« ÝMRALI NOTLARI » VE BARIÞ SÜRECÝ (II) (II) K.Erdem VI-Ayný Anda Üç Stratejik Öncelik Olur mu? Stratejik öncelik tespiti yapmak demek, düþmanlarý zaman içerisinde sýraya dizmek demektir. Ama düþmanlarý sýraya dizmek kadar, bu diziliþi doðru bir þekilde yani düþmanlarý doðru sýraya koymak da önemlidir. Hatta bu durum, Çin Savaþ Ustalarý'nýn belirtmiþ olduðu gibi, mümkünse uzun dönemli düþmanlarla, kýsa dönemli düþmanlarý yenmek için geçici taktik ittifaklarý da içermelidir. Çünkü bu durumda kafa karýþýklýðý artacak ve asýl niyetimiz de saklanmýþ olacaktýr.Bu son duruma en güzel örnek, AKP-Gülen Cemaati ittifakýnýn, Kemalist Ordu'yu bastýrýp ve iktidarýn iplerini tam ele geçirmek için, dýþta ABD ve AB ile içeride de bir kýsým liberaller ile yapmýþ olduðu taktik ittifaktýr, ki savaþ sanatýnýn parlak bir uygulamasýný oluþturur. Ama Öcalan'ýn barýþ taktiði, AKP-Gülen Cemaati'nin taktiðinden de ilginçtir. Öcalan ilk adýmda yýkacaðý düþman ile taktik bir anlaþma yapmaktadýr. Siyaset bu kadar ince bir temele oturunca, yüksek bir entellektüel düzey ile kamçýlanmasý zorunludur. Ýþte bu noktada Öcalan yüksek entellektüel düzeyine güveniyordu. Öcalan'da savaþ sanatýnýn bir baþka yanýný görüyoruz: Erdoðan, Kemalist Ordu'nun çeliþkide olduðu müttefiklerine yaklaþarak Ordu'yu tecrit ediyordu, Öcalan ise yeneceði düþmana yaklaþarak onu tecrit etmek istemektedir. Eski bir atasözünün dediði gibi: Dostuna yakýn ol ama düþmanýna daha yakýn ol! Kandil Barýþ Süreci sonunda, dünya savaþ tarihinde eþine az rastlanýr bir hata yaptý ve ayný anda neredeyse "üç stratejik öncelik" durumu ile karþý karþýya kaldý. Aslýnda mesele, Kandil'in kafa karýþýklýðýndan dolayý (ki ideolojik yetersizlikten kaynaklanmaktadýr), Kürdistan'ýn hangi cephesini temel cephe olarak belirleyeceðini (bu hangi devletin temel düþman olarak belirlenmesi sorununa baðlýdýr) bilememesinden kaynaklanmaktadýr. Bir türlü buna karar veremeyen Kandil, Kürdistan'ýn bütün cephelerini açýk býrakarak ve "süreç içerisinde" tehlikenin ortaya çýkmasýna göre pozisyon belirleme (bu gerçek bir planlamanýn olmadýðý ya da varsa yanlýþ yapýldýðý anlamýna gelir) anlayýþýna sürüklenmiþtir.Savaþýn büyük ustalarýnýn her zaman yapýlmamasý gerekir dediði þeyi yapmýþtýr ve sonucun olumsuz olmasý da tesadüf deðildir. Barýþ Süreci baþladýðý zaman Erdoðan, Baþkan'ýn stratejisinin genel çerçevesini yani Baþkan'ýn Türkiye'de sosyal-demokrat politika çerçevesinde demokratik cepheyi büyütüp ve bu cepheyi temsil eden bir legal partiyle (HDP) yüzde on barajýný geçip, AKP'nin tek baþýna hükümet olma olanaðýný yokederek, Türk iç siyasetini önce karýþýklýða sürüklemek sonra da Kandil ve çevresinde topladýðý ezici gerilla gücü ile bu gediði daha da büyütmek istediðini anlamýþtý. Baþkan'ýn HDP ile HPG'yi, birbirini destekleyen "tek bir güç" þeklinde örgütlemesi ve biri çekilirken diðerinin güçlü bir þekilde hemen devreye girerek daha önce baþlanýlan iþi derinleþtirmesi ve sonra tekrar geriye çekilerek, daha önce geri çekilen gücün tekrar öne çýkmasýný saðlamasý, böylece bir tek gücün farklý parçalarýnýn bu "ardýþýk kullanýmý" , faþizmin önce dengesini bozacak sonra da yýkýlýþýný getirecekti. Ýþte Barýþ Süreci baþladýðý zaman, Erdoðan'ýn temel amacý, Baþkan'ýn bu stratejik yapýsýný ve yönelimini nasýl durduracaðýydý. Baþkan'ýn bu yönelimi durdurulmadýðý taktirde, faþist devletin çökeceðini Erdoðan biliyordu. Peki o zaman Baþkan'ýn bu politikasý nasýl durdurulacaktý? Baþkan'ýn Türkiye'deki bu iktidar stratejisinin durdurulmasý sadece ve sadece Kandil'in hata yapmasýna baðlýydý ve Kandil ideolojik yetersizliðinden dolayý, hata yapmaya çok yatkýndý. Erdoðan Baþkan'ýn stratejisini çözmüþtü (Baþkan'ýn onun stratejisini çözmesi gibi) ama bu stratejiye nasýl saldýracaðýný bilmiyordu. Ama Erdoðan'ýn tersine ise Baþkan, Erdoðan'ýn stratejisine nasýl saldýracaðýný da biliyordu. Bu Baþkan'ý bir adým önde tutuyordu ama Kandil'in yeni stratejiyi daha anlamamýþ olmasý da, Baþkan'ýn bu avantajýný yokederek aslýnda taraflarý dengeye getiriyordu. Erdoðan çok doðru bir þekilde, Baþkan'ýn stratejisinin güçlü noktasýný tespit etmiþti. Bu nokta Barýþ Süreci boyunca Kandil ve çevresinde oluþturulacak ve Baþkan'ýn asgari olarak belirlediði elli binlik HPG gücüydü. Bu gerilla gücü orada biriktiði ve de bölünmediði zaman, HDP'nin ilk darbesinden sonra devreye girerek, büyük bir yýkýcý etki yapacaðýný çok iyi biliyordu. Onun için bu güç, Barýþ Süreci boyunca Kandil'de Türkiye'ye karþý birikmemeliydi ve bu gücün birikimini engelleyen bütün taktikler devreye sokuldu. Ayný þeyi yani göreli bir barýþ süreci aracýlýðýyla, büyük stratejik yedekler oluþturma ve muharebenin zamanýný uzatma politikasýný, 1939 Sovyet-Nazi Paktý ile Stalin yaptý ve savaþ baþlayana kadar oluþturulan tümenler ve savaþ malzemeleri, ikinci dünya savaþýnýn kazanýlmasýnda tayin edici yere sahip olmuþtu. Kandil'deki ezici gerilla gücünün ortaya çýkmasý engellendiði zaman, HDP'nin zayýflatýlmasý da mümkün hale gelecekti. HPG'nin stratejik güçleri zayýflatýlmadan, HDP'nin zayýflatýlmasý yanlýþ olurdu. Çünkü hemen devreye girecek olan güçlü HPG, HDP erimesini durdurarak, AKP'nin bozgununa neden olurdu. Bundan dolayý HPG'nin zayýflatýlmasýndan, HDP'nin zayýflatýlmasýna doðru gitmek en doðru yöntemdi. Bu gerçeði bilen Erdoðan, Kuzey'de Barýþ Süreci'ni baþlattýðý zaman hiç zaman kaybetmeden savaþý güçlü bir þekilde Rojava'ya kaydýrdý. Amacý Rojava cephesini büyüterek, HPG'nin stratejik kuvvetlerinin sürekli buraya akmasýný saðlayarak, Türkiye'ye yöneltilmiþ ezici bir gerilla gücünün oluþumunu sürekli zayýflatmaktý. Ama Rojava cephesinin büyütülmesi ve HPG'nin stratejik kuvvetlerinin zayýflatýlmasý politikasý, Türkiye'nin tek baþýna yapabileceði bir iþ deðildi. Bu noktada Türkiye , TSK ittifaký ve Batý Emperyalistleriyle bölgede farklý amaçlar güderek birlikte hareket etmek zorundaydý. Çünkü Rojava devrimi tek Türkiye ve ortaklarýnýn zararýna geliþmiyordu ama Batý Emperyalistlerinin de zararýna geliþiyordu ve Rojava devriminden sonra bu iki kamp (TSK ittifaký ile Batý Emperyalistleri) , Ortadoðu'da "sünni bloku"nu güçlendirmek ve ayaða kaldýrmak için harekete geçmiþlerdi ve de bundan ne Baþkan'ýn ne de Kandil'in tam haberi vardý. Bu durum ise Erdoðan'ý bir adým öne geçiriyordu. Barýþ Süreci'nin baþlamasýndan tam bir yýl sonra (ama elbette bunun çalýþmalarý 2011'e kadar uzanýyordu ve Erdoðan bundan haberdardý çünkü Türkiye de bu çalýþmalara katýlýyordu) yani 2014'ün bahar aylarýnda, odaðýnda IÞÝD ve El Kaide terör örgütlerinin olduðu "sünni blok"un ilk ciddi toplantýsý Ýstanbul Saraybosna'da oldu ve ikincisi 1 Haziran 2014'te Ürdün'de oldu (Bak. 24 Temmuz 2014 tarihli Özgür Gündem gazetesi). 9 Haziran'da Musul ele geçirildi ve sonra da IÞÝD ve El Kaide terör örgütleri Rojava'ya doðru yola koyuldu. Baþkan'ýn yukarýdaki alýntýlarýnýn birinde de gördüðümüz gibi Türkiye'ye "elli gün içinde ittifaka gitmezlerse, PKK eski bloka katýlýr" tehditi yaptýðý sýrada (7 Þubat 2014), iþte Rojava üzerine bu saldýrý dalgasý geliyordu. Türkiye ve ortaklarýnýn,Batý'yla birlikte oraganize ettikleri bu ortak saldýrýda, Türkiye'nin ve Batý'nýn amacý farklýydý ve her iki taraf da istediðini aldýlar. Bütün sorun, TSK ittifakýyla, Batý Emperyalistlerinin bu ORTAK Rojava kuþatmasýna, Kandil'in nasýl karþýlýk vereceðiydi. Ýþte 7 Haziran 2015 genel seçimlerinden sonra Türkiye'de yaþadýðýmýz bütün politik olaylarla, Ekim 2014'teki Kobane kuþatmasý sýrasýnda Kandil'in belirlediði politika arasýnda bir bað vardýr ve bu baðý anlamayanlar olaylarý analiz etmede hep hata yapmýþlardýr. Kandil Kobane kuþatmasý sýrasýnda, almýþ olduðu bir kararla feci bir hataya imza attý.Kandil'in hatasý kesinlikle Batý ile anlaþmasý deðildi ama bu anlaþmayý yanlýþ bir tercihe baðlamasýydý. Kobane kuþatmasý çok güçlü olduðu için, Kandil'in Batý ile anlaþmasýndan baþka bir çare yoktu. Ancak anlaþmayý farklý seçeneklere baðlama olanaðý varken, en kötü seçeneðe baðladý. Bu seçenek, Batý ile direk iliþkiye girip ve Rojava'yý tek baþýna elde tutma anlayýþýdýr. Rojava'nýn tek baþýna elde tutulmasý politikasý artýk Kandil ve çevresinde Baþkan'ýn istemiþ olduðu ezici gerilla gücüne de , Baþkan'ýn stratejisine de elveda anlamýna geldiði gibi, HDP ve onunla birlikte de milyonlarca kitlesi artýk savunmasýz hale gelmiþti. Çünkü HDP ile HPG'nin güçlü birlikteliði kopmuþ ve yüzde onüç oy oranýna ulaþan HDP'yi destekleyecek güçlü bir gerilla desteði yokolmuþtu. Erdoðan artýk istediðini almýþtý ve gelecek planlarýný kendinden emin bir þekilde yapabilirdi. PKK hem Rojava'yý tek baþýna elde tutarak hem de Kuzey'de Baþkan'ýn istediði politikayý uygulayamazdý. Hatanýn nedeni, Kandil'in Baþkan'ýn eski stratejisine göre hareket etmesi ve ortaya çýkan anlýk duruma da, bu eski stratejinin mantýðýna göre tepki vermesidir. Kandil Rojava kuþatmasý sýrasýnda çok basit bir mantýkla hareket etmiþtir. Kandil'e göre nasýl olsa Baþkan'ýn stratejik önceliði Ýran'dýr ve Batý ile Rojava'da anlaþýp ve Rojava'yý birlikte güvenli hale getirip, Ýran rejiminin yýkýlýþýna da Batý ile birlikte katýlýp, parça parça ilerlenmiþ olunacaktýr. Türkiye'nin Batý ile AB ve NATO üzerinden güçlü stratejik baðlarý olduðu ve bu sonuncular Ýran rejiminin yýkýlýþýnda Türkiye'yi baský altýna alacaklarý için ve de Türkiye Batý ile stratejik baðlarý tehlikeye atamayacaðý için,Ýran rejiminin yýkýlýþýna katýlan PKK'nin üzerine fazla gelemeyecektir. Bu noktada Batý ile güçlü baðlarý olan Türkiye'yi HDP'yi büyüterek ve küçük bir gerilla gücüyle destekleyerek durdurmak mümkündür. Bütün bu hesaplar yanlýþ çýktý! Erdoðan Batý-karþýtý gerçek yüzünü aldatma temelinde çok iyi sakladý ve Kandil, Erdoðan'ýn aldatma politikalarýnýn yüzde doksanýný yemiþtir! Kandil Baþkan'ýn eski stratejisiyle hareket ettiði için, Rojava kuþatmasýna da Rojava'yý Batý ile birlikte tek baþýna güvenli hale getirme yanlýþ anlayýþýyla karþýlýk vermiþtir. Sorunun daha iyi anlaþýlabilmesi için, TSK ittifaký ve Batý'nýn ortak Rojava kuþatmasý karþýsýnda , PKK'nin önünde hangi tercihlerin olduðunun ortaya konmasý gerekmektedir.Bu noktada dört olasý tercih vardý: 1-Þimdi yapýldýðý gibi, PKK'nin Batý Emperyalistleriyle Rojava'yý "tek baþýna" elde tutmasý. 2- KDP ile YNK baþta olmak üzere, bütün Kürtler ile ya Ulusal Kongre ya da Ulusal Birlik politikasý temelinde, Rojava'nýn "ortak olarak" elde tutulmasý ve bu ortaklýðý hem Batý hem de Doðu emperyalistlerinin birbirlerini dengeleyecek bir biçimde kurarak, TSK ittifakýnýn "Kürt Koridoru" aracýlýðýyla Suriye'den tecrit edilmesi (az ileride bunu açacaðým). 3-Rojava'nýn yönetiminin KDP-YNK baþta olmak üzere, diðer Kürt örgütlerine býrakýlarak, PKK'nin Rojava'da "Medya Savunma Alanlarý"na benzeyen bir "pasif direniþ" konumunda kalmasý. 4-Rojava'dan tamamen çekilinmesi. Bu tercihler içerisinde en kötü olaný 1 ve 4'tür. Kötü olaný 3'tür ve PKK için en ideal olaný 2'dir.Ama Kandil 1 nolu tercihi yaparak ve böylece Türkiye'yi stratejik öncelikten çýkararak, HPG'nin önemli bir gücünü Rojava'ya kaydýrmaya baþladý. Bunu gören Erdoðan, hemen Türkiye'deki politikasýný deðiþtirmeye ya da bazý politikalarý açýktan uygulamaya baþladý. Erdoðan ortak Kobane kuþatmasýndan ve PKK'nin uyguladýðý yeni Rojava politikasýndan sonra, artýk PKK'nin bir Kuzey savaþýnda "yumruk" deðil "tokat" atacaðýný anladý. Çünkü PKK'nin Kuzey'de artýk yumruk atacaðý gücü yoktu. Kuzey'de artýk PKK blöf yapacaktý, ki bu halk arasýndaki bir deyimle "tereciye tere satmak" gibi birþeydi.Çünkü blöfün ustasý Erdoðan'dý. Kuzey'de savaþ baþladýðý zaman, ama en önemlisi de 1 Kasým'dan sonra Demokratik Özerklik atýlýmý hayata geçirildiði zaman, Erdoðan PKK'nin kendisine atmýþ olduðu tokata yumrukla karþýlýk vererek, PKK'yi sendeletti. Bu politikanýn taban üzerinde çok olumsuz sonuçlarý oldu. PKK'nin Rojava'yý tek baþýna elde tutma politikasý ortaya çýkar çýkmaz, Erdoðan HDP üzerindeki teröre de hýz verdi. Ama bununla birlikte de bir sürü faþist yasa çýkarmaya baþladý.Güçlü bir HPG ile desteklenmeyen HDP'ye önce Suruç'ta sonra da Ankara'da, IÞÝD üzerinden terörle darbe vurarak pasifize etmeye çalýþtý ve sonuçlarýný 1 Kasým'da aldý. Eðer güçlü bir HPG ile "karþýlýklý bir boðazlaþma" olsaydý, Erdoðan daha fazla kan kaybedecekti ve seçimlerde onun oyu daha fazla düþecekti. Ama Erdoðan tabanýný korumayý baþardý.Bunu da PKK'nin yanlýþ Rojava politikasýndan dolayý yapabildi. PKK'nin Türkiye stratejik önceliðini tehlikeye atmadan, uygulayabileceði Rojava politikasý, 2 nolu tercihte bulunmaktadýr ve bu tercih Baþkan'ýn teorisindeki bir boþluðun giderilmesini de içermektedir. Baþkan Türkiye ile "ittifak" geliþmez ise, PKK'nin Ýran-Suriye ekseninde kalacaðýný ifade ederken, Rojava'yý bu eksen ile güvenli hale getireceði þantajýný yapýyordu. Ama Kobane kuþatmasýnda görüldü ki, Ýran ile Suriye'nin böyle bir olanaðý da yoktu.Çünkü bu iki devletin Rojava ile bütün baðlantýlarý,TSK ittifaký ile Batý Emperyalistleri tarafýndan kesilmiþti. PKK Rojava'yý elde tutarak,Ýran-Suriye ekseninde de kalamazdý. Bunu yapabilmesi sadece ve sadece, Rojava'yý IÞÝD'e býrakmasýyla mümkündü. Ýþte bu durum Baþkan'ýn teorisinin týkandýðý noktalardan birisidir ve benim teorim iþte bu noktadan sonra devreye girer. Barýþ Süreci sonunda, PKK'nin Ýran-Suriye ekseninde kalabilmesinin iki yolu vardý. Birincisi Rojava'dan tamamen çekilmek, ki bu kötü bir tercihtir. Ýkincisi, tavize dayalý olarak Ulusal Kongre ya da Ulusal Birlik politikasýyla Rojava'nýn birlikte yönetimi. Kandil Ekim 2014'te, IÞÝD ve El Kaide'nin ortak Kobane kuþatmasý sýrasýnda Batý ile yaptýðý anlaþmayý, Rojava'nýn "tek baþýna" elde tutulmasý politikasýna deðil ama Baþkan'ýn Bir Halký Savunmak kitabýnda belirttiði gibi, "bütün Kürtler" ile birlikte bir Rojava yönetimi oluþturmaya baðlamýþ olsaydý, hem Batý'ya daha fazla baðýmlý hale gelmeyecekti hem de Baþkan'ýn Türkiye için düþündüðü ve Kandil çevresine yerleþtirmek istediði HPG kuvvetlerinin bölünmesini engellemiþ olacaktý. PKK ABD-Rusya dengesini Rojava'da kurabildiði ölçüde, Rojava'nýn göreli güvenliðini ortaya çýkarabilirdi.Çünkü hem ABD hem de Rusya, Suriye'de TSK ittifaký karþýsýnda ve bu ittifakýn bozucu etkilerine karþý, taktik bir ortaklýða sahiptirler. Bundan dolayý Rojava'da ortaya çýkacak olan bir Ulusal Kongre ya da Ulusal Birlik politikasý, sað ve sol kanatlara sahip olarak ve her iki kampý idare ederek, bölgedeki emperyalist dengeyi Rojava'da üreterek, hem Rojava'yý güvenli hale getirmiþ olacaktý hem de PKK'nin baðýmsýzlýðýný koruyarak, PKK'nin Kuzey stratejisini de tehlikeye atmamýþ olacaktý. Rojava'daki bu Ulusal Birlik politikasýnda KDP ve onunla birlikte hareket eden örgütler, ABD ve müttefikleriyle hareket eden sað kanadý oluþturacaklardý. PKK ve onunla hareket eden örgütler ise, Rusya,Ýran ve Suriye'ye yakýn durarak sol kanadý oluþturacaklardý. Ýmralý Heyeti Baþkan ile son görüþmesinde, Rojava'ya IÞÝD'ý saldýrtan Batý'nýn amacýnýn KDP ile KCK'yi bir araya getirmek olduðunu belirtiyordu. PKK Batý'nýn bu politikasýný görünüþte zaman kazanmak için kabul ederek ve Ulusal Birlik politikasýný bir manivela yani destek noktasý olarak kullanarak, diðer kampýn alanýna atlayabilirdi. PKK'nin Ulusal Kongre ya da Ulusal Birlik üzerinden bu karþý tarafa geçiþine, Batý fazla bir þey yapamayacaktý. Çünkü Türkiye ve ortaklarýnýn Suriye'de nüfuzlarýnýn daraltýlmasý politikasýyla uyumluydu. Zaten 2015'in Eylül'ünde Rusya'nýn Suriye'de operasyonlara baþlamasý da bu süreci daha da güçlendirmiþ olacaktý. Burada Ulusal Kongre politikasýnýn baþka bir yanýyla karþýlaþýyoruz. Ulusal Kongre tek Kürt Ulusu içerisindeki bazý ara sýnýflarýn tecrit edilmesi politikasýna hizmet etmemektedir ama eðer yaratýcý bir þekilde kullanýldýðý taktirde, PKK'ye uluslararasý alanda, farklý güçler arasýnda manevra yapma olanaðý da saðlamaktadýr.PKK'nin Ulusal Kongre ya da Ulusal Birlik politikasýný dar bir politik temelde ele almasý, onun taktik potansiyeline de kýsýrlaþtýrýcý bir etki yapmaktadýr. Eðer PKK yukarýda belirttiðimiz Ulusal Kongre ya da Ulusal Birlik politikasýný uygulayabilseydi,bu politikanýn PKK açýsýndan çok önemli sonuçlarý olacaktý: 1- Güney Kürdistan'dan baþlayan ve Rojava üzerinden neredeyse Akdeniz'e kadar uzanan "Kürt Koridoru" , ABD, AB, Ýsrail, Rusya, Ýran, Suriye ve bütün Kürtler ile birlikte pratiðe geçirilecekti. Türkiye bu kadar geniþ bir cepheyi karþýsýna alamayacaðý için, Suriye'ye "Fýrat Kalkaný" gibi bir hareket yapamayacaktý. Fýrat Kalkaný hareketini Türkiye'ye yaptýran, PKK'nin yanlýþ Batý politikasýdýr. PKK Batý'nýn yanýnda durduðu için, Rusya Türkiye'nin Suriye'ye kýsmi müdahalesine izin vermiþtir. 2-ABD-Rusya dengesi aracýlýðýyla oluþturulacak olan Kürt Koridoru, Türkiye'yi Suriye'den tecrit edeceði için, Erdoðan ve AKP'yi iç politikada kýrýlgan hale getirecek ve Baþkan'ýn öngördüðü ezici gerille kuvvetleri harekete geçtiði zaman yani ABD-Rusya dengesinin Türkiye'yi tecrit etmesiyle,PKK'nin kapsamlý savaþý birleþtiði zaman, AKP iktidardan düþmüþ olacaktý. 3-Ulusal Kongre ya da Ulusal Birlik politikasý üzerinden Rojava'da kurulacak olan denge, Baþkan'ýn Kuzey önceliði için öngördüðü stratejik kuvvetlerin azalmasýný önleyecekti. 4- Bu Ulusal Kongre ya da Ulusal Birlik politikasý, bir ÝÇ CEPHE sorunu olan KDP meselesini ve oradan gelecek olan tehditi yokedecekti. Çünkü KDP, Rojava üzerinden Rusya,Ýran ve Suriye ile çatýþma riski içine çekilmiþ olacaktý. KDP'nin Rojava'ya ve onun üzerinden Suriye içlerinde ilerlemesi, onu Rusya,Ýran ve Suriye ile karþý karþýya getirerek,PKK ile uðraþmasýný yokedecekti. Rojava'ya ve Suriye'ye çekilen bir KDP'yi ne ABD ile müttefikleri ne de Türkiye ile müttefikleri rahat býrakacaklardý ve her iki taraf kendi Suriye politikalarý için KDP'yi rampa etmek isteyerek, onunla daha fazla yakýnlaþmak isteyeceklerdi,ki bu durum Rusya ve müttefikleriyle çatýþma demektir. PKK'nin KDP'nin stratejik seçeneklerini çoðaltmasý tek KDP'nin deðil ama PKK'nin de iþine yarayacaktýr! 5- Rojava'nýn göreli güvenliði, Türkiye'deki faþist diktatörlüðün yýkýlmasýna baðlý olduðu için, Rojava'nýn PKK'nin Türkiye stratejik önceliðini tehlikeye atan her türlü güvenli hale getirilmesi yanlýþtýr. Çünkü böyle bir durum kalýcý olmayacaktýr ve üstelik stratejik güçlerin yanlýþ kullanýlmasýna neden olacaðý için, uzun dönemli olarak PKK'yi savunmasýz hale getirecektir. Rojava kendi baþýna bir amaç olamaz. O ancak Türkiye'deki faþist diktatörlüðün devrilmesi noktasýnda ve bu perspektife hizmet eden bir "stratejik araç" olarak düþünüldüðü zaman bir anlam ifade etmektedir. Stratejik araç haliyle Rojava, PKK için bir "atlama tahtasý"dýr ve bu rolü, PKK'nin Türkiye önceliðini tehlikeye atmadan herhangi bir biçim içerisinde oynayabilir. Rojava'nýn Kuzey stratejik önceliði için "stratejik araç" olarak hizmet etme görevi, en ideal olarak Ulusal Kongre ya da Ulusal Birlik politikasý içinde ortaya çýkmaktadýr. Ýþte Kandil bu politikayý hiçbir zaman anlamamýþtýr! Rojava'da bu politika Ulusal Birlik etrafýnda kurulmadan, Baþkan'ýn Barýþ Süreci sonunda Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da uygulamak istediði politikanýn önü de açýlamazdý. Barýþ Süreci'nde PKK için en ideal politika, kapsamlý bir taviz sistemi ile Rojava'da ortaya çýkarýlacak olan Ulusal Birlik politikasýyla, Ýran-Suriye eksenine daha yakýn bir taktik politik konumlanmanýn birleþtirilmesiydi.Bunun dýþýnda PKK için bir çýkýþ mümkün deðildir. Ama Kandil temel bir stratejik belirleme yapmadan ya da Baþkan'ýn eski stratejisine baðlý olarak yaptýðý yanlýþ stratejik öncelik tespitinden dolayý, neredeyse üç stratejik öncelik sorunu ile karþý karþýya kalmýþtýr.Baþka bir ifadeyle bir çok cephede ayný anda savaþma riskiyle karþý karþýya kalmýþtýr. Kandil Rojava sorununu, Baþkan'ýn eski stratejisine baðlý olarak Ýran sorunuyla birbirine baðlamak istemiþtir.Ama Baþkan Rojava sorununu Türkiye sorunuyla birbirine baðlamak istiyordu. Baþkan Ýmralý Heyeti ile görüþmelerinde, Ortadoðu'daki Kürt sorununu Türkiye'den baþlayarak çözmek istediðini ve bu temelde Rojava sorununu Türkiye stratejik önceliðine baðladýðýný bir çok defa üstü örtülü biçimde ifade etmiþtir.Örneðin iþte bu örneklerden birisi: "Kandil de bunu anlamalý. Tarihi bir ittifak doðuyor. (...) Türkiye'deki Kürt sorununun çözümü Irak ve Suriye'deki, hatta Ýran'daki sorunun çözümüdür. Bunun sonrasý Ortadoðu demokratik ittifakýdýr." (A.Öcalan, a.g.e.,s.93) Burada Baþkan'ýn belirtmiþ olduðu Ortadoðu demokratik ittifaký, Kürt Özgürlük Hareketi'nin sömürgeci devletlerle reformlar temelinde elde etmiþ olduðu anlaþmalarla ortaya çýkan ittifak deðildir. Bu sömürgeci devletlerin, yeni devrim tipi temelinde yýkýlmalarý sonucunda, halklarýn oluþturmuþ olduðu demokratik ittifaktýr. Baþkan bu niyetini ve mesajýný, Barýþ Süreci'nin liberal karakterinden dolayý, bu liberal "ambalaj" içerisine sararak Kandil'e gönderiyordu. Peki bu baþka türlü olabilir miydi? Aklý baþýnda herkes bunun baþka türlü olamayacaðýný anlar! Baþkan ile Kandil arasýndaki bu farklý bakýþ açýsý, PKK'yi Ortadoðu kaosunda bir kargaþa içerisine sürüklemiþtir. (devam edecek)
|