[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRİMCİLER KOORDİNASYONU (PDK)  18-08-2019 ]
{ komunistdunya.org }
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazılar / Broşürler
   Açıklamalar
   Komünist Hareketten
   İlerici / Devrimci       Basından
   Kitap - Broşür PDF
   Sanat
   Görüşler

 Arşiv - Ara
   Arşiv
   Sitede Ara

 İletişim
   Bağlantılar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazılar }
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
PKK ve ORTADOĞU DEVR...
EKİM DEVRİMİ’NİN AN...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayı 68 (5) }
| Devrimci Bülten

"GEZİ DİRENİŞİ" VE TARİHSEL ANLAMI ÜZERİNE*


Komünist Manifesto "Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor - Komünizm hayaleti" ünlü cümlesiyle başlar. Bu cümle o zamanki Avrupa'nın politik durumunu en kısa ve kestirme yoldan anlatan bir cümledir. Zaten Manifesto'nun yazılmasından çok kısa bir süre sonra da, Avrupa'da 1848- 1850 devrimleri patlak verdi. 


Bugün aynı durum Türkiye için de geçerlidir. 2013 yılındaki Gezi Direnişi'nden sonra, Türkiye'de bir "Gezi Hayeleti" dolaşmaya başladı ve bu hayalet, başta Erdoğan ve AKP olmak üzere, faşizmin adeta korkulu rüyası haline geldi. Türkiye'de egemen sınıflar Gezi Direnişi'nden sonra, sürekli bir Gezi korkusuyla yaşamaktadırlar. Aslında bunda pek de haksız değiller.


2013 yılının Mayıs ayının son günlerinde, bir avuç çevreci aktivistin Taksim Gezi Parkı'ndaki ağaçların kesilmesini önlemek için başlattıkları direniş, nasıl oldu da Erdoğan ve AKP faşizmine karşı, Türkiye'nin en büyük toplumsal direnişine dönüştü? 


Gezi Direnişi'nin en öenmli nedeni, giderek iktidarı tamamen ele geçiren AKP-Cemaat ittifakının toplumun geneli üzerine yaymış oldukları baskı ve zorbalıktı. Farklı toplumsal kesimler üzerinde açık ve gizli olarak  gelişen bu süreç, toplumun derinliğinde büyük bir öfke birikimine neden olmuştu ve Barış Süreci'nin ortaya çıkarmış olduğu yeni politik iklimde de patlak vermesine neden oldu.


AKP içte ve dışta bütün muhalefeti bir beklentiye sokarak, zaman kazanma üzerine oturan bir politika izliyordu ve bu kazanılan zamanı AKP, alttan alta yeni bir faşist rejimin oturtulması için kullanıyordu. AKP'nin faşist-muhafazakar çizgi üzerine yerleştirmiş olduğu liberal taktikler, muhalefeti bölmenin ve onları belirli bir süre hareketsiz tutmanın araçlarıydılar. Muhalefet belirli bir süre hareketsiz tutulurken, bir yandan da ayrı ayrı kuşatılıyor ve daha sonra tasfiye edilmeleri için de uygun koşullar yaratılıyordu.


AKP'nin devreye soktuğu bütün liberal taktik ya da açılımların içeriği boştu ve hiçbirinden bir şey çıkmadı. Örneğin organize edilen Roman Çalıştayı, İstanbul ve Türkiye'nin bir çok yerinde Romanların yaşadıkları arsaların Romanların ellerinden alınmasını maskeledi. Alevi Çalıştayı, Ergenekon Komplosu döneminde devlet içerisindeki Aleviler tasfiye edilirken Alevilerin hareketsiz kalmasını sağlamak içindi. AB'ye üyelik sürecine sözde AKP'nin güçlü bir şekilde el atmasının nedeni, AKP'nin Türkiye'yi gerçekten AB'ye üyelik amacından kaynaklanmıyordu.Bu politika aracılığıyla bir yandan içeride iktidarı tam ele geçirmek için zaman kazanmak istiyordu, öte yandan da farklı emperyalist güç odakları arasında manevra yaparak kendi nüfuz payını geliştirmek istiyordu.


2013 yılına gelindiğinde AKP ile Cemaat, iktidarın iplerini büyük oranda ele geçirmişlerdi ve devlet içerisinde kendileri dışında varolan kesimleri tasfiye etmeye başlamışlardı. PKK'nin Temmuz 2012 Rojava devrimini savunmak  ve Türkiye'nin Rojava'ya müdahalesini önlemek için Kuzey Kürdistan'da gerçekleştirmiş olduğu kapsamlı saldırılar  ve Erdoğan'ın Suriye'de Esad rejimini devirmede başarısızlığı ve de içeride bir çok seçim döneminin gelmiş olması üstüste düşünce, Erdoğan Kürt Halk Önderi'nin kendisine sunmuş olduğu Barış Süreci'ni taktik olarak kabul etmek zorunda kaldı. İşte Barış Süreci Türkiye cephesinde yeni iktidar ile bütün muhalif kesimler arasındaki bütün çelişkileri su yüzüne çıkardı. PKK ile savaş sırasında devlete karşı sessiz kalan bütün kesimler, AKP'nin bütün muhafazakar politikalarına karşı direnmek için bahaneler aramaya başladılar. Gezi'de ağaç bahane idi, bütün mesele devlete ve hükümete karşı farklı kesimlerin büyük bir birikmiş öfkesi vardı ve  Erdoğan ile AKP'ye geniş bir toplumsal alanda büyük bir ders vermek istiyorlardı.


Farklı neden ve çıkarlardan dolayı biraraya gelen bu toplumsal kesimler, üstelik "seçim meşruluğu"nu da bir kenara bırakmışlardı ve Erdoğan ile AKP'nin seçim ile gelip gelmemesinin onlar için bir anlamı yoktu. Seçim meşruluğunu toplumda bir ideolojik hegemonyaya dönüştüren ve bu temelde muhalefeti  bölen  Erdoğan ve partisi  için bu yeni bir durumdu. Toplumda oluşan bu eğilimi durdurmak için şiddetten başka bir yol yoktu ve onlar da öyle yaptı.


Taksim Gezi Parkı'nda çakılan kıvılcım, çok kısa bir süre içinde bütün ülkeyi tutuşturdu. Türkiye'nin neredeyse bütün illerinde halk, Gezi Parkı ile dayanışma gösterileri ve protestolar düzenlenmeye başladı. Gezi Direnişi Erdoğan'ın ve AKP'nin yediği ilk büyük politik darbe oldu.Gezi Direnişi Erdoğan ve AKP'nin siyasi planlarına indirilen en büyük darbeydi. O güne kadar böyle büyük bir darbe yememişlerdi.


 Gezi Direnişi toplumsal ve tarihsel bir kırılmanın yaşandığı bir an da oldu.Erdoğan kitlelerin artık liberaller taktikler ile pasifize edilemeyeceğini ve sistemin yasal sınırları içerisinde artık kalmayacağını anladı.Erdoğan Gezi korkusu ile hemen yeni bir faşist rejimin inşasına yönelerek, liberaller ile ittifakını sonlandırdı.Böylece Gezi Direnişi, Erdoğan'ın elindeki bu liberal örtüyü söküp alarak, Erdoğan ve AKP'yi çıplak bıraktı. Erdoğan iktidarını sağlama almak için devletin şiddet araçlarına sarıldı. Erdoğan Gezi'den beri toplumu "sopa" ile yönetmektedir çünkü açıkça yeni bir faşist rejimin inşasına yönelerek ideolojik rıza üretimini yoketmiştir.


Gezi Direnişi sonrası, hızlı bir şekilde açık bir faşist rejime yönelen Erdoğan ve AKP'nin iktidarlarının tarihsel ömrü aslında kısalmıştır. Olaylara tarihsel bir ölçekte baktığımız zaman aslında Gezi Erdoğan iktidarı üzerinde kısaltıcı bir etki yapmıştır.Çünkü yeni rejimin sadece şiddet araçlarına sığınmasına neden olmuştur.Bu Gezi'nin uzun dönemli etkisidir ama bir de kısa dönemli etkisi olmuştur.


Gezi Direnişi ile HDP'nin 7 Haziran zaferi arasında bir bağlantı vardır.Gezi Direnişi Türkiye devrimci ve demokratik hareketinin tarihinde legal alandaki en büyük başarı ve zaferlerden birisi olan 7 Haziran seçim başarısının da temellerini atmıştır. Gezi Direnişi'nden sonra Halkların Demokratik Kongresi'nin bağrından Halkların Demokratik Partisi çıkmış ve bütün demokratik muhalefetin odağı haline gelerek Türkiye tarihinde sosyalistlerin en büyük seçim zaferini gerçekleştirmiştir.


Gezi Direnişi ve bu direnişinin, egemen sınıflar ile ezilen sınıflar üzerindeki etkisi ters yönlü olmuştur. Gezi Direnişi egemen sınıflar için sürekli bir korku kaynağı olmakta, ezilen sınıflar için ise bir umut kaynağı olmaktadır. Egemen sınıflar Gezi gibi direnişler "ya tekrar olursa" korkusu ile yaşamaktadırlar ve bundan dolayı her adımda bu ihtimali hesaba katmaktadırlar. Ezilen sınıflar ise "Gezi'yi aşan bir direnişi tekrar gerçekleştirebiliriz" umudu ile yaşamaktadırlar.


Gezi Direnişi Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketine, gelecek devrimin temel   askeri taktiğini de göstermiştir: Bu taktikte öğretici olanın da devrimimizin silahlı zora dayanacağıdır. Gezi Direnişi'nin silahlı ayaklanmaya dönüşememesinin altında yatan en önemli neden Türkiye Devrimci Hareketi içerisindeki "öncüsüzlük"tü. HBDH'nin kuruluşu ile bu öncüsüzlüğün giderilmesi noktasında büyük bir adım atılmıştır. HBDH'nin temel görevi, Gezi'nin açmış olduğu yolda yürümek ve gelecek Gezi'yi silahlı ayaklanma ile birleştirmek ve bu temelde faşizmin yıkılışını gerçekleştirmek olmalıdır.


*Bu makale HBDH’nin merkezi yayın organı olan BİRLEŞİK DEVRİM dergisinin 5. sayısından alınmıştır.


|
_ _