[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 69(1) }
| Devrimci Bülten

ÝÇÝNDEKÝLER


1- Tek Adam Partisi ve Korku Ýmparatorluðu

2- “Ýmralý Notlarý” ve Barýþ Süreci (I)

3- Güney Kürdistan’ýn Baðýmsýzlýk Referandumu ve ABD’nin Ýran Politikasý

4-M.Barzani’yi Kim ve Niçin Oyuna Getirdi?



TEK ADAM PARTÝSÝ VE KORKU ÝMPARATORLUÐU


Son dönemde AKP içerisinde yaþanan tasfiyeler, Erdoðan'ýn AKP’yi tamamen “Tek Adam Partisi”ne dönüþtürmek için kollarý sývadýðý anlamýna gelmektedir. Devletin “AKP Devleti” haline gelmesi gibi, AKP’nin de tamamen “Erdoðan Partisi” yani tamamen kiþisel olarak kendisine baðlanmasý süreci yaþanmaktadýr.


AKP’nin kuruluþ döneminde Erdoðan, zorunluluktan dolayý hem fikir olmadýðý bir çok eðilim ve önder kadro ile birlikte yürümek zorunda kaldý: Abdullah Gül, Abdüllatif Þener, Bülent Arýnç gibi. Bununla birlikte oluþturulan muhafazakar-liberal ideolojik ve siyasal çizgiden dolayý da, bir çok liberal hareket saflarýna aktý.


Bu taktiðin amacý, bir yandan alttan alta geliþtirilen ve güçlendirilen faþist Milli Görüþ çizgisini saklamak, öte yandan da liberal alaný etki altýna alarak bütün güç odaklarýný bölmek ve zayýflatmaktý. Ama bu zaman zarfýnda, AKP içerisinde Erdoðan'ýn çizgisini tam olarak benimsemeyen ya da onun niyetini daha tam olarak bilmeyen bir çok unsur da partiye girdi.


Erdoðan'ýn AKP’ye “üç dönem” kuralý ve “gençleþtirme” politikasý uygulamak istemesinin nedeni, “Erdoðancý” olmayan bütün kadro ve üyeleri tasfiye etmek içindi. Kulaða hoþ gelen sözcüklerin kullanýlmasýnýn nedeni asýl niyetin anlaþýlmamasý içindir. Giderek bütün parti aparatý Erdoðan’ýn kiþisel egemenliði altýna girmektedir ve belki bu süreç büyük oranda tamamlanmýþtýr da. Son dönemlerde AKP’li belediye baþkanlarýnýn açýktan istifa ettirilmeleri ve Erdoðan'ýn bu istifalar aracýlýðýyla bir çok kesime mesaj vermesi , onun AKP’yi tamamen kendi kiþisel partisine dönüþtürdüðünün de bir göstergesidir. 


Bütün sorun Erdoðan'ýn böyle bir dönüþüme niçin ihtiyaç duyduðudur.


Bütün devletin tek bir partinin yani AKP’nin elinde yoðunlaþmasý gibi, AKP’nin de Erdoðan’ýn kiþisel partisi haline gelmesi ayný zamanda hem AKP içerisinde hem de ülkede bir “korku imparatorluðu”nun oluþturulmasýyla ele ele gitmektedir. Üstelik bu korku imparatorluðu, iktidar tarafýndan bizzat bilerek oluþturulmakta ve toplumu yönetmenin önemli bir aracý olarak düþünülmektedir.

Kuvvetler ayrýlýðý tamamen ortadan kaldýrýldýðý için ve Yasama ile Yargý Yürütme’nin emrine girdiði için, Erdoðan bir yandan devleti kullanarak Parti içerisinde temizlik yapmakta, öte yandan da Parti’yi kullanarak devlet içerisinde temizlik yapmaktadýr.Örneðin 15 Temmuz Komplosu AKP olmadan baþarýlamazdý. AKP’nin siyasal alanda kurmuþ olduðu kombinezyonlar ya da taktikler sayesinde, 15 Temmuz Komplosu ayný zamanda büyük bir siyasal manipülasyon aracýna ve AKP’nin devlette tam kadrolaþmasýnýn aracýna da dönüþtürülmüþtür.


Erdoðan ve AKP’nin þiddet araçlarýný ve korku imparatorluðunu öne çýkarmasýnýn nedeni, yeni rejimin artýk toplumda ideolojik rýza üretememesidir.Bunun nedenlerinden bir tanesi ya da en önemlisi, Erdoðan’ýn baþýndan beri uygulamýþ olduðu ve 2013 yýlýna kadar süren, muhafazakar-liberal ideolojik ve siyasal çizgiden kopmuþ olmasýdýr.Bu çizginin liberal yaný, “alttaki” muhafazakar çizginin geliþip ve güçlenmesini saðlayan, önemli bir taktik iþleve sahipti. Deneyim göstermiþtir ki, bu muhafazakar-faþist politikanýn güçlenmesi, liberal eðilimin bu muhafazakar-faþist çizginin üzerinde sürekli tutulmasýyla mümkündür.Liberal örtü kalktýðý andan itibaren, muhafazakar-faþist çizgi, belirgin hale gelmekte ve geliþimi durmaktadýr.


Liberal örtüden yoksun kalan muhafazakar-faþist politikanýn en önemli sorunu, toplumun geniþ kesimlerinde rýza ve ikna gücü oluþturamamasý ve böylece ideolojik ve politik araçlar yani “yumuþak güçler” aracýlýðýyla yasal siyaseti bölme ve pasifize etme yetisini kaybetmesidir.Ama bu tek iç politikada böyle deðil dýþ politikada da aynýdýr. Ýç politikada liberal deðerlerden uzaklaþma, dýþ politikanýn da dar bir çerçeveye sýkýþmasýna neden olmaktadýr. Ýçeride muhalefet cephesinin büyümesi ile dýþ politikada tecritin artmasý genellikle el ele giden bir süreç olarak ortaya çýkar ve rejimin bütün korkusu, bu iki dinamiðin birbirini destekleyecek þekilde üst üste düþmesidir. Bundan dolayý rejim, içerideki bütün muhalefeti dýþarýdaki “odaklar” ile iliþkilendiren ve bu söylem ile muhalefeti pasifize etmek isteyen bir politika geliþtirmiþtir. Ama daha yakýndan bakýldýðý zaman bu politikanýn nedeni, muhafazakar-faþist çizgi ile liberal çizginin birbirinden kopmasýndan kaynaklanmaktadýr.

Erdoðan ve AKP’nin liberalizm ile konuþmasý ve yeni bir faþist rejim inþasýna açýktan yönelerek, muhafazakar-faþist çizgiyi belirgin hale getirmesi, toplumda kendi arasýnda bölünmüþ de olsa geniþ bir direniþ cephesinin oluþmasýna neden olmuþtur.Bu direniþ cephesinin kendi içerisinde bir bütünlük oluþturmamasý için, iktidar bir yandan açýktan faþist-milliyetçi bir söyleme yönelmekte ve MHP ile bu noktada tam ittifak yapmaktadýr, öte yandan da psikolojik savaþ ve komplo yöntemleri ve de devletin tamamen “siyasallaþmýþ hukuk”unu kullanarak, baský ve yýldýrma taktiði uygulamaktadýr.Ýktidarýn liberal ideolojik ve siyasal söylem ile kopuþmasý sonrasýnda, þiddet araçlarýný ve korku imparatorluðunu öne çýkarmasý hem rejimin ömrü üzerinde hem de bu rejimin karþýlaþacaðý sorunlar noktasýnda ilginç bir gösterge oluþturmaktadýr.


Rejim liberalizmin yokluðunu iç politikada kaba devlet þiddeti ve terör ile dýþ politikada liberal deðerlerden (örneðin AB’den kopma gibi) kopmayý ise gerici  (Katar ve Suudi Arabistan gibi) devletlere yakýnlaþma ile doldurmuþtur. 16 Nisan Referandumu’ndaki sahtekarlýðýn da gösterdiði gibi, liberal politik ve söylemden kopma, muhafazakar seçmenin dýþýnda farklý seçmenleri etkileme olanaðýnýn da ortadan kalktýðýný göstermektedir.Rejim bu açýðýný ise hile ile kapatma yoluna gitmiþ ve bu temelde seçim sistemi etrafýnda oluþturulan meþruluðu da giderek yoketmiþ durumdadýr. Bundan sonra 16 Nisan gibi hileler olaðan “iþler” haline gelecek ama hem iç hem de dýþ politikada büyük politik düðümler de atýlmýþ olacaktýr.


Erdoðan ve AKP açýsýndan, hem partinin hem devletin hem de toplumun tek bir gerici zihniyetin egemenliði temelinde biçimlenmesi politikasý geri dönülemez bir yapýya sahiptir. Rejimin ayakta kalmasý sürekli olarak bu gücün merkezileþmesine dayanmaktadýr ve bu olanak ortadan kalktýðý andan itibaren, rejim bir kaç gün içerisinde korkunç bir diktatörlükten , dünyanýn en acýnasý politik yapýsýna dönüþecektir.


Rejimin siyasi  zayýf noktalarý ve açmazlarý, devrimci-demokratik hareket için yol gösterici özelliklere sahiptir. Aslýnda rejim çok açýk vermektedir ancak devrimci-demokratik hareketin yanlýþ ideolojik ve politik çizgisi, bu olanaklardan yeterince yararlanamamaya neden olmaktadýr. 


Türkiye devrimci hareketinin iktidar mücadelesinde etkili olamamasýnýn altýnda, yanlýþ devrim tipinde ýsrar yatmaktadýr.Adeta gözü kapalý bir þekilde “Leninist” ya da “Bolþevik” devrim tipinde ýsrar, ortaya çýkan olanaklardan yeterince yararlanamamaya neden olmaktadýr.Türkiye devrimci hareketinin “devrimci-liberal ideolojik ve siyasal çizgi” oluþturamamasý ve bu çizgiye uygun olarak hem iç hem de dýþ politikada gerekli taktik açýlýmý yapamamasý, onun toplumun “derinliði”ne inme ve kazanýlan mevzileri koruma olanaðýný yoketmektedir.

Erdoðan ve AKP’nin liberal alanda, yeni bir faþist rejimin inþasý doðrultusunda çekilmesi, bu liberal alanýn yerinde taktikler ile devrimci hareketin siyasal kanatlarý altýna alýnmasýný zorunlu kýlmaktadýr. Bu noktada yapýlmamasý gereken þey, “devrimci siyaseti”in genel politik bütünlük içerisinde fazla belirgin olmasýnýn önüne geçmektir.Liberal ideolojik ve siyasal örtünün, devrimci çizgi üzerine geçirilmesi ve bu temelde, devrimin düþmanlarýnýn bölünmesi ve yeni ittifak sistemlerinin geliþtirilmesi zorunludur.


Liberal örtünün devrimci çizgi üzerine taktik bir þekilde geçirilmesi, hem iç politikada güçlü bir stratejik mevzilenmeyi getirecek hem de bu iç politik mevzilenme, “dýþ güçler” ile daha esnek taktik yaklaþýmlarýn önünü açacaktýr. Devrimci hareketin mevcut siyasi çizgisi ile ileri süreceði “sosyalist devrim” , “devrimci iktidar” ve “açýktan anti-emperyalizm” yaklaþýmý ve bu temelde bütün dýþ güçler ile taktik anlaþma ve yakýnlaþmalarýn reddi, Türkiye’de devrimin ademe mahkum edilmesiyle eþanlamlýdýr.Devrimci hareketin iç politikada liberalizm ile taktik ittifaký, dýþ politikada AB üyeliði taktiði ile birleþtirildiði ve bu politika Ortadoðu’da Rusya-Ýran-Suriye ekseniyle taktik yakýnlaþmayla koordine edildiði taktirde, devrimci hareket için gerekli olan temel hareket tarzý elde edilecektir. Türkiye devrimci hareketinin en büyük yanlýþý, Erdoðan’ýn 2013 yýlýndan itibaren liberalizm ile kopuþarak kendi muhafazakar-faþist çizgisini belirgin hale getirmesi gibi, liberal örtüyü kullanmadan devrimci çizgisini bütün toplum önünde açýktan uygulamaktan kaynaklanmaktadýr. Türkiye devrimci hareketinin “belirgin” devrimci siyaseti, onun bütün taktik yapýsýný kötürüm etmiþ ve onu kýsýr bir döngüye sürüklemiþtir.


Bu noktada “Leninist” ya da  “Bolþevik” devrim tipinin, “yeni bir devrim tipi” ile deðiþtirilmesi zorunludur. Bu yeni devrim tipini, Barýþ Süreci’nin liberal biçimi içerisinde ve sürecin özgünlüðünden dolayý bilerek bu liberal özelliðe büründürerek uygulamak isteyen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olmuþtur. Gerçi PKK’nin Kandil Önderliði’nin Sayýn Öcalan’ýn “yeni devrim tipi”ni kavrayamamasýndan dolayý, bu yeni devrim tipi, “kuvveden fiile” çýkamamýþtýr ve bu yeni devrim tipinin öngörmüþ olduðu stratejik ve taktik yapý PKK’nin devrimci pratiðine aktarýlamamýþtýr. Ama bu durum, Sayýn Öcalan’ýn önderlik etmiþ olduðu yeni devrim tipinin teorik ve siyasal deðerini kesinlikle yoketmez (Bu nokta ile ilgili olarak daha fazla bilgi için “Ýmralý Notlarý ve Barýþ Süreci”--- Kemal Erdem--- makaleye  bakýlabilir).


Yeni devrim tipi, devrimci hareketin burjuva yasallýk içerisinde liberal bir biçim içerisinde güç olmayý ve devrimci siyasetin de bu gücün ortaya çýkmasýnda tarihsel ve toplumsal kaldýraç olarak kullanýlmasýna dayanýr.Tarihsel tecrübe göstermiþtir ki,  devrimci siyaset liberal araç ve taktikler ile “burjuva yasallýk içerisinde” belirli bir noktaya kadar güçlenmeden ve bu güçlenmeyi seçim sistemi aracýlýðýyla, burjuva güç iliþkilerini zayýflatacak þekilde kullanmadan, siyasal iktidarý ele geçirecek ve koruyacak tarihsel imkanlara sahip olamayacaktýr.


Devrimci hareketin en büyük hatasý, Bolþeviklerin hatalý bir þekilde ileri sürdüðü ve yanlýþ bir emperyalizm analizinin sonucu olan “burjuva parlamenterizmin tarihsel ömrünü doldurduðu” savýný izlemesi ve stratejik ile taktiklerini de bu savdan çýkarmasýdýr. Burjuva parlamenterizmin tarihsel ömrünü doldurduðu anlayýþý, kapitalizmin tarihsel ömrünü doldurduðu anlayýþýna dayandýðý için yanlýþ ve bu anlayýþtan çýkan stratejik ve taktik yapýnýn da tarihsel karþýlýðý þimdilik yoktur. Bu durum devrimci hareketin yaratýcý bir þekilde yeni taktikler geliþtirmesinin önünde en büyük handikaptýr. 


Örneðin CHP’nin faþist diktatörlüðün yedeði olmaktan çýkarýlmasý ancak ve ancak HDP gibi bir partinin burjuva yasallýk içerisinde devrimci hareket tarafýndan “itilmesi” ve büyütülmesiyle mümkündür. Devrimci mücadele ve savaþ yöntemleri, burjuva yasallýk içerisinde güçlenen HDP gibi partilerin geliþmesi için devreye sokulmalý ve “onun ihtiyaçlarýna göre” biçim almalýdýr. Devrimci hareket direk kendi taleplerini güçlendiren bir siyasetten ziyade, liberal alanýn geliþimini önce güçlendirmeli ve sonra bu alanýn olanaklarýný kullanarak, illegal alandaki güçlerini geliþtiren bir yöntem izlemelidir.


AKP ile Fethullah Gülen Cemaati de ayný yöntemi kullanýrlar ama onlar bunu komploculuk þeklinde yaparlar.Bu iki hareket, komplolarý ve bu komplolarý gerçekleþtiren illegal kuvvetlerini, seçim sistemini manipüle etmek için kullanmýþlar ve daha sonra da seçim sistemi ile elde etmiþ olduklarý siyasal gücü de kendi illegal kuvvetlerinin devlet içerisinde geliþip ve güçlenmesi için kullanmýþlardýr. Devrimci hareket ise bunu komplocu yöntemler ile deðil, devrimci yöntemler ile yapmak zorundadýr.


Bu siyasi hareket tarzý bir tür “Pasif Devrim”dir ve ideolojik kökenleri Antonio Gramsci’de zaten bulunmaktadýr.Günümüzde bu hareket tarzýna en yakýn olan lider ve hareket, Abdullah Öcalan ile PKK’dir. Erdoðan’ýn ülkede kurmuþ olduðu korku imparatorluðuna, bu hareket tarzýnýn dýþýnda doðru bir þekilde karþý koyuþ mümkün deðildir. Devrimci hareketin bu siyasi hareket tarzýnýn gereklerini yerine getirmediði ya da getiremediði durumda, burjuvazinin kendi arasýndaki klik çatýþmasýnýn sürecin gidiþatýný belirleyeceði ve devrimci-demokratik hareketin siyasi alternatif olmasýný bilemediði durumda da, bu kilik çatýþmasýnýn yedeðine düþeceði hemen hemen kesindir.



DEVRÝMCÝ BÜLTEN



|
_ _