
PKK-KDP ÝLÝÞKÝLERÝ YA DA KDP'YÝ "KAZANMAK" (I) K.Erdem 1-Giriþ
Bu yazýnýn ana temasýný, KDP'nin PKK tarafýndan "kazanýlma" potansiyelinin ve bunun tarihsel imkanýnýn varolup-olmadýðýnýn ortaya çýkarýlmasý oluþturmaktadýr. Þayet bunun tarihsel imkaný ve potansiyeli var ise böyle bir politikanýn ortaya çýkmamasýnýn nedenleri nelerdir ; yok eðer bunun potansiyeli ve tarihsel imkaný yok ise bunun nedenlerinin neler olduðu ele alýnmaktadýr.
PKK-KDP iliþkileri ve PKK'nin KDP karþýsýnda doðru tutum sorunu, Kürdistan devriminin temel ve merkezi sorunlarýndan birisini oluþturmaktadýr. Denebilir ki PKK, KDP karþýsýnda doðru bir tutum geliþtiremediði müddetçe, Kürdistan devriminin baþarýsý ve bugüne kadar elde edilen kazanýmlarýn korunmasý mümkün deðildir.Bundan dolayý PKK'nin KDP karþýsýndaki tutumuna teorik olarak yakýndan ve eleþtirel bakmak, önemli bir görev olarak ortaya çýkmaktadýr.
AKP'nin Ýsrail,Rusya ve bir dereceye kadar Suriye ile iliþkilerini normalleþtirme esnekliðini gösterebildiði bir durumda, PKK'nin KDP ile iliþkilerini niçin normalleþtiremediði, Kürdistan devrimi açýsýndan doðal bir soru olarak kendiliðinden belirmektedir. PKK ile KDP arasýndaki "gergin" iliþkinin (ki tehlikeli bir biçimde çatýþma ihtimalini barýndýrmaktadýr) ne kadarýnýn PKK'den ve ne kadarýnýn KDP'den kaynaklandýðýnýn ve bu gerginliðin gerçek kaynaðýnýn yani ideolojik yapýdan mý, taktik yapýdan mý yoksa konjonktürden mi kaynaklandýðýnýn belirlenmesi temel bir öneme sahiptir.
PKK Rojava devrimiyle ve yine bu devrimden kýsa bir zaman sonra ortaya çýkan Barýþ Süreci ile hem Kürdistan'da hem de bölgede büyük bir siyasal güç ve prestij elde etti.Bu durumun Aralýk 2011'de ABD'nin Irak'ta askerlerini büyük oranda çekmesi, KDP'nin AKP'ye yakýnlaþmasý, IÞÝD'in ortaya çýkmasý ve Güney Kürdistan'daki ekonomik kriz ile birleþmesiyle, Kürdistan'daki KDP hegemonyasý ve aðýrlýðý ciddi bir darbe yedi. PKK'nin Kürdistan ve bölgede gücünün geliþmesi ve buna paralel olarak KDP'nin gücünün aþýnmasý hem yeni fýrsatlar hem de yeni problemler ortaya çýkardý.
Bu konjonktürel durum, PKK açýsýndan yanlýþ "tarihsel okumalara" neden olabilir ve gerek Kürdistan gerekse de bölge ve küresel güç iliþkilerinin yanlýþ ele alýnmasýna götürebilir.Ýdeolojik zaafýn ve yetersizliðin olduðu durumlarda genellikle olan da budur yani "konjonktürel yapýlar"ýn "tarihsel yapýlar" yerine geçirilme tehlikesinin geliþmesi.
Konjonktürel olarak PKK'nin yükselen (ki bu yükselme, Ekim 2014 IÞÝD saldýrýsýndan sonra durma ve 1 Kasým seçimlerinden sonra da gerilemeye yerini býrakmýþtýr) ve KDP'nin düþen bir profil oluþturmasý, ister istemez PKK tarafýndan, KDP'nin kendi istediði tarihsel çizgiye gelme baskýsýný ve umudunu arttýrmýþ durumdadýr. PKK Rojava devrimiyle birlikte, KDP üzerinde Ulusal Kongre baskýsýný arttýrmýþ ve Güney Kürdistan'ýn diðer temel siyasi güçleriyle (yani YNK ve Goran Hareketi) geliþtirmiþ olduðu dikkatli iliþkiler sayesinde de KDP'yi köþeye sýkýþtýrmýþ durumdadýr.
Ýþte tam da bu noktada temel bir sorun belirmektedir: PKK'nin diðer politik güçler ile KDP üzerindeki bu baskýsý (ki bir tür gerginlik politikasýdýr) , zaman içerisinde meyvelerini vererek KDP'nin PKK'nin Ulusal Kongre politikasýna gelmesiyle mi sonuçlanacak yoksa KDP bu politikaya daha saldýrgan bir biçimde cevap vererek, PKK ile KDP arasýnda büyük bir tarihsel yarýlmanýn oluþmasýna mý neden olacaktýr?
Bu sorunun cevabý KDP'nin tarihsel yapýsý içerisinde gizlidir.
KDP sorununun PKK tarafýndan dikkatli yönetilmesi hayati bir sorun olup, KDP'nin dýþ güçlerin kucaðýna itilmesi tamamen PKK'nin hatalarýnýn sonucunda ortaya çýkacaktýr.Tarihsel ve politik göstergeler, PKK'nin KDP'ye karþý uygulamakta olduðu politik baskýya , KDP'nin saldýrgan bir siyaset ile karþýlýk vereceðini, PKK'nin gerekli manevra ve esnekliði gösteremediði durumda, PKK ile KDP arasýnda büyük bir tarihsel yarýlmanýn yaþanacaðýný ve de bu yarýlmanýn bir vantuz gibi PKK'yi içerisine çekerek Kürdistan'ýn "savaþ komünizmi"ne dönüþeceðini göstermektedir.PKK Kürdistan içsavaþýndan zaferle çýkabilir ancak bunun çok büyük bir tarihsel bedeli olacaktýr: PKK'nin devrimci kimliðini kaybetmesi ve korkunç bir bürokratik diktatörlüðün ortaya çýkmasý. Böyle bir durumda PKK içerisinde ortaya çýkacak olan bir "Establishment PKK"dir.
PKK ile KDP arasýndaki bir savaþ, olaylarýn böyle bir tarihsel mecraya sürüklenmesinin baþlangýcýný oluþturabilir.Böyle bir durumdan ne Kürt halkýnýn ne Kürt ulusunun ne de bölge ve dünya devrimci hareketinin zerre kadar çýkarý yoktur.PKK'deki böyle bir tarihsel pozisyon kaybý, bölge devrimci hareketinin üzerinde olumsuz bir duruma neden olarak, zaten zayýf olan devrimci hareketin uzun yýllar daha da zayýf kalmasýna yolaçacaktýr.
Peki PKK ile KDP arasýndaki iliþkilerde, PKK için yol gösterici bir ilke ya da ilkeler bütünlüðü var mýdýr?
Bu soruya olumlu bir cevap vermek mümkündür. PKK Genel Baþkaný Sayýn Abdullah Öcalan'ýn, 2000'li yýllarýn baþlarýnda gerçekleþtirmiþ olduðu paradigma deðiþiminin temel ideolojik kodlarý iyi kavrandýðý ve bu paradigma deðiþimi yaratýcý bilimsel çalýþmalarla daha da geliþtirildiði zaman, PKK'nin KDP karþýsýndaki doðru tutum sorunu çözülmüþ olacaktýr.
PKK'deki "ideolojik kabuk deðiþim" süreci, eski ile yeninin ideolojik biçimlerinin içiçe geçmesine ve her ikisi arasýnda çatýþmanýn her alanda yaþanmasýna neden olmuþtur/olmaktadýr. Hareket yeninin dinamiðini ve biçimlerini kavrayamadýðý her durumda, eski ideolojik biçimlere sarýlmak zorunda kalmakta ve bu durum genel düzenliliði bozmaktadýr.
KDP'nin PKK tarafýndan "kazanýlmasý" söyleminin de doðru olarak anlaþýlmasý gerekir.Bundan her ne olursa olsun KDP'nin kazanýlmasý çýkarýlmamalýdýr. Tarihsel nedenlerden dolayý, PKK ile KDP arasýnda stratejik bir iliþki mümkün deðildir.Zaten "kazanmadan" bahsederken, PKK'nin KDP'yi stratejik olarak kazanmasýndan bahsetmiyoruz. Bundan KDP'nin Kürdistan'da iþgalci ve sömürgecilerin oluþturacaðý güçlü bir aðýrlýk merkezi oluþturma konumunun ve bu temelde dýþ güçler ile KDP arasýndaki stratejik iliþkilerin zayýflatýlmasý ya da yokedilmesini anlatmak istiyoruz.Bu sonuncu durum gerçekleþmeden Kürdistan'da hiçbir olumlu geliþme mümkün deðildir.
Ýþte tam da bu noktada PKK'nin sorunlarý baþlamaktadýr.PKK'nin KDP karþýsýnda uygulamýþ olduðu politikanýn hem tarihsel karþýlýðý yoktur hem de "modasý" geçmiþ durumdadýr.Bu durum ilginç bir þekilde PKK'yi kýsýr bir politik döngüye hapsetmiþ ve Kürdistan'da devrimci politikanýn adeta kilitlenmesine neden olmuþtur.
PKK'nin KDP'yi "kazanma" politikasý acildir. Özellikle de stratejik önceliðin Ýran'dan Türkiye'ye doðru kayma baskýsýnýn ortaya çýktýðý bu süreçte, KDP ile iliþkilerin yeni bir politik zemine oturtulmasý zorunludur. Türkiye ile taktik bir anlaþma arandýðý dönemlerde,AKP ile yakýn iliþkilere sahip olan KDP'nin kazanýlmasý aciliyet arzetmiyordu.Çünkü Türkiye ile elde edilecek bir anlaþmanýn, onu da dizginleyeceði düþünülüyordu.Ancak Erdoðan ve AKP'nin PKK'ye karþý tekrar savaþý baþlatmasý ve bunu topyekün bir savaþa çevirmesiyle artýk bu durum deðiþmiþtir.
PKK ile KDP iliþkilerinde ilginç bir þekilde KDP PKK'den ileride bir durumdadýr (ileride buna deðinilecek) . Birinci Körfez Savaþý'ndan sonra KDP'nin Güney Kürdistan'da elde etmiþ olduðu tarihsel konum ve bölge ile dünya sermayesiyle elde etmiþ olduðu iliþkiler ve de bu temelde Kürt toplumunun geçirmiþ olduðu deðiþiklikler, onda, ciddi bir ideolojik ve politik deðiþime neden olmuþtur. KDP giderek dýþ sermaye ile yoðun iliþkiler sayesinde, kendi tarihsel çýkarlarýný daha kesin ve net tanýmlama imkanýna kavuþmuþtur. Bundan dolayý KDP'nin analizine bu tarihsel zeminin analizi ile baþlamak gerekmektedir.
2-Güney Kürdistan ve Emperyalist Dünya Ekonomisi
Güney Kürdistan'ýn hýzlý bir kapitalistleþme sürecine girdiði ve bu kapitalistleþmeyi de dünya ile bölge sermayesiyle yoðun bir iþbirliði içerisinde gerçekleþtirdiði herkesin bildiði bir olgudur. Özellikle bu geliþmenin ortaya çýktýðý dönem ise SSCB'nin çökmeye baþladýðý ve Birinci Körfez Savaþý'ndan sonra ABD ve müttefiklerinin Ortadoðu'ya yoðun bir þekilde girmeye baþladýklarý 1990'larýn baþlarýdýr. Ancak Güney Kürdistan baðlamýnda bu dönemi daha da net bir þekilde ifade edersek , bu dönem 1992 yýlýnda Kürt Federe Devleti'nin kurulduðu dönemdir. Çekiç Güç'ün korumasý altýnda geliþen ve güçlenen Kürt Federe Devleti, Güney Kürdistan'ýn sosyal yapýsý üzerinde büyük bir etkiye neden olarak ayný zamanda yeni bir dönemin de kapýsýný aralamýþtýr.
KDP ve YNK için 1992 öncesi ve sonrasý ama özellikle de 2003'te ABD ve müttefiklerinin Irak'ta Saddam'ý devirmelerinden ve KDP ile YNK'nin 2005'te Stratejik Anlaþma imzamalarýndan sonra durum tamamen farklýdýr. Güney Kürdistan'ýn Irak'ýn federal yapýsý içerisinde resmi olarak yeralmasýndan ve dýþ dünya ile yoðun bir ekonomik ve politik iliþkiler geliþtirmesinden sonra, Güney Kürdistan'da kapitalist üretim iliþkileri büyük bir geliþme kaydetmiþtir. Bu geliþmenin KDP ve YNK üzerinde ideolojik ve politik olarak etkide bulunmamasý mümkün deðildir.
KDP ve YNK'nin önderliðinde Kürt Federe Devleti'nin oluþumu, Güney Kürdistan'da ticaretin yoðun bir þekilde geliþmesine ve bu ticaret aracýlýðýyla bir iþbirlikçi Kürt ticaret burjuvazisinin oluþmasýna neden olmuþtur/olmaktadýr. Özellikle devlet ile yoðun bir iliþki içerisinde hatta devlet kadrolarýnýn burjuvalaþmasý þeklinde geliþen bu yeni burjuvazi, KDP ve YNK'nin temsil etmiþ olduðu eski Kürt burjuvazisinden farklýdýr.
1992 öncesi Güney'deki eski Kürt burjuvazisi, feodal yapý içerisine hapsolmuþ olan , sermaye birikimi yokdenecek kadar zayýf olan ve bundan dolayý modern dünya ile iliþkileri oldukça sýnýrlý bir yapýya sahipti. Bu Kürt burjuvazisinin zayýflýðý ve feodal iliþkilerin baskýn karakteri, KDP ve YNK'nin ideolojik ve politik yapýsýna da yansýyordu.
KDP ve YNK Güney Kürdistan'da güç olabilmek için aþiretlere yaslanmak zorundaydýlar. Aþiret yapýlanmasýný aþarak halka ama özellikle de köylülere ulaþmalarý mümkün deðildi.Kapalý bir köylü ekonomisi temelinde yükselen ve güvenlik sorunuyla konsolide olan bu aþiretsel toplumsal örgütlenme, ulusal örgütlenme için büyük engeller yaratýyordu.
Aþiretler ulusal çýkarlardan ziyade, dar aþiretsel çýkarlarý ön plana çýkarýyorlardý ve bu dar ufuk, dar bir politkanýn da temelini oluþturuyordu. Aþiretler kendi toplumsal çýkarlarý için tek KDP ve YNK arasýnda manevra yapmýyorlardý ama Irak merkezi yönetimi ile de görüþerek ve uzlaþarak ve de zaman zaman onlarýn yanýnda yeralarak kendi çýkarlarýný koruma ve geliþtirme politikalarý uyguluyorlardý. Böyle bir aþiretsel temele dayanan KDP ve YNK politikalarý da ayný þekilde dar ve istikrarsýz bir yapýya sahipti ve PKK bu iki hareketi çok haklý olarak zamanýnda "ilkel Kürt milliyetçiliði" ile damgalamýþtý.
KDP ve YNK'nin tersine PKK tabanýný, aþiretsel temelde deðil,halkýn yoksul kesimleri içerisindeki baðýmsýz bireylerin kazanýlmasý temelinde oluþturmaya çalýþtý.Kuzey Kürdistan'da kapitalist üretim ikiþkilerinin geliþmiþliði ve feodal yapýnýn çözülmesinin ileri boyutlarý, büyük ölçüde serbest kalmýþ bir "özgür bireyler yýðýný"ný (feodal iliþkilerin zayýflamasý ve çözülmesi baðlamýnda) oluþturmuþtu.Bu tarihsel temel PKK'nin KDP ve YNK'den farklý olarak, ulusun geniþ kesimleri içerisinde yekpare örgütlenmesine ve bu temelde PKK gibi modern bir partinin oluþumuna neden olmuþtur.
PKK'nin toplumsal güç olabilmek için aþiretsel örgütlenmeye muhtaç olmamasý ve aþiretsel örgütlenmenin dýþýnda toplumsal tabanýný geliþtirmesi, aþiretlerin dar çýkarlarý ile sakatlanan bir ulusal politikanýn oluþumunu da engellemiþtir. Kitlelere aþiretsel temelde deðil ama bireysel temelde gitme, Kürdistan'da merkezi bir ulusal ve toplumsal hareketin oluþumunun da temelini oluþturmuþtur.Hiç kuþkusuz bu durum Kürdistan tarihinde bir ilkti.
1990'lý yýllara gelindiðinde PKK bir çok noktada KDP ve YNK'den ileri konumdaydý: ideolojik, politik,ekonomik ve askeri olarak. Ama 1990'lý yýllarýn baþlarýndan itibaren bu durum giderek deðiþmeye baþladý.Birinci Körfez Savaþý'ndan sonra, Çekiç Güç'ün korumasý altýnda Kürt Federe Devleti'nin kuruluþu ve giderek petrol gelirlerinden ve ticaretten pay almasý yani sermaye birikiminin ilkel de olsa oluþmaya baþlamasý, hiç kuþkusuz yeni bir dönemin de kapýsýnýn aralanmasý anlamýna geliyordu.
Kürt Federe Devleti'nin ortaya çýkmasý ve bu devletin belirli bir emperyalist ve bölgesel güçlerin korumasý altýnda geliþmesi, Güney Kürdistan'daki KDP-YNK iktidar bloku açýsýndan bir "tarihsel dýþ güç baðýmlýlýðý"ný da beraberinde getirmiþtir. Burada iki noktayý birbirinden ayýrdetmek gerekir, o da dýþa baðýmlýlýðýn yapýsýyla, bu baðýmlýlýðýn biçimi ya da biçimleridir. Bu ayrýmý kavramýnýn büyük bir önemi vardýr, çünkü KDP ile YNK'nin neyi yapabileceði ve neyi yapamayacaðýný bize göstermektedir.
Söz konusu olan, KDP ve YNK'nin ne düþündüðü ve ne yaptýðý sorunu deðildir, sorun onlarýn tarihsel konumlarýný ve bu konumlarýnýn elverdiði olanaklarý gözönünde bulundurarak, PKK'nin ne yapmasý gerektiðidir.Bu iki hareketin tarihsel konumlarýnýn elvermediði ya da onlardan yapamayacaklarý þeyler istemek, PKK'yi politikasýzlýða ya da kýsýr bir politik Döngüye sürükleyecektir.
KDP ve YNK'nin emperyalist ve bölgesel güçler ile stratejik bir iliþki içerisinde bir iktidar örgütlemesi ve bu iktidarýn uluslararasý, bölgesel ve ulusal güvenliðini de bu stratejik iliþkiler temelinde saðlamasý yani iktidar örgütlenmesinin dýþ biçimlerinin yapýsý, kaçýnýlmaz bir þekilde iktidarýn içeriðinin (özellikle de ekonomik iliþkilerin) özelliklerinin de ayný biçimde geliþmesine yolaçmaktadýr.
Güney Kürdistan'daki iktidar blokunun, siyasi ve askeri olarak stratejik iliþkide olduðu emperyalist ve bölgesel güçler, bu stratejik iliþkiler aracýlýðýyla Güney Kürdistan ekonomisi içerisine de yoðun bir þekilde girmiþlerdir.Ýþte Güney Kürdistan'daki bu yeni iþbirlikçi burjuvazi, sermaye birikimini bu dýþ sermaye ile yoðun bir iliþki içerisinde geliþtirmektedir.
Güney Kürdistan'da sermaye birikiminin boyutlarýnýn geliþmesiyle, toplumun ihtiyaçlarýnýn saðlanmasý arasýnda sýký bir iliþki oluþmuþ ve bu iliþki de kendi içerisinde belirli bir denge üzerine oturmuþtur.Güney Kürdistan toplumu, gerek devlet gerekse de özel biçimde varolan yeni iþbirlikçi sýnýfýn,dýþ sermaye ile kurmuþ olduðu tarihsel iliþkilere göbekten baðýmlý hale gelmiþtir.Bu iliþkinin bel kemiðini ise petrol ticareti oluþturmaktadýr.
Petrol ticareti Güney Kürdistan'ýn bütün toplumsal göstergelerini temelden etkilemektedir.Güney Kürdistan'da hýzlý bir ekonomik geliþmenin altýnda yatan temel faktördür.Petrol metaýsýnýn dünya ekonomisinin temel hammaddelerinden birisi olmasý ve özellikle talebi yüksek bir meta olmasý, Güney Kürdistan ekonomisinin hýzlý bir þekilde geliþmesine ve büyümesine neden olmaktadýr. Bu büyüme ise Güney Kürdistan'da sermaye birikiminin boyutlarýnýn geliþmesi ile karakterizedir. Belirli bir noktadan sonra da bu ekonominin temel problemi sürdürülebilirlilik olmaktadýr.
Güney Kürdistan petrol ihracatý karþýlýðýnda dünyadan gerekli metalarý almakta , altyapý yatýrýmlarýný karþýlamakta ve kendi ordusunun modernizasyonunu gerçekleþtirmektedir. Petrol gelirlerine dayalý bir ekonomik modelin Güney Kürdistan'da oluþmuþ olmasý, hiç kuskusuz kýrýlgan bir ekonomik yapýnýn da oluþmasýna yolaçmýþtýr.Ancak Kürdistan gibi genç bir devletin, ilk baþlarda bu tür bir ekonomik modelin dýþýnda geliþtirebileceði baþka bir ekonomik model mümkün deðildir. Petrol gelirlerini ekonominin kumanda tepesi yaparak, baþka ekonomik sektörlerin geliþtirilmesi stratejisinin dýþýnda baþka bir ekonomik model mümkün deðildir. Burada temel sorun, bu ekonomik modelin, yeni bir Kürt iþbirlikçi burjuva sýnýfýn yaratýlmasýyla elele gitmesi ve bu sýnýfýn da büyük bir yolsuzluk düzeni üzerinden doðmasýdýr. Yolsuzluk aslýnda özel sektöre "sermaye aktarýmý" iþlevi görmektedir. Bu tür ekonomik modeli benimseyen bütün geri ülkelerin geliþiminde görülen durum Güney Kürdistan'da görülmektedir.
Sömürgeciliðin en önemli özelliklerinden bir tanesi, baský altýnda tutulan ulusun burjuvazisinin geliþip, güçlenmesine engel olmaktýr. Hem altyapýda (ekonomik) hem de üstyapýda (ideolojik ve politik) ulusun kendi özellikleri içerisinde geliþmesine engel olmak, baský altýnda tutulan ulusun yönetilmesi ve bu temelde onun sömürülmesi için zorunludur.Ulusu ekonomik,ideolojik ve politik yönden "silikleþtirmek" isteyen sömürgeciler, asimilasyon politikalarýyla da bu ulusu yoketmek isterler.Bu tür bir politika her yönden geri bir toplumun oluþmasýna neden olur ama özellikle de ekonomik geriliðin oluþmasýnýn ana nedenini oluþturur.
Þu ya da bu þekilde sömürgecilikten kurtulan bir ulusun ilk karþýlaþtýðý temel ekonomik mesele, yok denecek kadar az olan sermaye birikimi sorunudur. Çünkü sermaye birikimi olmayan bir toplum, kendi ekonomik yaþamýný olumlu bir þekilde örgütleyemez ve bu toplumun büyük bir kaos içerisine sürüklenmesi kaçýnýlmazdýr.
Güney Kürdistan'da sermaye birikimi zayýf olan özel sektörün devlete dayanarak ve onun imkanlarýný kullanarak geliþmesi ve bu temelde büyük bir yolsuzluðun yaþanmasý, Güney Kürdistan'ýn tepeden týrnaða çürümüþ bir toplum olduðu anlayýþýna yolaçmamalýdýr.Bu tür süreçler geçmiþte dünyanýn baþka yerlerinde de yaþanmýþtýr ve halen yaþanmaktadýr ve de bu ülkelerde politik sistemler uzun süre ayakta kalmayý baþarmýþlardýr.
Kaldý ki son ekonomik krize kadar, Güney Kürdistan ekonomisi olumlu göstergelere sahipti.Güney Kürdistan'daki ekonomik krizin altýnda yatan temel neden,dünya piyasasýnda petrol fiyatlarýnýn düþmesi ve bu temelde ülkenin gelir kaynaklarýnýn düþmesidir.Düþen gelirler ekonominin dengesini bozmuþ ve temel giderleri ve yatýrým projelerinin sürdürülmesini zora sokmuþtur. Ama bu kriz konjonktüre baðlý geliþtiði için konjonktürün deðiþmesiyle de aþýlacaktýr.
Petrol fiyatlarýnýn düþmesinden kaynaklanan ekonomik krizin en önemli özelliði, Güney Kürdistan yönetimini daha fazla petrol çýkarmaya ve satmaya yöneltecek olmasýdýr.Güney yönetimi düþen fiyatlarýn sonucunda ortaya çýkan gelir kayýplarýný, daha fazla petrol sürümü ile telafi etmeye çalýþacak ve bu durum onun "dýþ dünya" ile baðlarýnýn daha da geliþip, güçlenmesine ve de bu temeldeki politikalarýn öne çýkmasýna neden olacaktýr. PKK'nin bu durumu mutlak suretle gözönünde bulundurmasý gerekmektedir. Çünkü gerek KDP gerekse de YNK, kendilerinin dýþ dünya ile iliþkilerinin zedelenmesine ve zayýflamasýna neden olacak bütün politikalara karþý direnerek sert tepki vereceklerdir.
Güney Kürdistan ekonomisine kabaca bir gözatacak olursak, iþlerin o kadar da dramatik olmadýðý görülecektir.
2004 yýlýnda Güney Kürdistan'da kiþi baþýna gelir, Irak ortalamasýna göre yüzde elli fazlaydý.Bugün bunun iki katý olduðu tahmin edilmektedir.
Güney Kürdistan, ulusal ve uluslararasý yatýrýmlarý özendirmek için, ilki 1999 yýlýnda hizmete giren ve uygun altyapýya sahip "özel ekonomik bölgeler" oluþturmaya baþlamýþ ve sanayi istihdamýnýn yaklaþýk üçte biri, sanayi üretiminin de yaklaþýk yüzde kýrký bu bölgelerde oluþmaktadýr. Yabancý sermaye çekmek için gerekli altyapý yatýrýmlarýnýn petrol gelirleri ile finanse edildiðini ve bu temelde petrolün Güney Kürdistan ekonomisi için stratejik bir önemde olduðunu belirtmeye gerek yoktur.
"Planlama Bakanlýðý'nýn verilerine göre IKB'nin (Irak Kürdistan Bölgesi-KE) gayrisafi yurtiçi hasýlasý (GSYH) 2011 yýlý için yaklaþýk olarak 24 milyar dolardýr. GSYH'nýn sektörel daðýlýmý ise þöyledir: % 30.1 hizmet sektörü, % 20.6 kamu hizmetleri, % 17,5 tarým sektörü, % 13,5 ticaret ve taþýmacýlýk, % 9,4 madencilik ve imalat, % 7,6 inþaat ve % 1,3 bankacýlýk ve sigortacýlýk hizmetleri." (Harun Öztürkler, Ortadoðu Dergisi, Temmuz-Aðustos, sayý 69, s.81)
Güney Kürdistan ekonomisinin dörtte üçü hizmet sektöründen oluþmaktadýr. Diðer petrol zengini ülkeler ile kýyaslandýðý zaman, Güney Yönetimi'nin ekonominin çeþitlendirilmesi politikasýna çalýþtýðý ve bu temelde sanayi üretimini geliþtirmek istediði de görülmektedir.Bunun için Güney Yönetimi, "2020 Vizyonu" adý verilen bir kalkýnma programý uygulamaktadýr. Bu program ile hedeflenen: "nüfusun ihtiyacýný karþýlayacak bir saðlýk ve sosyal hizmetler alt yapýsýnýn oluþturulmasý, yaþam standartlarýnýn yükseltilmesini saðlayacak ve iþgücü piyasasýnýn ihtiyaç duyduðu nitelikte iþgücünü yetiþtirecek bir eðitim sisteminin oluþturulmasý,fiziksel altyapýnýn tamamlanmasý, özel sektör temelli çeþitlendirilmiþ bir ekonomik yapýnýn ve etkin ve dürüst bir hükümet yapýsýnýn oluþturulmasý yer almaktadýr." (a.g.e.,s.81)
Güney Kürdistan ekonomisinin en önemli sorunlardan bir tanesi (son yýllarda petrol fiyatlarýnýn düþmesiyle aðýrlaþmýþ bir sorundur) uygulanýlan sosyal hizmetler ve yardýmlarýn iþgücüne katýlýmý oldukça düþürmesidir. Petrol gelirlerinin fiyatlarýn düþmesiyle, bütçe üzerinde bir baský oluþturduðu bir durumda, devletin saðlamýþ olduðu ve aktif nüfusun dinamik yapýsýný yokeden bu politika sürdürülemez hale gelmiþtir. Zaten Güney Yönetimi, özelleþtirme politikalarýyla, nüfusun bu kesimini de "disiplin" altýna almayý planlamaktadýr.
Genellikle ülkelerin ekonomik yapýlarý karþýlaþtýrýlýrken, hükümetlerin bütçe dengesi ve bu dengeye ne kadar dikkat ettikleri önemli bir gösterge olarak ele alýnýr. Güney Kürdistan yönetimi, sosyal yardým ve giderlere raðmen belki de bölgenin bütçe dengesi tutturan nadir ülkelerinden bir tanesidir. Güney Kürdistan'da eðitim ve temel saðlýk giderleri parasýz olup, diðer ülkelerle karþýlaþtýrýldýðýnda hiç de kötü durumda deðildir.
Buradan çýkaracaðýmýz en önemli sonuç, modern burjuva üretim iliþkilerinin Güney Kürdistan'da giderek geliþtiði ve bu modern ekonomik iliþkiler üzerinden, modern Kürt burjuvazisinin doðmakta olduðu ve de bu yeni durumun ayný zamanda bütün ideolojik ve politik süreçleri de giderek etkisi altýna aldýðýdýr. PKK'nin bu yeni tarihsel koþullara gözlerini kapatmasýnýn sonuçlarý tek kelimeyle felaket olacaktýr.
3-KDP ve YNK "Ýlkel Kürt Milliyetçiliði" midir?
Bir önceki bölümü aslýnda bu bölüme temel olmasý için yazdýk. Uzun zamandan beri PKK, KDP ve YNK'yi ilkel Kürt milliyetçiliði olarak tanýmlamýþtýr. Belki 1990'lý yýllardan önceki dönemler için bu tanýmlama doðru olabilir. Ama özellikle içerisinden geçtiðimiz dönem için bu tanýmlama giderek gerçekliðini kaybetmiþtir. Bir ideolojik manipülasyon ve propaganda aracý olarak bu tanýmlama kullanýlabilir ama olaylarýn bilimsel ele alýnýþýnda pek bir yeri yoktur.Çünkü gözlerimizin önünde modern Kürt burjuvazisi doðmaktadýr (bu birgün olacaktý Ýþte o gün bugündür!) ve bu burjuvazi, modern burjuva siyasetin araçlarýna el atmýþtýr. Bu burjuvazi ortaya çýktýðý her yerde, PKK gibi ideolojik zaafiyet içerisinde bulunan bütün devrimci parti ve örgütleri yenilgiye uðratmýþtýr.
Önce ilkelliðin ne olduðunu analiz ederek konuya baþlayalým.
Ýlkellik "ilk"ten türeyen bir kavramdýr.Bir þeyin, geliþiminin ilk aþamasýna takýlýp kalmasý ve kendisini aþan genel çerçevenin gerisinde kalmasý anlamýna gelir. Bundan önceki bölümde de belirttiðimiz gibi KDP, feodal-burjuva bir hareket olarak doðdu. Aþiret örgütlenmelerine fazlaca dayanmasý, ulusal biçimin geliþimi üzerinde sýnýrlayýcý ve dizginleyici bir etkide bulunuyordu.
Feodal yapýnýn baskýnlýðý, burjuva sýnýflar üzerinde de sýnýrlayýcý bir etkide bulunuyordu. Ticaret ile uðraþan kesimler , çoðu zaman feodal yapý içerisinden çýktýðý için, feodal yapýnýn uzantýsý ve eklentisi þeklinde varoluyorlardý. Burjuvazinin zayýflýðý kaçýnýlmaz olarak feodal yapýnýn baskýn olmasýna neden oluyordu. Feodal biçimin tarihsel örgütlenmesine ve iliþkilerine baðýmlýydý ve bu iliþki ile biçimleri ortadan kaldýracak bir güce sahip deðildi.Feodalizme eklemlenmiþ olan bu burjuvazi, ilkellik ile karakterizeydi. Çünkü feodal yapýyý aþacak tarihsel güce sahip deðildi.
Ama bu feodal(birincil)-burjuva(ikincil) yapý, kapitalist üretim iliþkilerinin geliþmesiyle ve özellikle emperyalist dünya ile yoðun iliþkilerin geliþmesiyle giderek deðiþikliðe uðramaya baþladý ve yapýsýndaki unsurlarýn baskýnlýk dereceleri deðiþmeye ve yer deðiþtirmeye baþladý. Artýk Güney Kürdistan'da baskýn olan feodal yapý deðil, ticaret ve ona baðlý iliþkilerdir.Bu durum KDP ve YNK'nin yapýsýnda da deðiþikliðe neden olarak, onlarý giderek modern burjuva hareketler biçimine sokmuþtur.
Ýktidarlaþma ile birlikte ticaret, Güney Kürdistan için stratejik bir yapýya kavuþmuþ ve bu stratejik durum, bütün iliþki ve biçimleri þu ya da bu ölçüde kendisine baðlamýþtýr.Bu yeni ekonomik iliþkiler ve bu iliþkilerin neden olmuþ olduðu ihtiyaçlar üzerinden, Güney Kürdistan'daki yönetici elit giderek daha da burjuvalaþmaya ve bu burjuvalaþmanýn temel parametrelerine baðlanmaya baþlamýþlardýr.
Ýktidar aracýlýðýyla dýþ dünya ile ama özellikle de büyük emperyalist ve bölgesel burjuva devletler ile yaygýn ekonomik ve politik iliþkilerin geliþmesi, KDP ve YNK'nin siyaset yapýþ tarzýnda,strateji ve taktik yapýsýnda da önemli deðiþikliklere neden olmuþtur.Bu dýþ iliþkiler sayesinde daha karmaþýk ve esnek taktikler geliþtirme imkanýna ve PKK gibi bir modern parti karþýsýnda daha fazla direnme imkanýna kavuþmuþlardýr.
Modern burjuva iliþkilerin KDP ve YNK'ye dýþ burjuva dünyadan sirayet etmesi zorunludur.Kürdistan'da bu sýnýflara dayanan emperyalist ve bölgesel gericilik, kendi çýkarlarýnýn istikrarý açýsýndan bu deðiþimi onlardan isterler ve onlarýn da bu yönde deðiþmelerinden baþka bir yol mümkün deðildir.Son yirmi-otuz yýldan beri, KDP ve YNK'nin bu yönde geçirmiþ olduklarý evrim, onlarýn burjuva karakterlerini daha da geliþtirmiþ ve ilk dönemdeki ilkelliklerinin dar ufkunu aþmalarýna neden olmuþtur.
Güney Kürdistan'daki sermaye birikiminin boyutlarý, öyle bir noktaya ulaþmýþtýr ki, giderek Güney Kürdistan'ý aþan bir yapýya kavuþmuþtur.Sermaye birikiminin boyutlarýndaki bu düzey, Güney Kürdistan'ýn yeni burjuva sýnýflarýna hedef olarak dört parçada etkin olmak ve kendi pazar alanýný geniþletme eðilimi vermektedir.Bu burjuvazi Güney'deki kendi sermaye temelini, diðer parçalardaki Kürt burjuvazisinin büyümesi ve geliþmesi için de kullanmakta ve diðer parçalardaki burjuva sýnýf ve katmanlarý da kendi ekonomik ve politik kanatlarý altýna almaya çalýþmaktadýr.
Güney Kürdistan'daki yeni burjuvazi, bir yandan uluslararasý emperyalist ve bölgesel güçler ile karmaþýk iliþkiler geliþtirirken, öte yandan da Kürdistan'ýn diðer parçalarýndaki burjuva sýnýf ve tabakalarla dikkatli ve yakýn iliþkiler geliþtirmekte ama en önemlisi de PKK'nin sömürgeci devletlerdeki korkusunu, kendi nüfuz alanýný geliþtirmek için kullanmaktadýr.Özellikle KDP, PKK ile bölge devletleri arasýndaki çeliþkileri, bu devletlerin Kürt nüfusu içerisine sýzmak için kullanmaktadýr.Bütün bu politik strateji ve taktikler, ilkelliði aþan bir yapýya sahip olup, modern burjuvazinin eðilimlerini yansýtmaktadýr.
KDP ve YNK'deki bu deðiþim, onlarýn modern burjuva örgütlere katýlýmlarýnda da görülmektedir.2008-2015 arasý bu iki parti, giderek Sosyalist Enternasyonal üyesi olmuþlar ve dýþ dünya ile çok daha karmaþýk iliþkiler kurmuþlardýr.
|