[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayý 70 (2) }
| Devrimci Bülten

« ÝMRALI NOTLARI » VE BARIÞ SÜRECÝ (II) (I)

K.Erdem

V-Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve PKK'nin Stratejik Önceliði

Abdullah Öcalan ile PKK'nin Kandil Önderliði arasýndaki "ideolojik fark"ýn ya da "ideolojik örtüþmeme"nin kendisini olumsuz olarak gösterdiði sorunlarýn baþýnda "stratejik öncelik" gelmektedir. Stratejik öncelik, siyasi ve askeri planlamanýn merkezi unsurudur. Stratejik önceliðin yokluðu ya da yanlýþ belirlenmesi, siyasi ve askeri güçlerin yanlýþ konumlanmasýna ya da daðýtýmýna ve yanlýþ kullanýmýna götürecektir. Eðer düþman doðru bir stratejik öncelik tespit etmiþ ve bu temelde güçlerini konumlandýrmýþ ve kullanabilmiþ ise, bu durum bizim güçlerimizin farklý parçalara bölünmesine ve aralarýndaki baðlarýn zayýflamasýna ve de ayrý ayrý kuþatýlýp darbelenmesine neden olur. Örneðin bugün devlet, HDK ve HDP üzerinde  terör estirirken, PKK'nin buna gerekli karþýlýðý verememesi gibi.

PKK'nin stratejik öncelik belirlenimi iki önemli faktöre ve bu iki faktörün doðru bir þekilde birbirine baðlanmasýna baðlýdýr. Küresel ve bölgesel jeopolitiðin doðru analizine ve Öcalan'ýn yeni devrim tipinin mantýðýna. Bu ikinci faktör yani Baþkan'ýn devrim tipi, küresel ve bölgesel jeopolitiðe bir tür tepkidir. Diyalektikte varolan neden-sonuç iliþkisine benzer ve nedende olan herþey sonuçta belirmek zorundadýr. Bunun anlamý devrim tipinin, emperyalist siyasetin bütün sonuçlarýný kapsayacak düzeyde ve nitelikte olmasý demektir. Yeni devrim tipi, emperyalist siyasete verilen en kapsamlý devrimci cevaptýr.

Kandil Baþkan'ýn yeni ideolojik yapýsýný (paradigma)  anlamadýðý için, bu ideolojik yapýnýn küresel ve bölgesel jeopolitiði nasýl ele aldýðýný ve deðerlendirdiðini anlamayarak, Baþkan'dan farklý bir stratejik öncelik belirlenimine sürüklenmiþtir. Kandil stratejik perspektif hazýrlarken, bölge jeopolitiðinde ortaya çýkan bazý siyasal parametreleri ya yanlýþ deðerlendirmiþ ya da yok kabul ederek, yanlýþ bir "bölgesel jeopolitik kurgu"ya sürüklenmiþtir ve bunun sonucunda da yanlýþ stratejik çýkarsamalar yapmýþtýr.

PKK'nin çok önemli iki stratejik problemi vardýr ve bu problemler doðru bir þekilde çözülerek birbirine baðlandýðý taktirde, doðru stratejik öncelik problemi çözülecektir.Ýþte Kandil bu noktada hata yapmýþ ve Baþkan'ýn ne yapmak istediðini anlamamýþtýr. Bu iki stratejik problemi alt alta þöyle koymak mümkündür:

 1- Ortadoðu'da Türkiye mi yoksa Ýran mý zayýf halka konumundadýr ve Türkiye ile kapsamlý savaþ durumunda Ýran nasýl hareketsiz tutulacak ya da tersi yani Ýran ile kapsamlý savaþ durumunda Türkiye nasýl hareketsiz tutulacaktýr? 

2- Rojava'daki kazanýmlar hangi dereceye kadar ve nasýl korunacaktýr? 

Aslýnda bu yukarýdaki iki stratejik problem tek bir stratejik problem olup, içiçe geçmiþ durumdadýr. Ýkinci maddedeki sorun birinci maddedeki sorunun çözümüne baðlýdýr. 

Liderliðin en büyük özelliði, yaþamýn akýþýný anlýk deðiþimi içerisinde kavramak ve bunu genel soyut eðilimle iliþkilendirerek, bütün içerisindeki doðru yerini bulmaktýr. Bu oldukça zor bir meziyettir ve lideri diðer kadrolardan ayýran temel özelliktir. Ýþte Öcalan da bu meziyetiyle PKK içerisinde eþsiz bir konumdadýr.

Baþkan ile Kandil arasýndaki stratejik öncelik sorunundaki ayrýmýn nedeni, Kandil'in 2003- 2011 (2011 tarihi yanlýþ da olabilir.Bu tarih 2009 ya da 2010 da olabilir ama bu sorunun özünü deðiþtirmez) arasý Baþkan'ýn uygulamak istediði stratejiye baðlý kalmasýndan kaynaklanýr. Baþkan bu stratejiyi Türk iç politikasýndaki geliþmelere baðlý olarak , 2009- 2011 arasý dönemde deðiþtirmeye baþlamýþtýr (bununla ilgili bilgileri ileride Ergenekon Komplosu ile ilgili bölümde vereceðim). 


Baþkan 2006- 2010 arasý dönemde, AKP ile Gülen Cemaati'nin ittifaký ile gerçekleþtirilen ve iktidarýn iplerinin tamamen önce bu sonunculara ve daha sonra da tek baþýna AKP'nin eline geçmesine neden olan Ergenekon Komplosu sonucunda ortaya çýkan siyasi tablo karþýsýnda, süratle stratejisini yenilemeye baþladý. Çünkü 2000'li yýllarýn baþlarýnda belirlenen stratejide öngörülmeyen  yeni bir durum ortaya çýkmýþ ve önceki stratejinin yapýsýný kökten etkilemiþtir. Kýsa bir zaman önce yazdýðým bir makalede bu noktayla ilgili olarak þöyle yazmýþtým: 

"Ýmralý Notlarý" kapsamlý okunduðu ve "sindirildiði" zaman, Sayýn Baþkan'ýn 2003 - 2011 arasý uygulamak istediði stratejiyi de "AKP'nin kapsamlý analizinden sonra deðiþtirdiði" görülmektedir. 2003- 2011 dönemi, Türkiye'nin AB'ye üye olmak için reform yapacaðý beklentisi üzerine oturuyordu ve bu temelde Sayýn Baþkan "PKK'nin yumuþak ve sert güçleri"ni devletin demokratik dönüþümünde bir tür "baský unsuru" olarak düþünüyordu. Ancak AKP ve Gülen Cemaati'nin, Ergenekon Komplosu ile Kemalist Ordu'yu bastýrmalarýndan sonra, demokratikleþme yönünden adým atacaklarýna, diktatörlük ve PKK'yi tasfiye yönünde adým atmalarý ya da bu niyetlerini ortaya koymalarýný (ki Sayýn Baþkan Demokratik Ulus kitabýnda AKP'ye "Yeþil Faþizm" demekte ve Kemalistler'den daha tehlikeli olduðu tespitini yapmaktadýr) gördükten sonra Sayýn Baþkan, "Faþist Türk devleti ile taktik anlaþma aramak anlayýþýndan, Faþist Türk devletini TASFÝYE anlayýþý"na geçmiþtir. Faþist Türk devletini tasfiye politikasýnýn SÝYASAL ÝKTÝDARI ELE GEÇÝRME ile baðlantýlý olduðunu söylemeye ise gerek yoktur. Ancak buradaki bütün mesele, Sayýn Baþkan'ýn Dünya Devrimci Hareketi içerisinde ya hiç olmayan ya da ender görünen bir yöntem izlemesidir. Zaten kendisi "Ýmralý Notlarý"nda, Heyet ile "Türk Solu"na gönderdiði mesajýnda, bu süreçte eski metodlarý bir kenara býrakmak gerektiðini belirtir.

Abdullah Öcalan'ýn "siyasi planý" kavrandýðý zaman, bu planýn "yeni bir devrim anlayýþýna dayanan mükemmel bir plan" olduðu görülecektir. Sayýn Baþkan'ýn planýna göre, AKP Barýþ Süreci'ne devam ederse zaman içerisinde devrimci-demokratik hareketin yumuþak güçleri ve onu "her an destekleyen sert güçler" ile çözülecekti yokeðer Barýþ Süreci'ni sona erdirirse o zaman da "kapsamlý savaþ" ile desteklenen yumuþak güçler ile tasfiye edilecekti. Kýsacasý her iki durumda da tasfiye edilecekti. Bu bir tür, faþizmin tasfiyesine faþizmin kendisinin karar vermesi gibi bir þeydi. Bundan þu sonuç çýkmaktadýr ki, Türkiye demokratikleþmeyene ve bu demokratikleþme saðlam bir tarihsel ve toplumsal temele oturmayana kadar, PKK'nin "Stratejik Önceliði" Türkiye'dir.

Sayýn Öcalan'ýn 2003- 2011 stratejisinde, Türk devleti ile taktik anlaþma arama anlayýþý, Kürdistan'ýn diðer parçalarýnda ama özellikle de Doðu Kürdistan'daki  (Ýran) mücadeleyi yükseltmeye  baðlanmýþtý. Sayýn Baþkan yeni stratejide bu görünümü koruyarak, içeriðini deðiþtirmiþtir. Açýktan söylememesine (bu mümkün deðil) karþýn, yeni stratejide Türk devleti ile taktik anlaþma, aslýnda faþist Türk devletini yýkmak için "yumuþak ve sert güçlerin toplanma süreci"ne baðlanmýþtýr. Sayýn Baþkan, kýsmi olarak Rojava hariç, özellikle de Doðu Kürdistan için mücadeleyi ALDATMA aracý olarak kullanmaktaydý." (Kemal Erdem, 16 Nisan ve Sonrasý, Devrimci Bülten Sayý 67, www. komunistdunya.org) 

Baþkan 2000'li yýllarýn baþlarýnda yeni stratejiyi kurduðu zaman, Türkiye'nin AB üyesi olacaðýný hesap ederek (çünkü Baþkan'ýn yakalanma nedeni buydu) ve Türkiye'nin Batý Emperyalistleriyle AB üzerinden stratejik ittifakýný güçlendirme politikasýný gözönünde bulundurarak, Türkiye ile uzun yýllara yayýlacak bir taktik anlaþma elde etmenin daha doðru olacaðýný düþünüyordu. Bu anlaþma, Türkiye'nin AB'ye üyelik reformlarýný kolaylaþtýrarak ve Türkiye'nin Batý'ya sýkýca baðlanmasýna neden olarak, Türkiye'nin Ortadoðu'daki statükoyu koruma politikasýna son verecekti. Türkiye'nin AB üzerinden Batý'ya baðlanmasý ve PKK ile anlaþmasý, PKK'nin Ýran'a kapsamlý saldýrýsý için zorunluydu. PKK'nin Türkiye ile Ýran arasýndaki iki cepheye sýkýþmamasýnýn tek yolu, Türkiye'nin AB'ye doðru ilerlemesiydi. PKK'nin Ýran rejiminin yýkýmýna katýlmasý durumunda Türkiye'yi hareketsiz tutacak tek tarihsel çapa AB üyeliðiydi. Türkiye'nin AB'ye doðru gidiþinin durduðu her durumda, temel eðilimi statükoyu koruma eðilimi olarak,Ýran ve diðer bölge devletleriyle yakýnlaþma olacaktý,ki bu PKK için bir felaket olurdu.

Öcalan kurt bir siyasetçidir ve 2009 yýlýnda tuhaf bir þeyler olduðunu  ve AKP ile Gülen Cemaati'nin amaçlarýnýn AB üyeliði olmadýðýný ve de sadece bu liberal taktiði aldatma aracý olarak kullandýklarýný hemen anladý. Öcalan Erdoðan ve AKP'nin, "AB söylemi" maskesini kullanarak faþist yüzlerini gizlemek istediklerini  anladý. Çünkü Öcalan'ýn, Erdoðan'ýn AB söylemine karný toktu ve onun temel ölçüsü, AKP ve devletin PKK'ye karþý temel tutumu sorunuydu.Öcalan Erdoðan ve AKP'nin PKK'ye karþý temel tutumuna bakarak karar veriyordu, ki en doðrusu buydu.Bu tutum ise PKK'yi tasfiye idi.

Baþkan Erdoðan'ýn liberal maske altýndaki faþist politik yapýsýný anladýðý andan itibaren, bu duruma  yeni bir politika ve   stratejiyle karþýlýk verdi ve Kandil'i bir çok defa bu noktada uyarmaya çalýþtýysa da Kandil sanki "kýþ uykusu"na dalmýþ gibi bir türlü uyanmak istemedi. Ýþte Baþkan'ýn Demokratik Ulus kitabý ile HDK ve  HDP'nin kuruluþu, eski stratejiden kopulduðu ve yeni bir stratejiye geçildiðinin göstergesidir ama Kandil yine uyanmadý. Erdoðan ve AKP'nin "Yeþil Faþizm" (bu tanýmlama Demokratik Ulus kitabýnda var) peþinde koþtuðunu gören ve bunun da AB  üyeliðine götürmeyeceðini anlayan Baþkan, bu durumda eski stratejinin artýk PKK için iþlemez olduðunu farketti ve bu temelde çok cürretkar bir politika ve strateji hazýrladý: Artýk stratejik öncelik Ýran deðil, Türkiye idi ve PKK yeni devrim tipi temelinde Türkiye'de faþist diktatörlüðün yýkýlýþýna önderlik edecekti. AKP'nin iktidarý Yeþil Faþizm temelinde ele geçirmesi yeni ve beklenmedik bir durumdu ve de ilginç bir þekilde Türkiye'yi Ýran'dan daha zayýf konuma getirmiþti. Çünkü geleneksel iktidar bloku daðýlmaya baþlamýþ ve AKP ancak korkunç bir diktatörlükle iktidarýný koruyabilirdi. Geleneksel Kemalist iktidar blokunun daðýlmasý ve bu durumun Kemalistler, Faþist Politik Ýslamcýlar,Liberaller ve Devrimci Hareket arasýnda çeliþkilerin daha da keskinleþmesine neden olmasý, Türk devletini oldukça zayýf bir konuma getirmiþti. Yeni rejim oturmadan bu fýrsattan yararlanmak gerekiyordu.Çünkü rejim oturduktan sonra ve kendisine yeni müttefikler bulduktan sonra bazý þeyler için çok geç olabilirdi. Sayýn Baþkan'ýn 2009 - 2011 arasý hazýrlamýþ olduðu yeni strateji, Napolyon Bonapart'ýn Austerlitz seferine benzemektedir. 

Baþkan'ýn siyasal stratejisi, Napolyon'un bu savaþtaki askeri stratejisiyle büyük benzerlik arzeder. Napolyon'un Austerlitz muharebesini diðer muharebelerden ayýran temel özellik, Napolyon'un bu muharebenin yerini, zamanýný kendisi belirleyerek düþmanýný istediði yere getirmesi ve ona kendi savaþ planýný dayatmasýdýr. Bu muharebe büyük derslerle doludur ve onun için hala daha askeri okullarda ders olarak okutulur. Ayný þeyi Öcalan Erdoðan için yapmýþtýr. 2012 yýlýnda PKK'nin kapsamlý saldýrýlarý sonucunda Erdoðan masaya oturmak zorunda kalmýþ, barýþ süreci onun üzerinde demokratikleþme baskýsýný yaratmýþ ve bunun sonucunda 7 Haziran genel seçimlerinde büyük bir darbe yemiþtir. Ama Kandil'in eski stratejiye baðlý kalýþý bütün hesaplarýn yanlýþ yapýlmasýna ve Baþkan'ýn yeni stratejisinin havada kalmasýna neden olmuþtur.

Napolyon'un Austerlitz seferine karar vermesinin nedeni, Fransa'ya karþý Büyük Britanya,Çarlýk Rusyasý ve Avusturya'nýn Kutsal Roma Ýmparatorluðu'nun oluþturduðu koalisyondu. Bu koalisyon Fransa önlerine gelip birleþerek, ezici bir sayýsal üstünlük kurarak, Fransa devletini yenmek istiyordu. Ýþte Napolyon düþman kuvvetleri birleþmeden ve ezici bir üstünlük elde etmeden araya girip ve bu koalisyonu parçalamak istiyordu. Ýnanýlmaz bir iradeyle Büyük Ordu, Kuzey Fransa'dan Avusturya önlerine kadar bin kilometrelik bir yürüyüþ yapýp ve Avusturya-Rusya güçlerini Austerlitz'te  yendiði zaman, Napolyon hem kendi rejiminin ömrünü uzatmýþ hem de Fransa'nýn nüfuz alanýný Orta Avrupa'ya kadar uzatarak ayný zamanda 1812'deki Rusya seferinin de önünü açmýþtýr.

Eðer Baþkan'ýn stratejisine baðlý kalýnarak 7 Haziran'dan sonra, Erdoðan ve AKP'nin yýkýlýþý gerçekleþmiþ olsaydý ve Türkiye demokratik bir devrim doðrultusunda yolalsaydý, Türkiye'nin Rusya ve Ýran ile anlaþarak Suriye'ye müdahale etmesi mümkün olmayacaktý. Çünkü düþman Napolyon'un yaptýðý gibi kaynaðýnda ya da daha oluþum halindeyken ezilecekti.

Sayýn Baþkan'ýn stratejiyi deðiþtirmesiyle, Türkiye'de iktidarýn el deðiþimi arasýnda bir bað sözkonusudur ve bu deðiþim stratejinin deðiþimini zorunlu kýlmýþtýr, ki Kandil bunu hiçbir zaman anlamamýþtýr. Ýþte Barýþ Süreci baþladýðý zaman Baþkan, PKK ve KCK'yi bu Türkiye önceliðine göre biçimlemeye çalýþýyordu. Stratejik öncelik Türkiye olduðu andan itibaren artýk Rojava ve Ýran politikalarýnýn da bu yeni stratejiye uygun olarak ele alýnmasý gerekiyordu. Ama burada asýl niyetin, Barýþ Süreci perdesiyle gizlenmesi (Erdoðan da AB politikasýyla aynýsýný yapmýyor muydu!) zorunluydu.

PKK'nin stratejik önceliði Türkiye'ye doðru kayarken, Ortadoðu'daki emperyalist savaþ ve paylaþým kavgasý da stratejinin bir baþka sorununun çözümüne neden oluyordu: Ýran Batý Emperyalistlerinin aðýr baskýsý altýnda olduðu için ve yine Türkiye'nin Suriye'deki bozucu etkisini dengelemek için,Ýran  bir PKK-Türkiye savaþýna dahil olmayacaktý! Eski stratejide bir PKK-Ýran savaþýnda, Türkiye'yi AB üyeliði tutacaktý. Yeni stratejide bir PKK-Türkiye savaþýnda Ýran'ý, Ortadoðu'da emperyalist paylaþým savaþý hareketsiz tutmaktadýr! Bu artýk Barýþ Süreci sonunda ortaya çýkan siyasi tabloda ispatlanmýþtýr. Ýran bir PKK-Türkiye savaþýna dahil olmayacaðýný belli etmiþtir.

Peki bu karmaþýk tablo içerisinde ya da Baþkan'ýn yeni stratejisinde ve Barýþ Süreci içerisinde  Rojava'nýn yeri  nedir? Baþkan'ýn Rojava sorununu kendi devrim modelinden ayrý ele almasý düþünülemez ve de eþyanýn tabiatýna aykýrýdýr. 

Baþkan'ýn amaçlarýndan bir tanesi, Barýþ Süreci boyunca Rojava'yý belirli bir dereceye kadar güvenli hale getirip, Kuzey'de savaþ baþladýðý zaman bütün güçleri Kuzey'e yýkabilmekti. Ancak beklenmedik geliþmeler oldu ve Rojava, IÞÝD aracýlýðýyla Batýlý Emperyalist güçler ve onlarla birlikte hareket eden bazý gerici devletlerin (Türkiye-Suudi Arabistan-Katar ittifaký) desteklediði cihatçý terör örgütlerinin (El Kaide, Müslüman Kardeþler gibi) ortak kuþatmasýna maruz kaldý.

PKK'nin Rojava'daki problemi ile Baþkan'ýn yeni devrim tipinde tartýþtýðýmýz problemin özü aynýdýr. Eðer Kandil Baþkan'ýn yeni devrim tipinin özünü kavramýþ olsaydý, Rojava'da nasýl hareket edeceðini anlardý. Mesele þu ki, Rojava sorunu, Ortadoðu devrimi sorununa baðlý ve bu sorunun ilkeleri ise yeni devrim tipinin ilkeleri içinde bulunmaktadýr.

Yeni devrim tipinde tartýþtýðýmýz temel problem þuydu: Kürdistan'da mevzi kazanýmý ve kurtarýlmýþ alanlar oluþturulmasý (bu noktada Rojava da bir tür kurtarýlmýþ alandýr), sömürgeci devletlerin merkezi yapýlarýnýn zayýflatýlmasý sorununa baðlanmýþtý, ki bu sorun Baþkan tarafýndan doðru konulmuþtu. Rojava deneyimi gösterdi ki, Türkiye ve Ýran gerici rejimlerinden bir tanesi yýkýlmadan ve bu devletlerden bir tanesi tam demokratikleþmeyene kadar, Rojava'nýn "baðýmsýz" bir þekilde güvenli hale getirilmesi mümkün deðildir. Türkiye ve Ýran rejimleri yýkýlmadan ve Rojava ile tam ittifak kuracak bir demokratik irade ve siyasi yapý ortaya çýkmadan, Kandil'in yaptýðý gibi Rojava'nýn güvenli hale getirilmesi ancak tamamen bir emperyalist kampýn kanatlarý altýna girmek ve PKK'nin baðýmsýz politikasýný yoketmekle mümkündür.Bu hareket tarzý, eski devrim tipinin kalýntýsý olup, Baþkan'ýn Demokratik Konfederalizm anlayýþýnýn ruhuna aykýrýdýr.

Belki Kandil Rojava sorununu, Rojhilat üzerinden Ýran sorununa baðladýðý zaman, biçimsel olarak haklý görülebilir. Ama sorunun bu temelde ele alýnmasý da yanlýþtýr. Nedeni böyle bir anlayýþla yani bir emperyalist grubun (Batý Emperyalistlerinin) stratejik baþarýsýna ve önceliðine destek vererek, ikinci adýmda kendisine karþý geliþecek tarihsel olaylarý serbest býrakacak olmasýdýr. Bölgede bir emperyalist kamp, karþý emperyalist kampa ya da kamplara darbe vururken, bu çabasýný baðýmsýz bir politika geliþtiren üçüncü güce karþý, stratejik bir darbe vurmayla koordine edecektir. Bu durum Ekim 2014'te, IÞÝD'in iplerini elinde tutan Batýlýlar ile El Kaide'nin iplerini elinde tutan Türkiye-Suudi Arabistan-Katar ittifakýnýn ORTAK Kobane kuþatmasýyla ortaya çýkmýþtýr ve bunu yok saymak emperyalist politik gerçekliðe gözlerimizi kapamakla eþanlamlýdýr.


Kaldý ki AKP'nin tam iktidar olmasýyla, emperyalist sistem içerisinde çok önemli bir durum ortaya çýkmýþ ve Türkiye'yi Ýran'dan daha zayýf hale getirmiþtir. Emperyalist sistem iki deðil üç kampa bölünmüþ ve bu üçüncü kampýn liderliðine de Türkiye soyunmuþtur.Bu üçüncü kamp, diðer emperyalist kamplardan daha zayýf ve kýrýlgan olup, iç politikadaki köklü dönüþüm ve deðiþimden  dolayý da tarihsel olarak, Ýran'dan daha  zayýf konumdadýr. 1 Kasým 2015'ten sonra, PKK'nin Demokratik Özerklik atýlýmlarýndan sonra yazdýðým bir makalede þu tespiti yapmýþtým: 

"Ortadoðu'da iki küresel (Doðu ve Batý Emperyalist ittifaklarýyla) ve bir bölgesel (TSK ittifaký) yapýya sahip olan ve birbirleriyle ayný derecede düþmanlýk ve çeliþki içerisinde olan üç emperyalist kamp sözkonusudur. Burada TSK ittifaký Doðu ve Batý emperyalistleri arasýna konumlanarak ve her ikisini birbirine karþý kullanarak ve zayýflatarak kendi nüfuz alanýný geniþletmek isteyen bir politika gütmektedir.Türkiye'nin Paris terör saldýrýlarýndan on gün sonra Rus jetini düþürmesi, NATO ile Rusya'yý provakatif þekilde karþý karþýya getirme ve Suriye'de TSK ittifakýný devre dýþý býrakmak isteyen ABD-Rusya dengesini bozmaya dönüktü.Ama görünen o ki, Türkiye bu hedefini gerçekleþtiremedi ve ABD ile Rusya þimdilik Suriye'deki dengeyi korumaktan yanadýrlar. Ama Erdoðan'ýn bu taktiði Türkiye'nin tecritini daha da geliþtirdi ve neredeyse Suudi Arabistan,Katar ve KDP'den baþka dostu kalmadý."

(...)

" Türkiye'nin yeni sünni müttefikleriyle birlikte, her iki emperyalist kamptan bu stratejik kopuþu, dünya siyaseti üzerinde öyle derinlemesine bir etki ve jeopolitik kýrýlma yaratmýþtýr ki, bütün stratejik planlarýn deðiþimini zorunlu hale getirmiþtir.

Bu ortaya çýkan yeni durum bir tür "mucize"dir ama  bu mucize gerçektir! Bu yeni durum Baþkan'ýn Stratejik Denge Konumu politikasýnýn bütün teorik sorunlarýný da çözmüþ durumdadýr. Ortaya çýkan bu yeni durum, PKK açýsýndan eskisinden daha olumlu bir durumun ortaya çýkmasýna neden olmuþtur.

Emperyalist siyasetteki bu yarýlma yani iki güçlü emperyalist kampýn (Batý ve Doðu) yanýnda , tarihsel temeli zayýf ve çürük ve de üstelik her ikisinden baðýmsýz bu TSK ittifaký kampýnýn ortaya çýkmasý, PKK'nin stratejik önceliðinin Ýran'dan Türkiye'ye doðru kaymasýný zorunlu hale getirmiþtir. Bu üç nedenden dolayý zorunludur: 

1- Savaþ Sanatý'nýn büyük ustalarýnýn (Sun Tzu ve Clausewitz gibi) belirtmiþ olduklarý  "düþmanýn zayýf olan yerine saldýr"  prensibi ile uyumludur. TSK ittifaký diðer iki kamptan daha zayýftýr.

2-PKK'nin stratejik gücünün kaynaðý, Batý ve Doðu emperyalistlerinin yeniþememe ve bu temelde birbirlerini dengeleyerek,PKK karþýsýnda zayýf kalmalarýna dayanmaktadýr. Her iki kampýn birbirleriyle savaþmasý, PKK'nin üzerine daha fazla gelinmemesine neden olmaktadýr.PKK'nin kuþatýlýp ve bastýrýlmasý, bir emperyalist kampýn diðerine baskýn gelmesi durumunda olanaklýdýr.Bu dengenin varlýðý PKK için bir güvenlik süpabý iþlevi görmektedir. PKK'nin Ýran stratejik önceliði, dengenin Batý emperyalistleri lehine bozulmasýna neden olarak hemen PKK'nin kuþatýlýp ve bastýrýlmasý sonucunu da doðuracaktýr. Bundan dolayý, Türkiye'nin hem Batý'dan hem de Doðu'dan baðýmsýz bu konumu, PKK'nin stratejik gücünün kaynaðýný oluþturan dengenin bozulmasý zorunluluðunu da ortadan kaldýrmýþ durumdadýr. PKK dengeyi ancak kendi stratejik perspektifinin geliþimine olumlu katký yaptýðý zaman bozma olanaðýna artýk sahiptir.

3-PKK Ortadoðu'da emperyalistler arasý denge bozulmadan, Kürdistan'ýn en büyük parçasý olan Kuzey Kürdistan'da iktidarlaþma tarihsel olanaðýna sahiptir ve bu onun Batý tarafýndan kuþatýlýp ve bastýrýlma politikasýnýn sonu demektir."

(Kemal Erdem, PKK'nin Yanlýþ Stratejik Önceliði ve Bundan Kaynaklanan Taktik Sorunlar Üzerine, Devrimci Bülten Sayý 63, www. komunistdunya.org) 

Türkiye, Suudi Arabistan (ki son dönemde bu ülke de Türkiye için saðlam bir müttefik olmaktan çýkmýþtýr ve tek Katar elinde kalmýþtýr) ve Katar ile ayrý bir bölgesel emperyalist güç odaðý oluþturma politikasýna yöneldiði için, Ýran'dan daha zayýf bir konuma sürüklenmektedir. Ýran'ýn Rusya ve Çin ile olan ikiþkileri onu daha dayanaklý yapmaktadýr. Türkiye olanaklarýyla uygun olmayan hedefler peþinde koþtuðu için daha zayýf bir konuma sürüklenmiþtir.

Baþkan'ýn yeni devrim anlayýþý, Rojava'daki kazanýmlarýn korunmasýný iki biçimde ele alýr: Bir "mutlak" bir de "göreli" korunma olarak. Rojava'daki kazanýmlarýn "mutlak" korunmasý, Türkiye'deki faþist rejimin yýkýlýþýna baðlanmaktadýr. Türkiye'de faþist rejim yýkýlmadan, Rojava'da kazanýmlarýn korunmasý sadece "göreli" yani kýsa dönemli ve istikrarsýz olacaktýr. Ama Baþkan Barýþ Süreci'ni, bir yandan Rojava'nýn göreli istikrarýný ve güvenliðini saðlamak için kullanmak istiyordu , öte yandan da Rojava korkusunu diri tutarak Türkiye ile Barýþ Süreci'ni uzatmayý umuyordu. Çünkü Barýþ Süreci uzadýkça, Edoðan ve AKP'nin altýndaki "siyasi toprak" daha kaygan hale gelecek ve Baþkan bununla birlikte Medya Savunma Alanlarý'nda ezici bir askeri güç biriktirecekti. Bu askeri güçlerin birikimi için zaman gerekiyordu. Barýþ Süreci Kuzey'de geri çekilmeyi olanaklý hale getirdiði için, Rojava için gerekli olan güç kaydýrýmýný olanaklý hale getiriyor ve Rojava Barýþ Süreci ile güvenli hale geldiði zaman da, bu sefer  Kuzey için güç kaydýrýmýna olanak tanýyacaktý. Bu taktik, savaþta güçlerin stratejik önceliðe göre "ardarda kullanýmý" dediðimiz þeydir. Bir diðer nokta, Rojava'nýn Türk devleti (Türkiye deðil) ile olan büyük sýnýrýdýr. Bu sýnýrýn varlýðý, Türkiye'de faþist diktatörlüðün yýkýmýný zorunlu hale getirmektedir.

Baþkan Barýþ Süreci boyunca Rojava'da, devrimin düþmanlarýný yenerek ve Suriye ile Ýran'la da diplomatik iliþki geliþtirerek, en azýndan geçici bir barýþ dönemi elde etmek istiyordu. Ancak beklenen olmadý ve bu durum Baþkan'ýn teorisindeki bir boþluðu da ortaya çýkardý.Bu boþluk KDP-YNK gibi hareketlere karþý PKK'nin doðru tutumu sorunu ve bu temelde Ulusal Kongre sorununun doðru ele alýnmasýdýr.

Barýþ Süreci sonunda Baþkan'ýn öngördüðü gibi, Rojava "göreceli" olarak da istikrar altýna alýnamadý. Baþkan PKK'nin gücünün tek baþýna Rojava'yý geçici olarak güvenli hale getireceðini sanýyordu, ki bu hesap yanlýþ çýktý. Çünkü Batý'lý emperyalist güçler, kendi güçlerini IÞÝD ve El Kaide gibi güçler içerisine saklamýþlardý ve bu terör örgütleri sýradan terör örgütleri deðildiler ve bir tür "Batý'nýn iþgal kuvvetleri" gibi hareket ediyorlardý ve de "Emperyalist Koalisyon"un hava kuvvetleri tarafýndan da korunuyorlardý. Bir çok defa, IÞÝD'e yarayacak þekilde Suriye Ordusu'nun bombalanmasý ve yine YPG'nin sözde bir kaç defa yanlýþlýkla vurulmasý, oyunun ne olduðunu anlamaya yeter.

Batýlý Emperyalistler ve TSK (Türkiye-Suudi Arabistan-Katar) ittifaký, Ekim 2014'te Kobane kuþatmasýný yaptýklarý zaman, PKK'yi bir ikileme sürüklediler: Ya PKK stratejik geri çekilme yapacaktý ve Rojava düþecekti ya da PKK IÞÝD'i Rojava'ya süren Batý'lý emperyalistlerle anlaþacaktý ve Rojava elde kalacaktý. Batý'nýn amacý Rojava'yý IÞÝD aracýlýðýyla ele geçirerek KDP'ye vermek ve bu temelde KDP'yi tamamen kendine baðlamaktý. KDP aracýlýðýyla Rojava Kürdistan'a yerleþerek, gelecekte Esad rejiminin düþüþünde önemli bir mevzi elde etmek istiyordu. Suriye'de bir iþbirlikçi hareketin oluþturulmasý ve güçlendirilmesi ölçüsünde de, rejimin düþüþüne  geçilecekti.Bazý ÖSO'cularýn "Eðit-Donat" programý temelinde eðitilmesinin amacý buydu. Ancak Türkiye ve ortaklarý, Batý'ya baðlý bir iþbirlikçi hareketin Suriye'de iktidara gelmesini istemedikleri için, Türkiye aracýlýðýyla "Eðit-Donat Programý"nýn içeriðini boþalttýlar ve Batý'nýn bu politikasýný boþa çýkarttýlar.

Türkiye ve ortaklarýnýn, Batý'nýn "Eðit-Donat Programý"ný boþa çýkartmalarý, Batý'nýn PKK-PYD politikasýnda deðiþikliðe neden oldu. Batý'lý emperyalistler isteselerdi 2014 Ekim'inde Rojava'yý düþürürlerdi ama yapmadýlar. Çünkü amaçlarý artýk tek Rojava'yý düþürmek deðildi ama PKK'ye "çengel atarak" ve zaman içerisinde yeni bir "Eðit-Donat" programýyla PYD ile YPG'yi PKK'den kopartmaktý. 

Bu politika, PKK-KDP rekabeti yaratarak hem Batý'nýn bölgede tamamen KDP'ye baðýmlý hale gelmesini önleyecekti  hem de Türkiye-PKK rekabeti yaratarak Türkiye sýnýrlandýrýlacaktý. Bu politika Batý'nýn seçeneklerini çoðalttýðý için, Rojava'nýn düþürülmesinden daha ilginçti.Ýþte bu tablo içerisinde ,PKK feci bir hataya imza attý ve Ekim 2014'te Duhok Anlaþmasý aracýlýðýyla Batý ile anlaþma yoluna gitti ve Rojava Batý ile anlaþýldýðý için elde kaldý. PKK'nin hatasý Batý ile anlaþma deðil ama Rojava'nýn "mutlak" güvenliðini Batý aracýlýðýyla yapmaya çalýþmasýdýr.

Baþkan'ýn Rojava'daki hesabý yanlýþ çýktý. Aslýnda buna yanlýþlýk deðil eksiklik demek daha doðrudur. Çünkü Baþkan'ýn Batý'nýn kendi güçlerini "IÞÝD içine gömmesi"ni bilmesi mümkün deðildi. Obama 2010- 2011'de Irak'ta ABD askerlerini çekerken, IÞÝD gibi terör örgütleri içerisine de , özel kuvvetler aracýlýðýyla Batý'nýn askeri güçlerini gömerek, savaþta aldatma taktiðini uyguluyordu. Aslýnda Batý görünürde askerlerini çekiyordu ama esasta ise "baþka kapýdan içeri girerek" çekilmiyordu.

Batý'nýn IÞÝD saldýrýsýnýn amacýnýn, KDP'ye Rojava'da alan açmak olduðunu, Ýmralý Heyeti en son görüþmede Baþkan'a þöyle belirtir: 

"Ý.Baluken: Rojava konusunda bilgilendirme yaptýlar (yani Kandil-KE). Amerika ve Ýngiltere baþta olmak üzere Batýlý güçlerin Rojava üzerinde ciddi planlarýnýn olduðunu ifade ettiler. 

A.Öcalan: Nasýl planlar? 

Ý.Baluken:ABD ve Ýngiltere Rojava'ya siyasi müdahale etme , KDP'yi güçlendirme ve Güney'in parçasý haline getirmeyi amaçlýyor. Oslo görüþmesini yapan ekip de bu iþin içindedir. 

A.Öcalan: Aslýnda  o Ýsrail'dir, hýzla girmek istiyor. Burayý KDP'nin etkisi altýnda devletleþtirmek istiyorlar. Güvenlik çok ciddi tehlike altýndadýr.

KGM: Bu sürece dahil olmak istediler. Biz kabul etmedik. Amerika Kandil'e gitti. Bu görüþmeden sonra Kandil de bir açýklama yaptý. Üçüncü göz olsun dedi.

A.Öcalan: Kandil de, PYD de KDP'nin kontrolüne girmeyecek. Barzani'nin kontrolüne girmiþ güçler tehlikelidir. Bu çizgiye karþý büyük savaþým var. Demokrasi ilaçtýr , kardeþlik ilaçtýr. 

(...)

Ý.Baluken: Üçüncü bir güç olarak KDP ve KCK'yi sözde bir araya getirecekler. Demokratik özerkliði ve kanton sözleþmelerini ortadan kaldýracaklar. Güney'deki gibi federal bir yapý öngörüyorlar.YPG'nin yapýsýný tartýþýyorlar. ENKS'yi nasýl askeri güce dahil edebiliriz diye dayatýyorlar.ENKS ve KDP bu planýn bir parçasýdýr.ENKS bir kaç gün önce yapýlan Rojava'daki seçimlere katýlmadý. Askerlik Kanunu'nu tanýmadýðýný söyledi.Bütün bunlar ciddi bir planlamanýn devrede olduðunu gösteriyor.Bu konuda PYD'ye "PKK'yle aranýza mesafe koyun" þeklinde dayatmalarý var.Görüþmelerde sýk sýk PKK ve Önderlikle olan iliþkiden rahatsýzlýk belirtiliyor." (Ýmralý Notlarý,a.g.e.,s.453) 


Burada çok temel bir soru sormak istiyorum: Batý'nýn IÞÝD aracýlýðýyla Rojava'ya saldýrýsýna olanak saðlayan þey nedir? 


Bu meseleyi farklý bir biçimde baþka bir makalede (PKK-KDP Ýliþkileri ya da KDP'yi "kazanmak")  tartýþtýðým için, burada ayrýntýya girmeyeceðim. Eðer Batý KDP için IÞÝD'i Rojava'ya saldýrtýyorsa, bunun nedeni Kürdistan'da Ulusal Birlik sorununun çözülmemiþ olmasýdýr.Bu noktada PKK'nin hatalarýný da ayný makalede ayrýntýlý olarak belirttim. IÞÝD'in Kürt Ulusal Birliði'nin çatlaklarý arasýnda ilerlemesi, bir Kürt trajedisi olup, Kürt Ulusu için temel bir kaygý kaynaðý olmalýdýr! 

Buradaki hatanýn kaynaðý tek Kandil'de deðil ama Baþkan'ýn katý KDP politikasýnda da yatmaktadýr. Eðer gerekli taviz sistemi ile KDP kazanýlmýþ ve Ulusal Kongre baþarýlmýþ olsaydý, PKK'nin Batý ile anlaþmasýna gerek olmayacaktý.Eðer Kandil Baþkan'a direnecekse, katý KDP politikasýný yumuþatmasý noktasýnda direnmeliydi.Çünkü KDP'ye tavizle elde edilecek Ulusal Kongre, Baþkan'ýn Rojava'da istediði göreceli güvenliði getirecek ve bu Ulusal Kongre örtüsü geçirilmiþ barýþ da, düþmanlarý þaþýrtmak için kullanýlabilecekti.Bu durum PKK'nin Batý ile tam anlaþmasýna engel olarak, PKK'nin stratejik kuvvetlerinin bölünmesine engel olurdu. PKK hep Ulusal Kongre'nin lafýný etmiþtir ama içeriðini nasýl dolduracaðýný bilmemektedir ya da yanlýþ doldurmak istemektedir.


Kaldý ki Baþkan'ýn KDP noktasýndaki tutumu kýrýlmayacak türden de deðildir. Çünkü Baþkan dogmatik deðildir. Bakýn daha 2003'te Bir Halký Savunmak kitabýnda ne yazýyor: 

"Türkiye Kürt sorununu çözmeden Ortadoðu kaosuna iyice girdiðinde,ortaya çýkabilecek geliþmeleri önemle deðerlendirmek gerekir.Kürdistan üzerinde üç kuvvetin çekiþeceði þimdiden açýða çýkmýþ bulunmaktadýr.Birincisi ABD,Ýsrail ve iþbirlikçi Kürtler.Ýkincisi Türk,Ýran ve Arap statükocu güçleri ile az bir kýsým Kürt milisleri ve iþbirlikçi aþiretçi,komprador burjuva kesim.Üçüncü kesim daha aðýrlýklý olup yoksul emekçi,yurtsever,demokrat halktan oluþmaktadýr.Bu tip ayrýþma ilk defa gerçekleþmektedir.Statüko ile hareket eden iþbirlikçi Kürtlerin zamanla erimeleri güçlü olasýlýktýr.Irak'taki Kürtlerin konumundan bu yönlü geliþmeler çýkarsanabilir.Eðer Türk,Ýran ve Arap yönetimleri kendi Kürt reformlarýný yapmazlarsa, yurtsever demokrat Kürtlerle emperyalizmin iþbirlikçisi Kürtler arasýnda her düzeyde farklý ittifaklar geliþebilir.Sonuçta ABD önderliðinde bütün Kürtler koalisyonda yer alabilirler. (abç) Bir uzlaþma imkaný görmezse (Türk,Ýran,Arap yönetimi), PKK önderlikli Kürtlerin de koalisyon güçleri ile iliþkilerini ateþkes ve demokratik çözüm temelinde geliþtirmesi beklenebilir.Bu iliþkiden zaten Irak Arap yönetimi stratejik bir darbe yemiþtir.Irak'ý yýkan ABD,Ýsrail ve Kürt ittifakýdýr."(Abdullah Öcalan,Bir Halký Savunmak,s.458)


Baþkan'dan aktardýðýmýz bu pasajdan ilk bakýþta, Kandil'in Rojava'da ABD önderliðindeki Batý Emperyalistleriyle geliþtirdiði taktik iþbirliðinin doðru olduðu sonucu çýkabilir. Ama bu doðru deðildir. Baþkan "bütün Kürtler" ile birlikte, ABD ve müttefikleriyle ittifaktan bahseder yoksa tek baþýna PKK'nin Batý ile ittifakýndan deðil. Çünkü tek baþýna PKK'nin Batý ile ittifaka girmesi, zamanla ona yedeklenme tehlikesini barýndýrmaktadýr. Baþkan "bütün Kürtler"in ABD ile ittifakýndan bahsederken, bu bütünün Ulusal Kongre etrafýnda geliþtirilecek bir politikayla ortaya çýkacaðýný belirtmek istiyordu. Ulusal Kongre aracýlýðýyla ABD ve müttefikleriyle iliþki kurmak ayrý þeydir, tek baþýna bu iliþkiyi kurmak ayrý þeydir. Ulusal Kongre ya da buna denk düþecek bir Ulusal Birlik politikasý,PKK'nin Batý ile taktik iliþki geliþtirirken baðýmsýz politikasýný sürdürmeye yarayacaktýr.

Ama Baþkan'ýn Rojava'nýn göreli olarak güvenli hale getirilmesi politikasýnda, aðýrlýk Ulusal Kongre'de deðildir. Ulusal Kongre çalýþmalarýyla diðer Kürt hareketlerin baský altýna alýnmasý çalýþmalarý yürütülmekle birlikte, Baþkan Barýþ Süreci sona erdiði zaman Rojava'yý, PKK'yi Ýran-Suriye ekseninde tutarak güvenli hale getirmek istemektedir ve Rojava meselesini de Türkiye üzerinde bir þantaja çevirerek Barýþ Süreci'ni uzatmak istemektedir. Barýþ Süreci sona erdiði zaman, PKK'nin Ýran-Suriye ekseninde kalacaðýný açýkça belirtmiþtir, ki mantýklý olan da budur: 

"Daha önce de anlatmýþtým. Kadeþ Savaþý'nda Hattutaþ'ýn güvenliði Suriye'den geçer. Türkiye'nin güvenliði de buradan geçer. Çökerse Ýran burayý da Suriye'ye çevirir. (KCK'nin mektubunu eline aldý ve yetkiliye hitaben konuþtu) Elli gün içinde ittifaka gitmezlerse , iþte mektupta da bahsediyorlar, eski bloða girebilirler. Suriye-Irak politikasýnda Türkiye deðiþmezse , Suriye-Ýran blokuyla ittifak geliþtirebilirler. Bunu Cuma'ya aynen böyle anlatýn." (A.Öcalan,Ýmralý Notlarý,7 Þubat 2014, s.240)

Bu pasajý analiz etmeye çalýþalým. Çünkü Baþkan'ýn uygulamak istediði politika, Kandil dahil bir çok çevrede anlaþýlmýyor ya da anlaþýlmak istenmiyor. Burada anlaþýlmasý zor olan þey, Baþkan'ýn görünüþte Türkiye ile ittifak ararken aslýnda faþist diktatörlüðü yýkmak için konumlanma yapmasýdýr. Baþkan Türkiye "elli gün içinde ittifaka" gitmez ise, PKK'nin Ýran-Suriye blokuyla hareket edeceðini belirtmektedir,ki Cemil Bayýk'a da bu talimatý açýkça verir. Baþkan'ýn burada "ittifak" dediði þey, "Barýþ Süreci'ni uzatma taktiði"dir. Rojava ile Ýran-Suriye tehditini, bu süreci uzatmak için kullanmaktadýr. Baþkan'ýn bu politikasýný anlamak için, yeni devrim tipini anlamak zorunludur. 

Yeni devrim tipinde, burjuva yasallýk içerisinde hareket eden "yumuþak araçlar" (ideolojik,politik ve kültürel, ki HDK ve HDP'de yoðunlaþmýþtýr) ile bu yasallýðýn dýþýnda hareket eden "sert güçler"in (askeri güçlerdir,ki HPG'de yoðunlaþmýþtýr) birbirini destekleyen diyalektik birliði esastýr. Burada savaþ sanatýnýn doðasýna uygun olarak, yumuþak güçlerin geliþim düzeyine belirli bir sert güç tekabül eder. Her iki uçtan birisi, diðerinden ne ileri ne de geri olmalýdýr ve birbirlerini destekleyecek düzeyde olmalýdýrlar. Barýþ Süreci HDK ile HDP'nin Türkiye'de büyüme süreci olurken,ayný zamanda  HPG'nin Kandil ve çevresinde büyüme sürecidir. Baþkan yüzde onbeþlik oy potansiyeline ulaþan HDP'nin, elli binlik bir gerilla ordusuyla desteklenmesini ister. Bu elli binlik ordunun da sanki Ýran'a karþý konumlandýrýlmýþ gibi (ama aslýnda deðil) tutulmasýný ister. Barýþ Süreci'nin baþýnda Baþkan, Kandil'e þu mesajý verir: 

"Komisyonlar kurulacak. Hakikat Komisyonu da kurulacak. Akil insanlarýn denetiminde olacak. Çekilme o zaman olacak. Köylere geri dönüþ olacak. Bunlarý yapmazlarsa geri çekilme olmaz. "Çekilirsek gerilla biter" görüþüne katýlmýyorum. Çekildiðimiz alanda gerillayý daha da büyüteceðiz (abç)  Suriye var, Ýran var. Þu an Suriye'de elli bin, Kandil'de on bin, Ýran'da kýrkbin var." (A.Öcalan,a.g.e.,s.26) 

Barýþ Süreci HDP'yi büyütme süreciyken, geri çekilme süreci HPG'yi büyütme sürecidir. Baþkan Barýþ Süreci'nin baþýnda "Suriye'de elli bin, Ýran'da kýrkbin ve Kandil'de on bin gerilla var" derken, aslýnda daha böyle bir güç yoktur ve Kandil'e böyle bir güç oluþturma talimatý verir. Burada kavranýlmasý gereken temel nokta, HDP ile HPG'nin "bir tek güç" oluþturmasýdýr. Türkiye'de HDP büyürken, HPG Kuzey Kürdistan'ýn dýþýnda Kürdistan'ýn baþka yerlerine stratejik olarak yoðunlaþamaz! Ýþte Kandil'in anlamadýðý budur!

Baþkan o kadar itinalý davranmýþtýr ki, Kandil'in kafasý karýþmamasý için, Türkiye'de savaþ baþladýðý zaman elli bin gerilla ile saldýrýlmasý gerektiðini belirterek, Ýran'a yöneltilmiþ olan kýrk binlik gerillayla, Kandil'de tutulmuþ olan on binlik gerillanýn aslýnda Türkiye'ye karþý tutulduðunu anlatmak istemiþtir. Bu noktada Kandil'e þöyle demiþtir: 

"Baþarýlý olursam, ne KCK tutuklusu kalýr ne baþka tutuklu. Bu olmazsa elli bin kiþiyle halk savaþý olacak. Ölen ölecek, ben karýþýmýyorum. Yalnýz herkes bilmeli ki, ne eskisi gibi yaþayacaðýz ne de eskisi gibi savaþacaðýz." (A.Öcalan, a.g.e.,s.26) 

Türkiye'de faþist diktatörlük yýkýlmayana kadar, PKK asla Ýran ve Suriye'ye karþý konumlanmayacaktý.Türkiye ile taktik bir anlaþma olsa dahi, PKK Ýran'a karþý konumlanmayacaktý.Türkiye'de demokratik bir devlet ortaya çýkmayana kadar, Türk ve Kürt ulusu ortak bir demokratik devleti "hak eþitliði temelinde" ortaya çýkarmayana kadar ve bu temelde Türkiye cephesi "kapatýlmayana" kadar, PKK Kürdistan'ýn baþka cephelerine stratejik olarak yoðunlaþmayacaktý. Ýþte Baþkan'ýn stratejisi budur ve bunun somutta nasýl olacaðýný ileride göreceðiz.

Baþkan siyasette aldatma taktiðini kullanarak, güçleri Türkiye stratejik önceliðine göre konumlandýrýyordu. Rojava'nýn göreli güvenliðini, Kandil'in yaptýðý gibi Ýran rejiminin yýkýlýþýna deðil, Türkiye'deki faþist rejimin yýkýlýþýna baðlýyordu ama bunu "Barýþ Süreci" perdesi altýna gizliyordu. Baþkan Rojava'daki aldatma taktiðinin aynýsýný, Ýran cephesi için de yapýyordu. Türkiye ile Ýran'ý görünüþte rekabete sokarak, aslýnda Ýran cephesini saðlama alýyordu. Baþkan Kandil'e Ýran ile de ayný þekilde barýþ görüþmelerinin yapýlmasý talimatýný vererek, Ýran ile "taktik barýþý" Türkiye üzerinde baskýya çevirip, Barýþ Süreci'ni uzatmak istiyordu ve bu temelde de Ýran cephesini çaktýrmadan geçici olarak askýya alýyordu. Yani aldatma taktiðiyle aslýnda Ýran cephesini de saðlama alýyordu. Kandil'e þöyle diyordu: 

"Ýran için ateþkes yetmez. Buradakine benzer bir diyalog süreciyle siyasi çözüme gitmek gerekir. Diyalog modu geliþtirilebilir."(A.Öcalan, a.g.e.,s.148) 


Ýran ile ateþkesi aþan ve diyalog düzeyine yükselen bir politik süreç, her ne kadar Türkiye üzerinde barýþ sürecinin devamý için bir baský olarak düþünülüyorsa da aslýnda bu uzun yýllar Ýran cephesinin askýya alýnmasýdýr! Kandil'in Barýþ Süreci'nin baþýnda düþündüðünün tam tersidir! Baþkan Ýran cephesini "çaktýrmadan" ve "asýl niyetini belli etmeden" saðlama alýyordu, ki Türkiye'ye kapsamlý saldýrý sýrasýnda bu zorunluydu. 

Ýþte Baþkan'ýn bütün bu politikalarýný Erdoðan anladý ama Kandil anlamadý!

Bu bölümü stratejik önceliðin bir problemini ortaya koyarak sonlandýralým. PKK'nin stratejik öncelik problemi, Genel ve Özel olmak üzere  iki türlüdür: 1-Genel yani bölgede Kürdistan'ý baský altýnda tutan ülkeler içerisinde hangi ülkeye temel olarak yoðunlaþýlacaðý problemidir, ki bu Türkiye'dir. 2-Özel yani belirlenen ülke içerisinde nereye darbenin vurulacaðýdýr, ki bu ise AKP'dir. Bu ikinci maddenin detaylarýný Baþkan'ýn "siyasi ve askeri planý"ný somutluðu içinde ele aldýðýmýz zaman ele alacaðýz.

Barýþ Süreci sona erdiði zaman PKK, Baþkan'ýn doðru bir þekilde belirlediði gibi, Ýran-Suriye ekseninde deðil ama ABD ve müttefiklerinin ekseninde yeraldý. 

Ama peki neden? 

|
_ _