[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 66 (3) }
| Devrimci Bülten

ERDOÐAN'IN 15 TEMMUZ DARBESÝ VE KEMALÝSTLERÝN  SEFALETÝ (I)

K.Erdem 



Erdoðan'ýn 15 Temmuz Komplosu'nun temel amacý, Gülen Cemaati'ne karþý savaþ görünümü altýnda, devlet ve toplumda büyük tasfiyeler gerçekleþtirmek ve bu tasfiyeleri yeni bir faþist rejimin inþasýna baðlayarak,bu zaman zarfýnda, MHP'yi tam AKP'ye baðlamak,CHP'yi tarafsýz hale getirmek ve devrimci-demokratik hareketi de kapsamlý bir þekilde bastýrmaktýr.Muhalefetin bu kapsamlý bölünüþü ve tamamen dirençten düþürülmesinde, Erdoðan ve AKP tarafýndan Kemalistlerin manipülasyonu ve aldatýlmasý temel bir yere sahiptir. Bu nokta anlaþýlmadan , 15 Temmuz Komplosu'nun ve bu temelde Erdoðan'ýn 15 Temmuz Darbesi'nin mantýðý anlaþýlmaz.


Gülen Cemaati ile kopuþtuktan sonra , Erdoðan'ýn yeni faþist rejiminin önündeki en büyük engellerden bir tanesi de Kürt Özgürlük Hareketi'nin dýþýnda Kemalistlerdi.Çünkü Kemalistler mevcut koþullarda , Erdoðan'ýn  karþýsýndaki üç temel eðilimi bir araya getirebilecek tek politik merkezdir ve bu merkezin pasifize edilmesi ve bu pasifikasyon aracýlýðýyla bütün muhalefetin bölünmesi temel bir yere sahipti.Ýþte 15 Temmuz Komplosu ve bu komploya baðlý olarak gerçekleþen "Erdoðan Darbesi" ayný zamanda bütün muhalefetin birbirinden tamamen ayýrýlarak ve zayýf düþürülerek, yeni faþist rejimin inþasýnýn  önündeki engellerin kaldýrýlmasýdýr da.


15 Temmuz Komplosu tek iç ve dýþ kamuoyunun aldatýlmasý üzerine oturmaz ama Kemalistlerin de aldatýlmasý üzerine oturur ama bu sonuncularýn aldatýlmasýnýn biçimi diðerlerinden farklýdýr.Bu sonunculara "komplo içerisinde komplo" yapýlmýþtýr.Bu farkýn anlaþýlmasý, komplonun mantýðýnýn anlaþýlmasý için zorunludur. Bu taktiðin aynýsýný, Mustafa Kemal Kurtuluþ Savaþý sýrasýnda ve sonrasýnda Padiþah Vahdettin ve onun çevresi için uygulamýþtý, þimdi de Erdoðan ayný taktik ile onun "torunlarý"ný vurmaktadýr.


Erdoðan'ýn politikalarýný anlamak için Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluþ dönemine biraz  gidip, resmi ideoloji ve söylemin dýþýnda gerçekte neler olduðuna kýsaca bakmak gerekir.Hiç kuþkusuz bu noktadaki analizlerimize bir çok itiraz gelecektir ama ne yazýk ki herkesi memnun etmek mümkün deðildir. Bize düþen görev, tarihsel gerçekleri araþtýrýp ve bulmaktýr yoksa kuru partizanlýk temelinde  tarihe yaklaþmak deðildir! 


Geçmiþteki bazý tarihsel olay ve olgular doðru ele alýnýp ve çözümlendiði taktirde, yakýn gelecekte Türkiye'yi nelerin beklediðini anlamak daha kolay olacaktýr. Erdoðan'ýn  tarihin tozlu raflarýndan indireceði öyle önemli olaylar vardýr ki, bu olaylarla ilgili gerçeklerin ortaya çýkmasý, Kemalizm'in ideolojik çöküþü ile sonuçlanacaktýr.Bunlardan en önemlisi, Mustafa Kemal'in Kurtuluþ Savaþý içerisindeki rolü ve öneminin nasýl ortaya çýktýðýdýr. Bu tartýþma uzun yýllardýr süren, bitmez ve tükenmez bir tartýþmadýr ama sonuçlarý yakýn tarihi yakýndan ilgilendirmektedir.


Mustafa Kemal'in Kurtuluþ Savaþý içerisine güçlü bir tarihsel þahsiyet olarak giriþi, gizli bir Osmanlý devleti planý sonucunda, Padiþah Vahdettin ve çevresinin mi ürünüdür yoksa Mustafa Kemal'in kendi dahiliði çerçevesinde örgütlemiþ olduðu bir durum mudur? 


Eðer birincisi ise, nasýl oldu da Mustafa Kemal, Padiþah Vahdettin ile çevresini tasfiye etti? Eðer ikincisi ise Mustafa Kemal tek baþýna bu büyük iþi nasýl gerçekleþtirdi? Onun konumunda Ordu'da bir çok subay varken niçin o böyle bir tarihsel olayý gerçekleþtirebildi?


Tarihsel olaylar ve olgular doðru bir mantýk çerçevesinde birbirine baðlandýðý taktirde, Mustafa Kemal'in Osmanlý devletinin stratejik planý içerisine Padiþah Vahdettin ve çevresi tarafýndan sokulduðu ve bu dönemde Osmanlý devletinin "gizli bir stratejik plan" dahilinde hareket ettiði ve Büyük Taaruz'dan sonra  ama özellikle de Anadolu'da Yunan iþgalinin son bulmasýndan sonra da, Mustafa Kemal'in   komplolar ile iktidarýn iplerini eline aldýðý görülmektedir.


Mustafa Kemal olmasaydý da Kurtuluþ Savaþý gerçekleþirdi ve tarihsel olarak bunun önünde hiçbir engel yoktu.Mustafa Kemal'in uygulamýþ olduðu Kurtuluþ Savaþý'nýn stratejik planý daha 1915 tarihinde hazýrdý.Daha sonralarý bu plan, yeni tarihsel  geliþmeler temelinde güncellenmiþti. 


Birinci Dünya Savaþý'nýn baþlarýnda, 1915 yýlýnda Ýngiliz-Fransýz donanmasý, Çanakkale'yi geçerek ve Ýstanbul'u alarak, Büyük Britanya ve Fransa'nýn  müttefiði olan Çarlýk Rusya'sý ile birleþmek istiyorlardý. Böylece hem Rusya ile en kestirme yoldan baðlantý saðlanmýþ olacak hem Ýttifak devletlerinin müttefiði Osmanlý Devleti devre dýþý kalmýþ olacak hem de Almanya ve Avusturya-Macaristan Ýmparatorluðu kuþatýlmýþ olacaktý.


Ýstanbul'un olasý bir düþüþü ve düþman güçlerinin ellerine geçiþi durumunda  Osmanlý Devleti, Hükümeti ve devlet kurumlarýný Anadolu'ya taþýmak için planlar yapmýþtý.Bu noktada öncelikli olarak  Eskiþehir düþünülmüþtü.Ülkenin iþgale uðramasý ve baþkentin düþmesi durumunda, Osmanlý Devleti Anadolu'ya çekilerek, bir direniþ hareketi örgütleyecekti.


1915- 1916 Çanakkale savaþlarý, Ýtilaf devletleri için istenen sonucu vermedi ve bu devletler geri çekildiði için, Osmanlý'nýn bu planý da uygulanmadý.Ama Birinci Dünya Savaþý'nýn sonunda bu plan, dönemin konjonktürüne uygun olarak yani Ekim Devrimi sonrasýnda ortaya çýkan yeni tarihsel koþullara uygun olarak yeniden düzenlendi.


Kurtuluþ Savaþý'nýn siyasi planý, Osmanlý Devleti'nin "93 Harbi" sýrasýnda (1877- 1878 Osmanlý-Rus savaþýdýr ancak Hicri takvimde 1293 senesine denk geldiði için "93 Harbi" denir)  ve sonrasýnda uyguladýðý diplomasi ile 1915 yýlýnda Ýstanbul'un olasý düþüþü ile devletin Anadolu'ya taþýnmasý ve bu temelde verilecek olan direnme savaþýnýn birlikteliðinin mantýðý üzerine oturur.


Osmanlý Devleti dýþ politikada büyük bir tarihsel tecrübeye sahipti ve geçmiþ dönemin deneyimlerini her zaman gözönünde bulunduruyordu. "93 Harbi"nde Osmanlý Devleti, Yeþilköy'e kadar gelen Rus kuvvetleri karþýsýnda yenilgiye uðradý ve Osmanlý için aðýr bir anlaþma olan Ayestafanos Anlaþmasý'ný imzalamak zorunda kaldý. Ama Osmanlý Devleti bir yandan bu anlaþmayý imzalarken diðer taraftan da gizlice Batý'lý devletler ile görüþüyordu ve Rusya'nýn Osmanlý ve Balkanlar  üzerindeki bu baskýsýnýn Batý'lý devletlerin çýkarlarýyla çeliþtiðini de biliyordu.Osmanlý Devleti Batý'lý devletler ile Berlin Anlaþmasý'ný imzalayarak Ayestafanos Anlaþmasý'ný geçersiz kýlmýþtý yani Rusya'yý Batý'lý güçler ile dengelemiþti.


Osmanlý Devleti Kurtuluþ Savaþý sýrasýnda da tersini yaptý yani üzerine gelen Batý'lý devletler ile müttefiklerini, Bolþevik Rusya'ya yanaþarak dengeledi ama bu genel politikayý itinalý bir þekilde baþka özel planlarla da birleþtirdi: Zaman kazanma ve Batý'lý devletlerin kendi aralarýnda bölünmesi. Ýþte bu sonuncusu ancak ALDATMA temelinde mümkün olabilirdi.


Osmanlý devletini 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateþkes Anlaþmasý'na götüren olaylarý anlamak, Kurtuluþ Savaþý'nýn gerçek doðasýný anlamak için önemlidir. Mondros'u imzalamadan önce Osmanlý devletinin çok iyi hazýrlanmýþ bir stratejik planý vardý ve bu plana (ki bu 1919- 1922 arasý uygulanan plandýr) uygun bir þekilde Mondros'ta görüþmeler yapýlmýþtýr.


Osmanlý devleti savaþýn sonuna doðru bir çok cephede yenilgiler almaya baþlamýþtý ve Almanya'nýn da kaybedeceði belli olmuþtu. Ýçeride de Sultan Reþad 3 Temmuz 1918'de ölmüþtü ve yerine Ýttihatçýlara mesafeli olan Sultan Vahdettin geçmiþti.Ýttihat ve Terakki Partisi yöneticileri artýk teker teker ülkeyi terkediyorlardý ve yönetim Hürriyet ve Ýtilaf Partisi'ne geçmeye baþlamýþtý.


Padiþah Vahdettin ile Hürriyet ve Ýtilaf Partisi, Osmanlý'nýn savaþa devam etmesi durumunda, bütün gücünü tamamen tüketeceðini ve direk olarak Ýtilaf devletlerinin iþgaline uðrayacaðýný anlamýþlardý. Osmanlý devleti varolan güçlerini kollayarak STRATEJÝK GERÝ ÇEKÝLME yapmalýydý ve bu stratejik geri çekiliþ , Anadolu'da geliþtirilecek bir direnme ve kurtuluþ savaþý perpektifine göre olmalýydý, ki yukarýda da belirttiðimiz gibi bu plan daha önce mevcuttu.


Ýtilaf devletleri, Osmanlý devletinin Anadolu'ya çekiliþine ve devlet imkanlarýný ama özellikle de askeri malzeme ve  kadrolarýn Anadolu'ya aktarýlmasýna izin vermeyeceklerine göre ve de bunu anladýklarý andan itibaren ülkeyi hemen iþgal edeceklerine göre, Ýtilaf devletlerini atlatmanýn bir yolu bulunmalýydý. Ýþte bu noktada, Padiþah Vahdettin ile Osmanlý devlet yönetiminin aklýna dahiyane bir plan geldi. 


Osmanlý devleti iki bölgeye ayrýlacaktý ve bu bölgeler tek bir devlet disiplini içerisinde olacaklardý ancak "birbirine karþýt iki baþ gibi" hareket edeceklerdi. Bir bölgeyi Padiþah ve  Ýstanbul Hükümeti yönetecekti, diðer bölgeyi de "sözde Mütareke'ye isyan etmiþ ve Anadolu'ya kaçmýþ subaylar" yönetecekti. Ama bu sonuncular da aslýnda "alttan alta" Ýstanbul'a ve Padiþah'a baðlý olacaktý.Her iki bölge yönetiminin "gizli bir stratejik plan" dahilinde belirli rolleri vardý.


Padiþah Vahdettin ve Ýstanbul Hükümeti'nin rolü, Ýtilaf devletilerine yakýn durarak, hem onlarýn gerçek planlarýný öðrenmek hem onlarý oyalamak hem de Anadolu'daki güçleri perdelemekti. Stratejinin aldatma yönünü sadece Padiþah Vahdettin ve Ýstanbul Hükümeti yapabilirdi çünkü devletin baþýnda bulunuyorlardý ve Ýtilaf devletleriyle direk muhatap olanlar onlardý.


Osmanlý devletinin Anadolu'ya stratejik geri çekiliþi ve eldeki güç ve imkanlarla buradan baþlayarak bir direnme ve kurtuluþ savaþý verebilmesi, çok önemli iki sorunun çözülmesine baðlýydý:

1-Askeri malzeme ve subaylarýn gizlice Anadolu'ya aktarýlmasýna,ki Mondros Mütarekesi her ikisinin de kontrolünü Ýtilaf devletlerine býrakmayý öngörüyordu.

2-Ülkenin Ýtilaf devletleri tarafýndan büyük oranda iþgal olacaðý belliydi ve ülkenin bazý yerleri de varolan ulusal sorunlar nedeniyle  Ermenilere, Kürtlere ve Yunanlara býrakýlacaktý.Ýþte tam da bu noktada bütün mesele, bu güçlerin AYNI ANDA HAREKET ETMESÝNÝ önlemekti ve  Anadolu'daki kuvvetlerin gelecekte, bütün düþman güçler ile ayrý ayrý savaþacaðý bir politik ortamýn yaratýlmasý gerekiyordu.Bunun ise tek bir yolu vardý: Ýtilaf devletleriyle diplomatik iliþkileri iyi ve akýllý bir þekilde yürütmek,ki bunu da ancak Padiþah Vahdettin ve Ýstanbul Hükümeti yapabilirdi.


Hem askeri malzeminin ve subaylarýn aktarýlmasý hem de eldeki güçlere uygun olarak her düþman güç ile ayrý ayrý savaþýlmasý sorunu, ZAMAN KAZANMAYI gerektiriyordu.Padiþah Vahdettin ve Ýstanbul Hükümeti, Mondros Mütarekesini diplomatik olarak iyi kullanarak ve bu temelde en az altý ay zaman kazanarak, askeri malzeme ve subaylarý Anadolu'ya aktarmayý düþünüyorlardý. Osmanlý'nýn paylaþýlmasýyla ilgili yani Sevres Anlaþmasý'na giden süreci de iyi kullanarak, Anadolu'daki kuvvetlerin Ermenilerle, Yunanlýlarla ve Kürtlerle ayrý ayrý savaþmasýný ve bu cephelerdeki zaferlerin de Bolþevik Rusya ile yakýnlaþarak, Ýtilaf devletlerinin zayýflatýlmasýna ve kendi aralarýnda bölünmelerine baðlamayý planlýyorlardý. Bu plan harfi harfine iþlemiþtir ve bunu mümkün kýlan da Padiþah Vahdettin ve Damat Ferit Paþa'nýn Ýtilaf devletleri karþýsýndaki yetenekleri olmuþtur.


Kurtuluþ Savaþý'nýn bu planý çerçevesinde, Osmanlý devleti Mondros Mütarekesi'ne yürürken, alttan alta da Anadolu'daki hareketin siyasi ve askeri altyapýsýný gizlice hazýrlýyordu.Osmanlý Ordusu telgraf aracýlýðýyla  çok iyi bir kriptolu haberleþme sistemine sahipti.Ateþkesin imzalanmasýyla, Osmanlý Ordusu'nun bir çok yerden geri çekilmesi ortaya çýkacaðý için, Osmanlý Hükümeti Ordu komutanlarýna geri çekilirken, halk içerisinde yaygýn bir þekilde gizlice Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri'ni örgütlemelerini emretti.Anadolu'da kurulan Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri'nin arkasýnda geri çekilen Osmanlý Ordusu vardý.


Osmanlý devletinin bu Cemiyetleri yaygýn bir þekilde örgütlemesinin nedeni, bir yandan Ýtilaf devletlerine diplomatik olarak baský yapmaktý ve ülkenin direk iþgal edilmesini önlemekti.Ülkenin iþgalini Osmanlý devletinin ve hükümetinin eliyle yapmasýný istiyordu çünkü devletin hemen Ýtilaf devletlerinin eline geçmesi, Anadolu'daki güçler için gerekli olan askeri malzeme ve subay aktarýmýný yokedeceði gibi,Ermenilerle,Yunanlýlarla ve Kürtlerle  ayrý ayrý savaþma imkanýný da yokedecekti. 


Padiþah Vahdettin ve Osmanlý Hükümeti, bir yandan gizlice kendi örgütledikleri Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri'nin sivil direnme biçimleri olan yoðun  protesto ve gösterilerini örgütlerken, öte yandan da  yine kendi örgütledikleri bazý çeteci faaliyetleri Ýtilaf devletlerine göstererek, Osmanlý Hükümeti'nin hemen laðvedilmesi durumunda, halkýn Anadolu'daki isyana topyekün katýlacaðý þantajýný yapýyorlardý. Amaç Ýtilaf devletlerini Padiþah Vahdettin ve Ýstanbul Hükümeti ile yakýn çalýþmaya itmek ve  bu sayede devlet olanaklarýnýn önemli bir süre elde kalmasýný saðlayarak "ikili" bir þekilde kullanmaktý. Elbette bununla birlikte Cemiyetler, Anadolu'da halkýn tek bir siyasi ve askeri cephede birleþmesi ve kaynaþmasýna da yarayacaktý.


Osmanlý devletinin Anadolu'da Ordu aracýlýðýyla gizlice ve sanki kendilerinden baðýmsýzmýþ gibi örgütlediði Müdafa-i Hukkuk Cemiyetleri'nin  ve bazý silahlý çetelerin fonksiyonu, Osmanlý devletinin askeri malzeme ve subaylarý Anadolu'ya kaydýrmada mazaret sunmasýna  yarayacaktý.Bu siyasi ve askeri örgütlenmeler, bir yandan direniþin temeli olacakken, diðer taraftan da Ýtilaf devletlerini aldatmanýn temeli olarak iþlev göreceklerdi.Çünkü Osmalý devleti, Anadolu'ya gerekli askeri malzeme ve subayý bu sözde "devlet karþýtý" örgütlemeleri ezmek için gönderecekti ve bir kere Anadolu'ya geçtikleri zaman da "isyan ederek" bu harekete katýlacaklardý.


Cemiyetlerin kuruluþu ve bu temelde yoðun protestolarýn ortaya çýkýþý, Anadolu'da iþgale karþý bir isyanýn baþlayacaðý ya da baþlayabileceði söylentileriyle elele gittiði için, Ýtilaf devletleri ister istemez daha ihtiyatlý hareket etmeye baþladý ve bu ihtiyat durumu onlarý Padiþah Vahdettin ve Hükümet ile daha yakýn çalýþmaya itti.Amaçlarý Osmanlý hükümeti ile yakýn çalýþarak, Anadolu'daki hareketi tecrit etmek ve ulusun tek bir hareket oluþturmasýný engellemekti.Ýþin ilginç tarafý tam da bunu yaptýklarý için ulusun tek bir hareket yaratmasýna neden oldular.Bu da Osmanlý devletinin, devletin bazý imkanlarýný ve bilgilerini iyi saklamasý sayesinde mümkün olmuþtur.


Ýþte Mustafa Kemal Mondros Mütarekesi imzalandýktan sonra, Suriye'deki 7.Ordu'nun baþýndan ayrýlýp Ýstanbul'a geldiði 13 Kasým 1918'de genel manzara buydu. Bu stratejiler hazýrlandýðý zaman Mustafa Kemal'in bunlardan haberi dahi yoktu ama durumu çok kýsa bir zaman sonra öðrendi. Çünkü Mustafa Kemal Ýstanbul'a geldiði zaman çok önemli bir tartýþmanýn ortasýna düþtü.


Mondros'u imzalayan Ýzzet Paþa Hükümeti istifa etmiþti ve yerine ayný çizgide kurulan Tevfik Paþa Hükümeti 11 Kasým 1918'de kurulmuþtu. Yeni hükümetin güven oylamasý 19 Kasým'daydý ve Mustafa Kemal bu hükümetin güvenoyu almamasý için yani Hayýr için çalýþma yürütüyordu. Ama hükümet 19 Kasým'da güvenoyu aldý ve göreve baþladý.Hem Ýzzet Paþa hükümeti hem de Tevfik Paþa hükümeti Padiþah Vahdettin'e baðlý olarak Osmanlý'nýn yeni gizli stratejik planýný uyguluyorlardý.


Mustafa Kemal güvenoyunun ardýndan,  Padiþah Vahdettin'den bir randevu ister ve Vahdettin bu isteði kabul ederek onunla 22 Kasým'da görüþür.Bu görüþme aslýnda çok önemlidir çünkü Mustafa Kemal'in Osmanlý devletinin gizli planlarýný bizzat Padiþah'tan öðrendiði bir görüþmedir.Mustafa Kemal devletin gizli planýný ve stratejisini iþte bu görüþmede öðrenir.Ama bu görüþmede Mustafa Kemal baþka bir þey yine öðrenir.


Padiþah ve Hükümet, Ýtilaf devletlerine yakýn durarak ve onlarý aldatarak, Anadolu'da sözde isyanlarý ezme görünümü altýnda askeri malzeme ve subaylarý oraya gönderiyordu ama en son posta olarak da Anadolu'ya Kurtuluþ Savaþý'nýn Sadrazam ve Genelkurmay Baþkaný'ný gönderecekti ve de Mustafa Kemal de adaylar içerisindeydi.Padiþah Mustafa Kemal'e gidip beklemesini belirtir.Her halukarda Mustafa Kemal Anadolu'daki harekete katýlacaktý ama diðer subaylar gibi mi yoksa Genelkurmay Baþkaný olarak mý? Padiþah ve Hükümet, buna en son karar vereceklerdi çünkü bu çok hassas ve stratejik  bir konuydu.


Bu dönemde yani Mondros'un imzalanmasýndan sonra Osmanlý siyasetinde ya da devleti içerisinde iki çizgi ya da taktik çarpýþma halindeydi ve ilk baþlarda Vahdettin ile Mustafa Kemal ayrý çizgileri savunuyorlardý.


Padiþah Vahdettin ve Hükümet, Ýngilizlere YAKIN durarak ve aldatma uygulayarak, iþleri alttan alta ilerletmek ve zaman kazanmak istiyorlardý. Diðerleri ise yani Tevfik Paþa ve benzeri hükümetlere karþý duranlar ise, Ýngilizlere KARÞI durarak, eldeki güçleri teslim etmeyerek ve optimum bir þekilde kullanarak, eldeki düzenli güçleri kurtuluþ kuvvetlerine dönüþtürmek istiyorlardý. Mustafa Kemal de bu son grubun içerisinde bulunuyordu ve eðer Mustafa Kemal ve diðerlerinin bu stratejisi benimsenmiþ olsaydý, ülke hemen iþgale uðrayacak ve Kurtuluþ Savaþý örgütlenemeyecekti.


Padiþah Vahdettin ve hükümetlerinin stratejisi Mustafa Kemal ve onun gibi düþünenlerden daha mantýklý ve üstündü.Zaten 22 Kasým'dan sonra Mustafa Kemal, Padiþah Vahdettin'in stratejisini kabul etti ve bu strateji içerisinde girdi ve de bu görüþmeden sonra da Tevfik Paþa hükümetine muhalefet etmekten vazgeçti. Artýk bu noktadan sonra Mustafa Kemal'in amacý, Padiþah'ýn kararlarýný etkilemek ve kendisini Anadolu'daki siyasi ve askeri hareketin baþýna seçmesini saðlamaktý. Mustafa Kemal'in bu göreve yani Anadolu'daki hareketin baþýna Sadrazam ve Genelkurmay Baþkaný olarak atanmasý, onun 9.Ordu Komutaný ve Anadolu Genel Müfettiþi olarak atandýðý  7 Mayýs 1919 tarihidir. Bu dönemi Mustafa Kemal kulis yaparak geçirmiþ ve özellikle bu dönemde Damat Ferit Paþa'yý etkilemiþtir. Zaten Vahdettin  Hatýralar'ýnda,  Mustafa Kemal'in bu göreve atanmasýnda  kendisini Damat Ferit Paþa'nýn "kandýrdýðý"ný yani ikna ettiðini yazacaktýr.


Olaylarýn tarihsel geliþimine bakarak,bu görüþmede Padiþah Vahdettin ile Mustafa Kemal'in ne konuþtuklarýný anlamak mümkündür. Ama bundan önce biraz daha geçmiþe gidip, Padiþah Vahdettin ile Mustafa Kemal arasýndaki özel iliþkiye biraz açýklýk getirmek gerekir.Padiþah Vahdettin'in Mustafa Kemal'i Kurtuluþ Savaþý'nýn baþýna "iþgal olmamýþ bölgelerin Sadrazamý ve Genelkurmay Baþkaný" olarak seçmeye karar vermesi ve Bandýrma Vapuru ile Anadolu'ya göndermesinde bu özel iliþki temel bir yere sahiptir.


Padiþah Vahdettin ile Mustafa Kemal'i yakýnlaþtýran en önemli olay, Vahdettin'in Aralýk 1917 tarihli Almanya seyahatine, askeri danýþman olarak Mustafa Kemal'in refakat etmesidir. Sultan Reþad'ýn hasta olduðu için gidemediði bu seyahate Vahdettin'in gitmesi kararlaþtýrýlmýþtý.


Geçici olarak merkeze çekilen Mustafa Kemal'in siyasi faaliyetlerini Ýstanbul'da geliþtirmesinden çekinen Enver Paþa, ona Vahdettin'e refakat etmesi teklifini götürür. Amaç Mustafa Kemal'i baþkentten uzak tutmaktýr. Mustafa Kemal Vahdettin'in gelecekte Padiþah olma ihtimalini bildiði için kabul eder ve her ikisi seyahat boyunca ülke meseleleri üzerine konuþurlar.


Mustafa Kemal'in Çanakkale savaþlarýndaki askeri savunmalarýndan kaynaklanan bir ünü vardý ve Birinci Dünya Savaþý'nda en net zafer onun yönettiði savaþlardý.Bunun dýþýnda Osmanlý'nýn elle tutulur bir zaferi yoktu ve bu durum Mustafa Kemal'e subaylar içerisinde ayrýcalýk saðlýyordu.


Seyahat boyunca her ikisi de Ýttihat ve Terraki Partisi ile  Enver Paþa ve grubundan ve de uyguladýklarý siyasetten rahatsýzlýklarýný birbirlerine belirtirler. Birbirlerine yakýn görüþler savunurlar ve bu seyahat aralarýnda özel bir iliþkinin geliþmesine neden olur.Mustafa Kemal bu seyahat aracýlýðýyla geleceðe siyasi olarak "yatýrým" yapmaktadýr ancak doðal olarak saltanat karþýtý fikirlerini Vahdettin'den saklamaktadýr. 


Bu seyahat olduðu zaman Osmanlý'nýn artýk kaybedeceði belli olmuþtu.Zaten Almanya'ya davetin amacý Osmanlý'nýn gözünü boyamak ve Almanya'nýn yanýnda sonuna kadar kalmasýný saðlamaktý.Ama cephelerde alýnan yenilgiler, kötü sonun yaklaþtýðýný gösteriyordu ve Vahdettin ile Mustafa Kemal bunu görüyorlardý. Bu seyahat sýrasýnda Mustafa Kemal Vahdettin'in Padiþah olmasý durumunda kendisini Genelkurmay Baþkaný yapmasýný ve beraber ülkeyi düzlüðe çýkarmak için  çalýþma önerisini yapmýþtý.Ýþte yaklaþýk yedi ay sonra Vahdettin Padiþah olunca ve yeni strateji gündeme gelince, Mustafa Kemal Anadolu'ya gönderilecek olan Genelkurmay Baþkaný adaylarýnýn en güçlüleri arasýnda yeralýyordu.Enver istemeden Mustafa Kemal'e iyilik yapmýþtý!


Enver ile Mustafa Kemal arasýnda geçmiþten beri büyük bir rekabet vardý ve bu rekabet Mustafa Kemal'in geleceðe dönük  kararlarýný etkilemiþtir. Gerek Enver'in gerekse de Mustafa Kemal'in  askeri okuldan beri kendilerine ait örgütleri ve siyasi iliþkileri vardý. Subay olduktan sonra da bu örgütlerini Ordu ve devlet içerisinde gizlice örgütlemeye devam ettiler.Mustafa Kemal 1906 yýlýnda Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu.Enver de Talat ile birlikte Osmanlý Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu.Bir yýl sonra Enver örgütü ile ÝTC'ye katýlýnca, Mustafa Kemal de örgütü ile ÝTC'ye katýldý.


ÝTC savaþ sonunda iktidardan düþtüðü zaman,onun içerisinden bir çok küçük örgüt çýktý.Bunlardan bir tanesi de , Mustafa Kemal'in Fethi Okyar gibi arkadaþlarýyla kurduðu ve bir gazete çýkardýklarý Osmanlý Hürriyetperver Avam Fýrkasý idi.Bu örgüt küçük bir örgüt idi ve bunun gibi subaylar arasýnda onlarca örgüt vardý.Osmanlý devleti ve ordusu içinde subaylarýn kurduðu bu örgütler sorun deðildi.Çünkü bu örgütlerin üyeleri  askeri disiplini bozmuyorlardý.Bu örgütler devlet olanaklarýný kullanarak geliþiyorlardý ve devlet ile ters düþecek ve devletten atýlma ile sonuçlanacak pratiklerden kaçýnýyorlardý.Bundan dolayý Ordu disiplinine baðlýydýlar.


Mustafa Kemal'in bu küçük örgütü, bazý Ýttihatçý fikirler savunuyordu,ki bu o zamanlar yeni yönetimin sevmediði bir durumdu.Mustafa Kemal'in Ýttihatçý fikirlere sahip olduðunun bilinmesi,onun Anadolu'daki hareketin baþýna geçmesine yani Padiþah tarafýndan seçilmesine engel olabilirdi.Onun için 22 Kasým'dan sonra Mustafa Kemal kendisini siyasi konularda biraz "belirsiz" hale getirmiþtir.


Sürekli olarak lider olma ve iktidar hesaplarý yapma, iþin doðasý gereði her olanaktan yararlanma anlayýþýna neden olur.Mustafa Kemal Vahdettin aracýlýðýyla siyasette ve devlet içerisinde yükselebileceðini sezinlemiþti.Bu hesabýnda yanýlmadý.Mustafa Kemal akýllý bir adam deðildi ama zekiydi ve bu zekiliði kurnazlýða büyük kapý aralýyordu.Mustafa Kemal askeri alandaki savaþ hilelerini ve kurnazlýðý siyasete taþýyordu ve onun doðasýna uyguluyordu. Vahdettin ile yakýnlaþýrken hiç kuþkusuz asýl niyetini gizliyordu.Ama diðer subaylar ve özellikle Genelkurmay Baþkanlýðý onun Saltanat karþýtý fikirlerini biliyorlardý.Mustafa Kemal'in tek dezavantajý bu idi.


Vahdettin Anadolu'ya gönderilecek subaylarýn listesini Fevzi Çakmak'tan istediði zaman ve bu liste kendisine sunulduðu zaman Mustafa Kemal'in adý yoktu ve gerekçe olarak da "Cumhuriyetçi fikirlere sahip olmasý" gösterilmiþti. Ama Padiþah Vahdettin Mustafa Kemal'in iyi bir komutan olduðunu biliyordu ve Anadolu'da olmasýný istiyordu.Onun ile bir yýldan beri kurmuþ olduðu kiþisel iliþki,ona belirli bir güven beslemesine de neden olmuþtu.Mustafa Kemal Vahdettin'e bu güveni vermiþti ama yine de Vahdettin onu Anadolu'daki hareketin baþýna geçirmek için düþünecekti.


Kurtuluþ Savaþý sýrasýnda çok yaygýn olarak bilinenin aksine, Padiþah Vahdettin çok büyük bir liderlik yeteneði ve devlet adamlýðý örneði sergilemiþtir ve onun Kurtuluþ Savaþý sýrasýnda yapmýþ olduðu tek ve en büyük hata Mustafa Kemal'i Anadolu'daki hareketin baþýna seçmesi olmuþtur.Bu da onun siyasetteki tecrübesizliðinden kaynaklanmýþtýr.


Vahdettin Mustafa Kemal'i Anadolu'daki hareketin baþýna lider olarak seçerken, Osmanlý Genelkurmayý'nýn da bilgilendirmesiyle, onun "Cumhuriyetçi" olduðunu biliyordu.Vahdettin Mustafa Kemal'in etrafýný kendisine sadýk generallerle çevirerek,onun Saltanat karþýtý politikalarýný etkisiz kýlacaðýný büyük ihtimalle düþünmüþtü. Padiþah Vahdettin'in yapmýþ olduðu hatanýn bir benzerini günümüzde, Recep Tayyip Erdoðan karþýsýnda Fethullah Gülen ve 15 Temmuz Darbesi sýrasýnda Ordu içerisindeki Kemalist generaller yapmýþlardýr.


Mustafa Kemal Anadolu'ya Vahdettin tarafýndan iþgal olmamýþ bölgelerin Sadrazamý ve Genelkurmay Baþkaný olarak atandýðý zaman, Kuvvayi Milliye Hareketi içerisinde iþte kendi küçük örgütünü, siyasi ve askeri olarak büyütme imkanýna da kavuþtu.


Ýstanbul Hükümeti ile Ankara Hükümeti arasýndaki "danýþýklý dövüþ" taktiði ve bu temelde Ýstanbul Hükümeti'nin ve Padiþah Vahdettin'in Anadolu'daki kuvvetler için zaman kazanmak için uygulamýþ olduðu Ýtilaf devletleriyle ama özellikle Ýngiltere ile taktik bir temelde yapmýþ olduðu "iþbirliði", Mustafa Kemal ve örgütünün gizli emelleri için büyük bir politik fýrsat da sunuyordu. Kötü niyetli biri bu durumu kolayca istismar edebilirdi, ki öyle oldu.


Padiþah Vahdettin ve Ýstanbul Hükümeti'nin aldatma temelinde uygulamýþ olduðu ve taktik bir yapýya sahip olan "Batý iþbirlikçiliði" görünümü, Anadolu'daki hareket güçlendikçe, halkýn büyük oranda Padiþah'tan ve Ýstanbul Hükümeti'nden soðumasýna ve Mustafa Kemal liderliðindeki Anadolu'daki hareketin etrafýnda birleþmesine neden oldu.Zaten Osmanlý devletinin stratejisinin amacý da buydu.Varolan devlete paralel bir devlet Anadolu'da yaratmak ve onun sýnýrlarýný baðýmsýz bir þekilde geliþtirerek, Ýstanbul'daki devletin giderek içini boþaltmaktý.Osmanlý devleti Anadolu'daki direniþ ve kurtuluþ hareketi aracýlýðýyla bir nevi "kendisini klonluyor"du.


Batýlý devletler Padiþah Vahdettin ve Ýstanbul Hükümeti'ni avuçlarýnýn içerisine aldýklarýný sanýyorlardý ama süreç sonunda, Ýstanbul Hükümeti'nin aslýnda hiçbir fonksiyonunun ve gücünün olmadýðýný farkettikleri zaman, iþ iþten çoktan geçmiþ olacaktý.


Ýþte Padiþah Vahdettin ve Ýstanbul Hükümeti'nin ama özellikle de Damat Ferit Paþa Hükümeti'nin bu taktik aldatma politikasý ve bu temelde göstermelik olarak Anadolu'daki harekete karþý uygulamýþ olduklarý bütün "olumsuz" politikalar kendilerinin halk nezdinde teþhir olmalarýna neden oldu ve artýk bu politikanýn tersine çevrilmesinin tek yolu, Anadolu'daki hareketin liderlerinin savaþ sonunda gerçeði açýklamalarýna baðlýydý (Bu noktaya tekrar döneceðiz).  


Kurtuluþ Savaþý stratejisinin birinci aþamasý olan, askeri malzeme ve subaylarýn aktarýmý, Mustafa Kemal'in 7 Mayýs 1919 tarihinde "göstermelik ve resmi" olarak (çünkü Ýngilizleri atlatmak için göstermelik bir neden lazýmdý) 9.Ordu Komutaný ve Anadolu Genel Müfettiþi olarak atandýðý ve de 15 Mayýs'ta Bandýrma Vapuru ile Samsun'a hareket ettiði tarihte sona ermiþtir. Mustafa Kemal'in asýl görevi özgür bölgelerin Sadrazamý ve Genelkurmay Baþkanlýðý'dýr. Bu her iki görevin kendisinde birleþtiði özel bir görevdir.


Mustafa Kemal yola çýkmadan bir gün önce Padiþah Vahdettin'le görüþür ve  "ona sadýk kalacaðýna" dair yemin eder.Bundan baþka Damat Ferit Paþa ile görüþerek, karmaþa çýkmamasý için yetki paylaþýmý yaparlar.Çünkü artýk iki sadrazam vardýr ve aralarýnda yetki karmaþasý çýkmamasý için, haritayý açarak ülkeyi yetki bakýmýndan bölüþürler.Mustafa Kemal'in "müfettiþ olarak" yetkilendirildiði yerler aslýnda "kendisine ayrýlan Sadrazamlýk ve Genelkurmay Baþkanlýðý" alanlarýdýr.


Ýngiliz istihbaratý, Padiþah Vahdettin ve Damat Ferit Paþa Hükümeti'nin ikili oynadýðýný  ve Anadolu'ya giden subaylarýn oradaki isyanlarý ezmek için deðil, onlarýn baþýna geçmek için gittiklerini anlar ama bilmemezlikten gelir. Ýngiltere'nin amacý Vandýrma vapurunu Karadeniz'de torpilleyerek batýrmak ve bütün kadrolarý toplu halde yoketmektir.


Damat Ferit Paþa Hükümeti,Ýngiltere'nin bu planýnýn istihbaratýný elde eder ve yola çýkmadan önce Bandýrma Vapuru'ndaki subaylara ve özellikle Mustafa Kemal'e bildirir.Bunun üzerine vapur, Karadeniz açýklarýna gitmez, kýyýya yakýn bir güzergah izler.Ýngiliz denizaltýlarý Karadeniz açýklarýnda vapuru aradýklarý için,onu bulup ve imha edemezler.Kýyýya yakýn bir þekilde seyir eden vapur Samsun'a gecikmeli olarak çýkar.Vapurun Samsun'a ulaþmasýyla, Osmanlý devletinin stratejisinin birinci aþamasý baþarýyla tamamlanýr ve bu aþamanýn mimarlarý, Padiþah Vahdettin ve Damat Ferit Paþa'dýr! 


Osmanlý devletinin stratejisinin birinci aþamasý, taktik bir þekilde Ýngilizlerle "iþbirliði"ne girerek ve zaman kazanarak , askeri malzeme ve subaylarý Anadolu'ya taþýmaktan oluþurken, ikinci aþamasý da , Anadolu'ya toplanan bu güçlerin baþarýlý olmasýný  ve de bu temelde de bu güçlerin, Osmanlý devletinin düþmanlarýyla ayrý ayrý savaþmasýný saðlamaktý.Bunun ise tek bir yolu vardý: Emperyalistlerin Osmanlý'yý bölüþme planlarýný  ve bu temelde konsesüs oluþturmalarýný geciktirmek.Baþka bir ifade ile, Sevres Anlaþmasý'nýn ortaya çýkmasýný geciktirmek ve bu zaman zarfýnda, en azýndan Doðu Cephesi'ni ve özellikle Ermenileri tehdit olmaktan çýkarmak ve de bundan sonra bütün güçleri Batý Cephesi'ne konumlandýrmak. Böylece sürekli stratejik olarak güçlü olunacak bir stratejik yapý oluþturulacaktý.


Ýtilaf devletleriyle hemen anlaþmak yani Sevres'in kýsa süre içerisinde sonuçlanmasý, bu anlaþmadan kaynaklanan haklar için farklý güçlerin ayný anda harekete geçmesine neden olacaðý için,bu anlaþmanýn geciktirilmesi ve bu temelde Doðu Cephesi'nin saðlam hale getirilmesinin tek yolu, Padiþah Vahdettin ve Ýstanbul Hükümeti'nin Sevres'i geciktirmesiydi. Bu da diplomasinin etkili bir þekilde kullanýlmasýna baðlýydý.


Anadolu'daki kuvvetlerin mevcudiyeti yaklaþýk olarak elli-altmýþ bin arasýydý ve gerekli cephaneye sahip deðildi.Düzenli bir askeri birlik oluþturmaktan uzak görünüyodu ve hatta Mustafa Kemal Erzurum'a gittiði zaman, Ermenilere karþý mücadelenin düzenli askeri birliklerle yapýlmasýndan ziyade, gerilla kuvvetleri biçiminde yapýlmasýný düþünmüþtür.Kazým Karabekir bu fikre karþý çýkmýþ ve düzenli birlikleri daðýtmanýn hata olacaðýný belirtmiþtir,ki daha sonra yaþananlar Kazým Karabekir'i haklý çýkarmýþtýr.


Padiþah Vahdettin ve Ýstanbul Hükümeti, Ýtilaf devletleriyle görüþmeleri uzatarak ve hatta karþý anlaþmalar hazýrlayarak, Sevres Anlaþmasýna giden yolu uzatarak, Anadolu'daki kuvvetlerin geliþip ve güçlenmesi için gerekli zamaný kazandýrmýþtýr. Sevres Anlaþmasý'nýn imzalandýðý 10 Aðustos 1920'den sonra, Ankara Hükümeti'nin ordularý Aðustos sonunda Ermenilere karþý harekete geçerek ve Kasým sonuna kadar saldýrýlarý sürdürerek, Ermenistan'ý Gümrü Anlaþmasý'na razý ederek, Sevres'deki haklarýndan vazgeçmesini saðlamýþtýr.


Padiþah Vahdettin Sevres'e giden yolda, zaman kazanmak için iç politikada da bazý taktikler geliþtirmiþtir.Bunlardan en önemlisi 11 Nisan 1920'de Meclis'in feshedilmesidir.Vahdettin tarafýndan Meclis'in feshi, kontrol dýþý bir þekilde Meclis'in Sevres'i onaylamasýnýn önüne geçmekti.Çünkü böyle bir onaylama, diplomatik olarak Ýtilaf devletleri karþýsýnda oyalama taktiði uygulayan Osmanlý devletinin çabalarýný boþa çýkarýrdý ve anlaþmanýn erken ortaya çýkmasýna neden olarak,Anadolu'daki kuvvetler için zaman kazanma amacýný  sekteye uðratýrdý.


 Meclis'in feshinin bir diðer amacý da,Ankara Hükümeti'nin oluþumunu saðlayarak,Ýstanbul Meclisi'nin delegelerinin Anadolu'daki harekete katýlmalarýný saðlamak ve temsiliyeti Anadolu'ya taþýyarak, Sevres'i kabul edecek bir politik iradenin ortaya çýkmasýna da engel olmaktý.Vahdettin'in Ýstanbul'daki Meclis'i 11 Nisan 1920'de feshetmesiyle, Ankara'da Meclis'in tekrar  açýlmasý, birbirine baðlý geliþmelerdir ya da baþka bir þekilde ifade edilirse, Vahdettin Anadolu'daki harekete gol atmalarý için "pas" veriyordu. Vahdettin Meclis'i feshederek ve temsil sisteminin Anadolu'ya taþýnmasýný saðlayarak, ulusun iradesinin saðlam bir þekilde þekillenmesini garanti altýna alýyordu, ki "gizli stratejik plan"ýn gereklerini yerine getiriyordu. Ýstanbul eksenli devletin içinin boþaltýlmasý yolunda büyük bir adýmdý ve önceden kararlaþtýrýlmýþ bir politikaydý.


Ýstanbul eksenli devletin "içinin boþaltýlmasý" ölçüsünde,Ankara eksenli devletin "içi dolduruluyor"du.Ýstanbul Hükümeti ile Ankara Hükümeti arasýndaki bu "danýþýklý dövüþ" ya da "paslaþmalar" , Osmanlý devletinin düþmanlarýnýn kafasýný karýþtýrarak, aralarýndaki birliðin ve politik dengenin bozulmasýna neden oluyordu.Artýk devletler hangi hükümete oynayacaklarýna karar veremiyorlardý.Ankara Hükümeti güçlendikçe, Ýtilaf devletlerinin aralarýndaki birlik ve dayanýþma da giderek çözülmeye baþladý ve de bir kýsým Ýtilaf devleti giderek, Ýngiltere'den ayrýlarak Ankara Hükümeti ile anlaþmaya baþladý. Zaten Osmanlý devletinin ikilik yaratmasýnýn amacý da bu birliði bozmaktý.


|
_ _