 "GEZÝ DÝRENÝÞÝ" VE TARÝHSEL ANLAMI ÜZERÝNE*
Komünist Manifesto "Avrupa'da bir hayalet dolaþýyor - Komünizm hayaleti" ünlü cümlesiyle baþlar. Bu cümle o zamanki Avrupa'nýn politik durumunu en kýsa ve kestirme yoldan anlatan bir cümledir. Zaten Manifesto'nun yazýlmasýndan çok kýsa bir süre sonra da, Avrupa'da 1848- 1850 devrimleri patlak verdi.
Bugün ayný durum Türkiye için de geçerlidir. 2013 yýlýndaki Gezi Direniþi'nden sonra, Türkiye'de bir "Gezi Hayeleti" dolaþmaya baþladý ve bu hayalet, baþta Erdoðan ve AKP olmak üzere, faþizmin adeta korkulu rüyasý haline geldi. Türkiye'de egemen sýnýflar Gezi Direniþi'nden sonra, sürekli bir Gezi korkusuyla yaþamaktadýrlar. Aslýnda bunda pek de haksýz deðiller.
2013 yýlýnýn Mayýs ayýnýn son günlerinde, bir avuç çevreci aktivistin Taksim Gezi Parký'ndaki aðaçlarýn kesilmesini önlemek için baþlattýklarý direniþ, nasýl oldu da Erdoðan ve AKP faþizmine karþý, Türkiye'nin en büyük toplumsal direniþine dönüþtü?
Gezi Direniþi'nin en öenmli nedeni, giderek iktidarý tamamen ele geçiren AKP-Cemaat ittifakýnýn toplumun geneli üzerine yaymýþ olduklarý baský ve zorbalýktý. Farklý toplumsal kesimler üzerinde açýk ve gizli olarak geliþen bu süreç, toplumun derinliðinde büyük bir öfke birikimine neden olmuþtu ve Barýþ Süreci'nin ortaya çýkarmýþ olduðu yeni politik iklimde de patlak vermesine neden oldu.
AKP içte ve dýþta bütün muhalefeti bir beklentiye sokarak, zaman kazanma üzerine oturan bir politika izliyordu ve bu kazanýlan zamaný AKP, alttan alta yeni bir faþist rejimin oturtulmasý için kullanýyordu. AKP'nin faþist-muhafazakar çizgi üzerine yerleþtirmiþ olduðu liberal taktikler, muhalefeti bölmenin ve onlarý belirli bir süre hareketsiz tutmanýn araçlarýydýlar. Muhalefet belirli bir süre hareketsiz tutulurken, bir yandan da ayrý ayrý kuþatýlýyor ve daha sonra tasfiye edilmeleri için de uygun koþullar yaratýlýyordu.
AKP'nin devreye soktuðu bütün liberal taktik ya da açýlýmlarýn içeriði boþtu ve hiçbirinden bir þey çýkmadý. Örneðin organize edilen Roman Çalýþtayý, Ýstanbul ve Türkiye'nin bir çok yerinde Romanlarýn yaþadýklarý arsalarýn Romanlarýn ellerinden alýnmasýný maskeledi. Alevi Çalýþtayý, Ergenekon Komplosu döneminde devlet içerisindeki Aleviler tasfiye edilirken Alevilerin hareketsiz kalmasýný saðlamak içindi. AB'ye üyelik sürecine sözde AKP'nin güçlü bir þekilde el atmasýnýn nedeni, AKP'nin Türkiye'yi gerçekten AB'ye üyelik amacýndan kaynaklanmýyordu.Bu politika aracýlýðýyla bir yandan içeride iktidarý tam ele geçirmek için zaman kazanmak istiyordu, öte yandan da farklý emperyalist güç odaklarý arasýnda manevra yaparak kendi nüfuz payýný geliþtirmek istiyordu.
2013 yýlýna gelindiðinde AKP ile Cemaat, iktidarýn iplerini büyük oranda ele geçirmiþlerdi ve devlet içerisinde kendileri dýþýnda varolan kesimleri tasfiye etmeye baþlamýþlardý. PKK'nin Temmuz 2012 Rojava devrimini savunmak ve Türkiye'nin Rojava'ya müdahalesini önlemek için Kuzey Kürdistan'da gerçekleþtirmiþ olduðu kapsamlý saldýrýlar ve Erdoðan'ýn Suriye'de Esad rejimini devirmede baþarýsýzlýðý ve de içeride bir çok seçim döneminin gelmiþ olmasý üstüste düþünce, Erdoðan Kürt Halk Önderi'nin kendisine sunmuþ olduðu Barýþ Süreci'ni taktik olarak kabul etmek zorunda kaldý. Ýþte Barýþ Süreci Türkiye cephesinde yeni iktidar ile bütün muhalif kesimler arasýndaki bütün çeliþkileri su yüzüne çýkardý. PKK ile savaþ sýrasýnda devlete karþý sessiz kalan bütün kesimler, AKP'nin bütün muhafazakar politikalarýna karþý direnmek için bahaneler aramaya baþladýlar. Gezi'de aðaç bahane idi, bütün mesele devlete ve hükümete karþý farklý kesimlerin büyük bir birikmiþ öfkesi vardý ve Erdoðan ile AKP'ye geniþ bir toplumsal alanda büyük bir ders vermek istiyorlardý.
Farklý neden ve çýkarlardan dolayý biraraya gelen bu toplumsal kesimler, üstelik "seçim meþruluðu"nu da bir kenara býrakmýþlardý ve Erdoðan ile AKP'nin seçim ile gelip gelmemesinin onlar için bir anlamý yoktu. Seçim meþruluðunu toplumda bir ideolojik hegemonyaya dönüþtüren ve bu temelde muhalefeti bölen Erdoðan ve partisi için bu yeni bir durumdu. Toplumda oluþan bu eðilimi durdurmak için þiddetten baþka bir yol yoktu ve onlar da öyle yaptý.
Taksim Gezi Parký'nda çakýlan kývýlcým, çok kýsa bir süre içinde bütün ülkeyi tutuþturdu. Türkiye'nin neredeyse bütün illerinde halk, Gezi Parký ile dayanýþma gösterileri ve protestolar düzenlenmeye baþladý. Gezi Direniþi Erdoðan'ýn ve AKP'nin yediði ilk büyük politik darbe oldu.Gezi Direniþi Erdoðan ve AKP'nin siyasi planlarýna indirilen en büyük darbeydi. O güne kadar böyle büyük bir darbe yememiþlerdi.
Gezi Direniþi toplumsal ve tarihsel bir kýrýlmanýn yaþandýðý bir an da oldu.Erdoðan kitlelerin artýk liberaller taktikler ile pasifize edilemeyeceðini ve sistemin yasal sýnýrlarý içerisinde artýk kalmayacaðýný anladý.Erdoðan Gezi korkusu ile hemen yeni bir faþist rejimin inþasýna yönelerek, liberaller ile ittifakýný sonlandýrdý.Böylece Gezi Direniþi, Erdoðan'ýn elindeki bu liberal örtüyü söküp alarak, Erdoðan ve AKP'yi çýplak býraktý. Erdoðan iktidarýný saðlama almak için devletin þiddet araçlarýna sarýldý. Erdoðan Gezi'den beri toplumu "sopa" ile yönetmektedir çünkü açýkça yeni bir faþist rejimin inþasýna yönelerek ideolojik rýza üretimini yoketmiþtir.
Gezi Direniþi sonrasý, hýzlý bir þekilde açýk bir faþist rejime yönelen Erdoðan ve AKP'nin iktidarlarýnýn tarihsel ömrü aslýnda kýsalmýþtýr. Olaylara tarihsel bir ölçekte baktýðýmýz zaman aslýnda Gezi Erdoðan iktidarý üzerinde kýsaltýcý bir etki yapmýþtýr.Çünkü yeni rejimin sadece þiddet araçlarýna sýðýnmasýna neden olmuþtur.Bu Gezi'nin uzun dönemli etkisidir ama bir de kýsa dönemli etkisi olmuþtur.
Gezi Direniþi ile HDP'nin 7 Haziran zaferi arasýnda bir baðlantý vardýr.Gezi Direniþi Türkiye devrimci ve demokratik hareketinin tarihinde legal alandaki en büyük baþarý ve zaferlerden birisi olan 7 Haziran seçim baþarýsýnýn da temellerini atmýþtýr. Gezi Direniþi'nden sonra Halklarýn Demokratik Kongresi'nin baðrýndan Halklarýn Demokratik Partisi çýkmýþ ve bütün demokratik muhalefetin odaðý haline gelerek Türkiye tarihinde sosyalistlerin en büyük seçim zaferini gerçekleþtirmiþtir.
Gezi Direniþi ve bu direniþinin, egemen sýnýflar ile ezilen sýnýflar üzerindeki etkisi ters yönlü olmuþtur. Gezi Direniþi egemen sýnýflar için sürekli bir korku kaynaðý olmakta, ezilen sýnýflar için ise bir umut kaynaðý olmaktadýr. Egemen sýnýflar Gezi gibi direniþler "ya tekrar olursa" korkusu ile yaþamaktadýrlar ve bundan dolayý her adýmda bu ihtimali hesaba katmaktadýrlar. Ezilen sýnýflar ise "Gezi'yi aþan bir direniþi tekrar gerçekleþtirebiliriz" umudu ile yaþamaktadýrlar.
Gezi Direniþi Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketine, gelecek devrimin temel askeri taktiðini de göstermiþtir: Bu taktikte öðretici olanýn da devrimimizin silahlý zora dayanacaðýdýr. Gezi Direniþi'nin silahlý ayaklanmaya dönüþememesinin altýnda yatan en önemli neden Türkiye Devrimci Hareketi içerisindeki "öncüsüzlük"tü. HBDH'nin kuruluþu ile bu öncüsüzlüðün giderilmesi noktasýnda büyük bir adým atýlmýþtýr. HBDH'nin temel görevi, Gezi'nin açmýþ olduðu yolda yürümek ve gelecek Gezi'yi silahlý ayaklanma ile birleþtirmek ve bu temelde faþizmin yýkýlýþýný gerçekleþtirmek olmalýdýr.
*Bu makale HBDH’nin merkezi yayýn organý olan BÝRLEÞÝK DEVRÝM dergisinin 5. sayýsýndan alýnmýþtýr.
|