[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 68 (1) }
| Devrimci Bülten

ÝÇÝNDEKÝLER


1- 16 Nisan Referandumu ve Yeni Faþist Rejimin Kurumsallaþmasý


2- PKK-KDP Ýliþkileri ya da KDP’yi “kazanmak”


3-Gezi Direniþi ve Tarihsel Anlamý Üzerine



16 NÝSAN REFERANDUMU VE YENÝ FAÞÝST REJÝMÝN KURUMSALLAÞMASI 


Hileli 16 Nisan Referandumu'ndan sonra, Erdoðan ve AKP'nin yeni faþist rejimi kurumsallaþtýrma giriþimleri de giderek hýz kazanmaya baþladý. Giderek Türkiye'deki rejim Ýran ve Krallýk rejimlerinin karýþýmýna benzeyen bir yapýya doðru evrilmektedir. 


Erdoðan'ýn oturtmak istediði rejim tam Ýran rejimine  benzememektedir. Ýran rejiminin biçimsel yapýsý benimsense de içerik olarak bazý farklýlýklar içermektedir. Özellikle Erdoðan Ailesi'nin iktidarýn merkezinde olmasý anlayýþý yani Sultan'lýðýn da otokratik yapý içerisine sokulmak istenmesi, Erdoðan'ýn kurmak istediði rejimi Ýran'dan farklý kýlmaktadýr.Krallýk Rejimlerinde görülen ailenin iktidarýn merkezinde olma anlayýþý, Erdoðan'ýn kurmak istediði rejimde de görülmektedir.Bundan dolayý, Erdoðan'ýn rejimi daha çok Ýran-Krallýk rejimlerinin bir sentezine benzemektedir ve bu da geçmiþ Osmanlý devlet yapýsýný daha çok yansýtmaktadýr.


Erdoðan'ýn yeni faþist rejimi, birbirini destekleyen üç alanýn kendi içerisinde "tekleþtirilmesi" anlayýþýna dayanmaktadýr: Parti, Devlet ve Toplum. Parti aparatýnýn tek bir kiþinin egemenliði altýna alýnmasý gibi, devletin tek bir partinin egemenliði altýna alýnmasý ve nihayetinde toplumun tek bir zihniyetin egemenliði altýna  alýnmasý süreci yaþanmaktadýr. Bütün bu içiçe geçmiþ yapý, rýza ile deðil, "emir-komuta" zinciri ile oluþturulmakta ve bütün politik yapý "askerileþtirilmekte"dir.


Parti, devlet ve toplumda gerçekleþtirilen ya da gerçekleþtirilmeye çalýþýlan dönüþümün altýndaki anlayýþ ise temelde aynýdýr: Aldatma. Ýþin ilginç tarafý bu aldatmanýn her seferinde yaratýcý bir þekilde farklý taktikler ile baþarýlmýþ olmasýdýr.


Erdoðan'ýn AKP'yi tamamen kendisine yani Tek Adam'a baðlý bir aparata dönüþtürmesi ve bu temelde bir çok kurucu kadro ve lider potansiyeline sahip (örneðin Abdullatif Þener, Abdullah Gül, Bülent Arýnç ve sonralarý Ahmet Davutoðlu gibi) kadroyu tasfiye etmesi, AKP içerisinde aldatma temelinde geliþtirdiði taktikler sayesinde mümkün olmuþtur. 


Fazilet Partisi'nden ayrýlan ya da Milli Görüþ Hareketi içerisinden çýkan AKP, bu ayrýlýðýn özel yapýsýndan dolayý daha çok bir "koalisyon" görünümüne sahipti. Görünürde bir çok ilke üzerinde anlaþtýklarý sanýlan ve "Yenilikçi" olarak adlandýrýlan bu hareketin lider kadrolarý, aslýnda þu ya da bu þekilde farklý ideolojik yapýlara sahiptiler. Erdoðan gibi, zamanla Tek Adam Diktatörlüðü gizli amacýný güdenler olduðu gibi, Abdullatif Þener gibi liberalizme daha yakýn olan ve nihayetinde daha muhafazakar bir profil çizen ama Tek Adam'lýða karþý olanlar vardý. 


Erdoðan'ýn dýþýndaki liderler, Tek Adam'lýða karþýydýlar ve bu durum potansiyel olarak, Erdoðan ile diðer liderleri zaten karþý karþýya getiriyordu. Erdoðan kendi Tek Adam'lýðýna karþý olan ya da olacak lider kadrolarý, þaþýrtma taktiklere baþvurarak ve onlarýn parti içerisindeki konumlarýný zamanla zayýflatarak tasfiye etmesini bildi. Bunun nedeni Erdoðan'ýn çok kesin ve net bir hedefinin ama diðerlerin ise böyle net bir hedefinin olmamasýndan kaynaklanýyordu.


Erdoðan'ýn Tek Adam'lýðý onun ortaya koymuþ olduðu ve pratikte gizlice geliþtirdiði Havuz Sistemi'ne dayanýyordu. Havuz Sistemi'nin önce gizli sonra da devlet imkanlarýyla geliþtirilmesi ve Yeþil Sermaye'nin bu sistem aracýlýðýyla palazlanmasý, Erdoðan'ý bu sermaye sýnýfýyla  da (hatta bu noktada kendisi Türkiye'nin en büyük kapitalisti) kopmaz bir þekilde içiçe geçiriyordu. Havuz Sistemi büyük bir mali güç yarattýðý ve Yeþil Sermaye'nin büyük bir kýsmýný Erdoðan etrafnda topladýðý için, Erdoðan'ýn hiçbir zaman örgütlenme sorunu bulunmuyordu. Ama ayný þeyleri diðer liderler için söylemek mümkün deðildir. 


Erdoðan AKP'nin ele geçirilmesini, devletin ele geçirilmesine ve nihayetinde devletin ele geçirilmesini de "Tek Tip Toplum" yaratýmýna baðlayan bir strateji oluþturmuþtur ve bütün taktiklerini de bu stratejiye uygun olarak oluþturmaktadýr.


Erdoðan 2007 yýlýnda, görev süresi biten Ahmet Necdet Sezer'in yerine Abdullah Gül'ün Cumhurbaþkaný olmasýndan sonra, AKP içerisinde "Üç Dönem" kuralýný getirdi. Ama "Üç Dönem" kuralý iyi hesaplanmýþ  ve Abdullah Gül'ün görev süresinin bitimiyle çakýþan bir kuraldý. Erdoðan'ýn Üç Dönem kualý ile amacý, AKP'nin kuruluþu döneminde ve bu dönemin özel durumundan kaynaklý olarak  varolan diðer gruplarýn tasfiyesini gerçekleþtirmekti. Bu tasfiye "masum" ve "sözde demokratik" bir talebin ya da uygulamanýn arkasýna gizlenerek yapýlacaktý ve kimse de bu talebe direnemeyecekti. Erdoðan üç dönemin sonunda zaten Cumhurbaþkaný olacaktý ve sözde o da bu formaliteyi yerine getirecekti ve de kimsenin itirazý olmayacaktý.


Erdoðan'ýn Cumhurbaþkaný olur olmaz ilk yaptýðý þey, Abdullah Gül'ün AKP'ye dönüþüne mani olmak oldu. Çünkü Abdullah Gül, onun kurmak istediði Tek Adam Diktatörlüðü'ni kabul etmeyecekti ve AKP içerisinde baðýmsýz bir odak yaratacaktý. Erdoðan böyle bir durumun, zor siyasi dönemeçlerde AKP'yi bölünmeye götüreceðini çok iyi biliyordu. Cumhurbaþkaný olduktan sonra AKP içerisini dizayn etmeyi sürdürdü ve lider olabilecek ve de baðýmsýz hareket edebilecek bütün kadrolarý tasfiye etti.


Erdoðan AKP içerisinde potansiyel liderleri tasfiye ettikten sonra, partiyi tam kendi etrafýnda kenetlemek ya da onu tam denetimi ve yönetimi altýna almak için baþka bir adýma yöneldi: Gençleþtirme. Erdoðan "Gençleþtirme" görünümü altýnda, tamamen kendisine itaat eden ve sorgulamayan kadrolarý tasfiye edilen eski kadrolarýn yerine getirerek, Tek Adam Yönetimi'ni gözü kapalý kabul eden bir parti yaratmaya baþladý. Kýsacasý "Üç Dönem Kuralý" ve "Gençleþtirme" söylemleri, AKP'nin Erdoðan tarafýndan tamamen ele geçirilmesi ve AKP'nin Nazi Partisi'ne dönüþüm sürecidir. AKP'nin Erdoðan tarafýndan ele geçirilmesi, masum ve demokratik biçimlerin kullanýldýðý bir aldatma siyaseti sayesinde mümkün olmuþtur. Erdoðan düþmanlarýna karþý uyguladýðý savaþ sanatýnýn büyük kuralýný, AKP içerisindeki diðer lider kadrolara ve gruplara  karþý da uygulamýþtýr: Asýl hedefini gizli tut ve bu hedefe ulaþmak için þaþýrtma taktikler kullan! 


Erdoðan AKP içerisinde uyguladýðý aldatma taktiðinin bir benzerini, Kemalist Ordu'nun bastýrýlmasý ve iktidarýn iplerinin tam ele geçirilmesi için de  uyguladý. Ýktidarýn tam ele geçirilmesi için Gülen Cemaati ile yaptýðý tam ittifak ve gerici Milli Görüþ çizgisinin üzerine geçirdiði liberal ideolojik örtü,  ona ve partisine, iktidar tam ele geçirildiði zaman kuracaðý iktidarýn gerici-faþist karakterini saklama olanaðý verdi. Bu noktada Türkiye'de liberallerin en önemli istemi olan Türkiye'nin AB'ye üyelik söyleminin þampiyonluðunu ele geçirdi ve bu politika aracýlýðýyla, toplumun geniþ bir kesimiyle iliþkiye geçerek ve kendi dýþýndaki siyasi hareketlerin ittifak politikalarýný iþlemez hale getirerek  onlarý pasifize etti.


AB'ye üyelik politikasý Erdoðan'ýn elinde,  AB'den ABD'ye ve Ýsrail'e kadar olan geniþ bir cephede, bu sonuncularý hareketsiz tutmak ve zaman kazanmak için iyi bir aldatma aracý oldu. Bu politika sayesinde içeride iktidarý tam ele geçirirken, ayný zamanda, Katar'dan Suudi Arabistan'a ve Körfez ülkelerine kadar olan cephede yeni ittifaklar geliþtirmeye çalýþtý.


Ama Erdoðan aldatma politikasýný özellikle iki önemli komploda iktidarýn tam ele geçirilmesinde kullandý:Ergenekon Komplosu ve  15 Temmuz Komplosu. Ýlkinde Gülen Cemaati ile ikincisinde de Ordu içerisindeki Kemalist general ve subaylarla birlikte ittifak kurdu ve belirlenen hedefe ulaþýnca her ikisini de tasfiyeye yönelen bir politika geliþtirdi. Erdoðan ve AKP'nin darbe mekaniði, komplolar mekaniði üzerinden geliþmektedir.


Erdoðan ve AKP'nin Gülen Cemaati ile birlikte, Kemalistlere karþý Ergenekon Komplosu ile gerçekleþtirdikleri darbe, daha sonra kendi aralarýndaki  iktidar kavgasýndan dolayý devletin tam ele geçirilmesine götürmedi. Gülen Cemaati'nin Erdoðan ve AKP'ye açmýþ olduðu cephe ve bu cephede "savaþ"ýn kazanýlmasý zorunluluðu,AKP'yi Kemalistlere doðru kaydýrdý. Erdoðan Kemalistlerin Gülen Cemaati'ne karþý düþmanlýklarýný kullanarak,15 Temmuz Darbe Tezgahý'ný organize etti ve bu komplo aracýlýðýyla da iktidarýn iplerini tam ele geçirdi.


Erdoðan 15 Temmuz Darbe Tezgahý'ný ayný zamanda Kemalistleri bastýrmak ve onlarý tasfiye etmek için de kullandý. 15 Temmuz Gülen Cemaati'ne karþý bir komploydu ama Erdoðan bu komplo içerisine beraber hareket ettiði Kemalistlere karþý baþka bir komplo da gizlemiþti. Örneðin Akýn Öztürk olayý budur. Tamamen Kemalist olan ve masum bir þekilde 15 Temmuz Tezgahý içerisine bilerek Erdoðan tarafýndan çekilen Akýn Öztürk, Fethullahçý gösterilerek ve darbenin bir numaralý sanýðý lanse edilerek adeta linç edildi (Bu konuyu baþka bir makalede ayrýntýlý ele alacaðýz). Þimdilik kýsaca þunu belirtelim ki,Erdoðan'ýn Akýn Öztürk komplosunun amacý, görevdeki Kemalist subaylara gözdaðý vermek ve bu komplo aracýlýðýyla onlarý hareketsiz tutarak, Ordu içerisindeki "dinci AKP kadrolaþmasý"na engel olmalarýnýn önünü kesmektir.


15 Temmuz Tezgahý'nýn amacý, Gülen Cemaati'ni bastýrma görünümü altýnda devlette bir çok tasfiye gerçekleþtirerek, ortaya çýkacak boþluðu, AKP kadrolarý ve taraftarlarýyla doldurmaktý. Böylece "devletin AKP'lileþtirilmesi" tamamlanmýþ olacaktý. 15 Temmuz Tezgahý'nýn ardýnda yapýlan toplu tasfiyelere baktýðýmýz zaman, bu tasfiyelerin önceden planlandýðý ve 15 Temmuz Komplosu'nun amacýnýn, devletin bütün kurumlarýnda anti-AKP'li grup ve eðilimlerin tasfiye edilmesi olduðu kolayca görülür.


Devletin tamamen AKP'lileþtirilmesinin kaçýnýlmaz sonucu,  devlete dayanýlarak "Tek Tip Toplum" yaratýlmasýnýn hýzlandýrýlmasý olacaktýr. Rejimin temellerinin, toplumun derinliðine doðru "yeni bir muhafazakar" toplum yaratýmý ile geniþlemesi, Saltanat sisteminin yani Baba'dan Oðul'a iktidarýn geçiþinin de hazýrlanmasý demektir.


Erdoðan ve AKP'nin yeni rejimi kurumsallaþtýrma politikalarý, uzun bir döneme yayýlacak olan bir katliamlar serisi politikasýný da zorunlu kýlmaktadýr. Tek Tip Toplum yaratým süreci, bu sürecin önündeki çeþitli toplumsal kesimleri (Kürtler, Aleviler, Gayri Müslimler, devrimciler, demokratlar ve liberalleri) yeni faþist rejimin katliamlarýnýn hedefi haline getirmektedir.


Erdoðan ve AKP, içerisinden geçtiðimiz süreçte, iktidarýn tam ele geçirilmesi döneminden, toplumun dönüþtürülmesi dönemine geçmeye baþlamýþtýr ve bu geçiþ, bir yandan ideolojik ve politik araçlarla bazý toplumsal odaklarý kuþatmak ile kitle katliamlarýnýn bu kuþatmayý kolaylaþtýracak ve direniþi kýracak þekilde birleþtirilmesi üzerine oturmaktadýr. Onun için bu sürecin durdurulmasý, ideolojik ve politik araçlar ile silahlý mücadelenin çok yaratýcý bir þekilde devrimci hareket tarafýndan birleþtirilmesi sayesinde mümkündür. Bu ise ancak "klasik devrimci yaklaþým"ýn terkedilmesiyle  elde edilebilir.


DEVRÝMCÝ BÜLTEN

|
_ _