 |
PDK Devrimci Bülten - Sayý 38 (5) |
 |
 |
KESK VE BÜROKRASÝ (A.EKÝM BAHADIR) - Emperyalist kapitalizmin küresel saldýrýsýna karþý küresel karþý saldýrý örgütlenemediði gibi küresel direniþ ve mevzi koruma dahi örgütlenemedi.Örn. kamusal alanýn tasfiyesi ve taþeronlaþtýrma ve özelleþtirmeler. Sendikasýzlaþtýrma ve örgütlülüklerin tasfiyesi. Ciddi tenkisatlar ve asgari ücretle açlýða mahkum edilen yýðýnlar. Tüm bu ana baþlýklar konusunda ne bir perspektife sahip olundu ne de mücadele boyutlandýrýldý.
- Çýkarýlan yasaya karþý yeterince ve geri çekici bir mücadele örgütlenemedi.Mevcut yasa ehven-i þer kabul edilip benimsendi. Yasanýn çýkmasý sonrasýna ertelenen mücadele anlayýþý ile kamu-sen anlayýþýna yaklaþýldý. Ve hala Grevli-toplusözleþmeli sendika talebi ortada dururken mevcut yasaya göre planlanan taktik anlayýþ çok çabuk iflas etti. Stratejik mücadele anlayýþý tümüyle terk edildi. Reform bile sayýlamayacak bir yasaya göre çalýþmalar organize edildi.
- Alan ve iþkolunu temel kabul eden bir çalýþma yapýlmadý. Kamusal alanda iþyerlerinin ezici çoðunluðunda asgari ücretle çalýþtýrýlan milyonlar mevcut. Bunlar sendikasýz ve iþkollarýmýzda sayý olarak önemli bir çoðunluða karþýlýk gelmekteler. Bunlarý ilgilendiren bir perspektife sahip olmamak ciddi bir eksikliktir.
- Mücadele biçimleri artýk kanýksanmýþ ve ciddiye alýnmayan biçimler üzerine bina edilmektedir. Basýn açýklamalarý, mitingler, fax eylemleri gibi.
- Sendikal bürokrasi eðilimi güçlenmiþ olup diri unsurlarýn önü bir þekilde týkanmaya çalýþýlmaktadýr. Bir çok sendikalý aktivist sendikalarýmýza küstürülmüþ olup bunlarýn tekrar kazanýmý için hiçbir þey yapýlmamasý önemli bir eksikliktir.
- Ne kýsa ne orta ne de uzun vadeli programa sahip olunmayýp, süreci belirlemek yerine sürecin kuyruðuna takýlýnmýþtýr. Kuyrukçuluk ve korkunun örgütlenmesinin mücadelemizin önündeki önemli engeller olduðunu kabul etmek gerekir.
- Grupsal anlayýþlarýn tek baþýna sendikal anlayýþý ve sonuçta kitle örgütlerinin en önemli özelliði olan demokrasinin yok sayýlmasýyla özden uzaklaþma eðilimi doðmuþtur.
- Sendikal demokrasinin önemli göstergelerinden olmasý gereken kongre süreçleri; sidik yarýþtýrma ve koltuk kapma-koltuðu koruma adýna anti-demokrasinin, ayak oyunlarýnýn, köylü kurnazlýklarýnýn arenasý haline getirildi.
- Yýðýnsal hareketle ivme kazanýp bugünlere gelindiði hatýrlanýrsa mevcut koþullarda yýðýnlarýn kendini önder sayanlara; önder sayanlarýnda yýðýnlara zerre kadar inancý kalmamýþtýr. Öte yandan her türlü eylemlilik süreci yýðýnlarýn korku ve kaygýlarýný temel aldýðý içindir ki, genel olarak kitle kuyrukçuluðu bile sayýlamayacak bir süreç yaþanmaktadýr.
- Toplumsal dayanýþmanýn bir dönem önemli kaldýraçlarýndan sayýlan emekçi hareketi (örn.Gazi ve Sývas dayanýþmalarý hatýrlanýrsa) bugün kendi sorunlarýnýn bile tarafý sayýlamayacak kadar geri bir pozisyondadýr.
Tüm bu temel eleþtiriler kongre sürecine girmiþ olan Kesk örgütlülüklerinin durumunun vehametini ortaya koymaktadýr. Bu temel gerçekler tespit edilmeden yeni ve olmasý gerekenin üretilmesi olanaklý deðildir. Bu çerçevede yukarda sayýlanlarýn tersi bir süreç olmasý gereken anlamýnda yol gösterici ve tartýþmayý baþlatýcý bir süreç olacaktýr.
SENDÝKALAR, SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERÝLERÝ (A.EKÝM BAHADIR) Sendikalar, proletaryanýn sýnýf mücadelesinin önemli kaldýraçlarýndan olup, sýnýfýn kapitalizme ve burjuvaziye karþý ekonomik-demokratik, sosyal ve politik mücadelesinin yýðýnsal ve kitlesel örgütleridir. Proletaryanýn, günlük hayatýn iyileþtirilmesinden politik kimi taleplere kadar kendisini ifade ettiði, birliðini ve mücadelesini saðladýðý kitle örgütleridir sendikalar. Sendikalar, proletaryanýn kapitalizme karþý verdiði mücadelede toplumsal ideallerine ulaþmada kullandýðý temel araçlardan biridir. Emeðin öz ve temel bir örgütüdür. Komünist toplumun üst aþamasýna varana dek iþçi sýnýfýn kendi öz çýkarlarýný koruduðu, geliþtirdiði ve birliðini saðladýðý bu örgütler sýnýfýn vazgeçilmez bir silahýdýr. Kapitalizme karþý mücadelede ileri bir karakoldur. Tarihsel olarak kapitalizmle yaþýt olan sendikalar , sýnýfýn birlik olmadan baþarýlý olamayacaðý anlaþýla beri var olageldi. Çartist hareket ve Ýngiliz iþçi sýnýfýnýn öncülüðünde dünya çapýnda sýnýfýn en temel örgütlerinden biri oldu. Sendikalar, sýnýfýn en reel, en birleþtirici örgütü olmasýndan kaynaklý olarak, sosyalizmin inþasý ve geçiþin tamamlanmasýna kadar gerek ekonomik-demokratik-sosyal ve gerekse de politik yaþamýn temel unsurlarýndan biri olmak zorundadýr. Ayný zamanda partinin ve öncülerin sonuna kadar etkisine açýk olmakla beraber özerkliðinden taviz vermemelidir. Öncünün ast örgütü haline getirilip özerkliði yok edilirse, öncüdeki her olumsuz hareket ve yozlaþma ile birlikte bu kitle örgütü de ayný yola kolayca girecektir. Sýnýfýn bilinç ve örgütlülük düzeyi ile sýnýfýn çýkarsal reflekslerine azami deðer vermek zorunludur. Aksi halde geriye dönüþler sorunu, sýnýftaki yozlaþma ve gericileþmeyi daha da derin ve yýkýcý hale getirecektir. Bu konu pratik sonuçlarý ve gelecek açýsýndan hakkettiði þekilde ve objektif olarak deðerlendirilip tartýþýlmalýdýr. Sendikalarýn iki temel özelliði vardýr. Birincisi, sýnýfýn önemli bir bölümünü kucaklayan din, dil, ýrk, mezhep vs. ayrýmý olmaksýzýn birlik, bütünlük ve kitleselliðinin saðlandýðý temel bir örgüt olmalarýdýr. Ýkincisi, sýnýfýn kendiliðinden taleplerinin ifade edildiði ve kapitalizme karþý verilen düzen dýþý mücadelenin boyutlarýna ve sýnýftaki yansýmalarýna göre giderek politikleþtiði bir eðitim ve savaþ okuludur. Ve, kesinlikle en önemli özelliði demokratik olmak zorunluluðudur. Gerek eyleminin içeriði, gerekse de iþleyiþ ve yaþam biçimi olarak demokrasi vazgeçilmez olmak zorundadýr. Kýsacasý, sendikalar demokratik ve kitlesel proletarya örgütleridirler. Ülkemizde Durum Ülkemizde sendikalarýn ömrü kapitalizmin geliþme ve ilerlemesiyle yaþýt olmakla beraber aþaðý yukarý 100 yýllýk sayýlabilir. Reji ve demiryolu iþçilerinin bu sürecin öncü kolu olduklarýný söylemeden geçmek haksýzlýk olur. Kapitalizm geliþip serpildikçe proletaryanýn bu örgütü ve mücadelesi de doðal olarak geliþip ilerlemiþtir. Yer yer politik hedefli grev ve direniþler bile örgütlemiþ olan sendikalar, politik önderlik geliþimiyle birlikte, kapitalist devletin faþizan saldýrýlarýnýn boy hedefi haline de gelmiþtir. Ciddi ve düzen dýþýna evirilme eðilimi belirginleþen sýnýf hareketini düzen içinde boðup eritmede ustalaþmýþ olan devlet, bu duruma meydan vermemek için 1952’de sarý sendikalar konfederasyonu Türk-Ýþ'i kendi eliyle kurmuþtur. Türk-Ýþ, kapitalist devletin sýnýf içindeki ajaný ve ehlileþtirici aracý görevini hakkýný fazlasýyla vererek yapmýþtýr ve hala da yapmaktadýr. Ýthal ikameci sanayileþme modeli ve 5 yýllýk kalkýnma planlarýyla palazlanmaya baþlayan burjuvazi gerek ekonomik alt yapýda ve gerekse de üst yapýda egemen hale gelmiþtir. Bu palazlanma ve büyümede kolektif kapitalist olan devlet ile 1940’lý yýllarýn sonundan itibaren, uluslararasý emperyalist tekellerin katkýsýný teslim etmekte yarar var. Sanayiinin yoðunlaþtýðý kentlerde, sýnýf ve mücadelesi artýk sosyalizm mücadelesinin can ve kan bulmasýný da saðlamýþtýr. Burjuvazi ve proletarya arasýndaki mücadelenin en üst seviyesine ulaþtýðý 60’lý yýllarýn sonunda ve 70’li yýllarda, gerek ekonomik-demokratik, gerekse de politik kimi kazanýmlarýn elde edilmesinde sendikalar önemli rol oynamýþtýr. (Elbette DÝSK’in bu sürece damgasýný vurduðunu söylemek gerekir.)Tüm bu dönem boyunca gerek sendikalý-örgütlü iþçi sayýsýnýn ulaþtýðý düzey, gerekse de grev, direniþ, iþgal vs. eylemlerden hareketle sýnýf mücadelesinin keskinleþtiði ve bir kýrýlma noktasýna geldiðini vurgulamakta yarar vardýr. Zira, bu süreçte uluslararasý politik akýmlarýn, bu arada sosyalizmin, geliþme ve ilerlemesinin ülkemizde de etkisini gösterdiði, buna karþýlýk kapitalist-emperyalist kampýn bu süreci tespitiyle birlikte iki karþý saldýrýya geçtiðini, 71 ve 80 faþist darbelerinin sýnýf hareketini ve sýnýfýn yýðýnsal devrimci mücadelesini boðmak-tüketmek-yok etmek amacýyla yapýldýklarýný vurgulamalýyýz. 71 faþist darbesi, bir kurumsallýk saðlamasa ve 80 darbesi kadar geniþ kapsamlý olmasa da, sýnýf mücadelesinde kapitalistlerden gelen karþý saldýrýlarýnýn ne derece ve hangi boyutlarda olacaðýnýn habercisi olmuþtur. 71 sonrasý sýnýf kavgasý, bir iç savaþ ve iktidarýn zaptý mücadelesine evirildi evirilecek derken 12 Eylül 1980 darbesi sýnýfa karþý çok köklü bir saldýrý dalgasýný bir gerçeklik haline getirmiþtir. 80 Eylülü kapitalizmin ülkede yeniden örgütlenmesi anlamýný taþýmaktadýr ve her alanda köklü dönüþümler yaratan bir milattýr. . Bu yeniden örgütlenmenin ekonomik ayaðýný 24 ocak 1980 kararlarý ve ÝMF-Dünya Bankasýnýn yeniden yapýlandýrma programlarý ile birlikte Ýhracata Dönük Sanayileþme modeli oluþturmuþtur. Politik ayaðý ise, faþizmin kurumsallaþmasý ve kolektif kapitalist devletin 82 Anayasasýyla, küçük bir azýnlýk dýþýnda, toplumun hemen her kesiminin günlük yaþamda faþist saldýrý dalgasýndan nasibini almasýdýr. Toplumsal muhalefet, kimi öncü kesimlerin tasfiye edilmelerinin yanýnda, bir bütün olarak korku-baský-yýldýrma ve yok etmeyle hemen hemen tamamen susturulmuþtur. Bunda sýnýfýn ve öncü geçinenlerin sýnýf ile gerçek baðlar üretememelerinin ve direniþ odaklarý yaratamamalarýnýn, politik hareketlerin hemen hepsinin özce küçük burjuva akýmlardan oluþmasýnýn önemi büyüktür. Bu köklü ekonomik yeniden yapýlandýrma ve faþist terör, 80 Eylülü öncesi hemen hemen 3 ile 3. 5 milyonu bulan sendikalý iþçi sayýsýnýn giderek 1. 5 milyonu bulan bir rakama inmesi sonucunu üretmiþtir. Özelleþtirme, taþeronlaþtýrma ve sendikasýzlaþtýrma sacayaklý bu saldýrý hedefine ulaþmýþ görünüyor. Günümüzde tahkim, esnek çalýþma yasasý vs. yasalarla kuþatýlan sýnýfýn öz örgütlerinin ne bir politikasý var, ne de ciddi bir mücadelesi. Tabandan gelen kimi dalgalar (89 bahar eylemlilikleri gibi) saman alevi gibi söndürülmüþ ve bastýrýlmýþ olup, sýnýfsal mevzilerde ileriye doðru kazanýmlar elde edilemediði gibi, gerilemenin-yozlaþmanýn ve yabancýlaþmanýn bugünkü boyutlara ulaþmasýnýn önüne geçilememiþtir. Zira, 80 faþist darbesiyle kurulan politik rejim, psikolojik savaþý 80 sonrasý geliþen Kürt ulusal hareketi ile olan savaþtan öðrendiklerini de kullanarak, sýnýf üzerinde bilfiil uygulamýþtýr. Bu durumdan diðer bir sorumlu da, politik hareketlerin küçük burjuva niteliði ve marjinalliði ile birlikte, sýnýfla býrakýnýz kalýcý iliþkiler kurmayý geçici baðlar bile kuramamalýdýr. Tekil kimi direniþlerde baðlar kurulsa bile, çalýþma, eylem ve politika biçimlerinin yanlýþlýðý nedeniyle zamanla bu baðlar da tüketilmiþtir. Bu süreçte, baðýmsýz geliþen ve sýnýfýn diðer katmanlarýna göre nispeten daha hareketli ve militan bir hareketten bahsetmek gerekiyor. O da, 657’ye tabi memur sayýlan iþçi kesiminin örgütlenme ve mücadelesidir. Çok ciddi eylemliliklerden geçen ve aþaðý yukarý 15 yýllýk bir maziye sahip 657’lik iþçiler ve sendikalarý da düzen içinde boðulup hapsedilmiþ olup, sahte sendika yasasýyla cendereye alýnan hareket hýzla bürokratik-sarý sendikacýlýðýn tuzaðýna düþmüþ durumdadýr. Devrimci ko. . . lerin etkinliðinin olmamasý nedeniyle bu süreci tersine çevirmek þimdilik uzak görünmektedir. Günümüz Türkiye’sinde ciddi bir iþçi hareketi, ulusal hareket veya genel bir halk hareketinden bahsetmek zor, hemen hemen imkansýzdýr. Cýlýz ve hemen hemen halktan tamamen kopuk olgulardan bahsetmiyoruz doðal olarak. Ulusal hareket de, uluslararasý operasyonla, düzen içinde diðer toplumsal hareketlilikler gibi boðulmuþtur ve de boðulacaktýr. Bugünkü durum tam da yukarýdaki gibidir. Proletaryanýn sendikal örgütlenme derecesi düþüktür. Sendikalý iþçi sayýsý, üç büyük iþçi konfederasyonunun varlýðýna karþýn, bunlarda örgütlü iþçi sayýsýna 657’ye tabi olanlarý da dahil edersek, 2. 5 milyonu bile bulmamaktadýr. Sýnýfýn öz örgütleri olan sendikalarda örgütlü iþçi sayýsý, toplam iþçi sayýsýnýn %25’ine bile denk düþmemektedir. Ýþsizleri ve gizli iþsizleri de hesaba katarsak, örgütsüzlüðün ne boyutlara vardýðý anlaþýlýr sanýrýz. Kýsacasý, mevcut durumda sendikalar sýnýfýn öz örgütleri, refleks, dayanýþma, hak-çýkar, eðitim-savaþ okullarý olmaktan çýkmýþ ya da çýkarýlmýþlardýr. Sendikalarýn ezici çoðunluðu tabela örgütünden ibaret olup, kongreden kongreye sandalye-makam-koltuk kavgasýna arenalýk eden, zaman zaman yýðýnlarýn enerji birikimini çeþitli içi boþaltýlmýþ eylemlerle deþarj eden göstermelik derneklere dönüþmüþtür. Sendikalar, tam anlamýyla, bürokratik-sýnýf iþbirlikçisi sarý sendikacýlýk anlayýþ ve ilkelerinin egemen kýlýndýðý marjinal örgütlere çevrilmiþtir. Bu arada, çeþitli sendikal anlayýþlara da vurgu yapmadan geçmek, tarihsel anlamda bu olumsuz gidiþatýn eksik tespit edilmesini beraberinde getirecektir. Anarko-sendikalist anlayýþ bir yanda sendikalarýn hiçbir biçimde politikayla uðraþmamasý gerektiðini öne sürerken, öte yandan da bu yýðýnsal örgütlerin anarþist tarzda hareket etmesini ileri sürmektedir. Sendikalizmin temelini sendikalarý politik örgüt olarak görmek, sýnýfýn nihai hedeflerini klasik reformcu taleplerle sýnýrlamak oluþturur. Yýðýnlarýn kendiliðinden bilincini aþamayan ve komünist-devrimci sendikacýlýðýn temeli olan, sýnýfa politik bilinç kazandýrýp bilinç sýçramasý yapmayý yok sayan, kendiliðinden mücadeleye tapýnmayý tek kutsal yöneliþ sayan bu anlayýþ, çaðýmýzýn klasik sendikacýlýðýnýn ve adýna çaðdaþ sendikacýlýk dedikleri bulamacýn reel görünümüdür. Sýnýf, politikayla ve düzenle uðraþmamalý, mevcut kapitalist boyunduruða boyun eðmeli, sýnýf üretim ve tüketimde egemen sýnýfla iþbirliðini esas almalýdýr. Öncü politik güçler, sýnýfýn bilincini politik bilince çevirmeyi ve sýçratmayý býrakmalý, yýðýnlarýn seviyesine inip o düzeyde düþünmeli ve yaþamalýdýr. Sýnýf, mevcut olanlarý korumaktan bile acze düþmüþken onlara önerebilecekleri bir tek politikalarý bile yoktur. Bu tarz bir sendikal anlayýþýn ne eylemsel içeriðinin, ne de iþleyiþsel sürecinin demokratik olmadýðýný söylemeye gerek bile yok. Tamamen antidemokratik merkeziyetçi ve bürokratik bir sendikal anlayýþtýr. Öte yandan, 657’ye tabi iþçilerin sendikasý olan KESK’te ise benzer süreçler yaþanmakta olup, yozlaþma ve gericileþme tavana vurmuþ bulunmaktadýr. Örnek model olarak diðer iþçi sendikalarý alýnmakla birlikte, bir tek farký vardýr ki, o da kimi politik akýmlarýn KESK’i birer arka bahçe, birer ast örgüt haline getirmeye çalýþmalarýdýr. Son bir kaç yýllýk geliþmeler bu tespitin ne kadar doðru olduðunu ve gidiþatýn bu yönde evirilip önemli mesafeler alýndýðýný göstermektedir. Sendikalar, günümüz Türkiye’sinde sýnýfýn genel çýkarlarýný hedef alan bir çalýþma, plan ve programdan ziyade ve azade olmak üzere, günübirlik pratik çalýþmalar içine girmekte, eylemci unsurlarýn enerjileri bunlarla boþaltýlmakta ve iþçi sýnýfýnýn gözü boyanmaktadýr. Klasik çalýþma ve eylem biçimlerini faydalý kýlýp onlarý aþan yeni ve üretken bir anlayýþtan tamamen uzaktýrlar. Yeri gelmiþken, son yirmi yýlýn popüler sendikacýlýk anlayýþlarýndan biri olan ve esasýnda sýnýf sendikacýlýðýnýn içini boþaltmak için ortaya atýlan sözde sýnýf ve kitle sendikacýlýðýndan bahsetmeden geçmek olmaz. Sýnýf, zaten, bilindiði üzere, özlü olarak, üretim araçlarýyla iliþkileri bakýmýndan ortak çýkarlara sahip olan ve yaþamlarýný benzer koþullarda sürdüren büyük insan gruplarý ya da büyük insan topluluklarý (kitle) olarak tanýmlanýr. Sýnýf ve kitle sendikacýlýðý tanýmý bir kelime oyunu olup, esasta sýnýfsal program ve politikalarýn içeriðini boþaltma amaçlýdýr. Öte yandan, bu tür taným ve kavramlar sýnýfýn eyleminin içeriðini ve programsal görüþlerini etkilediðinden, onlarýn iyi niyetle yapýlmýþ olduklarýný düþünmek saflýk olur. Kavram ve tanýmlar politika ve programlarýn en yalýn ve kýsa ifade biçimleridir. Bu saçmalýk sýnýftan uzak tutulmalý ve buna karþý ideolojik ve teorik savaþým verilmelidir. Demokratik Merkeziyetçilik Bir kitle örgütü olarak sendikalar, hem eyleminin içeriði ve hem de iþleyiþ itibarýyla demokrasiyi vazgeçilmezi yapmak zorundadýrlar. Demokrasiyi iþleyiþ esasý olarak ele alýrsak þu baþlýklarý öne çýkarmak zorunludur. Eylemde birlik ve ajitasyon-propagandada özgürlük temel þiarýndan hareketle, sendika-içi demokrasi, herkesin kendini özgürce ifade edebildiði, azýnlýðýn çoðunluða dönüþme hakkýnýn güvence altýna alýndýðý, kararlarýn aþaðýdan yukarýya doðru alýnýp yukarýdan aþaðýya doðru uygulandýðý, söz, karar ve yetki hakkýnýn gerçekten tabanda olduðu, seçilmiþ yöneticilerin istendiði anda geri çaðrýlabildiði vs. temel demokratik özgürlükleri içermelidir. Kendi içinde demokrasiyi yaþatmayan bir örgüt ya da kiþi nasýl demokrasi ve özgürlük mücadelesi verebilir?Böylesi bir iç yaþama sahip olmayan bir örgüt bürokratik merkeziyetçidir. Burada, seçim sisteminin de model olarak demokrasiyi etkilediðini vurgulamakta yarar var. Þu ana kadar uygulanmayan ve bürokratik merkeziyetçi sendikal anlayýþlarýn bulaþýcý bir hastalýktan kaçar gibi kaçtýklarý ve seçimlerde demokratik temsil olanaðý saðlayan nispi temsil sisteminin, mevcut sistemlerden çok ileri olduðu gerçeðinin altýný çizmekte yarar görüyoruz. Merkeziyetçilikte ise esas olan, eylemde birliði saðlamaktýr. Özgürlük ve demokrasiyi dýþlamadan. . . . . Bir kez demokratik bir karar alýndý mý onun uygulanmasý esas alýnmalýdýr. Tartýþýlacak her þey eylem sonuna býrakýlmalýdýr. Aksi halde anarþizm kaçýnýlmaz olur. Örgüt, elbette ki tüm üyelerince yönetilecektir; ama onlarýn demokratik süreçte seçtikleri yöneticiler aracýlýðýyla ve seçilmiþ yöneticilerin istendiði anda geri çaðrýlabilmeleri kaydýyla. Bu iki temel ilkenin doðru harmanlanýp bütünleþtirilmesi yaþamsaldýr. Zira, iki ucu keskin býçak olarak hassas bir dengede tutulmazsa bir tarafta bürokratik sendikalizm, öte tarafta anarþi ve kaos kaçýnýlmaz olacaktýr. Çalýþma ya da eylem biçimlerinin eskidiðini söylemek olanaklý deðildir. Belki üretken çabalarla çeþitlendirilip etkinliði arttýrýlabilir. Ama, çalýþma ve eylem biçimlerindeki esas sorun, içeriklerinin boþaltýlmasý, sýradanlaþtýrýlýp günü kurtarmaya yönelik olmalarý;öte yandan politikasýz-programsýz olunduðundan sýnýfýn enerjisinin hedefe kilitlenmeden deþarj edilmesidir. Diðer yandan, bir çok eylemci, bürokratik sendikal anlayýþtan ve bu programsýz-politikasýz çalýþma biçimlerinden yýlmýþ ve köþeye çekilmiþtir. Umutsuzluk, karamsarlýk ana eðilim olmuþtur. Bu sýnýfýn kendisi için de aynýdýr. Artýk o kadar kanýksanmýþtýr ki, bir çok þey artýk kendini bile yeniden üretememektedir. Güvensizlik, gerek sýnýfýn kendisinde ve gerekse eylemcilerde diz boyudur. Bu sorun aþýlmadýkça gerçekten ne sendikalarda, ne de genel politikada bir aþama kaydetmek olanaklý olur. Sonuç Genel olarak gidiþatýn olumlu olduðunu söylemek olanaklý deðildir. Bürokratik merkeziyetçi, hatta yer yer faþizan uygulamalarý esas alan sendikal anlayýþlarýn etkinliði kýrýlmadan, sýnýf sendikacýlýðýný tesis etmek ve sýnýfýn önündeki engelleri kaldýrýp devrim ve sonuçta ko. . . düzene geçmek olanaksýzdýr. Bu yüzdendir ki, mevcut anlayýþlarý gerek ideolojik-teorik platformda ve gerekse de eylemsel-pratik platformda hem tanýmak, hem de sýnýfýn gözünde deþifre etmek zorunludur. Bununla da kalmayýp alternatif ve olmasý gereken anlayýþý her açýdan ortaya koyup sýnýfý seçeneksizlikten seçeneðe (kendi seçeneðine) sýçratmak gerekmektedir. Bu uzun soluklu mücadele , ko. . toplumsal ideallerin gerçekleþmesinde temel öneme sahiptir. Zira, sýnýf için bir okul, savaþ ve eðitim alaný olan sendikalar, gerçek sýnýf örgütleri haline ancak bu temel anlayýþla gelebilirler. Bu süreci doðru kavrayýp doðru hamleler yapmak ve ayrýca hýzlý davranmak gereklidir. Demokrasiyi bir yaþam biçimi olarak algýlayamamýþ ve yaþamamýþ bir toplum ve onun temel kaldýracý olan proletarya, nerede, ne zaman ve nasýl patlar kestirmek zordur. Bizim gibi ülkelerde süreç ani sýçrama ve düþüþlerle karakterize edilir. Ani sýçramalara hazýrlýk her alanda olduðu gibi, sýnýfsal temel çalýþma alaný olarak sendikalarda daha da öne çýkarýlmalý ve bilince kazýnmalýdýr... Aktivistlerin bu alandaki politik-ideolojik-pratik eðitimi önem kazanmaktadýr. Süreç ani sýçrama, volkanik patlamalara hýzla evirilmektedir. Görev zorlu ve aðýrdýr. Ama geliþmeler bizlerin lehinedir. Yeter ki görmesini bilelim ve hazýrlýðýmýzý çok yönlü olarak yapalým. Devrimci Bülten Sayý 38 Devamý...
|
 |
|
|
|