
"ÝMRALI NOTLARI" VE BARIÞ SÜRECÝ (I) (III) (PKK'nin Kandil Önderliði'nin Hatalarýnýn Eleþtirisi)
K.Erdem
Bu nokta yani burjuva yasallýk içerisinde ve seçim sistemi aracýlýðýyla güç olma sorunu devrimci hareket tarafýndan pek anlaþýlmamaktadýr. Burjuvaziyi bir arada tutan þey seçim sistemidir ve aralarýndaki tarihsel iliþkiler de bu seçim sistemi aracýlýðýyla oluþmaktadýr.Burjuvazi kendi politik sistemini ayakta tutan seçim sisteminden vazgeçemez ve bunu yapan bir burjuva hareket ortaya çýktýðý zaman, sistemin bütün dengeleri altüst olacaktýr. Ayný þekilde bu burjuva yasallýk içerisinde güç olan bir devrimci-demokratik harekete karþý tutum sorunu da burjuvazinin kendi arasýnda bir tarihsel soruna yolaçacaktýr. Bu noktanýn anlaþýlmasý, Sayýn Baþkan'ýn yeni devrim tipini anlamak için kilit önemdedir.
Ýþte ancak Baþkan'ýn bu yeni devrim tipi anlaþýldýðý zaman, onun Ýmralý Heyeti ile yapmýþ olduðu þu gibi deðerlendirmelerin gerçek içeriði anlaþýlabilir: "Son konu kendimle ilgilidir.Basýna yanlýþ þeyler yansýdý. Öcalan baðýmsýzlýktan, federasyondan, özerklikten, bilmem neden vazgeçti dediler. Ben hiçbir þeyden vazgeçmedim (abç). Benim temel görüþüm þudur: Silahlý çatýþmaya son verme sýký sýkýya yasal demokratik mücadeleye sarýlma ile olur. Bu yasa çýktý çýkmadý tartýþmasý da mesele deðil. Bunlarýn hepsi sadece demokratik siyaset aþamasýnýn birer parçasýdýr. Anayasal çoðunluk (330) ile Meclis bir çaðrý yapabilir sanýrým. (Biraz kýzarak) Beni þaþýrtmayýn (yani sözlerimi çarpýtmayýn anlamýnda Baþkan bu "þaþýrtma" sözcüðünü kullanýyor -K.E). Tarihi çatýþma sürecini sona erdirdik dediysem barýþ oldu demiyorum, legal siyasete evrensel baðlýlýktan ve mücadeleden söz ediyorum. Hiçbir þeyden vazgeçmedim(abç). Ben sadece Demokratik Türkiye olmadan bunlarýn hiçbiri olmaz, zamaný deðil, arabayý atýn önüne koymayýn diyorum (bu son cümle Kandil'e uyarýdýr ve ileride deðinecem buna-K.E). Önce demokratik Türkiye olmalý." (A.Öcalan,a.g.e.,s.56-57)
Baþkan bir yandan "legal siyasete evrensel baðlýlýk"tan öte yandan da mücadeleye ve her türlü devrimci talebe baðlýlýktan sözediyor. Bu bir çeliþki gibi gözüküyor. Ýþte bu çeliþki, yeni devrim tipindeki, devrimci ve liberal unsurlarýn birlikteliðini oluþturan çeliþkidir.Baþkan bu tür deðerlendirmelerle bunu anlatmak istiyor. Yeni devrim tipi, devletin aðýrlýk merkezine kapsamlý bir stratejik saldýrý ya da derin harekat yapmak için (ki bu belirli bir güç biriktirme dönemini zorunlu kýlar), "devrimci hareketin liberal maske arkasýna saklanarak ilerlemesi" demektir.
Bir baþka sorun da, çoðu kiþinin Demokratik Türkiye kavramýný burjuvazinin iktidarda olduðu ve devrimci hareketin muhalefette kaldýðý bir durum gibi düþünmesidir. Baþkan'da Demokratik Türkiye, devrimci-demokratik hareketin iktidar olduðu bir durumu temsil eder! Onun için silahlý mücadelenin tasfiyesini, Demokratik Türkiye'ye baðlar ve bu Demokratik Türkiye de devrimci-demokratik hareketin iktidarýnýn ta kendisidir. Bu tür formülasyonla Baþkan Kandil'e dolaylý mesaj verir ve mesajýný hiç kuþkusuz "liberal bir maske" içerisine kodlamýþtýr ama Kandil uyanmaz!
Baþkan'da Demokratik Türkiye'nin bir yandan yasal yollar öte yandan bunu destekleyen illegal ve gizli yollar ile ortaya çýkarýlma süreci, adým adým faþizmin ve burjuvazinin tasfiyesi ve devlete karþý "paralel bir devletin" örgütlenmesi sürecidir ve bu süreç, güç iliþkilerinin yapýsýndan dolayý, liberal maske altýna saklanmaktadýr.
Baþkan Ýmralý Heyeti ile görüþmesinin bir yerinde yeni devrim tipinin bu yasal ayaðý için þöyle konuþur:
"Sekiz maddeyi sorsam bilmezsiniz. Çünkü yoðunlaþmamýþsýnýz. Bu sekiz boyutu halkla buluþturup hayata geçireceksiniz. Halkýn emeðini birleþtirip çözüm üreteceksiniz. Halk arkanýzda . KCK'den ayrýsýnýz. Siz yasalar çerçevesinde yapacaksýnýz. Kültürel , ekonomik , siyasi ve diðer boyutlar. Mesela ekonomik boyut. (...) "Sizin devletiniz yok, aðababanýz yok, sermayeniz yok, halkýn emeðini birleþtirip çözüm üreteceksiniz . Devletle çatýþmayacaksýnýz. " (A.Öcalan, a.g.e.s,153)
Burada Baþkan'ýn belirtmiþ olduðu sekiz maddelik çalýþma , bir tür sivil toplumculuktur ve amaç bu sivil toplumculuk aracýlýðý ile demokratik siyaseti halk arasýnda geliþtirmek ve bunu devrimci siyasetin "atlama" tahtasýna çevirmektir. Ayný taktiði , AKP , muhafazakarlýðý geliþtirmek için yapmaktadýr. Bu sivil toplumculuk yani liberal unsurlar, devrimci-liberal ideolojik hegemonya yaratýmýnda, devrimci çizginin iþini kolaylaþtýrmak ve onun etki alanýný geliþtirmek için düþünülmüþtür. Çizginin bu liberal ayaðý geliþtirilmeksizin, devrimci ayaðý etkisiz kalacaktýr.
Baþkan'da Devrimci-liberal ideolojik ve politik hegemonya oluþturma anlayýþýndaki, liberal yanýn iki iþlevi vardýr : (1) Faþist bloku kendi içinde bölmek ; (2) Liberal taktikler aracýlýðý ile devrimci siyaseti daha geniþ alanlara yaymaktýr. Yani bir tür "aktarým kayýþý" olarak kullanmaktýr. Devrimci siyaset bu tür liberal taktikler ile desteklenmeksizin , etkisiz kalacak ve kuþatýlýp bastýrýlacaktýr.
Kapitalizmin tarihsel baskýnlýðý ve geliþim dinamiðidir ki, liberalizm maskesini zorunlu kýlmaktadýr. Bu durum tek devrimci hareket için geçerli deðildir ama iktidarý ele geçirmek isteyen her ciddi hareket için geçerli olan bir durumdur.
Ayný siyasi mantýðý farklý bir biçimde Erdoðan ve AKP uygulamaktadýr. Erdoðan gerici muhafazakar-faþist çizgisinin üzerine dikkatli bir þekilde yerleþtirdiði liberal maske sayesinde, karþýsýndaki düþman cephesini hem içeride hem de dýþarýda bölebilmiþ ve adým adým bu liberal maskenin altýnda yeni bir faþist rejim inþa edebilmiþtir. Bunu yaparken de sürekli bir þekilde sistemin yasallýðý içerisinde kalmaya ve seçim sistemi aracýlýðýyla meþruluk elde etmeye hep dikkat etmiþtir. Çünkü sistemin yasallýðý içerisinde görünmek ve seçim sistemini kullanarak toplumda meþruluk üretmek, toplumda farklý sosyal sýnýf ve katmanlar ile ittifak iliþkileri kurmak için zorunludur. Bu sayede liberalleri ve onlar aracýlýðýyla da toplumun geniþ kesimlerini etkileyebilmiþtir.
Erdoðan bir yandan sistemin yasallýðý içerisinde kalýrken ve seçim sistemi aracýlýðýyla meþruluk elde ederken, öte yandan gizli ve yasadýþý güçlerle de (özellikle bu noktada Gülen Cemaati ile ittifaký önemlidir) , Ergenekon Komplosu dönemindeki gibi komplolarla bu yasallýk içerisindeki gücünü etkileyecek ve geliþitirecek taktikler üretiyordu. Erdoðan'ýn bu yaptýðýna "pasif darbe" denir. Çünkü bu pasif darbe, komplolarla dokunmuþ bir "darbe mekaniði"nin sonucunda ortaya çýkmýþtýr.
Öcalan'ýn hareket tarzý biçimsel olarak Erdoðan'a benzerken, içerik olarak tamamen farklýdýr ve devrimci bir yapýya sahiptir ve de bundan dolayý "pasif devrim" olarak adlandýrmak en doðrusudur.Pasifliði, burjuva yasallýk içerisinde ve seçim sistemi etrafýnda sürekli meþruluk arayarak, toplumdaki diðer ilerici güçler ile geniþ bir ittifak kurma ve bu temelde devleti ve sistemi zayýflatma arayýþýnda oluþudur. Bu politika sürekli olarak devrimci siyaset ile desteklenir ve devrimci siyaset bu liberal perde arkasýnda ve onun aracýlýðýyla sürekli büyür. Bu büyüme belirli bir andan sonra, ya yumuþak ya da silahlý bir þekilde iktidarýn ele geçirilmesiyle sonuçlanýr.
Sayýn Baþkan'ýn yeni devrim tipi, dört teorinin biraraya gelmesinden oluþur: Marx, Lenin , Gramsci ve Öcalan. Bu devrim tipinde Lenin'in teorisi, devrimci parti ve legal-illegal iliþkisi baðlamýnda önemlidir ama strateji ve taktik çizgi olarak Lenin'in teorisi sorunludur.Bunun dýþýnda Marx, Gramsci ve Öcalan'ýn teorilerinin kesiþme durumu ile ilgili olarak þöyle yazmýþtým: "Artýk elimizde geliþtirebileceðimiz üç teorik biçimin birlikteliðinden oluþan evrensel bir devrim modeli bulunmaktadýr: 1-Marx'ýn Genel Kar Oranlarýnýn Eþitlenmesi teorisi; 2-Antonio Gramsci'nin Pasif Devrim teorisi ve 3-Abdullah Öcalan'ýn Stratejik Denge Konumu teorisi.Bu üç teori tek bir bütün oluþturur ve aslýnda mantýksal düzeyde farkýnda olmadan birbirlerini beslerler. Ýþte Rojava devrimi bu yeni teorik modele göre ortaya çýkmýþtýr.
Kürt Özgürlük Hareketi'nin önderleri hem bilinçli hem de yer yer sezgisel olarak bu devrim modelini geliþtirmiþlerdir, ki bu yeni devrim modeli evrensel özellikler de barýndýrmaktadýr.Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, yeni paradigma temelinde PKK'yi stratejik denge konumuna uygun olarak yeni bir stratejik temele oturturken, dünya çapýnda kar oranlarýnýn yeni bir eþitlenme eðilimine girerken ortaya çýkarmakta/çýkarmýþ olduðu yeni emperyalist güç eþitlenmesine dayanarak, farkýnda olmadan Marx'ýn teorisiyle iliþkilenmiþ; bu yeni konumlanmaya uygun olarak bir "pasif devrim" programý ve bu temelde stratejik ve taktik konumlanma elde ettiði zaman da Antonio Gramsci ile teorik düzlemde iliþkilenmiþtir." (Kemal Erdem, Rojava Devrimi ve Pasif Devrim-I, Devrimci Bülten, sayý 63, www. komunistdunya.org )
Lenin'de pasif devrim teorisinin nüveleri olmasýna karþýn, bu teoriyi asýl geliþtiren cezaevinde Antonio Gramsci olmuþtur. Lenin'in kapitalizmin tarihsel düzeyini hesaba katmadan, burjuva-demokratik devrimden sonra hemen kesintisiz olarak sosyalist devrime yönelme ve bu temelde sosyalizme geçme anlayýþý, iþçi sýnýfý dýþýndaki diðer ezilen sýnýflarýn baský altýna alýnmasý anlayýþýna ve özellikle küçük ile liberal burjuvaziyle tarihsel iliþkilerin tamamen bozulmasýna neden olmuþtu. Leninist yanlýþ devrim teorisinden dolayý bu sýnýflar, hep iþçi sýnýfýnýn dýþýnda baðlaþýk aramak zorunda kalmýþlardýr. Devlet kapitalizminin sosyalizm ile karýþtýrýlmasý, bu bozulmanýn temel nedenleri arasýndadýr.
Gramsci Hapishane Defterleri'nde dolaylý olarak, Leninist devrim teorisine eleþtiriler getirmiþ ve Ýtalya'nýn birliði için mücadele dönemi olan 1815- 1870 arasý dönemin (Ýtalyanlar bu döneme kýsaca Risorgimento dönemi derler) sýnýflar arasý iliþkilerini, yeni bir devrim teorisinin temeli yapmýþtýr.
Pasif Devrim teorisinde Gramsci'nin dikkat çektiði en önemli nokta, hem devrimden önce hem de devrimden sonra, proletaryanýn küçük-burjuvaziyle ve liberal burnuvazinin bazý kesimleriyle baðlaþýklýk kurmasý gerektiðidir. Bunu da toplumun daha burjuva tarihsel çerçeveyi aþamamýþ olmasýna ve de en önemlisi devrimden sonra da uzun yýllar aþamayacak olmasýna baðlar. Bu durum küçük-burjuvazi ve liberal burjuvaziyle bir tür baðlaþýklýk durumunu dayatmaktadýr ama bu baðlaþýklýkta proletarya hegemonya kurmalýdýr. Proletaryanýn küçük-burjuvazi ve liberal burjuvaziyle bu ittifaký, devrimci hareket ile reformist sosyal demokrasinin bir ittifakýdýr ve de bu ittifak, burjuva demokrasisinin devrimci hareketin önderliðinde yeni bir biçimde örgütlenmesi anlamýna gelir. Ýþte Sayýn Baþkan bu yeni formülasyona Demokratik Modernite der, ki özü itibariyle burjuva demokrasisinin, büyük burjuvazinin elinden alýnarak devrimci hareket tarafýndan tarihsel olarak yeniden örgütlenmesidir.
Öcalan Gramsci'nin teorisinin bu özünü alarak, ona yeni bir biçim verir ve özellikle bu teorinin eksiði olan, emperyalist sistem karþýsýnda stratejik konumlanma sorununu çözer (ki bunu az yukarýda belirttik). Devrimin iç politikadaki yapýsý ile yani küçük-burjuva ve liberal sýnýflar ile baðlaþýklýk durumu, devrimin dýþ stratejik konumlanmasýyla (ki bu stratejik denge konumudur) ayný düzeye getirilerek, Marksist teori bu noktada bütünlüklü hale getirilir. Ýster beðenilsin isterse de beðenilmesin, bu iþi Öcalan yapmýþtýr ve Öcalan'ýn elinde Marksist devrim teorisinin çok önemli bir sorunu çözülmüþtür. Marksist teorinin bu tarihsel ilerlemesi, onbinlerce Kürt evladýnýn kanlarý sayesinde ve onun üzerinden olmuþtur!
Yeni devrim tipinin ve buna önderlik eden Demokratik Modernite ideolojisinin, Marksizmin yeni koþullara uyarlanmasý olduðunu Baþkan, Ýmralý Heyeti ile görüþmelerinin birinde þöyle belirtir: "Demokratik modernite ve benzeri çözümlemelerimiz Marksizmin yeni yorumudur." (A. Öcalan,a.g.e.,s.199)
Pasif Devrim teorisi tarihte ilk defa devrimci bir hareket tarafýndan uygulanmaktadýr. Bu teorinin görünüþteki "pasifliði" hep reformist hareketler tarafýndan istismar edilmiþ ve devrimci özelliðinden koparýlarak tamamen reformist bir karaktere sokulmuþtur. Ýlk defa Sayýn Baþkan ve PKK'dir ki, bu teoriyi olmasý gerektiði gibi ele almýþlar ve devrimci karakterine uygun olarak uygulamaya çalýþmýþlardýr.
Pasif Devrim teorisi, aslýnda Bolþevizm ile Sosyal-Demokrasinin bir tür sentezidir. Bu sentezde Bolþevizmin ve Sosyal-Demokrasinin olumsuz yanlarý atýlmýþ ve her iki hareket farklý bir nitelik içerisinde biraraya getirilmiþtir. Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda ve sonrasýnda, Komünist Hareket ile Sosyal Demokrasinin tamamen ayrýþmasý tek Sosyal Demokrasinin hatasý deðildi ama Bolþevizm de bu ayrýlýkta olumsuz bir rol oynadý. Bolþevizmin "sol sekterizmi" bu tarihsel ayrýþmayý tetikleyen ve besleyen yanlardan birisi olmuþtur. Ýþte bu tarihsel ayrýlýk, teorik ve siyasal olarak ilk defa Abdullah Öcalan ve PKK tarafýndan ortadan kaldýrýldý. Bu tespit bazýlarýna çok abartýlý gelebilir ama ne yapayým "Ben kediye kedi" derim!
Burada kýsaca yaptýðýmýz teorik serimden de görüldüðü gibi, Öcalan'ýn yeni devrim tipi, bilinçli bir þekilde geliþtirilmiþ ve kendi içerisinde oldukça tutarlý bir yapýya sahiptir ve Ben Öcalan'ý savunduðum zaman (bazý eleþtirilerim olsa da) niçin savunduðumu çok iyi biliyorum!
Sayýn Baþkan, Kandil'in bu devrim tipini kavrayamadýðýndan dolayý yaptýðý stratejik ve taktik hatalara kýzýyordu ve onlarý aðýr bir þekilde eleþtiriyordu. Sayýn Baþkan'ýn Kandil'e bazý eleþtirileri, dolaylý olarak onlara, yeni stratejiyi anlamadýklarý noktasýnda mesajlardýr.Kandil yeni stratejik bakýþ açýsýnýn dýþýna çýktýðý her durumda Baþkan'ýn eleþtirileriyle karþýlaþýyordu. Örneðin Ýmralý Heyeti ile görüþmesinin bir yerinde Baþkan þöyle diyordu: "Kandil onlarýn savaþ sistemine katýlmadýðým için, bu yüzden onlara kýzýyorum" (A. Öcalan, Ýmralý Notlarý,s.26)
Baþkan Kandil'in kendi stratejik bakýþ açýsýndan uzaklaþarak attýðý siyasi adýmlarý da, "Kandil'in kendisine þantaj yaptýðý" þeklinde deðerlendirerek, kendi çizgisi ile Kandil'in uyguladýðý politika arasýndaki makasýn gittikçe açýldýðý mesajýný veriyordu. Örneðin Ýmralý Heyeti ile görüþmesinin bir yerinde Baþkan þöyle diyor: "AKP de, Kandil de bana þantaj yapýyor. Kandil'in politika tarzý þantajdýr. Karayýlan, Cemil Bayýk dürüstler, fedakarlar ama þantaj politikasýnda kurtulamýyorlar." (A.Öcalan,a.g.e.,s.444)
Baþkan Kandil'i bu tür þekilde eleþtirirken, hiç kuþkusuz Kandil'in bu hatalarý, kendisini anlamadýklarýndan dolayý yaptýðýný biliyordu ve bütün mesele, Kandil'i yeni dünya görüþüne ve yeni stratejik bakýþ açýsýna nasýl kazanacaðý ve onlarý bu yeni düzeye nasýl çýkaracaðý sorunuydu. Bu tür eleþtiriler, Kandil'i bu yöne doðru bir tür itme ve yoðunlaþtýrmadýr.
Kandil'in Sayýn Baþkan'ý anlamadýðý ve bu temelde onun çizgisinden farklý pratik adýmlar attýðý durumda da, Sayýn Baþkan kendi konumunu Kandil'in konumundan ayrý göstermek için, kendisini devlet ile Kandil arasýnda "tarafsýzmýþ" gibi konumlandýrarak tepki verir.Bu çok ince bir siyasettir. Sayýn Baþkan kendi stratejik bakýþ açýsýný temsil etmeyen bir siyasetin sorumluluðunu niçin üzerine alsýn? Böyle bir tavýr ayný zamanda Kandil'e dolaylý bir mesajdýr (Sayýn Baþkan ile Kandil arasýndaki iliþkileri az ileride kapsamlý ele alacaðýz).
Ý þte PKK'nin Kandil Önderliði, Sayýn Baþkan'ýn yeni tipte devrim anlayýþýný kavrayamadýðý için, Baþkan'ýn Barýþ Süreci ile baþlayan "yeni stratejik yönelimi"ni de anlayamamýþtýr. Þayet anlamýþ olsaydý, stratejinin farklý parçalarýnýn birbirlerine nasýl baðlandýðýný ve bu temelde Baþkan'ýn stratejik öncelik tespitinin ne olduðunu da anlamýþ olurdu.
(devam edecek)
|