[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  14-12-2025 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 68 (3) }
| Devrimci Bülten


PKK-KDP ÝLÝÞKÝLERÝ YA DA KDP'YÝ "KAZANMAK" (II)

K.Erdem


4-KDP'nin Bugünkü Politikasýnda PKK Ne Kadar Sorumludur? 


PKK ile Kürt iþbirlikçi burjuva sýnýflar arasýndaki iliþkilerde en önemli sorun þudur: Bu iliþkiler tarihsel olarak farklý bir evrim izleyebilir miydi? Özellikle PKK ile KDP arasýndaki iliþkilerde sorun tam olarak nereden kaynaklanmaktadýr? Bugünkü iliþkilerdeki olumsuzluðun ne kadarý  taraflardan kaynaklanmaktadýr? 


PKK ile KDP arasýndaki sorunun kaynaðýný ortaya çýkardýðýmýz andan itibaren, çözümünün ne olmasý gerktiði de kendiliðinden ortaya çýkacaktýr.Ama sorunun kaynaðý doðru belirlense dahi, uzun yýllardan beri ortaya çýkmýþ olan politik atmosfer ve yaratýlan kültürü aþmanýn zorluðu da ortadadýr. Soruna bilimsel yaklaþým zorunludur.Bilimselliðin dýþýnda KDP ile PKK iliþkilerinin ele alýnmasý yanlýþtýr.


KDP ile YNK'nin PKK tarafýndan, gerek Kürt ulusunun birliði noktasýnda gerekse de Kürdistan ve bölge devrimi noktasýnda yönetilmesi (burada yönetim örgütsel iliþkiler anlamýnda deðil, tarihsel olarak onlarý çekip çevirme anlamýnda yani yönlendirme anlamýnda kullanýlmýþtýr) zorunludur. KDP ile YNK'yi kendi stratejik hedefleri doðrultusunda yönetemeyen PKK'nin tarihsel baþarýsý mümkün deðildir. Bugün PKK'nin en önemli sorunu KDP'yi yönetememesidir yani onu istediði politikaya kanalize edememesidir.Bu da nedensiz deðildir.


Bugünkü iliþkilerdeki olumsuzluk paradoksal bir þekilde PKK tarafýndan hazýrlamýþtýr. Problemin kaynaðý görünenden çok daha farklýdýr ve ancak teorik dünya içerisinde görülebilecek ve bu teorik dünyadan somut dünyaya çekilecek doðru vektörler sayesinde mümkündür. Teorik dünyadaki ilkelerde varolan yanlýþlýklarýn, eksikliklerin ve zaaflarýn ise somut dünyaya izdüþümlerinin yanlýþ olacaðýný söylemeye ise gerek yoktur.


Devrimci hareketin perspektifinden baktýðýmýz zaman, normalinde KDP'nin PKK'nin etki çemberi içerisinde olmasý gerekmektedir.Ama paradoksal bir þekilde KDP, PKK'nin tek etki çemberi dýþýnda deðil, onun karþýsýnda ve neredeyse ona düþman bir pozisyona sahiptir. Sorun þudur: KDP bu düþman pozisyona PKK tarafýndan mý itilmiþtir  yoksa KDP'nin tarihsel doðasýnýn dýþa vurumu mudur? Kandil'deki yoldaþlarýmýza sorarsanýz ikincisidir. Onlara göre KDP tarihsel "iþbirlikçi" doðasýný açýða vurmaktadýr.Biz ise birincisinin olduðunu iddia ediyoruz. KDP bu çizgiye PKK tarafýndan itilmiþtir. 


Bu soruna biraz yakýndan bakalým.


Sorunu içiçe geçmiþ ve birbirlerini etkileyen üç düzeyde ele almak gerekir. Bunlar: 1-) Uluslararasý Gelenek , 2-) Bu geleneðin ilkelerini temel alan PKK, 3-) PKK'nin bu ilkeleri belirli bir konjonktürün somutluðuna uygulamasý. Bu akýl yürütmeden çýkan temel sonuç þudur: eðer bir devrimci hareketin uluslararasý gelenekten aldýðý ve uyguladýðý ilkeler yanlýþ ise, belirli bir konjonktürün somut iliþkilerine yaklaþýmý da yanlýþ olacaktýr. Bu ilkelere sýký sýkýya baðlý kalarak, PKK somutuna bunlarý uygulamaya çalýþalým.


O zaman bir soru ile devam edelim: PKK ilk çýkýþýndan itibaren nasýl bir uluslararasý gelenekten beslendi? 


Bir hareketin ideolojik yapýsý , kaçýnýlmaz olarak onu uluslararasý bir geleneðe baðlanmaya götürür. Gelenek, dünya devrim deneyimlerinin bir özetidir. Ýdeolojik bir disiplin yaratmak isteyen bir hareket, bu disiplinin temel ilkelerini tarihte yaþanmýþ olan baþka ülke ve toplum deneyimlerinden çýkarmaya çalýþýr. Bu noktada, tarihte devrimci hareketin en büyük deneyimlerinden birisi olan Ekim Devrimi  ve bu devrimin öncüsü olan Lenin ve Bolþevikler, dünya devrimci hareketi için bir referans kaynaðý olmuþlardýr. Bu referans kaynaklýðý bugün de hala daha devam etmektedir ve ilk çýkýþýnda PKK de bu geleneðin referanslarýndan yoðun olarak beslenmiþ ve hem kendi ideolojik yapýsýna hem de politik strateji ve taktiklerine bu gelenekten aldýðý ilkeleri katmaya çalýþmýþtýr. Burada temel sorun bu ilkelerin ne kadar doðru ve  ne kadarý yanlýþ olduðu idi.


Lenin ve Bolþevik geleneðin hatalarýnýn kýsa bir eleþtirisini "Ekim Devrimi'nin Anatomisi" adlý kitabýmda yaptým ve burada geniþ bir analize gerek yoktur. Sadece bu geleneðin  konumuz ile iliþkisi noktasýnda kýsaca bir þeyler söylemek istiyorum.Çünkü PKK'nin yanlýþ KDP politikasý, PKK'nin Bolþevik gelenekten almýþ olduðu bazý yanlýþ ilkeler içerisinde yatmaktadýr. Onun için kavranmasý oldukça güçtür.Ama bir kere sorunun arka teorik ve tarihsel planý kavrandýðý andan itibaren, atýlacak adýmlarýn ne olmasý gerektiði kendiliðinden ortaya çýkacaktýr. Çünkü genellik ve bu genelliðin doðru kurulmasý ve tanýmlanmasý, kendine uygun özellikleri kendiliðinden "doðuracak"týr. Onun içindir ki az yukarýda, PKK'nin KDP ile iliþkilerine bilimsel bir temelde yaklaþýlmasý gerektiðini belirttim.


PKK'nin ilk çýkýþýnda, Bolþevik geleneðe baðlý kalarak geliþtirmiþ olduðu program, strateji ve taktik bütünlük, PKK'nin yanlýþ KDP-YNK politikasýnýn temelini oluþturur. Bolþevik geleneðin devrimci ilkelerine bütün devrimci hareket olarak (Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketi olarak) inancýmýz tam olduðu için, bu devralýnan ilkeleri sorgulamýyorduk. Program,strateji ve taktik yapýsýný bu gelenekten alan PKK, Baðýmsýz Birleþik Demokratik Kürdistan hedefi ile ortaya çýktý ve bu hedefi, sömürgeciliðe,feodalizme ve emperyalizme karþý mücadele ile birbirine baðlayan ya da içiçe geçiren bir çizgi oluþturdu.Dýþarýdan bakýldýðýnda oldukça devrimci görünen bu çizginin aslýnda tarihsel karþýlýðý yoktu. Nedeni hedefin yanlýþlýðýndan deðil, bu hedefe gidiþ biçiminin yani yol ve yöntemler ile  emperyalist dünya sisteminin bazý özelliklerini hesaba katmayýþýnda yatýyordu.


Ýki bloklu emperyalist dünyada, Bolþeviklerden alýnan bürokratik devrim modeli, SSCB ve Çin'in varlýðýndan dolayý, bir noktaya kadar baþarý saðlayabiliyordu. Örneðin Vietnam devrimi böyleydi. Ama Sovyet Bloku'nun çözüldüðü ve yeni emperyalist dünya sisteminde bütün dünya ekonomilerinin ve siyasetlerinin karþýlýklý baðýmlýlýk temelinde giderek içiçe geçmeye baþladýðý bir dönemde, Bolþevizmin bürokratik devrim modeli büyük tarihsel açmazlarla karþý karþýya kaldý.


1990'larýn baþý, PKK için ilginç bir momentum oluþturdu. Sovyet Bloku ve bu blokun temsil ettiði bürokratik devlet kapitalisti yapýlar çökerken, PKK tam tersine büyüme ivmesine giriyordu.PKK'nin Kürdistan özelindeki durumu ile onun dýþ genel durumu, ilginç bir þekilde birbirine ters bir þekilde geliþiyordu. Dýþ iliþkilerin yapýsý daralýrken, Kürdistan içindeki durumu daha da geliþiyor , halkýn ve ulusun deðiþik tabakalarý içerisindeki gücü daha da artýyordu. Bu politikanýn en önemli sorunu giderek sürdürülebilirlilik oldu.Sovyet Bloku çökerken,PKK bu politikasýný nereye kadar sürdürebilirdi? PKK 1990'lý yýllarýn baþlarýnda Kürdistan'da "þaha kalkarken" , uluslararasý zemini de hýzla kaymaya baþlýyordu.


1990'lý yýllarýn baþlarýnda, Sovyet Bloku çökerken ama PKK'nin Kürdistan'daki güçleri büyürken, Bolþevizmin "ideolojik gözlükleri"ni kullanan PKK, feci bir hataya daha imza attý ve 1999 felaketine götüren süreci tetikledi: Kürt Ýþbirlikçi burjuvazisinin Güney Kürdistan'daki temsilcileri olan KDP ve YNK ile savaþa tutuþtu. Bu savaþýn asýl nedenlerine sonra tekrar döneceðim ama önce baþka bir meseleyi ele almamýz lazým.


Devrimci geleneðimizde, devrimci hedeflerimizi kesin ve net bir þekilde ortaya koymak ve sonra da bütün çabalarý bu hedeflere baðlamak gibi bir hastalýðýmýz bulunmaktadýr. Bu hastalýðýn kökenleri tarihin derinliklerinde yatar ve aslýnda olgun olmayan bir hareketin ya da düþünsel olarak daha olgunlaþmamýþ bir hareketin tezahürünü oluþturur. Bu anlayýþtan beslenen strateji ve taktik yapý oldukça katý olur ve konjonktürün deðiþimlerine kendisini adapte etmesi zor olur. 1990'lý yýllar PKK için böyleydi. Sovyet Bloku çökerken ve bölgede farklý çeliþkiler önplana çýkarken, bu yeni duruma PKK adapte olamýyordu. Yeni konjonktüre adapte olabilmesi için PKK'nin "keskin" taraflarýnýn törpülenmesi gerekiyordu. Bunun ise tek bir yolu vardý: devrimci çizginin üzerine dikkatlice liberal reformlarý yerleþtirmek ve bu liberal reformlar üzerinden bölgede ve uluslararasý alanda bütün güçler ile taktik  iliþki içinde olmak.


Ama bu "keskin devrimci strateji"nin en önemli tahribatý, Kürt iç siyasetinde oldu ve bu yanlýþ strateji hem Kuzey'de hem de Güney'de Kürt iþbirlikçi burjuvazisini tamamen sömürgecilerin kanatlarý altýna itti. Devrimin anti-sömürgeci, anti-emperyalist ve anti-feodal çizgisi, Batý-Emperyalistlerini, gerici bölgesel devletleri, aþiretleri ve Güney'deki KDP ve YNK gibi hareketleri tek bir cephede biraraya getirme gibi ya da onlarý kendi aralarýnda PKK'ye karþý tek bir koalisyon oluþturma gibi bir politikaya itiyordu. Bu "keskin politika" PKK'nin düþmanlarýný bir tek cephe içerisine yerleþtiriyordu, PKK'nin müttefiklerini ise yokediyordu. Büyük bir düþman cephesi ile karþýlaþan bir hareketin, belirli bir süre sonra büyük bir stratejik darbe yemesi kaçýnýlmazdýr. Halbu ki savaþýn en önemli hedefi, düþmanlarýn tek bir cephe oluþturmasýný engellemek ve bunun için güçlü bir stratejiye ve buna uygun taktiklere sahip olmaktýr.


PKK'nin ilk çýkýþýndaki "keskin" politikanýn Kuzey'deki sonuçlarý, aþiretlerin daha fazla devletin kanatlarý altýna girmesine ve Koruculuk sisteminin geliþmesine neden oldu. Aþiretlerin, gericiliðin ve sömürgeciliðin Kürdistan'daki temel ayaðý olduðu kabul edildi ve onlara karþý mücadele neredeyse sömürgecilere karþý mücadele ile ayný düzeyde ele alýndý. Bir çok aþirete karþý giriþilen silahlý saldýrýlar ve þiddet hareketi, bu aþiretlerin devlete doðru meyil etmelerine neden oldu. Büyük köylü kitlelerini kontrol eden aþiretler, köylülük ile PKK arasýna bir "tampon" gibi girerek, PKK'nin etkisini azaltmaya çalýþtýlar.


Halbu ki Kürdistan devriminin asýl hedefi aþiretler ve Kürt iþbirlikçi sýnýflarý deðildi. Sömürgeciler ile Kürt iþbirlikçi sýnýflarýnýn özenli ve itinalý bir þekilde birbirinden ayýrdedilmemesi ve her ikisine de neredeyse ayný þiddetin uygulanmasýnýn tarihsel sonuçlarý, ulusal hareketin tarihsel temellerinin zayýf kalmasýna neden olmasýdýr. Burada devletin bir söyleminin tersine çevrilerek uygulanmasý en doðru politikaydý. Devlet nasýl halk ile "terörist" birbirinden ayrýlmalý ve halk içerisindeki "terörisler" temizlenmeli politikasý uygulamak istiyorduysa ayný þekilde PKK de, sömürgeciler ile Kürt iþbirlikçilerini birbirinden ayýran ve Kürt iþbirlikçileri içerisindeki sömürgecileri hedef alan bir politika uygulamalýydý ve özellikle aþiretler ile Kürt iþbirlikçi sýnýflara karþý mücadeleyi, ideolojik ve politik araçlarla yapmalýydý. Burada þiddet zorunlu olmadýkça kullanýlmamalýydý ve sadece savunma amaçlý devreye girmeliydi. Sömürgecilere karþý þiddet ama iþbirlikçi sýnýflara karþý, ideolojik ve politik mücadele temel alýnmalýydý. Bu politika aþiretlerin ve Kürt iþbirlikçi sýnýflarýn hareketsiz tutulmasýna neden olacaktý ve de en azýndan devlet için saðlam bir destek noktasý  teþkil etmeyeceklerdi.Devlet ile bu kesimler arasýnda iliþkilerin zayýf ve gevþek olmasý dahi, PKK için bir kazanç olacaktý ve de üstelik büyük köylü yýðýnlarýnýn etkilenmesi de kolay olacaktý. Devrimin anti-feodal tarafýnýn yanlýþ ele alýnmasý, sömürgecilere doðru itilmemesi gereken toplumsal kesimleri sömürgecilere doðru itmiþtir.


Kuzey'deki bu durum Güney'de ama özellikle de  KDP ve YNK tarafýndan dikkatlice izleniyordu. Devrimin aþiretleri hedef alan anti-feodal tarafýnýn geliþmesi, aþiret örgütlenmesi üzerine oturan ve gücünü buradan alan KDP ve YNK için bir korku kaynaðýydý. PKK'nin Kuzey'deki bu keskin politikasý geliþtikçe ve güç kazandýkça, bu politikanýn Güney Kürdistan'a taþýnmasý kaçýnýlmazdý ve bu Güney güçleri için tam bir kabustu. 1980'li yýllarda KDP ve YNK'nin PKK'ye yanaþmasýnýn nedenlerinden bir tanesi de PKK'yi ideolojik ve politik olarak etki altýna alarak,onun katý aþiret karþýtý politikasýný yolundan saptýrmaktý. Ancak PKK bu tür yaklaþýmlara sert bir karþýlýk verdi. PKK için aþiret karþýtý  politika devrimci bir görevdi ve "Bolþevik Credo" bunu emrediyordu. KDP ve YNK'nin korkularý 1990'lý yýllarýn baþlarýnda gerçek oldu.


Þimdi yukarýda geçici olarak nokta koyduðumuz konuya  tekrar dönebiliriz yani Güney savaþýnýn gerçek nedenlerine. Burada yapacaðýmýz analiz bir teorik akýl yürütmedir yani elimizde bu akýl yürütmeyi destekleyecek elemanlar mevcut deðildir. Ancak az ileride, Cemal Yoldaþ'ýn (Murat Karayýlan) kitabýndan yapacaðýmýz bazý alýntýlar ve bu alýntýlarýn dikkatli analizi, bu teorik akýl yürütmemizi destekleyecek bazý kanýtlar sunabilir.


Kanýmýzca Güney Savaþý'nýn görünen nedenleri ile gerçek nedenlerini birbirinden ayýrdetmek gerekir. Görünen neden, Kürt Federe Devleti'nin Çekiç Güç'ün korumasý altýnda kurulmasý ve Türkiye'nin bu devlete onay vermesi için de KDP-YNK'nin bu devletin sýnýrlarý içerisinde bulunan PKK güçlerini buradan çýkarmasýydý.PKK'nin Kürt Federe Devleti'nin sýnýrlarý dýþarýsýna çýkarýlmasý ile bu devletin Türkiye tarafýndan tanýnmasý eþ tutulmuþtu. Türkiye'nin onay vermediði bir Kürt Federe Devleti yaþamayacaktý ve Türkiye ile sorun istemeyen Batý'lý devletler de KDP ile YNK'ye Türkiye ile anlaþmalarýný öðütlemiþlerdi.


Kürt Federe Meclisi açýldýðý zaman aldýðý ilk kararlardan bir tanesi, PKK'nin bu devletin sýnýrlarýnýn dýþýna çekilmesi gerektiði ültimatomu oldu. Bütün sorun PKK'nin bu Meclis kararýna ve ültimatoma karþý nasýl tavýr alacaðýydý.PKK bu kararý tanýmadýðýný ve bulunduðu yerleri terketmeyeceði kaþýlýðýný verdi, ki bunun anlamý savaþtý.


Burada hiç kuþkusuz temel sorun, PKK'nin KDP ve YNK bloku ile savaþa sürüklenirken ve kendisine sunulan savaþý kabul ederken gerçek motivasyonlarýnýn neler olduðu sorunudur. Hiç kuþkusuz bunu bilenlerin baþýnda Kürt Halk Önderi Sayýn Abdullah Öcalan yani Baþkan bulunmaktadýr. PKK'nin KDP ve YNK ile savaþa sürüklenmesi yanlýþ bir politikaydý ama bu politika PKK'nin ideolojik yapýsý içerisinde baþýndan beri varolan bir durumdu.


Sonda söyleyeceðimiz þeyi baþta söyleyelim: PKK'nin KDP ve YNK bloku ile savaþa sürüklenmesi, PKK açýsýndan bir zorunluluk deðil, bir tercihti. Örneðin sömürgecilere karþý savaþ bir zorunluluktur ve bundan kaçýþ yoktur ancak KDP ve YNK ile savaþ bir zorunluluk deðil bir tercihti. Peki PKK açýsýndan  bu tercihe neden olan faktörler nelerdi? Bu faktörler öznel ve nesnel olmak üzere iki temel özellikten beslenmiþ ve birbirlerini koþullandýrmýþtýr.


PKK'nin KDP ve YNK bloku ile savaþýnýn öznel faktörü, onun Bolþevik gelenekten almýþ olduðu devrimin karakteri ve bu karakteri gerçekleþtirecek olan toplumsal güçlerin yanlýþ ele alýnmasýndan kaynaklanýr. Devrimin anti-emperyalist, anti-sömürgeci ve anti-feodal karakteri, bütün "anti"leri oluþturan sýnýflarýn tek bir cephede birleþmesi gibi tuhaf bir duruma yolaçmýþtýr. Burada sorun kesinlikle ama kesinlikle,bu sýnýflarýn karþýya alýnmasý sorunu deðil, bu sýnýflara karþý elde edilecek doðru "politik açýlar" meselesidir. Temel düþmana karþý savaþýlýrken diðerlerinin nasýl hareketsiz tutulacaðý ve aralarýndaki ittifak iliþkilerinin nasýl yokedileceði meselesidir.Ama PKK'nin ilk çýkýþýndaki söylem ile strateji ve taktikler, paradoksal bir þekilde bütün düþmanlarýn bir tek cephede toplanmasýna neden olmuþtur.Baþkan bu durumu 1999'dan sonra görmüþ ve geliþtirmiþ olduðu yeni hareket tarzýnda bu noktaya çok dikkat etmiþ ve  bu temelde yeni taktikler geliþtirmiþtir.


KDP ve YNK ile savaþýn nesnel faktörleri ise, 1990'lý yýllarýn baþlarýnda Ortadoðu'da ortaya çýkan siyasi geliþmeler içerisinde yatmaktadýr. PKK 1980'lerin sonlarý ve 1990'lý yýllarýn baþlarýndaki geliþmeleri yanlýþ analiz ederek, bu geliþmelerden yanlýþ sonuçlar  çýkarmýþtýr.Ama bunun nedeni de yine Bolþevik gelenekten alýnan yanlýþ ideolojik koþullanmadýr.


KDP ve YNK'nin Halepçe katliamýndan sonra zayýflamaya baþlamalarý, Irak'ta Saddam'ýn Kuveyt iþgali sonrasý Uluslararasý Koalisyon güçleri ile savaþa tutuþmasýndan sonra Güney Kürdistan'dan güçlerini kýsmi olarak çekmesi ve bir boþluðun ortaya çýkmasý ve PKK'nin 1980'li yýllarýn sonlarý ile 1990'lý yýllarýn baþlarýnda muazzam derecede büyüyen siyasi ve askeri yedekleri, artýk Güney Kürdistan'a yerleþme zamanýnýn geldiði sonucuna yolaçmýþtýr. PKK KDP-YNK blokunun Federe devletin kuruluþu ile kendisine verdiði ültimatomu, savaþ için bir bahaneye çevirmiþtir. 


KDP-YNK bloku Federe devlet için buna mecburlardý.Onlar belki de PKK'nin bu durumu doðru okuyacaðýný ve anlayýþla karþýlayacaðýný ve de  PKK'nin manevra yaparak Federe devletin sýnýrlarýný terkedeceðini umuyorlardý. Ama PKK'nin Güney ile ilgili niyetlerinin farkýnda olduklarý için de savaþ hazýrlýklarý da yapýyorlardý.


Federe Devletin oluþumu ile ilgili olarak çoðu zaman yanlýþ olan þu analiz yapýlýr: Güney Kürdistan Federe devleti, PKK'nin tasfiyesi karþýlýðýnda Türkiye ve emperyalistler tarafýndan KDP-YNK blokuna sunuldu. Bu yanlýþtýr ve olaylarýn bu þekilde ele alýnmasý, gerçek nedenleri görmemizin önünde bir engel oluþturabilir.


KDP ile YNK, Güney Kürdistan  Federe Devleti'ni hiçbir zaman PKK'nin tasfiyesi ile eþanlama gelecek bir þekilde ele almamýþlardýr. Ama PKK'nin katý YNK ama özellikle de KDP politikasýný Türkiye çok iyi gördü ve PKK'nin Güney'e yerleþme çabalarýnýn da KDP-YNK bloku ile PKK'yi  savaþa sürükleyeceðini iyi anladý.Türkiye'nin Federe Devleti kabul etmesi, KDP-YNK bloku ile PKK arasýndaki çeliþkileri keskinleþtirme ve birincileri daha çok kendisine baðlama taktiðiydi, ki PKK'nin yanlýþ ideolojik ve politik çizgisinin Türkiye tarafýndan doðru okunmasýnýn sonucuydu.


Güney Savaþý'nýn PKK'nin Güney Kürdistan'a yerleþme ve bu temelde KDP ile YNK'yi tamamen kendisine baðlama ya da tasfiye etme politikasý perspektifinden geliþtiði analizine kanýtlarýmýz, Cemal Yoldaþ'ýn (Murat Karayýlan) kitabýndaki þu bölümlere dayanýr: 


"Önderlik bu kongrede Botan-Behdinan savaþ hükümetini ilan etme projesini geliþtirmiþti. Çünkü Körfez krizi alabildiðine týrmanýþ göstermiþti. Saddam , Behdinan tarafýndan güçlerini önemli oranda çekince, buralarda bir denetim zayýflýðý geliþmiþti. Bu alanda güçlerimizin belli bir yoðunlaþmasý geliþmiþ ve halk desteði giderek artmýþtý. Aslýnda Botan-Behdinan savaþ hükümetini ilan etmenin koþullarý geliþmiþti. Hatta "91" yýlý boyunca bu koþullar her geçen gün daha da olgunlaþacaktý. 


Kongrenin aldýðý en önemli kararlardan biri kurtarýlmýþ alanlar oluþturma kararýdýr. Bu açýdan üzerinde en fazla yoðunlaþýlmasý gereken perspektif, kurtarýlmýþ alanlar oluþturmaya yönelmekti. Esas olarak gerillanýn buna gücü de yetmekteydi. Çünkü o zaman Kürdistan'ýn dört parçasýnda en etkili geliþen gerilla hareketi PKK'dir. 


Güney Kürdistan'daki Peþmerge hareketi 1988 Halepçe katliamýyla beraber önemli oranda Güney Kürdistan'ý terketmiþtir. Bir kýsmý Kuzey Kürdistan'a, bir kýsmý da Ýran tarafýna çekilmiþtir.

(...)

(Körfez) Savaþ durunca Saddam güçlerinin yeniden Güney Kürdistan'ýn iç hatlarýna doðru yönelmesi üzerine Güney halký yeni bir göç dalgasýyla karþý karþýya kaldý.

(...)

Uluslararasý güçlerin BM öncülüðünde kurduklarý Çekiç Güç ile 36. paralelin kuzeyinde güvenli bölgenin oluþturulmasý sonucu Saddam güçleri çekilmek zorunda býrakýldý.


 Bu açýdan "Güney Savaþý" önemli bir dönüm noktasýdýr. Bu dönemde PKK'nin yapmasý gereken hamleyi Türk devleti yapmýþtýr. Türk devleti bu dönemde dersine iyi çalýþmýþtý. Bir taraftan uluslararasý güçlere PKK'den gelebilecek tehlikeleri anlatarak, NATO'yu arkasýna almayý baþarmýþ, diðer taraftan bu güçlerin desteðiyle Güneyli güçlere yakýn iliþkiler geliþtirmiþti.

(...)

Önderlik geliþecek süreci önceden görmüþtü. Feryat edercesine talimatlar vermekteydi. Taktik önderliðin rolünü oynamayacaðýný gördükçe, bu sefer PKK'ye karþý savaþý baþlatanlar maðlup edilebilirse, o zaman yeni bir hamle baþlatýrýz, eksenini ön plana çýkarmýþtý. PKK savaþ öncesi yeni bir hamleyi baþlatacak öncelikli adýmý atmamýþtý. Bu durum Türk devletine yeni bir adým atma fýrsatýný doðurmuþtu. Bu sefer PKK'ye düþen , Türk devletiyle beraber ayný cephede buluþan KDP ve YNK'nin attýðý adýmý boþa çýkarmaktý. Bu biçimde çok keskin bir direnme kararý ile Güney savaþý karþýlandý.


Ýlk baþlarda KDP ve YNK'nin PKK'ye karþý çok kapsamlý bir yönelim gerçekleþtirebileceklerine fazla ihtimal verilmiyordu.

(...)

 PKK'nin oluþum ve mücadele perspektifi Kürt halkýnýn özgürlüðüne dayandýðý için, sürekli Kürtler arasý çatýþmadan kaçýnmayý ilkesel bir yaklaþým olarak görmüþtür. Ancak PKK hangi düzeyde olursa olsun asla dayatmayý kabul etmeyen bir yaklaþýmý da ilkesel düzeyde ele almýþtýr. Bunun karþýsýnda Güneyli güçler iradi bir duruþ ve baðýmsýz bir örgütlenmeye dayanmadýðý için baþtan günümüze kadar sürekli yönlendirmeye açýk bir çizgi izlemiþlerdir.


1992 yýlýnda uluslararasý konseptin gereði olarak KDP ve YNK Türk devleti ile anlaþarak PKK'ye karþý savaþ ilan etti.

(...)

Xakurke yönetimi ýsrarla, "Üzerimize gelirlerse direniriz ve onlarý yenme gücüne sahibiz , bu temelde Güney'de iktidarlaþýrýz" yaklaþýmý sergiliyordu. Diðer alanlarda direniþ bu temelde örgütlendirildi.

(...)

KDP ve YNK'nin yenilgiyle yüzyüze geldiðini gören Türk devleti, hazýrda belirttiði güçleriyle , ani ve kapsamlý güçlerle Kuzey'den saldýrýp geniþ bir hat üzerinden bir cephe açarak savaþýn gidiþatýna müdahale etti." 

(Murat Karayýlan, Bir Savaþýn Anatomisi, Kürdistan'da Askeri Çizgi) 


Cemal Yoldaþ'ýn kitabýndan yaptýðýmýz yukarýdaki alýntýdan  çýkan sonuçlarý, maddeler halinde alt alta koymaya çalýþalým:

1- Güney Savaþý'ndan ÖNCE  zaten PKK Kongre'de, Botan ve Behdinan'da Savaþ Hükümeti kurma kararýný almýþ durumdadýr.Behdinan'ýn Savaþ Hükümeti projesi içinde yeralmasýnýn, KDP ve YNK ile savaþ anlamýna geldiðini kim anlamaz! KDP ile YNK , PKK Kongre kararlarýnýn kendileri için bir tehdit olduðunu bal gibi biliyorlardý. Kuzey'de PKK'nin kitle tabanýnýn geliþmesinin ve PKK'nin Kuzey pratiðinin bir gün Güney'e sýçrayacaðýný da çok iyi biliyorlardý. PKK'nin Botan-Behdinan Savaþ Hükümeti kararý, KDP-YNK bloku ile savaþýn habercisidir.


2-Cemal Yoldaþ , "Xakurke yönetiminin direniþ kararýnýn genel bir direniþe" dönüþtürüldüðünü ve Güney Savaþý'nýn böyle karþýlandýðýný belirtiyor. Buradaki diplomatik dile hem saygý duyuyorum hem de anlayýþla karþýlýyorum. Ancak Merkezi Yönetim, Xakurke Yönetimi'ni izlememiþtir tam tersine Xakurke Yönetimi Merkezi Yönetim'in direktiflerini yerine getirmiþtir. Çünkü Merkez'de savaþ yönünde güçlü bir irade olmaksýzýn yerel yönetimin bu kadar önemli bir konuda insiyatif geliþtirmesi zordan öte neredeyse imkansýz bir durumdur. Kýsacasý "kazanýrsak eðer Güney'de iktidarlaþýrýz" anlayýþý, PKK'yi Güney Savaþý doðrultusunda motive etmiþtir.


3-PKK'nin Güney Savaþý'ný motive eden bir diðer faktör ise PKK'nin olaðanüstü derecede büyüyen yedekleridir.Bu dönemde binlerce gerilla savaþ alanýndayken, binlerce kadro da eðitim alanýnda bulunmaktaydý ve PKK siyasi alandan (Bütün dört parça Kürdistan'dan Türkiye ve Avrupa'ya kadar uzanan coðrafyada) askeri alana binlerce kadro aktarma gücüne ulaþmýþtý. Bu durum PKK'nin yedeklerini büyütmüþ ve büyüyen bu yedekler siyasi ve askeri hedeflerin büyümesine neden olmuþtur. Baþkan giderek büyüyen bu güçlere yeni politik ve askeri hedefler aramaya baþlamýþ ve bu yeni hedefleri de Kongre kararlarýnda belirlenen hedeflere göre yapmýþtýr yani Botan-Behdinan Savaþ Hükümeti doðrultusunda.PKK'nin büyüyen yedeklerinin Güney Savaþý üzerinde önemli bir motivasyon unsuru olduðu su götürmez bir gerçektir.


Bütün bunlardan çýkan sonuç, Güney Savaþý'nýn PKK açýsýndan bir zorunluluk deðil, bir tercih olduðudur. Bu tercih , PKK ile KDP-YNK bloku arasýndaki tarihsel yarýlmayý daha da arttýrmýþ ve bu sonuncularda, PKK'nin ilk fýrsatta kendilerini yokeceði tarihsel korkusuna yolaçmýþtýr. KDP ile YNK, Güney Savaþý ile PKK'nin gerçek niyetlerini öðrenmiþler ve PKK'nin kendilerine karþý düþmanca yaklaþýmlarýndan tamamen emin olmuþlardýr.Bu andan itibaren de daha fazla dýþ destek aramaya  ve PKK karþýsýnda daha dikkatli hareket etmeye baþlamýþlardýr. 


PKK'nin 1984- 1999 arasý pratiði ile 1999- 2012 arasý pratiðini karþýlaþtýrmak oldukça ilginç, ilginç olduðu kadar da öðretici olacaktýr. 1999'dan sonra PKK, Kuzey'de aþiretlere karþý Güney'de de KDP ile YNK'ye karþý yaklaþýmýný deðiþtirmiþ ve bunun sonucunda  önemli tarihsel kazanýmlar elde etmiþtir. 


1999 sonrasýnda PKK, Kuzey'de aþiretlere karþý þiddet yöntemlerini neredeyse terketmiþ ve bunun yerine daha çok yumuþak araçlarý yani ideolojik ve politik mücadeleyi öne çýkarmýþ, DTP,BDP ve HDP gibi yasal araçlarý kullanarak aþiretlerin PKK karþýtý politikasýný törpülemiþ ve bunun sonucunda birçok aþiret tabaný, Kuzey'de HDP çizgisinde geliþen hareketin kitle tabanýný oluþturmaya baþlamýþtýr.PKK'nin aþiretlere karþý izlediði yumuþama politikasýna, aþiretler ayný yumuþama ile karþýlýk vererek HDP çizgisine daha çok yaklaþmýþlardýr. Bu da bu çizginin devam etmesi halinde, aþiretlerin zamanla devletle aralarýna daha çok mesafe koyacaðý anlamýna gelmektedir. Elbette burada bir eðilimden bahsediyoruz ve bütün aþiretlerin böyle davrandýðýný iddia etmiyoruz. Ama PKK'nin siyasi taktiklerindeki bu deðiþimin aþiretlerde bir deðiþime neden olduðu da bir gerçektir.


Burada bir baþka noktaya da parmak basmak gerekmektedir.O da , Kuzey'de Koruculuk sistemi ile devlete baðlanan aþiretlerin ezici kesiminin, KDP ve YNK'ye olan sempatileridir.Güney'de KDP'nin daha fazla karþýya alýnmasý ve düþmanlýðýn artmasý, Kuzey'deki bu aþiretleri daha fazla devlete doðru iten bir yaklaþýma da neden olmaktadýr.


Ayný durum Güney'de KDP ile YNK arasýndaki iliþkilerde de görülmektedir. 1999 sonrasýnda PKK'nin eski keskin söylemini yumuþatmasý ve yeni paradigma temelinde daha esnek ve çok taraflý bir taktik yaklaþýma geçmesiyle  ve yine Güney'de KDP ile YNK'nin hegemonyasýný kabul etmesiyle ve de diplomasiyi daha çok öne çýkaran bir politik yaklaþým geliþtirmesiyle birlikte, KDP ile YNK de ayný yumuþama ile PKK'ye karþýlýk vermiþlerdir.Bunun sonucunda taraflar arasýndaki 1990'lý yýllardaki gerilim düþmüþ ve daha olumlu bir politik atmosfer ortaya çýkmýþtýr. Özellikle KDP ile olan gerilim Rojava devriminden sonra yine ortaya çýkmýþ ve iliþkiler 1990'lý yýllara dönmeye baþlamýþtýr.


Bu gerilimin en önemli nedeni, "Yeni PKK"nin "Eski PKK"nin retoriðine dönmüþ olmasýdýr.Rojava devrimi ve bu devrimin PKK tarafýndan yanlýþ ele alýnmasý, özellikle KDP'nin PKK korkularýný tekrar arttýrmýþ ve KDP'nin PKK tarafýndan kuþatýldýðý algýsýna yolaçmýþtýr.PKK Yönetimi'nin bazý yanlýþ açýklamalarý ve söylemleri, sadece ateþe benzin  dökmek anlamýna gelmiþtir. PKK'nin Rojava devriminden sonra KDP'yi yönetememesi ve bu yönde uygun taktik adýmlar geliþtirememesi, KDP'yi daha fazla dýþ güçlere ama özellikle de AKP'ye doðru itmiþtir.KDP'nin AKP'ye itilmesi PKK'nin hatalarýnýn sonucudur. PKK'nin Ortadoðu'daki stratejik derinliði, PKK'nin hatalarýndan dolayý KDP'de  korkuya neden olmakta ve giderek bir çatýþmaya doðru evrilmektedir. Burada bütün sorun PKK'nin KDP'yi doðru analiz edememesidir.


PKK'nin KDP'yi yanlýþ analiz etmesinin nedeni ise yanlýþ kapitalizm ve sosyalizm teorisidir.Zaten bu iki nokta, Baþkan'ýn paradigma deðiþiminin ideolojik olarak eksik kaldýðý iki noktadýr. Baþkan özünde Bolþeviklerin  kapitalizm ve sosyalizm teorilerini devralmýþ ve bunlarý derinlikli olarak sorgulamamýþtýr. Baþkan "sosyalist ya da komünist ekonomiyi" kapitalizmin tarihsel düzeyine bakmadan, geliþmiþlik derecesi düþük olan burjuva toplumlara  da uygulanabilecek bir olgu olarak ele almaktadýr. 


Bu "acelecilik" bütün burjuva toplum unsurlarýna karþý mücadeleyi hemen öne alma ve özellikle de KDP gibi uluslararasý  kapitalist devletler ile güçlü baðlarý olan partilerin Kürdistan'dan hemen yenilmesi gerektiði anlayýþýna neden olmaktadýr.Bu bakýþ açýsý KDP ile iliþkilerin gerginleþmesinin temel nedenlerinden birisidir.Bu yanlýþ bakýþ açýsý deðiþmeden , PKK'nin KDP ve YNK politikasý deðiþmeyecek ve taraflar arasýndaki bu tarihsel yarýlma olduðu gibi kalacak ve de dýþ güçlerin Kürdistan üzerindeki çekiþmesinin temelini oluþturacaktýr.


PKK'nin yanlýþ kapitalizm ve sosyalizm teorisi, tarihte bütün büyük devrimci liderlerin yapmýþ olduðu temel bir hatanýn Kürdistan'da da yaþanmasýna neden olmuþtur: Konjonktürel güçler ile tarihsel görevleri çözme. 


Ekim Devrimi'nden hemen sonra, Rusya'nýn geriliðine bakmadan sosyalist ekonomiye geçme hastalýðý, Ekim Devrimi'nin daha Lenin döneminde yozlaþmasýna ve bürokratikleþmesine neden olmuþtur.Ayný durum farklý biçimler altýnda Stalin ve sonrasýnda da devam etmiþtir. Küba'da, Çin'de ve baþka yerlerde olan da budur.Sosyalist ekonomi hep devlet kapitalizmi ile karýþtýrýlmýþtýr ve bunun sonucunda, sözde "devrimci hareket"in dýþýnda diðer parti ve örgütlerin yasaklanmasýna neden olmuþtur. Kürdistan'da bugün bu bakýþ açýsýnýn neden olmuþ olduðu durum,  KDP ve YNK gibi partilerin, PKK tarafýndan, giderek devrimin önünde temel engel olarak görülmesine yolaçmýþ olmasýdýr.Bu yanlýþtýr (Bu noktaya ileride tekrar geri döneceðim).


Nasýl Ekim Devrimi'nde Lenin ve Bolþevikler, konjonktürel olarak elde etmiþ olduklarý güçleri, tarihsel doðalarýna uygun olmayan bir þekilde, yanlýþ bir tarihsel görev için seferber etmeye çalýþtýlarsa ve çok çabuk bir þekilde bu güçleri tükettilerse, ayný þekilde 1990'lý yýllarýn baþlarýnda PKK elde etmiþ olduðu güçleri, yanlýþ bir þekilde KDP ve YNK'ye karþý kullanarak eritmiþ ve bunun sonucunda adým adým 1999 felaketine sürüklenmiþtir. 1999 felaketi ile 1990'lý yýllarda KDP ve YNK ile olan savaþlar arasýnda bir iliþki sözkonusudur.


Bu bölümün baþýnda sorduðumuz soruyu net bir þekilde yanýtlayabiliriz artýk: KDP ile YNK'nin bugünkü durumundan PKK tamamen sorumludur ve yanlýþ bir politika ile birincileri dýþ güçlerin kucaðýna daha fazla iten PKK olmuþtur. Eðer PKK ilk çýkýþýndan itibaren bu partilerin temsil etmiþ olduðu sýnýflara karþý doðru bir politika izlemiþ olsaydý, PKK ile KDP-YNK bloku arasýndaki tarihsel iliþkiler farklý bir evrim izleyebilirdi.Bu noktanýn anlaþýlmasý hayati önemdedir.Çünkü doðru bir politika ancak geçmiþin doðru bir analizinin sonucunda geliþebilecektir.


5-PKK Açýsýndan KDP'yi Kazanmanýn Zorunluluðu


PKK'nin KDP'yi kazanmasý gerekliliði tek zorunlu deðil ama son dönemdeki geliþmelerden dolayý artýk oldukça acildir de. KDP PKK karþýsýndaki düþman cephesinin aðýrlýk merkezi konumundadýr ve KDP'nin kazanýlmasý temelinde akýllý bir politika ile bu düþman cephesi daðýtýlmadýðý taktirde, PKK 1999 darbesinden daha büyük bir darbe ile karþý karþýya kalacaktýr. 


Ýþte tam da bu noktada PKK için siyasi bir yasa çýkarmanýn vakti gelmiþtir. Bilindiði gibi yasa, bir fenomendeki olaylar zincirini belirleyen ve çekip çeviren temel olgudur.Yasalar atlanarak olaylar doðru bir þekilde birbirine baðlanamaz. Bundan dolayý yasa düzeyine yükseltilen ilke, olaylarý çekip çeviren aðýrlýk merkezi gibidir.


PKK'nin 1984- 1999  ve yine 2012- 2017 arasý dönemi, bize temel bir ders çýkarma olanaðý sunmaktadýr. Buna göre, PKK Kürdistan'da iþbirlikçi burjuva sýnýflarý kazanamadýðý ve onlarý dýþ güçlerin kucaðýna ittiði her durumda ya da konjonktürde stratejik bir darbe ile karþý karþýya kalacaktýr. Çünkü bu iþbirlikçi sýnýflar, bölge devletlerinden (Türkiye,Ýran ve Ýsrail gibi) baþlayarak, büyük emperyalist devletlere ve merkezlere kadar olan mecrada büyük bir düþman cephesi yaratma gücü ve olanaðýna sahiptirler. Emperyalist nüfuz mücadelesinin kýzýþmasý, bu sýnýflarýn dýþ güçleri Kürdistan'a çekmelerini de  kolaylaþtýrmaktadýr. Giderek bu sýnýflar, bütün karþý devrimin aðýrlýk merkezi konumuna gelmektedirler. Dýþ güçler, bu iþbirlikçi sýnýflar ile ittifak yapmaksýzýn, PKK karþýsýnda gerçek bir tehdit oluþturamazlar. Bundan dolayý, bütün dýþ güçler, bu iþbirlikçi sýnýflarý kazanmak ve etkilemek için etkin politikalar geliþtirmektedirler. 


Makalenin baþýnda PKK'nin KDP'yi özellikle Rojava devriminden sonra baský altýna aldýðýný ve onun üzerinde Ulusal Kongre baskýsýný kurduðunu ve KDP'nin de bu baskýya direnerek ve hatta bu baskýya saldýrý ile karþýlýk verebileceðini belirttik. PKK'nin KDP ile olan gerimli politikasýndan  kaybedecek olan,  ittifak sisteminin yanlýþlýðýndan dolayý   PKK olacaktýr. PKK Kürt iþbirlikçi sýnýflarýný cepheden karþýsýna aldýðý her durumda kaybedecektir ve ben bunu politik bir yasa düzeyine yükseltiyorum.


PKK KDP ve YNK gibi partileri ama özellikle de KDP'yi karþýsýna alarak, altýndan tarihsel olarak kalkamayacaðý büyük bir düþman cephesi yaratmaktadýr. PKK'nin ittifaklar sistemi ile KDP,YNK ve yine AKP'nin ittifaklar sistemini karþýlaþtýrdýðýmýz zaman, 1990'lardaki gibi en zayýf ittifak yapýsýna PKK'nin sahip olduðunu görmekteyiz ve bu durum Erdoðan ve AKP'ye korkunç bir plan için cesaret ve güç vermektedir.


Bundan önceki bölümde, Cemal Yoldaþ'ýn kitabýndan aktarým yaptýðýmýz pasajlarýn birinde, Cemal Yoldaþ çok haklý olarak 1990'lý yýllarda Türkiye'nin Kürdistan'da KDP'yi ve uluslararasý alanda da NATO yanlýsý emperyalist güçleri yanýna alarak, PKK karþýsýnda güçlü bir cephe oluþturduðunu (ki bu cephenin oluþumu aslýnda PKK'nin hatalarýndan kaynaklanmýþtýr) belirtmektedir. Bu cephenin oluþumu 1999 stratejik darbesine götürmüþtür. Ýþin ilginç tarafý ayný süreç, farklý bir þekilde içinden geçtiðimiz konjonktürde de yaþanmaktadýr. PKK 1990'lý yýllardaki hatanýn bir benzerini bugün farklý koþullarda yapmakta ve sonucu 1999'dan da kötü olacaktýr.


Bu noktayý biraz açmakta fayda vardýr.


Albert Einstein'ýn ünlü ve ünlü olduðu kadar da güzel bir sözü vardýr: "Yüz defa ayný þeyi yapýp, farklý bir sonuç beklemek ahmaklýktýr" demiþtir. PKK'nin düþmanlarý ama özellikle de Erdoðan ve AKP, PKK'nin yanlýþ ittifak sisteminden büyük bir güç almaktadýrlar ve bu yanlýþlýðý PKK'yi tasfiye hedefiyle korkunç bir planýn aracý olarak kullanmak istemektedirler.


Bir hareketin genel bir saldýrý karþýsýnda vereceði tarihsel refleks, onun ittifak sisteminin dýþýna taþamaz. Bir hareket tarihsel olarak kurmuþ olduðu iliþkiler çerçevesinde bir refleks geliþtirebilir.Bunu çok iyi bilen Erdoðan hem içte hem de dýþta örmüþ olduðu politik iliþkiler ile PKK'ye karþý korkunç bir saldýrý için uygun bir ortam yaratmýþtýr. Öyle bir durum ortaya çýkmýþ durumdadýr ki, PKK'ye karþý yapýlacak kapsamlý saldýrýda hiçbir dýþ ve iç güç çýkar  yapýlarýndan dolayý hareket edemeyecek duruma getirilmiþ yani hareketsiz kalacak duruma getirilmiþtir. Erdoðan Baþkan'ýn idamý üzerinden büyük bir saldýrý için karar aný aramaktadýr.


Erdoðan'ýn idam söyleminin temel hedefi, Baþkan'ýn idamý aracýlýðýyla PKK'yi zamansýz bir kalkýþmanýn içine çekmek ve soykýrýma kadar varacak olan büyük kitle katliamlarýyla genel bir bastýrma gerçekleþtirmektir. Erdoðan için "1 Kasým sonrasý" devreye sokulan politikalar bir testti. Erdoðan'ýn bu testten çýkardýðý muhtemel sonuçlar ise þunlardýr: 

1-PKK'nin Kandil Önderliði ile Baþkan Abdullah Öcalan arasýnda, Baþkan'ýn esir olmasýndan dolayý, taraflar arasýnda "ciddi bir iletiþim" sorunu yaþanmaktadýr. Baþkan'ýn Ýmralý'da, HDP Heyeti ile "dolaylý ve imalý" bir þekilde anlatmak istediði stratejiyi Kandil Önderliði yeterince kavrayamamýþtýr. Bu iletiþim sorunu taraflarýn olaylarý farklý yorumlamasýna neden olmaktadýr.


2-Kandil Önderliði'nin Baþkan'dan farklý bir þekilde yorumladýðý (ya da öyle anladýðý diyelim) ve uyguladýðý politikalar, PKK'nin Stratejik Önceliði'nin yanlýþ kurulmasýna neden olarak, stratejik kuvvetlerin Kürdistan devriminin farklý cepheleri arasýnda yanlýþ daðýlýmýna neden olmuþtur.PKK'nin stratejik kuvvetlerinin zamansýz ve yersiz bölünmesi, AKP'nin PKK'ye karþý devreye soktuðu topyekün savaþ karþýsýnda, PKK'nin güçlerinin Kuzey'de zayýf kalmasýna neden olmuþtur.


3-Kandil Önderliði'nin Baþkan'ýn ýsrarla karþý çýktýðý Demokratik Özerklik politikasýný, Demokratik Cumhuriyet politikasý yerine geçirmesi ile Türkiye ve Kürdistan genelinde bütünlüklü bir muhalefet yaratmadaki baþarýsýzlýðý ve CHP ile KDP'yi AKP'ye itmesi , PKK'nin tecritine neden olmuþtur.


4-Kandil'in KDP ile iliþkileri düzeltmek için hiçbir ciddi giriþimde bulunmamasý ve tam tersine KDP ile gerginliði sürdürmesi AKP'ye, KDP'den Rusya ve Ýran'a kadar büyük bir alanda geniþ bir cephe örme imkanýna neden olmuþtur.


5-Baþkan'ýn savaþ tekrar baþladýðý zaman, PKK'nin Suriye-Ýran ekseninde kalacak tespitine raðmen, Rojava'da Batý'lý Emperyalistlerin IÞÝD ile Rojava'yý esir almalarý ve PKK'nin Duhok Anlaþmasý üzerinden Batý ile gizlice anlaþmasý, PKK'nin Baþkan'ýn istediði manevrayý yapamamasýna ve üstelik stratejik güçlerinin üç cephe arasýnda bölünmesine neden olmuþtur.


6-Erdoðan, Baþkan Abdullah Öcalan olaylara müdahale etmediði zaman, Kandil'in doðru hareket edemeyeceði kanaatine ulaþarak, Baþkan'ý tecritte tutmaya devam etmiþ ama en kötüsü de Baþkan'ýn idamýný PKK'nin tasfiyesine baðlayan bir politika geliþtirmiþtir. Erdoðan Baþkansýz PKK'nin Ortadoðu kaosunda sað-salim çýkamayacaðýna inanmýþtýr ve her ikisinden kurtulmanýn yolunu da büyük bir katliam planý ile içiçe geçirmiþtir. Erdoðan'a göre Baþkansýz bir PKK stratejik bir darbe yedikten sonra toparlanamayacaktýr. O Baþkan'ýn stratejik rolünü PKK içerisinde yerine getirecek bir liderin olmadýðýna inanmaktadýr. Bütün bu sonuçlarý ise 7 Haziran ile günümüze kadar olan dönemde, PKK'nin Kandil Önderliði'nin teorik ve pratik tutumuna bakarak çýkarmaktadýr.


Ýþin ilginç tarafý Erdoðan'ýn tespitlerindeki isabettir.PKK'nin Kandil Önderliði'nin zayýf ve yanlýþ stratejik ile taktik yapýsý,  Erdoðan'ý Baþkan'ý idam etme ve bu temelde PKK'ye büyük bir darbe vurma politikasýna sürüklemektedir. Bu haliyle PKK'nin Kandil Önderliði, Erdoðan karþýsýnda ideolojik ve siyasi olarak savunmasýz durumdadýr. Baþkan'ýn idamý perspektifi, Kandil'in yanlýþ ve zayýf politikasý üzerinden geliþmektedir ya da Erdoðan bu yanlýþ ve zayýf politikadan güç almaktadýr.Çünkü O çok iyi bilmektedir ki, Baþkan'ýn idamý dýþýnda baþka hiçbir provakasyona Kandil gelmeyecektir. Baþkan'ýn idamý ile PKK istese de istemese de harekete geçecektir. Harekete geçmese zayýflýk olarak algýlanacak, geçtiði taktirde de Erdoðan'ýn oyununa gelinmiþ olacaktýr.Ýttifak sistemi yanlýþ olan PKK her iki durumda da kaybedecektir.


Olaylarýn analizi, Erdoðan'ýn Baþkan'ý idam etme ve bu temelde PKK'ye büyük bir darbe vurma politikasýna mecbur olduðunu göstermektedir.Çünkü Erdoðan iyi bilmektedir ki, Baþkan hayatta kaldýðý zaman onu yenecek tek lider O'dur. Erdoðan Baþkan'ý tasfiye etmese, Baþkan onu tasfiye edecektir. Baþkan'ýn Barýþ Süreci'ni nasýl Erdoðan ve faþizmi tasfiye etme süreci olarak ele aldýðýný "16 Nisan ve Sonrasý" (Bak. Devrimci Bülten Sayý 67) adlý makalede kýsaca ele almýþtým.


Erdoðan'ýn Baþkan'ýn idamý üzerinden PKK'ye stratejik darbe vurma politikasýnýn boþa çýkartýlmasý ancak KDP'nin AKP'nin yedeði olmaktan çýkartýlmasý ile mümkündür. PKK'nin KDP ile yapacaðý "Büyük Barýþ" ve KDP'yi kazanmak için atacaðý adýmlar ve KDP'nin bu adýmlara vereceði olumlu tepkiler, Erdoðan'ý kararsýzlýða sürükleyecektir.Çünkü AKP, KDP olmadan Kürdistan'da baþarýlý olamayacaðýný bilmektedir. KDP'nin PKK'ye yaklaþmasý durumunda, bütün planlarýn ters tepmesi ve içerideki muhalefeti daha da güçlendirmesi mümkün olabilecektir.Bundan dolayý KDP'nin kazanýlmasý politikasý acildir ve KDP karþý-devrim cephesinin daðýtýlmasý noktasýnda stratejik bir yerde bulunmaktadýr.


Sorun tek  Erdoðan'ýn yenilmesi sorunu deðildir. Erdoðan er ya da geç kaybedecektir. Sorun O ve Partisinin yapacaðý tarihsel tahribattýr. Birinci Dünya Savaþý sýrasýndaki Ýttihat ve Terakki Partisi (ÝTP) de dört yýlda yýkýldý ama bu zaman zarfýnda Ermeni Soykýrýmý'na imza attý ve insanlýða en büyük acýlardan birisini yaþattý. Erdoðan ve AKP meselesinde de sorun aynýdýr.Önemli olan, onlarýn büyük bir Kürt Katliamý yapmalarýndan önce ve topluma daha aðýr bedeller ödetmeden önce yýkýlmalarýný saðlamaktýr.


ÝTP'nin Pantürkist-Panislamist kanadýnýn ideolojik yapýsýnda Ermeni Soykýrýmý hedefi her zaman vardý.Bunun için sadece uygun koþullar bekleniyordu, ki savaþ bu uygun koþullarý saðladý. Ayný durum Erdoðan ve Partisi için de geçerlidir. Milli Görüþ'ün devamý olan bu partinin ideolojik yapýsýnda Kürt Soykýrýmý her zaman vardý ve sadece uygun bir zaman aranýyordu, ki içinden geçtiðimiz Dünya Savaþý giderek bu koþullarý yaratmaktadýr.


|
_ _