[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  14-12-2025 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 40 (1) }
| Devrimci BültenÝÇÝNDEKÝLER
  • Ýran Seçimleri ve Bölgesel Etkileri Üzerine
  • Enternasyonalizmin Bazý Teorik Sorunlarý Üzerine
  • Komünist Hareketin Genel ve Kronik Krizi Üzerine
  • Bir Bildiri
  • Türkiye ve Kürdistan Devrimci Kamuoyuna Bir Açýklama
  • Devrimci Bülten’den Okurlara


ÝRAN SEÇÝMLERÝ VE BÖLGESEL ETKÝLERÝ ÜZERÝNE

Haziran ayýnda Ýran’da yapýlan cumhurbaþkanlýðý seçimlerini radikal politik islamýn adayý Mahmud Ahmedinecad’ýn kazanmasý, hem Ýran, hem Ortadoðu, hem de dünya politikasý açýsýndan çok önemli bir geliþmedir.

Ýran’daki politik deðiþikliklerin doðru okunmasý ve deðerlendirilmesi gerekmektedir. Ýran politikasýný irdelerken rol oynayan politik güçleri yalnýzca “muhafazakarlar” ve “reformcular” olarak deðerlendirmek ve bu kaba çerçeve içerisinde olaylarý ve geliþmeleri deðerlendirmek çok yanlýþ bir tutum olur. Çünkü, Ýran’ýn politik yapýsý da, kendi özellikleri içerisinde, Türkiye ve benzeri ülkeler gibi çok karmaþýktýr.

Ýran’da her ne kadar cumhurbaþkanlýðý mevkisi, dini otoritenin (Ruhani Lider) gölgesinde kalýyor ve son sözü bu dini otorite söylüyorsa da, yine de Ýran devleti kurumlarý içerisinde önemli bir yere sahiptir.

Ýran’daki cumhurbaþkanlýðý seçimleri, Ýran devletinin genel olarak yeni bir sürece girdiðinin bir göstergesidir. Ýran’da politik evrimin, niçin bir dizi liberal reform isteyen politik güçlerin deðil de , ultra aþýrý gerici, faþist radikal güçlerin lehine doðru olduðunun ve hangi tarihsel dinamiklerin bunda rol oynadýðýnýn belirlenmesi, komünist teorinin önemle üzerinde durmasý gereken bir noktadýr.

Ýran toplumunun yüzeyinde görünen politik iliþkiler ve þekillenmeler
aslýnda Ýran toplumunun tarihsel yapýsý içerisinde gizlidir. Ýran tarihsel ve toplumsal olarak, dünya ekonomisi ve siyasetinde Türkiye, Ýsrail, Arjantin, Brezilya, Güney Kore vs. gibi yani ihracata dönük bir sanayileþme süreci yaþayan toplumlarýn ekonomik ve politik evriminin ortak özelliklerini barýndýrmaktadýr. Ama bunu kendi özgüllüðü içerisinde, yani teokratik bir devlet biçimi içerisinde yapmaktadýr. Bundan dolayý, Ýran toplumunun yüzeyindeki politik geliþmeler, tarihsel ve doðru bir teorik çerçevede ele alýnmadýðý taktirde yanýltýcý olabilmektedir.

Ýran noktasýnda en önemli sorun, onu doðru bir tarihsel baðlam içerisine, yani dünya ekonomisi içerisinde doðru bir yere yerleþtirmektir. Bu yapýldýðý taktirde, Ýran siyasetinin evriminin yönünü ve özelliklerini daha doðru deðerlendirebiliriz.

1979 yýlýnda Þah rejimini deviren halk hareketi, Ýran’da ithal ikameci sanayileþmenin krize girdiði bir dönemde gerçekleþti. Gerçi dünya genelinde, 1960’lý yýllarýn ikinci yarýsýndan itibaren geliþen ve giderek aðýrlaþan ekonomik ve politik kriz, uluslararasý emperyalist sistemin yapýsal bir kriziydi. Yani, uluslararasý emperyalist ekonomileri derinden sarsan ve sermaye birikim süreçlerini yavaþlatan ve olumsuz etkileyen bir krizdi. Birçok ülkede politik rejimlerin deðiþimine ve devrimci durumun oluþmasýna yol açan bu ekonomik ve politik krizi, (1) uluslararasý emperyalizm yeni üretim biçimlerine geçerek aþtý. Bu dönemden itibaren, birçok yarý-sömürge kapitalist ülke, ithal ikameci sanayileþmeden, ihracata dönük sanayileþmeye yönlendirildi. Ama aslýnda bu yönlendirilme, emperyalist merkezlerdeki uluslararasý tekellerin geçirmekte olduðu evrimin etkisinin bu baðýmlý ülkelere yansýmasýndan baþka bir þey deðildi.

Ýthal ikameci sanayileþmeden, ihracata dönük sanayileþmeye geçiþ de yine ülkeden ülkeye deðiþik özellikler gösterdi. Bazý ülkelerde (Yunanistan, Ýspanya, Portekiz) faþist diktatörlüklerin ezilmesi sonucunda ve burjuva-demokratik biçim altýnda gerçekleþti. Bazý ülkelerde de (Arjantin, Þili, Brezilya, Güney Kore, Türkiye, vs.) askeri darbeler aracýlýðýyla faþist diktatörlüklerin saðlamlaþtýrýlmasýyla bu geçiþ saðlandý. (2)

Ýþte, Ýran da kendine özgü özellikler içerisinde, bu geçiþi, ikinci tipteki ülkeler biçiminde yapmýþtýr. Ancak, Ýran örneðindeki farklýlýk, Þah rejiminin yerini Molla rejiminin almasýdýr. Ama politik rejimlerdeki bu deðiþiklik, hem genel olarak politik yapýnýn özünü hem de ekonomik evrimin yönünü ve biçimini deðiþtirmemiþtir. Sadece bu geliþimin temposu üzerinde yavaþlatýcý bir etkiye neden olmuþtur. Ýhracata dönük sanayileþmenin çeþitli ülkelerde yeni bir ekonomik model olarak benimsenmesi eþitsiz olarak gerçekleþmiþtir. Avrupa’daki, Asya’daki, Latin Amerika’daki ülkeler çok deðiþik dönemlerde bu geçiþi yaþamýþlardýr. Örneðin, Türkiye’nin her ne kadar “24 Ocak Kararlarý” ve 12 Eylül darbesinden sonra bu döneme geçtiði kabul edilse de, özellikle de 1989 sonrasý bu sürece geçmeye baþlamýþtýr.

Ýran’da bu süreç, Ýran-Irak savaþýnýn bitiminden sonra alýnan yeni politik kararlarla baþlamýþtýr. Ne var ki, 1989 krizi bu döneme geçmeye imkan vermemiþtir. Ancak 1992-93 yýllarýndan sonra bu süreç çok yavaþ olarak geliþmeye baþlamýþtýr, ki bu dönem Rafsancani’nin cumhurbaþkanlýðý dönemidir.

Ýran’da dini otoritenin devlet içerisindeki tekelci yapýsý, ister istemez, devletin ekonomi içerisindeki aðýrlýðýný da beraberinde getirmektedir. Böylece Ýran’da iþbirlikçi sanayileþme, yoðun olarak devlet sermayesi biçiminde geliþmektedir. Ama bu iþin özünü deðiþtirmez. Dini otoritenin, iþbirlikçi sanayi burjuvazisi biçiminde ekonomik ve politik kurumlarýn iplerini elinde bulundurmasý, ister istemez iþbirlikçi burjuvalar içerisindeki ideolojik ve politik farklýlýklarý, dini otoritenin egemenliði altýnda bulunan kurumlarýn içerisine taþýmaktadýr. Yani Türkiye’deki gibi ayrý politik partiler biçiminden ziyade, teokratik devlet içerisindeki çeþiti kurumlarý nüfuz altýna alan çeþitli klikler biçiminde kendini göstermektedir. Politik bloklaþma (iþbirlikçi sanayi burjuvazisi içerisinde) partiler bazýnda deðil, çeþitli kiþilerin ya da kliklerin etrafýnda ortaya çýkan politik organizasyonlar biçiminde olmaktadýr: Milletvekili seçimleri, belediye seçimleri, cumhurbaþkanlýðý seçimleri, vs.

Ýran sorununda bir noktayý gözden kaçýrmamak gerekir. O da, “Molla Rejimi” denilen rejimin, kendisinin de sürekli bir evrim halinde olduðudur. Rejim 1979’dan günümüze kadar olan süre içerisinde bir evrim geçirmiþtir. Kendisini dünya ekonomisindeki geliþmelere uyarlamaksýzýn, þu ya da bu þekilde uyum saðlamaksýzýn ayakta kalmasý mümkün deðildi. Ama, Ýran ekonomisinin, dünya ekonomisinin geliþmesine paralel olarak geliþmesi de (Bu geliþme Türkiye, Brezilya, Arjantin, Þili gibi ileri bir düzeyde bir sanayileþmeye dayanmamaktadýr. Ýran’ýn ihracatýnda en büyük kalem, neredeyse yüzde sekseni petrol ihracatýdýr.) Molla rejiminin baðrýnda deðiþikliklere neden olmuþtur.

Ýran, her ne kadar Rafsancani kliði döneminde ihracata dönük bir sanayileþme sürecine girmeye baþladýysa da, politik olarak, ithal ikameci sanayileþme döneminde þekillenen politik anlayýþa sahipti. Ancak ihracata dönük sanayileþmenin ve bununla birlikte bu anlayýþýn politik temsilcilerinin belirli bir toplumsal aðýrlýk kazanmasý ve iç politikada ve dünya politikasýndaki çok önemli deðiþiklikler bu politik geçiþe kapýyý aralamýþtýr.

Ýran’da Ahmedinecad kliðinin iktidarýnýn anlamý, Ýran politikasýnýn temel yörüngesinin, iþbirlikçi sanayi burjuvazisinin orta katmanýnýn politik hegemonyasýndan, iþbirlikçi sanayi burjuvazisinin büyük katmanýnýn politik hegemonyasýna geçiþi karakterize etmesidir. Böylece bu klik ile birlikte, Ýran’da politik iktidar, daha da totaliter ve koyu bir gerici yapýya bürünerek ve bölgede Rusya, Çin ve bazý Avrupa emperyalistleri (örneðin Fransa) ile birlikte Panislamizm temelinde nufuzunu daha da geliþtirmeye çalýþacaktýr.

Böylece Ortadoðu’da üç önemli devletin (Türkiye, Ýran ve Ýsrail) ikisinde (Ýran ve Ýsrail), politik iktidar, iþbirlikçi sermayenin orta katmanýndan büyük katmanýnýn eline geçmiþtir. Ýran’daki geliþmeler hiç kuþkusuz Türkiye’nin iç politikasýný yakýndan etkileyecektir. Gelecekte Türkiye’nin AB ile müzakarelerinin her çýkmaza ya da krize girdiði dönemde, þoven Türk milliyetçileri iktidara gelmek için her fýrsatý kullanmaya çalýþacaklardýr. Bunu yaptýklarý taktirde de mevcut yapýyý ortadan kaldýrmaya çalýþacaklardýr. Eðer Türkiye’nin iç politik evrimi Pantürkist bir yörüngeye kayarsa (ki bu çok büyük bir ihtimaldir), o zaman Irak savaþýnýn, bölgesel bir savaþa bürünmesi kaçýnýlmazdýr. Görünen odur ki, böyle bir savaþýn fitilini Türk iç siyasetindeki evrim ateþleyecektir. Türk iç siyasetinin Pantürkist bir yörüngeye kaymasýyla birlikte hiçbir güç Türkiye-Ýran savaþýný önleyemez.

DEVRÝMCÝ BÜLTEN


(1) Bu kriz, Avrupa’da, Yunanistan, Ýspanya ve Portekiz’de faþist diktatörlüklerin yýkýlmasýna yol açtý. Asya’da Bangladeþ’in ayrý bir devlet olarak ortaya çýkmasýna, Vietnam devriminin tamamlanmasýna ve bir çok ülkede askeri darbelere neden oldu. Afrika’da birçok klasik sömürgenin baðýmsýzlýða kavuþmasýna neden oldu. Ayný þekilde, Latin Amerika’da birçok ülkede askeri darbelerin gerçekleþmesine neden oldu. Sosyal-emperyalist kamp da dahil (örneðin, 1968’de Çekoslovakya’daki hareketin ezilmesi), emperyalist ülkelerde politik huzursuzluða ve karýþýklýða neden oldu. Bütün bunlar dahi bunalýmýn uluslararasý bir karaktere sahip olduðunu göstermektedir.
(2) Elbette ki bu askeri darbelere bir de yeni bir ekonomi politika eþlik ediyordu. Türkiye’de bu ekonomi politikaya “24 Ocak Kararlarý” denmektedir.

Devrimci Bülten Sayý 40 Devamý...

|
_ _