olduðunu göstermektedir.


Gerçekten de Ömer Güney olayýnýn içyüzü nedir? Ömer Güney öldü mü, öldürüldü mü yoksa takas mý edildi? 


Hiç kuþkusuz burada da sadece mantýk yürüteceðiz ama bazý þeylerden kuþkulanmak için güçlü elemanlara sahibiz. Herþeyden önce okurun dikkatini, Halep'teki geri çekilme ile Ömer Güney'in sözde ölümü arasýndaki baðlantýya çekmek istiyorum.Belki okur, bu ikisi arasýnda bað kuramayabilir, onun için bu ikisi arasýndaki iliþkinin daha mantýklý hale gelmesi için, baþka bir bilgi vermek gerekmektedir.Belki de bir soru sorarak ilerlemek daha doðru olacaktýr.


Batý'lý devletler Halep noktasýnda niçin yaygara koparmaktadýrlar? 


Bir yazar ilginç olduðu kadar, doðru bir noktaya parmak basmýþtýr: 

"Doðu Halep’teki cihatçýlarý eðiten Büyük Güçler, içerideki askerlerini dýþarýya kaçýrabilmek için kent sakinlerinin kaderiyle ilgileniyormuþ gibi yaparken, kimse bu Suriyelilerin dramýný anlýyormuþ gibi görünmüyor. Batýlýlarýn açýklamalarýnýn aksine bombardýmanlardan deðil ama yabancý cihatçýlarýn iþgalinden ve onlarýn uyguladýklarý « þeriattan » çektiler. Bazý sakinler aðýr bir psikolojik bozukluk yaþýyorlar: Doðu Halep sendromu."

(Thierry Meyssan, http://www.voltairenet.org/article194637.html) 


Thierry Meyssan, Halep'ten geri çekilen terör örgütleri ve sivil halk içerisinde Batý'lý devletlerin askerleri olduðunu ve asýl dertlerinin bu askerleri kurtarmak olduðunu belirtiyor,ki bu doðrudur. Fransa ve yine diðer Batý'lý devletlerin Esad'ý tehdit etmesi ve Rusya'ya gözdaðý vermesi bu askerlerin güvenliðiyle ilgili bir durumdur.Ama burada ilginç olan nokta, bu askerlerin Türkiye üzerinden "evlerine dönecek" olmalarýdýr.


Burada sorulmasý gereken soru þudur: Türkiye bu geri çekilme sýrasýnda bu Batý'lý askerlerin ne kadarýný rehin aldý ve Batý için þantaj olarak kullanmaktadýr? Ömer Güney ile Halep'ten çýkan bu Batý'lý askerlerin ama özellikle de Fransýz askerler arasýnda "gizli bir takas" oldu mu? 


Bütün politik göstergeler, böyle bir "gizli takasýn" olduðuna iþaret etmektedir! 



|
_ _