[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 69(5) }
| Devrimci Bülten

GÜNEY KÜRDÝSTAN'IN BAÐIMSIZLIK REFERANDUMU VE ABD'NÝN ÝRAN POLÝTÝKASI  

K.Erdem


Ortadoðu'da Güney Kürdistan'ýn 25 Eylül tarihli baðýmsýzlýk referandumu etrafýnda ortaya çýkan politik kriz, çok dikkatli ve derin bir analizi gerektirmektedir. Çünkü Güney'in referandum politikasý oldukça tuhaf  bir  görüntü oluþturmaya baþlamýþtýr.


Görünürde Güney'in baðýmsýzlýk referandumuna Ýsrail dýþýnda herkes karþý ama Mesut Barzani, buna raðmen bu referandum isteðinden vazgeçmemektedir. Ýran, Türkiye ve Irak Merkezi Yönetimi açýktan karþý, ABD ve Avrupa da zamanlamasýna karþý ve de Güney Kürdistan'da ciddi bir ekonomik kriz olmasýna karþýn, Güney Yönetimi kendisini daha da kötü bir duruma sokacak bir politikadan da ýsrar etmektedir.


Bugüne kadarki Mesut Barzani'nin ve KDP'nin politikasýna bakýldýðý zaman, Mesut Barzani'nin öyle maceracý, intiharvari hareket eden bir lider olmadýðý ve  hesap-kitapsýz bir iþe girmeyen akýllý bir lider olduðu görülür. Bundan dolayý bu tuhaf manzara açýklanmayý hakediyor. 


Gerçekten bu tuhaf manzaranýn altýnda ne yatýyor? 


Güney Kürdistan referandumu,özellikle Donald Trump'un ABD Baþkaný seçilmesiyle ortaya çýkan yeni konjonktürün, Ortadoðu'ya yansýmasý içerisinde ancak doðru deðerlendirilebilir. Bu referandumun yapýsý ve amacý, Donald Trump'lu ABD'nin yeni Ortadoðu politikasý ve bu politikanýn önceliðiyle birlikte analiz edilirse anlaþýlabilir.


Yeni ABD Baþkaný, seçildiði andan itibaren, gerek açýklamalarý gerekse de attýðý politik adýmlarla, önceliði Ýran eksenli Ortadoðu politikasýna vereceðini belli etti.Bu temelde Ýsrail'deki saðcý Netanyahu Hükümeti ve Suudi Arabistan ile yakýnlaþma politikalarýna hýz verdi. Suudi Arabistan üzerinden Körfez ülkeleriyle NATO benzeri bir askeri ittifakýn oluþumuna önayak oldu. Yine Suudi Arabistan üzerinden, Katar'ýn Türkiye ve kýsmi olarak Ýran'a yakýn konumunu yoketmeye çalýþtý. Son günlerde Hamas'ýn Gazze'deki yerel yönetimi daðýtacaðýný ve El Fetih ile yakýnlaþma politikasý izleyeceðini belirtmesi de Katar'ýn Suudi Arabistan üzerinden baský altýna alýnmasýnýn sonucu olarak ortaya çýkmaktadýr.Trump Obama döneminde Ýran ile imzalanan anlaþmayý geçersiz hale getireceðini beyan etti. Yine ilk defa onun Baþkanlýðý döneminde IÞÝD, Ýran içlerinde en etkili terör eylemini yaptý.Trump ABD Baþkaný olduktan sonra hep Ýran'ý kuþatma ve yýpratma stratejisi izledi ve de gittikçe bu politikasýný da derinleþtirmektedir.


Obama Hükümeti'nin stratejik önceliði ve bu temelde attýðý taktik adýmlarla, Trump Hükümeti'nin stratejik önceliði ve buna uygun düþen taktik adýmlarýn farklýlýðý, ABD'de Demokrat Parti ile Cumhuriyetçi Parti'nin küresel meselelere farklý yaklaþýmlarýndan kaynaklanýr. Bunun nedeni de her iki parti arasýndaki görece ideolojik farktýr. ABD iç siyasetindeki bu farklýlýk,  dýþ politikanýn izdüþümlerinde  de farklýlýða yolaçmaktadýr.


Obama Hükümeti'nin dýþ politikadaki önceliði, Rusya'nýn NATO aracýlýðýyla baský altýna alýnarak, Ýran ile sorunu geçici bir anlaþmayla dondurarak, Çin ile de yumuþama politikasýna devam ederek, Suriye'de "iþleri" IÞÝD ve "Uluslararasý Koalisyon" ile önemli bir noktaya kadar getirmekti. Trump Hükümeti ve Cumhuriyetçi Parti'nin (ki bu ikisi arasýnda da bazý anlaþmazlýklar var), Obama Hükümeti ve Demokrat Parti'den farklý olarak küresel sorunlara yaklaþmasý, stratejik öncelik sorununu deðiþtirmiþ ve bu temelde farklý bir dýþ politik yaklaþýma neden olmuþtur.


Trump Hükümeti, Suriye'de olaylarý belirli bir süre "dondurarak" ama bu süre içerisinde de,  Suriye içinde önemli mevziler elde ederek ama Esad Rejimi'ni yýkmadan , Ýran Rejimi'nin yýkýlmasý ya da zayýflatýlmasý politikasýna öncelik vermek istemektedir. Bu temelde de, Rusya ile taktik bir yakýnlaþma içerisine girerek, Çin'i baský altýna almak istemektedir. Trump'un kýsa ve orta dönemde politik önceliði Ýran'dýr (uzun dönemli olarak da Çin'dir ama Obama'da bu Rusya idi) ve Ýran politikasý diðer þeylerin yanýnda, iç politikada sýkýþan Trump'a büyük destek veren ABD'deki Yahudi Lobisi'nin desteðini sürekli elde bulundurmak için de gereklidir.


Donald Trump, Birleþmiþ Milletler Genel Kurul'unda yapmýþ olduðu konuþmada  Ýran'ý tehdit ederek hedefe koydu. Zaten göreve geldiði günden itibaren, sürekli olarak Ýran etrafýndaki çemberi daraltan bir politika izlemektedir ve bu temelde Güney Kürdistan'ýn baðýmsýzlýk referandumunu da bu politikanýn parçasý yapmak istemektedir.


Güney Kürdistan'ýn baðýmsýzlýk referandumu, uzun zamandan beri yürürlükte olan bir politikadýr.Bu referandumun ABD ve Ýsrail tarafýndan belirlendiðini söylemek ya da iddia etmek yanlýþtýr.Bu referandum politikasýný Mesut Barzani ve KDP çoktan beri uygulamak istemektedirler ve bunun için uygun bir konjonktür aramaktaydýlar. ABD ile Ýsrail ,  Ýran politikasýný öne çýkararak Ýran rejimini tehdit etmeye baþladýklarý ve bu tehditlerini pratiðe geçirmeye çalýþtýklarý andan itibaren, Mesut Barzani bu uygun konjonktürün ortaya çýktýðý kanaatine ulaþtý. 


Bölge üzerinde nüfuz sahibi olmak isteyen üç güç ve bu üç gücün iliþkide olduðu baþka güçler sözkonusudur. Bu güçler Ýsrail,Ýran ve Türkiye'dir. Mesut Barzani bu devletlerle kurmuþ olduðu dikkatli iliþkiler sayesinde, bu devletlerin bölge politikalarýnda önemli bir konuma sahiptir.Her bir devleti baþka bir devlet ile dengeleyerek, kendi çýkarlarýný sürekli geliþtirmek isteyen bir politika izlemektedir. Türkiye'nin PKK ile mücadelede KDP'ye ihtiyacý vardýr. Ýsrail'in etrafýndaki Arap devletleri bölme ve zayýflatmada KDP'ye ihtiyacý vardýr. Ýran'ýn ise Irak devletinin birliðini birarada tutmada KDP'ye ihtiyacý vardýr.Bu devletler arasýndaki çeliþkiler keskinleþtiði zaman, KDP "politik pazarlýðý" en üst düzeye çýkarma olanaðýna sahip olmaktadýr, ki içinden geçtiðimiz süreç de böyle bir süreçtir.


Güney Kürdistan'ýn baðýmsýzlýk referandumu, ABD, Ýsrail ve diðer Arap müttefiklerinin, Ýran'a bir çok cephe açarak onu zayýflatma politikasýnýn bir parçasý olarak ortaya çýkmaktadýr, ki Mesut Barzani bu fýrsatý uzun zamandan beri bekliyordu. Ortadoðu'da son dönemlerde, Ýran ile Batý arasýndaki bu  yarýlma, farklý güçler arasýndaki çeliþkileri kullanarak ilerleyen Mesut Barzani ve KDP politikasýyla uyumludur. ABD ile Ýsrail, müttefikleriyle birlikte, KDP'nin baðýmsýzlýk referandumunu, kendi Ýran politikalarý için kullanmak  ve bu referandumu Ýran'ý provoke ederek, Kürtlerle genel bir çatýþmaya çekmek için kullanmak istemektedirler.


Ama Ýran, ABD ve müttefiklerinin bu politikasýný görerek, direk bir askeri müdahalede bulunmayacaðýný daha çok ekonomik ambargo þeklinde karþýlýk vereceðini belirtmiþtir.Ýran bu  askeri müdahaleyi dolaylý olarak, Irak Merkezi Yönetimi  ve Irak'taki Þii milisler üzerinden  yapmaya çalýþacaktýr. 


Güney Kürdistan'ýn baðýmsýzlýk referandumunun, ABD ve Ýsrail ile koordineli bir þekilde geliþtirildiðinden ve Mesut Barzani'nin bu koordineli politikadan güç aldýðýndan kuþku yoktur. ABD'nin görünürde bu politikaya karþý olmasý sadece taktiktir ve baþka güçleri (örneðin Türkiye) ürkütmemek içindir.Ama burada asýl sorun, Türkiye'nin bu politika içerisindeki yeridir. Türkiye ABD ile Ýsrail'in bu Ýran politikasýnda nerede durmaktadýr? Erdoðan Trump'un Ýran politikasýna dahil midir yoksa bu Ýran politikasýna  dahil olmadan, çok ince bir politika mý izlemektedir? 


Türkiye, ABD ve Ýsrail'in (ki Avrupa'yý da buna dahil etmek gerekir) Ýran politikasýnda stratejik bir yerde bulunmaktadýr ve Türkiye'nin bu politikaya desteði olmaksýzýn, bu politikanýn baþarý þansý yoktur. Bunu en iyi Erdoðan bilmektedir ve Erdoðan ABD'nin bu yeni Ortadoðu politikasýna, kendisini son derece "belirsiz" hale getiren  bir politikayla karþýlýk vermektedir. 


Peki Erdoðan ve Türkiye, Trump'lu ABD'nin Ýran rejimini yýkma politikasýnda nasýl hareket edecek? Her kimki  "ben bunun cevabýný biliyorum" diyor, o yalan söylüyor! Bu þu anda Türk devletinin ve Erdoðan'ýn en iyi saklanan sýrrýdýr. Bu sorunun cevabý, AKP'nin ideolojik kodlarý içerisinde bulunmaktadýr. 


Erdoðan  Türkiye'de siyasal iktidarý komplolar aracýlýðýyla tam ele geçirdikten sonra, Türkiye'yi Batý'dan stratejik olarak koparan ama taktik olarak bu iþbirliðini devam ettiren bir politika oluþturdu.Bu politikayý, Doðu'lu güçlerle  stratejik deðil ama taktik yakýnlaþmayla birleþtirdi. Böylece Türkiye her iki emperyalist kamp arasýna stratejik olarak konumlanarak, kendi önderliðinde bu iki emperyalist kamptan daha zayýf ve daha çok bölgesel düzeyde olan bir emperyalist kamp oluþturmaya çalýþtý/çalýþýyor. Türkiye bu bölgesel emperyalist kampý, Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte kurmak istedi. Son dönemde Türkiye'nin bu iki müttefiði, Ýran politikasý çerçevesinde ABD tarafýndan baský altýna alýnarak Türkiye için sorunlu hale getirilse de, Türkiye ile her düzeyde iliþkileri devam etmektedir. ABD ve müttefiklerinin bütün amacý, Katar ile Suudi Arabistan'ý kendi yanlarýna çekerek, Türkiye'yi istedikleri Ýran politikasýna getirebilmektir. Ama Türkiye'nin her iki emperyalist kamp arasýna denge siyaseti temelinde konumlanmasý, bu politikayý sorunlu hale getirmektedir.


Türkiye Suriye'de Batý'lý güçleri ve onlarýn "arazi"deki uzantýlarýný dýþlayarak, Rusya,Ýran ve Suriye ile "güvenli bölgeler" oluþturma siyasetini benimseyerek, Rusya ve Ýran'ý rahatlatan bir politika izlemeye baþladý.  Türkiye bir yandan Suriye'de Ýran ve Rusya ile birlikte hareket ederek, bu sonuncularý göreli olarak Suriye politikasýnda rahatlatýrken, öte yandan ABD ile Ýsrail'in Ýran politikasýna yakýn durarak, Ýran ile Rusya'ya yeni bir sorun oluþturmaya çalýþmaktadýr. Türkiye kendi yeni stratejik denge konumuna uygun olarak, Suriye politikasýnda Ýran-Rusya eksenine yakýn dururken, Ýran politikasýnda ise ABD ile müttefiklerine yakýn durarak, denge politikasýný sürdürmektedir.


Erdoðan Obama döneminde, ABD, AB ve Ýsrail'in Suriye'de PYD'ye yakýn durarak ve onunla birlikte bir Kürt Koridoru oluþturma politikasýna karþý, Rusya ve Ýran'a daha çok yaklaþan ve bu temelde Suriye'ye müdahale eden bir politika izledi. Kýsa bir süre sonra Donald Trump'un ABD Baþkaný seçilmesiyle ve önceliði Suriye'den Ýran'a vereceðinin belli olmasýyla, Türkiye bu Suriye politikasýný görünürde Rusya ve Ýran ile daha da geliþtirerek ve de "güvenli bölgeler" düzeyine taþýyarak bir tür ateþkes düzeyine getirdi. Bu manevranýn nedeni, Trump'un Ýran politikasýyla görünürde uyum kurmaktý. Çünkü Türkiye, ABD'nin önceliði Suriye'den Ýran'a çevirdiði ve bu temelde Suudi Arabistan ve diðer Körfez ülkelerinin de bu politikaya angaje edildiði, hatta Katar'ýn da bu politikaya çekildiði bir konjonktürde, Suriye politikasýnda ýsrar etmenin yanlýþ olacaðýný gördü.


Ýlginç bir þekilde Türkiye'nin Suriye'de Rusya ve Ýran'ý rahatlatan politikasý, ABD ile Ýsrail'in Ýran politikasý  üzerinden birincileri daha da baský altýna alan bir politikaya aracýlýk etmektedir. Ama Türkiye bu niyetini tam belli etmemektedir ve bu niyetini belli etmeden, Rusya-Ýran ekseni ile ABD-Ýsrail ekseni arasýnda manevra yapmaktadýr. Ýþte tam da bu noktada, Türkiye'nin PKK politikasý büyük önem arzetmektedir.


ABD,Ýsrail,Suudi Arabistan ve müttefiklerinin Ýran kuþatmasýnda Türkiye'ye ihtiyaçlarý bulunmaktadýr ve üstelik Türkiye'nin elinde de önemli bir güç bulunmaktadýr.Türkiye Suriye'de güvenli bölgeler oluþturulurken çekmiþ olduðu cihatçý teröristleri, PKK'ye karþý mücadelede kullanarak Ýran sýnýrýna yaklaþtýrma olanaðýna sahiptir.Türkiye Suriye'de yapmýþ olduðu yýkýcý etkinin aynýsýný Ýran için de yapabilir. Hiç kuþkusuz Ýran'ýn nüfus yapýsý Suriye'den farklýdýr ancak cihatçý teröristlerin darbelerini, baþka güçlerle  uyumlu olacak þekilde koordine etmeleri, Ýran üzerinde yýpratcý etki yapacaktýr.


Son dönemdeki geliþmeler Suriye'deki gibi, Türk Ordusu ile desteklenmiþ cihatçý teröristlerin Güney Kürdistan'a askeri harekat yapabileceðini göstermektedir.Türkiye'nin amacý Kandil'i güvensiz hale getirerek,PKK'nin buradan çekilmesini saðlamak ve buralara cihatçý teröristleri yerleþtirerek, Ýran üzerinde baský oluþturmaktýr. Ýran sýnýrýna yerleþtirilmiþ olacak böyle bir cihatçý güç, hem Ýran ile hem de ABD ile pazarlýkta önemli bir koz olacak ve iki taraf arasýnda rekabeti kýzýþtýracaktýr. Türkiye'nin cihatçý teröristlerle PKK'ye karþý bir savaþý, Türkiye'nin ABD ile anlaþma yolunun sürekli  açýk tutulmasýna  yarayarak,Ýran üzerinde sürekli baský unsuru olacaktýr. 


Ýran Türkiye'nin bu kötü niyetlerinden kuþkulandýðý için ve bu kötü niyeti tam açýða çýkarmak için bazý diplomatik manevralara girdi.Türkiye'nin PKK tehditini kullanarak hem Ýran sýnýrýna fazla güç yýðmamasý hem de cihatçý teröristleri yaklaþtýrmamasý için, PKK'ye karþý ortak hareket edilmesi teklifinde bulundu. Basýnda iddia edildiði gibi, Türkiye Ýran'a deðil, Ýran Türkiye'ye bu teklifi götürdü ve Türkiye bu teklife sýcak bakmayarak, çekinceli davrandý ancak yine de bu konuda çalýþma yapmak için kapýyý açýk býraktý. Türkiye'nin Ýran ile iþbirliðini açýk býrakma politikasý da , ABD üzerinde bir baský unsuru olmaktadýr.


Türkiye'nin PKK'ye karþý mücadelesinin biçimi, onun uzun dönemli olarak hangi güçlerle birlikte hareket edeceðinin bir göstergesi haline geldiði için, giderek büyük bir önem arzetmektedir.Bundan dolayý hem Ýran hem de ABD,Türkiye'nin  PKK ile mücadelesini kendi çýkarlarý temelinde etkilemek isteyen bir politika izlemektedirler ve Türkiye, iki müþteriyi fiyat üzerinden kýzýþtýran tüccar rolünü oynamaktadýr. Türkiye'nin amacý, Ýran ile ABD arasýndaki rekabeti kýzýþtýrarak, PKK ile mücadelesine en çok katký verecek seçeneði elde etmektir. Ama bu noktada da iþler çok karýþýktýr.


Türkiye'nin PKK'yi tam tasfiye etme anlayýþýna karþýlýk olarak, ne Ýran'ýn ne de ABD'nin PKK'nin tam tasfiye olmasýnda çýkarý bulunmaktadýr, ki Türkiye'nin en önemli açmazlarýndan bir tanesi de budur. 


ABD PKK'nin konfederal PYD (Rojava) kolunu Suriye politikasý için , PJAK (Rojhilat) kolunu ise Ýran politikasý için kullanmak isteyen bir politikaya sahiptir. Türkiye ABD'nin Ýran politikasýnda PJAK'ý kullanmasýna karþýdýr. Çünkü Ýran'da rejimin merkezi yapýsý Suriye'deki gibi zayýfladýðý zaman, Ýran'da da Irak ve Suriye'deki gibi bir özerk Kürdistan bölgesinin ortaya çýkacaðýný biliyor. Bundan dolayý Ýran rejiminin zayýflatýlmasý ya da yýkýlmasý politikasýnda, PKK'nin kullanýlmasýný istememektedir ve bu politikayý boþa çýkarmak için sürekli olarak PKK'yi Kandil ve çevresinde baský altýnda tutmaya çalýþmaktadýr.


Ýran Türkiye'nin bölgedeki yýkýcý rolünü iyi bildiði için, PKK'ye karþý ortak operasyon önerisi yaparak hem Türkiye'nin Kandil ve çevresine, ABD ve müttefikleriyle birlikte cihatçý teröristleri yerleþtirmesini olanaksýz hale getirmek istiyor hem de PKK'nin bu ortak operasyon sýrasýnda tam olarak darbelenmesini engellemek istiyor.Ýran için PKK, Türkiye'nin aþýrý bölgesel eðilimlerini dizginlemenin bir aracýdýr.PKK sorunu ortadan kalkmýþ bir Türkiye bölgede daha saldýrgan hareket edecektir. 


Türkiye'nin PKK ile savaþýný, Ýran'ýn güvenliðine mi yoksa Ýran'ýn zayýflamasýna mý baðlayacaðý þu anda büyük bir sýrdýr ve Türkiye her iki tarafla da karmaþýk bir iliþki kurarak, bu niyetini belli etmiþ deðildir. Türkiye Ýran'ý rahatlatmak için Ýran'la birlikte PKK'ye ortak darbe vurmak için harekete geçebilir. Ama daha sonra, Ýran karþýtý gruplarla zatýflamýþ olan PKK'ye karþý savaþý daha da büyüterek, Ýran'ý dolaylý olarak tehdit de edebilir. Türkiye Ýran ile yakýn duruþunu ve ABD'nin Ýran politikasýna sekte vurarak, ABD'den daha fazla taviz koparmak için kullanýrken, ABD'den elde edeceði tavizi Ýran'ý daha fazla sýkýþtýrmak için kullanmak isteyecektir. Türkiye'nin her iki yöne þantaj politikasý ve kendisini bu temelde sürekli gizli tutmasý, onun politikasýnýn gücünün kaynaðýdýr.


Türkiye bu karmaþýk PKK politikasýnda, Güney Kürdistan'ýn baðýmsýzlýk referandumuna karþý nasýl tavýr alacaktýr? Görünürde Türkiye ile Ýran, Güney'in baðýmsýzlýk referandumuna karþýdýrlar. Ama sorun bu referanduma karþý tavýr takýnmak deðildir, bu "referandum-karþýtý" politikanýn nasýl bir bölgesel politikaya baðlanacaðýdýr. Güney'in referandumu, Türkiye'nin kendi güney sýnýrýna, ezici bir askeri güç yýðmasýna neden olurken, bütün sorun bu kaydýrýlan gücün, belirli bir bölgesel politikayla koordineli olup olmadýðýdýr.Türkiye referandumu ve PKK ile mücadeleyi bahane olarak kullanarak, Ýran sýnýrýna asker kaydýrmayý, ABD ve müttefikleriyle koordineli mi yapýyor yoksa bunu hem ABD'ye hem de Ýran'a dolaylý mesaj vermek ve de her ikisini de rekabete sokmak için mi yapýyor? Türkiye'nin referandum karþýtlýðý, onun Ýran ile birlikte olduðu ya da ona yakýn olduðu anlamýna da gelmemektedir.


Türkiye'nin bölgesel politikasýnda, Suriye'nin mi yoksa Ýran'ýn mý  zayýflatýlmasý önceliklidir? Irak ve Suriye'deki Kürt sorunu Türkiye için daha da kötüye doðru giderken, Türkiye'nin Ýran'ýn zayýflatýlmasýna katýlarak,Ýran'daki Kürt sorununu daha da azdýrmasý mantýklý görünmemektedir.Bundan dolayý Türkiye Ýran rejiminin yýkýlmasýný istemez. Ama bölgede ABD-Rusya dengesini bozmak için ve her iki kampla iliþkili olma zorunluluðu ve Türkiye'nin ABD'nin Ýran politikasýný durdurma gücünün olmamasý, ona farklý bir politika dayatmaktadýr. Türkiye Ýran devletinin yýkýlmasýný istemez ama Ýran'ý kontrollü bir þekilde zayýflatarak, Suriye'nin daha da zayýflamasýný hedefliyor olabilir. Türkiye ABD ve müttefiklerinin politikasýna belirli dereceye kadar angaje olarak, "Ýran'a ölümü gösterip,Suriye'de sýtmaya razý etmek" istiyor olabilir. 


Türkiye muhtemelen Ýran'ý yýkýlmayacak kadar zayýflatma politikasý izleyerek ABD ile taktik iliþkileri sürdürme olanaðýný elde tutmak istemektedir ve Ýran'ýn bu zayýflayan konumunu da Türkiye'nin Suriye'deki nüfuzunu tekrar güçlendirmek için bir kaldýraca çevirerek, bu politika çerçevesinde de PKK'ye stratejik darbe vurmak istemektedir. Ama Türkiye bir çýlgýnlýk yaparak, zaman içerisinde Suriye önceliðini Ýran önceliðiyle deðiþtirir mi? Zor da olsa bu da mümkündür ve Erdoðan'ýn bu kendisini saklamasý ve iki kamp arasýnda "belirsizlik" konumu elde etmesi, onun stratejik gücünün önemli bir kaynaðýdýr.


Trump ile Netanyahu'nun Ýran politikasýnýn tamamen örtüþmesine karþýlýk olarak, referandum politikasýnýn örtüþmemesi görünürdedir ve bir taktiktir. Burada ABD ile Ýsrail arasýnda bir "görev daðýlýmý" vardýr. ABD görünürde karþý olarak hem Türkiye'yi etkilemek istemektedir hem de Irak'taki Þii ve Sünnilerin kendisinden daha fazla uzaklaþarak Ýran'a daha fazla yaklaþmalarýný önlemek istemektedir.Ýran'ýn tecrit edilmek istendiði bir dönemde,ABD'nin açýktan bunu yapmasý, Ýran saflarýný sýklaþtýrýcý etkide bulunacaktýr.


Baðýmsýzlýk referandumu, Güney Kürdistan iç politikasýndaki daðýnýklýðýn giderilmesi üzerinde de önemli bir etki yapmýþ ve bu politika etrafýnda YNK,KDP'ye yaklaþmak zorunda kalarak, Ýran'dan kýsmi olarak tecrit edilmiþtir. Bütün bu politikalarýn, ABD'nin yeni Ýran politikasý lehine olmasý tesadüf olamaz.


Güney Kürdistan'ýn baðýmsýzlýk referandumu, Trump'lu ABD'nin Ýsrail ve Suudi Arabistan ile birlikte geliþtirdiði Ýran rejiminin kuþatýlmasý ve yýkýlmasý stratejinin bir parçasý haline getirilmek istenmektedir.ABD ile müttefiklerinin bölgede Ýran'ýn etki alanýnýn daraltýlmasý ve bu daralma üzerinden onun tehdit edilmesi hedeflenmektedir. Ama bu durum, Güney Kürdistan'ýn baðýmsýzlýk hakkýna gölge düþürmez ve düþüremez. Günümüz dünyasýnda bu tür rekabetlerden yararlanmadan hedefe yürümek de mümkün deðildir. Biz sosyalistler olarak sadece bu hakkýn, halklarýn çýkarlarýyla uyumunu sorgularýz. 




|
_ _