ÝÇÝNDEKÝLER 1-Bir Dönem Kapanýrken 2- “Ýmralý Notlarý” ve Barýþ Süreci (II) 3- “PKK ve Ortadoðu Devrmi” adlý kitaba Önsöz 4-Türkiye’nin “Afrin Operasyonu” üzerine 5-Gelecek Seçimler ve Erdoðan’ýn Gücünün Kaynaðý
BÝR DÖNEM KAPANIRKEN...
24 Haziran'da gerçekleþen Genel ve Baþkanlýk seçimleriyle, hiç kuþkusuz Türkiye'de politik olarak bir dönem kapanmýþtýr. Erdoðan büyük bir savaþýn ilk muharebesini kazanmýþtýr ama kesinlikle savaþýn kendisini deðil. Daha önce yazmýþ olduðumuz bir makalede de belirttiðimiz gibi "baþýn sonu bitmiþ"tir. 1 Kasým 2015 genel seçimlerinden sonra yazmýþ olduðumuz bir makaledeki tespitler, 24 Haziran seçimlerinde ortaya çýkan sonuçlarý iyi karakterize ettiði kanýsýndayýz: "Türkiye’de birçok politik çevre, Tayyip Erdoðan ve AKP’nin Tek Parti Diktatörlüðü’ne cesaret edemeyeceklerini ve sonlarýnýn yakýn olduðunu, býkýp ve usanmadan tekrarlamaktadýrlar. Türkiye’de özellikle Ergenekon Komplosu ile birlikte, politik sistemin aðýrlýk merkezi ve buna uygun olan ölçü deðiþmiþken, hala daha bunu anlamayan ve eski ölçülerle hareket eden bu çevrelerin 1 Kasým’da yaþamýþ olduklarý hayal kýrýklýðý bu anlayýþlarý devam ettiði müddetçe ne ilk olacaktýr ne de son. 1 Kasým 2015 seçimlerinin sonuçlarý, Erdoðan ve AKP noktasýnda daha “baþýn sonunda” olduðumuzu ortaya koymuþtur. Erdoðan 7 Haziran seçimleriyle gerçekleþtiremediði “Bonapartist Darbe”yi, 1 Kasým seçimleriyle gerçekleþtirmiþtir." (AKP'nin Tek Parti Diktatörlüðü'ne Doðru, Kemal Erdem, Devrimci Bülten,Sayý 62,Aralýk 2015)
Erdoðan 24 Haziran'da çok kolay bir seçim kazandý. Nedeni muhalefetin uzun dönemden beri "düzlenmiþ" olmasýdýr.Özellikle PKK'nin 1 Kasým 2015'ten sonra askeri olarak zayýflatýlmasý ve bundan dolayý muhalefetin hiçbir caydýrýcýlýðýnýn kalmamýþ olmasý, bu tablonun ortaya çýkmasýna neden olmuþtur. Sert araçlardan mahkum kalan hareket, sadece yumuþak araçlar ile mücadele etmek zorunda kalmakta ve bu yumuþak araçlar da giderek kurumsallaþan yeni faþist rejimin zýrhýna çarparak etkinliðini kaybetmektedir.
Erken seçim kararý alýnmadan az önce yazmýþ olduðumuz ve 13 Nisan 2018 tarihinde "Sendika.Org" sitesinde yayýnlanan "Gelecek Seçimler ve Erdoðan'ýn Gücünün Kaynaðý" adlý makalede de, mevcut anlayýþýn devam etmesi halinde muhalefetin büyük hayal kýrýklýðýna uðrayacaðýný anlatmaya çalýþtýk: "Albert Einstein çok haklý olarak “Yüz defa ayný þeyi yapýp, farklý bir sonuç bekleyenler ahmaktýr” demiþtir. Bu tespit içerisinden geçtiðimiz süreçte, Türkiye devrimci ve demokratik hareketi için daha çok geçerlidir. Devrimci hareketi bir kenara býrakýrsak, son dönemde yaklaþan seçimler ile ilgili olarak, baþta CHP olmak üzere yasal siyaset içerisinde yine ayný yanýlsamalar baþ göstermeye baþladý. Gerçi durumu doðru analiz edip ve eskinin tekrarýnýn iþe yaramayacaðýný daha þimdiden gören aydýnlar (Cumhuriyet gazetesinden Ergin Yýldýzoðlu gibi) bulunmaktadýr. Gelecek seçimler baðlamýnda (2019 ya da erken seçim) yeniden Erdoðan’ý ve AKP’yi devirme “umudu” yasal siyasette belirdi ve seçimler aracýlýðýyla bunun nasýl yapýlmasý gerektiði noktasýnda “bin teori ve görüþ” yine ortalýðý kapladý. Ancak ilginç olan durum, Erdoðan’ý ve AKP’yi devirmek isteyen bu teori ve görüþlerin sorunun “küçük” bir yanýný göz ardý etmiþ olmalarýdýr: Erdoðan ve AKP’nin gücünün kaynaðý sorunu. Bu sorunu doðru koyamayanlar, tarihin duvarýna çarpacaklardýr ve çarpmak zorundadýrlar. Yasal muhalefet tek seçimler ile ilgilenirken, Erdoðan ve AKP “iç savaþ hazýrlýðý” yapmaktadýr." (Gelecek Seçimler ve Erdoðan'ýn Gücünün Kayanaðý,sendika.org,13 Nisan 2018) Daha önceki makalelerde yaptýðýmýz tespitin özü þudur: Erdoðan sistemin yasal sýnýrlarý içerisinde hareket ederek iktidarý ele geçirmemiþtir.Bu anlaþýlmadan hiçbir doðru analiz ve bu temelde doðru bir politik hat belirlemek mümkün deðildir. AKP-Gülen Cemaati ittifaký, özellikle yasadýþý zemine basarak ve bu faaliyetlerini yasal zemindeki politik çalýþmalar ile ustaca birleþtirerek iktidarý "pasif darbe" temelinde ele geçirmiþtir. Yasal alan çalýþmasý, onlarýn stratejik yapýlarýnda amaç deðil araç idi ve bu araç sürekli olarak asýl amaç için bir "zayýflatma" ve "düzleme" iþlevi görüyordu. Böyle bir yaklaþýmýn stratejideki adý, Dolaylý Stratejik Tutum'dur. Bu stratejik yapýya göre, "direk stratejik tutum" belirlemek yanlýþtýr ve bu durum bütün güçlerin ayný anda karþýya alýnmasýna neden olmaktadýr.Böyle bir duruma düþmemek için ve düþman cephesini zayýflatmak için "dolaylý bir stratejik tutum" gereklidir ve bunun için ise bu dolaylý tutumu elde etmeye yarayan bir araç gereklidir. Ýþte bu araç, faþist çizginin üstüne yerleþtirilen liberalizm olmuþtur.AKP ile Gülen Cemaati, liberalizmi Dolaylý Stratejik Tutum pozisyonunu elde etmek için taktik bir araç olarak kullanmýþlardýr. Dolaylý Stratejik Tutum'da, düþmaný yenmeden önce, onu zayýflatma ve kuþatma anlayýþý söz konusudur.Liberal taktikler ile kafasý karýþtýrýlan ve asýl müttefiklerinden uzaklaþtýrýlan ve de zayýflatýlan düþman güçler, daha sonra sert güçler ile (eðer bu devlet ise yargý, emniyet, ordu, bürokrasi vs.) imha edilir. Önce zayýflatma ve sonra imha ile kesin sonuç elde etme, Dolaylý Stratejik Tutum'un iki önemli aþamasýdýr. Bu tür bir hareket tarzýna karþý yapýlacak tek þey aynýsýný ama baþka bir içerik ve biçim ile yapmaktýr.Bir Dolaylý Stratejik Tutum'a baþka bir Dolaylý Stratejik Tutum ile karþýlýk vermek zorunludur.Ýþte bu durumu devrimci ve demokratik hareket içerisinde kavrayan ve bu temelde mücadele yürüten tek lider Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olmuþtur. Öcalan'ýn Dolaylý Stratejik Tutum temelinde, HDK ile HDP'yi kurmasý ve KCK'nin silahlý gücüne dayanarak devleti Barýþ Süreci'ne razý hale getirmesi ve Barýþ Süreci'ni de demokratik güçlerin büyümesine baðlayarak ama ayný anda da Kandil ve çevresinde elli binlik bir gerilla oluþumu yaratarak,HDP'nin büyümesini HPG'nin askeri büyümesi ile birbirine baðlamak istemesi, Dolaylý Stratejik Tutum'un ta kendisi idi.Öcalan Barýþ Süreci ile HDP'yi büyüterek ve yüzde on barajýný geçmesini saðlayarak,AKP'nin tek baþýna hükümet etme yeteneðini yokederek,onun bir darbe mekaniðine sarýlmasýný ve bundan dolayý politik olarak zayýflamasýný saðlayarak, Kandil ve çevresinde oluþturulacak olan elli bin gerilla yine yüz ellibinden fazla milis gücü ve yüzlerce Özel Kuvvetlerin kullanýldýðý bir muharebe ile AKP'ye büyük bir bedel kesip, bir sonraki seçimde onu tamamen sandýða gömmek istiyordu.Gerillanýn vuruþundan sonra ise seçimlerde kazanacak olan ise elbette demokratik cephe olacaktý ve hatta iktidara dahi gelecekti. AKP'yi HDK ve HDP ile önce zayýflatma ve gerilla ile de politik olarak imha etme anlayýþý Dolaylý Stratejik Tutum'un kendisinden baþka bir þey deðildi.Eðer Öcalan'ýn bu stratejisi uygulanmadýysa, bunun nedeni bu çizgiyi anlamayan "Kadil" idi. 24 Haziran seçimlerinde yapýlan hata, 1 Kasým seçimlerinde yapýlan hatanýn aynýsýdýr. 1 Kasým seçimlerinden sonra þu deðerlendirmeyi yapmýþtýk: "PKK'nin AKP karþýsýnda yanlýþ konumlanmasý, her þeyin yanlýþ analiz edilmesine neden olmuþtur.Bu yanlýþ analizin baþýnda da "HDP'nin oy potansiyeli"nin dinamiðinin yanlýþ ele alýnmasý vardýr. HDP'nin 7 Haziran'dan sonra kendisine gelebilecek oylar nerede bulunmaktaydý ve bu oylarý elde edebilmesi için ne yapmasý gerekirdi? Bu soruya doðru cevap verebilirsek,bir çok þeyi çözmüþ olacaðýz. Hiç kuþkusuz 7 Haziran'dan daha fazla oy alabilmesi için,HDP'nin Kürdistan'da büyük oranda AKP'den ve biraz da CHP'den ve Türkiye'de de büyük oranda CHP'den oy koparmasý gerekiyordu.Hiç kuþkusuz bu tespiti büyük oranda hem PKK hem de HDP yapmýþtýr.Ancak burada ilk bakýþta görünmeyen bir durum söz konusudur. Mevcut koþullar içerisinde HDP asla 1 Kasým'da oylarýný yükseltemezdi ve 7 Haziran'dan daha iyi bir sonuç elde edemezdi.Peki niçin? AKP'nin siyasal sistemin sýnýrlarýný faþist yöntemler ile sürekli daralttýðý bir durumda yani HDP üzerinde hem legal hem de illegal bir þekilde devlet terörünü azgýnca uyguladýðý bir durumda,HDP'nin 7 Haziran'dan daha iyi bir sonuç elde etmesi mümkün deðildi. HDP 7 Haziran'da mevcut faþist devlet terörü çerçevesinde alacaðý bütün oylarý almýþtý ve alacaðý hiçbir oy kalmamýþtý. Oylarýnýn üzerine oy koymasýnýn da tarihsel koþullarý artýk mevcut deðildi.Çünkü AKP yeni bir faþist rejim inþasýna yönelmiþ durumdadýr ve bu rejim inþasý Ergenekon Darbesi mekaniði üzerinde yükselmektedir ve bu rejimin bütün yapý taþlarý illegal araçlarla dokunmakta ve de seçim sistemi ile meþruiyet görüntüsüne sokulmaktadýr. HDP'nin iþi 7 Haziran'da bitmiþti ve alacaðý daha fazla oylar ise, faþist rejimin þiddet kalkanýnýn arkasýnda bulunuyordu.Kýsacasý ancak AKP yýkýldýðý zaman, ki bu yýkýlma da KCK tarafýndan gerçekleþtirildiði zaman HDP oy potansiyelini arttýrabilirdi.O zaman bundan çýkan sonuç,HDP'nin oylarýný çoðaltmasý AKP'nin þiddet yoluyla devrilmesine baðlýydý.AKP'nin yýkýlmasýnda Kürdistan'daki AKP tabaný büyük oranda "sahipsiz" kalarak HDP'ye ve CHP'nin sosyal demokrat tabaný da HDP'ye akacaktý." ("1 Kasým Dersleri", Kemal Erdem, Devrimci Bülten sayý 62, Aralýk 2015) Bir soru sorarak analizimizi derinleþtirmeye çalýþalým: 1 Kasým seçimleri ile 24 Haziran seçimleri arasýndaki ortak yan nedir? Her iki seçim arasýndaki ortak yan þudur: Hem CHP hem de HDP mevcut politik koþullarda alacaklarý oylarýn hepsini almýþlardý ve bunun dýþýnda alacaklarý hiçbir oy yoktu! Çünkü normal bir politik sistem ortada yoktur. Sürekli olarak yeni bir faþist rejimin kurumsallaþmasý temelinde ilerleyen ya da dönüþen bir politik sistem söz konusudur ve bu yeni rejim inþasý, demokratik alanýn daraltýlmasý temelinde geliþmektedir. Yeni rejimin ilerlemesi, demokratik alanýn darlaþtýrýlmasý temelinde ilerlediði için,CHP ve HDP gibi partiler, sýkýþtýrýlmýþ olduklarý dar alan içerisine politik olarak hapsolmuþlardýr. Bu alandan politik olarak çýkmalarý ise zaten giderek yokolmakta olan demokratik alan ve araçlarla mümkün deðildir.Bu politik fenomenin seçmen sosyolojisi üzerinde büyük bir etkisi söz konusudur.
AKP ile MHP'nin devleti "AKP ve MHP devleti" ama özellikle de "AKP devleti" haline getirmesi, toplumsal iliþkilerde büyük bir kýrýlma yaratmýþ ve seçmenlerde yeni yönelimler oluþturmuþtur.
Yeni rejim, devletin þiddet zýrhýnýn þemsiyesi altýnda bir "politik havuz" oluþturmuþ ve bir çok toplumsal kesimi bu politik havuzda birleþtirmiþtir. Devletin koruyuculuðu altýnda geliþen bu politik havuz ayný zamanda yeni bir toplumsal üretim ve bölüþüm iliþkileriyle elele gitmektedir. Ýktidarý elinde bulunduran siyasal klik, devlet gücüne dayanarak toplumun farklý kesimleriyle bir baðýmlýlýk iliþkileri geliþtirmiþ/geliþtirmekte ve farklý toplumsal kesimlerin toplumsal zenginlikte pay almasýný bu politik havuzun içerisine girmeye baðlamakta ya da dayatmaktadýr.Bu noktada "normatif davranýþ modeli" denilen bir model oluþturulmuþtur. Bu modele göre bireyler, egemen sýnýflarýn ortaya koymuþ olduðu ideolojik, politik, ekonomik ve kültürel normlarý kabul ettiklerini söz ve eylemleri ile ortaya koymalý ve bu temelde politik havuzun bir parçasý haline gelmelidirler. Bu bireylerin kendilerine dayatýlan normlar temelinde kendilerini ispatlamalarý ölçüsünde de, ihtiyaçlarý ve güçlerine göre toplumsal zenginlikte pay almalarý söz konusudur.Yeni rejimin þiddet zýrhýnýn, bütün toplum üzerine yayýlmasý ve demokratik alaný daha da daraltmasý ölçüsünde, yeni rejimin politik havuzu da büyümektedir. Buradan çýkan sonuç þudur: hem CHP'nin hem de HDP'nin oy potansiyeli, yeni rejimin þiddet kalkanýnýn arkasýnda oluþturulan politik havuz içerisinde bulunmaktadýr ve bu oylara ulaþmak için ise devletin þiddet zýrhýnýn delinmesi ya da zayýflatýlmasý gerekmektedir.Yeni rejimin politik havuzunu bir arada tutan ve büyüten devletin þiddet zýrhýdýr ve bu politik havuzun daðýlmasý ise bu zýrhýn zayýflatýlmasýna ve delinmesine baðlýdýr. Ýþte bu noktada "zorun rolü" ortaya çýkmaktadýr. Muhalefet içerisinde devletin bu zýrhýný "zor yolu" ile zayýflatacak bir yapý yoktur.Belki bir noktaya kadar KCK tarafýndan desteklenen HDP'nin bunu yapacaðý düþünülebilir ama PKK'nin Kandil Önderliði'nin (Kesinlikle Öcalan deðil!) PKK'yi Ortadoðu'da stratejik olarak yanlýþ konumlandýrmasý, KCK'nin Türkiye'de etkisiz kalmasýna ve Erdoðan'ýn oluþturmuþ olduðu devlet zýrhýnýn zayýflatýlmasýna engel olmuþtur. Halbu ki Barýþ Süreci'nden sonra, Öcalan'ýn KCK'nin gerilla kuvvetleriyle yapmak istediði iþte buydu.Dolaylý Stratejik Tutum çizgisine göre, HDP AKP'yi hükümetten indirecek ve toplumsal meþruiyetini elinde alarak "politik" olarak zayýflatacaktý ve gerilla da elli bin kiþilik kuvveti ile saldýrarak HDP'nin açmýþ olduðu gediði büyüterek, devletin þiddet zýrhýný delerek ve zayýflatarak, yeni rejimin oluþturduðu politik havuzun serbest kalmasýna neden olacaktý. Ama olmadý! Peki devrimci ve demokratik hareket için bu tarihsel manzaradan ortaya çýkan sonuç nedir? Yeni rejim özünde komplolarýn (Ergenekon ve 15 Temmuz gibi) ördüðü ve örgütlediði "zor" ile kurulmuþ ve kurulmaktadýr.Ýllegal ve gizli bir þekilde örgütlenen bu zor,seçimlerin manipüle edilmesine baðlanmýþ ve görünürde bir toplumsal meþruluk oluþturularak, bir ideolojik hegemonyaya dönüþtürülmüþtür. Yeni rejim pasif darbe ile iktidarý ele geçirdiði andan itibaren kendi tabanýný, devletin þiddet zýrhýnýn arkasýna alarak onu korumaya baþlamýþ ve ondan bir ayrýcalýk hissi oluþturmuþtur.Giderek toplumun dönüþtürülmesi ile konsolide edilen bu taban ayný zamanda topluma kapsamlý devlet müdahalesi ile de büyütülmek istenmektedir.
Bu noktada devrimci ve demokratik hareketin yapacaðý þey ise, karþýsýndakilerinin yaptýðýnýn tersini "devrimci ve demokratik biçimde" yapmaktýr. Devrimci ve demokratik hareket birleþerek tek bir hareket yaratmak ve bu hareketin (futbol tabirlerini kullanarak söylersek) defans ve orta alanýný devrimci hareketin ve hücum ile kanatlarýný da demokratik hareketin oluþturmasý zorunludur. Burada en büyük sorun, devrimci hareketin "zor"u tarihsel olarak nasýl örgütleyeceði sorunudur.Bu noktada yeni bir teorik bakýþ açýsýnýn geliþtirilmesi zorunludur. Politik islam ve faþist Türk milliyetçiliðinin, devletin þiddet zýrhý aracýlýðý ile bir politik havuz oluþtýrmalarý gibi, devrimci-demokratik hareketin de, devrimci hareketin "tarihsel zoru" aracýlýðýyla bir "demokratik politik havuz" oluþturmasý gerekmektedir.Demokratik hareketin toplumsal sýnýrlarý ancak devrimci hareketin "zor"u ile desteklendiði ve onun tarafýndan korunduðu müddetçe uzar ve geliþir.Buna yeni seçmenlerin kazanýlmasý da dahildir.Halkýn politik olarak acý bir reçete ile karþý karþýya olduðu artýk açýktýr. Erdoðan ortaya koymuþ olduðu politika ile içsavaþý bir kurtuluþ olarak halkýn ve "Demokratik Ulus"un önüne koymuþtur. Hiçbir toplum, kendi içinde küçük bir azýnlýðý feda etmeksizin, genelin mutluluðunu ve refahýný kuramaz!
DEVRÝMCÝ BÜLTEN
|