[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 38 (1) }
| Devrimci BültenÝÇÝNDEKÝLER
  • AB’nin 17 Aralýk Zirvesi
  • Geniþ Ortadoðu Ýnisiyatifi (II)
  • Enternasyonalizmin Bazý Teorik Sorunlarý Üzerine (I)
  • Politika ve Örgüt
  • Kesk ve Bürokrasi
  • Sendikalar,Sorunlar ve Çözüm Önerileri
  • Teorik Mücadelenin Önemi Konusunda Engels
  • Devrimci Bülten’den Okurlara


AB’NÝN “17 ARALIK” ZÝRVESÝ VE TÜRKÝYE


AB’nin uzun zamandan beri beklenen zirvesi, 17-18 Aralýk 2004 tarihlerinde gerçekleþti. AB’nin bu zirvesi adeta “Türkiye Zirvesi” oldu. Çünkü aðýrlýklý konu, Türkiye’nin Aday Üye statüsünden, üyelik müzakeresi yapabilir statüsüne geçip geçmeyeceði ya da geçecekse de bunun genel çerçevesinin ne olacaðý sorunuydu.

Zirveden çýkan Türkiye kararý, AB’nin politik iradesinin yapýsýný da ele vermektedir. Karar AB içerisinde Türkiye’nin üyeliðini isteyen politik eðilimler ile üyeliðini istemeyen ama Türkiye’nin AB’ye tek taraflý tam baðlanmasýný isteyen politik eðilimler arasýnda bir uzlaþmayý yansýtmaktadýr. Ama AB içerisinde bir denge arayýþý, Türkiye’nin iç siyasetindeki hassaslýklarý da gözönüne almýþtýr. Her ne kadar Türkiye’yi tam tatmin etmese de, müzakere tarihi vermesi (3 Ekim 2005’ten itibaren) ile Ýþbirlikçi tekelci burjuvazi içerisindeki “AB taraftarlarý”ný da cesaretlendirmiþtir.

Ancak müzakere sürecine getirilen yeni koþullar, daha öncede belirttiðimiz gibi, aslýnda Türkiye’nin sürekli aday üye statüsünde tutulmasý demektir. Yani aslýnda Türkiye ileriye doðru yol almamýþtýr, ona sadece bu his verilmiþtir. Türkiye’nin müzakere sürecine getirilen yeni koþullar (bir kaçýný aþaðýda ele alacaðýz), öyle koþullardýr ki, Türkiye’nin mevcut devlet yapýlanmasý ile bu koþullarý yerine getirmesi oldukça zordur. Müzakere koþullarý aslýnda tek taraflý olarak AB’ye, istediði zaman Türkiye’nin üyeliðini kabul etmeme insiyatifini de vermektedir.

Zirve bildirgesinin Türkiye ile ilgili bölümünde yer alan noktalarýn, müzakere sürecinde, Türkiye’de iþbirlikçi tekelci burjuvazi içerisinde çeliþkilerin giderek daha fazla keskinleþmesine neden olmasý kaçýnýlmaz gibi görünmektedir. Çünkü içeride iktidar mücadelesinde “AB karþýtlarý”, bu noktalarý, ister istemez “AB taraftarlarý” karþýsýnda kendi politik çýkarlarý doðrultusunda kullanmaya çalýþacaklardýr. (1)

Bu noktalarý kýsaca ele alalým.

1-Zirve bildirgesi çok açýk bir þekilde AB’nin, 2014 yýlýna kadar olan mali planlarý yaptýðýný ve bu planlar içerisinde yer almayan ülkelerin (örneðin Türkiye), ancak 2014 yýlý sonrasý oluþturulacak planlar tamamlandýktan sonra müzakereleri tamamlayabileceðini belirtmektedir, ki bu Türkiye’nin olasý üyeliðinin 2020-2025’e kadar en azý gerçekleþmeyeceðini göstermektedir:
“Aday ülkenin Birliðe katýlýmýnýn mali yönleri, uygulanan Mali Çerçeve kapsamýnda ele alýnmalýdýr. Bundan ötürü, müzakerelere henüz baþlamamýþ ve Birliðe katýlýmý mali reform gerektirecek kadar büyük mali sonuçlar yaratacak olan adaylar ile müzakereler, olasý önemli mali reformlarla birlikte ancak 2014 yýlýndan sonraki dönemi kapsayan Mali Çerçeve’nin oluþturulmasýndan sonra tamamlanabilecektir. ”(abç) (Zirve Bildirgesi)
Burada önemli olan nokta, Türkiye’nin AB üyeliði uzadýkça, iç politikada belirsizliðin, kararsýzlýðýn, çekiþmelerin kýzýþmasý ve reformlarýn neden olduðu çatlaklardan kitle hareketinin giderek daha da yükselerek, devlet içerisinde önemli çatlaklarýn oluþmasýna neden olmasýdýr. Bu da iktidar için mücadelenin daha da kýzýþmasýna neden olacaktýr.

2-Zirve Bildirgesi Türkiye Hükümeti’nin dolaylý da olsa Güney Kýbrýs’ý tanýyacaðý taahütünü verdiðini resmi olarak beyan etmiþtir. Müzakerelerin baþlamasý için Türkiye Ankara Anlaþmasý çerçevesinde Güney Kýbrýs’ý 3 Ekim 2005’ten önce tanýmak zorunda kalacaktýr. Bu noktayý ÝTB içerisindeki “AB karþýtlarý” özellikle kullanacaklardýr:
“Avrupa Konseyi, Türkiye’nin , yeni AB ülkesi ülkelerin katýlýmýný dikkate alarak, Ankara Anlaþmasý’nýn uyarlanmasýna dair protokolü imzalamak yönündeki kararýný memnuniyetle karþýlamaktadýr. Bunun ýþýðýnda, Türkiye’nin, “Türk hükümeti, Ankara Anlaþmasý’nýn uyarlanmasýna iliþkin Protokol’ü katýlým müzakerelerinin fiilen baþlamasýndan önce ve AB üyeliðinin mevcut durumu çerçevesinde gerekli olan uyarlamalarýn üzerinde anlaþmaya varýlmasý ve tamamlanmasý ertesinde imzalamaya hazýrdýr” yönündeki deklarasyonunu memnuniyetle karþýlamaktadýr. ” (Zirve Bildirgesi)
3-AB, Türkiye’nin komþularýyla olan çözülmemiþ sorunlarýnýn (örneðin Yunanistan ile) Uluslararasý Adalet Divaný’na götürülmesini talep etmektedir, ki Türkiye bu talebi kabul etmiþtir:
“Bu baðlamda, katýlým sürecini sekteye uðratabilecek nitelikteki çözümlenmemiþ uyuþmazlýklarýn, gerektiði taktirde, sonuçlandýrýlmak için Uluslararasý Adalet Divaný’na götürebileceði yönündeki görüþünü teyit etmektedir. Avrupa Konseyi, kaydedilen ilerlemeler konusunda bilgilendirilecek ve konuyu, uygun görüldüðü taktirde, gözden geçirecektir. ” (Zirve Bildirgesi)
Bu noktanýn Türkiye açýsýndan kritik tarafý, Yunanistan ile olan Ege’deki deniz sýnýrlarýnýn menzili sorunudur. Yunanistan deniz sýnýrýný altý milden on iki mile yani Türkiye’nin tam burnunun dibine kadar uzatmak istiyor. (2) Eðer Uluslararasý Adalet Divaný bunu kabul ederse o zaman ne olacak? Üstelik de silahlanmanýn arttýðý bir dönemde. Kardak adasý krizi ile savaþýn neredeyse eþiðine gelen Türkiye ile Yunanistan acaba böyle bir durumda ne yaparlar?

Yine bu çerçevede yani komþular ile iliþkilerin AB’nin istediði duruma getirilmesi sürecinde, Ermenistan ile olan anlaþmazlýklarýn gündeme getirilmesi kaçýnýlmazdýr. Ayrýca Ýran ve Suriye ile olan iliþkilerin AB’nin uluslararasý politikasý ile uyumlaþtýrýlmasý zorunludur. Bu noktalar da iþbirlikçi tekelci burjuvazi içerisindeki taraflar arasýnda önemli düðümler olarak ortaya çýkmaktadýr.

4-Müzakereler sürecinde özellikle bir nokta var ki, iþbirlikçi tekelci burjuvazi içerisinde bir politik kýrýlma yaratacak türdendir:Kürt sorunu.
“Özgürlük, demokrasi, insan haklarýna ve temel özgürlüklere saygý ve hukukun üstünlüðü gibi Birliðin üzerine kurulduðu deðerlerin bir aday ülkede ciddi ve sürekli ihlal edilmesi durumunda, Komisyon kendi giriþimi ya da üye ülkelerin üçte birinin talebiyle müzakerelerin askýya alýnýp alýnmamasýný tavsiye edebilir ve müzakerelerin yeniden baþlayabilmesi için gerekli koþullarý önerebilir. ”(Zirve Bildirgesi)
Bu nokta Kürt sorununda bazý reformlarýn (özerkliðe kadar gidebilecek) yapýlmasý gerektiði anlamýna gelmektedir. Ýþkencenin tamamen önlenmesi, sivil toplum örgütlerinin bir engelle karþýlaþmadan faaliyette bulunmasý yine Kürt sorunundaki reformlar, hiç kuþkusuz, devletin egemenlik alanýnda göreli daralmalara yol açacaðý için, iþbirlikçi tekelci burjuvazi içerisindeki “AB karþýtlarý” tarafýndan hemen bir ihanet ve “güvenlik sorununa dönüþtürüleceklerdir.

5-ÝTB içerisindeki “AB taraftarlar”nýn, ”AB karþýtlarý” karþýsýnda elini zayýflatan ve AB’nin “art niyetini” açýkça ortaya koyan en önemli nokta “müzakerelerin ucunun açýk olmasý”dýr. Yani TC yükümlülüklerini yerine getiremediði ya da getirmediði durumda Türkiye ile olan müzakereler askýya alýnarak üyelik gerçekleþmeyecek ancak Türkiye AB’den de uzaklaþamayacak ve AB’nin dýþýnda ama ona baðlý kalacaktýr:
“Müzakerelerin ortak hedefi Birliðe üyeliktir.
Sonuçlarý önceden garanti edilemeyen bu müzakereler açýk uçludur. Tüm Kopenhag kriterleri dikkate alýndýðýnda, aday ülkenin üyeliðin tüm gereklerini tam olarak üstlenecek durumda olmamasý halinde, aday ülkenin Avrupa yapýlarýna en sýký baðlarla baðlanmasý temin edilmelidir. ”(Zirve Bildirgesi)
Ama bir de baþka bir durum vardýr. Müzakerelerin ucunun açýk olmasý, TC müzakerelerin gereklerini yerine getirse dahi üye olamama durumunu içermesidir. Çünkü Türkiye’nin üyeliðini bazý AB devletleri referanduma götürerek, bazýlarý da parlamentoda oylayarak kabul edeceklerdir. Bu referandum ya da parlamento oylamasýnda çýkacak bir red, Türkiye’nin üye olamamasý ile sonuçlanacaktýr. AB’nin emperyalist politikacýlarý bu gerçeði gözönünde tutarak, Türkiye karþýsýnda biraz da rahat davranmaktadýrlar. Örneðin Fransa, Türkiye koþullarý yerine getirse dahi, kendi politik çýkarlarýna uygun düþmediði için, referandum aracýlýðý ile Türkiye’nin AB’ye giriþine pekala engel olabilir. Sonra da Fransýz emperyalizminin temsilcileri, Türkiye’nin karþýsýna geçip “Ne yapalým halk istemedi” diyebilir! Ama bu arada da Türkiye mali, ekonomik, politik açýdan da AB’ye tam baðlanmýþ olacak ve “eli mahkum” olduðu için, gürültü patýrtý koparsa da, sonuçta “buna da þükür” diyerek kabul etmek zorunda kalacaktýr. Çünkü AB tekelleriyle çýkarlarý iç içe geçen iþbirlikçi tekelci burjuvazinin bir kýsým katmaný, kendi toplumsal çýkarlarýný hiçbir zaman halk için tehlikeye atmaz. Onun AB’ye girme isteði herþeyden önce kendisi içindir. Ve kendi toplumsal çýkarlarýný da ulusun çýkarlarý gibi göstermektedir. Türkiye’nin uluslararasý tekellere baðýmlýlýðýnýn daha da artmasý bu iþbirlikçi tekelci sýnýf aracýlýðý ile olmaktadýr.

Bu yukarýdaki noktalara bir çok nokta yine eklenebilir. Örneðin serbest dolaþým hakkýnýn üye olmaya raðmen sýnýrlandýrýlmasý, tarým politikasýndaki bazý reform dayatmalarý (aslýnda tarýmýn uluslararasý tekellere daha fazla açýlmasý) vs. ama burada bu noktalara girmenin gereði yoktur. Yukarýda beþ noktada belirttiðimiz sorunlarýn, müzakereler sürecinde, iþbirlikçi tekelci burjuvazi içerisinde iktidar mücadelesinin daha da kýzýþmasýna yol açmasý adeta kaçýnýlmazdýr. Böylece bugüne kadar, iþbirlikçi tekelci burjuvazi içerisindeki çeþitli katmanlarýn oluþturmuþ olduðu ve bugüne kadar da itinalý bir þekilde sürdürülmekte olan blok bir çöküþe sürüklenecektir. Ýþbirlikçi tekelci burjuvazi içerisinde çeliþkilerin keskinleþmesi sonucunda, iþbirlikçi tekelci burjuvazinin bütün katmanlarýný bir arada tutan bu bloðun çökmesi, devletin tarihsel ve toplumsal temelinin giderek daha da daralmasýna, böylece de halk kitleleri ile çeliþkilerin de daha da keskinleþmesine neden olacaktýr. Ýþbirlikçi tekelci burjuvazi içerisindeki bloðun çöküþü, iþbirlikçi tekelci burjuvazi içerisinde bir politik eðilimin diðeri üzerinde hegemonyasý ya da diðerini baský altýna almasý anlamýna gelmektedir. Bu da iktidarý ele geçirecek olan katmanýnýn, iktidarý elinde bulundurmasýna raðmen, bloðun çökmesinden dolayý daha dar bir toplumsal temele dayanmasý anlamýna gelmektedir. Yani iþbirlikçi tekelci burjuvazi içerisinde çeliþkilerin keskinleþmesi, giderek bir politik krizin böylece de bir yönetememe krizinin ortaya çýkmasýna neden olacaktýr.

Ama politik geliþmelerin bir baþka olasýlýðý yine vardýr. O da AB’nin politik olarak iflas etme olasýlýðýdýr. Bunun sonuçlarý ise emperyalist sistemin derin bir politik krize sürüklenmesi olur. Böyle bir sürece giren AB’nin Türkiye’de iþbirlikçi tekelci burjuvazi içerisindeki taraftarlarý da tam bir politik açmaz ile karþý karþýya kalýrlar.

Komünist hareket açýsýndan, politik olaylarýn çok yönlü olarak ele alýnmasý ve her sürecin özelliklerine uygun olarak hazýrlanýlmasý zorunludur. Politik olaylardaki ani deðiþikliklere, komünist politikanýn baðýmsýzlýðýný koruyarak gerekli deðiþiklikleri yapmak (ister esnek bir durum isterse de katý bir durum söz konusu olsun) ancak saðlam bir ideolojik duruþ ile mümkündür. En karmaþýk politik olaylar karþýsýnda dahi saðlam bir ideolojik duruþ sergileyebilme yeteneði gösteren bir komünist hareket, politik iktidarý fethetme noktasýnda aslýnda çok önemli bir mevzi de elde etmiþ demektir.

DEVRÝMCÝ BÜLTEN

Devrimci Bülten Sayý 38 Devamý...


(1) MHP ve lideri Devlet Bahçeli açýk bir þekilde AKP hükümetini «vatan hainliði» ile suçlamýþ ve AB’ye çeþitli noktalarda verilen tavizlerin bedelini aðýr bir þekilde soracaklarýný belirtmiþtir. Bu tür açýklamalar gelecekte olacaklarýn adeta habercisi gibidir.
(2) Üstelik Yunanistan Türkiye’ye çok yakýn olan adalarý uluslararasý anlaþmalara aykýrý olarak da silahlandýrmýþtýr.

|
_ _